Turkish Press Röportaj: Engin Memiş
Serra Erdoğan: Merhaba, ilk olarak kendiniz hakkında bizi biraz bilgilendirir misiniz?
Engin Memiş:
Ben Engin Memiş. 12 Mayıs 1981 Erzurum doğumluyum. Aslen Bursa Yenişehirliyim.  Gururla belirtmek isterim ki, Osmanlı’nın son dönemlerinde,, Bulgaristan’dan göç ettirilmiş bir ailenin Türk torunuyum.  Lisans eğitimini Yeditepe Üniversitesi İngilizce İşletme bölümü bitirerek tamamladım. Sonra, yüksek lisans eğitimi için İngiltere, Londra’ya gittim. Middlesex Universitesi Uluslararası ilişkiler bölümünü tamamladım. Askerlik hizmetimi tamamlamak için Türkiye’ye döndükten sonra, özel bir şirkette işe başladım. Şu an havacılık sektöründe bayrak taşıyıcı hava yolumuzda, sekiz senedir uzman olarak çalışmaktayım.   



Sizce yazarlık nedir ?
Bu soruya çok kısa ve net bir şekilde cevap vermek isterim. Yazarlık bir hayat felsefesi, yaşamak için nefes, inanış ve de namus meselesidir. Buram buram özgürlük kokar.

Hayatınızda en fazla iz bırakan olay veya durum nedir?
Çok üzülerek belirtmeliyim ki, benim hayatımda en fazla iz bırakan olay Sabahattin Ali vakasıdır. Düşünebiliyor musunuz, dünya var oldukça bir Tolstoy, bir George Orwell gibi ülkemizi temsil edebilecek kabiliyetteki bir yazar, gencecik yaşına ve tertemiz kalbine rağmen, sırf görüşlerinden dolayı, kendisini özgür ve demokratik olarak tanımlayan bir ülkede, kafasına defalarca vurularak ıssız bir ormanda ölüme terk edilmiş, faili meçhul bir cinayete kurban gitmiştir. Bu konuda fazla konuşmak istemiyorum. Konuştukça sinirleniyor ve üzüntüm gitgide derinleşiyor. Son olarak şunu belirtmek isterim ki, ilahi adalet ve tarih bu olayın peşini bırakmayacaktır.


 
Kitabınızı nasıl yazmaya karar verdiniz ? Kitabınızın içeriğinden biraz bahseder misiniz ?
Çok küçük yaşlardan şu yaşıma kadar, her zaman bir şeyler yazmak çabasındaydım. Hiç unutmam, ilkokuldayken bir defter almıştım ve o defterde bir ansiklopedi yazmak istemiştim. Halen o defteri saklarım ve okudukça gülerim. Sayfalarında; Dünyanın yedi harikası, Türkiye’nin komşuları, hayvan isimleri gibi birçok şeyler yazmıştım. Sonraları, bu yazma isteği günlük tutma isteğiyle tamamen değişti. Artık cümleler kuruyor ve kendimi ifade edebiliyordum. Sonraları yazmak benim için daha karmaşık bir hal aldı. Şiirler ve kısa hikâyeler yazmaya başladım. Yazdıkça daha fazla yazmak istedim ve bu istek 2016 senesinde çıkardığım, Bir Meleğin Sanrısı kitabıyla devam etti.  



Hayal gücünüz çok geniş ve renkli olmalı. Bununla ilgili neler söyleyebilirsiniz?
Şu anda anımsıyorum… Küçüklüğümde en sevdiğim anlar yatağımda, uyumadan önce hayal kurmaktı. Benim için adeta bir ninni gibiydi. Hatta annem, yine ben küçükken, “Oğlum ne kadar zengin bir hayal gücün var,” deyip kucağına alırdı. Yazabilmek için mutlaka hayal gücüne sahip olmanız gerekir. Fakat bu yeterli değil. Mutlaka ama mutlaka bir yazar devamlı kitap okumalı ve bol bol film seyretmeli. Yeri gelmişken belirtmem lazım, yeni yazar olacaklara ufak bir nasihat ve eleştiridir. Günümüzde hiç kitap okumayan fakat yazar olmaya çabalayan birçok insan var.  Özetle kitap okumadan yazar olunmaz. Asıl konumuza dönecek olursak hayal gücünü geliştiren en önemli aktiviteler film seyretmek ve kitap okumaktır. Bazı zamanlar hayallerim beni yorsa da hayal kurmayı ve düşlerimde gördüklerimi beyaz kâğıtlar üzerine aktarmayı seviyorum.



Yazarken olmazsa olmazlarınız var mı? ( örn. çay-kahve içmek gibi )
Yazmak, benim için heyecan verici ve büyüleyici  bir deneyim. Yazmak eylemi, bu çorak dünya içinde kendimin var olduğumu hissettiriyor. Bu eylemi gerçekleştirirken olmazlarım var. Öncelikle bilgisayarımın başında ve çalışma odamda olmalıyım. Çalışma odamda loş bir ışık olmalı ve etrafımda insanların olmaması lazım. Mutlaka ama mutlaka kulaklıkları takıp yazdığım kelimelere göre bir müzik dinlemeliyim. Bu nokta da belirtmem gerekir ki, dinlediğim müzik türünün kelimelerim üzerinde çok büyük etkisi var. Fakat yazabilmek için tüm şartlar daha tamamlanmadı. Her zaman mutfağımda sıcak bir şekilde filtre kahve bulundururum.  Çoğu zaman kahve uyku kaçırır derler ama zaten ben yazmaya başladığım zaman sabah ezanını duymadan bırakmam.

Bir yazar için zaman ne demektir?
Gönül ister ki devamlı yazayım. Hiç durmadan ve haftalarca…  Fakat her yazarın sahip olduğu gibi, benimde toplum içinde bir mesleğim var. Bence böyle olması da benim için oldukça faydalı. Çünkü bir tutkunuzun veya hobinizin meslek haline dönüşmesi üretkenliğinizi bitirebilir. Ayrıca, şu yaşıma kadar, gerçek bir yazarın kitaplarından emeği karşılığında  para kazandığını ne gördüm ne de okudum.

Günlük hayat kaleminizi nasıl etkiliyor ?
Dünya, benim kelimelerim için adeta bir laboratuvar.  Ben çevremizde yaşanan olaylardan ve kişilerden besleniyorum. Kitabımda doğaüstü olaylar oldukça fazla yer alsa da kişiler ve yaşantıları hep gerçektir. Belirtmem gerekiyor ki, özellikle duygu yüklü olduğum zamanlar şiir yazarım.



Ufukta yeni bir kitap var mı ?
Sevinerek belirtmeliyim ki, evet. Çok kısa bir süre içinde ikinci kitabım piyasa çıkacak. Bu arada yeri gelmişken belirteyim, üçüncü kitabımın konusu ve ismi de kafamda canlandı.

Bir yazar olarak okuyucularınıza mesajlarınız nelerdir?
Türü ne olursa olsun. Fikirleri size uymasa da mutlaka bol bol kitap okuyun ve edebiyata özen gösterin. Edebiyatçısı olmayan ve okuyucu az olan ülkeler asla ve asla bir medeniyet kuramaz.


Röportaj: Serra Erdoğan
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.