Öne Çıkanlar İngiltere Nuri Bulgurcu UETD ingiltere medya free shop

Turkish Press röportaj: Hakan Karadağ
Serra Erdoğan: Merhaba, ilk olarak kendiniz hakkında bizi biraz bilgilendirir misiniz?
Hakan Karadağ: 1963 yılında, o zamanlar İstanbul’un küçük bir ilçesi, şimdilerde Türkiye’nin gözde ili  Yalova’da doğdum. Çocukluğumun bir bölümü bu kasabada bir bölümü de ailemin çalışmak için gittiği Almanya’da geçti. İki kültür arasında gidip geldim. Zira ailem orada kalmaya devam ederken ben eğitim için Türkiye’ye döndüm. Lise ve Üniversite derken zorlu ve karanlık yılların ardından, iş hayatına atıldım ve zamanı gelince de emekli oldum. Evli ve iki erkek çocuk sahibiyim.
 
Sizce yazarlık nedir ? 
Yazarlık öncelikle insanın kendi kendine konuşması ve hesaplaşmasıdır. Yazar bu konuşmaları ve yaşadığı olayları hayal ettiği şekilde okuyucunun da keyif alabileceği bir öyküye kurgular. Kurgunun, okuyucunun harcayacağı zamanı karşılayacak ve farklı bir bakış açısı kazandıracak ölçüde yazılması ya da yazılamaması, yazarın edebiyat çevresinde tutunup tutunamayacağını belirler. Ben kendi adıma, yazdıklarımda okuyucuya bu saygıdan ödün vermeden, farklı bir bakış açısı gösteremesem bile bilinen bir konu hakkında en azından kafasında bir kaç soru oluşturmayı hedeflerim.
Benim kitaplarımı okuyacak insanlar kitap bittiğinde, “iyi ki okumuşum” diyebilmelidir. Bu yüzden sıradan, piyasa koşullarına uygun ve popülist kitapları ben yazmıyorum ve yazmayacağım. Okur kitlesinin büyüklüğü değil, beni ilgilendiren okurun niteliği.


 
Hayatınızda en fazla iz bırakan olay veya durum nedir? 
Hayatımda çok fazla iz bırakan olay var. Birincisi 1970’li yıllarda Almanya’dan döndükten sonra ülkemde karşılaştığım manzara beni çok şaşırtmıştı. Herkes politize olmuş ve karşıt görüşlüleri bırakın dinlemeyi, öldürmeye varan bir kargaşa hüküm sürüyordu.
İkincisi bir birey olarak olabildiğince özgür bir ortamda ve kendi ülkemde karşı cinsle yaşadığım maceralar diyelim.
Üçüncüsü ülkem insanının maruz kaldığı sömürünün bitmeyecek ölçüde sömürülmesi ve öğrenmeye kapalı bir toplumun cahil kalma ısrarı.
Bu örnekleri çoğaltmak mümkün ama sanırım bu kadarı bile yeterlidir.


 
Kitaplarınızı nasıl yazmaya karar verdiniz ? Kitaplarınızın içeriğinden biraz bahseder misiniz ? 
Bende iz bırakan olayların fazlalığı, beni gördüklerimi, yaşadıklarımı çok erken yaşta yazmaya itti. Elbette yalnızca olaylar değil, içimdeki yazma isteğinin büyüklüğünün de etkisi var. Yazmaya ortaokul yıllarımda amatörce başladım.  Yazdıklarım kısa öyküler, şiirler, okuyup etkilendiğim kitaplardan çıkardığım notlar ve kendi yorumlarım oldu.
 
“Eğreti Gölgeler” kitabım da bu felsefeden hareketle kurgulanmıştır. 12 Eylül faşizmini anlatsa da bir dönem romanı değildir. İki genç insanın yaşadığı sıradan bir aşk romanı hiç değildir. Siyası bir roman da değildir. Ama hepsini de içinde barındırır.
Kitabın asıl anlatmak istediği, iki genç insanın olağanüstü koşullarda yaşadıkları aşkın nasıl şekillendiği ve kişiliklerinin böyle bir ortamda nasıl oluştuğu öyküsüdür.
Herkes yaşamının bir döneminde aşık olmuştur. Ömrü boyunca da bu aşkın izlerini yüreğinde taşır. Bununla birlikte hepimizin politik bir geçmişi ve görüşü vardır. Sonuçta benim de anlattıklarım bunlar oldu.


 
Kitap oluşana kadar zorlu bir yazma sürecine girerim. Ben yazarken birinci sayfadan başlayarak son sayfaya doğru yazmam. Daha önce aldığım notlardan yararlanırım. Yeni notlar alarak ve bunları kitaba, kurgunun akışına uygun olarak yerleştiririm. Yazarken bir çok yeri değiştirir eğer beğenmediysem yeniden yazarım. Bu süreç kitap bittikten sonra da devam eder. Kitabımı editör incelemeden, en az 5-6 kez okur, değiştirir ve sonra teslim ederim.
 
Hayal gücünüz çok geniş ve renkli olmalı. Bununla ilgili neler söyleyebilirsiniz?
Hayal dünyamın çok geniş olduğunu söyleyebilirim. Karşılaştığım her şeyden, özellikle insanlardan, yaptığım sohbetlerden, yaşadığım olaylardan bir öykü çıkarmaya çalışırım. Böyle bir durumda da hayal gücüm çok yönlü çalışır. Okuduğum kitaplarda etkilendiğim düşüncelere kitabımda yanıt verir, sorgularım.


 
Yazarken olmazsa olmazlarınız var mı? ( örn. çay-kahve içmek gibi ) 
Yazarken çevremde beni oyalayacak kimse olmayacak. Bu yüzden genellikle gece herkes yattıktan sonra yazarım. Yanımda mutlaka bir demlik çay olur. Gece yazdıklarımı gündüz düzenlerken de filtre kahve olmazsa olmazlarımdandır. Yanında çok fazla da sigara tüketirim.
 
Bir yazar için zaman ne demektir? 
Zaman için bir çok kişi, bir çok yorum yapar. Ben istediklerimi yapabildiğim ölçüde zamanı iyi kullandığımı kabul ederim. Acelem yoktur ve zamanın çabuk geçtiği konusunda paniklemem. Bir kitabı da çabucak yazayım bitireyim diye bir koşturmam yoktur.


 
Günlük hayat kaleminizi nasıl etkiliyor? 
Yazmayı günlük hayatımın bir parçası yaptığım için beni fazla etkilemiyor. Her şeye yeter ölçüde zaman ayırıyorum. Uyku sürecim bir çok insana göre kısadır. Fazla uykuyu sevmem.
 
Ufukta yeni bir kitap var mı ?
Evet var. İki kitabı birden yazıyorum. “Eğreti Gölgeler” kitabımı da yavaş da ilerlese Almancaya çeviriyorum. Almanya’da iki yayıneviyle görüşmelerim devam ediyor. Ancak hala bir çevirmene verip vermeme konusunda kararsızım. Çünkü çok fazla zamanımı alıyor ama yine kitabın içindeki duyguyu en iyi yine benim yansıtacağımın da farkındayım.
Yazdığım iki kitaptan biri bitmek üzere. Sanırım yeni yılın ilk aylarına yetişecek. Bu kitabımın ana konusu ölüm olacak. Elbette yine aşk ve politika olacak.  Daha felsefi yorumlarla özellikle ülkemizin izlediği politikayı eleştirel bir gözle de aktarmayı düşünüyorum. Üçüncü kitaba başlamakla birlikte çok az yazabildim. Daha çok tarih olmak üzere kaynak kitapları okuyorum. Balkan göçmeni bir ailenin bireyi olarak savaş yıllarını ve orada yaşamış insanların öykülerini anlatacağım.


 
Bir yazar olarak okuyucularınıza mesajlarınız nelerdir? 
Okuyuculara, bir yazar olarak mesajım, yazım sonunda elde edilecek kazancın hiçbir zaman harcanan emeği karşılamadığını bilmeleri. Bu yüzden korsan kitaplardan uzak dursunlar. Zaten en pahalı kitap bugün iki paket sigara fiyatından bile daha az.
Bir okur olarak ise karşılaştıkları kötü bir kitap sonucu okumaya ara vermesinler. Kitap konusunda seçici davransınlar. Çünkü niteliksiz piyasa kitapları zamanla okuma dürtüsünü zayıflatıyor.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.