Turkish Press röportaj: Mehmet Yünden - Mevlana Müzesi
Konya İl Kültür ve Turizm Müdür Yrd. Mehmet Yünden’e Mevlana Müzesi hakkında herşeyi sorduk!
Naciye Dalgıç / Turkish Press - Konya

Naciye Dalgıç: Sizi tanıyabilir miyiz?
Mehmet Yünden:
Konyalıyım. Konya İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısıyım. 1990’tan itibaren Bakanlığa Enformasyon Memuru olarak girmiştim.

Mevlana Müzesi hakkında bilgi alabilir miyiz?
-Tekke ve zaviyeler kanunu çıktığından beri müzeye çevrildi. O dönem içinde hoş hikayeler anlatılır. Cumhuriyet’in kurulduğu yıllarda tekke ve zaviyeler için dejenerasyon sırasında olduğu dönemde,
Atatürk Mevleviliğe yakın bir şahsiyetti. Doğduğu ve yaşadığı bölgeden dolayı bilen biriydi, kaynaklar böyle söylüyor. Mevlana Dergahı’nı kanun kapsamına çıkartmamışlar. Şöyle bir şey yapılmış; dergahta olan insanların devlet memurluğu gibi görev almalarını sağlanmış. Dolayısıyla Asar-ı Atika Müzesi adıyla devam etmiş. Türbenin kapısına kilit vurulması, aylarca yıllarca sürmemiş.



Müzenin devam eden restore çalışmaları var mı?
-Tarihi mekanların her zaman restoreye ihtiyacı oluyor. Bir de şu an çok temel bir iki hususa geldik; mesela dışarıda ki Yeşil Kubbe tarih kayıtlarında 60-70 yılda elden geçmiş. O dönemde doldu, Kubbe’ye baktığınız da dökülmeler göreceksiniz. Şeb-i Arus törenlerinden hemen sonra restorasyona girilecek. İç mekanda da muhteşem kalem işi işlemeleri var, onlarda tekrar gözden geçirilecek. Bu iş için bilim adamlarıyla çalışıyoruz, en iyileriyle irtibattayız. Kusursuz yapılacak sorunu var, mükemmeliyetçiyiz. Zaman zaman Kubbe’nin rengi konusunda tartışmalarımız var; turkuaz mı olmalı yeşil mi diye. Dünya’da yeşil kubbesi olan iki yer var. Biri Mevlana diğeri Hicaz’da Nebevi’yedir.



Restorasyon çalışmalarınız devam ederken müze, ziyaretçilere kapatılacak mı?
-Ne yaparsak yapalım, müzeyi kapatmayız. Çünkü insanlar uzun yollardan geliyor. Müzeyi kapatmadan yapacağız. Yer döşemeleri dahi olsa kapatmayacağız, buna ayrı bir özen gösteriyoruz.

Mevlana Müzesi’nin ilgi görmesinde ki asıl etken nedir?
-Hz. Mevlana büyük bir zattır. Entelektüel kesime hitap eder, şiirleri Farsça’dır. Çok farklı anlatımları olan, insanda ufuk açan, başka tür hissettirmeyi sağlayan naçizane görüşümün ötesinde, yerli ve yabancı aldığım tepkiler de beni böyle düşündürüyor. Kendine has özel birisi. Geçen seneden bir anı anlatayım. 17 Aralık’ta bir dua merasimi oluyor, ölüm vakti için. Hava o kadar çok soğuk ki, herkesin yüzü kapalı. Sadece gözlerini gördüğüm bir hanım, Londra’dan geldiğini söyledi. Bu kadar çok insanın burada nasıl bir araya geldiğini sordu. Dünya’nın dört bir tarafından gelen ziyaretçileri var. Çok farklı yerlere dokunuyor. Rüyasında görüp gelen, Mevlana’yı tanıyıp inanç dünyasını değiştiren gibi birçok olaya tanık olduk. Hiçbir şeyle kıyaslanamaz. Sanki hala görevini devam ettiriyormuş gibi hissettiriyor. Amerika’dan gelen grup var ve dört gün kaldılar. Daha önce yaptıkları geziden keyif alamamışlar ama daha sonra dönüş aldık. Birçoğu Konya’ya yerleşmeyi bile düşünüyormuş. Bir o kadar buranın uhrevi havasını sevmişler. Bir tek popüler kültür, ne derece zedeler bu durumu ya da içini boşaltır. Bu kaygımız var. Sadece önemli günlerde, Mevlana’nın sözlerinin paylaşılmasından öteye geçilmesini isterim.



Popüler kültürden yola çıkarsak, Mevlana’yı ziyaret eden kesimin yaş aralığı var mıdır?
-Hz.Mevlana belirli bir yaş kitlesine hitap etmeli diye düşünüyorum. Ama müzeye baktığımız zaman, her kesimden, her yaş grubundan insanın ziyaret ettiğini görüyoruz. Daha hisseden, okuyan ve anlayan tabi ki belli bir yaş üstünde olmalı. Bir büyüğümüz gençlere tavsiyelerde bulunurken, Mesnevi okumalarını önermem demişti. Bunu da şu yönde dedi; anlatım sembollerle, şiirsel bir dille olunca yeterli alt yapısı olmayanların yanlış anlamalara sebebiyet verebileceğini söylemişti.

Yılda kaç turist Mevlana Müzesi’ni ziyaret ediyor?
-Her sene artan bir turist kitlemiz var. Müzemiz Türkiye ortalamasının üstünde bir artış gösteriyor. Geçen sene yaşanan terör olaylarından dolayı sıkıntı yaşadık, Türkiye turizmi sekteye uğradı. O dönem Topkapı Sarayı etkilendi. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı en çok ziyaretçi alan müze Mevlana Müzesi oldu. 2 milyon 800 giriş ücretsiz olduğundan rakamlar afaki değil. Bir de yerli-yabancı turisti ayıramıyoruz. Tabi ki Türkiye’den gelenler daha fazla. Günlük 15 bin ziyaretçinin geldiği oluyor. 6 ay önce bir arkadaşımızı görevlendirdik bu iş için, gelen yabancı grupları gözleyerek kaydediyor.



Müzenin sırrını koruyan yanları var mı?
- Selçuklu mezarları, türbeleri bir mezar odasından hatta sandukadan oluşur. Orta Asya’dan gelen bir gelenektir. Mezar odasına merdivenle iniyorsunuz. Herhangi bir Selçuklu türbesinde de aynıdır. Şimdiye kadar Hz. Mevlana’nın mezar odasına hiç girilmedi. Yanlış hatırlamıyorsam, 4.Murat ısrar etmiş, oranın yetkilisi de müsaade etmemiş. 4.Murat’ta tespihini düşürmüş ve onu alabilmek için oraya bir çocuğu sarkıtmışlar. Çocuk çıktıktan sonra, konuşma yetisini kaybetmiş, böyle bir rivayet var. Yine rivayet olmak üzere, müzenin ilk müdürlerinden çok önemli bir bilim adamıdır aynı zamanda o da birkaç defa niyetlendiğini ama bir şeyin mani olduğu ortaya çıkmış bunlar halk arasında yayılıyor. Restorasyon alanının olduğu yerde de sağlam bir duvar bulundu. En büyük gizem; Hz. Mevlana’nın mezar odasıdır. Mumyalı mıdır değil midir? Selçuklu’da mumyalama var. Bahsettiklerimizden sonra oraya girmek de cesaret ister.

Müze içinde kaç oda, hücre var ve neler sergileniyor?
-Sergilenen eserleri, ziyaretçi yoğunluğundan ötürü azalttık. Gelen ziyaretçilerin rahatça sirkülasyonu sağlansın diye. Mevlana Müzesi, bir zaman tüneli gibi bütün gördüğünüz şeyler Mevlana zamanından kalmış değil. Her dönem eklenmiş, hediye edilmiş. Osmanlı’lardan, Memluk’lulardan hatta Avrupa’dan gelen içeride eser çeşitliliği var. Ama orada Peygamber Efendimiz (S.A.V.) Sakal-ı şerifi, en eski nüshalardan Mesnevi, Neyler ve kıyafetler duruyor. Bunun dışında derviş hücrelerinde, Osmanlı döneminde yapılmış, orada binbir gün çile bittikten, 18 aşamalı eğitimden geçtikten sonra dervişler göreve gitmezse orada görevlendiriliyorlardı. Postnişin, ateşbaz ve mutfak dediğimiz ki asıl eğitimi veren yetkili, o odaların enformasyonu var. Çanakkale Savaşı’ndan sancaklar bile görebilirsiniz.



2007 yılında Mevlana yılı oldu. Bundan sonra yurt içi ve yurt dışı tanıtım, turizme katkı üzerine ne gibi faaliyetler yapıldı?
-120 ayrı ülkede sema törenlerini ihtiva eden Bakanlık tarafından yapıldı. Tanıtım süreklilik isteyen bir iş ve her fırsatta devam ediyor. 2016’da Konya İslam Dünya’sı Turizm başkenti seçildi. Çok güzel planlar ve programlar yapıldı; fakat 15 Temmuz talihsizliği yüzünden duyurulamadı. Çok emek verilmiş bir çalışmaydı. Yurt dışı ayağı aksadı. İslam İşbirliği teşkilatını tüm İslam Dünya’sı üstlenmeliydi. İslam ülkelerinin birbirlerini ziyaret etmeleri çok önemli; politik, kültürel ve turizm kaynağının doğru yerlere gitmesi açısından. Bütün İslam ülkeleri aynı ehemmiyeti vermediği için kapsamlı olamıyor. Bir Mısırlı gazeteci grubu misafir etmiştik. Mısır’da ve Arap Dünya’ında namazda Fatiha Suresi okunduktan sonra, yüksek sesle ‘’Amin’’ deniyormuş. Namaz bittikten sonra biri hızlıca geldi, ‘’Siz Fatiha’dan sonra niye Amin demediniz?’’ dedi. Bizde içimizden diyoruz dedik. Yani burada demek istediğim, ziyaret etmeden bunlar bilinmiyor.

Yurt dışında birçok dilde yayın yapan bir organ olarak bizden talepleriniz var mı?
-Yurt dışı medyası çok özel projeleri hak ediyor. Müdürlük olarak yurt dışı potansiyalimizi değerlendiremediğimizi düşünüyorum. Konya’nın değerlerinin tanıtılmasında çok istifade edemiyoruz. Taktir edersiniz ki bu da uzmanlık gerektiren bir iş. Yurt dışıyla bağlantılı olmamız lazım. Yaramızı deştiniz. Bunun dışında Konya’ya çok yabancı çekim ekibi geliyor. Etkinlik ve belgesel çekmek için gelenlerle ayrı bir yakınlığımız var. Bunu şu anda stratejik yapamıyoruz. Şöyle bir durum var; bir başka turizm kolu yakalayacağız sanırım. Özellikle Batı merkezli belirli gruplar ve başlarında hocaları olan geniş kitleleri etkileyen, Batıda ki Müslüman gruplar geliyor. Kamp ve eğitim üzerine faaliyetler var. Hatta gelen gruplarla bizzat ilgileniyoruz. Burada nerede kalınır, nereye gidilir ve ne yenilir- içilir üzerine bilgi verirken, birisine ‘’Sabah namazında 5 dakikada Şems Tebriz-i Camisi’nde olursunuz’’ dedim. Şaşırdı. ‘’Ağabey, biz Londra’da camiye gidebilmek için, 2 saat gitmemiz lazım’’ dedi.

Müzeye ait yurt dışında sergilenen eserler var mı?
-Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın devreye girdiği yerlerde serginin konusuna ve konseptine göre Mevlana Müzesi envarterine kayıtlı eserler yurt dışına gidiyor. Bu büyük bir olay, sigortası da yapılıyor. Eserler gittiği gibi geri geliyor. Konya Mevlana Müzesi ve Müdürlüğümüz olarak yurt dışında sergilediğimiz eser yok. Uluslararası olduğu için, Bakanlık devreye girip istediği eserler olabilir. Birinci derece de fuarlarda işlediğimiz yayının tamamına yakını Mevlana Müzesi oluyor.

Müzeyi ziyarete gelecekler için açılış ve kapanış saatleri nedir?
-Müze hiç kapanmıyor. Haftanın 7 günü açık. Yaz aylarında da 2 saat fazladan uzatıyoruz.
Müze hakkında bilgi almak isteyenlerin ulaşabileceği bir irtibat bilgisi verir misiniz?

-http://www.konyakultur.gov.tr

 
banner11
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.