Bir demet kitap    Mühendis - Yazar  S. Serra Erdoğan

Kitap demek insan demektir  Mühendis - Yazar  S. Serra Erdoğan'ın kaleminden birbirinden güzel sürükleyici kitaplar'ın sırrı nedir?

Röportaj: İsmail Karakaş / İstanbul



Yazarlığa adım atacaklara ilham kaynağı eserlerin sahibi genç bir yazar


1) Yazım serüveniniz nasıl başladı?

 
Kendimi bildim bileli yazıyorum diyebilirim. 

Tabii yazmak, aynı zamanda paylaşmak istemektir. Her yazan yazar değildir, ama her yazar okunma ihtiyacındadır. İnsan kendisini tespit ederken, başkasını da belirlemek ister. Bu da yazdıklarının yayınlatmak gibi bir arayışı gündeme getirir. İşin, belki yazmaktan daha zor olan tarafı burasıdır. Çünkü yazarlık ve yayıncılık iki ayrı şeydir, birbiriyle kolay bağdaşmaz. Yazdıklarını yayınlatmaya imkanbulamayan pek çok yazar vardır. Bunların bazıları iyi yazarlardır da. Ben böyle bir duruma düşmemek için kendi imkanlarımıkendim oluşturdum. Belki zamanla ayrıntısına girebileceğim acayip bir serüven ortaya çıktı.    
2)Düşüncelerinizi en iyi ifade ettiğiniz eseriniz hangisi?

 
Çok klasik cevaplar vermek istemiyorum. Tabii bütün eserlerim benim düşüncelerimi ifade ettiğim çalışmalar oldu. Sırtımda küfe yok, bir kitap yazmaya kalktığımda düşüncelerimi sınırlayan veya biçimleyen benim dışımda biri yok. O yüzden kendimi rahatlıkla ifade edebildiğimi düşünüyorum. 
Ama romanlarımı yakın arkadaş çevreme daha fazla heyecan verdiğini düşünüyorum. Ayasofya’nın Sırrı adlı çocuk romanım...
Telegram Cinayetleri ve Terken, belki henüz istenen randımanı vermeseler bile, bence başarılı romanlardır. Konuları orijinaldir.


3) Eserlerinizi ele alırken nelerden ilham alırsınız?
 
İlham gaipten kalbe gelir. Onun için her şey vesile olabilir. “Şundan ilham alıyorum” demek, bana kalırsa doğru değildir. Çünkü öyle ilham verici bir nesne yoktur. İlham, nesneleri var eden şeydir. Karanlık bir odaya dolan ışık gibidir. Işık gelmeden önce o odada hiçbir şey yoktur. Işık geldikten sonra ise eşya yerli yerine oturur. 
Ben, yazarların, inançlı da olsalar, inançsız da, ilhamlarının daima gaipten geldiğini düşünürüm.
Tıpkı inançlı insanın da, inançsız insanın da ruhunun ötelerden gelmesi gibi. 

 
 4) Yeni kitabınız Habibhalil'in yazım sürecini anlatır mısınız?
  
Habib Halil skandal bir kitap oldu. Bu kitap çevresinde olanları anlatsam yeni bir kitap olur. Bir gün anlatacağım da. Bir şehidin arkasından insanların nasıl çirkinleştiğini, alçaldığını, neyin ne olduğunu bilmeden onbinlerce kişinin koro halinde nasıl küfür ve hakaret yarışına kalktığını, ünlü ve ünsüz nicesinin bu işe nasıl alet olduğunu, bir çokşeyi. 
 
Tabii bu işe girişirken, böyle bir tablo ile karşılaşacağım aklımın ucundan bile geçmezdi. Halil benim yakın arkadaş çevremden biriydi. 15 Temmuz gecesi şehit oldu.
Doğal olarak onunla ilgili bir kitap yazma ihtiyacı hissettim. Ona bir vefa borcu olarak onun hayat hikayesini yazmaya kalktım. 
 
Ben böyle düşünüyordum, ama Halil’i tanıyan diğer bazı kimseler, bu işi bir para ve şöhret aracı olarak gördüler. Kendileri öyle bir hayal içinde bulunuyor olacaklar ki, benim masum niyetimi böyle yorumladılar. Bu çok çirkin bir bakıştı ve sonunda da olay çok çirkin yerlere vardı. 
 
Benim şu an için bu konuda söyleyebileceğim bir şey yok. Bilmem ki o insanlar yarın bu çirkinliklerini hatırlayıp utanırlar mı? Ama onlar hatırlamasalar bile, yarın Hakk’ın divanında bunlar ortaya çıkar, o zaman gizliden ve açıktan yapılanlar bir bir ortaya dökülür. 
 

5) Belli bir yazma rutininiz var mı?

 
Şöyle diyeyim: Belki günlük bir ev ödevi şeklinde yazmam ama bir kitaba başladığım zaman çok yoğun çalışırım. Gecem gündüzüm onunla geçer. Yazmadığım zamanlarda bile onu düşünürüm. Sonra kitap bittiğinde rahatlarım. Hatta bir daha hiç yazmayacakmış gibi yazma işinden uzaklaşırım. Belli bir süre sonra bu uzaklık ortadan kalkar ve yeniden aynı tempo başlar. 


6) Kitaplarınızı yazarken özellikle dikkat ettiğiniz bir nokta var mı?
 
Bu soruyu pek anlamadım. Yani her kitap için dikkat edilmesi gereken noktalar farklıdır. Ama her yazar beğenilmek için, okunmak için yazar. Bunun dışında bir dikkat noktası olduğunu sanmıyorum. 
 

7) Keşke ben yazsaydım dediğiniz bir kitap var mı?
 
Evet, var: Faust. Şaka yapıyorum. Bence hiçbir yazar böyle bakmaz konuya. Beğenir veya beğenmez. Ama “keşke ben yazsaydım”, uzak bir düşünce. En azından bana. 

8) Günlük hayat kaleminizi nasıl etkiliyor?
 
Tabii, etkilemez mi? Biz bütün malzememizi günlük hayattan alıyoruz. Yaşadığımız çağı yazıyoruz. Tarihi bir roman yazsak bile yaşadığımız çağın değerleriyle, bakış açısıyla, üslubuyla yazıyoruz. Her şeyimizi günlük hayattan alırız biz. 
 
Gerçi bu soruyla kastettiğinizin anlam, ilk bakışta görünenden daha ince olabilir. O zaman farklı şeyler söylemek gerekir. Günlük hayatı olduğu gibi alıp koyamazsınız sanat eserine; ama o, başarılı olduğu kadar günlük hayata yaklaşır. Günlük hayat, hem sanat eserine ister istemez sızan bir şeydir, hem de sanat eserinin kendini benzemeye çalıştığı şeydir.
 
Ama aynı şey değildir. Günlük ne günlük hayat sanat eseridir, ne de sanat eseri günlük hayat.  
 
 
9) Yazmanın hayatınızdaki yeri nedir?
 
Yazarlar bu soruya genellikle şöyle cevap verirler: “Yazmak benim için bir varoluş, bir varolma biçimi; yazıyorum o halde varım”… Ben de bu cevabın dışına pek çıkmayayım. Yazar için yazmak, gerçekten de varoluşun aynıdır. Nasıl ki varoluş, insanı diğer varlıklardan ayıran en önemli özelliğidir. İnsan kendi kendini belirler. Yazmak da belirleme biçimlerinden biridir. 

10) Okurlar için kitap önerisi alabilir miyiz?
 
Ortaya Karışık, One Minute World, Vay Benim Yalnızlığım, Siyah Beyaz Gri, Yeni Türkiye, Telegram Cinayetleri, Ayasofya’nın Sırrı, Terken, Habib Halil, Temmuz Selası, Şehr-i Harabem. 
 
Yani kendi kitaplarımı. Yani başka ne önerebilirim ki? 

11) Son olarak günümüz gençlerine önerileriniz nelerdir?
 
Kendimi günümüz gençlerine bir şey önerecek konumda görmüyorum. Gençlere öğüt verecek yaşta değilim, herhangi bir öneride bulunmanın da bir yararı olduğunu düşünmüyorum. 
Hani vardır. Birisi çok zengin olmuştur, sonra da tutup “Zengin Olmanın Yolları” diye bir kitap yazar, daha çok zengin olur. Ama o kitabı okuyanlar yine de zengin falan olmazlar, sadece o kitabı okumuş olurlar. 
Şimdi böyle “başarının sırrı”, “nasıl yazar olunur” türünden şeylerin bir anlamı olduğunu sanmıyorum. Kural mural yoktur. Başarmak için uğraşırsın; ama başarırsın veya başaramazsın.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.