Öne Çıkanlar grip Dr.Ayşe Sözen Üsluer Carlos Antonio Abad Ortiz kurban bayramı ne zaman ali keskinbıçak

Turkish Press Röportaj: Yazar Ayfer Yüksel - Sekoya ve ben
Serra Erdoğan: Merhaba, ilk olarak kendiniz hakkında bizi biraz bilgilendirir misiniz?

Ayfer Yüksel: İsmimin ve cismimin ötesinde, varoluşumun nedeni saydığım dört harika çocuğun annesi ve dünyalar güzeli üç torunumun anneannesiyim. Öncesini unutmak değilken niyetim, sonrasını düzenlemekle geçen hayatımın bir anlamda tek kalemlik savaşçısıyım. Dershanecilik yaptığım dönemlerde gösterdiğim efor ve sergilediğim farklı uygulamalar hem bana hem de çevreme gösterdi ki çocuk aşkım vazgeçilmezim. Bana lütfedilen sevgiye layık oluşumun nedenini bilmiyorum fakat bunca yıllık hayatımda insan sevgisinin her anlamdaki, her boyuttaki şifasına bizzat olmuşluğum çoktur.

“Yok”tan korkmayışım oldu beni “Var”a ulaştıran. Çünkü “Yok” insan eseriydi zaten. Sadece görmek gerekiyordu ezelden beri mevcut olan ulvi “Var”ı. Ben gördüm, dilerim ki herkes görsün. Sevgiyle bezenmiş mutlu bir dünya için iki yol sapağından doğrusunu seçmek hiç de zor değil. Güneşe bakmak, yeşili görmek ve sevmek yeterli bence.
Umutsuzluk ve huzursuzluk insan yaşamını felç eden, çölleştiren, kasıp kavuran, yakıp yıkan ve çökerten en korkulası hastalık. Kurtuluşun tek yolu ise süslenmek; merhamet ve sevgiyle, cesaret ve bilgiyle, barış ve huzurla…Ben ise yıllar önce yazdığım “Boşalan Sandalyeler” ve “Sisli Sabahlar” adlı iki şiir kitabımla başladım süslenmeye. Yağlı boya resim yaparken, griden mora, maviden eflatuna; kızgınlıklarım, sevinçlerim, umutsuzluklarım, umutlarım ve korkularımla yüzleştim. Sonunda kavgalarım bitmişti. Bir bardak suyun içine bir beyaz bir mor çiçek atıp hayatım boyunca doya doya izledim. Artık sakindim.  


 
Serra Erdoğan: Sizce yazarlık nedir?

Ayfer Yüksel: Yazarlık insanı ve yaşamı tanımak, keşfetmek, yorumlamak ve ötesine geçip yeni bir dünya yaratarak gözlemlerini pekiştirmektir. İnsani tüm duyguları irdelemek, yaşayanı, yaşadığı dünyayı ve yaşananı nefsin esaretinde olmaksızın tüm gerçeğiyle anlatabilmektir.
Yazarlık kurulmuş bütün insani sistemlerin üstünde gözlemcilik, empati ve objektif bakış açısıyla özgür fakat tarafsız yorumlayıcı ve güvenilir uyarıcı olabilmektir. Tarafsız bir yaşam olamayacağından dolayı tarafsızlık mertebesindeki yazarlık, kafa karıştırıcı görünse de amacın kutsallığı, durumu anlaşılır kılar. Amaç sadece gerçeğe ve doğruya ulaşmak olduğundan yanlışlar ve yalanlar zaten bir taraf değildir.
 
Serra Erdoğan: Hayatınızda en fazla iz bırakan olay veya durum nedir?

Ayfer Yüksel: Duygusal ve hassas bir insan olduğum için mi yoksa sadece insan olduğum için mi bilmiyorum ama hayatımda yaşadığım ya da tanık olduğum her olay, içinde bulunduğum ya da gözlemlediğim her durum iz bırakır bende. Bu yüzden sıralama yapıp da en çok hangisi iz bıraktı sorusuna oldum bittim cevap vermekte zorlanırım. Sadece kendim ve sevdiklerimle ilgili yaşadıklarım değil, sokakta gördüğüm bir çocuk, televizyonda izlediğim bir trajedi, gazetede okuduğum bir haber, şahit olduğum herhangi bir haksızlık, zulüm ya da mutluluk en az kendim yaşamışım kadar iz bırakır bende. Belki kâğıt kaleme sarılışımda bu yüzdendir.


 
Serra Erdoğan: Kitabınızı nasıl yazmaya karar verdiniz?  Kitabınızın içeriğinden biraz bahseder misiniz?

Ayfer Yüksel: Küçük yaşlarımdan itibaren şiir yazardım zaten. Lisedeyken şiirlerim ve kompozisyonlarım öğretmenlerim tarafından çok beğenilir, örnek yazılar olarak diğer sınıflarda okutulurdu. Ama sadece yazmayı sevmek, yeteneğinin farkında olmak bir kitap yazmak için yeterli olamayabiliyor. Daha dolmam gerekiyordu; daha yaşamam, daha bilmem, daha cesaretli olmam.
Sonrasında birdenbire oldu yazmaya karar verişim. Daha dolu, daha bilgili, daha cesaretli olmayı başarabildiğim için belki de.

Serra Erdoğan: Hayal gücünüz çok geniş ve renkli olmalı. Bununla ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Ayfer Yüksel: Hayal gücümün geniş ve renkli olduğunu ben de kabul ediyorum artık. Ama bir yazar olarak hayal kurma becerimle yaratıcılığım arasına bir fark koyuyorum. Kitaplarımda farklı hayatlar, farklı karakterler, olaylar, durumlar, sebepler ve sonuçlar yaratıyorum ama hayallerimin yarattıklarımla pek bir ilgisi yok aslında.
Ben sonsuz mutluluk, huzur, barış, iyilik, doğruluk ve adalet hayalperestiyim. Hayallerime bir isim vermem gerekirse cenneti hayal ediyorum sürekli diyebilirim. Üstelik hayallerimin gerçek hayatıma katkısı da inkâr edilemeyecek kadar büyük. Hatta hayattaki zorluklarla mücadelemdeki başarımın sadece ve sadece hayal kurma becerimden geldiğini söyleyebilirim. Bu beceri bende, karakter oldu zamanla. Sevmemek için değil, sevmek için bahane arıyorum mesela. Mutlu olmamak için değil, mutlu olmaya yer arıyorum her anımda. Kızmayı, köpürmeyi, küsmeyi değil, affetmeyi, hoş görmeyi, barışmayı tercih ediyorum her durumda. Zaten herkes öyle yapsa, dünya cennet olmaz mı?
 
Serra Erdoğan: Yazarken olmazsa olmazlarınız var mı? (örn. Çay-kahve içmek gibi)

Ayfer Yüksel: Sadece yazarken değil, hayatımın hiçbir anında sevdiklerimin sağlığı dışında olmazsa olmazım yok diyebilirim ancak yazarken “olsa iyi olur” dediklerim var elbette. Mesela kâğıt ve kalem… Boş bir kâğıt görür görmez içimden yazmak gelir hemen. Defalarca sırf bu sebepten şiir yazmışlığım var. Bir çeşit ilham veriyor bana diyebilirim. Bunun dışında güzel bir klasik müzik de “olsa iyi olur”lar listemde. Özellikle de Rodrigo’nun gitar konçertosu, yazma dürtümü tetikleyen klasik müziklerin başında gelir yıllardır. Bundan sonra da öyle kalacak belli ki.
Kısacası, yazmak için uygun ortam kovalayan bir yazar sayılmam. Ben yazarken uygun ortam oluşursa ne ala…



Serra Erdoğan: Bir yazar için zaman ne demektir?

Ayfer Yüksel: Bir şiirimde şöyle demiştim;
Zaman yanımdan geçti
Ona dur demedim
Akrebi yelkovanı kırıp sellere attım
Ardından onları izledim gülümseyerek
Hala aynı duygu içerisindeyim. Zaman her ne kadar önüne geçilemez sansa da kendini, ben durdurdum onu; küçülttüm, kolunu bacağını kırdım. Bu yüzden benimle dalaşmaya cesareti yok şimdilerde. O yolunda, ben yolumda dostane geçinip gidiyoruz. Bu gidişin kazananı kim olur bilmiyorum ama umurumda da değil zaten.


 
Serra Erdoğan: Günlük hayat kaleminizi nasıl etkiliyor?

Ayfer Yüksel: Daha önce de söylediğim gibi, günlük olarak yaşadığım, şahit olduğum ya da gözlemleme fırsatım olan her olay ya da durum bende iz bırakır. Dolayısıyla kitaplarımda satır aralarında, ana başlıklarda, sebeplerde ve sonuçlarda günlük hayatımın önemli bir etkisi olduğunu inkâr edemeyeceğim. Ama bugünü, bugün yazmak gibi bir huyum, kaygım ya da sınırım yok diyebilirim. Dünü bugün, yarını dün yazmış olabilirim. Tarih, mekân ya da kişiler sonsuz sayıda farklılık arz etse de yaşanılan olayların insanlarda yarattığı duyguların sınırlı sayıda olduğuna inanırım. Binlerce yıldır, milyarlarca insan, dünyanın her yerinde aynı şeyleri yaşıyor aslında. Mesela ya üzülüyor ya seviniyor; ya ağlıyor, ya gülüyor; ya nefret ediyor ya çok seviyor; ya kayıtsız kalıyor ya da çok önemsiyor sonuçta.

Serra Erdoğan: Ufukta yeni bir kitap var mı?

Ayfer Yüksel: Evet. Yakın zamanda yayın sürecine girecek olan, henüz tamamlamış olduğum yeni bir kitabım var.
 
Serra Erdoğan: Bir yazar olarak okuyucularınıza mesajlarınız nelerdir?

Herkese hitap edecek bir mesaj vermem imkânsız elbette. Ama herkese iyi gelecek bir öneride bulunabilirim.
Cenneti hayal edin; orada olmasını istemediğiniz ne varsa içinizde, çıkarın atın hiç düşünmeden. Sonra da keyifle, hayatınızın nasıl şekillendiğini izleyin.


Röportaj: Serra Erdoğan

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Aciwood 3 yıl önce

Cenneti hayal ediyorum