Araştırmacı Deniz Caner Iraklı gazeteci Serbest Ferhan Sindi ile Irak üzerine bir röportaj yaptı.


Irak'ta neler oluyor? Olayların perde arkasında neler var?

1-Irak’ta Ekim başında vuku bulan protestolardan sizce mevcut hükumet ne kadar etkilenmiş veya sarsılmıştır ?

Irak’ta Baas rejiminin devrilmesinden sonra Şiilerin başa geçmesiyle Sünnilerin ve Kürtlerin rahatsızlığına şahit olduk. Bu güne kadar Şiiler, yönetimi ellerinde bulundurmanın getirdiği motivasyon ve moral üstünlüğü ile hükümete karşı hep opsiyonel davrandı ve kendi sorunlarını ötelediler. Son olarak ekimden bu yana yaşanan ve Başbakan Adil Abdulmehdi’nin istifasına yol açan gösteriler, dip dalganının ve tabiri caizse “sessiz çoğunluğun” patlayan öfkesiydi. Çünkü Şii olmaları Saddam döneminde sürgün ve ölüm getirdiği gibi, Saddam sonrasında ise refah, bolluk ve özgürlük getirmemişti. 
Gösteriler nedeniyle Parlamento, hükümet, Şii dini otoriteleri ve diğer kitleler sokağın sesinden ve gücünden korkar hale geldi. Bu doneler, gösterilerin siyasi süreci etkilemede ne kadar başarılı olduğunu ortaya koyuyor. 

2- Bu protestoların dinmeyeceğini düşünüyor musunuz?

Ülkede gözle görülür yapısal bir değişiklik olmadan halkın meydanları boşaltması zor görünüyor. Çünkü bıçak kemiğe dayanmış vaziyette ve bu insanların kaybedecek bir şeyleri yok. Yani başlarında aynı yeraltı zenginliklerine sahip diğer Körfez ülkeleri bolluk ve refah içinde yaşarken Iraklı vatandaşlar, en temel hizmetlerden bile mahrum halde. 
ABD’nin meseleye dahil olması, göstericilere destek vermesi ve öldürme vakıalarına karıştıkları iddiasıyla İran’a yakın 4 Iraklı siyasetçiye, aslında Haşdi Şabi yöneticisine yaptırım kararı alması, gösterilerin uluslararası kamuoyunda yarattığı yankının bir sonucu. Sağlam bir güvence ve haklarının temin edildiğine dair bir gelişme olmadıkça insanlar evlerine dönmeyecektir..

3- İran yanlısı şii milislerin protestoları kaba kuvvetle dindirmeye çalıştığı söyleniyor bu devam edecek mi?

Irak’ın bu denli geniş çaplı gösterileri bastıracak güvenlik gücü yok, olayların o kadar uzun sürmesinin ve etkili olmasının bir nedeni de bu. Ayrıca Iraklı güvenlik güçleri kolay kolay vatandaşları nişan alıp ateş etmez. O halde burada dış bir faktör ve müdahale söz konusu. İran, Saddam’ın düşürülmesi için bir numaralı düşmanı olarak gördüğü ABD’ye destek verdi. Bu desteği Afganistan’da Taliban’ın düşürülmesi için de verdi. Irak’a dair bu kadar büyük rüyalar gören, geniş yatırımlar yapan ve insan gücü açısından da sayısız Devrim Muhafızını feda eden İran’ın, bu ülkede kazandığı mevzileri kolay kolay kaptıracağını zannetmek de safdillik olur. Evet İran gösterilerden endişe duyuyor fakat bunlarla baş etmek o kadar da zor değil. Saddam ile savaşta milyonlarca kurban veren Molla Rejimi, bugün her açıdan ele geçirdiği Irak’ı kontrol etmeye devam etmek için yeni bedeller ödemekten geri durmayacaktır. Bunun için Irak’a tabiri caizse sömürge valisi olarak atadığı Kasım Süleymani’yi hükümet kurma görüşmeleri için görevlendirirken diğer yandan Süleymani’ye bağlı “ölüm timlerini” de harekete geçiriyor. Göstericileri katleden “gizli el” ya da “üçüncü elin” İran tarafından yönetildiğini söylemek abartılı ve iddialı bir tespit olmayacaktır. Zira Irak’ta, Tahran dışında böyle bir güce ve cürete sahip başka bir odak yoktur. 

İran, göstericileri ortadan kaldırmak için günlük olarak çalışmaktadır, çünkü bunu kendine karşı ABD’nim bir planı olarak görüyor. 


4- Sizce Irak’ta bir istikrar görülüyor mu, velev ki istenen bir başbakan seçilse bile?

Ülkede İran’ın etkisi devam ettiği sürece istikrar ve güvenliğin sağlanması mümkün değildir. Çünkü İran ülkeyi sadece askeri ve siyasi açıdan değil dini liderler yönünden de kuşatmış halde. ABD’nin etkisinden söz etmek mümkün olsa da İran kadar belirleyici olmadığını söylemek lazım, Sünni ve Kürtlerin beklentileri, Irak’taki Şii sosyoloji ve sahadaki realiteyi dikkate aldığımızda istikrarın sağlanmasını yeni Başbakan’ın seçilmesiyle bağlantılandırmak pek olası değil. 

5- Irak’ta mesele sadece kabinenin ve başbakanın değişmesi mi yoksa ülkenin külliyen revize edilmesi mi gerekiyor? Sizce bu revize edilmeye Irak bir bütün olarak hazır mı?

Sorun Başbakan değil. Sahadaki protestocular sadece Abdumehdi’nin ayrılmasını talep etmiyor, aynı zamanda parlamentonun dağılmasını, cumhurbaşkanının ayrılmasını, rejimin devrilmesini ve İran'ın etkisinin ortadan kaldırılmasını istemekte. Irak’ta işler o kadar karmaşık ve çetrefilli ki BM gözetiminde bir barış gücü kurulmadan ve özgür seçimlerin sonucunda tüm unsurların temsil edildiği bir yönetim kurulmadan çözümün sağlanması mümkün değildir. 


6- İran Irak’ı ne zamana kadar kontrolü altında tutabilecek, bir öngörünüz var mı?

Irak'ta İran etkisi, İran rejimi içerden değişinceye kadar devam edecek. Çünkü İran anayasası İran’a bölgedeki İslam devrimini yayma yönünde dış müdahalelere izin veriyor ve bu maddeye dayanarak tüm İran hükümetleri, güçlerini yaymaya ve Irak’ı kontrol etmeye çalışıyorlar. İran rejimi içerden değişmezse Irak’a İran müdahalesi durmaz. 

7- ABD’nin Irak’taki İran hakimiyetini kırması için hangi plan ve program çerçevesinde devam etmeli sizce?

ABD, İran uzantılarına yaptırımlar uygulayarak etkisini yumuşak güçle ortaya koymaya çalışıyor ancak Obama’nın 2011’de asker çekmesiyle alanı tamamen İran’a kaptıran Washington yönetiminin köklü politik değişikliğe gitmeden İran etkisini kırması zor. ABD, askeri, siyasi, ekonomik ve istihbari açıdan alanı tamamen İran’a kaptırmış durumda. Trump politikaları ve mantığıyla ABD’nin İran’la baş etme şansı yok. 
İstihbarat bilgilerinin ortaya çıkardığı gibi ABD yeni hükümeti İran’ın etkisinden uzak tutmaya çalışıyor fakat arka plan zayıf olduğu için bunu başaramıyor. 
Elbetteki İran da ABD’ye yanaşan politikacıları tehdit etmekte. 

8- ABD’nin İran’a olası bir müdahalesinde Irak yine ABD’nin en önemli savaş üslerinden biri olmayacak mı bu anlamda Irak’ta bir gelecek görüyor musunuz?

Öncelikle ABD ile İran arasında herhangi bir sıcak teması muhal görüyorum. En problemli dönemlerde, İran’ın 79’da elçiliği işgal ederek diplomatları rehin olarak tuttuğu dönemde bile ABD sava açmadı. Bir tespit olarak bir kenara bıraktıktan sonra reel politiğin gereklerinden biri olarak  Amerika, Irak’taki askeri varlığını güçlendirmeye devam ediyor. Trump, Irak’ta İran’ın izlenmesi amacıyla güçlerini 
orada tutmakta. ABD Ortadoğu’dan tamamen çekilmeyi henüz kararlaştırmadığı için güçlerini orada tutuyor ve İran’ın olası saldırılarına karşı da sürekli takviye ediyor. ABD’nin İran’a saldırısını faraziyelerden biri olarak kabul edersek elbette ki üs olarak kullanılacak toprak Irak’tır. Eğer ABD’nin böyle bir hedefi olsaydı Suriye’den asker çekmezdi evvela. O yüzden Trump ile birlikte uluslararası ilişkilere dair tahminde bulunmak oldukça güç hale geldi.

9- Mukteda Sadr’ın protestoculara olan desteğini ve iktidara olan çıkışlarını samimi buluyor musunuz?

Mukteda el-Sadr, gösteri dalgasını atlatmaya çalışıyor.      Sadr, sürekli olarak göstericilerden ve sokaktan yana olduğu gibi bir izlenim oluşturma çabası içinde. Öte yandan Sadr’ın diğer Şii liderlerden farklı olarak İran hegemonyasına karşı olduğu ve Arap milliyetçisi bir çizgi izlediği yönünde oluşan algı da bu sene yaşananlardan sonra yerlebir oldu.
Sadr, IŞİD sürecinde İran’ı eleştiren açıklamalar yaptığı için Tahran’ın oradaki varlığına karşı olduğu yorumları yapıldı ve bu yöndeki görüşler uzun süre geçerliliğini korudu. Fakat Sadr’ın Kum’daki ilim havzalarından ders alması ve Necef ile Kum arasında mekik dokuması, ardından da bu seneki aşura törenlerinde Hamaney’in dizinin dibinde poz vermesi birçok kişiyi hayal kırıklığına uğrattı. 
Sadr, son protesto dalgasında göstericilerin arasına karıştı ve hükümet karşıtı açıklamalar yaptı ancak göstericiler  onun  kendilerinden uzak durmasını istedi. Çünkü gerçek duruşunu ortaya koymuştu. 

10- İran Meclis Başkanı Laricani Sistani için bize güvence veriyor, o ordayken içimiz rahat dedi bir nevi, bu açıklamayı nasıl yorumluyorsunuz?

Sistani, siyasi hiçbir ünvana sahip olmamasına rağmen Hamaney’in İran’da bulunduğu makam kadar Irak’ta etkili bir konumda. Irak’ta hükümetler Sistani’nin onayıyla kurulur ve başbakanlar onun çağrısıyla istifa eder, nitekim Abdulmehdi bu şekilde görevini bıraktı. İran’ın Sistani’ye güvenmesinin nedeni de Şiilerin çıkarına karşı  bir adım atmayacaklarını bildiklerindendir. Bu inanç doktrini ile ilgili bir konu. Sistani Irak’taki en yüksek Şii dini mercii ve İran’ın varlığına da bu güne kadar karşı çıkmadı. Bilindiği gibi İran’ın yönettiği Haşdi Şabi de onun çağrısı üzerine kuruldu. Dolayısıyla iki ülkede yaşayan dini otoriteler arasında kurulan güçlü bağlar, birbirlerine karşı adım atmayı engelliyor.
banner4
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.