Bu yazımda siz sevgili okurlarıma evrensel bir sorun olan ‘’Uyuşturucu Madde Bağımlılığının sebep ve sonuçları,bağımlılık yapan maddelerin çeşitleri, etkileri ve ailelerin alması gereken koruyucu önlemler’’den bahsedeceğim.
Öncelikle bağımlılığın tanımını yapmakla başlayalım;


MADDE BAĞIMLILIĞI;

Herhangi bir maddenin tedavi amacı olmaksızın fizyolojik bir ihtiyaca cevap vermeden giderek artan miktarlarda kullanılmasıdır. Ve bağımlılıkta üç ana unsur vardır.
Bunlar ;

* Her durum ve koşulda engellenemeyen arzu ve istek
*Kullanılan dozun devamlı artması (Tolerans)
*Maddeye karşı fizyolojik ve psikolojik olarak sürekli ihtiyaç duyulması (Yoksunluk)
Her birey bio-psiko-sosyo -kültürel bir varlıktır. Yaşamış olduğu olumsuz bir durumun biyolojik psikolojik, sosyal ve kültürel bir sebebi ve yine aynı şekilde biyolojik,psikolojik,sosyal ve kültürel bir sonucu vardır. Bu sebeplere kısaca değinecek olursak;

Biyolojik sebepler ; Ailenin genetik yapısı (Kalıtsal) ,Engellilik durumu (Örneğin giderilemeyen şiddetli ağrıların olduğu yapısal bozukluklar )
Biyolojik olmasının en temel sebebi beyinde meydana gelen değişimdir. Zevk aldığımız, hoşumuza giden pek çok şey beyinde dopamin salgılanmasına yol açar ve bu durum beynimizde ki nükleus akkumbensi uyarır. Bağımlılığı olan bir bireyin yaşadığı haz dopamini artırmaktan çok orbifrontal kortekste ki aktivasyonu artırıcı etki yapmaktadır ve bu durum beyin ödüllendirme sisteminde ki bir hastalık olarak karşımıza çıkar ve bağımlılık gelişir. Bağımlı bireyin bağımlılığına karşı geliştirdiği toleransı ilerledikçe birey, bağımlısı olduğu davranışsal ya da biyolojik varlığı yüksek bir şiddetle ister.

Nucleus accumbens; bizi umut etmeye ve beklentiye sokmak ile beraber, hoş tatlara, cinsel çekiciliğe, cömertliğe, sembollere (lüks arabalar, yatlar, katlar) gülmeye, sevdiklerimizle güzel vakit geçirmeye, bize göre yoldan çıkmışları cezalandırmaya hatta intikam almaya iten bir sistemdir. Hani zaman zaman “değer” veya “değerlerimiz” gibi kavramlar hakkında düşünürüz ya, işte bize, değerlerle ilgili bir dolu düşünce ürettiren ve söz söyleten yerlerden birisidir nucleus accumbens. Bizi beklentiye sokar, çevremizdeki fırsatları görmemizi sağlar. Temel yakıtı, dopamin adı verilen nörotransmitterdir.

Psikolojik sebepler ; Bağımlılığın psikolojik sebeplerini ele alalım. Bireyin hayatındaki problemler ya da psikopatolojik bir durum, yaşadığı herhangi bir travma sonrası yoğun stres altında kalması bu ve buna benzer durumlar neticesinde oluşabilen kişilik bozukluğu..Birey böylece sağlıklı düşünme yetisini kaybediyor ve tüm bunlar bireyin içinde yaşadığı boşluğu doldurabilmek için maddeye yönelmesine sebep olabiliyor.

Sosyal Sebepler ; Bireyin içinde yaşamış olduğu sosyal çevre , sahip olduğu statü , kendisini ve çevresini nasıl algıladığı ,benliğine ve çevresine olan saygı ve ihtiyaç duyduğunda aldığı sosyal destek bireyin bağımlı olma hususunda çok büyük birer etkendir. Örneğin yaşamış olduğu olumsuz durumlarda sosyal destek alamayan, çok tutucu ya da çok umursamaz bir aileye sahip olan ve bunun neticesinde çözümü dışarıda arayan bireylerin bağımlı olma riski oldukça büyüktür. Bu da demek oluyor ki bağımlılığın sosyal bir rolü vardır. Buna ADSIZ ALKOLİKLER ,ADSIZ NARKOTİKLER gibi sosyal grupları örnek verebiliriz.
Kültürel Sebepler ; Bütün bu sebeplerin yanı sıra yadsınamayacak bir diğer sebepte kültürel etkenlerdir.Örneğin x maddesine bağımlılık bir bölgede normal karşılanırken başka bir bölgede normal karşılanmamaktadır.Normal karşılanan bir çevrede yaşıyor ise bireyin maddeye ulaşması ve kullanması da kuvvetle muhtemeldir.

Bu sebepleri kesinlikle tek başına değerlendirmemeliyiz. Bütüncül bir şekilde ele almalıyız.

Hemen hemen her birey tercih maddesine (eroin,kokain,bonzai vb) bir geçiş maddesi ile başlar. Geçiş maddesi genellikle bağımlılık yapmadığı düşünülen esrar maddesidir. Ki bu en büyük yanılgıdır. Esrarın vermiş olduğu haz zamanla daha büyük hazlara ulaşma isteği oluşturacaktır. Bunun adı da toleranstır.Ve birey bu geçişten sonra tercih maddesini seçerek bir bağımlı olacaktır.Bu geçiş maddesine alkolü de örnek verebiliriz.
Bağımlılığın bireylerde yapmış olduğu biyolojik psikolojik sosyal ve kültürel zararlara gelecek olursak az önce neden insan biyopsikososyokültürel bir varlıktır sözünü kullandığımızı daha iyi anlamış oluruz. Aşağıdaki tabloda örnek bir sebep sonuç ilişkisi bulunmaktadır. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. İş kazası , boşanma ,bağımlılık, öfke ve şiddet gibi..

BİR KİŞİ NE ZAMAN BAĞIMLI SAYILIR?

Bağımlılık bir sendromdur ve aşağıdaki belirtilerin görülüyor olması bağımlılık tanısını koymaya yeterlidir.
· Kullanılan maddenin aynı etkiyi göstermesi için giderek arttırılması (tolerans)
· Madde kesildiğinde ya da azaltıldığında kişinin yoksunluk çekmesi
· Madde kullanımını bırakmak için gösterilen çabanın boşa çıkması
· Sosyal,mesleki ve kişisel etkinliklerin madde kullanımı nedeni ile azaltılmasın ya da tamamen bırakılması
· Fiziksel ve ruhsal sorunlara yol açmasına rağmen madde kullanımına devam edilmesi vb..

BAĞIMLI OLAN KİŞİNİN ;
· Kendine olan güveni azalır
· Kendi kontrolü azalır
· İnsani ve ahlaki değerleri yok olmaya yüz tutar
· İdealleri ve hedefleri artık yoktur
· Bağışıklık sistemi zayıflar ya da çöker
· Aids,frengi verem,hepatit C ,kanser ,kangren gibi ölümcül hastaklıklara yakalanma riski artar ve bunlarla mücadele etmek zorunda kalır.
Madde bağımlılığın tanımı , etkileri ve sebep ve sonuçlarının yanı sıra madde çeşitlerine değinecek olursak,maddeleri uyarıcı ve uyuşturucu maddeler olarak ayırabiliriz;

_UYARICI MADDELER; (MERKEZİ SİNİR SİSTEMİNİ UYARANLAR)

Uyarıcılar merkezi sinir sistemi aktivitesini hızlandırır. Sentetik olarak üretildiği gibi doğal olarak da bulunmaktadır. Tabiatta doğal olarak bulunan ve en çok bilinen çeşitleri epinephirin ve kafeindir. Kafein çay, kahve, çikolata, hafif içkiler ve aspirin gibi ilaçlarda mevcuttur. Diğer doğal uyarıcıların başında ise nikotin gelir. Uyarıcı maddeler fizyolojik ve psikolojik bağımlılık meydana getirir. Bu nedenle kullanılan dozda zamanla artış meydana gelir.

ALKOL;

Alkolün birçok çeşidi vardır. Etanol denilen türü içki olarak tüketilmektedir. İçki olarak tüketilen alkol birçok hastalığa neden olmaktadır. Bunun yanında alkol iradeyi zayıflatır, kişi kontrol kaybı yaşar ve uyuşturucu maddelere açık hale getirir. Uyuşturucu kullananların yüzde 57’si alkol kullanmaktadır. Alkolden uzak durmak diğer madde bağımlılıklarından korunma noktasında önleyici bir role sahiptir.

Çok miktarda ve sıklıkla alkol tüketen, bedensel, ruhsal ve toplumsal sağlığının bozulmasına rağmen alkol almak isteyen, tedavi edilmesi gereken kişiye alkolik denir. Dünyada alkol kullanan 2 milyar kişinin 76 milyon kadarı alkol bağımlısıdır. Yılda 1 milyon 800 bin kişi bu nedenle hayatını kaybetmektedir. Ülkemizde ilk tüketim yaşı 11’e kadar inmiştir. İlk kullanım yaşı düştükçe ileri ki yaşlarda bağımlı olma riski artmaktadır.

BELİRTİLERİ VE ETKİLERİ;

· Aşırı uykusuzluk
· Aşırı sinirlilik hali
· Ellerde gözle görülür titremeler
· Göz bebeklerinde küçülme
· Hafızada zayıflama
· Karar verme gücünün azalması

KOKAİN;

Kokain genellikle Güney Amerika’da yetişen koka ağacından elde edilir. Beyaz renkli ve toz şeklinde bir maddedir. Kokusuz ve kristalizedir. Kokainin saf olarak kullanımı nadirdir genellikle şeker tozu ve prokain ile beraber karıştırılmaktadır. Kimi zaman kokainin içine başka bir uyarıcı madde olan amfetaminde katılmaktadır. Buruna çekilerek kullanılır. Buharın içe çekilmesi sigara gibi sarılması ve ya vücuda enjekte edilerek de kullanılmaktadır. Merkezi sinir sistemine anında etki eden kuvvetli bir uyarıcı maddedir. Kokain burundan çekildikten bir süre sonra merkezi sinir sistemini uyarmaktadır.

AMFETAMİNLER ;

İlk kez 1887 yılında bulunan amfetamin sülfat 1932 yılında astım ve burun tıkanıklığı tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. Amfetaminler uyarıcı ve zihin açıcı olarak bilinir bu nedenle uzun yol sürücüleri gece vardiyalarında çalışanlar,öğrenciler ve sporcular tarafından yaygın bir şekilde kullanılır. Uyarıcı etkisi nedeniyle doping olarak sporcular arasında kullanımı yaygınlaşmaktadır. En yaygın olarak beyaz ve pembe toz kristalize şeklinde kullanılmaktadır.

ECTASY;

Son yıllarda kullanımı giderek yaygınlaşan bir maddedir. Uyarıcı madde özelliği nedeniyle kullanılan ve tamamen sentetik olan bir maddedir. Beyaz, pembe, sarı, kahverengi tabletler ve kapsüller şeklinde bulunur. Ectasy insan vücudunda dopamine ve norepinefrin adı verilen maddelerin salınmasına yol açar. Ectasy kullanıcıları giderek maddenin dozunu arttırma eğilimindedir çünkü ectasy olmadan aynı duyguları yaşayamamaktadırlar. Bu durum da bağımlılık belirtisi olarak kabul edilir.

COPTAGON;

Amfetamin grubuna mensup olan coptagon sentetik türlü bir maddedir. Aslında captagon grubundadır. Etkisi amfetaminlere benzer özellik taşır. Etkin maddesi ve içerisinde ne olduğu tam olarak bilinmemektedir.

Ayrıca; MDA, MDE, MBDB, DOB, Crack gibi merkezi sinir sistemini uyaran ve kullanımı daha az olan maddeler de mevcuttur.

_UYUŞTURUCU MADDELER ;(MERKEZİ SİNİR SİSTEMİNİ YAVAŞLATANLAR)

Bu tür uyuşturucu maddeler merkezi sinir sistemini etkileyerek davranışların yavaşlamasına ve gecikmesine neden olur.

EROİN;

Eroin açık kahverengi toz şeklinde satılan bir maddedir. Eroinin saflığı arttıkça rengi beyazlaşır. Küçük torbalar halinde satılır. “Toz”, “Beyaz”, “H (eyç)” adları ile anılır. Afyondan elde edilir.Haşhaştan morfin morfinden ise eroin elde edilir.

En sık kullanım yolu buruna çekilmesidir. Sigara tütününe karıştırılarak içilmesine koreks denir. Sigara jelatini ya da alüminyum folyo üstünde ısıtılarak buharının içe çekilmesine “kaydırma” adı verilir.


Kaşık içinde kaynatılıp, enjektör yolu ile damara verilebilir.

Bir iki hafta süre ile düzenli kullanıldığında bağımlılık oluşturur. Bazı duyarlı kişilerde ilk bir iki kullanımdan sonra bile bağımlılığa neden olabilir. Çok hızla tolerans gelişir. Bu nedenle doz artırımı çok ileri öldürücü düzeylere kadar varabilir.Bunun sonucu da ‘’ALTIN VURUŞ’’yani ölümdür.
Hareket ve konuşmalarda yavaşlama, rahatlama, gevşeme ve sıcaklık hissi, yüzde kırmızılık, göz bebeklerinin küçülmesi eroin alımını takiben ortaya çıkan belirtilerdir.

BONZAİ;

Torbacıların ‘esrar gibi bir şey’ diyerek sattığı kimyasal uyuşturucu,(Ham maddesi hint keneviri yani esrar) uçucu madde kullanıcılarının kullandığı yapıştırıcılardan bile ucuz. Gramı 3-5 liraya satılıyor.Bir zamanlar internet ortamında bile bulmak mümkün. O yüzden gelir düzeyi düşük semtlerde aile bağları zayıf, şiddet görmüş çocuklar tarafından yoğun olarak kullanılıyor.


BONZAİ NEREDE ORTAYA ÇIKTI?

Bonzai, ilk kez 2002’de Almanya ve İspanya’da daha sonra da Rusya ve Avustralya’da kullanıldı. Bağımlılık tedavisi almak isteyen kişilerin verdikleri ifadelerle ortaya çıktı. Etken maddesinin kişilerde hint kenevirine benzer etkiler oluşturan sentetik kannabionoid türü olduğu tespit edildi.

NEDEN 'BONZAİ'?

Uluslararası polis literatüründe ‘K2’ ve ‘Spice’’ adıyla biliniyor. Türkiye’ye ilk kez “Bonzai” yazılı paketlerde getirildi. Bu yüzden adı “Bonzai” olarak kaldı. Türkiye’de ilk kez Eskişehir’de ele geçildi. Daha sonra İstanbul’da görülmeye başlandı.

BONZAİ İLE MÜCADELE NASIL BAŞLADI?

2011 yılında 60 türü yasaklı maddeler kapsamına alındı. Ancak her yasağın ardından yeni bir türü ortaya çıkıyor.

BONZAİ NASIL ÜRETİLİYOR, KAÇA SATILIYOR?

Hammadesi Çin’de kilosu 30 bin dolara satılıyor. Yasa dışı yollardan getirilen bir kilo hammadeden bir ton bonzai üretilebiliyor. Uyuşturucu satıcıları daha çok bonzai üretebilmek için, fare zehirinden florosan tozuna kadar pek çok kimyasal maddeyi bonzai üretiminde kullanıyor. Torbacılar Bonzai’yi, rüya, Bombay mavisi ve spice gibi aldatıcı isimlerle satıyorlar.

BİTKİSEL Mİ SENTETİK Mİ?

Uyuşturucu satıcıları, gençleri bonzai'nin bitkisel ve doğal olduğuna inandırmaya çalışıyor, ama bu zehir tacirlerinin bir yalanı... Yurtdışında ‘Damiana’ bitkisine, ülkemizde ise bu bitkiye benzemesinden dolayı ‘yavşan’ otunun yapraklarına püskürtülüp kurutulduktan sonra bitkisel bir uyuşturucu gibi satılıyor. Aslında sentetik bir uyuşturucu ve çok ölümcül.

BONZAİ'Yİ KİMLER KULLANIYOR?

İstatistiklere göre Bonzai’yi daha çok ikinci ergenlik dönemini yaşayan gençler kullanıyor. Nedeni bu dönemde gençlerin kendilerini topluma daha çok ispatlama kaygısı gütmeleri. Bonzai satıcıları da özellikle bu grubu hedef alıyor. Bir kez denemek bile bağımlılık yapabiliyor.

BELİRTİLERİ NELERDİR ?

Bu maddeyi kullanan kişilerde ağız kuruluğu, kalp atışlarında şiddetli hızlanma, kalp krizi hissi, paranoya, kilo kaybı ile aşırı terleme, vücutta iyileşmeyen büyük sivilceler oluşuyor. Unutkanlık, endişe, kaygı düzeyinde ciddi artış meydana getiriyor. Uzmanlar uyarıyor: “Yani eğer “Bonzai” kullanan bir kişi akut etki altındayken ölmez ise uzun dönemde başına gelecek olan durum şizofreni benzeri bir tablodur.”

ESRAR;

Sigara ile karşılaştırıldığında beş kat daha fazla akciğer kanserine neden olduğu bazı araştırmacılar tarafından gösterilmiştir. Uzun süre kullanımı ile bronşit ve akciğer kanseri gibi solunum yolları hastalıklarına yol açabilir.


Esrar kullananlarda kuşkuculuğun hakim olduğu psikoz adı verilen bir tıbbi tablo gelişebilir. Esrar kullananlarda, kullanmayanlara göre şizofreni görülme riski 7 kat daha fazladır.
Genellikle bağımlılık yapıcı bir madde olarak kabul edilmez. Ancak esrar da bağımlılık yapar. Esrar bir geçiş maddesidir. Esrar kullanan kişi ileride diğer maddelere alışabilir ve onları kullanmaya başlayabilir. Dünyada sadece Hollanda’da yasaldır ve kontrollü olarak satılır. Hollanda’nın esrarı serbest bırakmasının nedeni, zararsız olması değil, ülkesinde esrar kullanım oranları yüksek olduğu için eroin, kokain gibi daha tehlikeli maddelerin satışını en aza indirmek ,aynı ortamda yapılmasını engellemek ve gençliğini korumak içindir.

MORFİN;

Afyon‘un içerisinde bulunan zehirlerin en önemlisidir. İsmi Yunan mitolojisindeki uyku ve rüya tanrısı olan morpheus’tan gelir. Kokusuz ve acıdır. Parlak, kristalize toz halinde veya tebeşir tozuna benzer yapıdadır. Beyazdan koyu kahverengiye kadar değişik renklerde (fildişi, krem, v.s.) bulunabilir. Kullanımı için; kapsül, blok, tablet veya sıvı şekline getirilir. 19. yy başlarında keşfedilmiştir ve sağlıkta aktif olarak kullanılmıştır. Morfin, Amerika’daki iç savaşlarda tıbbi malzeme olarak kullanılmış ve yaygınlaşmıştır. Savaşın akabindeyse yaklaşık olarak 4000 asker morfin bağımlısı olarak evine dönmüştür.

İlk kullanımda dahi bağımlılık geliştirdiği için çok sakıncalıdır. Başlangıçta ağrı kesen ve sahte bir neşe veren özelliği vardır ancak bunlar gerek fizyolojik gerek psikolojik olarak geçici ve yıkıcı etkilerdir. Ağrı, sızı, bedbinlik ve ruh sıkıntıları eskisinden daha şiddetli olarak yeniden ortaya çıkar. Uyuşukluk, sersemlik, halsizlik, uyuklama hali başlar. Kalp hızlanır, terleme ve sıkıntı artar, el ayak buz kesilir; ağız kurur, kişinin mafsalları ve belinde şiddetli ağrılar meydana gelir. Bu durum hastada ölecekmiş gibi bir heyecan yaratır ve morfin kullanımı sıklaşmaya başlar. Vücuttaki bu dengesizlik sonucu iyi duyguları oluşturan (dopamin , endorfin vb.) maddelerin üretimi durur. Ayrıca vücut dışarıdan alınan hazır maddeleri saptadığında içten imalatı keser, bu durum kişide çok ciddi bir duygusal çöküntüye sebep olur.

KODEİN;
Morfinden elde edilmiş bir maddedir.Beyaz kristal toz olarak hap ve şurup formunda bulunur.Bağımlılar eroin alıncaya kadar geçecek zaman içinde ya da yokluk dönemlerinde rahat atlatabilmek için bu maddeyi kullanırlar.Genellikle ağızdan alınır nadiren de damar yolu kullanılır.
METADON;
Metadon sentetik olarak afyondan üretilen bir uyuşturucudur. Metadon özellikle eroin bağımlılığı tedavisinde kullanılan eroin yoksunluğunun yarattığı krizleri telafi etmek için kullanılan bir uyuşturucu maddedir.
BARBİTURATLAR;
Barbituratların merkezi sinir sistemi üzerinde, hafif sakinleşmeden komaya kadar geniş etki yelpazesi vardır.
BUBRENORFİN (SUBOXONE);
Buprenorfin tebainden elde edilen yarı sentetik bir opioiddir(eroin,kodein vb.). Analjezik etki sağlamada ve opioid yerine koyma tedavisinde kullanılmaktadır. Türkiye’de 2010 yılından beri opioid yerine koyma tedavisi (OYT) amacıyla naloksonu da içeren preperatlar halinde bulunmaktadır.
Trankilizanlar,sedatifler ,uçucuclar vb.çeşitleri artmaktadır.

Buraya kadar olan kısımda madde bağımlılığının tanımı, sebepler, sonuçlar ve çeşitlerinden bahsettik.Şimdi ise ailelerin bağımlılık konusunda bilinçlendirilmesi ve alınabilecek koruyucu önlemlerden bahsedelim.

Madde bağımlılığında genellikle tercih maddesine geçmeden önce geçiş maddesi kullanılır. Buna alkol ve esrarı örnek verebiliriz. Ardından ise tolerans gelişmesiyle birlikte eroin ,bonzai, kokain vb tercih maddelerine geçiş yapılır. Maalesef birçok genç bir kereden bir şey olmaz ya da bunu kullan rahatlarsın ama bağımlılık yapmaz gibi o anki duygusal boşluğunu dolduran cümleler ile atarlar adımlarını bu zillet bataklığına. Öfke nöbetlerini yenememe , aile kaybı ya da iletişimsizlik, bulunduğu çevre ve bir çok etken sürükler bireyi. Burada hem kişinin kendisi hem de aileler olabildiğince uyanık olmalı . Her şeyden önce maddeler ve kullanım belirtileri hakkında ön bilgilere sahip olunmalı.

Örneğin çocuğun odasında bir folyo buldunuz!! Aklınıza takılsın hemen dikkat!!Eğer sigara tüketiyorsa, fazla çakmak kullanmaya başladı ya da bally tüketimi giderek artmış. Aklınıza kötü şeyler getirin muhakkak!!! Çünkü en ufak bir ihmal sonu hüsranla biten bir serüvene dönüşebilir.

Aileler çocuklarının arkadaş ortamlarına hakim olabilmeli. Ayrıca çocuklarının ne zaman nerede hayır demesi gerektiği ve hayır kelimesinin önemi hakkında gerekli eğitimi verebilecek kabiliyete sahip olabilmeli. Kısaca madde bağımlılığını önlemede en etkili yöntem, gerektiğinde hayır diyebilecek karakterde gençler yetiştirmektir.
Aileler çocuklarının fiziksel ,ruhsal, sosyal ve davranışsal yönden değişim gösterdiğini fark edebiliyor olmalı. Çocuğun eve giriş çıkış saatleri ,kuvvetle muhtemel arkadaş çevresi ve fiziki görünüm değişmiştir. Gözlerde kızarıklık, göz bebeklerinde büyüme yada küçülme, mimikler, aşırı yemek yeme ve doyma hissinin olmaması ,ya da maddeye göre yeme alışkanlığının bozulması, ellerde titreme, terleme, burun akıntısı, kabızlık, ishal, eklem ağrıları, solunum güçlüğü, yorgunluk, vb. fiziki bozukluklar başlamıştır. Sosyal olarak içine kapanık ya da fazla fevri bir hale bürünmüştür. Okula gitmeme derslerde başarısızlık ,okul ve öğretmenler hakkında sürekli şikayetler, sık sık yalana başvurma tembellik ,sürekli erteleme gibi davranışsal bozukluklar da baş göstermiştir.

Sonuç itibarı ile ailesiyle kaliteli ve nitelikli bir ilişkisi olmayan çocuklar akran baskısına maruz kalacaktır. Ve kullanımda olan akranları ya da sosyal çevresinin baskılarına daha fazla dayanamayacaktır. Özellikle parçalanmış , ebeveyn kaybı olan , çalışan , fazla tutucu ya da fazla serbest davranan ve tutarsız olan ailelerin çocukları var olan iletişim bozukluğu sebebi ile risk altındadır.

Bu sebeptendir ki ne fazla otoriter ,ne fazla serbest ne de tutarsız olunmalı ve çocuklarla olabildiğince kaliteli zaman geçirmeli. Aileler her şeyden önce çocuklarını çok iyi tanıyor olmalı. Ki bu durum onda var olan değişikliği anında gözlemlemelerine yardımcı olacaktır.

ARTIK ÇOCUĞUM BİR MADDE BAĞIMLISI!!! PEKİ BEN BU DURUMDA NE YAPMALIYIM?

Tedavide detoks ve rehabilite aşaması vardır.Ailelerin ve hastaların yaptığı en büyük hata detoks sürecini atlattıktan sonra rehabilite edilmeden iyileşebileceğini düşünmeleridir.Burada en önemli husus bireyin tedaviyi istiyor olması ve ailenin desteğidir. 18 yaş altı ise Çematem,18 yaş üzeri ise Amateme başvurarak detoks aşaması atlatılmalıdır.Ve hemen akabinde rehabilite edilebilmesi için bir kuruma başvurulmalıdır. Sosyal aktiviteler,(spor ,sanat vb.)eğitime devam etme, görevler verme, sorumluluk yükleme gibi etkin ve davranış değiştirici yani öğrenmeyi sağlayan eylemler gerçekleştirilmeli. Ayrıca geçirmiş olduğu her ayıklık yıl dönümünde güzel bir ödül ile motivasyon daha da arttırıla bilinir.

En önemlisi sağlıklı iletişim halinde olan bir ailedir. Ailelerden destek alamayan bireyler maalesef ki bu meşakkatli yolda başarısız olabilmektedir. Bu aile olur, bu çok değer verdiği bir akran ya da bir büyük olur fark etmez. Kişiye destek verecek, ona inanan, ve vazgeçmesine mümkün olduğunca izin vermeyen bir kişi ya da kişilerin varlığı , bireyin hedeflerine ve hayallerine ulaşmasına yardımcı olacaktır.

En önemli hususlardan bir tanesi de bağımlı bireylerin ölünceye kadar tıpkı bir tansiyon ,şeker hastası gibi dikkatli yaşamaları gerektiğidir. Alkol bulunan bir ortamda dahi kaldıklarında maddeye karşı bir istek başlayabilir. Uzun yıllar temiz kalsa da maddeyi anımsatacak bir olay ya da bir görsel onları tekrar kullanıma itebilir.

Yine çok önemli bir husus ise bireylerin ’’Ben artık temizim atlattım’’ diyerek yeni bir hayat kurmayı sadece maddi kazanç sağlayarak elde edebileceklerine inanmaları ve çalışma hayatına hızlıca atılmak istemeleridir. Mümkünse kendi isteği ile tedavi olduğu ve temiz kaldığı bir yılı doldurmadan böyle bir girişimde bulunulmamalıdır.

Eğer imkanı varsa bağımlı gençler ve aileler destek aldıkları kurumlarda SAMBA (Sigara,alkol,madde bağımlılığı) eğitimine dahil olmalıdır. Neleri bilmeleri gerektiği ve nasıl davranmaları gerektiği hakkında en doğru bilgileri bu eğitimlerden alabileceklerdir. Grup terapileri, iyileşme grupları(NA vb.), çift ve aile terapileri de tedavi programının birer parçası olmalıdır. Bu dönemde artık ulaşabileceğimiz bir çok tedavi merkezi var olduğundan dolayı artık hastaların tedavi için daha çok şansları bulunmaktadır.


İhtiyaç duyulduğunda sizlere bir kaynak olması açısından ulaşabileceğiniz ve telefonla iletişime geçebileceğiniz kurumları da ayrıca belirtmek istiyorum;

DANIŞMA VE DESTEK HATTI

Sağlık Bakanlığı ALO 191 Uyuşturucu ile Mücadele ve Destek Hattı
Yeşilay YEDAM Danışma Hattı - 444 79 75
İstanbul Narkotik Şub. Müd. Madde Kullanımı ile Mücadele Büro Amirliği-0212 415 5560

RESMİ TEDAVİ MERKEZLERİ

Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğt. ve Arş. Hastanesi(Amatem-Çematem)- 0216-3025959
İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Bağımlılık Merkezi - 0212 4142000

ÖZEL TEDAVİ MERKEZLERİ

İstanbul Balıklı Rum Hastanesi - 0212 5471600
İstanbul Acıbadem Hastanesi - 0212 5444444
Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi - 0216 4440620
Bağımlılık Tedavi Merkezi (BATEM) – 0212 2911156
İstanbul Yeniden Sağlık ve Eğitim Merkezi – 0212 2190303
İstanbul Mentha Psikiyatri ve Psikoterapi Merkezi – 0216 4501499
T.C Üsküdar Üniversitesi NPSUAM Feneryolu/Etiler Polikliniği – 0212 2701292

Kaynakça;medikalakademi.com.tr,
yeşilay.org.tr,tavsiyeediyorum.com,psikofarmakoloji.org
banner4
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.