Öne Çıkanlar Nuri Bulgurcu işadamı Nuri Bulgurcu Zazalar Mert Sav Hackney Belediye Başkan Yardımcısı Sheila Peacock

Diyanet İşleri Başkanı Görmez'den açıklama geldi.

Almanya’da Diyanet İşleri Başkanlığı'nın gönderdiği din görevlilerini konu edinen tartışmaların yol açtığı son gelişmeler üzerine Diyanet İşleri Başkanı Görmez'den konuya ilişkin açıklama geldi.

Diyanet İşleri Başkanı Görmez’den Almanya’da imamlara yönelik asılsız iddialara ilişkin açıklama

Gazetemize gönderilen  Almanca-Türkçe-İngilizce bilgi notu:


Uzunca bir süredir Almanya’da Diyanet İşleri Başkanlığı'nın gönderdiği din görevlilerini konu edinen tartışmaların yol açtığı son gelişmeler üzerine hazırlanan basın açıklaması ve Genel Müdürlüğümüz koordinasyonunda, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Sayın Mehmet Görmez ile ülkemizde yerleşik uluslararası basın mensuplarının basın toplantısından fotoğraflar, ekte Türkçe ve İngilizce olarak sunulmuştur.

Londra Büyükelçiliği, Basın Müşavirliği

BASIN AÇIKLAMASI      
                                                                                                                                                    
Uzunca bir süredir Almanya’da Diyanet İşleri Başkanlığının gönderdiği din görevlilerini konu

edinen tartışmaların yol açtığı son gelişmeler üzerine aşağıdaki hususların kamuoyu ile

paylaşılmasında fayda mülahaza edilmiştir.

15.02.2017 tarihinde Almanya’nın Kuzey Ren Vestfalya ve Reinland-Pfalz eyaletlerinde Federal

Başsavcının talimatı ile Bad Godesberg, Fürthen-Sieg, Engelskirchen ve Bergneustadt’ta dört din

görevlisinin evinde arama yapıldığı basından öğrenilmiştir. Yazılı ve görsel Alman medyasında yer

alan haberlere göre DİTİB camileri bünyesinde görev yapan Diyanet imamları hakkında usulsüz

istihbari faaliyette bulunma iddiası ile ilgili başlatılan soruşturma kapsamında, iki din görevlimizin

şahsi bilgisayarına el konulmuştur.

Olayların başladığı günden itibaren gerek Diyanet İşleri Başkanlığı, gerekse DİTİB yaptığı

açıklamalarda din görevlilerinin illegal bir faaliyet içerisinde olmadıklarını kesin bir dille kamuoyu

ile paylaşmıştır. Ayrıca Başkanlıkça konu ile ilgili Alman yetkililerine durumu tavzih eden bilgi

paylaşımında bulunulmuştur. Bu bağlamda yetki aşımında bulunduğu değerlendirilen 6 din

görevlisi, herhangi bir istihbarı ve casusluk faaliyeti içerisinde yer almamalarına rağmen iki ülke

arasındaki karşılıklı güveni korumak ve iyi niyet göstergesi olmak üzere Türkiye’deki görevlerine

döndürülmüştür.

Söz konusu ithama mesnet teşkil eden yazı, IX. Avrasya İslam Şurasında ele alınan dinin yanlış

yorum, istismar ve şiddete alet edilmesi ana fikrini taşımasına rağmen asılsız bir iddia ile algı

operasyonu başlatılmıştır. Bu yolla hem Başkanlığımız, hem din görevlilerimiz, hem de

Almanya’da din hizmetleri yürüten DİTİB itibarsızlaştırılmak istenmiş ve müntesipleri rencide

edilmiştir.

Diyanet İşleri Başkanlığı, 40 yılı aşkın bir süredir başta Almanya olmak üzere bütün Avrupa’da

yaşayan Türkiye kökenli Müslümanların öncelikle dini vecibelerini yerine getirmelerine rehberlik

etmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı, aşırılıktan uzak bilimsel bilgiye dayalı din anlayışına, toplumun

huzur ve refahına, toplumsal güvenliğine, birlikte yaşama kültürüne, uyuma, inananların şiddetten

ve nefretten uzak kalmasına çok büyük katkılar sağlamıştır.

Diyanet-DİTİB işbirliği, din hizmetleri bağlamında Türk-Alman modeli olarak da

nitelendirilebilecek, toplumlararası dini ilişkilere örneklik teşkil edebilecek bir karakteri haizdir.

Zira Diyanet İşleri Başkanlığı ile DİTİB’in dini referans ortaklığı, her türlü diplomatik, siyasi,

ideolojik manipülasyon ve polemiklere konu edilemeyecek derecede hayatidir. 40 yıllık süre

zarfında Türkiye Diyanet’inin uluslarası hukuku, yerel hukuk normlarını, temel insan haklarını ve

dini özgürlükleri esas ittihaz ettiği ve çalışmalarını buna göre yürüttüğü her türlü izahtan

varestedir. Bugüne kadar böyle olduğu gibi, bugünden sonra da bu ilke ısrarla korunacaktır. Hiçbir

din görevlisinin görev tanımı dışında bir faliyete yönelmesine asla müsaade edilmemiş, bu süre

zarfında illegal olarak nitelendirilebilecek herhangi bir vaka’ya rastlanmamıştır.
Asılsız ve mesnetsiz isnatlarla din görevlilerinin ve dini teşkilatların iç siyasetlere malzeme

yapılması asla kabul edilemez. Diyanet İşleri Başkanlığı gibi küresel ölçekte kendi alanında hizmet

sunan dini, insani ve hayri faaliyetlerde bulunan ve ilişkide olduğu bütün kesimlerce saygı ile

karşılanan güzide bir kurumu; Almanya'nın en geniş tabanlı Müslüman sivil toplum kuruluşu olan

ve kurulduğu günden bugüne sağduyu, uyum, huzur ve barışın güvencesi olan DİTİB’i; keza her

durumda inanç, ibadet ve ahlak alanlarında rehberlik eden, dini ve insani erdemleri yükselten din

görevlilerini; rencide eden, ötekileştiren, dışlayan, suçlayan beyan ve haberlerin maksatlı ve

faydasız olduğu açıktır. Bu girişimler Almanya’yı yurt edinen Türkiye kökenli sadece 3 milyonu

aşkın inananı değil, 5 milyondan fazla Müslümanı da manen ve vicdanen yaralamışır.

Medya üzerinden yürütülen bu asılsız beyan, haber ve iddiaların masum ve inanmış kitlelerde

onulmaz travmalara yol açması muhtemeldir. Bu kabil travmaların ise toplumsal barışa ve güvene

hizmet etmeyeceği aşikârdır. Yarım asra yaklaşan dini alandaki Türk-Alman işbirliği modelinin

zedelenerek işlemez hale getirilmesi yerine eğitim, kültür, uyum ve entegrasyon konularında daha

da geliştirilmesi, güçlendirilmesi, şayet varsa eksiklerinin giderilmesi yolu tercih edilmelidir. Siyasi

ve kamusal sorumluluğu olanların acele ve özensiz açıklamalardan kaçınmaları şüphesiz ki

sorunların çözümünü kolaylaştıracaktır.

DİTİB başta olmak üzere dünyanın her yerinde Diyanet’in manevi rehberliğini, bilgi, birikim ve

tecrübesini yanına almak Müslüman dini yapılara herhangi bir eksiklik getirmez, bilakis güven ve

itibar kazandırır. Diyanet İşleri Başkanlığı temas halinde bulunduğu dini tüzel kişiliklerin tabi

olduğu hukuk normlarına her zaman saygılı olmuştur.

Diyanet İşleri Başkanlığının en temel hizmet ilkelerinden biri de politik yansızlık ilkesidir. Diyanet

din görevlilerinin hizmet süreçlerinde bu ilkeye riayet etmeleri konusunda da son derece

hassastır. Bundan sonra da aynı hassasiyeti sürdürme kararlılığındadır.
Diyanet İşleri Başkanlığı öteden beri sahip olduğu dini gelenek ve anlayış gereğince, radikal

yapılar, terörist odaklar ve dini istismar eden çevrelerle kategorik olarak kendisini ayırır ve bu kabil

yanlışlar taşıyan unsurlara hizmet süreçlerinde asla yer vermez. Bu tür odak ve unsurların en son

tezahürleri, İslâm’ın esenlik mesajlarıyla asla örtüşmeyen DEAŞ ve dini istismar ederek küresel

ölçekte faaliyet gösterip hukuk ve düzen karşıtı tehdit sarmalına dönüşen FETÖ gibi terör

örgütleridir. Bu tür terör örgütlerine karşı Diyanet İşleri Başkanlığı, din hizmetinde paydaş olarak

gördüğü yurt içi ve yurt dışı teşekküllerden de aynı hassasiyeti göstermesini beklemektedir.

Dünyanın karşı karşıya kaldığı aşırılık, terör ve göçmen sorunu gibi insani meselelerde; akılcı,

faydacı ve barışçı olanı tercih, gerek Diyanet İşleri Başkanlığının gerekse DİTİB’in gelenek,

tecrübe ve potansiyelinden yararlanmaktır.

Başta Türkiye kökenliler olmak üzere, Almanya’da yaşayan Müslümanların, inancı, dini ve kökeni

ne olursa olsun sağduyulu bütün insanların ümitsizliğe ve tehevvüre kapılmadan hareket

edeceklerine ve sonunda akl-ı selimin galip geleceğine olan inancımız tamdır.

Federal ve Eyaletler bazında her seviyedeki Alman yetkili ve ilgilinin, kırk yıllık süreçte elde

edilen deneyim ve kazanımları görmezden gelen ve geleceği inşaya katkı sağlamayan bu tür akla

ziyan ve hiç kimseye yarar sağlamayan bu sürecin sağlıklı bir şekilde sona ermesi için üzerine

düşen görevi yapacağına inanıyoruz.

Prof. Dr. Mehmet Görmez

Diyanet İşleri Başkanı



PRESS RELEASE

It has been deemed beneficial to share the following with the public regarding recent developments

caused by the ongoing debate over religious officials sent to Germany by the Presidency of

Religious Affairs.

It has been found out in the media that the houses of four clerics in Bad Godesberg, Fürthen-Sieg,

Engelskirchen, and Bergneustadt were searched on 15.02.2017 in the states of North Rhine-
Westphalia and Rheinland-Pfalz in Germany with the order of the Attorney General.

According to the reports in German media, private computers of two clerics have been seized under

the investigation launched over claims of unlawful intelligence operations by imams assigned by

the Presidency of Religious Affairs to DİTİB (Turkish-Islamic Union for Religious Affairs)

mosques.

Since the claims first emerged, both the Presidency of Religious Affairs and DİTİB have expressly

declared to the public that the clerics did not engage in any illegal acts. Furthermore, the Presidency

shared information with Germany officials evidencing the situation. In that context, six clerics who

were evaluated to have exceeded their authority were sent back to their posts in Turkey to maintain

the mutual trust between two countries and as a gesture of goodwill despite never participating in

any act of intelligence-gathering or espionage.


A perception operation has been launched with a false accusation even though the text that serves

the basis for said accusation has the main theme of religion being misinterpreted, exploited, and

abused for violence which were all discussed at the 9th Eurasian Islamic Council. Both our

Presidency, our religious officials, and DİTİB which carries out religious services in Germany have

been the target of defamation in this way and their followers have been offended.

For more than 40 years, the Presidency of Religious Affairs has guided Muslims of Turkish origin

across Europe and particularly in Germany to help them fulfill their religious obligations. The

Presidency of Religious Affairs has made major contributions to an understanding of religion based

on scientific knowledge and away from extremism, to the peace and welfare of society, to societal

security, to culture of living together, to harmony, and to helping people live away from violence

and hatred.

The cooperation between the Presidency of Religious Affairs and DİTİB has a character that can

serve as an example to inter-communal religious relations and can also be described as the Turkish-
German model in terms of religious service. The common ground between the Presidency of

Religious Affairs and DİTİB on religious references is too vital to be abused for any diplomatic,

political, and ideological manipulation and argument. In the course of 40 years, it is without

question that Turkey’s Presidency of Religious Affairs has accepted international law, local legal

norms, fundamental human rights and religious liberties as basis and operated accordingly.
This principle will be earnestly preserved henceforth as it has been thus far. No religious official has

ever been allowed to turn towards any activity outside their job description, and no incident that

could be deemed illegal has ever taken place in the meantime.

Using religious officials and religious organizations for domestic politics with unfounded and

baseless allegations is unacceptable. It is clear that the statements and stories are intentional and

futile which offend, marginalize, ostracize, and accuse a distinguished organization such as the

Presidency of Religious Affairs which offers services in its field on a global scale, carries out

humanitarian and charitable activities, and has the respect of all parties it works with; DİTİB which

is the largest Muslim non-governmental organization in Germany and which has been the warrant

of common sense, harmony, peace, and security since the day it was founded; and also the religious

officials who guide others in faith, worship, and morals, and elevate religious and humane virtues

in any occasion. These attempts have inflicted a moral and conscientious wound on not only over

three million Turks who have made Germany their home but also on more than five million

Muslims in the country.

It is possible that the unfounded statements, stories, and allegations spread through the media will

cause irreparable trauma on innocent and religious masses. And it is obvious that such traumas will

not serve social peace and safety. Instead of damaging and devastating the Turkish-German

cooperation model which has been in service for nearly half a century in the field of religion, the

course to follow must be to further improve, solidify, and better the conditions in education,

culture, harmony, and integration. It will undoubtedly make it easier to resolve the issues when

those with political and public responsibilities avoid any rush and careless statements.

Benefitting from the spiritual guidance, knowledge, and experience of the Presidency of Religious

Affairs would not be a shortcoming; on the contrary, it would bring prestige and reliability to

Muslim religious organizations all around the world, especially to DİTİB. The Presidency of

Religious Affairs has always respected the legal norms applicable to religious legal entities with

whom it maintains contact.
One of the most fundamental service principles of the Presidency of Religious Affairs is political

impartiality. The Presidency is extremely sensitive about its religious officials abiding by this

principle in their services, and it is determined to maintain the sensitivity thereafter.

Due to the religious tradition and understanding it has long adopted, the Presidency of Religious

Affairs categorically separates itself from radical structures, terrorist groups, and circles that exploit

religion. It does not allow for elements in its services that adopt such wrong ideas. The most recent

manifestations of such groups and elements are terrorist organizations such as DAESH which does

not in any way chime with the peaceful messages of Islam and FETO which operates on a global

scale by exploiting religion and has turned into a structure threatening law and order. The

Presidency of Religious Affairs expects the same level of sensitivity against these sorts of terrorist

groups from organizations that it considers partners in religious service in Turkey and abroad.

The reasonable, beneficial, and peaceful option in tackling with humanitarian issues in the world

such as extremism, terror, and immigration is to benefit from the tradition, experience, and

potential of both the Presidency of Religious Affairs and DİTİB.
We have full confidence that especially people of Turkish origin, Muslims in Germany, and

everyone with a common sense regardless of their faith, religion, and ethnicity will act without

getting despaired and angry, and reason will prevail in the end.

We believe that German officials at every federal and state level will do their part in sensibly

ending this unreasonable and pointless process which disregards the gains and experience obtained

in the forty-year period and makes no contribution to building the future.

Prof. Dr. Mehmet Görmez

Presidency of Religious Affairs

PRESSEMITTEILUNG

Anlässlich der seit einiger Zeit geführten Diskussionen über die Religionsbeauftragten, die seitens des Diyanet nach Deutschland geschickt werden und bezüglich der Entwicklungen zu diesem Thema, war es erforderlich, die Öffentlichkeit über folgende Tatsachen aufzuklären.
Über die Presse konnte in Erfahrung gebracht werden, dass am 15.02.2017 in Deutschland in den Bundesländern Nordrhein-Westfalen und Rheinland-Pfalz mit der Anweisung der Bundesstaatsanwaltschaft, Wohnungen von vier Religionsbeauftragten aus Bad Godesberg, FürthenSieg, Engelskirchen und Bergneustadt durchsucht wurden.
Der deutschen Presse und den Fernsehmedien zu Folge wurden Ermittlungen eingeleitet gegen die Diyanet-Imame, die innerhalb der DITIB-Moscheen tätig sind.
Die Ermittlungen beziehen sich auf Behauptungen der Denunzierungen. In diesem Rahmen wurden die Computer zweier Imame beschlagnahmt.
Seit Beginn der Ermittlungen hat sowohl das Präsidium für Religionsangelegenheiten, als auch die DITIB offen dargelegt, dass die Religionsbeauftragten keinesfalls in irgendwelche Bespitzelungsangelegenheiten verwickelt sind.
Außerdem hat das Präsidium den deutschen Behörden Informationen vorgelegt, die diese Angelegenheit durchleuchten.
In diesem Zusammenhang wurden die 6 Religionsbeauftragten, obwohl sie in keinerlei Bespitzelungsangelegenheiten verwickelt sind, nur zum Beweis des gegenseitigen Vertrauens beider Länder aus Deutschland abgezogen.
Das Schreiben, das angeblich die Grundlage der Anklage bildet, ist eigentlich ein Auszug aus der IX. Eurasien Islam Versammlung.
Sie bezieht sich auf das falsche Verständnis, die Ausbeutung und die Ausnutzung der Religion für Gewalt. Mit diesem Schreiben wurde versucht, eine falsche Auffassung zu verbreiten. Es wurde auf diesem Weg versucht, in Deutschland unser Präsidium, unsere Religionsbeauftragten, die Religionsbediensteten der DITIB anzuschwärzen und ihre Beteiligten zu bloßstellen.
Das Präsidium für Religionsbeauftragte hat über 40 Jahre lang vor allem in Deutschland, aber auch in ganz Europa alle türkischstämmigen Muslime dahingehend aufgeklärt, ihren religiösen Pflichten nachzukommen. Das Präsidium war stets darauf bedacht fern zu bleiben von extremen religiösen Auffassung und bezog sich immer auf eine Religion im Lichte der Wissenschaft.
Sie hat einen großen Beitrag dazu geleistet, damit das dortige Volk in Frieden und Wohltat mit der dortigen Gesellschaft leben kann.
Ihr Beitrag diente auch dazu die gesellschaftliche Sicherheit zu gewährleisten, die Kultur des Zusammenlebens zu unterstützen und die Menschen von Gewalt und Hass fernzuhalten.
Die Zusammenarbeit der Diyanet-DITIB kann auch angesehen werden als Beispiel für ein DeutschTürkisches Modell in Bezug auf Religionsdienste zwischen zwei Gesellschaften.
Denn die Zusammenarbeit des Präsidiums für Religionsangelegenheiten und der DITIB ist so lebensnotwendig, dass sie niemals zum Thema von diplomatischen, politischen oder ideologischen Manipulationen oder Polemiken gemacht werden kann.
Seit 40 Jahren arbeitet das Diyanet der Türkei im Rahmen der internationalen Justiz, der lokale juristischen Normen, der grundlegenden Menschenrechte und der Religionsfreiheit. Sie musste sich bislang noch nie rechtfertigen. So wie sie es bis heute getan hat, wird sie sich auch weiterhin diese Prinzipien bewahren. Es wurde niemals erlaubt, dass ein Religionsbeauftragter einer Tätigkeit nachgeht, die außerhalb seines Aufgabenbereichs definiert ist.
Niemals wurde innerhalb dieser Zeit irgendeine illegal zu bezeichnende Handlung festgestellt. Es ist nicht zu dulden, dass mit unbegründeten Anschuldigungen Religionsbeauftragte und die Religionsinstitute zum Gegenstand innerer Politik gemacht werden. Das Präsidium für Religionsangelegenheiten ist eine Institution, die auf globaler Ebenen Religionsdienste durchführt, menschliche, wohltätige Dienste durchführt und von allen Schichten, mit denen es eine Beziehung hat, respektiert wird.
Es ist ganz offensichtlich, dass es sich bei diesen beleidigenden, ächtenden, diskriminierenden, anschuldigenden Äußerungen und Nachrichten gegen die DITIB, die großflächigste muslimische, zivilrechtliche Organisation in Deutschland, die seit dem Tag ihrer Gründung für nichts anderes arbeitet, als für gesunden Menschenverstand, Anpassung, innere Ruhe und Frieden, um eine unnütze Hetzkampagne handelt. Diese Überriffe haben nicht nur die 3 Millionen türkischstämmigen Muslime, die in Deutschland leben, sondern auch mehr als 5 Millionen Muslime seelisch verwundet.
Diese unbegründeten Äußerungen über die Medien, die Nachrichten und Anschuldigungen werden gewiss bei einer Gruppe von Unschuldigen und Gläubigen ein irreparables Trauma verursachen. Solch ein Trauma wird gewiss nicht dienlich sein für den gesellschaftlichen Frieden und die Sicherheit. Es sollte ein Weg bevorzugt werden, der, anstatt solch ein Modell der Zusammenarbeit zwischen der Türkei und Deutschland von über einem halben Jahrhundert zu zerstören, Erziehung, Kultur, Anpassung und Integration entwickelt, stärkt und wenn vorhandene Mängel behebt.
Die Verhinderung von übereilten und nicht sachgemäßen Mitteilungen seitens der Verantwortlichen im politischen und öffentlichen Dienst sollte die Lösung dieser Probleme erleichtern. Sich einen geistigen Beistand wie die DITIB oder das welterfahrene Diyanet mit samt seiner Erfahrung und seinem Wissen an die Seite zu nehmen, ist keine Schwäche, sondern bringt Vertrauen und Ansehen mit sich. Das Präsidium für Religionsangelegenheiten hat stets die juristischen Normen seines Gegenübers geachtet. Eines der grundlegendsten Prinzipien des Diyanet ist politische Neutralität im Dienst.

Die Religionsbeauftragten sind sehr vorsichtig beim Umgang mit diesem Prinzip. Das Diyanet hat seit jeher entsprechend seiner religiösen Tradition und seiner Auffassung, radikale Strukturen, terroristische Absichten und Religionsausnutzung von sich getrennt und solche fehlerhaften Gruppierungen stets von sich ferngehalten. Auch bei der DEAŞ, deren Botschaften sich um nichts mit dem friedfertigen Islam decken, und auch bei der FETO, die auf globaler Ebene aktiv ist und sich gegen Recht und Ordnung erhoben hat, handelt es sich um solche Terrororganisationen. Das Diyanet erwartet von allen Kooperationspartnern im In- und Ausland, dass sie gegen solche Terrororganisationen sensibilisieren.
Die vernünftige Entscheidung ist es, von der Tradition, der Erfahrung und von Potenzial des Diyanet und der DITIB zu profitieren, um gegen die Probleme der Welt, wie den Extremismus, den Terror und das Migrationsproblem, anzukommen.
Wir glauben fest daran, dass alle Muslime, die in Deutschland leben, vor allem die türkischstämmigen, aber auch alle anderen vernünftigen, toleranten Menschen, ganz gleich welchem Glauben, welcher Religion sie angehören oder von welcher Herkunft sie sind, letztendlich ohne in Hoffnungslosigkeit und Wut zu geraten, den Weg der Vernunft wählen werden. Wir sind der Überzeugung, dass alle deutschen Verantwortlichen in allen Ebenen der Bundesregierung und der Bundesländer, alles in ihrer Verantwortung stehende tun werden, um die Erwahrung dieser vierzig jährigen Zusammenarbeit zu bewahren und diesen, die Zukunft beschädigenden, unvernünftigen und unnützen Prozess auf die Beste Art und Weise beenden.

Prof. Dr. Mehmet Görmez
Vorsitzender des Präsidiums für Religionsangelegenheiten

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.