Öne Çıkanlar turkiye tatil ALİYEV

Turkish Press röportaj: Şafak Tunç
Serra Erdoğan: Merhaba, ilk olarak kendiniz hakkında bizi biraz bilgilendirir misiniz?
Şafak Tunç: 1968 yılında Elazığ’da dünyaya geldim. 1978 yılında ailemle birlikte İstanbul’a yerleştik Laleli’de bulunan Koca Ragıp Paşa İlkokulu ve Gedikpaşa Ortaokulunda okudum. İstanbul’un son güzel zamanlarını Aksaray’da Küçük Langa’da otururken  yaşamış olmaktan son derece memnunum. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden 1994 yılında mezun oldum. Çocukluğumdan beri ilgi duyduğum bir mesleği seçmekten dolayı da çok memnunum. 



Sizce yazarlık nedir?
Söylenecek bir sözünüzün olması ve bunu paylaşma gerekliliğidir. Eğer bu hissiyat yoksa yazmanın gerekçesi ortadan kalkıyor bence. Yazarın okuyucusuna bir hediye sunmasıdır.
Başkalarının kelimelerini ve fikirlerini devşirip üzerine eklemeler yaparak kendi fikirleri gibi sunmaktan bahsetmiyorum. Tamamen kendi vücud kitabını paylaşmaktan bahsediyorum. Belki çok yüksek bir belâgat veya parlak fikirler taşımıyor olabilir, ancak yazının onu yazana ait olması okuyucuya duyulan saygının bir gereğidir diye düşünüyorum.



Hayatınızda iz bırakan olay veya durum nedir?
Bir zamanlar hangi mahallede oturduğumu soran birisine yanlışlıkla çocukluğumun geçtiği mahallenin ismini söylemiştim. Hâlbuki o mahalleden sonra dört mahallede daha oturmuş, yıllar içinde semtler, şehirler değiştirmiş, ancak aklımda hep “o” mahallenin ismi kalmıştı, belki de kazınmıştı…

Gönül belki de sevdiği ve artık yıllar sonra hepsi birer masal kahramanı olan çocukluğunun insanlarını özlemede. 



Mahallem… belki bir kenar mahalle, belki başkaları için hiçbir anlamı yok. Ancak benim hatırlayabildiğim en eski hatıralarımın başlangıç yeri orası.  Ondan öncesi yok, çoğu silikleşmiş, unutulmuş hatıralarımın başlangıç noktası. İnsan hangi hatırasını gönülden silip çıkarabilir. Bizi biz yapan hatıralarımız veya en azından hatırlayabildiklerimiz veyahut hatırlamak istediklerimiz değil midir? Evet mahallem bende derin izler bırakmıştı. Orada çocuk gözleri ile seyrettiğim her bir kişinin benim için bir anlamı vardı. 

Mahallemizde hemen her yaştan insan vardı. Sanki beni hayata hazırlayan bir laboratuar gibiydi. Her meşrepten, her hasletten insanlar… Sanki biri eksilse makinenin bir parçası eksilecek de makine duracak gibi gelirdi bana. Hepsinin kendince bir işlevi vardı. 

Bir Tarihçi olarak Tarih hakkında ne düşünüyorsunuz? 
Tarih bilimi, bizden önce gelip geçenlerden bir misal ve ibret almak için gereklidir. O halde tarihi bilmek hem bireyin hem de toplumun kendi geleceğini inşa etmesinde önemli bir işlevi yerine getirir. Burada şu tehlike bariz bir şekilde görünüyor: Tarih geçmişten ders çıkararak aynı yanlışları bir daha yapmamak ve geleceğe doğru sağlam adımlar için gerekliyse doğru bir tarih bilgisi yerine yanlışların öğrenilmesi bizi bu amaçtan uzaklaştırmaktadır. Temel sağlam atılmayınca binanın sağlam olması beklenmemelidir.



Tarih, insan hafızasında hep geçmişe ait bir kavram olarak yer bulmuştur. Bunun sebebi, tarihin geçmişte yaşanan olayları kendisine konu edinmesidir. Ancak tarih sadece geçmişi ilgilendirmiyor, bugünümüzü ve geleceğimizi de ilgilendiriyor. Geçmişimizden ders çıkararak geleceğimizi inşa etmemizde bize yol gösteriyor.


Sizce Osmanlı ne demek? Osmanlı derken neyi anlamalıyız? Siz Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye adında bir kitap çıkardınız Osmanlı ile ilgili pek çok kitap var siz bu kitapta neyi anlatıyorsunuz? Neden Osmanlı Devleti’ne karşı düşmanlık hiç bitmiyor? veya Osmanlıyı ataları olarak gören insanlar Osmanlıyı tam olarak gerçekten anlamış mıdır?
Osmanlı Devleti din kurallarına uyularak büyük bir medeniyet kurulabileceğinin canlı örneğidir. Bu durum din karşıtı olanların savunduğu teorileri boşa çıkarmaktadır. Dine olan düşmanlıkarı yüzünden her fırsatta Osmanlı'ya hücum etmeyi alışkanlık haline getirmeleri bu yüzdendir.

Osmanlı'nın manevi kurucusu da bir velâyet gönlü olan Şeyh Edebalı'dır. Dünyevî hükümdarların Allah'ın halifelerine saygı göstermeleri onları başarılı kılmıştır. 

Veli, Allah'ın rahmet ettiği gönüldür. Allah'ın rahmet ettiği gönle olan saygıyı Allah makbul tutuyor. Ona gösterilen saygıyı Allah üstün tuttuğu için Osmanlı Devleti yüzyıllarca güzel yürümüştür. Çünkü Allah bu saygıyı gösterenlere rahmet ediyor. Böylece aldıkları kararlarda da isabet kaydediyorlar.

Osmanlı devleti velâyete saygı duyduğu için terakki etmiş ve büyük bir medeniyet kurmuştur. 

Din derken neyi anlıyorsunuz Osmanlı padişahları dine nasıl hizmet etmişlerdir?
Din derken Allah’ın peygamberleri ve velileri ile lütfettiği ilâhî ilim ve bilgiden bahsediyorum.  
Osmanlı padişahları hakiki manevi gönül sultanlarının peşinden gitmiş onların öğütlerini dinlemiştir. Bu düstur Kur’an düsturudur. Çünkü Kur’an’da “Tâbi olun hidayete ermiş olarak sizden ücret istemeyene” (Yasîn 21) buyrulmuştur. 



Eğer bir kimse maneviyim deyip ücret istiyorsa Kur’an’ın düsturuna uymuyor demektir. 

Din, İNSAN içindir. Allah’ın halifesi olarak yaratılan insan varlığını hor ve hakir bir duruma düşürmek, bunu da din ve dindarlık adına yapmaya kalkmak doğru olmasa gerekir. 

Bir Müslüman İslâm’ın, akla, mantığa ve yaşama uygunsuzluk göstermeyeceğini bilir. Çünkü bütün bunları ve insanı yaratanın Allah olduğuna iman eder. "Biz Kitap'ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık" ayeti ile işaret edilen husus bugün Müslümanların düştüğü durumun suçunun  İSLAM’da değil İNSAN’da olduğunu göstermektedir. Kendi anladığını İslam budur diye karşı tarafa zorla dayatanlar İslam’ın kötü anılmasına sebep olduğu gibi “din bizi geri bırakıyor” propagandası yapanlara da koz vermektedir. 



Bir yazar için zaman ne demektir?
Zamanı tarif etmek için zamansızlığın ne olduğu konusunda bir fikir sahibi olmak icap eder. 

Hz. Mevlâna; “Zamâna, vakte bağlananlar; zamansızlığı, zaman ötesini bilmezler. Zaman bağından kurtulmak, zamansızlığa ulaşmak için, hayrete düşmekten, şaşırıp kendinden geçmekten başka yol yoktur.” buyurur.  

Zaman kelimesi bir ölçüdür ve yaratılan varlıklar zaman ile mukayyet kılınmıştır, ancak, zaman yaratılan varlıklar için mutlaktır, Allah'ın üzerinde mutlak değildir. Allah zamana bağlı değildir. Zamanı mutlak olarak ölçü almak yerine Allah'ın arzusunu ölçü almak daha doğru olsa gerekir.

Zaman her varlığın üzerinde tesir yapar. Varlıklar zaman içinde hâlden hâle geçerler. Geçmişteki idrak ve anlayış yaşanılan zamandan değişiktir. Her zamanın şartları değişik olduğuna göre anlayışları da değişiktir. Bu halden hale geçiş zaman ile olmaktadır. Demek ki zamanın da insan üzerinde idrak bakımından tesiri vardır. 

İnsan hakkında ne söylersiniz? 
İnsanın yeryüzündeki serüveni aslında bir hakikat arayışıdır. Platon insanın hakikati “bütün ruhuyla” araması gerektiğini söyler.  Onu aramak için ise cehalet, ihtiras, hamaset ve bağımlılık gibi duygulardan arınmak gereklidir. Tüm öğretiler hakikate ulaşabilmek için ortam ve yöntemleri sağlayıp, esas işi hakikati arayan kişiye bırakırlar. Hakikat yolu “hikmet” yani bilgelik arayışıdır. O da bu dünyada yaratılmış en mükemmel varlık olan insana mahsustur. 

Eserleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz Ufukta yeni bir kitap var mı?
2004 yılında ilk kitabım "TOPHANE-İ AMİRE VE OSMANLI DEVLETİ'NDE TOP DÖKÜM FAALİYETLERİ’ni yayınladım. 2010 yılında kültür başkenti seçilen İstanbul için İTO tarafından prestij eser olarak hazırlanan "ŞEHRİSTAN-SEYYAHLARIN HAYAL ŞEHRİ İSTANBUL" adlı kitabımdan sonra TARİHİN SON EVRENSEL DEVLETİ: DEVLET-İ ALİYYE-İ OSMANİYYE adlı kitabım 2015 yılında Yediveren yayınlarından çıktı. Kur’an-ı Kerîm’de zikredilen kıssaların tarihsel açıdan değerlendirilmesi ile ilgili olarak “DOĞRU TARİH KUR’AN” isimli kitabım ve “SON EVRENSEL İMPARATOR SULTAN II. ABDÜLHAMİD HÂN kitabım 2017’de MOTTO yayınlarından çıktı. 

Bu sıralar üzerinde çalıştığım kitabım AYASOFYA GEÇMİŞİN KEHANETİ İlahiyatçı Yazar Hızır Ercan ile birlikte hazırladığım “TARİHİN KAYIP YÜZÜ” isimli kitaplar var. 



Bir yazar olarak okuyucularınıza mesajlarınız nelerdir?
Farklı fikirlere sahip yazarları da okumalarını ve eleştirel bir bakış açısını asla kaybetmemelerini isterim. Herkesin kendisine ait bir gerçekliği olduğu muhakkak ancak bütün mesele insanın kendi gerçekliğinin hakikate ne kadar uyduğudur. 
banner11
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.