Öne Çıkanlar kovid19 karantina koronavirüs Ekonomi haberleri Britanya Zaza Derneği

Turkish Press Röportaj: Salah Ünsaler
Serra Erdoğan: Merhaba, ilk olarak kendiniz hakkında bizi biraz bilgilendirir misiniz? 
Salah Ünsaler: Kitap için kendimi tanıtma yazısı yazmak istediğimde aklıma
birden  ‘Boğaz çocuğu’ tanımlaması gelmişti.
Çocukluğum  Boğaz`da  Çubuklu’da geçti. Evimizin her
odasından Boğaz görünüyordu. İlkokul da, Ortaokul da deniz
kenarındaydı. Bunun nasıl bir ayrıcalık olduğunu liseyi bitirip
Almanya’ya gittimde farkettim. Stuttgart  üniversitesinde
mimarlık tahsil ettim. Halen  Stuttgart yakınlarında  küçük
bir köyde yaşıyorum.  Şiirin haricinde  çocukluğumdan  beri
resim yaparım. Sürrealist  resim oldum olası ilgimi çekmiştir.
Onun haricinde  portre  ve  soyut  resim de yapıyorum.
 
Sizce yazarlık nedir ?

Hangi sanat olursa olsun, yaratma sürecinin verdiği zevki zannederim hiç bir şey vermez. Yoktan var etmek Allah’a mahsusdur... Fakat yaratılmış renkleri, kelimeleri, sesleri kullanarak ve kombine ederek yepyeni bir eser yaratmak da bir sanatkarın yüce vazifesi. Bir misal vereyim:
Türkceden rasgele 20 tane kelime alalım:
Velhasil, rüya, durmak, mehtap, gül, iri, sen, en, aksin, bakmak,
güzel, geçmiş, derin, gece, görmek, bir, dalgın, körfez, su, yerli yerinde.
Bunları yan yana veya alt alta yazdığınızda ne ifade ediyor?
Bazı kelimelerin yapabileceği çağrışım haricinde hiç bir şey...
Şimdi merhum Yahya Kemal’in bu kelimeleri kullanarak
yarattığı mucizeye bir bakın:
 
Körfezdeki dalgın suya bir bak, göreceksin
Geçmiş gecelerden biri durmakta derinde
Mehtap, iri güller ve senin en güzel aksin.
Velhasıl o rüya duruyor yerli yerinde...
 
Gerçek yazarlık işte bu...


 
Hayatınızda en fazla iz bırakan olay veya durum nedir?
Belirli bir olay yok. Lise yıllarında tanıştığım tasavvuf  ve Almanca
öğrendikten sonra  okuduğum diğer dinlerin mistik  eserleri beni
oldukça etkiledi. Tasavvuf olsun,  Zen Budizm olsun, Hinduizm
olsun veya Hristiyan  mistiği olsun,  hepsinin sonunda  aynı
şeyi söylediğini keşfetmek son derece heyecan verici...
 
Kitabınızı nasıl yazmaya karar verdiniz ? Kitabınızın içeriğinden biraz bahseder misiniz ?
İlk şiirlerimi çocukken yazdım. Umumiyetle  Boğaz’dan, denizden,
bülbüllerden  bahseden  çocuk şiirleri.
Almanya’ ya gittikten ve Almanca öğrendikten sonra , bir ara
Alman şairlerinden tercümeler yapma hevesine  kapılmıştım.
Bilhasssa  Heinrich Heine’nin şiirlerini tercüme etmek
büyük zevk veriyordu.
‘ Şeffaf eşik ‘ kitabının  içeriği ile şunu söyliyebilirim: Kitap üç bölümden
oluşuyor. A-Şiirler,  B-Rübai’vari şiirler ve C-Haiku’vari şiirler.
Şiirlere üç konu hakimdir:  İstanbul  şiirleri, aşk  şiirleri ve mistik şiirler.
Mistik şiirlerde  Tasavvufun  ve  Zen felsefesinin tesirleri vardır.
Esasında  kainat yaratıldığından beri var olan ve hep var olacak olan
bir ‘ Ezeli ebedi hikmet ‘ var. Bu sadece  bulunduğu mekana ve
zamana göre değişik isimler alıyor.


 
Hayal gücünüz çok geniş ve renkli olmalı. Bununla ilgili neler        söyleyebilirsiniz?
Hayal gücümün geniş ve renkli olup olmaması hakkında bir şey
söyliyemem.  O değerlendirmeyi başkalarının yapması lazım.
Çocukluktan beri resim yapmam, çocukluğumun Boğaz’da geçmesi
hayal gücümü etkilemiş olabilir.
İbn-i Haldun’un ‘ Çoğrafya  kaderdir ‘ sözü, bence sadece toplumlar
için değil kişiler için de geçerlidir. Çocukluğu apartmanlar  arasında
geçen, rıhtımdan denize atlamamış, hiç ağaca tırmanmamış bir
çocuğun hayal gücü bunları yaşamış olan bir çocuktan farklı olabilir.
Mimarlık tahsilinin de katkısı olmuş olabilir.  Mimarlık fakültesinde
hocalarımız ‘ Gördüğünüzle yetinmeyin, gördüğünüze  bakın... ‘
derlerdı.


 
Yazarken olmazsa olmazlarınız var mı? ( örn. çay-kahve içmek gibi )
Takıntı halinde bir adetim yok. Fakat  arka fonda güzel klasik
bir müziğin olması  ve bir fincan çay her zaman  hoş bir atmosfer
yaratıyor. Birde tabiiki  ormanda dolaşmak.  O dolaşma esnasında
kafada kurulan cümleler, yazılan satırlar, aranan kafiyeler ve
bitmeyen diyaloglar...

Bir yazar için zaman ne demektir?
Kıymetini en az bildiğimiz, en kıymetli şey.
En kıymetli an insanın kendisiyle olduğu andır.  Burada  yalnız
olmayı kastetmiyorum. İnsan yalnız  olduğunda da ruhu  kalabalık
olabilir. Benim demek istediğim, Yunus Emre hazretlerinin şiirinde
bahsettiği içimizdeki  ilahi benliğimizle beraber olabildiğimiz  an.
O an zamanında hükmünü yitirdiği andır...
 
Günlük hayat kaleminizi nasıl etkiliyor ?
Günlük hayatın yazarlığı etkilediği aşikar. Her gün  dünyanın
dört bucağından gelen haberlerin ve bilgilerin  bombardımanı
altındayız. Şu anda çok aktüel bir olaydan, kısa bir süre sonra
kimse bahsetmiyebilir. Daha sonra hiç kimsenin aklına bile
gelmiyebilir. Bu bakımdan yazarın bir aydın sorumluluğu ile
güncel olanı takip etmesi gerekir. Fakat bunun yanı sıra
kendi yarattığı paralel dünyasında zamana ve mekana bağlı
olmayan  insanlığın ortak değerlerini; korkularını, sevgilerini,
nefretlerini, hayallerini  dile getirmeye çalışabilir...


 
Ufukta yeni bir kitap var mı ?
‘ Vapurdaki kız‘ isimli bir hikaye kitabım bu aralar çıkacak.
Onun haricinde, birbiri ile hiç ilgisi olmayan, konudan konuya
atlıyan, nükteli bir dille yazılmış  deneme kitabı yazmayı
düşünüyorum. Kısmet...
 
Bir yazar olarak okuyucularınıza mesajlarınız nelerdir?
İyi bir şiir,  okuyanı bulunduğu yerden alıp apayrı bir
hayal  dünyasına götürür. O şiirin  yarattığı  atmosferi her
zerrenizde hissederseniz.
Mesela Yahya  Kemal’in  ‘Ses ‘ şiirindeki,
 
‘Dağ dağ  o güzel ses bütün etrafı gezindı.
 Görmüş ve gecirmiş denizin  kalbine sindi.’
 
dizelerini okurken, ayağınız yerden kesilir, kendinizi
bir rüya aleminde bulursunuz.
 
Yazdığım 1-2 şiirle, okuyan için  böyle bir hayal alemi
yaratabiliyorsam, yeter de artar bile...
 

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.