ANKARA ANLAŞMASI: Hayaller ve Gerçekler…

Ankara Anlaşması, 2000’li yıllardan itibaren hem İngiltere’ye yerleşmek isteyenler hem de İngiltere’deki Türk toplumu için bir umut ışığı oldu. Belirli bir sermaye şartı olmadan iş kurabiliyor ve serbest olarak çalışarak yaşıyorsunuz.

Tabiri caizse kendi yağınızla kavrulup gidiyorsunuz. Kimseye boyun eğmeden kendi paranızı kazanıyorsunuz.

Sonra da 4 ya da 5 sene sonra süresiz oturuma kavuşuyor ve bir nevi İngiltere’de kalmayı garantiliyorsunuz.

Türkiye’de umduğunu bulamamış kişilerin tam da duymak istediği sözler bunlar…

Yalan da değil. Ankara Anlaşması pek çokları için gerçekten çok büyük bir nimet. 

Ancak, özellikle İngiltere’yi görmeden iş kurup paralar kazanma hayali olanlara Ankara Anlaşması’nın avantajları ballandıra ballandıra anlatılırken bunun getirdiği zorluklardan yeteri kadar bahsedilmediğini düşünüyorum. İnsanlara kendi işini çalıştıracaksın deniyor ama bir kısmı Türkiye’de bile daha iş hayatına atılmamış insanlara bunun ne kadar zor veya kolay olduğu anlatılmıyor. Daha dilini ve kültürünü ve bilmediği bir ülkede hemen ilk günden para kazanacakları izlenimi veriliyor. Vicdanlı bazı danışmanlar ise para kazanmaya başlamanın birkaç ay sürebileceğini söylüyor olabilirler.

Bazı başvuru sahiplerinin ‘’kendi işini çalıştırma ile maaşlı çalışma arasındaki farkı’’ bile bilmeden başvuru yaptıkları da bir gerçek. Bunu bana gelen telefonlardan anlıyorum.

Arayan genç şunu diyor: ‘‘İngiltere’de bir arkadaşım var.

Kendisinin restoranı var. Beni yanına aldırmak istiyor. Onun yanında çalışacağım. Bu yüzden sizi aramamı istedi.

Bana Ankara Anlaşması ile çalışma izni alır mısınız?’’ Sonra ben de başlıyorum, Ankara Anlaşması nedir, bununla ne işler yapılabilir…

En sonunda kendi işini çalıştırmak ile maaşlı çalışmak arasındaki farkı da anlatıp İngiltere’deki arkadaşının istediği şekilde maaşlı çalışmasının mümkün olmayacağını vurguluyorum. Birçoklarına şöyle deniyor: ‘’Sen Ankara’yı al gel, hallederiz.’’

Sonrası ise bazen hallederiz ile çözülebilecek kadar kolay olmuyor.

Kurduğu işi İngiltere’de çalıştıracak dili ve çevresi olmayan bu vatandaşımız, arkadaşının restoranında yasadışı olarak (maaşlı olarak) çalışmaya mecbur kalıyor. Çok çalışıp az kazanması sonucunda oradan çıkıp gitmeye ve başka işler denemeye çalışıyor ama vizesi elvermediği için yapamıyor.

Sonuçta kapana kısılmış gibi bir beş sene yaşamaya mecbur kalıyor. 

Girişimci ruhu taşımayan ve kendi işinden para kazanamayacak insanlara başarılı olma ihtimali düşük işler kuruluyor ve sırf İngiltere’de ilerde oturumu olacak diye Ankara vizesi tavsiye ediliyor.

Ankara vizesi ile geçen ve para kazanılamayan yıllarda ise faturaları ve kiraları Ankara Anlaşması vizesi ödemiyor! İngiltere’de para kazanmadan geçen her bir ay, bekâr bir insan için en az 1,500 Pound yük bindirir. Bir senede 18,000 Pound yapar. Kurduğu işi yürütemeyen insanlar bu paraları borçlanarak gemiyi yürütmeye çalışıyor. Ne uğruna? 5 sene sonra alacağı oturum uğruna…
Para kazanabilenlere sözüm yok. Onlar için çok büyük bir nimettir Ankara Anlaşması. Ama kazanamayan ve borçla yaşayanlar senelerce borca giriyorlar ve oturum aldıktan sonra birkaç sene de o borçları ödemekle ve yaraları sarmakla geçiyor. Bu türde sıkıntılar yaşayan çok insan gördüm. Onların bu sıkıntılarını bugünlerde raflarda yerini alacak olan kitabımda şu şekilde dile getirdim:

''...Ankara Anlaşması ile iş kurmak mutlaka para kazanmak zorunda olmak demektir. Zarar etme şansının olmaması demektir.... Vergi ödemek demektir. Oturum denilen o süresiz ve nispeten sağlam statüyü elde edinceye kadar hiç düşmemek demektir... Bunlar başarılamazsa, Ankara Anlaşması vizeniz uzatılmaz. Uzatılmayınca, geri dönersiniz... Ama ya oraya yaptığınız yatırım ne olacak? Türkiye’deki işini, eşini bırakıp gelenlerin parasız pulsuz geri dönmesi nasıl büyük bir mağlubiyettir? Avrupa’dan gelen herkesin ev-araba alacak kadar parayla dönmesi bekleniyor ya hani; işte o beklentinin varlığına rağmen beş parasız olarak Türkiye’ye dönmek zorunda olmak nasıl bir duygudur? Kendi ülkende batınca da kötüdür. Ama Avrupa’da batıp dönünce ‘oralarda herkes bir şeyler yapıyor. Ne o tutunamadın mı? Niye olmadı? Lay laylom boş boş gezdin o zaman. Oralarda çok eğlendin, zaman kaybettin, ama bak burada hayat ağır dostum’ diyenleri duymak daha ağırdır. Türkiye’ye eli boş dönünce bunları duyacağım diye dönmeyip yasadışı yollara girenler, yolunu kaybedenler kendini ve değerlerini satanlar vardır orada.
O yüzden, oralarda düşüp de Türkiye’de ana-babasının şefkatli kollarına dönmek isteyenlere kapınızı açın. Onları sorgulamayın...''

Dilerim ki Ankara Anlaşması başvurusu yapacak olanlar bundan istifade etsinler. Ama sadece hayallere göre değil, gerçekleri de göz önünde tutarak yola çıksınlar. 

Av. Ahmet Emre YÜKSEL

Vize ve Göçmenlik Hukuku Uzmanı

Tel: 00 90 532 625 79 01 / Email: [email protected]

banner4
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.