Tartışma, küfür, fiziksel hareketler, hakaretler, karşınızdaki aşağılayan, yeren, küçümseyen sözler söylerken adam hiç acaba kendine "Acaba ben ne diyorum, ne yapıyorum?" diyor mudur?

Evlenirken çok sevdiği, kucakladığı, öptüğü, bebeğinin sahibi olduğu kadını yerle bir ederken acaba kendisine de saygısızlık yaptığını görmüyor mudur?

Aynı yatağı paylaştığınız, aynı evde oturduğunuz, iyisiyle kötüsüyle her günü paylaştığımız insanı yerle bir ederken o adamın hali nicedir?

Peki ya çocuklar?

Kendilerine örnek aldıkları kişilerin birbirlerine nasıl davrandığını nasıl sefil bir hale düştüklerini görmezler mi?

Sonra biz çocuktan saygı bekleyeceğiz, annesine bağıran bir babadan sonra çocuk annesine kızmaya vurmaya başlamayacak mı? kardeşi olduğunda ona küfür etmeyecek ve kardeşini sırf dövdü diye biz çocuğumuza terbiye mi vermeye çalışacağız? Çocuğa bunu nasıl anlatacağız peki, terbiye edeceğiz ama "ayinesi iştir kişinin lafına bakılmaz.."

Herkes mutlu olmak için evlenir, bazı evlilikler bir ömür boyu sürerken, bazıları inişli çıkışlı devam eder, bazıları da yıkıma doğru gider.

Mutlu dört dörtlük bir evlilik zaten yoktur, ancak sorunlar sıkıntılar oluştuğunda eşlerin davranışları da evliliğin nefes almasını sağlar.

Öfke kontrolsüzlüğü bir çocukluk hastalığıdır. Çocukluk yılları sorunlu ve mutsuz geçen kadın ya da erkek farketmez, anne babası tarafından yeterli ilgi görmediyse sevgi göremediyse, aile de sürekli kavga ve şiddet ortamında yetişti ise öfke yüklü yetişkinler olarak meydanlara çıkarlar. Malesefki tüm öfkelerini de eşlerine/çocuklarına yüklerler.

Sanki iç dünyasındaki sorunların sebebi sizsiniz. Evlenmeden önce de pek anlaşılmaz bu durum çünkü çok kolay kamufle edilebilir ancak ilerleyen evlilik süreci ile birlikte de evliliğin ve çocuğun getirdiği sorumluluklar arttıkça bu durum ortaya çıkmaya başlar. Dolayısı ile de evlilik yavaş yavaş yıkıma doğru gider... Kadın hep bekler ve etrafına anlatır; eskiden yoktu zamanla arttı.. işte tam da sebep budur. Sorumluluk duygusunun getirdiği öfke patlamasıdır bunun adı. Çünkü eş evliliğin getirdiği maddi manevi yükümlülüğü taşıyamaz ama bunu da dillendiremez sonuç diğer eşi mutsuzluğa sürükler.

Ben bu tip adamlara yıkım ustaları diyorum, güzel olan hiç bir şeyi sonuçlandıramayıp illa ki bir bahane ile yıkmakla meşguldurler. Bir yemeği bile burnunuzdan getirmeyi başarırlar, trafikte araba kullanırken yanına binmekten korkar olursunuz, kendinizde suç aramaya başlarsınız.

Halbuki sorun başucunuzda uyumakta... Düzelir mi? Zor !!! Bu şekilde yaşanır mı derseniz de bu tamamen sizin nasıl yaşamak istediğinizle alakalı... Psikaytrın verdiği ilaçlar düzenli olarak kullanılırsa, belki faydası olur fakat kullanmadığı anda merhaba öfke!

Öyle ise bir dipnot bırakmadan geçemeyeceğim..Bir kadın için huzurlu ve keyifli bir ilişki,yoğun duygularını aktarabildiği,anlaşılabildiği  ve kendisini aynı zamanda güvende hissettiği bir yaşam alanı açmak demektir ki bunu yaşayabilen kadınların daha yaratıcı ve etkin olduklarını görmezden gelmemelisiniz !!!



...
banner4
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.