Öne Çıkanlar Necmi Hasanoğlu Hounslow belediye başkanı Samia Chaudhary Bölge Başkanı Ubeyde Bilaloğlu Iftar Cumhurbaşkanı Erdoğan

'Barış Pınarı Harekatı'nı kınayan uluslararası toplum kendinden utanmalı'
New York

ABD'nin New Jersey eyaleti Prospect Park Belediye Başkanı Muhammed Khairullah, Türkiye'nin başlattığı Barış Pınarı Harekatını kınayan uluslararası toplumun kendinden utanması gerektiğini vurgulayarak, "Türkiye en azından bu harekat ile Suriyeli mültecileri anavatanlarına dönme imkanına yaklaştırdı." dedi.

New Jersey'nin Suriye kökenli Belediye Başkanı Khairullah, ABD'de siyasete giriş hikayesini ve Türkiye'nin Suriye politikası hakkındaki düşüncelerini  anlattı.

Khairullah, Suriye'nin eski Devlet Başkanı Hafız Esad dönemi baskılarından kaçarak 16 yaşında ailesiyle ABD'ye iltica etti.

Kamu hizmetine gönüllü itfaiye eri olarak başlayan Khairullah, 2001'de siyasete atılarak şehir meclis konseyine seçildi.

Khairullah, 2005'te de 30 yaşında New Jersey'nin en genç ve ilk Müslüman belediye başkanı oldu.

"Adıma değil çalışmalarıma baktılar"

Khairullah, adaylığını 11 Eylül saldırılarından iki ay önce ilan etse de Arapların ve Müslümanların terörist olarak etiketlendiği o hassas dönemde, şehir meclisi konseyine seçilmesinin topluma yaptığı hizmetler sayesinde olduğunu kaydetti.

O dönem ismi nedeniyle aday olmasına imkansız gözüyle bakıldığını dile getiren Khairullah, şunları söyledi:

"11 Eylül saldırısı sonrası o ortamda, 'Muhammed ismi ile siyaset olmaz, adaylığın daha başlamadan bitti' diyorlardı. Ancak ön yargı ile mücadelenin en iyi yolunun topluma hizmetten geçtiğini anladım. Gönüllü itfaiyeci olarak çalıştığım 8 yıl sonucu insanlar beni itfaiyeci olarak tanıdı, dinime ve adıma değil çalışmalarıma baktı."

Khairullah, Belediye Başkanlığı sırasında da özellikle Suriye'de Mart 2011'de başlayan iç savaş sonrası sivil toplum kuruluşları üzerinden bölgeye insanı yardım götürdüğünü kaydetti.

Suriye kökenli olması nedeniyle Suriye halkının özgürlük taleplerinin kendisi için çok önemli olduğunu ifade eden Khairullah, bunun da kendisini ulusal ve uluslarası düzeyde daha tanınır hale getirdiğini anlattı.

Türkiye'ye gidiş ve dönüşte sorgulandı

Khairullah, eylülde tatile gittiği Türkiye'den dönüşünde New York JFK havalanında gümrük polisi tarafından saatlerce sorgulanarak cep telefonuna el konulması ile ülkede haberlere de konu oldu.

Bu tavrın daha ülkeden ayrılmadan havalanında başladığını belirten Khairullah, şöyle devam etti:
'Barış Pınarı Harekatı'nı kınayan uluslararası toplum kendinden utanmalı'

"Daha ABD'den çıkmadan farklı muamele görmeye başladık. Türkiye'ye uçmak için gittiğimiz havalanında uzun saatler tutulduk, uçağımızı kaçırarak bileti ertesi güne değiştirmek zorunda kaldık. Ertesi gün de sırada en az 5 saat yine bekletilerek, en az iki aramadan sonra ancak Türkiye uçağına binebildik. Bizi rastgele seçtiklerini söyleseler de ailemle bana uyguladıkları muamele bizi kimliğimizden dolayı hedefe aldıklarının kanıtıydı."

Khairullah, bütün faaliyetlerinde şeffaf olduğuna vurgu yaptı ve "Saklayacak hiçbir şeyimiz yok ama mevcut jeopolitik ortamda kamuya açık konuşmalarımızı bazıları kendi amaçları için tehdit olarak görebilir. Özgür bir ülkedeyiz, fikirlerimizi söyleme hakkına sahibiz. Kimseye zarar vermek için değil dünyayı daha iyi bir yer yapmak için çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.

"Barış Pınarı, 1 milyon mültecinin vatanına dönüşüne imkan verecek bir plandı"

Khairullah, 1980'de ailecek Suriye'den baba Esed'in zulmünden kaçtığına dolayısıyla mülteciliğin ne demek olduğunu bildiğine vurgu yaparak, Türkiye'nin mültecilere kapılarını açmasından övgüyle söz etti.

Suriyeli mültecilerin hiçbir ülkede Türkiye'deki gibi saygın ve adil bir muamele görmediğine dikkat çeken Khairullah, "Türkiye'nin son Barış Pınarı Harekatı da kendi sınırlarını koruma amacının yanı sıra Suriye halkının da yararınaydı, 1 milyon mültecinin ana vatanına dönüşüne imkan verecek bir plandı." değerlendirmesinde bulundu.

Khairullah, harekatı kınayan uluslararası toplumu da eleştirerek, şunları kaydetti:

"Türkiye'nin Barış Pınarı Harekatı'nı kınayan uluslararası toplumun kendinden utanması gerek çünkü Türkiye en azından bu harekat ile Suriyeli mültecileri anavatanlarına dönme imkanına yaklaştırdı. Uluslararası toplumun mültecilere yönelik hiçbir çözüm önerisi yok. Mültecileri geri getirmek ve anlamak için tek bir çözüm önermiyorlar. Türkiye, mültecilerle dertlenen, bu konuda bir şeyler yapan tek ülke. Uluslarası toplum Suriye halkının hayatıyla oynuyor, azınlıklar filan umurlarında değil. Kürtleri bulundukları mevcut pozisyona çekerek, onlarla bile oynadılar."

"Medyada ön yargı var"

Barış Pınarı Harekatı'na yönelik tutumu nedeniyle ABD medyasını da eleştiren Khairullah, bu süre boyunca Amerikan halkının yanlış bilgilerle beslendiğinin altını çizdi.

Khairullah, "Medya ne Suriye kökenli olarak bize, ne de Türk insanına ulaşıyor, sadece belli görüşleri sunmasını istediği kişileri ekrana çıkarıyor. Türkiye'nin (bu operasyon ile) Kürt halkını hedef almadığı, ayrılıkçı militanlara karşı savaştığı bir gerçekti." diye konuştu.

Barış Pınarı Harekatı'nın, Suriye'deki varil bombalı saldırılar, kimyasal silah kullanımı ve hastaneleri hedef alan bombardımanlarla asla kıyaslanamayacak kadar temiz ve sivilleri koruyacak şekilde gerçekleştirildiğini vurgulayan Khairullah, "Umuyorum oluşturulan güvenli bölgeye planlandığı şekilde mülteciler geri döner, yerleşim yerleri yeniden canlanır, o zaman uluslarası toplum kendinden utanır." dedi.

Khairullah, ABD'deki Türk ve Müslüman toplumun da yerel yönetim ve halklarla yakın temasa geçmesini tavsiyesinde bulunarak şunları kaydetti:

"Artık bu (Amerikan) toplumda hikayemizi, ana akım medyanın söyledikleri değil, ismi Muhammet, Fatma olanların anlatacağı gerçek haberler oluşturmalıdır. Türkiye'ye yaklaşım bize gösterdi ki medyada ön yargı var ve bunu yıkacak olan da toplumun içinde bizim yapacağımız geniş hizmetlerdir."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.