Batı Trakya Türk Azınlığı’na mensup bir birey olarak, Türkiye’de tahsil gördüğüm yıllarda ve akabinde; “Entel” ve "Aydın" geçinip de, Batı Trakya’nın nerede olduğunu, hatta Yunanistan’da yaşayan bir Türk Azınlığın varlığından bihaber soydaşlarımızla karşılaşınca hayretler içersinde kalmıştım.Taşıdığımız pasaporta göre, etnik köken tayin eden veya atalarımızın Türkiye’den göç ettikleri bir şehir ismi veremediğimizde ''Türk" lüğümüzden şüphe duyan “kültürlü” aydınlar gördükçe hayretim ve hayal kırıklığım iki kat daha artıyordu.
  Anavatanımız Türkiye ile vatanımız Yunanistan'da, her iki ülkede de, Türk olduğumuzu kanıtlama mücadelesi vermek ne acıydı. Yunanistan’da, etnik kökenimizden dolayı yıllarca baskılara maruz kalıp, temel azınlık haklarımızı bile kullanamıyorken; kültürel ve tarihsel gönül bağımız olan Türkiye’de , “Türk” kimliğimize şüpheyle bakan soydaşlarımızın varlığını görmek her zaman kalbimi acıtsa da, zamanla ezbere dayalı bir eğitim sistemi yüzünden tarih bilmemelerini hoşgörüyle karşılar oldum. Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı olarak, haklı mücadelemizi yeterince duyuramamış olduğumuz için eleştiri oklarını kendimize de yöneltmemiz gerektiğine kanaat getirdim.
    Gazetemiz “Turkish Press” editörü Semih Özyiğit bana bu konuda yazma fırsatı verince , öncelikle Batı Trakya Türkleri ve Lozan Antlaşması ile olan bağını yazmayı uygun gördüm.

    Batı Trakya, Doğu'dan Meriç Nehri  ile  Türkiye’den , Batı’dan Karasu Nehri ile Makedonya bölgesinden ayrılan, Yunanistan sınırları içindeki bölgenin adıdır. Kuzey'den Rodop Dağları ile ayrılan bölgenin güneyinde Ege denizi vardır. Batı Trakya’nın nüfusu yaklaşık 380.000 civarında olup, bunun 150.000’ni Türk Azınlık mensupları oluşturmaktadır .
Batı Trakya Türkleri bu bölgede asırlardır yaşayan ve Lozan Barış Antlaşması’yla ,Yunanistan’da resmi azınlık statüsü kazanmış Türk Toplumu'nun mensuplarıdır diyebiliriz.

  Yunanistan ve Türkiye arasında, 30 Ocak 1923 tarihinde imzalanan Ahali Mübadelesine ilişkin Sözleşme ve Protokol ile, Batı Trakya’daki Türk Nüfus ile İstanbul , Gökçeada ve Bozcaada’daki Rum Ortodoks nüfusun mübadele dışında bırakılması kararlaştırıldı.
30 Ocak 1923 Protokolü ile, Türkiye’de kalan Rum’larla , Yunanistan’da kalan Türk’lerin değişimi yapılacak; yalnız 30 Ekim 1918’den önce İstanbul belediye sınırları içersinde “yerleşmiş” bulunan Rumlar ile Batı Trakya’da yaşayan Türkler mübadele dışında tutulacaktı.
1920’lere kadar Bölgenin %65'ni oluşturan Türk nüfus, üzerlerinde uygulanan baskı politikaları sonucu günümüzde %30'lara kadar düşmüştür.1923 yılında, bölgede %85 oranında  toprak sahibi olan Türk’ler, bugün sadece %25'ine sahiptir.

  Batı Trakya Türkleri, Lozan Barış Konferası’nda tartışılan önemli konulardan hatta sorunlardan biri olmuştur diyebiliriz. Osmanlı'nın son dönemlerinde kaybedilen bu topraklar, “Misak-ı Milli” kapsamında düşünülmekle beraber, o günün koşullarında, masada barış antlaşmasıyla kazanmak uygun görülmüştü.Türk tarafı, Wilson Prensipleri'nin "Halkların kendi kaderini tayin etme" ilkesine ve uluslararası hukuka  dayanarak Batı Trakya'daki halkın referanduma giderek kendi kaderini belirlemesini savunmuştu. Türkiye, çoğunluğu Türk nüfustan oluşan Batı Trakya'lıların referandumla bağımsızlığını kazanarak, ilerde Türkiye'ye bağlanma kararı almalarını amaçlıyordu. Türk heyeti, Batı Trakya'da referandum tezini ispatlamak için bölgedeki nüfus ve taşınmaz mallara ilişkin istatistiki bilgiler sunmasına ,Wilson prensiplerine ve uluslararası hukuka dayanarak tezlerini savunmasına rağmen , Müttefik devletlerin ve Yunanistan'ın tezleri reddetmesi ve Osmanlı'nın son dönemlerinde imzaladığı anlaşmalar yüzünden başarılı olamamışlardır. 
    Lozan Konferansında, 30 Ocak 1923 tarihinde imzalanan Protokol kabul edilerek mübadele dışında tutulan, İstanbul'daki ''yerleşik'' konumdaki Rum Ortodoks Toplumu'nun ,Azınlık olarak temel hakları düzenlenmiştir. 

Lozan Barış Antlaşması'nın , ''Siyasi Hükümler'' başlıklı 1.kısımın 3.cü bölümünde "Azınlıkların korunması" başlığı altında 37-44 .cü maddeleri azınlıkların korunmasına ilişkin  bu hükümleri düzenlerken, 45.ci madde ile de, Türkiye'deki müslüman olmayan azınlıklar için geçerli olan tüm hakların,  Yunanistan'daki müslüman Azınlık için de aynı şekilde geçerli olduğu hükmüne bağlanmıştır. Batı Trakya'da çoğunluk olan Türkler, bu şekilde,Türkiye'nin tüm çabalarına rağmen , 24 Temmuz 1923'te imzalan Lozan Barış Antlaşma'sıyla, Yunanistan sınırları içinde bırakılarak resmi Azınlık statüsüne düşürülmüştür.
   Bu Antlaşması'nın 45.ci maddesinden hareketle, Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı'nın güvence altına alınan haklarını kısaca şu şekilde özetleyebiliriz: Milliyet, din, dil ,ırk ayrımı yapılmaksızın yaşam alanları ve özgürlükleri korunacaktır. Dolaşım ve göç etme özgürlükleri koruma altındadır. Çoğunluk Toplumu'nun yararlandığı siyasi ve sosyal haklardan yararlanacaklardır. Yasalar önünde eşit olacak, özel hayatta, ticarette, dinde, basın-yayında ,kamu kurumları ile ilişkilerde ve mahkemelerde Türkçe serbest kullanılacaktır.
    Batı Trakya Türk Azınlığı, giderlerini kendileri ödemek üzere , her türlü hayır kurumlarıyla , dinsel ve sosyal kurumlar, her türlü okullar ve benzer öğretim ve eğitim kurumları kurmak, yönetmek, denetlemek ve buralarda kendi dillerini serbestçe kullanma hakkına sahiptir. Azınlık dini inancında serbest olarak, dini ayinlerini özgürce yapabilecektir. Yunanistan , müslüman azınlıkların dini kurum ve vakıfları için tam himaye sağlamayı da kabul etmiştir.
   Yunanistan'da resmi azınlık statüsünde yaşayan Batı Trakya Türk Azınlığı'nın, haksızlığa uğradığını hissetmesi durumunda, hak ve hukuk mücadelesini Birleşmiş Milletler bünyesinde sürdürme hakkı vardır. Lozan Barış Antlaşması'nda ,İstanbul'da müslüman olmayan azınlıkla, Yunanistan'daki müslüman azınlıkların hakları ,37.-44. cü maddelerle bu şekilde zamanın epey ilerisinde düzenlenmiştir. Batı Trakya Türk Toplumu'nun günümüzde yaşam koşullarına baktığımızda, bu temel haklarını kullanamadığını, gerçek yaşamda Antlaşma'daki düzenlemelerin karşılığını bulamadığını görmekteyiz. Örneğin, 40. Madde ile Batı Trakya Türk Azınlığı kendi okullarını kurma, yönetme, denetleme hakkına sahipken gerçek yaşamda bu hakkını kullanamamaktadır. Kullanmak bir yana, Yunanistan devleti öğrenci azlığını bahane ederek varolan Türk okullarını da kapatmaktadır. 

1923 Lozan Antlaşması'yla, Yunanistan sınırları içersinde resmi azınlık statüsünde bırakılan Batı Trakya Türkleri, kültürel, tarihsel bağları ve bir nevi kendilerine garantör ülke olması sebebiyle, Türkiye'nin gündeminde her zaman hassas bir konu olarak varolmuş ve varolmaya da devam edecektir.
2017 yılının herkes için sağlık, mutluluk, barış, başarı dolu bir yıl olmasını dilerken; yaşadığınız ülkelerde ''Azınlık'' hissetirilmeden huzurlu bir yaşam sürmenizi de canı gönülden temenni ederim.
Sevgiyle kalın...
banner4
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Azmi Azar 3 yıl önce

Batı Trakya'da %85 toprak sahibi iken bu oran %25'e düşmüş. Eldeki toprak satmadan nasıl elden çıkar?

Avatar
İsmail KÜÇÜKGÜMÜLCİNA 3 yıl önce

Sn. Ayfer Mustafaoğlu,
Kaleminize ve yüreğinize sağlık.
Anlatmaya çalıştıklarınızı zaman zaman hala yaşayan biri olarak çok iyi anlıyorum.
Türk toplumu olarak yeterince okuma alışkanlığımız olmadığı için tarihi bilgiye pek çok kişi sahip değil.
Bu yüzden sizin bu makaleniz gibi geçmiş tarihi bilgi ve gelişmeleri her fırsatta, sık sık yazmak, yeni yetişen nesillere anlatmak gerekiyor.
Eli kalem tutan, ağzı laf yapan hepimize görev düşmektedir.
56 senedir anlatıyorum, anlatmaya devam edeceğim.

Misafir Avatar
Ayfer Mustafaoğlu 3 yıl önce @İsmail KÜÇÜKGÜMÜLCİNA

İsmail Bey,
Yorumunuz ve güzel sözleriniz için teşekkür ederim. Size katılıyorum, eli kalem tutan herkese doğru ,gerçek tarih bilgilerini aktarmak için görev düşüyor. 56 senedir pesetmeden bildiğiniz, yaşadığınız doğruları anlattığınız için ben de sizi tebrik ediyorum.
Sağlıkla Kalın..

Beğenmedim! (0)