Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete... 

Âhir zamanda yaşamak ateşten kordur. 
Ateşe el atıp söndürmezsek, ateş topu olup; helak olmaya mahkumuz!

"Nasıl bu hale geldik?" sorusunun cevabı ise çok bilinmeyenli bir denklem değildir. 
Cevap net: Özümüzden uzaklaşmış olmamız...

İnsanın özü edeptir. Edebini kaybeden her şeyini kaybeder. 
Aşsız yaşanır, fakat edepsiz yaşanmaz!

Sıkça zikrettiğimiz konulardan bir tanesi de şudur: Eğitim ailede başlar. 
Çocuklar sözlü değil, fiili eylemleri örnek alırlar. 
Teknolojik materyalleri çocukların hayatlarına bilinçsizce ve kontrolsüzce sokmak, ahlâki yozlaşmaya davetiyedir. 
Ahlak yoksunu programlar, entrika ve ihanet temalı diziler aile içine girmiş kurttur. 

Edepli olmak sadece muhafazakar kesime mahsus bir yaşam tarzıymış gibi algılanması başlı başına cehalettir. 
Edep evrenseldir, insanidir.
Dinimiz ise edep dinidir. 
Edepsiz yaşayarak ibadet ediyorsan, kendini kandırıyorsun demektir. 
İbadetin amacı güzel ahlaka vesiledir. 
Bu prensibe tezat yaşarsan, yapmış olduğun ibadet spordan öteye gitmez. 
Kişi ibadetini yapar veya yapmaz; bu seçim Allah ile kul arasındaki münasebettir. 

İnsan en güzel sûrette yaratılmış eşrefi mahlûkattır. 
Sen kalkıp fıtratına aykırı şekilde davranıyorsan, bunun karşılığı tam olarak esfel-i sâfilîn: Yani, aşağıların en aşağısı (cehennem) dır. 
İnsan, cüz’i iradesiyle bulunmak istediği mertebeyi kendisi belirler. 
Cüz’i iradesiyle hareket eden, “âlâ-yı illiyyîn” olarak yücelerin en yücesi olan mertebeyi -cenneti- alır. Nefsinin elinde kukla olan ise, esfel-i sâfilîn olarak yaşar.

Herkesin yaşantısı, tercihleri, inancı tabii ki kendisini ilgilendirir; fakat, toplumsal kurallara göre hareket etmek, vatandaşlık hukuku ile belirlenmiş bir çerçeve içinde kalmayı zorunlu kılar. 
Kişisel tercih ile kamusal alandaki hareketlerimizi ayrıştırmak gerekiyor. 
İnsanım dediğin halde, kamuya açık alanda hayvani hareketler sergiliyorsan, göreceğin itibar da zoruna gitmeyecek. 
Ahlaksızlığı meşrulaştırmak ve bu duruma ruhsat isteyerek saygı beklemek akıl tutulmasıdır. 

Herkes kendi alanında ne yaparsa yapsın, fakat bizler örf ve adetlerine bağlı dini değerleriyle yetişmiş müslüman Türk toplumuyuz. 
Lût kavmi gibi yaşamak isteyen malum(sapkın) çevreler, bu dejenere yaşam biçimlerini kamuya açık alanlarda çocuklarımızın gözüne sokarak edepsizlik darbesi yapmaktadırlar. 
Bu darbe eylemi hafife alınacak, saygı duyulacak ve yok sayılacak bir durum değildir. 

Bu sapkınlara destek veren ve göz yuman kişilerin, hele ki siyasi partilerin, ülke yönetimine gelmesi atom bombasıdır. 

"Ülkemiz diktatörlük ve dini yönetim ile yönetiliyor" diyenler!
Evvelâ aklınıza şunu sokun! 
Ülkemiz cumhuriyet ile yönetiliyor. 
Nedense cumhuriyeti, demokrasiyi ve egemenliği sapkınlık yapan kitle, bu hakları zırh gibi kullanıyorlar. 
Atatürk, sizler azıtın sapıtın, kamu ahlakını bozun diye mi sizlere bu hakkı ve ilkeleri verdi? Atatürk'ün kurduğu partiyi sapkınlara sahip çıkarak, çıkarlarınız için kollamayın ve kullanmayın! 
O koruyup kullandıklarınız, gün gelir sizleri kullanırlarsa zorunuza gitmesin. 
Demedi demeyin! 
O açılan ahlak dışı pankartlardaki söylemlere ifade özgürlüğü diyenler, Cumhurbaşkanı aynı ifadeyle karşılık verdiğinde ise ayağa kalkıyor. 
"Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu"... 

Sizden bu memleketin bereketli topraklarına cacık bile olmaz! 
Ne diyordu rahmetli Erbakan hocamız:
"Hadi ordan!"

Edepli toplumlar köklü çınardır. 
Edep siz-siniz vesselâm!

banner4
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner9