Öne Çıkanlar Muttalip Ünlüer T.C Dışişleri Bakanlığı turkey holiday kusadasi ingiltere müslüman

TÜRKİYE'DE SAĞLIK TURİZMİ
Türkiye Termal Turizmin Yıldızı Olabilir mi? 

Yalova Termal kaplıcalarında tek İslami otel olan ELYSİUM THERMAL HOTEL & SPA oteli sizler için inceledik.


Yakın gelecekte Türkiye, Avrupalıların kaplıca tedavisi ve sağlık turizmi için ziyaret ettikleri başlıca Avrupa ülkesi olmaya aday. Ancak, gerek hizmet, gerek tıbbi yönetim ve hizmetler ve gerekse de eğitimli ve deneyimli personel açısından eksiklerimizi hızla tamamlamak gerekiyor. Yoksa, tesis ve konaklama nitelikleri ve misafir etme hizmetlerindeki avantajlarımızı, sadece teknik donanım ithali ile destekleyerek sağlık ve termal turizmdeki Avrupa kalite standartlarına ulaşmamızın olanaksızlığı ortada.

Kaplıca, Termal denilince Türiye'de ilk akla gelen İstanbul'a en yakın bölge olan Yalova gelir.
Yalova Kaplıcaları sağlık turizmi ve Termal turizmde en ön sıralarda yer alır.

Yalova Termal kaplıcalarında tek İslami otel olan ELYSİUM THERMAL HOTEL & SPA oteli sizler için inceledik.

Bölgede bir çok hotel, motel, apart, pansiyon bulunmakta Elysium Hotel ise geniş kapsamlı ve kurumsal kimliğinin yanı sıra misafirlerini evindeymiş gibi hissetiren ev sıcaklığında termal şifa sunuyor.


Rahmi Çağrı KAYA Genel Müdür General Manager
İsmail Karakaş Turkish Press News genel yayın yönetmeni


"Otelimiz Yalova Termal ilçesi Gökçedere mahallesinde bulunmaktadır İslami konseptte çalışan ve bu hassasiyetlere uygun olarak hizmet eden   toplamda 88 oda 235 yatak kapasitesi 2 adet toplantı salonu biri 150 diğeri 100 kişi kapasiteli 1 ana restaurantımız 250 kişi oturma kapasitesine sahip 1000 m2 kapalı spa alanımız Erkek ve Kadın ayrı olmak üzere kapalı termal sıcak şu yüzme havuzları, Türk hamamlarımız ,buhar odalarımız, buz kürlerimiz ,Aile sıra banyolarımız ve Otelimizin 7.katında açık termal sıcak şu yüzme havuzumuz sabah saat 9:00 ile 14:30 arasında sadece Kadın misafirlerimizin kullanımına özel hizmetimiz mevcuttur.

Bölgede İslami hassasiyetlere uygun çalışan tek 4 yıldızlı otel olmak ile beraber 5 yıldız standartlarına haiz bulunmaktayız." Şeklinde konuştu.

Türkiye'de Termal Turizmi ne durumda?

Günümüzde, daha kaliteli sağlık hizmetini, daha uygun fiyatlarla ve daha kısa bekleme süreleri içerisinde almak amacıyla sağlık turizmi kapsamında ülkeleri dışına çıkan yıllık 30 milyon insan trafiğinden söz edilmektedir. Dünyadaki sağlık turizmi harcamaları ise yaklaşık 500 Milyar Dolar ile ifade edilmektedir. Bu rakamın 2023 yılında 1 trilyon dolara ulaşacağı tahmin edilmektedir.

Ülkemiz özellikle son yıllarda, Sağlıkta Dönüşüm Programı ile ulaştığı kaliteli sağlık hizmeti sunumu sayesinde, hem kendi vatandaşlarımıza hak ettiği kaliteli sağlık hizmetini sunmakta, hem de hızla gelişen sağlık turizmi potansiyeli ile dünyada en çok tercih edilen ülkeler arasında üst sıralara yükselmektedir. Amacımız öncelikle yakın komşuluğumuzdaki bölge ülkeleri olmak üzere, tüm dünyada kaliteli, hızlı, etkin sağlık hizmeti almak isteyenlerin taleplerini en başarılı şekilde karşılamaktır.

Hedefimiz sağlık turizmi alanında en çok tercih edilen ülkeler arasında ilk iki sıraya yükselerek, 2023 yılında 20 Milyar dolar yıllık sağlık turizmi geliri elde etmektir.

Ülkemiz 4 saatlik uçuş mesafesinde yaklaşık 1 milyar insana ve 57 ülkeye hitap eden önemli bir jeografik konuma sahiptir. Türkiye, Türk Hava Yolları gibi dünya da en çok noktaya (120 ülke, 299 şehir ve 302 havalimanı) uçuş yapan bir ulusal havayolu markası ile ulaşım kolaylığı sayesinde sağlık turizmi için en ideal bölge olarak değerlendirilmektedir.

Özellikle hekimlik kadrolarında üst düzey uzmanlaşmış nitelikli insan kaynağı yanı sıra coğrafi yapısı, mevsimsel avantajları, kaliteli sağlık hizmeti sunumu, dünya standartlarında teknolojik ve tıbbi donanımı, Avrupa’ya kıyasla %60’lara varan uygun fiyat avantajı, dünyada ilk sıralarda yer alan termal yeraltı kaynakları,  dünyada hızla artan yaşlı nüfusa nazaran genç ve dinamik nüfusu ve tüm bunlara ek olarak geleneksel Türk konukseverliği ile dünyada parlayan yıldız konumunda olan Türkiye’nin, sağlık turizminde de en çok tercih edilen ülkelerinden birisi olmasının önünde hiçbir engel yoktur.

Ülkemizde JCI tarafından akredite edilmiş Avrupa Standartlarında hizmet sunan 48 adet sağlık tesisimiz bulunmaktadır. Ancak bu alanda en üst düzeyde kaliteli sağlık hizmeti veren, Bakanlığımız denetimindeki özel ve kamu tesislerinin sayısı bundan çok daha fazlasıdır. Bu yıl hizmet sunmaya başlayan Şehir Hastaneleri de ülkemizin sağlık turizminden aldığı payın artışında çok önemli katkılar sağlayacaktır.

Ülkemize sağlık turizmi ve turistin sağlığı kapsamında gelen hastaların sağlık hizmetine kolay ulaşmalarını sağlamak amacıyla Uluslararası Hasta Destek Birimi Tercümanlık ve Çağrı Merkezi (UHDB) 0 850 288 38 38 çağrı numarasıyla Almanca, Arapça, İngilizce, Rusça, Farsça, Fransızca olmak üzere 6 (altı) dilde 7 gün 24 saat hizmet vermektedir.

Türkiye jeotermal kaynaklar açısından Dünya çapında bir potansiyele sahip olup, Avrupa’da kaynak potansiyeli açısından birinci, kaplıca uygulamaları konusunda ise üçüncü sırada bulunmaktadır. Termal su potansiyelinin yüksek mineralizasyon içeriği sayesinde etkin tedavi edici özelliklere sahip olması ile birlikte zengin kültürel, doğal ve iklimsel özelliklerle birleşmesi termal sağlık turizmi yanı sıra ileri yaş turizmi ve wellness ortamının oluşmasını sağlamaktadır.


Ülkemiz topraklan üzerinde kaplıcaların sağlık ve tedavi amaçlı kullanım geçmişi bin yıllara kadar uzanan ve halen süren bir gelenektir. Aslında, bu gelenek hemen tüm uygarlıklarda var olmuştur. Günümüzde de, tüm kıtalarda, daha çok Güney, Orta ve Doğu Avrupa, Asya (Orta Doğu, Japonya, Çin, Türki Cumhuriyetler) ve Güney Amerika (Arjantin, Meksika, Kolombiya) ve Kuzey Afrika (Fas, Tunus) ülkelerinde yaygınlığını korumaktadır. Ancak, ülkemizin de içinde bulunduğu bir çok ülkede kaplıca tedavisinin geleneksel ve ampirik niteliği pek değişmezken, Almanya, Fransa, İtalya, Japonya, İsrail gibi ülkelerde kaplıca tedavisi yüksek bir kalite standardına ulaşmıştır. 

Almanya'da kaplıca ve kür tıbbı, büyük ve önemli bir sağlık sektörü konumundadır. Bu ülkede, 2000 yılında 10 milyon kişi, 69 milyon gün, kaplıcalarda yataklı kurumlarda tedavi görmüş ve giderleri büyük ölçüde sigortaları tarafından karşılanmıştır. Ülkemizde ise, 1990 yılında 6. 5 milyon kişi kaplıcalara gitmiş, bunların ancak %5'i Sigorta ve emekli Sandığınca kısmen karşılanmıştır. 

Ülkemiz için ilginç olan bir özellik de, bu hastaların %60'dan fazlasının kendi kararlarıyla, tıbbi bir kontrolden geçmeden, kaplıcalara gitmeleridir. Halkımızın bu alanda yüzyıllara dayanan deneyim ve geleneği süregelmektedir. Kaplıca tedavisi geleneği kaplıca turizmi olgusunu da geliştirmiştir. Çünkü, "Kaplıcaya gidilir". Kaplıca tedavisi, bu yüzden genellikle ortam değişimi ile, seyahatle eş zamanlıdır. Son yıllarda bu alana yönelik yatırımcı ve işletmeci ilgisi de giderek artmaktadır. 


Balneoterapi 

Balneoterapi doğal iyileştirici etkenlerle yapılan banyo, içme ve inhalasyon (soluma) kürleri şeklinde uygulanan bir uyarı-uyum tedavisi yöntemidir. Kaplıca kürü çerçevesinde balneotera-pide kullanılan doğal iyileştirici faktörler, yer altı kaynaklı doğal "şifalı" sular, çamurlar ve iklimsel etkenlerdir. Doğal iyileştirici etkenler arasında "şifalı sular" yani, termal ve mineralli sular en yaygın kullanılanlardır. Bunların yanında, doğal peloidler (çamurlar) ve gazlar (CO2, Radon ve H2S) da kaplıca tedavisinde kullanılan diğer etkenlerdir. 

"Şifalı Sular", Termomineral Sular, Termal Sular, Mineralli Sular 

Balneoterapinin en yaygın kullanılan doğal iyileştirici etkenlerinden olan, doğal "şifalı" sular, fiziksel ve kimyasal niteliklerine göre sınıflandırılırlar. Uluslararası genel kabul gören Alman Kaplıcalar Birliği'nin sınıflandırmasına göre şifalı sular;

Termal Sular: Doğal sıcaklıkları 20°C'nin üzerinde olan, Mineralli Sular: Litrelerinde lg'ın üzerinde çözünmüş mineral içeren,
Termomineral Sular: Hem doğal sıcaklıkları 20°C'nin üzerinde olan hem de litrelerinde 1 gramın üzerinde çözünmüş mineral içeren sular olarak sınıflanırlar. Ayrıca, bazı özel mineralleri belirli en az (eşik) değerlerin üzerinde içeren Özel Balneolojik Sular sınıflandırması da söz konusudur. Buna göre;
Karbondioksitli Sular: 1 g/L üzerinde çözünmüş serbest karbondioksit içeren sular, Kükürtlü Sular: 1 mg/L üzerinde -2 değerli kükürt içeren sular,
Radonlu Sular: 666 Bq/L üzerinde radon ışınımı içeren sular, Tuzlalar: 14 g/L üzerinde sodyum klorür içeren sular,
İyotlu Sular: 1 mg/L üzerinde iyot içeren sular, Florürlü Sular: 1 mg/L üzerinde florür içeren sular, olarak sınıflandırılırlar. 

Yukarıdaki sınıflandırmada herhangi bir gruba girmeyen sulardan toplam mineralizasyonları lg/L'nin altında, ancak doğal sıcaklıkları 20°C'nin üzerinde olan şifalı sular, akratotermal sular olarak adlandırılırlar, 

Peloidler, "Şifalı Çamurlar", "Şifalı Topraklar" 

Kaplıca kürünün özgün tedavi biçimlerinden biri olan pelo-idoterapide kullanılan peloid(şifalı çamur)lar jeolojik ve/veya jeolojik ve biyolojik olaylar sonucu oluşan organik veya inorganik maddelerdir. Doğada ince tanecikli halde bulunabilirler veya bazı ön hazırlık işlemleri ile ufak-ince tanecikli hale getirilirler. Doğal olarak su içerebilirler ya da susuz olabilirler. Kullanım sırasında yeterli miktarda termal veya düz su ile karıştırılarak, uygun yoğunluk ve sıcaklığa getirilirler. Çamur banyoları ve çamur paketleri şeklinde bir dizi hastalığın tedavisinde kullanılırlar. İnsan organizması üzerinde belirli hastalıklardaki tedavi edici etkileri kanıtlanmış olmalıdır. 

Balneoterapi Yöntemleri 

Balneoterapi; termal ve/veya mineralli suların, şifalı çamurların ve gazların, yöntem ve dozları belirlenmiş, banyo, paket, içme ve inhalasyon(soluma) uygulamaları şeklinde, düzenli aralıklarla seri halde tekrarlanarak kullanılmasıyla, belirli bir zaman aralığında ve kür tarzında gerçekleştirilen bir uyarı-uyum tedavisidir Başlıca balneoterapi yöntemleri şunlardır; 


1. Banyolar: Termomineral su, peloid ve gaz banyoları ile bunların bölgesel uygulamalarıdır. 
2. İçme kürleri: Mineralli sular ile kaplıcalarda ya da yaşamlan yerele yapılan içme kürleridir. 
3. İnhalasyon uygulamaları: Termomineral su zerrecikleri ile yapılan soluma uygulamalarıdır. 
4. Peloidoterapi: (şifalı çamurların) banyo, paket ve tampon şeklinde uygulamalarıdır. 
5. Hidroterapi uygulamaları: Termomineral sular ile yapılan yıkamalar, duşlar, dökmeler bu tür uygulamalardır. 


Banyolar 

Banyolar soğuk (hipotermal; 34°C'nin altında, deniz banyoları da bunun içine girer), ılık (izotermal; indiferent; 34-35°C sıcaklıkta), sıcak (termal; 36-38°C ve 38-40°C sıcaklıklarda) ve aşırı sıcak (hipertermal; 40-42°C sıcaklıkta) olarak sınıflandırılırlar. Banyo süresi genellikle 20 dakikadır, hipertermal banyolarda 10 dakikaya inilirken izotermal banyolarda 25-30 dakikaya kadar uzatılabilir. Banyo uygulamaları, tam, yarım ve oturma banyoları ve kol-bacak banyoları şeklinde yapılabilir. Banyolar, genellikle 2 ila 4 hafta süreyle, ya her gün (haftada bir gün banyosuz geçer) ya da gün aşırı bir kez yapılır. Banyo alma sıklığı kaplıca hekimince kürün sonuna doğru yeniden ayarlanabilir. 

Hasta karbondioksitli banyoların dışındakilerde, özellikle tam banyolarda rahatça hareket edebilir halde olmalıdır. Bu durum özellikle romatizmalı, travma sonrası veya ortopedik rahatsızlığı ve periferik sinir rahatsızlığı olan hastalar için önemlidir. Karbondioksitli su banyolarında ise hastanın kalp-damar sistemi üzerinde ek bir yük olmaması için banyo sırasında hareketsiz kalınması önerilir. 

Hasta banyodan sonra iyice kurulanır ve bunaltıcı olmayan sıcaklıktaki bir odada yarım ila bir saat kadar dinlenir. Bu dinlenmeden sonra hasta masaj veya egzersize alınabilir veya sportif etkinliklere katılabilir. Yine bu arada hastaya fizik tedavi de uygulanabilir. 

Peloid (şifalı çamur) Uygulamaları 

Şifalı çamur banyolar şeklinde (tam, yarım veya kol-bacak banyoları) ya da daha çok paketler şeklinde kullanılır-. Paket tarzında uygulama en sık kullanılan yöntemdir. Paketler vücudun belirli bölgelerine uygulanırlar. 

Uygulamadan sonra ılık bir duş (37-38°C'lik su) ile vücut çamurdan temizlenir. Çamurun temizlenmesinden sonra hasta hemen kurulanır ve yarım ila bir saat süreyle dinlenir. Bundan sonra hasta ya hafif bir yürüyüşe çıkar ya da gerekli ise masaj veya bölgesel egzersiz programına alınır. Çamur tedavisi egzersiz için en iyi hazırlayıcıdır, çünkü doku ve kasları daha yumuşak ve esnek hale getirir. 

İçme Kürleri 

Balneoterapide termo-mineral sularla yapılan banyolardan sonra en çok kullanılan yöntem, "doğal mineralli suların belirli bir sürede, gün boyu belirli aralıklarda ve belirli miktarlarda içilmesi ile yapılan içme kürleri"dir. Burada kullanılan mineralli suyun kimyasal birleşimine bağlı olarak, sindirim sistemi organ ve fonksiyonları üzerinde doğrudan, böbrekler ve idrar yollan üzerinde ise, dolaylı etkiler ortaya çıkar. Ayrıca, kür tarzında belirli bir sürede ve belirli miktarlarda mineralli suların içilmesi ile organizma üzerinde genel olarak olumlu bir etki de gelişir. Bu etki kendini fizyolojik ve patolojik süreçlerde bir dizi olumlu ve tedavi edici değişimlerle gösterir. 

İnhalasyonlar 

İnhalasyon mineralli su zerreciklerinin solunması yoluyla yapılan tedavi biçimidir. Soluma uygulamalarında amaç, solunan mineralli su zerreciklerinin solunum sisteminin istenilen bölgesine ulaşması, burada zerreciklerin taşıyıcı gazdan ayrılarak ortama bırakılmaları suretiyle doğrudan etkili olmasıdır. Doğal inhalasyon çözeltilerinin etkisiyle, akciğer fonksiyonları olumlu etkilenmekte ve kan gazları düzeyleri normalleşmektedir. 

Kaplıca Tedavisi, Kaplıca Kürü 

Kaplıca tedavisi, termal ve mineralli ("Şifalı") suların, başta banyolar şeklinde, doğal olarak yeryüzüne çıktıkları yerler olan kaplıcalarda, değişik hastalıkların tedavisinde sezgisel kullanılmasıyla gelişen ve gelenekselleşerek günümüze kadar ulaşan bir tedavi yöntemidir. Çağdaş kaplıca kürü, özellikle Avrupa ülkelerinde, balneoterapi yanında, diğer bazı tedavi yöntemlerinin de uygulanabildiği kompleks bir tedavi olanağı durumundadır. Bunlar arasında medikal tedavi ve fizik tedavi gibi yöntemler özellikle Avrupa'da yaygındır. 

Diğer yandan, kaplıca tedavisinde, daha doğru bir deyişle kaplıca küründe (kaplıca tedavisi kür tarzında, belirli tedavi usullerinin, belirli bir sürede, seri halde uygulanması ile yapıldığı için) tamamlayıcı ve alternatif tedaviler de bir çok ülkede kullanılmaktadır. Bu yöntemler arasında, özellikle egzersiz ve masaj başta olmak üzere akupunktur, herbal tedaviler, aro-materapi bulunmaktadır. Son olarak yine bazı ülkelerde bir dizi destek yöntemler de kaplıca kür programlarında yer verilmektedir. Örneğin, Almanya'da sağlık eğitimi ve sosyal tıp önlemleri de kaplıca kürüne eklenmektedir. Diyet ve günlük yaşantının düzenlenmesi, psikolojik destek gibi diğer destek yöntemleri de kullanılabilmektedir. 

Kaplıca Kürünün Düzenlenmesi 

Bir kaplıca kürüne karar verildiğinde, öncelikle hastanın rahatsızlığına veya gösterdiği şikayetlere iyi geldiği bilinen bir kaplıca seçilir. Yani, hastalık için belirli bir mineralli su kürü veya şifalı çamur tedavisi öngörülmüşse, bu tür olanağa sahip bir kaplıca belirlenir. Pratik olarak, kaplıca kürü düzenlenirken kişinin günlük yaşantısını sürdürdüğü ve alışmış olduğu iklim ile seçilen kaplıca yöresinin iklimi arasındaki farklılıklar ele alınmalıdır. Buradaki yaklaşım, kişinin hastalığı üzerinde varsa zararlı iklimsel etkenlerin elenmiş olması, böylece bunların olumsuz etkisinden kür boyunca hastanın uzak tutulmasıdır. 

Ayrıca seçilen kaplıcanın iklimi o hastalık için olumsuz etkenler içermemelidir. Örneğin, dolaşım bozukluklarında, yaz aylarında yüksek nemli bölgelerdeki kaplıcalar zararlı etki yaratabilirler. Hastayı kaplıca tedavisine gönderen doktoru, kaplıca doktoruna hastalığın hikayesini, yapılan tedavileri, en son laboratuar sonuçlarını ve hastanın son durumunu bildiren bir rapor gönderir. 

Kaplıcaya gelen hasta belirli bir süre dinlenir. Sonra, buradaki uzman doktora muayene olur. Tanı ve tedavi için gerekli görülürse bazı ek laboratuar incelemeleri de yapılır. Kaplıca ve kür tıbbı uzmanı kaplıca hekimi sonuçta hastaya bir kür programı düzenler (reçete eder). Bir kaplıca küründe balneoterapi ve diğer tedaviler hastanın durumuna, hastalığına göre ve o kaplıcanın özgün doğal tedavi kaynaklarına göre düzenlenir ve tedaviye alınan yanıta göre de kür sırasında değiştirilir. Son olarak, hastaya kaplıcadan ayrılırken, bundan sonra uyacağa kurallar ve tedavisi konusunda bilgi verilir ve kendisini kaplıcaya göndermiş olan doktora kaplıcada hastalığın seyri, tedavinin sonuçları ve öneriler yazılır. 

Kaplıca tedavisinde etkili olan faktörler: 

Uygulanan tedavi yöntemleri, Ortam değişimi, İklimsel etkenler, Plasebo etki, Psikolojik etkenler, Günlük yaşantının düzenli olması, Olumsuz çevresel etkenlerin bulunmaması, Destek yöntemler, olarak sıralanabilir. 

TAMAMLAYICI TEDAVİLER 

Kaplıcalarda bir dizi ek tedavi önlemi kompleks bir tür tedavi programı cercevesinde balneoterapötik yöntemlerle integre edilir. Bunlar arasında ellerle uygulanan tedavi yöntemleri en yaygın olanlardır. Böylesi iki yöntem olarak tıbbi masaj ve egzersiz, çağdaş Avrupa kaplıcalarında neredeyse vazgeçilmez birer kür komponenti niteliği kazanmışlardır. Halende en fazla uygulanan iki ek kaplıca tedavi yöntemi olarak önemleri azalmamıştır. 

Egzersiz Tedavi 

Egzerisiz tedavi geleneksel olrak ortopedik, romatolojik ve nörolojik hastalıkların tedavisinde kullanılagelmiştir. Son yıllarda özellikle kür merkezlerinde, bu terapi alanı çok çeşitlenerek genişlemiştir. Kalp-akciğer güç kapasitesinin antremanı, nefes ve gevşeme terapileri ve geriyatrideki genel mobilizasyon ve aktifleştirme bunlardan bazılarıdır. 

Bütün bunlara ek olarok kaplıca kür merkezlerinde hastaların vücut ve pozisyon eğitim ve informasyonuna yönelik çeşitli organizasyonlar da yer bulabilmelidir. Özellikle, nitelik ve nicelik bakımınından vücudun duruş ve hareketin önemli olduğu hastalıklarda (örneğin, kronik bel ağrısı, diyabetes mellitus) fonksiyonların ve fonksiyon bozukluklarının bilinçli olarak hissedilmesi bu bozuklukların hasta tarafından düzeltilebilmesi için birer ön koşuldur. İntervertebral disk rahatsızlığı olan bir hasta günlük yaşamdaki yanlış duruşunun farkına varamadığı sürece bunu düzeltemeyecektir. Konusunda yetkin bir uzman tarafından yaptırılan vücudu hissedebilme ve algılama alıştırmaları Avrupa ülkelerindeki modern kür merkezlerinde bir çok hastalıkta kullanılan hasta eğitim programlarının önemli bir kısmını oluşturmaktadır. 

Su içi egzersiz 

Su içi egzersiz, gövdenin, özellikle de sırt ve alt ekstremitelere ait kas ve iskelet sistemi yükünün ve buna koşut olarak ta bu alanlardaki nöral yükün azaltılmasını hedefleyen yoğun kas ve dolaşım sistemi çalıştırmalarıdır. Yani, su dışında yapılan egzersizler sırasında yerçekimi nedeniyle zorlanan uzuvların, hepsinden önce alt ekstremiteler ve omurganın lumbal kısmının, uzun süreli dayanıklılık antrenmanları su içinde yoğun ve etkin bir şekilde yapılabilir. Su içi egzersizlerinin etkilerinden nörolojik hastalıklarda da tedavi amacıyla yararlanılmaktadır. 

Bu egzersizler, kara egzersizlerinden anlamlı bir şekilde daha yoğun uygulanabilirler ve özellikle yürüme özürlüler için endikedirler. Ayrıca, multimorbiditede, aktif hareket ile su ortamının karşılıklı etkileşiminden yararlanılan özgün bir tedavi yöntemi olarak ta kullanılabilirler. Egzersiz havuzlarındaki sular, kural olarak içme suyu kalitesinde olmalıdır. Havuz suyu sıcaklıkları hipertermal sular soğutularak veya soğuk mineralli sular ısıtılarak daha çok termonötrale (34-35C) yakın tutulur. 

Burada, su basıncı, kaldırma kuvveti ve suyun viskozitesi gibi fiziksel etkenler nedeniyle, su dışında yapılan antrenmanlara göre ek etkilerin varlığı söz konusudur. Tuz ve mineraller içeren sularda suyun kaldırma kuvveti daha fazladır. O nedenle egzersiz banyo-larındaki bu tür ek etki faktörleri ekstremitelerdeki ve omurgadaki eklemlerin hareketliliğinde önemli iyileşmeler sağlayabilir. Bu ise, kas ve iskelet sistemi hastalıkları için özel endikasyonların varlığı anlamını taşımaktadır. 

Masaj 

Klasik masaj deriye, derialtına, fasyalara ve kaslara uygulanır. Masaj tedavisi hala ilk aşamada klinik deneyime dayanmaktadır. Buna rağmen kür merkezi tedavisi içindeki yeri tartışılamaz ve gevşetici küvet banyoları gibi masaj da hoş ve rahatlatıcı bir kür tedavi modalitesidir. Masaj tedavisinin başarısında lokal etkiler yanında ruhsal etkiler de önemli rol oynar. Terapistle hasta arasındaki çok sıkı somatik kontaktan, çoğunlukla marnlamayacak derecede bir karşılıklı güven doğabilir. 

Deneyimler; hastanın, kendi sorunlarını masörle, bir kaplıca hekimine ve psikologa oranla, daha açık ve doğal bir şekilde konuşup tartışabildiğin! göstermiştir. Masajın sadece hastanın kendini daha iyi hissetmesini sağladığına inanan bazı eleştirmenler, onu bir tedavi şekli olarak kabul etmemektedirler. Bununla birlikte tek etkisi psikolojik iyilik hissi olsa bile (ki bunun doğru olmadığını gösteren kanıtlar az değildir), bu etkisi küçümsenmemelidir. Çünkü kronik hastalar yıllar boyu kendi vücutlarıyla ilgili yalnızca negatif deneyimler yaşamışlardır. Masajın hastaya kazandırdığı olumlu deneyim, onun kendi vücuduna yeniden güvenmesini sağlar ve aktif rehabilitasyon önlemleri için daha kolay motive olmasına katkıda bulunur. 

Fizik tedavi ve rehabilitasyon 

Aslında, kaplıca tesislerinde fizik tedavi ve rehabilitasyon birimlerinin varlığı ön koşul olmaktan çok opsiyonel özelliktedir. Kaplıcalarda fizik tedavi önlemleri bir kür programını doldurmak amacıyla değil, tıbbi olarak gerekli olduğu durumlarda ve kişiye özel olarak düzenlenmelidir. Fiziksel tedavi yöntemleri, daha çok Avrupa kaplıcalarında balneoterapi yöntemlerine ek olarak uygulana gelmiştir. Günümüzde bazı Avrupa kaplıca kür merkezleri, sundukları zengin fizik tedavi ve rehabilitasyon olanaklarıyla, roma-tizmal, ortopedik, nörolojik, kardiyovasküler ve geriyatrik hastalıklar başta olmak üzere, kaplıca endikasyonu alan, kronik hastalıkların tedavisi ve rehabilitasyonunda özel bir yere sahip olmuşlardır. 

Hidroterapi 

Kaplıca donanımlarıyla ilgili son olarak, kaplıca merkezlerindeki doğal şifalı etkenlerle yapılan diğer tedavi yöntemlerinden hidroterapi olanakları; jakuzzi, jet duş, vvhirpool, sualtı basınçlı masaj, filiform duş, yürüme kulvarı, buhar duşları vb. yöntemlere yönelik donanımlarda sayılmalıdır. 

Not: Prof.Dr.M.Zeki Karagülle' nin "Balneoloji ve Kaplıca Tibbi" kitabından alınmıştır.

Kaplıcalar; Tarihsel ve Doğal Zenginlik 

Termal ve mineralli suların dinlenme ve sağlık amaçlı kullanımı insanlık tarihi ile yaşıttır. Türkiye toprakları bu kullanıma şahitlik eden sayısız tarihsel kalıta sahiptir. Türkçe'de sıcak sular ve çıktıkları yerlere "ılıca" denir. Buralar, amaca uygun tesisler ve hamamlar yapılması ile "kapalı ılıca" diye anılır olmuş, sonradan da "kaplıca" sözcüğü gelişmiştir. Türkler Anadolu'ya getirdiklerinde "Çerge" (buhar banyosu) geleneğini burada karşılaştıkları Roma banyosu ile uyumlaştırarak "Türk Hamamı" kullanımını geliştirdiler. 

Termal su bulunan yörelerde ise, suyu havuzlarda da kullanarak "Türk Kaplıca Hamamı" tarzını yarattılar. Böylece, hem sağlık, hem de temizlik amacıyla kaplıcaları kullandılar. Kaplıca geleneği, ülkemizin zengin mineralli sıcak su kaynakları sayesinde güçlü bir sosyokültürel bir olgu olarak varlığını günümüzde de sürdürüyor. Kaplıcaların sağlığı koruma-geliştirme, tedavi ve rehabilitasyon amaçlı modern kullanımı ise ülkemiz de dahil olmak üzere, başta Avrupa, Asya, Afrika ve Güney Amerika'da son on yılda bilimsel bilgi birikimiyle giderek güçlenen ve yaygınlaşan bir yaklaşım. 

Günümüzde Kaplıcalar ve Sağlık 

Herhangi bir hastalığa henüz yakalanmamışken, sağlığını koruma ve daha sağlıklı yaşama isteği ve bilinci günümüz insanının "yeni" bir karakteristiğini oluşturuyor. İşte tam bu noktada, sağlık turizmi devreye giriyor, bu bağlamda sık dile getirilen "sağlık tatili" yada "tatilde sağlık" kavramları da söz konusu. Giderek daha iyi anlaşılıyor ki, günlük yaşantının getirdiği stres, yorgunluk ve gerginliklerden uzak bir kaplıca ortamı günümüz insanının sadece fiziksel-bedensel değil, zihinsel-ruhsal sağlığı için de ideal bir atmosfer ve ortam oluşturuyor. 

Sıcak su banyoları, içmeler, inhalasyonlar ve buhar banyoları gibi kaplıcalara özgü uygulamalar ile, çoğu kaplıca merkezinde uygulanan egzersiz, masaj, diyet ve beslenme ve daha başka doğal ve geleneksel yöntemler kaplıcaları "sağlık tatili" için ideal ortamlar haline getiriyor. Bu arada, wellness, fitness, anti-stres, anti-yaşlanma gibi, yani stresi, yaşlanmayı önleyici, insanı daha güçlü yapıcı birtakım kür kavramları gelişiyor. Wellness denilen "sihirli" sözcük, İngilizce, wellbeing ile fitness sözcüklerinden türetilmiş yapay bir sözcük olarak, daha sağlıklı bir yaşam amaçlı bir tatil-dinlenme için kaplıcalarda kür almayı seçme ve daha sağlıklı olarak kaplıcadan dönme anlamında da kullanılıyor. 

Kaplıcaya gitmek için hasta olmayı beklemeyelim! 

Hastalanmayı beklemeden, 1 ila 2 hafta yada 10 ila 12 gün süreyle yada bir hafta sonu (artarda birkaç hafta sonu tekrarlanarak) yada haftanın bir-iki günü (yine her hafta tekrarlanarak) bir kaplıca yöresinde konaklayarak yada bir kaplıca yöresinde yaşıyorsak ayaktan "kaplıca kürü" almak için, aslında herkesin en az bir nedeni olabilir; 
 

Sağlığı koruma ve geliştirme
Günlük streslerden uzaklaşma; "Stres atma"
Kendinizle baş başa kalma
Bedensel ve ruhsal zindelik kazanma
Sağlıklı beslenme, diyet ve kilo verme
Ağrısız fiziksel ve kaygısız ruhsal aktivite
Sağlıklı yaşam tarzını yaşayarak öğrenme
Sağlıklı bir tatil geçirme veya sağlık tatili yapma 


Türkiye Termal Turizmin Yıldızı Olabilir mi? 

Bu gelişmeler sağlık turizmi içinde kaplıca turizmini ön plana çıkarıyor, kaplıca kürleri sadece hastalar için birer tedavi konaklaması değil, aynı zamanda sağlıklı bireyler için de sağlığı güçlendirici, destekleyici birer aktif dinlenme "tatillerine" dönüşüyor. Aslında Türkiye, böylesi "sağlık tatillerine yönelen "çağdaş bireyler" için en cazip ülkelerden biri durumunda. Özellikle, Avrupa'da Türkiye'yi kaplıca tedavisi ve kaplıca turizmi için çekici ve seçilir kılacak bir dizi faktör söz konusu. Orta ve Kuzey Avrupa insanı günümüzde artık kaplıca tedavisini tercih ederken, kendi ülkelerinden farklı iklimsel ve tarihsel, kültürel özelliklere sahip ülkeleri seçiyor. 

Yakın gelecekte Türkiye, Avrupalıların kaplıca tedavisi ve sağlık turizmi için ziyaret ettikleri başlıca Avrupa ülkesi olmaya aday. Ancak, gerek hizmet, gerek tıbbi yönetim ve hizmetler ve gerekse de eğitimli ve deneyimli personel açısından eksiklerimizi hızla tamamlamak gerekiyor. Yoksa, tesis ve konaklama nitelikleri ve misafir etme hizmetlerindeki avantajlarımızı, sadece teknik donanım ithali ile destekleyerek sağlık ve termal turizmdeki Avrupa kalite standartlarına ulaşmamızın olanaksızlığı ortada.

 
www.elysiumthermal.com 

Bilgi E-mail: cagri.kaya@elysiumthermal.com
Tel:0226 333 33 33 - Mobile: +09 542 233 32 66 / +90 532 490 99 89


Loading...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.