Aile hayatı, bize ilk duygusal dersleri veren okuldur. Kişiliğimiz, karakterimiz, umutlarımız, korkularımız, olaylara verdiğimiz tepkilerimiz, zayıf ve güçlü yönlerimiz ve sayamayacağımız daha birçok özelliğimiz ailemiz içinde şekillenir. Hatta bu yolculuk anne karnında başlar bizim için. Babamızın güçlü ve güvenilir sesi, annemizin huzur veren seslenişi daha anne karnındayken umut olur bize.Dünya hayatına geldiğimizde duyduğumuz aynı seslerin sahibi kendimizi değerli hissettirir .Ve hayata olan güvenimizi ya da güvensizliğimizi çok küçük yaşlarda aile içindeki iletişimden aldığımız derslerle oluştururuz.

İyi bir iletişimin olduğu aile ortamında çocuklar daha bağımsız ve özerk bir kişilik geliştirirler.Duygu ve düşüncelerini bağımsız bir şekilde ifade edebilme gücü ve alışkanlığı kazanırlar.Bunun tam tersi sağlıklı bir iletişim olmayan,hor görülen,sık sık cezalandırılan,gerektiğinde takdir ve teşekkür edilmeyen,yeterli sevgi gösterilmeyen ya da hem sevip hem de soğuk davranılan bir ailede çocuklar duygu ve düşüncelerini ifade edemeyen, problemi olduğunda bunu açıkça dile getiremeyen,içine kapanık ya da hırçın, bağımlı ve sürekli başkalarının yönlendirilmesiyle yaşayan birer bireye dönüşürler ve bu ömürlerinin sonuna kadar ayaklarında birer pranga gibi kalır.Bunun içindir ki iletişim anne karnında başlar ve ölünceye kadar devam eder.Görülen odur ki temeller çok erken dönemlerde atılır.Ve çocuklar ilk sosyal deneyimini aile içerisinde edinir.

Tıpkı işini özenle yapan bir duvar ustası gibi,tek tek döşeriz her bir tuğlayı.Çocuklar anne babaların sanat eseridir.Sanatçının elinden çıkan paha biçilmez birer parça gibi..Çocuk deyip geçmeyin tek tek kaydederler hafızalarına dilimizden dökülen her bir heceyi,her bir kelimeyi..Ve onlar için hayranlıkla seyrettiği birer modeliz biz. Oturmamız dan kalkmamıza,her bir hareketimiz gizli bir göz tarafından izlenir adeta.Kendimizi aynada görüveririz birden çocuklarımıza baktığımızda.Görülen odur ki çocukluk döneminde sevgi ve güven duygusuyla yetiştirilen çocuk,mutlu ve başarılı bir ergen adayıdır.

Aile içi iletişim maalesef yeterince üzerinde durulmayan, çok hassas ve hayati önem taşıyan bir meseledir. Bu sebeple yaygın olarak görülen ve genelde farkında olunmadan gerçekleşen iletişim biçimi ‘’gereksinme iletişimi’’ denilen durumdur. Bunlar günlük ve kendiliğinden oluşan, ihtiyaçlara göre şekillenen ve zaruri olarak oluşan iletişim kodlarıdır. Fakat bu iletişim şekli yetersiz olduğu için derinlerde yaşanan hayal kırıklıkları ve gerçek ihtiyaçların karşılanmaması, yollara döşenmiş dikenler gibi zamanı geldiğinde tek tek batar o masum yüreklere.

Böylece aile içerisinde görülen yabancılaşmanın yanı sıra, aile dışındaki gruplarla etkin iletişim başlamaktadır. Örneğin baba iş yerindeki arkadaş gruplarıyla, anne kendi arkadaş gruplarıyla, çocuklar kendi akran ya da akran olmayan arkadaş gruplarıyla etkin iletişim kurmayı tercih etmektedirler.Duygu düşünce ve sorunlarını bu gruplarla paylaşmaktadırlar.Bunun sonucu doyumsuzluk,kıyaslama,görmezden gelme,rol değiştirme gibi durumlara yol açmaktadır.Hatta anne-oğul, baba-kız ya da çocuklar arasında gruplaşma eğilimi ortaya çıkmaktadır.

Günümüzde de gözlemleyecek olursak, suç potansiyeli yüksek,bağımlı,depresyondan çıkamayan,kendine karşı yabancılaşmış bireyler iletişimi kopuk ve mutsuz ailelerin eserleridir.Bu tür bireyleri dinlediğimizde mutlaka hayal kırıklıklarıyla dolu bir hikayeye şahit oluruz.

İletişimi etkin kullanabilenler, kendilerinin dünya deneyimleri ve dünyanın onlar üzerindeki deneyimlerini değiştirebilir.(Neale Donald Walsch)
Aslında akidemize göre baktığımızda ailenin ne kadar kutsal bir yuva olduğunu görürüz. Aile Allah ve Resulünün şeytana karşı koruma altına aldığı bir kale gibidir. Bu kutsal emaneti İslam Akidesine sımsıkı sarılarak korumak bizlere düşer.Aile kişinin huzur bulduğu mekandır çünkü.Bu huzur sağlam ve sağlıklı bir iletişimle sağlanır elbette.O zaman yaşadığımız ortam ev olmaktan çıkıp yuvamız oluverir.Aile yuvası,aile ocağı gibi kavramlarda birlikte huzur içinde yaşayan ailelere ait değil midir sizce?

Hz.Peygamberimiz kendi çocuklarına, torunlarına ve tüm ashabın çocuklarına her zaman sevgiyle ve merhametle yaklaşmış ve her zaman sağlıklı bir iletişim içinde olmuştur. Ve ashabını da böyle davranmaya teşvik etmiştir.Ebü Hureyre(r.a) ‘den nakledildiğine göre bir gün Allahın Resulü,torunu Hz.Hasan’ı öpmüştü ;orada bulunan el-Akra’b Habis(r.a) şöyle dedi;’’Benim on tane çocuğum var,fakat onlardan hiç birisini öpmem’’.Hz.Peygamber ona baktı ve şöyle buyurdu;’’Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.’’(Buhari,Edeb,18,27) Ebeveynin, çocuklarına merhamet ederek onları doğuştan gelen fıtrat üzerine yetiştirmesi, güzel ilişkiler içinde olması ve onları ebedi hayata hazırlaması gerekir.

Görülen odur ki, çocuklarımızı yakıtı taşlar ve insanlar olan cehennem ateşinden korumak için onları ahirete hazırlamak, ancak sevgi ve güven çerçevesinde sağlam temeller üzerine kurulmuş yani sağlıklı iletişim ağlarıyla örülmüş bir aile hayatıyla mümkün olacaktır.

Allah'ın Resulü bu hususta şöyle buyurmuştur;’’Sizin en hayırlınız ailesine karşı en hayırlı olandır. Bende aileme karşı hayırlı olanım’’(İbnMace,Nikah, 50).Hz.Peygamber ailesiyle en güzel geçim halinde idi ve daime güler yüzlü idi. Allahın Resulü sağlıklı iletişim hususunda en güzel örnek olmuştur bizlere.
Öyle ise ailenin ne kadar kutsal bir yuva olduğu hususuna, akidemize dayanarak değinmemizin ardından, aile içi iletişimde dikkat edilmesi gereken noktaları sıralamamız çok daha bütünleyici olacaktır. Bunlar şu şekildedir;

  Empati kurabilmek:
 Empati, kendimizi karşımızdaki kişinin yerine koyabilme hadisesidir. Mesela çocuk oynarken oyuncağını kırdığında “Üzülecek ne var?” diyeceğimize, o oyuncağın çocuğumuz için ne kadar kıymetli olduğunu anladığımızı belirten cümleler kurmamız gerekir. “Oyuncağını çok sevdiğini ve buna üzüldüğünü anlıyorum” gibi.(İnsanın ruhunun sırlarını çözmeye çalışan psikoloji ilminin, en sevdiğim kavramı ”empati”dir. İletişim hangi boyutta olursa olsun, empati ile yaklaştığımız zaman anlayışlı olmaya başlarsınız .’’Kahraman Tazeoğlu’’)
· Dinlerken fiziksel halimize dikkat etmek,
· İletişimde bulunduğumuz kişinin karşısına oturmak,
· Yüzümüzü ona yöneltmek,
· Dikkatli dinlemek. Aile bireylerinden biri bir problemle ilgili konuşurken diğer bireyin onu dikkatle dinlemesi, gazete, televizyon vs gibi başka bir şeyle ilgilenmemesi,
· Arada bir kendisini dinlediğimizi ifade eden mimikler kullanmak,
· Konuşurken müdahale etmemek (‘’Deneyimli iletişimciler daha çok konuşmanın çözüm olmadığının farkındadır. Gereken daha çok dinlemektir. John C. Maxwell ’’)
· Duygusal cümlelere dikkat etmek ve bunu anladığını gösteren ifadeler kullanmaya çalışmak,
· Ben dili kullanmak(Ben dilinde duygular konuşur adeta.Yorgun olduğum zaman canım oyun oynamak istemiyor.Akşam yemeğini yemediğin için çok üzülüyorum.Ödevini zamanında yapmazsan yetiştiremeyeceğin den endişe ediyorum gibi..)
· Etkin dinleme(Etkin dinlemenin en uygun zamanı çocuğun sorunu olduğunu gösterdiği andır. Çocukların tam da konuşmak istedikleri anı en iyi şekilde değerlendirmek gerekir.)
· Konuşmaya açık davet(Çocuklar bazen sorunlarını dile getirmekte zorlanırlar. Konuşmak için cesaretlendirilmek isterler. Onlara bu fırsatı vermek gerekir. Bu konuda konuşmak ister misin? Bana anlatabilirsin. Seni her zaman dinlemeye hazırım gibi komutlarla çocukları cesaretlendirmeliyiz.)
· Kesinlikle öğüt verme şeklinde konuşulmamalıdır. (Özellikle toplum içinde bu hususa çok edilmelidir.)
Ailede iletişimi engelleyen durumlar ise şu şekildedir;
· Önemli olan konular hakkında yüzeysel konuşup derine inmeme
· Çok fazla soru sorma ve şüpheci tavırlar sergileme
· Yapay ilgi gösterme
· Yargılama
· Geçmişteki üzücü olayları ya da hataları sık sık dile getirme
· Sorulan soruları cevapsız bırakma
· Abartılı bir şekilde reddetme ya da onaylama
· Kişisel düşünceleri zorla kabul ettirme
· Alay etme, küçük düşürücü sözler kullanma, hakaret etme
· Samimiyetten uzak konuşma
· Dinlerken başka şeylerle ilgilenme
· Tehdit etme
· Olayların sürekli olumsuz yönlerini çıkarma
· Küçük hataları abartma
· Hep karşı taraftan özveri bekleme
· Sen dili kullanma(Dersine çalışmıyorsun, Daha iyi öğrenmelisin. Yaramazlık yapıyorsun. Sen yalan söylüyorsun gibi sözler sarf etme)
· Karşıdakine kendini ifade etme imkanı tanımama.

Unutulmamalıdır ki insan biyopsikososyal bir varlıktır. Kendisine özgü biyolojik, psikolojik ve sosyal özellikleri mevcuttur.Bu sebepledir ki yanlış verilen her tepki,jest ve mimik iyi ya da kötü manada karşı tarafa yansımaktadır.Ve kişiye ciddi anlamda etki yapmaktadır.
Lübnanlı Bilge Halil Cibran’ın şu sözü duygularıma adeta tercüman olmaktadır;
“Çocuklarınız sizin Çocuklarınız değildir.

Onlar yaşamın kendi için özlediği kız ve oğlanlardır.

Sizden değil, sizin aracılığınızla Dünya ya gelmişlerdir, Sizinle birlikte olmalarına karşın size ait değildir.

Onlara sevginizi verebilirsiniz ama düşüncelerinizi hayır, Onlara benzemek için çabalayabilir siniz, ama onları kendinize benzetemezsiniz
Çünkü yaşam dün ile oyalanmaz ve geriye doğru gitmez” Şunu kabul etmeliyiz ki çocuklarınız ayrı birer kişidir ve onların kişiliklerine, bağımsızlıklarına saygı duyulmalıdır.Onları tanımada en büyük yardım aranızda kuracağınız köprüdür.Yani etkili iletişimdir.Öyle ise iletişim kapıları her daim açık olmalıdır.

Etkili iletişimle sağlam ilişkiler kurulabilir ve bu ailemizi koruyabilmek adına son derece önem arz eden bir husustur.

Aile içerisinde etkili iletişime geçemeyen çocuklar sosyal hayatlarında da ya iletişime kapalıdır ya da yanlış gruplarla etkili iletişim kurmaya meyillidir.Lütfen kendimizi sorgulayalım.

Teknolojinin gelişmiş olması sebebiyle, yanlış olan her şeye ulaşmaları mümkün olan çocuklarımızla iletişimimiz gerçekten olması gerektiği gibi mi yoksa ‘’gereksinme iletişimi ‘’içinde miyiz?Onlar bizim ellerimizle ürettiğimiz sanat eserlerimiz dir.

Dünya ve ahiret hayatında ayakları sabit olan birer birey olmaları bizim sergileyeceğimiz anne babalık rolüne bağlıdır. Rabbim bu kutsal görevi en güzel şekilde muhafaza eden ve uygulayan kullarından eylesin bizleri.
banner4
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.