Öne Çıkanlar İngiltere gökyüzü İngiltere ekonomisi Yeniden Refah Genel Başkan Yardımcısı Bekin MACRON
banner13

BTKD'den "Çevreye Duyarlı Toplum" çevrimiçi toplantısı

Çevreyi korumak için herkese sorumluluk düştüğünü vurgulayan Prof. Dr. Ayşegül Pala, “Çevreye duyarlı bir toplum için önce bireysel dönüşüm gerekli. Bireysel dönüşüm için çevreci yurttaş eğitimine tabi olmak, çevre konusunda bilgi sahibi olmak ve aktif olmak gerekiyor” dedi.

Londra’da kurulu aktif sivil toplum kuruluşlarından Britanya Türk Kadınları Derneği (BTKD), “Çevreye Duyarlı Toplum İçin Bireysel Dönüşüm“ konulu toplantıda Dokuz Eylül Üniversitesi Çevre Araştırma ve Uygulama Merkez Müdürü ve Öğretim Üyesi, Çevre Mühendisi Prof. Dr. Ayşegül Pala’yı konuk etti. Prof. Pala, doğal varlıkların korunması, sürdürülebilir çevre, yenilenebilir enerji, geri dönüşüm, geri kazanım ve gündemin üst sıralarında yer alan küresel ısınma, iklim değişikliği ve müsilaj konularında katılımcılara bilgi verdi.

ÇEVRECİ YURTTAŞ, EKOLOJİK VATANDAŞ NASIL OLUNUR?

Çevrecilik konusunda Türkiye’nin sayılı uzmanlarından olan Prof. Ayşegül Pala, iki saate yakın süren toplantıda, çevreye duyarlı bir toplum oluşturmak için ‘çevreci yurttaş’ yetiştirmenin önemine vurgu yaptı ve ekolojik vatandaşlık hakkında bilgi verdi.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 56. maddesinin, çevreyle ilgili olduğunu ve herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunun belirtildiğini ifade eden Prof. Ayşegül Pala, “Anayasamıza göre, çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir. Yani, çevre konusunda hem Devlete hem de vatandaşlara görevler verilmiştir” dedi.

Ayşegül Pala, “Çevreye duyarlı bir toplum için önce bireysel dönüşüm gerekli. Bireysel dönüşüm için çevreci yurttaş eğitimine tabi olmak, çevre konusunda bilgi sahibi olmak ve aktif olmak gerekiyor. Her bireyin küçük yaştan itibaren çevre konusunda duyarlı yetiştirilmesi, herkesin karbon ayak izini, ekolojik ayak izini hesaplayarak bunları azaltmayı öğrenmesi, azaltamayacağı durumlarda ise örneğin agaç dikmek gibi doğayı restore edecek girişimlerde bulunması gerekir” diyerek bu konuda verilecek eğitim ve teşviklerin önemine dikkat çekti.

ÇEVREYİ KORUMAK İÇİN BİREYLERE DÜŞEN GÖREVLER

Çevre Teknolojileri, Nanoteknoloji, Biyoteknoloji, Geri Dönüşüm - Geri KazanIm, Yenilenebilir Enerji Kaynakları, Sürdürülebilir Çevre, Doğal Varlıklarımızın Korunması gibi konularda uzman olan Prof. Ayşegül Pala, çevrenin korunması amacıyla gündelik hayatta alınacak önlemler hakkında şunları önerdi: “Öncelikle işe enerji tasarrufuyla başlayabiliriz. Kullanmadığımız enerji tüketen araçları kapatmak, güneşten, gün ışığından maksimum faydalanmak, çöpleri ayrıştırmak, beyaz eşyada düşük enerji ve su tüketen modelleri tercih etmek, plastik kullanımını azaltmak, kullandığımız ürünlerin çevreci olmasına dikkat etmek ve yenilenebilir enerji kullanmak alınacak önlemlerin başında geliyor”.

Ayşegül Pala, “İhtiyacın yoksa alma, gereksiz tüketimden kaçın, atma- tamir et, geri dönüştür ve geri kazandır” şeklinde tavsiyede bulundu.

“MASKENİZİ DOĞAYA ATMAYIN”

Ayşegül Pala, pandemi döneminde kullanılan maskelerin çevre için yeni bir tehlike yarattığına dikkat çekerek “Tek kullanımlık atılabilir maskeler plastik türevi maddelerden üretildiği için geri dönüşümü yok. Araştırmacılar bu tür maskelerin doğada erimesinin 450 yıl alacağını söylüyor. Kesinlikle çevreye atılmaması, kapaklı plastik bir kovada 72 saat bekletildikten sonra çöpe atılması gerekir. Atılabilir maske yerine yıkanabilir maske kullanmak çevreye daha az zararlı” dedi.

“Birleşmiş Milletler tarafından çevreyi olumsuz etkileyen en önemli üç faktör olarak nüfus artışı, ozon tabakasının delinmesi ve iklim değişikliği gösterilmektedir. Bu gidişi önleyemezsek insanlığı büyük tehlikeler bekliyor” diyen Prof Pala, Marmara Denizi’nde son zamanlarda görülen müsilaj sorununa da değindi.

“Müsilaj sorunu sadece bizim denizlerimize has bir sorun değil. Bu konuda dikkati çeken ilk bilimsel yayın İtalya’da Adriyatik denizi kıyılarında 1995 yılında görülen müsilaj hakkındadır. Bu bir doğal oluşumdur. Denizlerdeki alg’ların patlamasıyla oluşur. Rüzgarla da dağılır. 2017 yılında Selanik’te de şahit oldum. Tüm deniz veya nehir üzerini kapatarak, oksijenin alt tabakaları geçişini önleyerek, su altındaki yaşama zarar verir” dedi.

DOĞA BİZE MİRAS DEĞİL EMANETTİR

Etkinliğin moderatörü ve BTKD Başkanı Servet Hassan, “İnsan nüfusu son 150 yılda yaklaşık yedi kat, son 50 yılda ise iki kat arttı. Uzmanlar bu gidişle 2075 yılında dünya nüfusunun 30 milyara ulaşacağını söylüyor. Dünyamız hızlı bir şekilde kirleniyor, doğal kaynaklarımız gittikçe azalıyor. Küresel ısınmayla birlikte dünyanın dengesi bozuldu. Soluduğumuz havadan, içtiğimiz suya, beslenmemizi sağlayan topraktan biyolojik çeşitliliğimize kadar her şey tehlike altında. Denizlerimiz kirlendi, akarsularımız tükendi. Dünyamız adeta alarm veriyor.

Hepimize düşen sorumluluk, bu çevrenin bize bir emanet olduğu bilinciyle hareket edip gelecek nesillere de emaneti aldığımız gibi teslim edebilmek adına çevreye duyarlı olmak, doğaya zarar verecek en küçük bir girişimden kaçınmaktır.

banner11
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.