Dünyaya gelen ve yaşayan her canlı için değişmeyen bir gerçek vardır; aldığımız her nefes bir gün zamanını tamamlayacak ve bitecek, ruh ve beden birbirinden ayrılacak ve dünya hayatı sona erecek. Adı gibi oluşumu da soğuk olan Ölüm kavramını son bir yılda hiç duymadığımız kadar çok duyduk maalesef. Kimileri en yakınlarını kaybetti kimileri tanıdıklarını. Hiç tanımadığımız birileri de olsa söz konusu kavramı duymak bile herkesi oldukça kaygılandırdı ve üzdü. Bizler yetişkinler olarak bile ölüm karşısında çaresizken ve kabullenmekte çok zorlanırken küçücük yürekleriyle çocuklara bunu anlatmak hiç de kolay değil.

Nasıl anlatılır ki çocuğa çok sevdiği bir insanı bundan sonra asla göremeyeceği, dokunamayacağı, ölüm gerçeği. Ebeveynler olarak yakınlarından veya aileden birini kaybetmenin acısını kabullenip alışmaya çalışırken, üstüne bir de küçük çocuklara bu durumu anlatmak gerçekten çok zor. Ama biliyoruz ki hayatında bir gerçeği var ve hayat kendine yüklenen kodlarla ara vermeksizin işlemeye devam ediyor. Her şey vaktine tabii... Zamanını tamamlayan her şey son buluyor, bulacak da.

Peki, böyle bir durum karşısında ölüm kavramı çocuklara nasıl anlatılmalı ve nasıl konuşulmalı?
Çocukların yaşları ölüm kavramını anlamaları için önemli bir ayrıntıdır. Okul öncesi yaşlarda çocuklar ölümü televizyondan, kitaplardan, masallardan veya evde büyüklerin konuşmalarından duymuş olmakla birlikte tam olarak anlamlandıramazlar. Ölümle ilgili bu yaşlarda çocuklara ölen kişinin artık yanımızda olamayacağı ve ona artık dokunup sarılamayacağımızı anlatmalıyız ve ölen kişiyi sevmeyi sürdüreceğimize belirtmeliyiz. Ölen kişinin uzun bir uykuya daldığı, uzun bir yolculuğa çıktığı, yaşlı olduğu için öldüğü, hasta olduğu için öldüğü gibi söylemler çocukta farklı korkulara ve kaygılara yol açacağından bu tarz anlatımlardan kaçınmalıyız. Kısa ve anlayacağı şekilde basit bir dille ölüm anlatılmalıdır.
(Ölümün yaşarken yaptığımız şeyleri artık yapamayacağımız )gibi doğru cevaplar verilmelidir. Ölümle ilgili çocuklara her sorduklarında tutarlılıkla aynı cevaplar verilmelidir. Bugün anı kurtarmak için vereceğimiz kaçamak cevaplar ya da yanlış bilgiler gelecekte çocuklarımız için ciddi sorunlara yol açabilmektedir.

Mesela küçük kardeşi ölen bir çocuğa ‘tanrı küçük çocukları sever onun için alır ve cennetine kor ‘’denmiş daha sonra bu çocuk büyüyüp yetişkin bir kadın olmuş ve küçük çocuğunu kaybedince Allaha olan öfkesini hiçbir zaman çözümleyemeyerek, bu durum onda psikopatolojik bir depresyona dönüşmüştür.

(Karaca,2000).;(ÇOCUKLARIN YAKINLARININ ÖLÜM KAVRAMLARINI ALGILAMA ÜZERİNE KURDUKLARI SİSTEMLER VE OYUNLAR Fatma Tahta, Kadir Tahta, Semra Dernek)

Daha büyük yaşlarda çocuklar 8-9 gibi ve daha sonrasında ölümün geri dönülmezliği artık anlaşılır durumdadır. Her yaşamın bir sonu olduğunu kavramışlardır. Çocuklar bu yaş itibariyle cenaze törenlerinde bulunabilirler, birlikte mezarlık ziyaretleri yapılabilir.
Ölüm olayı herkes için kabullenilmesi zor ve alışılması güç bir süreçtir. Yetişkinler olarak ahiret inancı ile bu süreç daha kolay atlatılabilir Yine çocuklara da ahiret inancını vermek için de ölüm olayı somut bir adım teşkil edebilir.

Bir yakının (anne ve babasını) kaybeden çocuğa, onu yaratan Allah’tır. Ona şu kadar ömür verdi. Şimdi ise öldü, senin gibi bir çocuğu geride bıraktı. Sen iyi, dürüst ve çalışkan bir çocuk olursan, annen ve baban için ileride iyilikler yapabilirsin. Allah da onu senin yaptığın bu iyi davranışlardan dolayı bağışlar, daha güzel nimetler vb. telkinlerle, ahiret inancı da öğretilebilir. Böylece çocuk için en acı verici olan ölüm hadisesi müspet manada bir eğitim sonucu olabilir. Belki bu durumlarda çocuklar da, yetişkinler de telkine en müsait durumdadırlar. Böylece Allah inancının tamamlanması da sağlanmış olur.

(Ayhan,1997);( ÇOCUKLARIN YAKINLARININ ÖLÜM KAVRAMLARINI ALGILAMA ÜZERİNE KURDUKLARI SİSTEMLER VE OYUNLAR)(Fatma Tahta, Kadir Tahta, Semra Dernek)

Yetişkinin ölüm olayından sonra çocuğa yaklaşımı önemlidir. Çocuğa karşı duyarlı ve soğukkanlı olmalıdır. Onu yargılamadan dinleyip, çocuğun ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmalı ve çocuğun duygularını ifade etmesi için uygun ortam sunulmalıdır. Ölümden sonra yaşanacak süreç, çocuğun yaşı ve kişiliği, ölen kişiyle ilişkisi, çevredekilerin etkisi, ailenin tutumları, ölümün nedeni ve oluş şekline göre şekillenmektedir. Çocuğa ölümden önce nasıl yaşıyorsa yine aynı şekilde bu yaşantısının devam edeceği anlatılmalı ve kendisinin güvende olacağı duygusu hissettirilmelidir. Böylece çocuk ölüme dayalı kaybın sonunda üzüntü ve yas süreciyle daha kolay ve sağlıklı bir şekilde baş edebilir.

Hayatın bu işleyişi karşısında insanoğlu olarak o kadar aciz ve güçsüzüz ki aslında; vakti dolmuş bir yaşamı ne uzatabiliyoruz ne de vaktinden önce bir yaşamı sonlandırabiliyoruz. Hal böyleyken de bu kaçınılmaz sonunda bir gün geleceğini hesap ederek yaşamak ve dünyalık hırslardan biraz arınmak gerekmez mi?

​Herkese sevdikleriyle  birlikte sevgi dolu uzun bir yaşam diliyorum.
banner4
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.