Öne Çıkanlar Yıldız Tilbe Cumhurbaşkanı Erdoğan SURVİVOR Bayram Sakartepe DOĞAN BEKİN

Turkish Press röportaj: Erol Arslantürk
Serra Erdoğan: Merhaba, ilk olarak kendiniz hakkında bizi biraz bilgilendirir misiniz? 
Erol Arslantürk:
Ordu ilinde  doğdum. Üniversite eğitimimi  İşletme ve Sosyal Bilimler üzerine yaparak mezun oldum. Kamuda çeşitli idari görevler  ifa ettim. Evliyim bir erkek bir kız olmak üzere  iki çocuğum var. Oğlum hukuk fakültesi mezunu, kızım ise üniversitede psikoloji  bölümünde okuyor.  İş yoğunluğundan fırsat buldukça spor yapmaya, doğal ortamlarda gezmeye çalışıyor  ve doğal olan her şeye sevgi ve saygı duyuyorum. 
                                            
Sizce yazarlık nedir ?     
Yazarlık sorumluluk isteyen bir görevdir. Gerçeği yansıtmalı, tutarlı, özgün, güvenilir, doğal ve insanın varoluş amacına uygun olmalı.
        
Hayatınızda en fazla iz bırakan olay veya durum nedir?
Anne ve babamı 2 yıl ara ile kaybetmem beni çok üzdü. Hayatımda en fazla iz bırakan olay ve hala unutamadım.

Kitabınızı nasıl yazmaya karar verdiniz ? Kitabınızın içeriğinden biraz bahseder misiniz ?
İnsan ilmine yönelik ilgim, lise yıllarında  başlayarak  Üniversite ve iş hayatına başladığım yıllarda artarak devam etti.  Ancak gerek kitaplarda gerekse okullarda verilen eğitim sisteminde sağlıklı bir şekilde bilgi verilmediğinden, konuyla ilgili bireysel olarak araştırma yapmaya karar verdim. Konusu gereği başlangıçta karmaşık gibi görünse de kendi gözlem, deneyim sezgi, yorumlama ve yöntemlerim doğrultusunda kendimi geliştirmeye çalıştım.

Konuyla ilgili yıllarca araştırarak deneyimlerim sonucu elde ettiğim bilgileri okuyucularımla  paylaşırsam  insanların varoluş amaçlarına uygun yaşayabilmesine  önemli katkı sağlayacağımı düşünerek,   fazla teknik ayrıntılara girmeden sade ve açık bir dille ‘’Doğruluk Formülü’’ kitabımı yazmaya karar verdim.
Çağımız insanını teknolojik gelişmelerde gösterdiği çabayı insan ilmi konusunda gösterdiği söylenemez. İnsanlar teknolojinin getirdiği hızlı değişim süreci içinde yalnızlaşmaya ve yabancılaşmaya başlarken kendilerini tanıması, beynin tüm sırlarının çözülmesi gibi hususlar ise bilimsel düzeyde açıklanamadı.
Yaşadığımız dünyamız dışında gözle göremediğimiz başka bir dünyanın varlığına inanmakla, kavrayamadığımız, bilemediğimiz mantıksal ve bilimsel yöntemlerinde yetersiz kaldığı gerçeklere nasıl ve ne şekilde ulaşılacağının yollarını bulmalıyız.
Günümüz dünyasında yaşanan olaylara bakıldığında buna ne kadar  ihtiyacımızın olduğu tartışılmaz bir gerçektir.


 
DOĞRULUK FORMÜLÜ  KİTABINDAN BİR KAÇ ÖRNEK VERMEK GEREKİRSE;
- BEŞ DUYU ORGANIMIZ SINIR MIDIR ?
            Aynı dünyayı paylaştığımız tüm insanları ilgilendiren bu konu eksik bilgilendirilme nedeniyle, insanlar kendilerini beş duyu ile sınırlayarak iç dünyalarındaki paha biçilmez duyularını bilinçli olarak kullanamadıkları gibi  maalesef sağlıklı eğitim verilmemektedir.
Günümüzde etrafımızı saran dünya gerçeklerini inceleyen-araştıran insan faktörünün beş duyu sınırları dışına çıkmaması nedeniyle yetersiz kaldığı görülmektedir. İnsan bedenini bir bütün olarak düşündüğümüzde, doğru bilgilere, evrensel gerçeklere ulaşma yolunda beş duyu dışında kalan manevi duyumuzu geliştirerek bu duyu aracılığı ile kâinattaki  gerçekleri daha sağlıklı anlayabilmemiz mümkün olacaktır.
 
  • İKİ BAŞLI İNSAN / İNSAN BEDENİNİ İKİNCİ GÜCÜN  İDARE  ETMESİ:
        ‘’ÖZ’’ merkezli   öz varlığımızın  tamamen zıt tarafında oluşan  ‘’Ben’’ merkezli  ikinci güç, ikinci yapı  Öz’ümüze kendi gerçeğimize ulaşmamızda en büyük engel olduğu gibi, bedenimizin yönetiminde tek belirleyici güç haline dönüşmektedir.          
 Örneğin bir arabayı insan bedeni olarak düşünelim, zıt yönlere gitmek isteyen iki şoförü var. Biri doğru yola diğeri  yanlış  yola  gitmeye zorluyor. Araba ne kadar yol alabilir? Güçlü taraf ben tarafı ise yanlış yola saparak hayatımız yanlışlarla dolu olacaktır.
            Dolayısıyla bedenimizi hangi güç idare ediyor? İki başlı olmaktan nasıl kurtuluruz? Tek tarafta tek başlı, tam insan, bütün insan, bütünleşmiş insan  ve gerçek insan nasıl oluruz? gibi soruların cevabını her insan kendisinde bulmalı.
-     GİZLİ DÜŞMAN BEN:
Kâinattaki  varlıklar arasında en mükemmeli olan insan, varoluş amacı dışında tamamen  zıt tarafta kendine ben’lik vererek  yalnızca ben penceresinden bakarak sürdürdüğü yaşam şekliyle  zalim  olma, insanlara zulüm etme, cana mala kastetme ve Yaradan’a şirk koşma gibi maddi manevi affedilmez günahlar, suçlar işlemesi muhtemel ve mümkündür.  Bu yönde nefsine uyan insanların felakete sürükleneceği gibi, Yaradan tarafından takdir edilen yüksek ve şerefli mevkii idrak edemeyerek, tamamen zıt tarafta başka bir misyon  yüklenmesinin affedilmeyeceği de açıktır.
Bu doğrultuda öz’ü ile bağı zayıflarken ben’lik bağı güçlenen kişiler her şeyin en doğrusunu kendisinin bildiğini, en akıllı kişinin kendisi olduğunu, en güzel hayatı kendisinin yaşadığını ve en doğru yolda kendisinin olduğunu zanneder. Böyleleri öz penceresinden bakan insanların sahip olacağı daha mükemmel bir hayat şeklinin varlığına ihtimal veremediklerinden kıyas yapması ve aradaki farkı anlayabilmesi mümkün değildir.
           ÖZ’LÜ SÖZLER:
-Doğru düşünmek, düşünülenin ardındaki düşünülmeyeni de düşünebilmektir.               -Yanlış yapmak günah işlemek kader değildir.                                                                   -Öz’üne ulaştığın yoldan yaradan’a ulaşırsın.                                                                   -İnsanın kişiliği özünü gösteren ayna gibi olmalı.                                                            -Kendin olmadan kendi geleceğini yaşayamazsın.                                                           -Öz’ü ile bağını kesen insan şoförü olmayan araba gibidir.                                               -En zor düşman insanın kendisidir.                                                                                   –İnsanın başlangıç çizgisi kaybettiği veya kazandığı çizgidir. Başka bir ifadeyle ben çizgisi kaybettiği çizgidir. Öz çizgisi kazandığı çizgidir.                                                                                                                  z penceresinden bakan insan,  görünenin ardındaki görünmeyeni de görür.                  - Gerçek insan beş duyusuyla algılayabildiklerinin dışında sezgi, tefekkür ve yorumlamayıda  katarak öz’ü doğrultusunda gerçeğe ulaşır.                                             -Doğru birdir. Yanlış sosuzdur. Yanlışın sonu gelmez. Bitirmeye ömür yetmez.
           Ayrıca; Aklı doğru kullanmak, Derin düşünmek, Doğruya ulaşmak, Kendin olmak, Gizli düşmanı yenmek,  Pek çok insanların göremediği detayları görmek, Öz’ü ile iletişim kurmak, Doğruluk  Formülü ve diğer  konulara ayrıntılı olarak  kitabımda yer verilmiş olup, Doğruluk Formülü kitabında yer alan  formül dünyada ilk ve tekdir.



Hayal  gücünüz çok geniş ve renkli olmalı. Bununla ilgili neler söyleyebilirsiniz?
Hayal  kurmak insanın doğasında var. Dolayısıyla  insan kurduğu hayalin gerçek olmasını istiyorsa ben yapamam düşüncesi yerine ön yargılardan kurtulup, bakış açısını değiştirmeli ve ben yaparım, daha iyisini de  yapabilirim  vb. gibi kendine inanmalı, güvenmeli ve hazır olmalıdır.

Yazarken olmazsa olmazlarınız var mı? ( örn. çay-kahve içmek gibi )
Doğal ortam, temiz hava ve mevsimine göre içeçek ve meyve tercih ediyorum.

Bir yazar için zaman ne demektir?
Yapılması gereken görevini doğru olarak,  zamanında  yaparsan  zaman senindir.  Aksi halde serzenişler, ah keşkeler  fayda etmez, fırsat ve zaman geçmişte kalır. Dolayısıyla gerektiği yer ve zamanda doğru olarak kullanamadığın  ‘’zaman’’ senin  değildir.

Günlük hayat kaleminizi nasıl etkiliyor ?
Maalesef  yaşadığımız dünyada sayılamayacak kadar olumsuz  olayların olması kalemimizi de  olumsuz  etkiliyor.

Ufukta yeni bir kitap var mı ?  
Zamanı gelince olabilir.

Bir yazar olarak okuyucularınıza mesajlarınız nelerdir?
Gerek okuyucularıma  gerekse  aynı dünyayı paylaştığımız  tüm insanlara mesajım; DOĞRU EĞİTİM !
Her zaman doğru ve yanlış iki taraf olup, günümüz dünyasındaki yaşam tarzında belirli alışkanlıklar, belirli kurallar doğrunun yerine  geçmiş olup, kişinin hayatını ve yaşam şeklini tamamıyla zıt yönlerde değiştiren doğru ve yanlış ikilemi yaşam boyunca sürekli karşımıza çıkacaktır.

Evrendeki varoluş amaçlarıyla uyuşmayan, yaşantılarını anlamlandıramamış, değerlerini oluşturamamış ve kendi kişiliğinden, kendi gerçeklerinden uzaklaşan özü ile tamamen zıt yönlerde bireyler yetişmektedir.
İnsanlara verilmesi gereken ilk eğitimler arasında, varoluş amaçları doğrultusunda kendi gerçeklerini tanıması, gerçek kişiliğine kavuşması ve kendi kabiliyetlerini geliştirmesi gibi eğitimlerin verilmesi gerekirken, maalesef gündeme dahi alınmamaktadır.



Toplumdan topluma değişkenlik gösteren eğitim sisteminin aynı dünyayı paylaşan bütün insanlığı ilgilendiren ortak bir konu olması nedeniyle ileri seviyelere taşıyacak insanların varoluş amacı doğrultusunda ‘’evrensel  bir eğitim sistemi’’ oluşturulmasının ve  mevcut eğitim sistemlerindeki karmaşıklığın ve bilgi kirliliğinin önlenmesinin  dünya barışına da çok büyük katkı sağlayacağı muhakkaktır.

Konuyla uğraşan ilgililerin genelde insan felsefesi ve eğitim ilişkisi yerine başka hususlara yoğunlaştığı dikkat çekerken, unvanı, makamı, gücü, kim ne olursa olsun tesirinden kurtulmalıyız ve insanın varoluşuyla uyuşmayan fayda yerine telafisi mümkün  olmayan zararlar  veren  bilgi kirliliklerini eğitim  sisteminden temizlemeliyiz. Dünyamızda yaşanan insan faktörlü olumsuz olaylara bakıldığında buna ne kadar ihtiyacımızın olduğu açıktır.

Bu nedenle; eğitim modellerinin oluşturulmasında temel ilkeler ve ulaşılacak hedeflerin çok iyi belirlenerek belli bir insan anlayışıyla dar bir çerçeve de yalnızca ben penceresinden bakmayıp, öz penceresinden bakmak suretiyle  ayrıntılardan ziyade bütününe yönelik  sistemin oluşturulması  halinde verilecek  eğitimlerle,  bireyler varoluş amaçları doğrultusunda gerçek kişiliklerine kavuşacaklar ve beraberinde güzel dünyamıza huzuru ve barışı getirecektir.
banner11
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
AYCIN 3 yıl önce

SUPER BIR SOYLESI.YAZARIMIZIN,OBJEKTIF,OZGUN,DUSUNCELERI INSANLIGA ISIK TUTACAK NITELIKTE DEVAMINI DILER KENDISINEDE TESEKKURLERIMI SUNARIM...

Avatar
GÖKHAN 3 yıl önce

Yazarımızın tespitleri son derece özgün, etkili ve ufuk açıcı nitelikte. Değişime ve güzel insan olmaya doğru giden bir yolda pusula misali yön gösterebildiği için emeğine ve samimiyetine teşekkürler.

Avatar
yazar 3 yıl önce

Güzel yorumlarınız için çok teşekkür ediyorum.

Avatar
Yusuf Yol 3 yıl önce

öncelikle yazilarinizdaki dogruluk ilkesinden günümüzün sartlarinda dahir vazgecmediginiz icin kendinizden ödün vermediginiz icin ve hala sizin gibi yazarlarimizinda oldugunu bilmek gurur verici bisey. Bir tafsiye üzere Kitabinizi okudum cok icten ve özle yazidiginizi gördüm ve hayran kaldim basarilarinizin devamini dilerim ve yeni kitabinizi sabirsizlikla bekliyoruz.

Avatar
Ferhat aksu 3 yıl önce

Röportajınızı cok beğendim umarız okullarda insanın varoluş amacına uygun eğitim verirler.teşekkür.

Avatar
Koray Doğan 3 yıl önce

Doğru eğitim günümüz dünyasında büyük önem taşımakta, özellikle genç nesillere...

Avatar
YAZAR 3 yıl önce

Güzel yorumlarınız için çok teşekkürler.

Avatar
Ayşegül 3 yıl önce

Röportajınızı okudum çok beğendim umarım yazdıklarınız yaşantımızda yer alır.
Emeğinize sağlık.