Öne Çıkanlar manş denizi Nuri Bulgurcu Erdal Yetimova Turk kultur Dilara Kırmıt

Turkish Press Röportaj: Gül Atik "Dillerin Matematiği, 20 Günde İngilizce"
"Başarılı Bizler" köşemizin bugünkü konuğu Yazar, Çevirmen ve Eğitmen ünvanlarını taşıyan Gül Atik. Gül Hanımla, Bilkent Ankara'da görüşüp, geçtiğimiz Eylül ayında 9.baskısı yayınlanan " 20 Günde İngilizce " isimli kitabını ve yabancı dili kolay öğrenmenin yöntemleri üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Eğitmen Atik, küçüklüğünden  beri klasik , sıkıcı yöntemlerle İngilizce öğrenmenin zorluklarından kendine dersler çıkartarak , hayatının ilerki dönemlerinde ise, dilin de kendi içinde matematiği olduğu felsefesinden yola çıkarak; yabancı dili en kolay ,en pratik şekilde öğretmenin formülleri üzerine yoğunlaşıp ,kendine özgün bir yöntem geliştirmiş.

Sohbet esnasında ,çeviri yaptığı kitaplar dahil, 9 tane kitabı yayınlanmış bir yazara göre oldukça mütevazi ve cana yakın  olduğu gözlenen Yazar Atik,  NLP kullanarak kendine özgün geliştirdiği yöntemi ,yabancı dil öğrenmeyi gözünde büyütenler için dahi, bu konuda iyimserlik ve öğrenme azmi aşılayacak şekilde heyecanla anlatıyordu. İş ortağı Kasım Altay'la " Twenty Days Yabancı Diller Eğitim Koçluğu " adı altında çalışmalarının patentini aldıkları dönemde, geliştirdiği bu yöntemin her kesimden yaş grubundanki öğrencilerine fayda sağladığına tanık olmuş. Kendisinin geliştirdiği bu  yapı, geçtiğimiz aylarda Rusça Dili için de uyarlanmış.

 Keyifli sohbetimiz boyunca Gül Atik ; " Dil öğretilen değil , yaşanan bir süreçtir. " mantığından yola çıkarak hazırladığı kitabında ,sıkıcı ve monoton öğretim yöntemlerini bir tarafa bırakarak, " Ana Dilimizi öğrenme alışkanlıklarımız, bize ikinci bir dili öğretmede yol gösterici olmalıdır" felsefesini kullanarak başarıya ulaştığını vurguluyordu.
Röportajın detaylarını aşağıda okuyabilirsiniz.


 
Ayfer Mustafaoğlu: Gül Atik kimdir? Kendinizden bahseder misiniz?Çocukluğunuz nasıl geçti? Yazma tutkunuzun izlerine o yıllarda rastlamak mümkün mü?
Gül Atik: Hep yeni bir şeyler üretmeyi ve bunu “insanlığa hizmet” adına yapmayı seven bir kişidir. Küçüklüğünden beri hayali “dünyayı daha güzel kılmak”tır ve tabii bunu yapmaya çalışırken de , en pratiğinden yola çıkmak önemlidir onun için. Aşırı detaycılık ve yorumdan hep uzak kalmayı tercih eder  çünkü bunlara kendimizi fazlaca kaptırmamız hayatımızı yanlış yönlendirebilir veya doğru olandan bizi saptırabilir. Aslında bizler dünyada en, boy ve yükseklikten oluşan bir düz mantık katmanının içinde yaşıyoruz  ve konumuz ne olursa olsun ,insana hizmet adına ürettiğimiz her şey de bu katmanın içinde yer alıyor.
Küçüklükten beri hayalim insanlara bir şeyleri anlatabileceğim kitaplar yazmaktı. İlk ve orta okul dönemlerimde “Işığın Esrarı” isimli bir roman yazmaya başladım. Konu yetim bir çocuğun hayatıydı, ancak o dönemde yabancı  dile  olan ilgimden dolayı bu romanı bitirememiştim. İkinci bir dil öğrenmek ve bunu gerçekten çok etkin kullanmak istiyordum. İngilizce derslerim çok iyiydi ve evde sesli bir şekilde hatta bağıra bağıra bu dili çalıştığımı hatırlıyorum. Herkes beni dinlerdi. O dönemlerde , yabancı dil benim  bir gerçeğim olmuştu ve nihayetinde '' Dil  Tarih ve  Coğrafya Fakültesi" nde İnsanı Bilimler adı altında İngiliz-Amerikan Filoloji'sini ilk tercihim olarak kazandım. Buradaki 4 yıllık eğitimim sonrasında,  dilin gramer ve  yapısı, edebiyatı, tarihi ve kültürü ile kendi katmanlarına bölünen büyük bir sistem  olduğunu görerek, bunları fiilen yaşamak için 1998 yılında ABD’ye giderek Maryland Üniversitesi’nde Afro-American Culture derslerine katıldım. Döndükten sonra, Hacettepe Üniversitesi Mütercim Tercümanlık bölümünde 2 yıllık Yüksek lisans programını  4 üzerinden 3.8 ile tamamladım. Sonrasında, iki yıl İngiliz Dil Bilimi’nde Doktora’ya devam ettim. Hacettepe Üniversitesi sonrası, benim için bir dönüm noktası oldu. İlk kitabım olan “Sözlü Çeviri ve Yöntemleri" ni yazdım. Bu kitap şimdilerde,  Üniversitelerin Mütercim Tercümanlık bölümünde  ders kitabı olarak okutulmakta.



"20 Günde İngilizce" isimli kitabınızın 9.baskısı yayınlandı.Bir yazar için kitabının 9.baskı yapması nasıl bir duygu? Bu kadar büyük bir başarıyı tahmin etmiş miydiniz?
 “20 Günde İngilizce” benim ikinci kitabımdır. Bu kitapta hedefim, insanlara çok zormuş ya da uzaylı bir dilmiş gibi öğretilmeye çalışılan İngilizceyi  ,mantık-analiz yöntemi ile oldukça pratik bir yoldan öğretmek ve özel derslerimde öğrencilerimin bundan faydalanabilmesiydi. Yani okur kitlesine ne kadar ulaşabileceğini tahmin etmeden yazdığım bir kitaptı. 2012 yılından bu yana 8500 adet satarak 9. baskıya girebileceğini hayal bile etmemiştim. Globalleşen ve hızlı bir değişim içinde olan dünyamızda, insanların beklentisi kelimenin tam anlamı ile” neyin ne olduğudur” . Ben kendi alanımda bunu başardığıma inanıyorum. Benimle İngilizce eğitimi konusunda hayatları kesişen insanlardan aldığım tepkiler “bu dilin kendi mantığı ile ne kadar yalın ve kolay” öğrenildiğidir. 

İngilizce dil öğrenmede , NLP ile özgün bir dil öğrenme yöntemi geliştirdiniz. Bu özgün yöntemden bahseder misiniz? 20 günde İngilizce öğrenmek mümkün mü gerçekten?
Çocukluğumdan beri , bu dili öğrenirken mevcut yöntemleri kullanarak karşılaştığım zorluklar, “20 Günde İngilizce” kitabını  yazmamda bana ışık tutmuştur. Kitabımı yazarken kullandığım yöntemler ve çıkardığım özgün formüllerde esas aldığım şey  “dil yaşamın kendisidir ” gerçeği olmuştur. Dil insanla var oluyorsa ,yaşıyor demektir ve her şeyde olduğu gibi ,dilin gerçekliği  yaşamın içindedir. Yaşamı algılıyorsak, üzerinde çalıştığımız konu ne olursa olsun bize “mantık çerçevesinde” gelir. Bu, matematik, coğrafya, fizik, biyoloji vb için de geçerlidir. Her konuda olduğu gibi, dilin de kendine özel bir matematiği vardır. Bunu çözdükten sonra konuşamayacağımız hiçbir dil yoktur. Nitekim, kitabımdaki 20 günlük bu yapı ,Rusça’ya da aynı şekilde uyarlanmıştır.
Yeni bilgilerin insanın belleğinde yer etme süresi 20 gündür. Doğruyu söylemek gerekirse ben bu kitabı yazarken bu bilimsel gerçeklikten habersizdim. 20 gün boyunca, günde iki saatinizi bu çalışmaya ayırdığınızda, siz de bu gerçekliği yaşayacaksınız. Tabi ki herkesin doğuştan öğrenme alışkanlıklarına bağlı olarak bu algılama süreci değişebilir. Yani ,yeni bir bilginin kısa süreli bellekte işlenerek uzun süreli belleğe depolanması kişiye göre farklılık gösterebilir.

Dil ve beyin yapısı ilişkisini temel alan sinirdilbilim (NLP) ile İngilizce yapıların formüllerine dayalı özgün bir yöntem geliştirdim.Kitabım sol ve sağ lob olarak iki kısma ayrılmıştır. Sol lob matematiksel zeka ile ilgilenirken sağ lobumuz duygusal zeka ağırlıklıdır. Kişi, çalışma süresi boyunca ana dilini nasıl algıladığının da farkındalığına varmakta ve iki dil arasında köprü kurabilmektedir. Zaten diller arasındaki  gerçeklik  ,yapısal farklılıktır. Farklı yapıda da olsa, her dil aslında aynı şeyi konuşmaktadır. Aksi taktirde, dünyada kimse birbirini anlayamazdı. Yabancı bir dildeki yapı farklılığını insanlara ana dillerinin mantığı çerçevesinde yüklediğinizde, ikinci bir dili öğrenmeleri kabus olmaktan çıkmakta ,hatta eğlenceli bir hale dönüşmektedir.



Hayatınızın olağan akışı, yaşadığınız olay ve durumlar kaleminizi ne yönde etkiledi?
Her kesitini analiz ederek bir pay çıkardığım için ,hayatımda yaşadığım hiçbir dönem boşa gitmemiştir diyebilirim. Uluslararası ticaretten, web tasarımına, çevirmenlikten, öğretmenliğe ve oradan da yazarlığa geçiş öyküm şu an Amazon.com sitesinde de yer alan kitaplarımın ortaya çıkmasında çok büyük rol oynamıştır. Ben öğrencilerime hep  şunu söylerim: “İngilizceyi öğretmemde bana temel teşkil eden tek şey ,beynin işlevselliğini kullanarak ,bu dili hiç bilmeden çok kısa bir sürede nasıl öğrenirim çabam olmuştur.”  Kitapta yer alan ve doğrudan beyne kodladığım formüller ile bunların gerçek yaşam görüntüleri içinde kullanılması bu amaçladır. Çalışmalarımı,  Kasım Altay ile birlikte "Twenty Days Yabancı Diller Eğitim Koçluğu " patenti altında kalıcı kıldığımız dönemde, yaş aralığı 11’den 62’ye kadar her kesimden öğrenci bu yöntemden beni bile şaşırtacak ölçüde fayda sağlamıştır.

Üçüncü kitabım “Kapsamlı İş İngilizcesi” de bu çalışmalarımın bir sonucudur. Bu kitapta da amacım,  yoğun  çalışma ortamlarındaki insanlara dili yalın ve hızlı biçimde kullanma yetisini kazandırmaktır.  Bunların dışında çevirisini yaptığım kitaplar arasında “Bağdat Üzerinde İki Dakika”, “ABD Senatosu 11 Eylül Raporu”, “Mutlu Aile Başarılı Çocuk”, “Vahşetin Çağrısı” ve “İki Şehrin Hikayesi” yer almaktadır. Çevirilerimi yaparken dikkat ettiğim şey, metinlerin bir dilden diğerine aktarılması değil ,çevrildiği dilde anlaşılabilir olması yani amaca hizmet etmesidir.

Sizce iyi bir yazarın sahip olması gereken meziyetler   nelerdir?
Alanı ne olursa olsun “yazarlık”, “çevirmenlik”  veya “öğretmenlik” mesleği denildiğinde benim  anlayışım, kişinin ne bildiği değil, karşı tarafa yani okurlarına veya öğrencilerine ne verdiğidir. Elbette ki bu meslekleri icra eden kişiler yani meslek erbapları kendi dallarında yetkin kişilerdir. Ancak konu öğrenci ya da okura yani hedef kitleye geldiğinde, onlar sizin ne bildiğinizle değil,  ne verdiğinizle ilgilenmektedir.  Üniversite yılları herkes için aşağı yukarı aynı geçmiştir. Aynı derken, eğitimin klasik döngüsünden  bahsediyorum. Konu ne olursa olsun amaç var olanı sürdürmek değil ,yeniliğe ve değişime açık olmaktır. Yöntem sorunları ancak dinamik bir sistemin varlığı içinde yok edilebilir.



Yazı yazarken ritüel haline getirdiğiniz alışkanlıklar var mı? ( Klasik müzik dinlemek, kahve içmek v.b )
İşine yoğunlaşan çoğu insanda olduğu gibi, benim de alışkanlık haline getirdiğim şeyler  vardır. Bunlardan biri çalışma saatlerini sürekli kılmayıp, 15 dakikalık aralar vermek, müzik dinleyerek gezmek ve olmazsa olmazlardan kahve içmektir. Alanınızda uzman da olsanız, işinizi titizlikle yaptığınızdan emin de olsanız, kişinin belki de farklında olmadan tıkanmaya meyletmiş belleğini kısa aralarla da olsa spor, müzik veya küçük seyahatlerle boşaltması gerektiğini savunmaktayım.

Turkish Press Gazetesi aracılığıyla, Avrupa’daki okurlarınıza ne gibi mesajlar iletmek istersiniz?
Turkish Press aracılığı ile, Avrupa’daki okurlarıma şu mesajı vermek isterim : (Bu aynı zamanda benim de hayatta vazgeçilmez sloganlarımdan biridir. )Yeni bir bilgiyi edinmeye çalışırken, bunun ne kadar süre alması gerektiğine bakmayın, hangi mantıkla işlediğini çözmeye çalışın ve geliştirmekte olduğunuz mantığın içerisinde ister istemez oluşmaya başlayan çerezleri – çok fazla detaycılık ve yorumlar - mutlaka temizleyin.  
Gelecekte, aydınlık beyinlerin içinde yer alacağı aydınlık bir dünyada yaşamamız temennisi ile…

Röportaj: Ayfer Mustafaoğlu / Turkish Press
 
banner11
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.