Öne Çıkanlar Türk-İngiliz işadamı Nuri Bulgurcu Festival THY Atilla Üstün

Turkish Press röportaj: Sibel Cecan
Serra Erdoğan: Merhaba, ilk olarak kendiniz hakkında bizi biraz bilgilendirir misiniz?
Sibel Cecan
1982 İstanbul doğumluyum.İstanbul Kadıköy de oturuyorum. Bilgi Üniversitesi Sinema Televizyon ve Marmara Üniversitesi Reklamcılık bölümü mezunuyum. 2000 li yılların başlarında Haluk Cecan’ın belgesellerinde metin yazarlığı yaptım. Ardından İki Kere Ben ve Fotoğrafperest adında iki adet romanım yayımlandı. Yaratmakla var olmaya inanıyorum ve yazmaya devam ediyorum.
 
Sizce yazarlık nedir ?
Hayatları boyunca her insan bir şeyler yazar. Mecburi olmaları haricinde,  aslında yazdıkları her şey onlardan bir parçadır. Bir şekilde onlara dokunmuş ya da onları etkilemiştir Yazmak insan ruhunun dışavurumudur. Bence insan bütün organlarıyla yazar. Çünkü onları yazdıran her ne ise bunu bütün vücutlarıyla hissetmişlerdir. Bu durum yazının türüne göre değişse de, bilimsel akademik bir yazıda dahi insan kendinden bir şeyler katar, bilgilendirir. Yazmak ayrıca insanları birbirine bağlayan, hiç tanımadığın biriyle bile aynı hissedebilmene imkan veren bir mucizedir.



Hayatınızda en fazla iz bırakan olay veya durum nedir?
Hayatımda en fazla iz bırakan olay babamın ölümüdür. Babam yemesine içmesine fazlasıyla dikkat eden, spor yapan, sigara ve alkol kullanmayan biriydi. Malign mezotelyoma olup kanserden ölmesi hiç beklenmedik bir durumdu. Bu üç yıllık süreç  beni ve hayatımı çok etkiledi. Hayata farklı bakmaya başladım. Sonrasında da acımı ve üzüntümü bastırmaya çalıştığımı fark ettim. Bu sürecin sonunda panik atak sorunu ile de karşılaştım. Duygularımı bastırdığımı düşünüyorum çünkü babamı uğruna ölecek kadar çok sevdiğim halde ne kadar çok üzüldüğümü asla belli etmedim. Babamın hayattayken bize belli etmeden çektiği veda videolarını izledikten sonra ruhum darmadağın oldu.  Bu durum benim babamdan sonraki yaşantıma yansıdı yas süreci uzadı, şimdiki düşüncem o videolardaki babamın bizimle nasıl vedalaştığını ve intiharın eşiğinden döndüğünü yeni kitabımda hatta sinema filminde yer vermek.
 
Kitabınızı nasıl yazmaya karar verdiniz ? Kitabınızın içeriğinden biraz bahseder misiniz ?
Yazmaya kendimi bildim bileli farklı bir sempatim vardır. Bu çocukluğumda babama mektuplar şiirler yazarak başladı, sayamayacağım kadar çok mektup ve şiirim var babam için yazdığım. Öğrenim gördüğüm lisede de kompozisyon yazımına çok önem verilirdi. Bu sebeple yazmayı daha çok sever ve yazı dilini daha iyi kullanır hale geldim. Üniversitede bitirme projesi olarak senaryo yazdım. Tüm bunların benim altyapımı oluşturduğunu düşünüyorum. Kitaplarımı nasıl yazdığıma gelecek olursam, ilk kitabıma yine uyuyamadığım bir gece yatakta sağa sola dönerken gözümde canlanan bir kareyle başladım. Gözümde iki tane sapsarı saçlı küçük kızın bahçede koşturmaları ve sonra birisinin kötü adamlar tarafından kaçırıldığı canlandı. Gerisini getirmek hayli kolaydı, çünkü kızların hayatını tüm benliğimle hissettim yaşadım, yeri geldi onlara çok üzüldüm yeri geldi kızdım. IKI KERE BEN adlı bu kitabım ikiz kız kardeşlerin hayat mücadelesi ve aşklarını konu alıyor. FOTOĞRAFPEREST ise benim o anda hissettiğim duygularla başlayıp yazıya dönüştürdüğüm bir kitap. “Çok sıkılmıştım” diye başlıyor çünkü gerçekten de çok sıkılmıştım hayatın içinde güzel bir döngüde yaşadığımı sanırken kendimi depresyonun içine doğru ittiğimi fark etmemişim. Bu kitap benim depresyona girmeden önce yazıp çıkarttığım kendi hikayem ile başlayıp sonradan kurguya dönüştürdüğüm bir eserdir. Berfin yıllarca annesini suçladıktan sonra öldü sandığı doğulu bir babası ve kardeşinin olduğunu öğrenir. Babasıyla yakınlaşma süreci hayli sancılı olacaktır.  Kabullenemediği hazmedemediği konuları aşmaya çalışırken tüm aile bu durumdan olumsuz yönde etkilenecektir.


 
Hayal gücünüz çok geniş ve renkli olmalı. Bununla ilgili neler söyleyebilirsiniz? 
​Hayal gücümün çoğu insanda olamayan kadar geniş ve renkli olduğunu düşünüyorum. Bunun en büyük sebebinin de genlerimden geldiği kanaatindeyim. Babam gençlik yıllarından itibaren belgeseller çekmiş, sualtındaki dünyayı keşfetmiş ve ölüm anına kadar yurtdışında birçok festivale katılıp yaratıcılığını sunmuştur. Özellikle fantastik filmler çekerek dünya ikinciliği gibi birçok dereceye imza atmıştır.  Ayrıca çocukken yaşadığım olaylar beni düşünmeye itti, şuanda da gereğinden fazla düşünen detaycı bir insanım diyebilirim. Bazı zamanlar Descartes’ in “Düşünüyorum o halde varım” sözünü ben  “düşünüyorum o halde yokum”  diye yaşadığımı söyleyebilirim. Beyin dalgalarımdan da olsa gerek bazen fazla düşünüp kendimi zora soktuğum olabiliyor. Bu gibi durumlarda yazmak olmazsa olmazım.
 
Yazarken olmazsa olmazlarınız var mı? ( örn. çay-kahve içmek gibi )
Yazarken olmazsa olmazlarım öncelikle içsel olarak söylemem gerekirse uygun bir ruh hali, yaratıcı beyin dalgalarımın aktif olması.  Sonrasında ise huzurlu bir ortam, eğer uykum varsa bir kahveyle yazmak beni hem daha aktif hem de keyifli bir moda sokar bunun yanında bitki çaylarım olmazsa olmazlarım arasında.


 
Bir yazar için zaman ne demektir?
Zamanın önemini bilmek için yazar olmak gerekmez aslında ama maalesef çoğu insan hala bunun farkında değil. Zaman ölüm gibi geri getirilemez bir gerçektir.  Zamana Karşı filminde insanlar çalışıp para yerine zaman alıyorlardır, zamanın önemi filmin her bölümünde çok çarpıcı bir şekilde gösteriliyor. Bir yazar içinde zaman mutlaka verimli bir şekilde değerlendirilip üretim yapılması gereken bir olgudur.
 
Günlük hayat kaleminizi nasıl etkiliyor ?
Günlük hayat kalemimi maalesef ki çok etkiliyor. Duygusal ve hassas bir yapım olduğundan dolayı gün içinde olan olaylar ve yaşadıklarım beni çok etkiliyor. Bu da kalemime yansıyor. Yeri geliyor gün içinde yaşadıklarımdan dolayı yazamadığım zamanlar oluyor.


 
Ufukta yeni bir kitap var mı ?
Ufukta elbette ki yeni bir kitap var hatta kitaplar var. Çünkü ben yaratmazsam üretmezsem kendimi mutsuz hissediyorum.  Şuanda yazmakta olduğum iki kitap var. Ben genelde aynı anda iki kitap birden yazıyorum.  Ruh halime göre kitabı değiştirebiliyorum. O an kendimi hangisine yakın hissedersem ona devam ediyorum.  Ufuktaki kitaplarımın biri kadın ve erkek ile ilgili diğeri ise bugüne kadar yaşadığım psikolojik süreci konu alan faydalı bir eser.


 
Bir yazar olarak okuyucularınıza mesajlarınız nelerdir?
​Okuyuculara mesajım benim kitaplarımı okumaktan vazgeçmesinler.  Hehe:)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.