Hatırlanacağı üzere, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14-15 Mayıs 2017’de Çin’de düzenlenen “Tek Kuşak ve Tek Yol Uluslararası İşbirliği Forumu”na katılmadan bir gün önce, 13 Mayıs 2017 tarihinde Çin’in başkenti Pekin’de Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Şi Cinpink ile birlikte Türk ve Çin heyetleri arasında yapılan ikili görüşmelere başkanlık yapmış ve bu toplantıda dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile Çin Halk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Wang Yi arasında ‘Suçluların İadesi Anlaşması’ imzalanmış idi.

Ak Parti hükümeti yetkilileri, söz konusu anlaşma çerçevesinde Doğu Türkistan Türklerini yok sayan Çin’in, ulus devlet ve toprak bütünlüğü politikasını ve Çin’in terörle mücadele hakkını tanıdıklarını çeşitli vesilelerle alenen ifade ettiler.

Sayın Erdoğan, 2009 yılında başbakan olarak görev yaptığı dönemde, Doğu Türkistan Türklerine yapılanların soykırım olduğunu açıkça ifade ederken, 2016 yılında ise Çin’in yörüngesinde adımlar atmaya başlayarak Doğu Türkistan politikasını Çin ile geliştirmeye başladığı ekonomik işbirliğine feda etmeyi yeğledi. Öyle ki, Doğu Türkistan Türklerinin önde gelen politik şahsiyeti olan Abdulkadir Yapçan’ın 2017 yılında Türkiye’den sınır dışı edilmeye kalkışılması ile Çin’e anlam yüklü mesaj verilmeye çalışıldı.

Sayın Erdoğan; “Çin’in toprak bütünlüğüne saygı duyduğunu”, “Doğu Türkistan Türklerine baskı yapıldığı iddialarının yalan ve maksatlı olduğunu” , “Doğu Türkistan’daki terör faaliyetlerini kınadığını” çeşitli vesilelerle dile getirmeye çalıştı.
Sayın Erdoğan’ın böyle bir politik yaklaşım içerisinde olması hiç şüphesiz ekonomik kriz içerisindeki Türkiye’nin Çin ile olan ticari ilişkilerini inkıtaa uğratmama anlayışından olsa gerek.

Şöyle ki, geçen yıl Türkiye’nin Çin’den ithalatı 18 milyar497 milyon dolar düzeyinde iken, ihracatı ise 2 milyar 587 milyon düzeyinde gerçekleşti. 2016 yılından itibaren her iki ülke, enerji ve sağlık başta olmak üzere birçok alanda 10 ikili anlaşmaya imza attı.

Çin’den Türkiye’ye gerçekleşmekte olan nakit akışı da kuşkusuz Ak Parti iktidarına suni teneffüs sağlamaya yöneliktir. Örneğin 2018 yılında Çin Ticaret Bankası, enerji ve ulaştırma projeleri için 3.6. milyar dolarlık borç ikrazı sağladı.

2015 yılında Çin konsorsiyumu Türkiye’nin üçüncü en büyük konteyner terminali olan Kumport’un %65’ini satın alma yoluna gitti. Bu arada Haziran 2020’de bir Çin konsorsiyumu Yavuz Sultan Selim köprüsünün % 51’ini satın aldı.

Ak Parti iktidarı, Varlık Fonu’ndaki varlıkları ipotek etme yoluna giderek Çin’in İhracat ve Kredi Sigorta Kurumu’ndan 5 milyar dolarlık kredi elde etti. Bunun yansıra, Çin’in B-611 füze modeline göre geliştirilen Bora balistik füzesi başta olmak üzere askeri alanda da birçok projede Çin ile yakın işbirliği söz konusudur.

Bütün bunlardan yola çıkarak, 13 Mayıs 2017 tarihinde Pekin’de imzalanan ‘Suçluların İadesi Anlaşması’nın Çin Ulusal Halk Kongresi Daimi Komitesi tarafından onanmasının açıklanması karşısında Türkiye’de büyük tepki ortaya çıkarırken, söz konusu anlaşmanın yürürlüğe girebilmesi adına Ak Parti iktidarı tarafından benzer şekilde TBMM’ne onanabilmesi için Çin yetkilileri tarafından zorlanacağı kuvvetle muhtemeldir.

Sonuç olarak, birçok ülke ile kriz boyutunda büyük sorunlar yaşamakta olan Ak Parti iktidarı, Çin ile olan nakit akışı ve borçlanma nedeniyle Çin hükümeti tarafından Uygur Türklerine uygulanmakta olan baskıcı politikalarını görmezden gelmesi ve Çin ile ilişkilerini sıcak tutmaya çalışması bir vakıadır.

Ak Parti iktidarı, Türkiye’yi içine soktuğu ekonomik darboğaz nedeniyle Doğu Türkistan Türkleri konusunda Çin’e mahkûm bir politika izlemesi kabul edilebilir bir durum değildir. Ak Parti iktidarı, bir an önce Doğu Türkistan Türkleriyle ilgili politikalarını yeniden gözden geçirerek yanlış uygulamalardan geri adım atması ve Doğu Türkistan Türklerine sahip çıkması kaçınılmazdır.

Doğan Bekin

Yeniden Refah Partisi

Genel Başkan Yardımcısı
banner4
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.