Öne Çıkanlar İngiltere Nuri Bulgurcu UETD ingiltere medya free shop

Turkish Press röportaj: Muzaffer Azazi
Serra Erdoğan: Merhaba, ilk olarak kendiniz hakkında bizi biraz bilgilendirir misiniz?
Muzaffer Azazi: Eğitim hayatım Antakya’da Şükrü Kanatlı İlkokulu’nda başladı. Sırasıyla Antakya Merkez Ortaokulu ve ardından Antakya Lisesi’ni bitirdim. 1968 – 1972 yılları arasında Ankara’da Dil ve Tarih – Coğrafya Fakültesi’nde üniversite eğitimimi tamamladım. Jeomorfolog unvanı yanında, coğrafya öğretmenliği sertifikamı aynı fakülteden aldım. İlk görev yerim Şanlıurfa Ceylanpınar Ortaokulu’dur. Sırasıyla Antakya Kurtuluş Lisesi, Mersin – Erdemli Tömük Lisesi, Mersin Atatürk Anadolu Endüstri Meslek Lisesi, Adana Kozan – Bucak Lisesi, Adana Abdülkadir Paksoy Lisesi  ve Mersin Özel Test – Teknik Dershanesi’nde çalıştım. Evliyim, Ozan ve Pelin adında çocuklarım vardır. Araştırma ve inceleme yapmak, resim çekmek, spor yapmak, ağız armonikası çalmak, tavla ve çeşitli iskambil oyunları oynamak, seyahat etmek, araba kullanmak, bilgisayarda mesleki şekil, yazı ve grafikler hazırlamak başta gelen hobilerimdir. Partnerimi bulursam dans etmeyi de severim.
 


Sizce yazarlık nedir ? 
Ailede, çevrede ve okullarda alınan eğitimin bireylerin yetişmesinde önemli rol oynadığı yadsınamaz; ancak yeterli değildir kanısındayım. Bu konuda yazarların tamamlayıcı rol oynadığını düşünürüm. Yazarlar, insanların eğitimlerini tamamlamada çok önemli bir rol üstlenmişlerdir.

Hayatınızda en fazla iz bırakan olay veya durum nedir? 
 40 yıllık meslek hayatımda hep özverili bir tempoda çalıştığımı ve insanlığa yararlı bireyler yetiştirme gayreti içinde olduğumu, çalışma azmimin giderek arttığını söyleyebilirim. Bu süreç içerisinde ailemden koparılıp çeşitli çevrelerde çalışmak zorunda bırakıldığım yıllar oldu, ama gayretim hiç değişmedi. Bunun değeri ancak, yaş haddinden emekliğe ayrılmadan 2 yıl önce çalıştığım Adana – Kozan – Bucak Lisesi müdürü Sayın Ruhşi Gül tarafından anlaşıldı ve hayatımda ilk kez bir takdirname ile taltif edildim. Takdirnamenin verilmesi sırasında, kısa bir konuşma yapmaya çalışmamla birlikte, göz yaşlarım boşaldı. Çok duygulandım. Çalıştığım tüm kurumlarda iz bırakan bir öğretmendim, ama o güne kadar hep göz ardı edilmiştim. Duygulandığımı gören başta okul müdürü ve çalışma arkadaşlarım çevremde bir halka oluşturdular ve duygularımı paylaştılar. Onun için o gün hayatımda iz bırakan olaylar arasında bu tablo liderliğe yükseldi. 



Kitaplarınızı nasıl yazmaya karar verdiniz ? Kitaplarınızın içeriğinden biraz bahseder misiniz ? 
Takdir edersiniz ki, öğretmenlik mesleğinde çok çeşitli ve renkli olaylarla karşılaşılır. Eğitimcilerin bu olayları iyi süzerek doğru reaksiyon göstermesi ve ona göre bir rehberlik göstermesi çok önemlidir. Eğitimci kişi, ülke ve insanlık için doğru bir çizgi tutturmak zorundadır. Bunun için kendini sürekli yenileyerek çağın gerisinde kalmamaya özen göstermelidir.  İşte bu düşüncelerle sürdürdüğüm meslek hayatımda, öğrencilerimden duyduğum etkileyici bazı öyküler ile benim bire bir yaşantımdan aldığım öyküleri harmanlayıp kitaba dökmeyi ve okuyucularla paylaşmayı düşündüm. Kitaptaki her öykü derslerle doludur. Sonuçta “Canlı Öyküler” kitabı bir yaşam dersidir diyorum. Aslında yazarlığa yabancı değildim; mesleki alanda 1993 yılından başlayarak 9 kitap yazdım ve beğeni topladım.


 
Hayal gücünüz çok geniş ve renkli olmalı. Bununla ilgili neler söyleyebilirsiniz?
Herkesin birbirine yardım ettiği, sevgi ve saygının eksik olmadığı, hırsların toplum adına birleştirildiği, bencillikten uzak, doğa – insan etkileşimini baz alan ve daima pozitif düşünen bireylerden oluşmuş bir insanlık ütopyamdır. 
 
Yazarken olmazsa olmazlarınız var mı? ( örn. çay-kahve içmek gibi ) 
Sigara içmem, çayı, kahveyi de fazla tüketmem. Ama yazarken sessiz ve dingin bir ortam isterim. İnanın, saatlerce bilgisayarın başında kaldığım halde zamanın nasıl geçtiğini fark etmem. Ara ara mola verdiğimde, ayaklarımı uzatır, varsa çerez eşliğinde bira alırım.


 
Bir yazar için zaman ne demektir? 
Yazar için zaman, hayatın akışıdır. Ara duraklarda, ayrıntılarda saklı unsurları görme yeteneği olan kişiler, yazar özelliklerini haiz kişilerdir. Bu yüzden yazarlar, görüp derlediklerini, toplumla paylaşmaktan kaçınmamalıdır. Yazdıklarından bir nebze bile yararlanılacağını düşünüyorsa, yazmalıdır. Aksi takdirde atı alan Üsküdar’ı geçer.
 
Günlük hayat kaleminizi nasıl etkiliyor? 
Çevrede, ülkede ve dünyada olup bitenler bir ucundan herkesi etkiler diye düşünürüm. Örneğin güney komşularımızda süren savaşlar ve bu savaşların neden olduğu yıkımlar, çevre sorunları, maddi ve manevi sorunlardan etkilenmemek mümkün mü? Ya da ömrü boyunca yeterli bir kazanca sahip olamamış insanların  yaşam standartlarını görüp, insanlık adına hayıflanmamak, bu uğurda elden ne geliyorsa yapmamak mümkün mü? Kadın cinayetleri, eğitim sorunları, ağaç katliamları, çevre kirliliği vb. konular beni ırgalamaz denebilir mi?
 
Ufukta yeni bir kitap var mı ?
Şu anda son rötuşlarını yaptığım bir roman denemem var, ama bastırıp bastırmamaya henüz karar vermedim. Bu  arada mesleki alanda da yazmaya devam ediyorum. Bu bağlamda baskıya hazır 5 kitap sırasını bekliyor. Bir de coğrafyacı gözüyle “Türkiye” kitabımın çıktısını aldım, son incelememi yapıyorum. Gerek Türkiye kitabı ve gerekse diğer mesleki kitaplar 4 renk olarak dizildi (Ekte baskıya hazır 8 kitabımın kapak kompozisyonları). Doğrusunu isterseniz hepsini bastıracak gücüm yoktur. Bazı görüşmeler yapıyorum, ama henüz bir sonuç yok. Sizlerin bir önerisi olur mu?
 


Bir yazar olarak okuyucularınıza mesajlarınız nelerdir? 
Her gün mutlaka bir şeyler okunmalıdır.  Roman olur, öykü olur, araştırma ve inceleme  eserleri olur, belgesel olur… Bu arada medyayı da takip etmek lazımdır. Sonuçta kişi bilgilenmiş, toplum bilgili fertlerden oluşmuş olur. Bilgisi olanın fikri de olur, sorgulama başlar. Fikri olanlar çoğalırsa, çözüm önerileri ve yolları artar. Bundan herkes yaralanır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Şeyda Erol 2 yıl önce

Sayın Muzaffer AZAZİ Hocam.Sizin iz bırakan bir öğretmen olduğunuzu, sizi tanıdığım 1997 yılından itibaren her coğrafi olayı çözümlerken, yahut sınavlarda sizden öğrendiğim bilgileri kullanırken hep hissettim.İsminizi sosyal medyada birkac kez arattım fakat şimdi burada ulaştım sadece.Siz her bireyin karşılaşması gereken bir insan ve öğretmensiniz.Sizin gibi iz yapan birkaç öğrwtmenimin ışığıyla ne yapıp edip 36yaşimda kadrolu öğretmen oldum.Sağlıkla huzurla var olun inşAllah! Saygı ve sevgilerimle...