Hatırlarsın ki, Yeniden Millî Mücadele dönemindeki yol arkadaşın Musa Bey ile küsmüş ve yollarınızı ayırmıştınız. Aradan uzun bir zaman sonra Kocatepe Caminde cuma namazını kılarken tesadüfen Musa Bey ile yan yana saf tutmuştunuz.
Namaz sonrası Musa Bey, sizinle yüz yüze gelmemek için hızlı adımlarla camiden çıkarken koluna girip yeniden barışmış ve Keçiören Belediyesi başkanlığı için Turgut Özal ile görüşmesini rica etmiştiniz.

Aslında o dönem, Keçiören Belediye başkanlığı için Turgut Özal'ın kafasında çok net bir isim olmasına rağmen, sırf Musa Bey ile olan çok yakın hukukuna binaen onu kıramayıp sizi Keçiören Belediye Başkanı olarak sizi aday göstermişti.

Daha sonra, Refah Partisi döneminde Ankara Milletvekili seçildiniz. Ankara Büyük Şehir Belediye başkanlığı seçimi için verdiğiniz mücadelenin ve yaptığınız kulislerin de canlı tanığıyız. İşte o gün bugün Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini yürütmektesiniz. 

Aslında Ankara’ya şimdiye kadar yaptığınız hizmetlerden çok, hizmet pazarlaması ile ön plana çıktınız. Televizyon kanallarında da bunu ziyadesiyle kamuoyuna yansıttınız. Özellikle Emin Çölaşan ile girdiğiniz polemiklerle sürekli gündemde kalmayı başardınız.

Ta ki, Uğur Dündar moderatörlüğünde Kılıçdaroğlu ile girdiğiniz tartışma programında karizmayı çizdirene kadar işi belirli bir skalada götürmeye çalıştınız. O günden sonra ise, işler tersine gitmeye başladı ve siyasi grafiğiniz yavaş yavaş aşağı doğru inmeye başladı. 

Çok iyi hatırlayacağınız üzere, AK Parti kuruluş aşamasında Sayın Erdoğan ile ters düşmeniz üzerine bir müddet AK Parti’ye mesafeli oldunuz. AK Parti’nin başarılı olması ve iktidara gelmesinden sonra, her zamanki gibi ‘güçlünün yanında yer alma’ özelliğinizle, arabulucular vasıtasıyla yaptığınız görüşmeler sonucunda AK Parti’ye girdiğiniz iddia edilmektedir.

Aslında bir önceki seçimde, AK Parti, adaylığınızı geç ilan ederek bir bakıma sizlere siyasi bir mesaj göndermesinde bulundu. O seçimde AK Parti başka bir adayla seçimi kazanabileceğine inansaydı sizleri aday göstermeleri söz konusu bile olamazdı.

Son yerel seçimlerde ise, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin tüm imkanlarını seferber ederek Gezi Parkı sırasında gösterdiğiniz performans sonucu yeniden adaylığı kerhen de olsa garantilemiş oldunuz. 

Tüm bunlara rağmen, Sayın Erdoğan’ın geçmişte siyasi olarak sizi sürklase etme fikrinden vazgeçmemiş olduğu gayet sarih şekilde ortadadır. Son referandumda Ankara’daki “EVET” oylarının azlığı, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçmişte siyaseten size karşı yapamadığı hamleyi zamanlama açısından yapma konusunda elini güçlendiren ana unsur oldu.

Herkes Melih Bey’in boş durmayacağı görüşünü taşıyor. Ama, bir gerçek var ki, Melih Bey’in yakın zamanda Ankara’da yaptığı siyasi stratejik hamle yanlışlıkları yüzünden kendi ayağına büyük bir pranga yerleştirdiği ve bu ağırlık yüzünden siyasi olarak karşı hamle yapmasının artık biraz zor olduğu düşünülebilir. 

Bu nedenle, ilk elden kendisine gösterilmiş olması muhtemel olan ‘Demokles’in Kılıcı” ile birçok kazanımlarını kaybetmemek adına belki direk olarak AK Parti aleyhinde doğrudan herhangi çalışma içerisinde yer almayabilir ama, tanıdığımız kadarıyla, Melih Bey, AK Parti’de görev alsa bile, hiç boş durmayacağı ve el altından farklı varyasyonlar deneyebileceği söz konusu olabilir. 

AK Parti, geçmiş seçimlerde Melih Gökçek hesabını yapıp, Ankara'da kaybetmemek adına onu yeniden aday gösterirken, bugün gelinen noktada ise, Melih Gökçek'ten çok Ankara ve dolayısıyla Sayın Erdoğan'ın başkanlık seçimi hesabı ön plana çıkmaktadır.
banner4
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.