Siyaset ve devletler arası ilişkiler böyledir işte.
Dost olduğunuzla yarın düşman, düşman olduğunuzla yarın dost olabilirsiniz.

Zamanında Suriye ile dostane ilişkiler içindeyken ülke içindeki muhalif hareketleri ve ayaklananları tabiri caizse kılınçtan geçirirken Esad, Türkiye kendisiyle irtibata geçmiş halkı daha fazla kışkırtacak kaba kuvvet kullanmaması konusunda ve anlaşmacı bir politika izlemesi hususunda defalarca uyarmıştır.

 Ama dedik ya emperyaller bir yere savaş getireceklerse zaten ipleri ellerinde olan ve zaten dikta bir rejimle, halkı için yaşamayan liderler bu emre itaat eder.
Size de karşı atağa geçmekten başka çare kalmaz. 
İşte ikinci örnek Kuzey Irak; tüm ikazları, arabulucu ve garantörlük tekliflerini akla zarar bir şekilde geri çeviren Barzani’ye ne demeli? Yarın yine siz yaptınız, savaşı siz istediniz denilmemeli artık hala siyonizmin gücünü farkedemediysek. 

Şu bir gerçek ki Barzani’ye gerçekten güzel sözler verildi.

Ama bu teklifler şuan için geçerlidir.
Yarın konjoktör değişecektir.

Kaldı ki daha önce de bir takım sözler babasına da verilmemiş miydi? Abd ve İsrail asla bölgede dini bir yapısı olan Barzani gibi bir aile ile uzun vadede çalışmak istemez. 
Hele özellikle Türkiye ile her an tekrar iyi ilişkileriçine girebilme ihtimali de sözkonusuysa.
 Bunun yerine marksist bir yapısı olan Ypg/Pyd/Pkk daha eftaldir. Bu yapı Rusya’ya da uzak bir yapı değildir.
 Yani Barzani ailesinin fişi aslında bu referandumla çekilmiştir! Çünkü Barzani demek bugüne kadar Türkiye demekti. 

Dün Sincar’da Pkk’ya karşı savaşırken, bugün Pkk ile birlikte Kerkük’e yavaş yavaş yerleştirilen Peşmergeler şunu bilmelidir ki Goran aşireti ve Taliban’ın gücü orada daha fazladır ve yarın Barzani kendisini bu gruplarla savaş halindebulabilir.
O kadar tır silah boşuna gönderilmedi. Şimdiden alanı parselleme göreviyle binin üzerinde Amerikan askerinin bir çırpıda bölgeye aktığı biliniyor. 

Burada halkların psikolojisini de iyi kavramak gerekir, iki kürt asla bir oyunda oynayamaz ve asla tehditle yola gelemez, bir kıvılcım yeterdir kendisini kaybetmek ve düşünmeden hareket edebilmesi için. Pkk (ypg/pyd), Barzani, Talabani ve Goran gibi birçok kürt aşiretinin Kerkük’te veya diğer bölgelerde mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşayacaklarını düşünemeyiz bu yüzden. Veza diğer arap ve Türkmen grupların. Yaşatmazlar da. Çünkü mesele kürtlerin huzuru veya bağımsızlığı değildir, yakında büyük İsrail için Targum gibi yahudi kürtler ve yahudiler yavaş yavaş bölgeye aktarıldıklarında bizim bağımsızlık savaşçısı kürtlerimiz ancak çocuklarına bakıcı, evlerine hizmetçi olarak girebilecektir. Herne kadar şimdi şehir efsanesi gibi görülse de bunu zamanla göreceğiz. 

Nasıl olsa Amerika Haşdi Şabi’ye sunni şii savaşı için muhtaçtır diye İran’dan sıfır manevra gücü görüyoruz, herne kadar yanıbaşımda bir İsrail devleti kurdurtmam diyorsa da. Eğer samimiyse kendi kontrolündeki Maliki’den kalma yapılanmayla çalışan İbadi’yi de yanına alarak Türkiye ile ileriki safhada masaya oturmalıdır. Zaten şu aşamada Abd’nin artık Irak hükümetinin Kerkük petrollerindeki yüzde seksen yedilik payının tarihe karışacağını ve kendilerini gözden çıkardığı anlamına gelmektedir. 

Şu gerçeği de görmeyden gelemeyiz; Barzani asla İran, Irak ve Türkiye tarafından bir devlet reisi olarak görülmemiştir, federasyon niteliğinde Irak hükümetine bağlı oldğundan, bu da onun masada hep bir adım geride olmasına sebep olmuştur, nitekim geçmiş aylarda Musul’da açılan bir Kürdistanbayrağının hemen Irak ve Türkiye devleti tarafından indirilmesi istenmiştir. Artık Barzani arkasına İsrail ve Amerika’yı alarak güç kazanmak istemiştir aynı zamanda.

Ya Barzani kısa sürede bu gücün geçici olduğunu farkedip, oynanan oyunu görüp Türkiye ile anlaşabilmelidir ki hala diyalog sürecinin açık olduğunu belirtmektedir; ya da Türkiye,İran ve Irak ile masaya oturup laf kalabalığını bırakıp icraate geçmelerini sağlamalıdır, yarın çok geç olabilir.

banner4
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.