Öne Çıkanlar Mert Sav

Olası bir  İran,  Abd çatışması üzerine  röportaj
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, iç mekan

Ankara - Türkiye 

Röportaj : Deniz Caner, Cevaplayan :  Mehmet Koç İram (İran Araştırmalar Merkezi) İç Politika Koordinatörü


Deniz Caner: İran’ın Nükleer anlaşmadan çıkış aşamalarına karşı içerden tepkiler var mı? Varsa ne oranda?

Mehmet Koç: İran içerisinde bu konuda pek bir tepki olduğunu söyleyemeyiz, çünkü haklı olduğu bir pozisyonda bu kararları alıp uyguluyor. İran çünkü anlaşmaya tamamen bağlı kalmıştı ve maalesef Amerika buna rağmen anlaşmadan çekildi. Bu yüzden içeride bir konsensüs sağlanmış durumda.  Tek bir seslilik var.

Deniz Caner: Yaptırımlarla ekonomisi zayıflayacak olan İran’da yönetim kademesinde kırılmalara yol açabilir mi peki ilerde?

Mehmet Koç: Hali hazırda da zaten en büyük tartışma orada yaşanıyor. Daha dün Cumhurbaşkanı Kirman’da yaptığı açıklamada ülkenin aslında devrimden bu yana en sıkıntılı sürecini yaşadığını ve zaman zaman Cumhurbaşkanının bu gibi hayati meseleleri referanduma götürme teklifini gündeme getirdiğini biliyoruz. Ancak bu müesses nizam tarafından karşılık bulmuyor. Çünkü bir defa bunun kapısı aralanırsa devamı gelir ve bu da müesses nizamın işine gelmediği için pek de bu öneriye sıcak bakmıyor, yani sistem içi bir görüş ayrılığı olduğu kesin.

Deniz Caner: Peki İran diğer ülkelerdeki proxilerine olan desteğini azaltabilir mi?

Mehmet Koç: Yok kesinlikle öyle bir şey söz konusu olmaz, çünkü İran’ın proxileri savunma stratejisinin, özellikle caydırıcı olarak nitelendirdiği stratejinin en önemli unsurlarından olarak görüyor, bu yüzden o konuda bir geri adım atması demek İran’ın güvenlik ve savunma politikalarında kırılma meydana getireceği için kesinlikle bir geri adım atacağını düşünmüyorum.

Deniz Caner: Kendi kara parçalarına sıkışmış duruma gelmesi demek oluyor o zaman değil mi?

Mehmet Koç: Tabi ki yani İran sonuçta savunma stratejisini sınırları ötesinde oluşturan bir ülke. Bu noktada özellikle bu proxilerden Amerika’nın bölgedeki askeri varlıklarına olabildiğince yakın olmayı
amaçlıyor. Füze sistemiyle birlikte, balistik füzelerle birlikte bu kara gücü anlamına geliyor yani İran bu ülkelere asker gönderemeyeceğine göre bu ülkeler içerisinde endoktrine ettiği proxilerle orada bir
kara gücü oluşturmuş durumda.

Deniz Caner: Olası bir çatışmada o halde buralara (Amerikan üsleri) saldıracak?

Mehmet Koç: Tabi ki tabi ki.

Deniz Caner: Halktan gelecek tepkinin ne zaman artacağını düşünüyorsunuz?

Mehmet Koç: Aslında halk şu an ciddi bir baskı altında zaten. Ama devlet sürekli bölgedeki kaotik durumu İran kamuoyuna telkin ederek, bir nevi aslında onun üzerinden tehditte ederek, bu kaostan bir sonuç çıkmayacağını, kimsenin de bir çıkar elde edemeyeceğini ama ülkenin zarar göreceğini ve insanların can ve mal güvenliğinin kalmayacağını çok ciddi bir şekilde İran halkına bu mesajı vermiş durumda.

Deniz Caner: Halk tatmin olmuş mu bu telkinlerden?

Mehmet Koç: Yani halk iki şey arasında kalmış durumda. Bir taraftan ekonomik zorluklarla baş etmeye çalışıyor, öte taraftan ayaklandığı takdirde İran’ın, Irak’ta, Suriye’de Yemen’de, Lübnan’daki proxileri
aracılığıyla toplumları nasıl baskıladığını çok açık bir şekilde görüyor ki İran içinde halkı sindirmek onlar için çok daha kolay olacaktır.

Deniz Caner: O halde İran içinde bir iç isyan falan beklemiyoruz?

Mehmet Koç: Yani bu ne zaman olabilir, artık gerçekten tabiri caizse bıçak kemiğe dayanırsa, geri atacak bir adım kalmazsa.

Deniz Caner: Bunu kaç yıl sonrası için ön görebiliyorsunuz?

Mehmet Koç: Şimdi bunu zaman üzerinden konuşmak mümkün değil, bu tamamen İran içinde halkın tahammül gücüyle alakalı bir durum. Kesin olarak söyleyemiyoruz. Herhangi bir işçinin intiharı veya kendini yakması veya bir sosyal patlamaya sebep olacak bir durum var aslında İran’da ama bunun ne zaman cereyan edeceğini söylemek biraz güç.

Deniz Caner: İran’ın elinde başka bir çözüm ajandası olabilir mi veya var mı?

Mehmet Koç: Şimdi İran tabi bir taraftan ABD ile nasıl bir müzakere çerçevesi üzerinde düşünüyorsa, diğer taraftan bu ambargoları kısmen atlatarak, özellikle Ruhani’nin sıkça üzerinde durduğu temel ihtiyaç maddelerinin yokluğunu topluma hissettirmemek, bu çok önemli, çünkü toplum o psikolojiye kapılırsa, ondan sonrasında toplumu kontrol altına almak güçtür. Geçen sene yaptırımlar yeni başladığında marketlerdeki temel gıda maddeleri raflardan toplanıyordu, o vakit hükumet bunun tedbirini alarak kontrol altında tuttu bu süreci. Bu temel ihtiyaç maddelerinin ihracatını yasakladı ve ülke içerisinde üretilen malların benzerlerinin ithalatını da yasakladı. Böylelikle yerli üretimi teşvik, doların dışarıya çıkmasını engellemek ve ve işsizliğin önüne geçmek istedi.

Deniz Caner: Trump seçilmezse İran’a olan baskının duracağını tekrar anlaşma şartlarına geri dönüleceğini düşünüyor musunuz?

Mehmet Koç : İran bu kadar köşeye sıkıştırılmışken gelecek yeni iktidarın bence hiçbir şey olmamış gibi, Trump’ın adımlarını hiçe sayarak geriye dönüş yapacağını hiç sanmıyorum. İran Trump ile masaya oturmak istemiyor fakat gelecek yeni iktidarla masaya oturma imkânı doğar.

Deniz Caner: Şartlar yumuşar mı?

Mehmet Koç: Bence masaya oturmadan şartları konuşmadan yumuşatmayacaklardır. Böyle bir fırsat ele geçmişken, İran’ı sıkıştırmışken, tamam konuşalım şartlarda yumuşatmaya gideriz ama bunu
müzakere sonucu, ne tür bir mutabakata varılacaksa ona göre yumuşatmaya gidilir.

Deniz Caner: O halde İran’ın kaderini Trump’ın seçilip seçilmemesine endekslemek doğru değil.

Mehmet Koç: Yok değil. İran’ın önümüzdeki süreçte işi bu kadar kolay olmayacak. Trump tekrar seçilsin veya seçilmesin. Kısmen belki iyileşme olur ama İran her hâlükârda bu şekilde devam ettikçe ilerleyen süreçte yine başı ağrıyacaktır. Yani ABD’deki Trump’sız başka bir iktidarla da mutlaka bir müzakere masası kurulacak.

Deniz Caner: İran şu an petrolünü hangi ülkelere satabiliyor?

Mehmet Koç: Resmi olmamakla birlikte Çin’in cüzi bir miktarda satın aldığı biliniyor. İran’ın günlük 300-500 bin varil petrol sattığı düşünülüyor. Başka ülkelerin alıp almadıkları bilinmiyor. Belki Hindistan çok cüzi bir miktarda alıyordur. Petrol satamadığı için ekonomideki açığı vergi kaçıranlardan çıkarmaya çalışıyor.

Deniz Caner: İran’ın Türkiye ile olan ticari ilişkisi hangi boyutta şimdi?

Mehmet Koç: Ciddi bir şekilde olumsuz etkiledi. Türkiye’nin İran’dan petrol alımı durdu, gaz alımı azaldı. İran’daki dolar devalüasyonundan dolayı yurtdışına çıkışlarda da azalma oldu, yani turist sayısında.

Deniz Caner: Peki Türkiye petrol gaz alanındaki açığı nereden kapattı?

Mehmet Koç: Tabi ki Körfez ülkelerinden, Irak’tan, gazı Rusya’dan temin ediyoruz.

Deniz Caner: İran’ın direniş ekseninde süren bu savunma ekonomisi sizce başarılı mı veya geriledi mi?

Mehmet Koç: Şu ana kadar ABD’nin İran’a doğrudan saldırısını engelleyecek düzeyde caydırıcı bir fonksiyon gördü. İran’ın savunma doktrininin dayanmış olduğu temellerin yani proxilerin ve balistik füzelerin, Amerika’nın bölgedeki varlıklarına ulaşması bakımından caydırıcı oldu.

Deniz Caner: Dini lider Ayetullah Ali Hamaney’den sonra İran’ı nasıl buluyorsunuz? İran’ı neler bekler?

Mehmet Koç: İran içerisindeki müesses nizam yani devrim rehberi, devrim muhafızları, Cuma imamları buna bağlı olan anayasa mahkemesi, anayasayı korucular konseyi, din adamlarından oluşan uzmanlar meclisi tüm bunlara baktığımız zaman yine Hameney çizgisinde birinin seçileceğine kesin gözüyle bakılıyor. Tüm yetkileri elinde bulunduran dini liderin reformistler içerisinden çıkacağı pek beklenmiyor. İhtimal dahilinde gözükmüyor.

Deniz Caner: Peki reformistler şahin kanata göre diyelim Amerika ile masaya oturmakta daha istekli sayılmazlar mı?

Mehmet Koç: Reformistler tabi ki istekli. Uluslararası toplumla normalleşmek istiyorlar.

Deniz Caner: O halde içeride bir ikilem var.

Mehmet Koç: İkilem her zaman var. Humeyni zamanından beri var. Humeyni zamanında da Hamaney Cumhurbaşkanıydı. O zaman da ikilem vardı. O zaman ikilem daha fazlaydı, üçlemdi, aynı zamanda
başbakanlıkta vardı 1989’a kadar. Başbakanla da kriz yaşıyordu cumhurbaşkanı. Şimdi ise başbakanlık kalktı, cumhurbaşkanı ve devrim rehberi var. Yürütme yetkileri bu ikisi arasında paylaştırılmış
durumda. Nihai karar en üst merci olan devrim rehberinde. Bugüne kadar gelen Rafsancani, Hatemi gibi reformist liderler bu yüzden bir şey yapamadılar. Hatta Ahmedi Necat bile muhafazakâr biri olmasında rağmen yine bir şey yapamadı. Dolayısıyla İran’da güç ve yetki siyasi, ekonomik, askeri her anlamda devrim rehberinin yetkisinde.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.