Gerçek Manada Rızık kavramı

rizik kavrami ile ilgili görsel sonucu

 Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a, Salat ve Selam ise O’nun Resulü olan Hz.MuhammedMustafa’ya(sav) ve ashabına olsun.

Bu köşemizden siz değerli okurlarımıza İslam da rızk kavramının nasıl olduğu konusunu anlatmaya gayret edeceğim inşaAllah. 

Rızık çoğul olarak erzak  anlamına gelir. Buradananlaşılacağı üzere yenilip içilen, maddi ve manevi fayda sağlanan Allah’ın herkese nasip ettiği her şey rızk olarak adlandırılmaktadır. Öyle ise kullanılmayan ve yenilip içilmeyen hiçbir şey rızk kavramına girmez. Çok çalıştığımızda ise malımızın miktarında artış olur fakat rızkımız artmaz. Bununla ilgili bir hadis-i şerifte Allah’ın Rasul’ü şöyle buyurmuştur:’’Hiç kimse nasibinden fazla rızkakavuşamaz.Rızkına kavuşan onu yemeden ölmez ve istemese bile rızkı kendisine verilir’’buyurmaktadır. 1 

 Yine Allahu Teala ayeti kerimesinde şöyle buyurmaktadır;Dünya hayatında onların geçimliklerini(maddi,manevi bütün rızklarını)aralarında biz taksim ettik. 2

Fakat günümüzde insanlar tekrar cahiliyye dönemine döndükleri ve İslam Akidesinden uzaklaştıkları için maddi manevi bütün rızıklar da azalmıştır ve bereketi kalmamıştır. İnsanoğluna verilen  bu rızıklar henüz dünya yaratılmamışken taksim edilmiştir. İman rızkı,ilim rızkı, kalbe ait olan rızık, mal rızkı, merhamet ve insanlık rızkı gibi bir çok rızık çeşidi vardır. Örneğin kalbin rızkı sahip olduğu imandır. Namaz rızkı manevi rızkımızdır. Maddi rızık faydalandığımız yenilip içilen rızıktır. 
Bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz. 

Allahu Teala kullarının ruhlarını üflemeden rızklarını tayin etmiştir ve yaşam süreleri ve ecel süreleri belli olduğu gibi bedenin ve ruhunda rızkları sabittir ve bellidir. Hiç kimse rızkını bitirmeden ölmez, kimse kimsenin rızkını yiyemez, rızık değişmez ve azalıp çoğalmaz. Buradan anlaşılıyor ki rızık mala mülke çalışmaya bağlı değildir fakat rızkın nereden geleceğini bilmediğimiz için çalışmak elbette ki dinimizin emridir.Çalışmak rızkın geliş yollarından bir tanesidir sadece. Allahu Teala bu hususta şöyle buyurmuştur;’’Şüphesiz ki rızık veren,mutlak kudret ve kuvvet sahibi olan ancak Allah’tır. 3 

Bu ayeti kerimeden anlaşıldığı üzere rızık Allah’ın taahhüdü ve garantisi altındadır. Buna rağmen tersini düşünen insanlar vardır. Bu yüzdendir ki insanlar rızkın geliş yoluna iman bakımından birbirinden ayrılırlar;
rizik kavrami ile ilgili görsel sonucu

Kafirler;Rızkın yalnız çalışmaktan geldiğine inanırlar..

rizik kavrami ile ilgili görsel sonucu

Müşrikler;Rızkın hem Allah’tan hem de çalışmaktan geldiğine inanırlar..

Münafıklar;Rızkın Allah’tan geldiğini bilir ama rızkı verir mi vermez mi endişe içindedirler..

Fasıklar;Rızkın Allahü  Teala’dan geldiğine inanır ama,çalışırken Allah’a asi olurlar.
rizik kavrami ile ilgili görsel sonucu

Salih Müminler;Rızkın Allahü Teala’dan geldiğine inanır fakat çalışırken Allahü Teala’ya asi olmaz,haram işlemezler..

Şanı yüce Allah Hz.Musa’ya hitaben şöyle buyurmuştur;’’Ya Musa,bir kimse kendine verdiğim nimetleri benden bilip te kendisinden bilmez ise,nimetlerimin şükrünü de eda etmiş olur.Eğer rızkını kendi çalışması ile bilip,benden bilmez ise  de nimetimin şükrünü eda etmemiş olur.’’4

‘’Rızık için üzülme!Takdir edilen(ezele ayrılmış olan)rızık seni bulur.) 5

Hadisi şeriften de anlaşıldığı üzere Allahü Teala rızka kefildir fakat çalışmayı da emretmiştir.Bu hususta Hz.Ali (r.a) nin 6 dirhem hikayesini örnek olarak anlatabiliriz.

Kıtlık zamanıdır ve bir gün bir dilenci Hz.Ali(r.a) ninyanına gelir ve Allah rızası için para ister.Hz.Alioğluna ‘’Annene git kendisine verdiğim 6 dirhem paradan 1 dirhemini versin ve onu şu fakire verelim’’ der.Oğlu annesine gidip döndükten sonra,’’Annem 6 dirhemi un almak için sakladığını ve yarına ekmek parası dahi olmadığını söyledi’’ der.Bunun üzerine Hz.Ali ‘’Bir insan kendinde olandan çok Allah’ta olana güvenmezse gerçek iman sahibi sayılmaz.Gitannene söyle 6 dirhemin hepsini göndersin’’ der.Hz.Fatıma bunun üzerine 6 dirhemin hepsini verir.Hz.Ali’de o parayı dilenen adama verir.Veardından abdest almak için hazırlanır.Abdestinialdıktan sonra satılık bir deve ile yanından bir adam geçer.

Hz.Ali adama deveyi kaça sattığını sorar.Adam140 dirheme satıyorum der.Hz.Ali bunun üzerine eğer parasını daha sonra almak üzere bana satarsan deveyi şuraya bağla der.
rizik kavrami ile ilgili görsel sonucu
Ve adamda bu teklifi kabul edip deveyi bağlar.Adam gittikten hemen sonra Hz.Ali henüz namaza bile başlamamışken başka bir adam gelir ve devenin satılık olup olmadığınısorar.Hz.Ali 200 dirheme satıyorum der ve adam parasını peşin olarak ödeyerek deveyi alıp gider. Ardından Hz.Ali 140 dirhem olan borcunu ödedikten sonra kendisine kalan 60 dirhemi alarak Hz.Fatıma(r.a)’ya gider.Bunun üzerine Hz.Fatıma 60 dirhemi görünce çok şaşırır ve bu nedir diye sorar.Hz.Ali cevap verir; ‘’Bu Allah’ın bize Kur-an da vaat ettiği karşılıktır.Kim Allah rızası için bir iyilik ederse ona yaptığı iyiliğe(maddi,manevi) karşı 10 katı vardır ve bu para 6 dirhemlik iyiliğimizin karşılığıdır ‘’ der.

Bu örnekten de anlaşılıyor ki dilencinin ve Hz.Ali’nin rızkı Allah’ın taahhüdü ve garantisi altındadır.Öyle ise rızık aranırken çalışılmalı fakat bu çalışmaya güvenip dayanılmamalı,her şeyin Allah’ın elinde olduğuna iman etmeli.Ve çalışmanın rızkının geliş yollarından sadece bir tanesi olduğu tasdik edilmeli.Bilakis burada dilenci çalışmamıştır ve Hz.Ali de kısa bir zaman içerisinde ticaret yapmıştır.Fakat bu çalışmadan da rızık beklenebileceği anlamına asla gelmemelidir.Zirarızık miras yoluyla,hediye ile vb.yollarla dagelebilir.Aynı zamanda görüyoruz ki burada maddi olarak paradan istifade edilmiştir.

 Öyle ise kendisinden istifade edilmeyen şeylerde rızık mıdır sorusuna karşı cevabımız şu olurdu;Yenilip içilen kullanılan ve faydası görülen şeylerin hepsi rızıktır. Yenilip içilmezse kullanılmaz ve kendisinden faydanılmaz ise bizim malımız mülkümüz olsa dahi rızka dahil değildir. Örneğin iki ekmeğimiz var ve birisini yedik fakat diğerini yiyemeden öldük. Faydalandığımız şey rızkımızdır fakat faydalanamadığımız şey ise rızkımıza dahildeğildir. Eğer Hz.Ali deveyi satıp parasından istifade etmeden vefat etmiş olsa idi deveden alacağı dirhem onun rızkı olmayacaktı.Sadece dilenci kendisine verilen 6 dirhem sadakadan dolayı rızkını almış olacaktı.

Ne yazık ki rızık denilince akla sadece yenilip içilen şeyler gelmektedir fakat kullandığımız ve faydalandığımız her mal görünen odur ki rızıktır.Hatta haram yolla kazanılsa bile.. 

Bu hususta Mutezile fırkası haram şey rızık değildir derken Ehl-i sünnet alimlerinin görüşlerine göre ise helal olan da haram olan da rızıktır.  

 Bu hususta Peygamber efendimiz(sav)şöyle buyurmaktadır; ‘’Elbette hiçbir kul takdir edilen rızkına kavuşmadıkça ölmez.O halde rızkınızı ararken güzel bir yol tutun ,helali alın,haramdankaçın!’’6 Fakat rızkın az ya da çok verilmesi de kulun imtihanıdır.

Allah’ın kimine çok,kimine az rızık verdiğini çok kimse bilmez.  7

Yeryüzündeki her canlının rızkı,Allah’a aittir. 8

Ayetlerden de anlaşılıyor ki rızkın ne zaman nerden ne kadar geleceği AllahU Teala’nın elindedir ve bizeaz verdiğinde sabretmek, çok verdiğinde ise bunun bir imtihan olduğunu unutmadan şükretmek gerekir.Zira bir insan Allahu Teala emrettiği için çalışır ve rızkını temiz yollardan ararsa, ezelden belli olan rızkına kavuşur. Ve bu rızık ona bereketiyle gelir,sevap kazanır. Eğer, rızkını haram yollardan ararsa aynı şekilde ezelden belli olan rızkını elde eder.Fakat, bu rızık ona bereketiyle gelmez ve hayırsız olur, günah kazanır. Zira kim dünya hayatının nimetlerini ön planda tutarda ahiret hayatını arka plana atarsa Allahu Teala onu tıpkı bir avcının av peşinde koşması gibi rızık peşinde koşturur fakat elde edeceği rızık hep aynıdır. Sadece dünya hayatına bağlanıp kaldığı ve ahireti unuttuğu için rızkı hem bereketsizdir hem de kişi felakete sürüklenir. Aynı zamanda kazandıklarını kaybetme korkusuyla huzursuz bir yaşam sürer. Çünkü o kişi rızkın Allah’tan geldiğine inanmamaktadır. Genellikle etrafımızda da duyarız ‘’ çok çalıştım kazandım ‘’ denildiğini. Halbuki kişinin çok çalışarak kazandığını düşündüğü şey zaten ezelden belli olan rızkıdır. Eğer böyle bir rızık takdir edilmediyse ne kadar çalışırsa çalışsın o rızkı elde edemez. Tersini düşünen ise maalesef Allah’ın ayetine karşı çıkıp asi geldiği için dinden çıkmış olur.

İnsan rızkını nasıl arıyor ise rızkı da sahibini arar.Rızkının Allahtan geldiğine iman eden fakat Allahu Teala emrettiği ve rızkının nereden geleceğini bilmediği için çalışan çok fakir vardır ki zenginlerden çok daha iyi, huzurlu,mutlu yaşar.Öyle ise her salihmümin buna iman etmeli ve ahiret hayatını ön planda tutarak yaşamalı.

 Hz.Muhammed Mustafa (sav) efendimiz bir hadisi-i şerifinde şöyle buyurmaktadır; ‘’Dünya hayatına dünyada kalacağın kadar çalış,ahiret hayatına ise sonsuz kalacağın kadar çalış.’’ 9

 Dünya hayatı ile ahiret hayatını mukayese edersek görürüz ki; Allahü Teala ayetlerde dünya hayatınınadeta bir kuşluk vakti kadar olduğunu ifade etmektedir.Dünya tatlıdır ve manzarası çok hoştur.Dünya malına ve mülküne Allah’ı unutturacak kadar dalıp gitmek insanoğlunun felaketi olur.Gerçekolan sadece Ahiret hayatıdır.Çünkü dünya ahiret için bir tarladır.Ve ahiret için çalışana Allahü Teala dünyayı hizmetçi yapar…

1:İmam-ı Hakim 

2:Zuhruf 32 

3:Zariyat 58

4:İmam Gazali

5:İsfehani 

6:İmam-ı Hakim

7:Sebe 36

8:Hud 6

9: Marifetname

banner4
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.