Barzani 1946 yılında Mahabad'ta doğdu. Mahabad o dönemlerde Rusya'nın da desteğiyle Iran'da kurulmuş onbir aylık ömrü olan bir Kürt Devleti idi. 

Ve birkaç ay önce artık 70 yaşını tamamlamış olan Barzani referandum kararı aldığı zaman şöyle dedi "Kürt bayrağının gölgesi altında ölmek istiyorum".
Birkaç gün önce de sözde Fransız filozofu Henry Levy'nin kendisiyle yaptığı röportajda babasının mezarını ziyaret ettiğini ve artık ölebilirim dediğini duyduk. 

Bu kendini de topraklarını da göz göre göre bir hırs uğruna ateşe atmak mıdır yoksa gerçek bir ideal midir zaman gösterir ama görünen o ki bu referandumla yarım asırdan fazla bir süredir mücadele ettiği bu toprakları kendi eliyle Israil'e verip başkan olsa da olmasa da mühim olan bir süreliğine de olsa bağımsısız artık diyebilmekti. 

Kendi giderken birçok şeyi de kendiyle birlikte götürüyor tabi. Türkiye'de de vukubulacak olan bir Türk Kürt ayrışmasına mahal verip 2019 seçimlerinde güneydoğu daki kürt oylarını etkileyerek -çünkü Barzani her ne olursa olsun kürtler arasında sevilen bir liderdir- başkanlık seçiminde Ak partinin elini zayıflatmak, yani bir nevi Türkiye'deki muhalif hareketlere de destek verip emperyal güçlerle birlikte devirme planının içine de dahil olmaktır.
Bu kendisine ne kazandırır, kendi düşüncesine göre daha fazla bağımsız olmayı. 
Barzani Türkiye'nin kendisine asla tam bağımsız bir Kürdistan kurdurtmayacağını bilmektedir. Velevki Irak'tan ayrılsa da Türkiye'ye bağlanacaktır.
Yani hep bir ülkenin gölgesi altında kalacaktır. 
Şunu kabul edelim ki bu hazin hataya rağmen Kürt mücadelesinde bilinen isimler arasında olan Barzani veya genel olarak kürtler bir sekilde hiçbir ülkeye bağlı yaşamak istemiyorlar.
Ve eğitimli kesimin dilinden düşürmedigi bir motto vardır "Bizi artık ümmetçilik politikasıyla kandıramazsınız".
Eskiden Sultanlar o bölgede olan ayaklanmalara karşı halifelik makamını öne sürerek birlik olalım deyip ümmetçi bir politika izlerdi gayrimüslime karşı. 

Fakat ne varki "seçkin ırkın" vadedilmiş topraklarında bağımsız bir ülke olmaz! Yeni yeni ayağa kalkmaya çalışan Türkiye üzerine bile operasyon üzerine operasyon yapılmaktadır. 

Burada siyonizmin veya üst akılın birkaç planından biri şunlar olabilir:

1. Aynen Saddama Kuveyt'e gir deyip Saddam'ı devirdiği taktiği izleyebilir Abd. Yani şu ara askeri hazırlık yapan İbadi'ye gir diyecek ve o katekullede Barzani'yi devirip yerine başka birini getirtip Ibadi'yle anlaştıracak. Ve zamanla dünya ülkeleri bu anlaşmaya kanaat getirip bağımsız Kürdistan'ı tanıyacak.
Bu esnada tabi Iran ve Türkiye de devre dışı kalmış olacak.

2. Türkiye ve İran da girerse İbadi'yle birlikte Kuzey Irak'a o zaman geniş alana yayılmış bir kürt-türk, sunni-şii çatışması yaşanacak ve yıllar sürecek olan bu savaştan sonra Erdoğan'ın da hükümetten devrileceğini düşünerek keyiflerine göre yeni bir taksim yapacaklar bölgede. 

Tabi 3. 4. 5. diye devam eder bu planlar..

Irak İran ve Türkiye'nin ağır ekonomik yaptırımlar yapması zaten Barzani'yi oldukça zayıflatacaktır. Peki Abd'nin istekleri doğrultusunda hareket ettiği bilinen İbadi ne diye hemen girmeye çalışıyor Kuzey Irak'a? Kendi toprakları eleğe dönmüş, bir kısmı Haşdi şabi'nin elinde, bir kısmı Daeş'in, bir kısmı ypg'nin elindeyken şimdi İbadi hangi topraklarının savunuculuğunu yapıyor? Kerkük gibi mühim bir yer uzun süredir pkk, haşdi şabi ve peşmergenin elinde zaten. 

Tek ümidimiz birkaç aylığına da olsa Barzani'nin bağımsız ülke olmasının tadına varıp bölgeyi kendi canıyla birlikte ateşe vermemesidir.
banner4
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.