GÖKKUŞAĞININ ARKASI, MUTLULUK ADASI 

Kalemimi aldım elime tam da yazmaya başlamışken hatıralar canlandı gözümde. Çocukluğumdan gökkuşağı ile ilgili anımı hatırladım.

Mahallenin çocukları toplanmış oynarken birden yağmur yağmaya başladı. Biraz yağmurun altında ıslandıktan sonra yakınlardaki bir evin kenarına giderek, çatısının altına sıralandık hepimiz.

Biraz bekledikten sonra kesildi yağmur ve güneş açtı. Göz alıcı bir manzara, kocaman rengarenk bir kemer takmış gökyüzü bizi çağırıyor yamacına.

Çocuklardan birisi dedi ki gökkuşağının altından geçince kızlar erkek olurmuş erkeklerde kız…

Çocuk aklı olsa gerek hepimiz inandık. Cinsiyetimizden sıkılmışız olmalıyız ki başladık gökkuşağına doğru hızlı adımlarla yürümeye.

Altından geçeceğiz güya...

Biz gittikçe gökkuşağı kaçarcasına uzaklaştı…

Velhasıl ne gökkuşağının altından geçebildik, ne de cinsiyetimiz değişti. Günümüz bireylerinin yaşantılarından beklentilerini düşündüm.

Sanki bir dış ses de onlara fısıldamakta ve şunu söylemekte; gökkuşağının altından geçerseniz mutluluğu bulacaksınız.

Dış ses söz konusu gökkuşağının metalardan ibaret olduğunu da beraberinde iletmektedir. Fakat maddi varlıklarla mutluluğu yakalamak o kadar imkansız ki tıpkı gökkuşağı hikayem gibi. İnsanlar durmaksızın gökkuşağının altından geçmeye çalışan biz çocuklar gibi koşuşturmaca içerisinde…

Herkes özünde mutluluğu arıyor aslında ama metaların arasında yapay mutluluğun ötesine geçebilmek oldukça zor.

Yetişkin bireyler için mutlu olmanın ön koşulları kişiden kişiye değişir ve her birey farklı durumlar da mutlu olduğunu düşünebilir. Ama genel olarak yaşantılara şöyle bir göz gezdirdiğimizde; bir çok insanın evi en modern mobilyalarla döşenmiş, çoğunda son model arabalar, çeşit çeşit, bilindik marka ve yeni sezon ürünü giysiler; ayakkabılar, çantalar, takılar, telefonlar, bilgisayarlar, tabletler. sofralarda çeşit çeşit yiyecekler…

Çocuğu olanlar için de çoğunluk benzer şekilde; modern eşyalarla hazırlanmış ayrı odalar, dolaplar dolusu kıyafetler, odalardan taşan oyuncaklar, ayakkabılar, bilgisayarlar, tabletler, telefonlar, özel dersler,neredeyse her gün farklı bir kurs,çocuğun her istediğine tamam diyen, hatta çocuk istemeden önüne her şeyi seren ebeveynler...

Anne,babalar genelde çalışma hayatının içinde olduklarından çocuklarına yeteri kadar zaman ayıramadıklarının farkındalar ve her isteğine tamam diyerek veya çocuğa maddi değeri yüksek hediyeler sunarak bu eksikliği telafi etmeye çalışmaktadır.

Her ne kadar yetişkinleri mutlu eden yada ettiği sanılan unsurlar metalarla ve maddi açıdan sahip olunan imkanlarla ölçülmeye çalışılsa da bu durumlar çocukları mutluluğa kavuşturuyor mu dersiniz? Hayır, onlar da bu gösterişli yapay dünyaların içinde bir türlü mutluluk adasına kavuşamayan ve koşuşturanlardan oluyorlar.

Metaların verdiği haz kısa süreli ve geçici olduğundan, içinde bulundukları bu cafcaflı yaşamda mutluluğu bulduklarını zannederken kendi iç dünyalarında, minicik yüreklerinde, gerçek mutluluğa özlemden kaynaklanan kocamaaan bir boşluk oluşmaya başlıyor. Çocukların adını koyamadıkları bu boşluk gittikçe büyüyor, büyüyor da kimse görmüyor…

Daha kötüsü bu boşluk kara delik misali içine bir şeyler aldıkça daha da genişliyor ve uçsuz bucaksız bir MUTSUZLUK deryasına dönüşüyor... Gereğinden fazla maddesel bolluğun içinde olan ve her istediği anında gerçekleşen çocuklar bırakın mutlu olmayı maalesef; doyumsuz, paylaşımsız, sabırsız ve en önemlisi de mutsuz bireyler olabiliyorlar...

Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim, bazı Avrupa ülkelerinde çocuklara okullarda mutlu olabilme yolları ders olarak okutuluyor. Nasıl mı? Çocuklara istedikleri her şeye her zaman sahip olamayacakları ve istedikleri her şey olmadan da mutlu olabilecekleri öğretiliyor.

Aslında çocukların gerçekte istedikleri bunların hiçbirisi değil. Çocuklar çok daha basit ve kolay şeylerle mutlu olabiliyorlar; onlara sunacağınız sınırsız sevginiz, kendini değerli ve önemli hissedeceği kadar ilginiz, ruhunu doyuracak kadar birlikte etkin ve kaliteli vakit geçirmeniz (çocuğunuzla birlikte; oyun oynamak, oyuncak tasarlamak, yemek yapmak, resim yapmak, kitap okumak sadece birkaç örnek.) ve her fırsatta çocuğunuza sıkıca sarılarak ona olan sevginizi dile getirmeniz... Gördüğünüz üzere çocukları mutlu etmenin yolları çok daha kolay maddi değeri çok az, manevi değerine paha biçilemez davranışlar...

Tabii ki çocukların ihtiyaçlarını karşılayıp onlara en iyi imkanları sunmak her anne babanın en doğal isteği ve en önemli görevi . Ama lütfen unutmayın ki; her şeyin bir ölçüsü var ve bir zamanı var. En önemli olan içinde bulunduğunuz anı iyi değerlendirebilmek..

Çocuklarınızı bağrınıza basıp doyasıya sarılın, öpüp koklayın, birlikte çok güzel ve içinden mutluluk taşan anılar biriktirmeye gayret gösterin.

DÜNYANIN EN MUTLU ÇOCUKLARINI YETİŞTİREBİLMEK ÜMİDİYLE…!
banner4
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.