Dünyaya geldikten sonra hayattaki rollerimizin, rollerimize göre aldığımız sorumluluklarımızın mimarı, CİNSİYET. Doğurganlık, annelik, emzirebilme gibi çok güzel meziyetlerle bezenmiş kadın olmak ya da babalık, ağabeylik, kardeş, amca, dayı gibi çok güçlü ve eşsiz niteliklerle taçlandırılmış erkeklik… Her ikisi de kendi içinde çok özel ve çok güzel özellikler barındıran cinsel kimlikler. 

Dünyaya gelmek için anne karnında başlayan serüvenin ilk adımı olan döllenme eylemiyle birlikte kişinin cinsiyeti de belirlenir. Çünkü bebeğin cinsiyetini belirleyen anne ve babadan bebeğe geçen cinsiyet kromozomlarıdır
Anne yani biyolojik olarak dişi olan kişi XX kromozomlarına sahiptir. Bebeğe de her zaman ve sadece X kromozomu aktarabilir. Baba biyolojik olarak erkek olan kişi ise XY kromozomlarına sahiptir. Bebeğe X kromozomu da  Y kromozomu da aktarabilir. Bu nedenle çocuğun cinsiyetine babadan gelecek kromozom karar vermektedir.
Yıllarca eşleri ve eşlerinin aileleri tarafından erkek çocuk doğur-a-madı diye suçlanmış, aşağılanmış kadınları düşündüm bir an… Şu çok bilindik ve basit bilginin eksikliği  ne büyük travmalara neden olmuştur kim bilir…
Geçenlerde okuduğum bir haber karşısında çok şaşırdım ve üzüldüm. Bu yazıyı kaleme almakta geciktiğimi düşündüm açıkçası. Sadece İstanbul'da 2000 tane gencin cinsiyet değiştirmek için ameliyat sırasında olduğu yazıyordu haberde. Düşündüm şöyle bir; acaba bu çocuklar neyin eksikliğini yaşıyordu ki böyle bir arayışa girdiler? Kimseyi suçlamak değil bu elbette, ama belli ki yanlış ya da eksik yapılmış bir şeyler var ortada.

Cinsel eğitim ve cinsel yaşam toplumumuzda en gizli kalması gereken ve en konuşulmaması gereken konuymuş gibi adeta. Hal böyle olunca çocuklara cinsel eğitim verme konusunda da biraz yetersiz kalıyoruz sanırım. Çocuklar genellikle anne babadan değil de akranlarından yalan-yanlış, eksik olarak öğreniyor cinselliği. Oysaki çocukların sağlıklı cinsel gelişimini desteklemek için,cinsellikle ilgili merak edip sordukları soruları ebeveynlerin, çocuklarına anlayabilecekleri bir şekilde, kısa açık ve net olarak cevaplandırmaları gerekir.Yine 2 yaşından itibaren çocuklara sınırlar çizilerek mahrem alanların belirlenmesi şart. Ebeveynlerin de ev içerisinde cinselliği kamçılayacak ya da merak uyandıracak davranışlardan kaçınmaları gerekiyor(çıplak gezme, çocuğun cinsel birlikteliğe tanık olması vs.)
Ergenlik çağına yaklaşan çocuklarla da konuşulması gerekir. Bedeninde, hormonlarında meydana gelecek değişikliklerin anlatılması gerekir. Cinsiyetle ilgili 3-4 yaş civarında farkındalık oluşmaktadır. Ama ergenlikte cinsel kimlik karmaşası, farklı cinsel yönelimler daha sıklıkla görülmektedir. Ebeveynlerin bu süreçte çocuklarını dikkatli gözlemleyip onlara yardımcı olması çok önemli.

CİNSİYET İLE İLGİLİ KAVRAMLAR

Cinsel kimlik; Bireyin kendini kız ya da erkek olarak ait olduğu cinsiyette hissetmesidir. Cinsiyetini fark etmesi, kendi bedenini ve benliğini belli bir cinsiyet içinde algılayışı, kabullenişi; duygu ve davranışlarında buna uygun biçimde yönelişidir. Bireyin kız ya da erkek olmaktan dolayı huzur ve güven duyabilmesidir. Cinsel kimlik, bireyin görünümü ve davranışları ile dışa vurulmaktadır.
Cinsiyet; kişinin erkek yada kadın olduğunu gösteren fizyolojik ve anatomik özellikleridir. (Genital organlar, hormonlar vb )gibi.
Cinsel rol; kadın ve erkek için farklı olan, kültürel açıdan da şekillenmiş davranışların bütününe denir.(Oyun, iş seçimi, sosyal agresyon, flört ve seksüel davranışlar).
Cinsel yönelim; Bireyin genel anlamda kadına veya erkeğe karşı cinsel olarak ilgi duymasıdır. (eşcinsellik, heteroseksüellik, biseksüellik).

    
ÇOCUKLARDA CİNSEL KİMLİK NE ZAMAN KAZANILIR?
Cinsel kimlik gelişimi bebeklikte oluşmaya başlar. Cinsel kimlik oluşumu çocukluğun ilk iki yılında başlarken, cinsel kimlik duygusunun yerleşmesi  3-4 yaş civarındadır.

Bebekler 3-4. aydan itibaren anne, babası başta olmak üzere, kadın ve erkek olarak cinsiyet ayrımını yapabilmektedir. 6 aylıkken yüzleri ve sesleri cinsiyetlere göre ayırt edebilmekte, yüzler ve sesler arasında ilişki kurabilmektedirler. 10 aylıkken bebeklerin cinsiyete özgü nesneler ile (örn. eşarp, çekiç) kadın erkek yüzleri arasında ilişki kurabildikleri gösterilmiştir.18 aylık çocuklarda erkek/kadın sıfatlarını öğrenme ve kullanma da başlamaktadır. Ortalama 19. Aydan itibaren çocukların cinsiyete özgü tanımları günlük konuşmalarında kullandıkları görülmüştür.
Cinsiyet rol davranışlarının kazanılmasına baktığımızda; çocukların kendilerini kız ya da erkek olarak tanımlayabilmeleri ya da fark edebilmelerinin ardından gelişmektedir. Bu da ortalama 2 yaşında gelişmeye başlar ve temel cinsiyet rol davranışları 3 yaşında ortaya çıkar. Bu yaşlarda çocuklar soru ve davranışlarıyla cinsel konulara ilgilerini belli ederler. Çocuklarda uygun bir cinsel kimliğin gelişmesi için öncelikle normal bir biyolojik gelişim gereklidir yani; cinsiyet organlarının normal yapısal özellikler göstermesi, hormonlarının da cinsiyetlerine uygun biçimde salgılanması. Çocuklar cinsiyetlerine uygun olarak doğru destek sağlandığında, kız ya da erkek olarak kendi cinsiyetlerine uygun, sağlıklı cinsel kimlik geliştirebilirler.

CİNSEL KİMLİK KARMAŞASI/BOZUKLUĞU(CKB)
Bahsettiğimiz bütün bu gelişim aşamalarında çocuklar anne ve babasını kendisine rol model alarak, özdeşim kurarak  esas cinsel kimliklerini benimserler.
Ebeveyn-çocuk ilişkisinin ve bazı farklı aile dinamiklerinin çocuklarda, özellikle yaşamın ilk 3 yılında çok önemli rol oynadığı ve çocuklarda cinsel kimlik bozukluğunun nedenlerinin başında geldiği düşünülmektedir. Ebeveyn-çocuk arasındaki ilişki, çocuklukta gerçekleşen öğrenmeler, ebeveynlerle ilk ilişkiler ve özdeşimler çocuklarda cinsel kimliğin gelişmesini önemli ölçüde etkilemektedir. Özellikle erkek çocuklarda; duyarlılık, ayrılık ya da kayıplar karşısında yaşanan kırılganlık, normal dışı taklit etme yeteneği, ürkeklik,  karmaşık ve sert oyunlardan hoşlanmama vb. mizaç özelliklerinin sosyal ilişkilerle pekiştirilmesi cinsel kimlik gelişimini  olumsuz etkilemektedir.
Cinsel kimlik bozukluğu tanısı konulan çocuklarda güvensiz bağlanma görüldüğünü de bildiren araştırmalar mevcuttur. Güvensiz bağlanma çocuklarda duygu düzenlemesi ve kendi ile ilgili değeri(kendilik değeri) üzerinde olumsuz etkiye sahiptir. Diğer taraftan araştırmalar; çocuklarda model olma ve özdeşim kurmanın cinsel kimlik gelişiminde en önemli psikososyal etkenlerden olduğunu göstermektedir. Karşı cinsle özdeşim kurmanın, çocuğun kendisini daha güvenli, emin ve değerli hissetmesini sağlayarak kaygısını azalttığı görülmüştür. Özdeşim kuracak modellerin yokluğu ya da niteliği de önemli bir etken olmakla birlikte; baba ve anne psikopatolojisi, ebeveynler arası ilişki problemleri (birbirini aşağılama, saymama, önemsememe), aile içi şiddet, cinsel istismar ve ihmal, kadınların cinsiyet olarak kötülenmesi, babanın kız çocuğunu sevmemesi, oğlunu ileri derecede tutması, ürkütmesi ya da ihmal etmesi gibi bir çok nedenin çocuklarda sağlıklı özdeşim kurmaya engel olduğu düşünülmektedir. İzlenen programlar, filmlerin yanı sıra kültürel ve sosyal çevreyi de unutmamak gerekiyor.
Ülkemizde yapılan bir çalışmada cinsel kimlik bozukluğu tanısı konulan çocuklarda; yetiştirilme hataları, ayrılık kaygısı ve özdeşim kurmayla ilgili problemler ve güçlükler yaşadıkları saptanmıştır.
Cinsel kimlik kazanma dediğimiz kavram, bireylerin normal cinsel gelişim göstermesi açısından çok önemli bir süreçtir. Aynı zamanda bireyin ruh sağlığı açısından iyi ve mutlu olması başta olmak üzere, sağlıklı bir  cinsel yaşantı, üreme sağlığı ve toplumsal rollerini yerine getirmesi bakımından da çok önemlidir.


Biliyoruz ki bir çocuğun cinsel kimlik bozukluğu yaşaması hem kendisi hem de ebeveynleri açısından hiç de kolay bir durum değildir. Bu nedenle ebeveynlerin doğumdan itibaren özellikle annelerin çocukların güvenli bağlanması konusunda bilinçli yaklaşmaları çok kıymetli. Ebeveynlerin yokluğu durumunda da(ölüm, ayrılık vb.) çocukların özdeşim kurabileceği ailedeki diğer bireylerle(teyze, dayı, amca, hala, dede, nine vb.) sık sık bir araya getirilmesi gerekli.
Okul öncesi dönemde çocukların karşı cinse ilgi duyması karşı cinsin giysilerini merak etmesi giymesi, karşı cinsin oyuncaklarıyla oynaması normal kabul edilmekle birlikte bu durum süreklilik gösteriyorsa ve çocuk cinsiyetini inkar etme, karşı cinstenmiş gibi davranma ve bunda ısrarcı olma gibi tavırlar sergiliyorsa bir uzmanla görüşmekte fayda var. En çok ergenlikte görülen cinsel kimlik bozukluğuna; anksiyete başta olmak üzere, kendini değersiz görme, içe yönelme, sosyal becerilerde yetersizlik, özellikle hem cinsleriyle sağlıklı ilişkiler kuramama gibi davranış problemleri de eşlik etmektedir.Çocukların davranışları ebeveynler tarafından doğru okunmalıdır.

Sonuç olarak baktığımızda, çocuklarda doğuştan gelen hormonal bir bozukluk yoksa ve cinsel kimlik bozukluğu yaşıyorsa, ebeveyn tutumlarının önemli bir etken olduğunu söyleyebiliriz. O nedenle sevgili ebeveynler; çocukları çok sevmek, özellikle ilk 2 yaşta annenin güvenli bağlanması için bebeğiyle kuracağı yakın temas ve sevgiye dayalı yakın ilişki kurması çok kıymetli. Cinsiyetine bakılmaksızın her bebeğin çok özel olduğunu unutmadan ve onlara çok değerli  olduklarını hissettirecek ebeveyn çocuk ilişkisi kurmak önemli.Doğru rol model olmakta şart.
Unutmayalım ki, sağlıklı cinsel gelişim; sağlıklı bireyler, sağlıklı bir cinsel hayat, sağlıklı üreme, sağlıklı aile ve nihayetinde güçlü toplum demektir.
Çocuklarımız çok değerli ve çok kıymetli. Onların sağlıklı gelişimlerini desteklemeyi ihmal etmeyelim lütfen.
Evlatlarınıza sımsıkı sarılın efendim. Huzur dolu bir eviniz, sevgi ve saygıyla inşa edeceğiniz mutlu yuvanız olsun.

HAFTANIN ÖNERİSİ: Çocuklarınızın yaşlarına göre tabi, cinsel gelişimleri hakkında bir gözlem yapabilirsiniz. Gerek görmeniz durumunda onlarla cinsel gelişimleri hakkında sohbet edebilirsiniz.

* Cinsel Kimlik Gelişimi Ve Cinsel Kimlik Bozukluğunda Psikososyal Değişkenler: Gözden Geçirme, Berna Özsungur*(S:163-171)

banner4
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner9