Öne Çıkanlar Cumhurbaşkanı Erdoğan Yıldız Tilbe SURVİVOR Bayram Sakartepe DOĞAN BEKİN

Turkish Press Röportaj: Murat Aloğlu
Serra Erdoğan: Merhaba, ilk olarak kendiniz hakkında bizi biraz bilgilendirir misiniz?
Murat Aloğlu:
Merhaba, 19 Mayıs 1987 yılında İstanbul’da doğdum. Ailem ile birlikte İstanbul’da yaşıyorum. İki erkek kardeşim var. Saint Benoit Fransız Lisesi’nden sonra Yeditepe Sistem Mühendisliğinden mezun oldum. Ankara’da askerliğimi bitirip Epengle Tekstil firmasında İhracat bölümünde çalışmaya başladım. Sanata da spora da aynı önemi veriyorum. 15 sene boyunca klasik müzik piyano çaldım. Ödüllü şiirlerim ve kısa korku hikayelerim oldu. Çok kitap okuduğumu söyleyebilirim, senede 65-70 civarı kitap okuyorum. Tabii bir de kitap yazıyorum. Tamamen stratejik olduğu için satranca çok meraklıyım. Diğer yandan futbol, masa tenisi, voleybol ve kayak sporda vazgeçilmezlerim. Hepsini mümkün olduğunca aksatmadan yapıyorum. Ayrıca biraz kendimle baş başa kalmak için düzenli yürüyüş veya koşu da var.



Sizce yazarlık nedir ? 
Bence yazarlık, bütün hislerinizin, duygularınızın, algılarınızın, hayal gücünüzün, kurgularınızın dışa vurumudur. Ancak burada çok önemli bir husus vardır. Çok basit bir olayı bile 3 ayrı kişiye sorsanız farklı olmasa bile arada ufak nüanslar olacaktır. Belki de en önemli şey yemeğin lezzetidir ve çoğu kişi ağırlıklı olarak buna önem verir ancak bunun yanı sıra o yemeğin servis edilişinden, tabağın ebadına, masa örtüsüne, çatal ve bıçağın şekline kadar her şey bir bütün oluşturur. Yazarlık da böyle bir şeydir. O yüzden kişinin kalemi kendisine hastır, farklıdır ve “falanca kişi kalemini çok iyi kullanıyor” terimi de bundan ibarettir.

Hayatınızda en fazla iz bırakan olay veya durum nedir? 
Şans ve tesadüflere çok inanan birisiyim. Bundan 8 sene kadar önce Londra’ya gidecekken yoğun kardan ötürü uçak rötar yapmıştı. Birkaç saat bekledikten sonra rötar yapan başka bir uçuşla bizimkini tek bir büyük uçakta birleştirdiler. Yeni uçağa bindiğimde çok yakın bir arkadaşımla karşılaştık ve sohbet ettik. O da ailesi ile Londra’ya gidiyordu. İkimiz de tatile gidip geldikten sonra aradan belki de en fazla birkaç gün geçmişti ki arkadaşımdan bir telefon geldi. Hayatının rötarını yaşadığı için uçağın kuyruk numarasını not etmişti ve tesadüf de bu ya, bindiğimiz uçak bir kaç gün arayla Amsterdam’a düşmüştü.



Kitabınızı nasıl yazmaya karar verdiniz ?  Kitabınızın içeriğinden biraz bahseder misiniz ? 
Kurgu uzun zamandır kafamdaydı. Entrikayı, bilinmezlikleri çok severim. Beynim sürekli bunlardan beslenir. Kafamda kurduğum kurgu büyüdü, dallanıp budaklandı ve en sonunda kağıdı kalemi alarak önce karakterleri kurdum ve rolleri dağıttım. Her şey bir akşam bir rahibin evinde vahşice katledilmesiyle başlıyor. Daha yapılan otopside o kadar beklenmedik bir şey çıkıyor ki buradan itibaren bile “Girdap” başlıyor diyebiliriz. Kanlı cinayetler devam ettikçe geçmişe dayalı bir ekip ve bir intikam avcısı ortaya çıkıyor. Bir yandan bu avcı ekibin peşindeyken diğer yandan da başka birileri farklı sebeplerden dolayı ekibin üyelerini ortadan kaldırmaya çalışıyor. Fakat her şey bittiğinde ise olayın intikamdan ibaret olmadığını ve daha her şeyin yeni başladığını anlıyorsunuz.



Hayal gücünüz çok geniş ve renkli olmalı. Bununla ilgili neler söyleyebilirsiniz? 
Çocukken aşırı derecede puzzle yapmaktan tutun da , erken yaşta çok kitap okumaya kadar hayal gücümü geliştirecek o kadar çok şey yaptım ki bunların da etkisi yok sayılamaz. Fakat bunların yanı sıra olayları birbirine çapraz şekilde bağlama durumum çok vardır. Aynı anda üç kitap okuyorum ve kafamda oyun oynar gibi birinin konusunu öbürüne yerleştirmeye çalışıyorum bazen bu beni çok yoruyor ancak sınırları zorlamak oldukça keyifli. Yazarken, işte, yolda, dinlenirken bile hayal kurarım. Okuduğum kitap ve izlediğim filmleri süzgecimden geçiririm ve hep “Ya şu şöyle olsaydı?” sorusunu çok sorarım. Kafamı bir saniye bile boş bırakmam.

Yazarken olmazsa olmazlarınız var mı? ( örn. çay-kahve içmek gibi ) 
Bu konuda belirli çizgilerim var diyebilirim. Gece saat 11’i geçmiş olacak, mum olmak zorunda, bir de arka planda yazarken daha etkili hissettirdiği gerilim tarzında kilise müzikleri çalmalı.

Bir yazar için zaman ne demektir? 
Hayatımızda öyle zamanlar ve anlar vardır ki bir daha geri gelmez ve saniyeler, saliseler önem kazanır. Gece uykumdan kalktığım çok olur çünkü kafama bir sürü kurgular gelir. Hemen o anda bilgisayarı açıp yazmaya başlarım çünkü bilirim ki o “an” a mahsustur ve ertesi günü kafamdaki kuracağım cümleler ya da kurgular uçup gitmeyecek olsa da değişiklik kazanacaktır. Görsel olarak ilham alma örnekleri verecek olursak; güneş tam batarken aynı düzlemde bir martının ağzında simit ile geçmesi veya bir karganın yerdeki yanan sigarayı ağzına alıp havalanması diyebiliriz. O yüzden bana göre bir yazar için zaman yaşadığı her bir “an” dan ibaret olmalı.



Günlük hayat kaleminizi nasıl etkiliyor? 
Oldukça iyi. Biraz cüretkar olacak ama oldukça iyi bir gözlemciyimdir ve bunu belli etmeden yaparım. Bir binanın yapısı, sokaktaki bir melodi, toplu taşımada birinin enteresan tipi, aykırı bir giysi ve bu gibi daha çok pek küçük detayları kafamda tutarım. Yaşanmış olayları büyütür, abartır kafamda kura kura değiştiririm. Örneğin bir arkadaş ortamında çok basit bir tartışma geçiyor. O tartışmada geçen her bir söz, yapılan her bir mimik benim için çok önemlidir. Çünkü oradaki o insanların karakterler analizlerini ve spesifik özelliklerini kafamdaki kurguya uyarlarım, tabii ki ekstradan ihtiyaç duyarsam veya hoşuma giderse. Bunun yanı sıra çok zıt tartışmaları hatta kavgaları dinlemeyi de ayrıca çok severim çünkü bunlar benim ilhamımdır. Neden derseniz, hayatta atılan her adım, alınan her karar, yapılan her eylem doğru veya yanlış neredeyse her zaman bir amaç için yapılmaktadır. Bu da polisiye romanlardaki yapılan suç psikolojisi için oldukça iyi bir ilham kaynağı oluyor çünkü hepsinin doğru veya yanlış bir sebebi var. Farklı perspektiflerden bakarsanız bu hem kolay hem de zor. Aslında bir gün içinde her anlamda farkında olmasanız da faydalanabileceğiz onlarca olay yaşıyorsunuz veya tanık oluyorsunuz yani beslenebileceğiniz kaynak çok, bu açıdan kolay ama buradaki en önemli nokta bakmayı değil, görmeyi bilmeniz lazım, bu da işin en zor kısmı.

Ufukta yeni bir kitap var mı ? 
Tabii ki. Serinin ikincinin kitabının dosyasını bitirdim. Kısa bir süre içinde basım aşamasını bitirmeyi ve piyasaya sürmeyi planlıyorum. Üçüncü kitabı ise yazmaya başladım bile.

Bir yazar olarak okuyucularınıza  mesajlarınız nelerdir? 
Sevdiğiniz, ilginizi çeken her şeyi okuyun. Her ne okursanız; önemi yok. Yeter ki okuyun, okumanın zararı yoktur. Düşünün, sorgulayın, gözlemleyin, araştırın, eleştirin ve en önemlisi de hayal edin!
banner11
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Melal Aloğlu 3 yıl önce

Girdap etkileyici kurgusuyla gerçekten çok sürükleyici ve şaşırtan bir kitap. Tebrik eder, başarılarınızın devamını dilerim.

Avatar
Meral Acar 3 yıl önce

Her satırı keyif vericiydi, heyecan dorukta okunacak bir kitap.. Ikinci kitabı beklemekteyim.