Öne Çıkanlar londra adil koçalan HAVELSAN TBMM Başkanı Şentop TürkiyeTanıtma Platformu
banner6
banner13

Bu haber kez okundu.

*İsmail Karakaş Kimdir?
*Türkiye Azerbaycan Dostluk ve kardeşliği hakkında neler söylersiniz?



*Kökü, soyu bir olan  iki devletin benzer kültürleri, medeniyetleri olduğu gibi ortak kaderleri, acıları da vardır. Bu acılar, ortak kaderleri nelerdir?
*Sizce tek millet iki devlet olan biz Türkler bu kaderi niye yaşıyoruz?
*Karabağ savaşı, Ermeni zulmü gerek Türkiye'de, gerek İngiltere'de ne kadar biliniyor?  Bir gazeteci olarak bu konuda siz neler söylersiniz?
*Azerbaycan Hocalı soykırımında olduğu gibi geçmişte Kıbrıs'ta Rumlar ve Türkiye'de Ermeniler katlıyamlar yaptılar, sizce biz bu katliamlardan ne gibi dersler çıkarmalıyız?
*İngiltere'de Azerbaycan İle ilgili Hocalı katliamı ve Karabağ savaşı ile ilgili neler düşünülüyor?


Melike Nazlı:
  Öncelikle kısaca sizi tanıyalım İsmail Karakaş Kimdir?

İsmail Karakaş:  Türkiye Bayburt doğumluyum Londra'da yaşayan bir Gazeteciyim Tv kanallarında haber programlarında yorum ve haber içerikleri sunuyorum, kısaca Aktivist ve Hukukla ilgileniyorum,Türkiye Turizm Tanıtma Platformu (TUTAP) İngiltere koordinatörüyüm,Türkiye'nin Turizm Elçisi, Turkish Press Gazetesi genel yayın yönetmeniyim, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı basın kartlı gazeteciyim aynı zamanda İngiltere'de NUJ basın kartı sahibiyim.




Bir İsmail Karakas ve şunu diyen bir yazı 'YURT DIŞI TEMSİLCİLER Anasayfa / Kurumsal YURT DIŞI TEMSİLCİLER İSMAİL KARAKAŞ Birleşik Krallık Temsilcisi' görseli olabilir



Melike Nazlı:  Türkiye Azerbaycan Dostluk ve kardeşliği hakkında neler söylersiniz?

İsmail Karakaş:  Azerbaycan Türkiye Dost değil kardeş iki ülkedir. Bir boyun iki soyudur. Oğuz boyundan gelen iki kardeştir. İki devlet tek millet sözü burdan gelir.

Azerbaycan Ordusu’nun kurulması, eğitim ve tatbikat çalışmalarının düzenlenmesi, çağdaş düzeye ulaşmasında Türk Silahlı Kuvvetleri`nin çok büyük rolü vardır. (Haydar Aliyev)

İki ülkenin kardeşliği uzun yıllar öncesine dayanır.

Kafkas İslam Ordusu 101 sene önce, bağımsızlığını ilan etmiş Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin yardımına koştu.
Bakü’nün Ermeni ve Bolşevik çeteleri tarafından işgalinde olduğu bir zamanda kendi ordusu olmayan kardeş Azerbaycan'a yardım elini uzattı.

Bu yardım, bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti’nin 4 Haziran 1918 tarihinde Batum’da Osmanlı ile imzaladığı ilk uluslararası anlaşmasının 4. maddesi gereği; düşman işgalinde olduğu zamanda Osmanlı’dan askeri yardımı öngörmekteydi.
Dönemin Osmanlı Harbiye Bakanı Enver Paşa tarafından Kafkas İslam Ordusu kurulması talimatıyla birlikte Nuri Paşa orduya komutan olarak atandı.
Filistin cephesinden getirilmiş piyade ve topçu alayları ile kurulmuş ordu, Azerbaycan tarafının bin kişilik takviyesiyle 12 bin civarındaydı.

1130 şehit verildiği ve 30 saat devam etmiş Bakü mücadelesi sonucu 15 Eylül 1918 tarihinde Bakü, Nuri Paşa komutanlığındaki Kafkas İslam Ordusu tarafından işgalden kurtuldu ve Azerbaycan Halk Cumhuriyeti başkenti oldu.

Ne yazık ki, 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi’ne uygun olarak Osmanlı askerlerinden oluşan Kafkas Ordusu 16 Kasım tarihinde Bakü’yü terk etmek zorunda kalmıştı.

Aslında o dönem tarihi ile günümüzdeki olaylar arasında büyük bir fark yoktur.

TEK MİLLET İKİ DEVLET

1920’de Sovyet işgali sonrasında uzun bir dönem iki kardeş ülke arasında her türlü işbirliğine engel olma ve Sovyetler’in Azerbaycan Türklerine karşı asimile politikaları uygulama stratejileri başarısız oldu.
Azerbaycan yeniden bağımsızlığını kazandıktan hemen sonra iki ülkenin sıkı ilişkilerle birbirine bağlanması ve sonrasında çok boyutlu ilişkileri geliştirerek, bölgenin iki önemli gücü olarak ortaya çıkmaları, her iki devlet için olduğu kadar bölgesel güvenlik açısından da önem taşımaktadır.

Son 10 yıllık döneme bakıldığında her iki ülkenin ekonomik ve askeri olarak büyük bir gelişme kaydettiği bilinmektedir.

STRATEJİK ORTAKLIK ANLAŞMASI

İki ülke ilişkileri açısından değerlendirildiğinde, 16 Ağustos 2010 tarihinde imzalanmış “Azerbaycan Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti Arasında Stratejik Ortaklık ve Karşılıklı Yardım Anlaşması” büyük önem taşımaktadır. Bu belgenin imzalanması her iki devletin birbirini stratejik ortak olarak görmeleri ve kapsamlı işbirliğinin ileriye taşınması için de önemli olmuştur. Bu anlaşmayı müteakiben iki ülke arasında Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi kurulması kararlaştırılmış ve iki ülke başkanı ve savunma bakanlarının katılımı ile Konsey’in ilk toplantısı gerçekleştirilmiştir.

Stratejik Ortaklık ve Karşılıklı Yardım Antlaşması askeri-siyasi, ekonomik ve güvenlik, askeri teknik alanında işbirliği gibi konuları içermektedir. Anlaşma metninin giriş bölümünde iki ülkenin egemenliğine, bağımsızlığına, toprak bütünlüğüne yönelik herhangi bir saldırı halinde karşılıklı yardımın yapılması; her iki ülkenin milli güvenliğinin sağlanması ve ekonomik kabiliyetlerinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. 

Aynı zamanda uluslararası ve bölgesel teşkilatlarda iki ülke arasında işbirliğinin güçlendirilmesi ve güncel uluslararası konularla ilgili ortak stratejinin belirlenmesi de anlaşma metninde yer almaktadır. Anlaşmanın en önemli maddelerinden biri muhakkak “Taraflardan biri, bir üçüncü ülke veya bir grup ülke tarafından silahlı saldırı veya askeri tecavüze maruz kaldığında, taraflar, BM Şartının 51. maddesinin tanıdığı bireysel veya ortak meşru savunma hakkının hayata geçirilmesi için askeri imkan ve kabiliyetlerinin kullanılması da dahil mevcut olanakları çerçevesinde gerekli bütün önlemlerin alınması amacıyla birbirine karşılıklı yardımda bulunmak hususunda mutabık kalmışlardır” ifadesidir.

Türkiye, Azerbaycan için Batı’ya açılan kapı, Azerbaycan ile Türkiye'nin Orta Asya'ya açılan kapısıdır. Bu stratejik konuma sahip olmanın yanı sıra, taraflar arasında mevcut kardeşlik bağları da iki ülkeyi birbirine yaklaştırmak tandır. Aynı zamanda bu işbirliği tüm Türk dünyası arasında ilişkilerin geliştirilmesinin temelini oluşturmaktadır.

İki ülke arasında tarihsel boyuttaki politik ve ekonomik anlamda işbirliğinin yanı sıra, askeri ve savunma sanayilerindeki ilişkiler de dikkat çekmektedir. İki ülke arasında askeri alanda işbirliğinin gelişmesi aynı zamanda tarafların dış politika, bölgesel ve küresel güvenlik konularında da ortak görüşlerinin olduğunun bir göstergesidir. 

Bölgesel ve küresel güvenlikle ilgili konularda her iki devletin ulusal çıkarlarının örtüşmesi devletler arasında stratejik işbirliğinin önemli kısmını oluşturmaktadır. İkili ilişkiler güvenlik perspektifinde değerlendirilirken, vurgulanması gereken en önemli hususlardan biri de Güney Kafkasya’da ve diğer coğrafyalardaki sorunların ülkelerin toprak bütünlüğü ve egemenliği çerçevesinde çözümlenmesini vurgulamış olmalarıdır.

Melike Nazlı: Kökü, soyu bir olan  iki devletin benzer kültürleri, medeniyetleri olduğu gibi ortak kaderleri, acıları da vardır. Bu acılar, ortak kaderleri nelerdir? Türkiye ile Azerbaycan niye bu kadar yakın?


İsmail Karakaş:  Türkiye ve Azerbaycan herhangi iki ülke değil. Bu iki kardeş ülkeyi başka ülkeler ile kıyaslamayın.
Bu yakınlık kimlik yakınlığından kaynaklanıyor, iki ülke aynı soydan gelen Türklere aittir, Türklük ile ilgili aynı bakışa sahiptir, bu diğer eski Sovyetlerdeki Türkçe konuşan ülkeleri için geçerli değil.

Anadolu Türk kimliği ile Azerbaycan Türk kimliği arasında farklılıklar olsa da, bu yakınlık her iki ülke tarafından benimsenmiştir. Öte yandan, yaklaşık yirmi yıldır Türkiye milliyetçi, Türkçü ve hatta Turan Türk birliği gibi söylemler geliştiriyor, bu söyleme en yakın ülke Kardeş Azerbaycandır.

Üstelik coğrafi olarak da iki halk birbirine çok yakındır.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde bir sınır vardı, kısa bir süre için ülkenin küçük bir kısmı Osmanlı hakimiyetinde idi, bu sıkı bağların kurulması için yeterli olmuştu, bu durum Osmanlı alanının bir parçası olmayan diğer Türki cumhuriyetler için geçerli değil. Türkiye ve Azerbaycan arasındaki ilişkileri daha iyi tahlil etmek için, şunu belirtmekte fayda var, Türkiye cumhuriyetinin kurulması ile birlikte, Rus imparatorluğunun Müslüman reformist hareketinin üyesi çok sayıda Azeri aydın, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması aşamasının bir parçası olmak üzere Türkiye'ye gelir. Bu da iki ülke arasında özel ilişkilerin kurulmasına katkı sağlar. Bağımsızlıkların dan bu yana, her  iki ülkenin de aynı “düşman”, ve aynı rakibe- Ermenistan- sahip olması bir yakınlaşma olgusuna neden olur.

Ermeniler Osmanlı İmparatorluğunun son döneminde Anadoluda katliamlar yaptılar .Benzer katliamlar yakın zamanda Azerbaycan'da da oldu Hocalı katliamı ve Karabağ'ın işgali ile büyük acılar yaşandı bu iki kardeş ülkenin acılarıda ortak oldu.
Türkiye’de bu kardeş komşusunun söylediğini dikkate almama gibi bir şey yapamaz çünkü Türk kamuoyunda  Azerbaycan’dan yana. İki halk birbirini benimsemiş farklı lehçede olsa aynı dili konuşuyor aynı acıları yaşamış birbirini anlayan iki devlet tek millet.

“Tek bir ulus, iki devlet”. Bu slogan bu günlerde daha anlamlı

Bir çok görüşe göre "Türkiye Türkleri Adriyatik’ten Çin Denizi’ne kadar olan Turan Türk birliğini Azerbaycan ile birlikte hayata geçirebilir." deniliyor. Bu söz çok doğrudur.


Melike Nazlı: Sizce tek millet iki devlet olan biz Türkler bu kaderi niye yaşıyoruz?


İsmail Karakaş:  Türkiye ve Azerbaycan hem coğrafi olarak hem bölgesel olarak hemde yer altı ve yer üstü zenginlikler bakımından stratejik bölgede olan iki önemli ülkedir.
Geçiş güzergahında olan iki müslüman ülke bu bölgede gözleri olan küresel güçler kullandıkları küçük ülkeleri ve grupları Türkiye ve Azerbaycan üzerine oyunlar kurarak baskı altına almaya çalışıyor.
İki ülkenin ortak kaderi bölgedeki öneminden kaynaklanıyor.

Melike Nazlı: Karabağ savaşı, ermeni zulmü gerek Türkiye'de, gerek İngiltere'de ne kadar biliniyor?  Bir gazeteci olarak bu konuda siz neler söylersiniz?


İsmail Karakaş: Türk ve Azerbaycan STK ve lobi kuruluşları ve diplomatları hem İngiltere'de hem de Avrupa’da beraber çalışıyorlar.
Bu iki kardeş ülke arasında mükemmel bir koordinasyon var çünkü Ermeni Soykırımı ile ilgili ve Karabağ konusunda aynı konumdayız.
Avrupa Parlamentosunda Karabağ sorunu ile ilgili yapılan sunumlar oldu.

İngiliz Parlamentosunda Karabağ'da yaşanan insanlık dramını milletvekillerine anlattık. Gazetemizin manşetlerinde Hocalı katliamı sürekli gündeme getirildi. Her fırsatta her ortamda Ermenilerin yaptığı İnsanlık suçlarını dile getirmekten çekinmedik. İşgal altındaki Azerbaycan topraklarının Dünya tarafından bilinmesi için elimizden geleni yaptık. Sonunda Dünya devletleri bu işgali tanıdı kabul etmek zorunda kaldı.

Melike Nazlı;Azerbaycan Hocalı soykırımında olduğu gibi geçmişte Kıbrıs'ta Rumlar ve Türkiye'de Ermeniler katlıyamlar yaptılar, sizce biz bu katliamlardan ne gibi dersler çıkarmalıyız?

İsmail Karakaş:Türkiye ve Azerbaycan Karabağ savaşında Türkiye'nin desteği ile  Türk Dünyasına örnek oldular. Savaş süresince Ne yazık ki  Ermeniler savaş bölgesi haricinde sivil yerleşim yerlerine saldırdı bu duruma bütün dünyanın ayağa kalkması gerekiyordu ama dünya sustu.

Savaş süresince Gence'de 26, toplamda 100'den fazla Azerbaycanlı sivilin Ermenistan'ın saldırıları nedeniyle hayatını kaybetti yaklaşık 500 sivilin de yaralandı.
Ermenistan'ın sahada kaybettiğinden, işgal ettiği topraklardan çekilmek zorunda kaldı çekilirken  sivil yerleşim yerlerine saldırdı.

Gence'de sivil  insanlar evlerinde uyurken, içlerinde bebeklerin de olduğu insanları katletmek savaş suçu, insanlık suçudur. Eğer dünyada  hukuk varsa, mutlaka bu savaş suçu işleyenlerin cezalandırılması gerekir.

Ermeniler tarafından savaşta sivil katliamlar oldu. Bütün dünyanın görmesi gerekir Fakat ne yazık ki bütün dünyanın ayağa kalkması gerekirken görmezden gelindi ama Azerbaycan ışın peşini bırakmayacak sivil katliamların hesabını uluslararası mahkemelerde soracaktır.
Azerbaycan ve Türkiye'nin Türk dünyasının birlikte dünyaya güçlü olduklarını gösterdi. Artık ne olursa olsun bir daha asla bu tür işgallere müsaade edilmememeli. Bu tür terör saldırılarına müsaade edilemez. Bu terör saldırılarını gerçekleştirenlerin bulunup adalete teslim edilmesi savaş suçu işleyenleri nerede olurlarsa olsun cezalandırılmaları için çalışılmalı.

Kıbrıs adasında ilk olarak 1 Nisan 1955’te silahlı saldırılara başlayan Rum terör örgütü EOKA’nın  Kanlı Noel diye bilinen 20 Aralık 1963'u 21 Aralık'a bağlayan gece Kıbrıs adasında Kıbrıs Rumları Kıbrıs Türklerini katletmeye devam etti bir gecede toplam 364  Kıbrıslı masum sivil Türk katledildi. Öncesinde ve sonrasında Rumlar masum sivilleri göçe zorlamak amacıyla binlerce masumu öldürdü Türkiye'nin 1974 yılında müdahale etmesiyle katliamlar son buldu.

Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde Ermeni Taşnak çeteleri ise Anadolu'da Bayburt, Erzurum, Kars, Trabzon  bölgelerinde masum binlerce Osmanlı vatandaşını katletti.
Azerbaycan'da 1992 de Hocalı katliamı

Hocalı Katliamı (Xocalı soyqırımı), Karabağ Savaşı sırasında 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaşanan ve Azeri sivillerin Ermenistan'a bağlı askeri kuvvetler tarafından toplu şekilde 613 sivili öldürülmesi olayıdır. Sonrasında Karabağ işgali ve bir çok sivilin bebek yaşlı dinlemeden katledilmesi.

Tüm bu yaşanan acı olaylar şunu gösteriyor ki ellerine fırsat geçtiği zaman bu Ermeni ve Rumlar bu katliamları tekrarlayabilir.
Bu katliamların tekrar yaşanmaması için güçlü askeri önlemler alınmalı nüfus güçlendirmesi yapılmalı ve bir katliam başlamadan önce hızlı hareket edilmeli.
Aksi halde ölen canlar geri gelmiyor. Yitip giden canlar gitmeden önce askeri bakımdan müdahale edilmeli bunu içinde Her iki ülkenin ordusunun güçlü olması şart.

Melike Nazlı: İngiltere'de Azerbaycan İle ilgili Hocalı katliamı ve Karabağ savaşı ile ilgili neler düşünülüyor?


İsmail Karakaş:  Türk ve Azerbaycan Diplomasisinin başarısı ile İngiliz kamuoyunda ve İngiliz parlamentosunda Azerbaycanın haklı davası iyi anlatıldığı için İngiltere Azerbaycan topraklarının işgalini kabul ederek Ermenistanı işgalci olarak kabul etmiştir.

İkinci Karabağ savaşında Ermenistan işgal ettiği topraklardan çekilmesi gerektiği askeri ve diplomatik yollardan telkin edilmişti.

 

banner11
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.