Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a, Salat ve Selam ise O’nun Resulü olan Hz.Muhammed Mustafa’ya(sav) ve ashabına olsun.
Hanımca köşemizde siz okurlarımıza İslam’da aile hayatının nasıl olması gerektiği, evlilik müessesesini kurarken İslam’i ölçüler doğrultusunda dikkat edilmesi gereken hususlar ve İslam’da kadın ve erkeğin görevlerinden bahsedeceğim.

Aile kurumu,İslam’dan önce indirilmiş bütün semavi dinlerde de en önemli kurumlardan birisi olmuştur.Ve fakihlerin çoğunluğu evliliğin bir ibadet olduğu konusunda müttefik olmuşlardır.İslam evlilik ve aile ile ilgili tüm hükümleri kendi bünyesinde barındırmaktadır ve müminler bu hükümlere uydukları takdirde ebedi huzura kavuşacaklardır. İbnü’lHümambu hususta şöyle buyurmuştur:’’Nikah, ibadetlere çok yakındır hatta evlenmek, devamlı nafile ibadet etmek gibi olduğu için bekar olmaktan daha hayırlıdır.’’1 Hepimizin de bildiği gibi bizler bu dünyaya bir imtihan için gönderildik. Ve elimizden geldiğince, gücümüzün yettiğince Allah’a layıkıyla kul olabilmek en büyük gayemizdir.Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:

Ve mü’min erkek ve mü’min kadının, Allah ve O’nun Resul’ü,onlar için bir işin olmasına hükmettiği(karar verdiği) zaman,kendi işlerinde seçim hakkı olamaz.Ve kim Allah ve O’nun Resul’üne asi olursa(itaat etmezse),o takdirde apaçık bir dalalet ile sapmış olur.

2 Yapılan her işte, Allah’ın hükümlerine kesin bir şekilde bağlanmamız bu dünyada ve ahiret hayatında mutluluğa erişmenin yegane yoludur.Öyle ise evlilik hayatında da Allah’ın hükümlerinden ayrılmadığımız sürece huzuru bulma imkanımız her zaman vardır. Bu hususta Allah’ın koymuş olduğu hükümleri bilmek ve vakıf olmak gerekir. Öyle ise evleneceğimiz kişi hakkında İslam’ın ön gördüğü hususları sıralamamız daha aydınlatıcı olacaktır.
1:Dindar olmalı
Müslüman bir kadının evleneceği erkekte ilk olarak araması gereken özellik dindarlıktır.Zira erkekte kadında bu özelliği aramalıdır.Sözünü ettiğimiz dindarlık İslam’a tamamıyla bağlılıktır yani ameli olan bir dindarlıktır.

2:Güzel ahlaklı olmalı

Peygamber efendimiz iyi bir eş seçimi için şöyle buyurmaktadır:

‘’Ahlakı ve dini güzel olan bir kimseyle evlenin.Eğer böyle yapmazsanız büyük bir fesat ve fitne ortaya çıkacaktır. 3 Görüldüğü gibi peygamber efendimiz evlilik seçiminde iki asli özellik olan din ve ahlakı ön planda tutmaktadır.Bu iki özellik olduğu sürece mutlu bir evlilik kurumu gerçekleşecektir.Kötü ahlaklı bir kimse ile evlenmek hapishane ortamında çirkin suçlar işlemiş kişilerle birlikte yaşamaya benzer.Eşlerden birisi kötü ahlaklı olduğu sürece diğerine etki edecek ve çocuklarda bu durumdan etkilenecek belki de kötü ahlaklı kişiyi kendisine örnek bir kişilik seçecektir.

3:Alçak gönüllü olmalı

Peygamber efendimiz mütevazi olmakla ilgili şöyle buyurmuştur:

Allah için mütevazi olanı Allah yüceltir.Böbürleneni Allah alçaltır.Allah’ı çok ananı Allah sever. 4

4:Doğru sözlü olmalı, yalancı olmamalı

Allah ve Resul’ü doğru sözlü olmakla ilgili hükümde şöyle buyurmaktadır:
‘’Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin.’’ 5

5:Sabırlı olmalı

‘’Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık;mallardan,canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik)ile deneriz.Ey Peygamber sabredenleri müjdele! ‘’ 6
6:Cömert olmalı

Onun için kim (elinde bulunandan) verir, Allah’a karşı gelmekten sakınır ve en güzel sözü(kelime-i tevhidi) tasdik ederse, biz onu en kolay olana kolayca iletiriz. 7
7:Bağışlayıcı olmalı, kinci olmamalı

İmam-ı Şafii hazretleri bu hususta şöyle buyurmuştur:

‘’Dünyada en huzursuz kimse, kalbinde haset ve kin taşıyanlardır.’’

8:Vefakar olmalı

Bakınız Allah ve Resul’ü bu hususta da ne buyurmuştur:

Kitap ehlinden öyleleri vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi vardır ki,ona bir dinar emanet etsen,tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez.Bu da onların,’’Ümmilere karşı(yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur’’ demelerinden dolayıdır.Onlar,bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.’’ 8

9:Kanaatkar olmalı ve hırslı davranmamalı

Ubeydullah İbnuMihsan el-Humiradiyallahuanh anlatıyor:

‘’Resululllahaleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

‘’Sizden kim nefsinden emin,bedeni sıhhatli ve günlük yiyeceği de mevcut ise sanki dünyalar onun olmuştur.’’ 9

9:Edepli olmalı

Allah ve Resul’ü bu hususta yine şöyle buyurmuşlardır:

‘’Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma. Çünkü sen (ağırlık ve azametinle) ne yeri yarabilir,ne de dağlarla ululuk yarışına girebilirsin! ‘’ 10
‘’Ey iman edenler! Kendi evinizden başka evlere, geldiğinizi farkettirip (izin alıp) ev halkına selam vermedikçe girmeyin. Bu sizin için daha iyidir; herhalde (bunu) düşünüp anlarsınız.’’ 11
10:Cesur olmalı
11:Uysal olmalı
12:Sevgiyle yaklaşmalı
13:Kötü zanda bulunmamalı
14:Ağır başlı olmalı
Mümin bir erkekte olması gereken özellikleri daha da çoğaltabiliriz.Mümin bir kadın kendisine eş seçerken Allah’ın ondan razı geleceği şekilde İslami hükümlerin çizgisinden ayrılmamaya gayret göstermelidir. O zaman şeytandan korunacağı kale gibi olan bir aileye sahip olacaktır. Çünkü aile Allah ve Resul’ünün şeytana karşı koruma altına aldığı bir kaledir. Bu kalenin sağlam durabilmesi için önceliğimiz Allah ve Resul’ünün rızası dahilinde yaşayan bireylerle evlilik kurmaktır. Zira o zaman kadın ve erkek evlilik müessesi içerisinde kendilerine verilmiş olan görevlerden de haberdar olacaktır. Erkek ve kadın bu görevleri yerine getirdiği sürece zaten evlilik sağlam bir kale gibi olacaktır. Her şeyden önce kadın ve erkek birbirlerinin fıtratlarını biliyor olmalıdır.Örneğin; kadın erkeğe göre daha naif iken erkek daha dayanaklıdır. Kadın daha duygusal yaklaşırken erkek daha mantıksal yaklaşabilir.Mümin erkekler kadınların kendilerine Allah’ın bir emaneti olduğunu unutmamalıdırlar.Zira bir evde erkek hakim ,kadın ise mahkum değildir.Veya erkek amir kadın da onun memuru değildir.Erkek ve kadın evlilikte birbirlerine karşı merhametli,hoş sözlü iki arkadaş gibi olmadırlar.Bu hususta Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın(sav) zevcesi Hz. Aişe’ye olan muhabbetini örnek alabiliriz.
Hz. Aişe,Peygamberimiz(sav)ile yeni evlenmiştir.Eşinin kendisini sevip sevmediğini merak etmektedir.Ya da kendisini ne kadar ve nasıl sevdiğini.Bu düşüncesini Peygamberimizle (sav) konuşmadan edemez.

_ Ey Allah’ın Resulü,beni seviyor musun?
_Evet,ya Aişe Tabi ki seviyorum!
Hz.Aişe dahasını da merak ediyordu.Acaba nasıl seviyordu?Hemen sordu.
_Beni nasıl seviyorsun?
Peygamberimiz(sav) sevgi şeklini tanımladı:
_Seni kördüğüm gibi seviyorum ya Aişe!
Bu cevap Hz.Aişe’yi çok sevindirdi.Çünkü kördüğüm açılmazdı.Açılmayan,bitmeyen sırlı bir sevgi demekti.Alacağı cevap onu çok mutlu ettiği için,Hz. Aişe sık sık sorardı:
_Ey Allah’ın Resulü,kördüğüm ne durumda?
Peygamberimiz(sav),Hz.Aişe’yi memnun eden cevabı verirdi her defasında:
_İlk günkü gibi ya Aişe..
Peygamber efendimizin eşine karşı olan sevgisi,vefası,merhameti mümin erkeklere ve kadınlara da örnek olmalıdır.
Eşler arasında maruf ölçüler içerisin de ve en güzel şekilde bir ilişki olmalıdır. Evlilik ilişkisinde herkes üzerine düşen görevi ve yüklendiği sorumlulukları gereği gibi yerine getirmeli ve yaptığı tüm işleri gönül hoşnutluğu ile eda etmelidir. İslam’da erkeklerin kadınların üzerinde artı bir dereceleri vardır.Bu hususta Allah ve Resulü yüce ayetinde şöyle buyurmaktadır:
‘’Erkeklerin kadınlar üzerinde bulunan hakları gibi,kadınlarında erkekler üzerinde hakları vardır.Erkeklerin kadınlar üzerinde artı bir dereceleri vardır.Allah azizdir,hakimdir.’’12
Bu ayette geçen ‘’erkeklerin kadınların üzerinde artı bir dereceleri vardır’’ifadesinde anlatılmak istenen, dünya hayatında erkeklerin konumunun kadınların konumundan daha üstün olmasıdır.Fakat burada erkeğe verilen üstünlük iş olsun diye verilmemiştir.Erkekler kendilerine verilen bu üstünlük sebebiyle savaşta cihat etme,ailenin nafakasını temin etme, aileyi koruyup kollama gibi hususlarda sorumluluk sahibidirler. Yine erkeğin kadından üstün olması bağlamında şanı yüce Allah şöyle buyurmuştur:
‘’Allah, insanları birbirinden üstün kıldığı gibi mallarından harcadıkları için erkekler, kadınlar üzerine yöneticidirler. Bu nedenle Saliha hanımlar itaatkardırlar; Allah’ın kendilerini koruduğu gibi, saklı kalması gerekeni(ırzlarını)korurlar…’’13
Erkekler hem toplumsal yapı içerisindeki görevlerini ifa edebilmek hem de aile içerisinde eşlerine ve çocuklarına gereken hizmeti yerine getirmek durumundadırlar. Allah’a itaat içinde olmak evlilik müesseselerini iblisin dümen suyuna teslim etmekten elbette ki hayırlıdır. İblis ve onun milyonlarca yardımcısının yegane hedefi İslam şeriatının ölçülerine bağlı aileleri parçalamaktır. Zira İslam aileyi, evlilik müessesini düzenleyen hükümlere göre kurmuştur ve iblise karşı sağlam bir kale gibi korumuştur. Elbette eşler bu hükümlerin dışına çıktığı takdirde kale yıkılacaktır.
İblis; içki şeytanı, hırsızlık şeytanı, zina şeytanı, dedikodu şeytanı, kumar şeytanı ve bunlara benzer binlerce şeytanı kendinden uzaklaştırarak onlardan kaçar, çığlık atarak şöyle bağırır:’’ Nerede benim boşanma şeytanım! Onu bana getirin; çünkü o benim dostumdur; benim katımda o bozguncu şeytanların hepsinden üstündür.’’
Resulullah(sav)’ın bu husus ile ilgili olarak şöyle buyurduğunu rivayet edilmiştir ‘’İblis tahtını suyun üzerine kurar, ardından öncü birliklerini göreve gönderir. Onların İblis’e en yakın olanları, fitne yönünden en etkili olanlarıdır. Onlardan birisi İblis’in katına gelerek şöyle der: ‘ben şunları şunları yaptım.’ İblis ona: Sen hiçbir şey yapmamışsın’ der.Ardından yine onların arasından birisi gelerek şöyle der: ‘Ben şunları şunları yaptım;öyle ki erkekle karısını birbirinden ayırdım.’İblis onu yanına çağırarak ‘İşte sen görevini yapmışsın’ diyerek onu onaylar.’’ 14
Evlilik kurumunun sağlam temeller üzerine kurulmuş olması İblis’in yapmak istediklerinin önünde büyük bir engeldir. Bu yüzdendir ki eşler şer’i şartları yerine getirerek birbirlerinde olan eksiklikleri tamamlamalıdır.Zira evlilik kurumu kadının eksikliğini erkeğin tamamladığı,erkeğin eksikliğini de kadının tamamladığı, birbirlerinin ihtiyaçlarının temin edildiği, sevgi huzur sükunet yuvasıdır.

İslam’ın erkeğe ve kadına verdiği görevleri gelin maddeler halinde sıralayalım;

Erkeğin kadına karşı olan görev ve sorumlulukları:
_Eşine sevgi ile yaklaşmalı
_Kibar davranmalı
_Saygılı ve adil olmalı
_Eşini çevreye karşı koruyup kollamalı
_Eşinin nafakasını temin etmeli(Kendi giydiği ve yediği kalitede,eşine de temin etmeli)
_Eşine karşı merhametli olmalı,güzel sözler söylemeli
_Eşine zaman ayırmalı
_Eşinin fikrini almalı,onu önemsemeli
_Elinden geldiğince ev işlerinde yardımcı olmalı(İmkanı varsa yardımcı tutmalı.Çünkü kadının asli görevlerinin arasında ev işleri yapmak yoktur.Kadın evi için yaptığı her işte sevap kazanacaktır.)
_Eşinin sırlarını ifşa etmemeli
_Eşi İslami çizgiden ayrıldığında tatlı bir dille uyarmalı,nasihat etmeli ve Allah’ın bu husustaki hükümlerini hatırlatmalı
_Eşinin hatalarında sabırlı olmalı, sevmediği yönlerine odaklanmamalı
_Eşi için güzel giyinmeli, güzel kokular sürmeli
_Fikir uyuşmazlığı yaşadığı durumlarda onu olgun karşılamalı
_Eşinin İslami çizgilerde giyinmesi için gerekli hassasiyeti göstermeli vb..
Erkeğin kadına karşı görevleri olduğu gibi kadının da erkeğe karşı olan görevleri vardır.Bunlar;
_Kadın kocasına karşı itaatkar olmalı
_Sevgi ve hoşgörü ile yaklaşmalı
_Kanaatkar olmalı
_Kocasının haklarını yerine getirmedikçe Rabb’inin hakkını ödeyemeyeceğini bilmeli
_Şer’i bir gerekçe bulunmadıkça, eşinin cinselliğinden yararlanmasını engellememeli
_Sözle ve eylemle kocasına zarar vermemeli
_İsteklerinde aşırıya kaçmamalı,ısrarlı olmamalı
_Onun onayı olmadan nafile oruç tutmamalı
_Kocasının hoşlanmadığı kişilerin evine girmesine izin vermemeli
_Kocasının izni olmadan onun malından infak etmemeli
_Kocası hak ve ikram yönünden insanların en üstünü olmalı
_Kocasının bulunmadığı zamanlarda kocasının malını,benliğini ve çocuklarını korumalı
_Hüzünlü olduğunu farkettiğinde kocasını neşelendirmeye çalışmalı
_Eşinin hoşlanmadığı kişilerle dostluk kurmamalı
_Kocasının sırlarını ifşa etmemeli,dedikodusunu yapmamalı
_Kocasına karşı her zaman temiz olmalı,güzel kokular sürmeli
Görüldüğü üzere kadın ve erkeğin birbirlerine karşı olan görev ve sorumlulukları aile temelinin sağlam olmasına vesile olmaktadır.İslam kadın ve erkeği birbirinin en büyük yardımcıları olarak görür.Özellikle kadın yuvanın temelinde en etkili olan kişidir.Bu sebepledir ki ‘’yuvayı dişi kuş yapar’’ sözü kadına ithafen söylenmiş bir sözdür.Evrensel olarak baktığımızda da bütün yüksek medeniyetler aile bağları güçlü olan medeniyetlerdir.Aile bağları zayıf olan medeniyetler ise tarihte isim yapamamışlardır.

Kadın ve erkek birbirlerinin limanları gibi olmalıdır. Zira uzun yolculuklar yapan gemiler buldukları sakin limanlarda dinlenebilmektedirler. Eğer liman sakin ve dingin değilse gemi o limana yanaşamayacaktır. Evliliklerinde huzurlu, sakin ve uzun soluklu olabilmesi için öncelikle evlilik temelinin Şeriatın taşlarıyla atılmış olması gerekir. Maalesef ki içinde İslam’dan esintiler olmayan hiçbir evlilik uzun süreli ve huzurlu olmamaktadır.

Özellikle yanlış anlaşılan bir noktaya değinmek isterim. Ne yazık ki evliliklerde eşler kendilerine düşen görevleri yanlış anlayabiliyor ve buda evliliği daha büyük çıkmazlara götürebiliyor. Kadının eşine karşı itaatkar olması onun kölesi olması anlamında değildir. Erkekler bu durumu İslamdan mış gibi görüp eşlerine zulmet memeli. Aynı zamanda erkekler kendilerinin üstün yaratıldıklarını öne sürerek bu durumu İslam’ın aleyhine kullanmamalı. Çünkü İslam’ın erkeklere verdiği üstünlük görev ve sorumlulukların ağır olmasından dolayıdır. Bunu kadınlara karşı negatif bir güç olarak kullanmak asla kabul görülmez. Zira Peygamber efendimiz(sav) eşlerinize güzel davranma hususunda beni örnek alınız buyurmaktadır.

Yine mutlu aile tablosuna örnek olarak Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın evliliklerini örnek alabiliriz. Hz. Ali ve Hz. Fatıma’da bulundukları dönemde insanların yaşadıkları sıkıntıları yaşıyorlar, birbirlerine destek oluyorlardı. Beslenme ve barınma için, sıcaktan ve soğuktan korunmak için bir takım sıkıntılara göğüs geriyorlardı ve bunu Allah’a ulaşmak için bir vesile olarak görüyorlardı. Hz. Fatıma’nın ev işleri yapmaktan elleri su toplardı ve su taşımaktan omuzları yara olurdu.

Hz Ali ise hurma bahçelerinde işçi olarak çalışır evinin nafakasını temin ederdi. Bu iki zat dünyada en seçkin kullardan olmalarına rağmen bütün zorluklara katlandılar ve su toplamış yaralı elleriyle Allah’a bir adım daha yaklaşma gayesinde oldular daima. Birbirlerine hem çok güzel birer eş hem de ebeveyn oldular.

Görüyoruz ki huzurlu bir evlilik sevgi,saygı ve arkadaşlığın bir mahsulüdür. İşte Hz. Fatıma ve Hz. Ali’de birbirlerine karşı sevgi, saygı ve muhabbet içinde olan iki arkadaş gibiydiler.

Öyle ise evlilik kuracak bireyler zenginlik, şan şöhret, görsellik gibi durumlara fazla tamah etmemeli ve bunların geçici olduğunu düşünmelidir. Zira kişinin eşi kendisinin ahireti dir. Nasıl bir ahiret hayatı istiyorlarsa ona göre bir aile hayatı kurmaları gerekir. Hayatlarının her alanında İslam Akidesinden ayrılmadan Şer’i ölçüler içerisinde yaşamlarını idame ettirmelidirler.

Kadının da anne olduğu için muhterem bir varlık olduğu unutulmamalıdır.Bu yüzdendir ki çocuk yetiştirmek annelerin görevidir. Her çocuk yeni bir nesil demektir. Öyle ise nesilleri yetiştiren kadınlardır. Bu hususta kadınlara çok iş düşmektedir. Aynı zamanda bir milleti, bir nesli ayakta tutan şey o neslin din ve ahlaki yapısıdır. Ve bu ahlaki yapıyı koruyan da nikahtır. Nikah Peygamberimizin(sav) sünneti, eşlerin namusu ve edebi ve insan soyunu üstün tutan mukaddes bir eylemdir. Bu şekilde kurulan aileler den eğer Şer’i hükümlerde göz ardı edilmiyorsa sağlam nesiller kurulacaktır. İşte İslam medeniyeti de İslam akidesi doğrultusunda kurulan aileler sayesinde yükselmiştir ve yükselmeye devam edecektir.
banner4
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.