<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>Turkish Press News</title>
                      <link>https://www.turkishpress.co.uk/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.turkishpress.co.uk/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>Turkish Press, tarafsız, objektif ve en etkili organik haberleriyle  İngiltere'nin ve Türkiye'nin en iyi haber sitesidir.</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Tue, 21 Jul 2026 04:19:12 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>Turkish Press News - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - Turkish Press News</copyright><item><title><![CDATA[KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman: Kıbrıs Türk halkı, hiçbir zaman azınlık olmadı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-kktc-cumhurbaskani-erhurman-kibris-turk-halki-hicbir-zaman-azinlik-olmadi-22012.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-kktc-cumhurbaskani-erhurman-kibris-turk-halki-hicbir-zaman-azinlik-olmadi-22012.html</link>
                    <description><![CDATA[Erhürman, Kıbrıs Türk halkının Ada'da hep olduğunu ve görmezden gelinmeyi asla kabullenmeyeceğini belirterek, "Bu halk, Ada'nın asli unsuru, eşit sahibidir, azınlık değildir, hiçbir zaman olmamıştır, hiçbir zaman da olmayacaktır." dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Başkent Lefkoşa'daki Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yılı ve 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı töreninde konuşan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, bazılarının Kıbrıs'taki sorunun 20 Temmuz 1974'te başladığını anlattığını söyledi.

Erhürman, Ada'nın tarihinde 1963'ten 1974'e kadar yaşananlar olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:

"Kıbrıs'ın tarihinde, 15 Temmuz 1974 darbesi (Yunan Darbesi) de var. Yunan Cuntası'nın Kıbrıs'taki uzantılarıyla birlikte, Ada'nın Yunanistan'a bağlanması için gerçekleştirdiği darbenin tarihidir 15 Temmuz 1974. Eğer 20 Temmuz 1974'te garantör ülke Türkiye'nin kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kıbrıslı Türk Mücahitler ile gerçekleştirdikleri barış harekatı olmasaydı, darbeci cuntanın sadece Kıbrıslı Türklere değil, hain olarak nitelendirdikleri Rumlara da neler yaşatacakları aşikardı."

Tarihi algılar üzerinden değil olgular ve gerçekler üzerinden öğrenip, öğretmek gerektiğine dikkati çeken Erhürman, "1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin kurulmuş olmasının da aslında tarihi algılar üzerinden değil, olgular üzerinden okumak isteyenler açısından bir göstergedir. Kıbrıs Türk Federe Devleti, 1977-1979 Denktaş-III Makarios, Denktaş-Kiprianu anlaşmalarının çerçevesi içindeydi. Hatta çerçevenin çizilmesindeki ana unsurlardan biriydi." diye konuştu.

&nbsp;



"Şiarımız 'Yurtta barış dünyada barış' sözüdür"

Erhürman, Kıbrıs Türk halkının yaşananlara rağmen çözüm iradesini hep sürdürdüğünü anlatarak, bu iradenin 2004 Annan Planı Referandumu ve 2017 Crans-Montana'daki Kıbrıs görüşmelerinde en üst seviyeye çıktığını belirtti.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün "Yurtta barış dünyada barış" sözünü şiar edindiklerinin altını çizen Erhürman, savaşlar yaşamış, şehitler vermiş bir halk olarak savaşın ve çatışmanın ne olduğunu iyi bildiklerini belirtti.

Erhürman, "Gazze’de, İran’da, dünyanın neresinde olursa olsun ölen, yaralanan, aç kalan, ilaca, doktora ulaşamayan, ailesini kaybeden her çocuk bizim çocuğumuzdur. Acısı acımızdır. Onun içindir ki bu Ada'da da, bölgede de, dünyada da kalıcı barış ve istikrar hedefimizdir." ifadelerini kullandı.

&nbsp;

"Bu halk, hiçbir zaman azınlık olmadı"

Kıbrıs Türk halkının, Ada'da hep olduğunu ve görmezden gelinmeyi asla kabullenmeyeceğini vurgulayan Erhürman, "Bu halk, Ada'nın asli unsuru, eşit sahibidir, azınlık değildir, hiçbir zaman olmamıştır, hiçbir zaman da olmayacaktır. Tarihi bilmekte, yaşanan acıları dün gibi hatırlamakta ama çocuklarının geleceği için iyi niyetli çaba göstermekten de asla kaçınmamaktadır." dedi.

Erhürman, Kıbrıs Türk halkının Ada üzerindeki haklarından, eşitlik ve güvenlik olgularından hiçbir zaman vazgeçmeyeceğini söyleyerek, tarihi gerçeklerin kabul edilmesini istedi.

&nbsp;

"Müzakere olsun diye müzakere istemiyoruz"

Erhürman, Kıbrıs meselesinde Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yürütülen görüşme süreçlerine de değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Müzakere olsun diye müzakere, 5+1 olsun diye 5+1 istemiyoruz. BM Genel Sekreteri Guterres’in dediği gibi, ‘bir daha deneyeceksek bu defa farklı olmalı. Eski müzakereler tarihinden çıkardığımız derslerle, 'gelin önce güveni artıracak ciddi bazı adımlar atalım, sonra oyun başlamadan oyunun kurallarını belirleyelim. 'Hiçbir şey olmamış, hiçbir şey yaşanmamış gibi kaldığımız yerden başlayalım' deyip, yeni bir hayal kırıklığına yol açmayalım’ diyoruz."

Erhürman, geçmişte yapılan müzakere ve görüşmelerin kendilerinden kaynaklanmayan sebeplerle çözüme ulaşılamamasının uluslararası kamuoyu tarafından görüldüğünü vurgulayarak, "Nesillerin haklarını çözüm sonrasına erteleme yaklaşımını kimse bizden beklemesin. Kimse, 'izolasyon hafifletilir veya kaldırılırsa Kıbrıslı Türkler çözüm iradesinden vazgeçer' yalanının arkasına saklanmasın." dedi.

&nbsp;

"Süreci, Türkiye ile istişare ediyoruz"

Kıbrıs Türk halkının çözüm istediğini belirten Erhürman, bunun için samimiyetle uğraş verdiklerini söyledi.

Erhürman, BM Genel Sekreteri Guterres’in çabalarını ciddiyetle desteklediklerini vurgulayarak, "Bu süreci, Türkiye Cumhuriyeti ile istişare ve tam bir koordinasyon içinde yürütüyoruz. Bizden kaynaklanmayan sebepler ile çözüme ulaşılamayan koşullarda, çözümsüzlüğün faturasını halka ve çocuklara ödetilmesini de en sert biçimde reddediyoruz." ifadesini kullandı.

Kıbrıs Türk halkı olarak gelecekte de Ada'da var olmaya devam edeceklerini söyleyen Erhürman, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nı kutladı.

Erhüman, 20 Temmuz vesilesiyle Kıbrıs Türk Halkının Özgürlük Mücadelesi Lideri Dr. Fazıl Küçük’ü, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ı, o zamanki Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Bülent Ecevit’i, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan’ı ve tüm şehitleri rahmet ve minnetle andı, gazilere sağlıklı ve uzun ömürler diledi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman: Kıbrıs Türk halkı, hiçbir zaman azınlık olmadı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 18:58:57 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/kktc-cumhurbaskani-erhurman-kibris-turk-halki-hicbir-zaman-azinlik-olmadi-220029-20260720.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/kktc-cumhurbaskani-erhurman-kibris-turk-halki-hicbir-zaman-azinlik-olmadi-220029-20260720.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/kktc-cumhurbaskani-erhurman-kibris-turk-halki-hicbir-zaman-azinlik-olmadi-220029-20260720.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Humus'taki Osmanlı Kapalı Çarşısı yeniden hayat buluyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-humustaki-osmanli-kapali-carsisi-yeniden-hayat-buluyor-21973.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-humustaki-osmanli-kapali-carsisi-yeniden-hayat-buluyor-21973.html</link>
                    <description><![CDATA[Suriye'nin Humus kentinde bulunan ve iç savaş sırasında ağır hasar gören tarihi Osmanlı Kapalı Çarşısı, yürütülen restorasyon çalışmalarıyla eski canlılığına kavuşuyor.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Humus kent merkezinde yer alan ve kesme siyah bazalt taş mimarisiyle öne çıkan tarihi çarşı, yıllar süren çatışmaların ardından ticari hareketliliğini ve geleneksel zanaatların canlılığını yeniden kazanmaya başladı.

Osmanlı döneminde inşa edilen ve yaklaşık 400-500 yıllık bir geçmişe sahip çarşı, Humus'un en önemli tarihi ve ticari merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Esnafı ve alışveriş yapanları olumsuz hava koşullarından korumak amacıyla kemerli ve kapalı çatı sistemiyle inşa edilen tarihi çarşı, özgün mimarisiyle dikkati çekiyor.

&nbsp;

&nbsp;









&nbsp;

&nbsp;



Çarşının merkezinde yer alan tarihi Osman Ağa Hamamı da bölgenin önemli simgeleri arasında yer alıyor.

Savaşın yol açtığı ağır yıkım ve bombardımanlara rağmen ayakta kalmayı başaran tarihi çarşı, restorasyon çalışmalarıyla birlikte yeniden hayat buldu.

Bakır dövme, demircilik, tekstil, ipekçilik, giyim, iplikçilik ve bayrak dikimi gibi geleneksel zanaatların sürdürüldüğü Osmanlı Kapalı Çarşısı, bölgenin tarihi kimliğini yeniden canlandırıyor.

&nbsp;



&nbsp;

"Dünyada birçok ülke gezdim, burası gibi bir mimari ve düzen görmedim"

Çarşının kurucusu Osman Ağa el-Cundi'nin torunlarından 68 yaşındaki Hacı Hezzaa Muhammed Abdülhamid el-Cundi, çocukluğunun geçtiği bu tarihi mekanın yeniden canlanmasını gururla izlediğini söyledi.

Babasının ve dedelerinin yaşadığı mahallede doğup büyüdüğünü anlatan Cundi, şöyle konuştu:

"Büyük dedemiz Osman Ağa el-Cundi, Humus halkının tüm ihtiyaçlarını tek bir yerde karşılayabilmesi için bu büyük projeyi hayata geçirmiş. İnsanlar uzak mesafelere gitmesin diye sarrafları, kumaşçıları, sebzecileri ve tüm esnafı bir araya toplayan muazzam bir ticaret merkezi inşa ettirmiş. Dünyada birçok ülke gezdim ancak burası gibi bir mimari ve düzen görmedim."

&nbsp;



&nbsp;

&nbsp;

"Çarşımız yeniden kapılarını açtı ve eski ruhuna kavuşuyor"

Çarşının iç savaş boyunca büyük yıkıma maruz kaldığını ancak sağlam yapısı sayesinde ayakta kaldığını vurgulayan Cundi, şunları söyledi:

"Çarşımızın mimarisi bu yıkıma direndi. Şimdi insanlar dükkanlarına ve evlerine geri dönüyor, buraları temizleyip onarıyor. Çarşımız yeniden kapılarını açtı ve eski ruhuna kavuşuyor."
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[Humus'taki Osmanlı Kapalı Çarşısı yeniden hayat buluyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 10:15:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/humustaki-osmanli-kapali-carsisi-yeniden-hayat-buluyor-133630-20260716.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/humustaki-osmanli-kapali-carsisi-yeniden-hayat-buluyor-133630-20260716.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/humustaki-osmanli-kapali-carsisi-yeniden-hayat-buluyor-133630-20260716.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ABD'de bir Müslüman, inancı nedeniyle bıçaklı saldırıya uğradı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-abdde-bir-musluman-inanci-nedeniyle-bicakli-saldiriya-ugradi-21969.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-abdde-bir-musluman-inanci-nedeniyle-bicakli-saldiriya-ugradi-21969.html</link>
                    <description><![CDATA[ABD'nin Utah eyaletinde Müslüman bir alışveriş merkezi çalışanı, inancı nedeniyle bıçaklı saldırıya uğradı.                                 ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Eyalet mahkemesi kayıtlarında, eyaletin Salt Lake City bölgesindeki alışveriş merkezinde çalışan Müslüman'ı hedef alan şüphelinin, Peter Michael Larsen olduğu belirtildi.

Kayıtlarda, Larsen'in polise, çalışanı inancı nedeniyle defalarca bıçakladığını ve onu öldürmeyi amaçladığını söylediği aktarıldı.

15'ten fazla bıçak yarası alan ve saldırıdan kurtulan alışveriş merkezi çalışanının hastanede tedavisi devam ediyor.

Amerikan-İslam İlişkileri Konseyinden (CAIR) bir yetkili, olaya ilişkin yaptığı açıklamada, "Ülkemizin siyasi ve toplumsal liderlerinin, daha fazla masum insan zarar görmeden önce, Müslüman karşıtı nefreti her biçimde reddetme konusunda ahlaki bir sorumluluğu var." ifadesini kullandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[ABD'de bir Müslüman, inancı nedeniyle bıçaklı saldırıya uğradı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 07:30:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/abdde-bir-musluman-inanci-nedeniyle-bicakli-saldiriya-ugradi-104810-20260716.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/abdde-bir-musluman-inanci-nedeniyle-bicakli-saldiriya-ugradi-104810-20260716.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/abdde-bir-musluman-inanci-nedeniyle-bicakli-saldiriya-ugradi-104810-20260716.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Srebrenitsa Soykırımı'nın 10 kurbanı daha defnedildi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-srebrenitsa-soykiriminin-10-kurbani-daha-defnedildi-21942.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-srebrenitsa-soykiriminin-10-kurbani-daha-defnedildi-21942.html</link>
                    <description><![CDATA[Bosna Hersek'in doğusundaki Srebrenitsa'da, Sırp birliklerince 1995'te yapılan soykırımda katledilen 10 kurbanın cenazesi, Potoçari Anıt Mezarlığı'nda toprağa verildi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bosna Hersek'teki savaşta Srebrenitsa'da Birleşmiş Milletler (BM) askerlerinin üs olarak kullandığı eski akümülatör fabrikasında gerçekleştirilen anma programında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın mesajını Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş okudu.

Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı ve Boşnak üyesi Denis Becirovic, törende yaptığı konuşmada, soykırımın Sırplar tarafından detaylı bir şekilde planlandığını ve en kanlı şekilde işlendiğini vurgulayarak "Boşnak halka yönelik soykırım tüm dünyanın gözü önünde yaşandı." dedi.

Uluslararası toplumun o dönem Bosna Hersek halkı için doğru kararlar almadığına işaret eden Becirovic, "Srebrenitsa adalet ve insanlık arayışında bir sembol haline geldi. Srebrenitsa, sadece Bosna Hersek'in yarası değil, uluslararası toplumun sessiz kalmamasına yönelik bir uyarıdır. Bizim sorumluluğumuz yaşanan soykırımı unutmamak, unutturmamak." diye konuştu.

Becirovic, Srebrenitsa'da yaşananları sonsuza dek anlatmaya devam edeceklerini vurguladı.

&nbsp;



&nbsp;

"Tanık olduğum sahneleri asla unutamıyorum"

Srebrenitsa Anma Törenleri Organizasyon Kurulu Başkanı Hamdija Fejzic ise uluslararası mahkemelerin Srebrenitsa'da "soykırım" yapıldığına hükmettiğini anımsatarak, aradan 31 yıl geçmesine rağmen hala kemiklerine ulaşılamayan binlerce kişinin olduğunu söyledi.

İngiliz gazeteci Tony Birtley de savaş zamanı 4 yıl boyunca Bosna Hersek'te bulunduğunu ifade ederek "Tanık olduğum sahneleri asla unutamıyorum." dedi.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif de gönderdiği yazılı mesajda, Pakistan'ın her zaman Bosna Hersek'in yanında olduğunu belirterek "Bugün de bir kez daha Bosna Hersek'e dayanışma ve destek mesajlarımızı yineliyoruz." ifadesini kullandı.

İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, gönderdiği yazılı mesajda, sadece birkaç günde binlerce Boşnak'ın öldürüldüğünün altını çizerek "Bugün Srebrenitsa anneleriyle beraberiz. Soykırımı inkar eden ve kurban yakınlarını yaralayan her türlü ifadeden kaçınmalıyız." ifadelerine yer verdi.

Törende ayrıca, Karadağ Sosyal Refah, Aile Bakımı ve Demografi Bakanı Damir Gutic, Srebrenitsa ve Zepa Anneleri Derneği Başkan Yardımcısı Kada Hotic de söz alırken, Arnavutluk Avrupa ve Dışişleri Bakanı Ferit Hoxha da video mesajla katıldı.

&nbsp;



&nbsp;

Bakan Göktaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mesajını okudu

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Bosna Hersek'in doğusundaki Srebrenitsa'da 1995'te Sırp birliklerince yapılan ve 8 binden fazla Boşnak sivilin acımasızca katledildiği soykırımın 31'inci yılı dolayısıyla düzenlenen anma programına katıldı.

Bosna Hersek'teki savaşta Srebrenitsa'da Birleşmiş Milletler (BM) askerlerinin üs olarak kullandığı eski akümülatör fabrikasında düzenlenen programda Göktaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mesajını okudu.

Göktaş'ın okuduğu, Erdoğan'ın mesajında şu ifadeler yer aldı:

"Sevgili Bosna Hersekliler, kıymetli şehit aileleri, aziz kardeşlerim. Sizleri en kalbi duygularımla, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Yakın tarihimizin en büyük utanç vesikalarından Srebrenitsa Soykırımı'nın 31'inci yıl dönümünde, uluslararası toplumun taahhüt ve güvenlik vaatlerine rağmen, acımasızca katledilen Boşnak kardeşlerimizi rahmetle yad ediyorum. Kalbimizin en derinlerinde açılan bu yaranın acısını halen taşıyan, Türkiye Cumhuriyeti'nin her bir vatandaşı adına, siz değerli kardeşlerime bugün bir kez daha taziyelerimi sunuyorum. Aradan geçen 31 yıla rağmen şehitlerimiz için devam eden kimlik tespiti ve defin çalışmaları, buradaki kardeşlerimizin karşı karşıya bırakıldığı kapsamlı ve sistematik cinayetin dehşet verici boyutlarını net bir şekilde ortaya koyuyor.

Merhum Cumhurbaşkanı Aliya İzetbegoviç'in, 'Ne yaparsanız yapın, ama soykırımı unutmayın, çünkü unutulan soykırım tekrarlanır.' ikazının gereği olarak Srebrenitsa Soykırımı'na dair farkındalığın artırılması için her zeminde gayret gösteriyoruz. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 11 Temmuz'u, '1995 Srebrenitsa Soykırımı'nı Anma Uluslararası Günü' olarak ilan etmesi için Bosna Hersekli kardeşlerimizle birlikte yoğun çalışmalar yürüttük. Ülkemizin destekleriyle kurulan ve geçtiğimiz yıl açılışını yaptığımız 'Srebrenitsa Soykırımı Kurbanları Anma Müzesi'ni hayata geçirdik. Hem ikili düzeyde hem de çok taraflı platformlarda, Bosna Hersek'te barış, huzur ve istikrarın korunmasına katkı vermek amacıyla geniş kapsamlı temas ve girişimler gerçekleştirdik. Bu gayretlerimizin esas hedefi, elbette, böyle bir suçun dünyanın hiçbir yerinde bir daha tekerrür etmemesini sağlayacak temel ve tedbirleri devreye almaktır.

Bununla birlikte, Gazze'de çoğu çocuk ve kadın 73 bin masumun hayatına mal olan vahşet, uluslararası toplumun Srebrenitsa'dan gerekli dersleri ne yazık ki halen çıkarmadığını gösteriyor. Hiçbir caninin sivilleri hedef almaya cüret edemeyeceği daha adil bir dünya ve daha sorumlu bir uluslararası toplum için, 'Dünya 5'ten büyüktür' şiarıyla yürüttüğümüz ısrarlı çalışmalara devam edeceğiz.

Srebrenitsa Soykırımı ise insanlık tarihine sürülen utanç lekesi belirginliğini korurken, Bosna Hersek'te gerilimi artırma riski taşıyan söylem ve eylemleri doğru bulmuyor, bunları kati surette reddediyoruz. Savaş sonrası evlerine dönen kişilere yönelik saldırı ve tacizleri, uluslararası mahkeme kararlarının hilafına soykırımın inkar edilip yüceltilmesini ve İslam karşıtı her türlü beyanı lanetliyoruz. Bu tür sorumsuz ve kötü niyetli eğilimlere karşı, uluslararası toplumu daha hassas ve kararlı olmaya çağırıyor, teyakkuza davet ediyoruz.

Avrupa'da sürdürülebilir barış, sükunet, istikrar ve refahın yolu nasıl ki Balkanlar'dan geçiyorsa, Balkanlar'ın huzur ve güvenliği de Bosna Hersek'ten ayrı düşünülemez. Türkiye olarak, Bosna Hersek'in toprak bütünlüğü, egemenliği ve anayasal düzenine yönelik koşulsuz desteğimizi, bugüne dek olduğu gibi, gelecekte de kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu anlayışla, Bosna Hersek'in daha müreffeh yarınlara ulaşması için ülkedeki tüm kesimleri kapsayan diyalog ve uzlaşının tesisi yönündeki gayretlerimizi devam ettireceğiz. Bu düşüncelerle, Srebrenitsa Soykırımı'nda şehadet mertebesine erişen Boşnak kardeşlerimize Yüce Allah’tan rahmet niyaz ediyor, aziz hatıraları önünde hürmetle eğiliyorum."

&nbsp;



&nbsp;

Srebrenitsa Soykırımı'nın 10 kurbanı daha defnedildi

Bosna Hersek'in doğusundaki Srebrenitsa'da, Sırp birliklerince 1995'te yapılan soykırımda katledilen 10 kurbanın cenazesi, Potoçari Anıt Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Bosna Hersek İslam Birliği Başkanı Husein Kavazovic'in kıldırdığı cenaze namazının ardından şehitler için dua edildi ve tek tek isimleri okundu. 10 soykırım kurbanının cenazesi, daha önce hazırlanan mezarlarına taşınarak yakınları tarafından toprağa verildi.

Soykırım kurbanlarının defnedilmesi sırasında duygusal anlar yaşandı, hem aileler hem de defin işlemine katılanlar gözyaşlarını tutamadı.

Bakan Göktaş da kurbanların yakınlarıyla buluşarak taziyelerini iletti ve sohbet etti.

&nbsp;



&nbsp;

Anma ve cenaze töreninin ardından Potoçari Anıt Mezarlığı'nda sessizlik hakim oldu

Soykırımın 31'inci yılında düzenlenen toplu cenaze törenine katılmak üzere sabah erken saatlerden itibaren anıt mezarlığa gelen kurban yakınlarının ayrılmasıyla soykırımda öldürülenlerin defnedildiği mezarlıktaki kalabalık yerini sessizliğe bıraktı.

Potoçari Anıt Mezarlığı'nda defnedilen 10 kurbandan en genci öldürüldüğünde 20 yaşında olan Senad Jusic, en yaşlı kurban ise katledildiğinde 56 yaşında olan Ramo Dautovic'ti.

Bu yıl toprağa verilen 10 kişinin isimleri şöyle sıralandı:

“Senad Jusic, Muriz Barakovic, Hamed Music, Ramo Alic, Muhidin Osmanovic, Huso Cerimovic, Nuko Nukic, Ahmet Guster, Asım Kunic ve Ramo Dautovic.”

&nbsp;

Soykırımda defnedilenlerin sayısı 6 bin 782'ye yükseldi

Srebrenitsa'nın 11 Temmuz 1995'te Ratko Mladic komutasındaki Sırp birliklerince işgal edilmesinin ardından Birleşmiş Milletler (BM) bünyesindeki Hollandalı askerlere sığınan sivil Boşnaklar, daha sonra Sırplara teslim edildi.

Kadın ve çocukların Boşnak askerlerin kontrolündeki bölgeye ulaşmasına izin veren Sırplar, en az 8 bin 372 Boşnak erkeği ormanlık alanlar, fabrikalar ve depolarda katletti. Katledilen Boşnaklar toplu mezarlara gömüldü.

Savaşın ardından kayıpları bulmak için başlatılan çalışmalarda, toplu mezarlarda cesetlerine ulaşılan kurbanlar, kimlik tespitinin ardından her yıl 11 Temmuz'da Potoçari Anıt Mezarlığı'nda düzenlenen törenle toprağa veriliyor.

Bu yılki törenin ardından anıt mezarlıkta toprağa verilen kurbanların sayısı 6 bin 782'ye yükseldi.

&nbsp;



&nbsp;

Srebrenitsa soykırımı

Bosna Hersek'in doğusundaki Srebrenitsa'da 1995'te, Sırp güçler tarafından otobüs ve kamyonlara bindirilen Boşnaklardan 8 bin 372'si götürüldükleri ormanlık alanlar, fabrikalar ve depolarda hunharca katledildi. Katledilenlerin cesetleri, ülkedeki çeşitli toplu mezarlara gömüldü.

Savaşın ardından kayıpları bulmak için başlatılan çalışmalarda, toplu mezarlarda cesetlerine ulaşılan kurbanlar, kimlik tespitinin ardından her yıl 11 Temmuz'da Potoçari Anıt Mezarlığı'nda düzenlenen törenle toprağa veriliyor.

Potoçari Anıt Mezarlığı'nda şimdiye kadar 6 bin 772 kurban toprağa verilirken, 250 kurban ailelerin isteğiyle yerel mezarlıklara defnedildi. Srebrenitsa Soykırımı'nda hayatını kaybeden ve cenazesine ulaşılamayan 1000'den fazla kişi bulunuyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[Srebrenitsa Soykırımı'nın 10 kurbanı daha defnedildi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 17:40:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/srebrenitsa-soykiriminin-10-kurbani-daha-defnedildi-211925-20260711.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/srebrenitsa-soykiriminin-10-kurbani-daha-defnedildi-211925-20260711.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/srebrenitsa-soykiriminin-10-kurbani-daha-defnedildi-211925-20260711.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yüzlerce Motosikletçi, Maraton Koşucusu ve Bisikletçi Potočari’ye Geldi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-yuzlerce-motosikletci-maraton-kosucusu-ve-bisikletci-potocariye-geldi-21940.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-yuzlerce-motosikletci-maraton-kosucusu-ve-bisikletci-potocariye-geldi-21940.html</link>
                    <description><![CDATA[Srebrenitsa Soykırımı’nın 31. yıl dönümü anma programlarına katılmak ve 11 Temmuz’da düzenlenecek cenaze töreninde defnedilecek 10 kurbanı anmak üzere yüzlerce motosikletli, maratoncu ve bisikletçi Bosna-Hersek’in Potoçari bölgesine ulaştı.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ “Unutmayalım ve bir daha yaşanmasına izin vermeyelim” sloganıyla düzenlenen Srebrenitsa Motosiklet Maratonu’na Bosna-Hersek’in yanı sıra bölge ülkeleri, Avrupa, Türkiye, Libya ve farklı ülkelerden katılımcılar yer aldı.

Motosikletlilerin yanı sıra, soykırım kurbanlarına saygılarını sunmak için gelenler arasında Bosna-Hersek, bölge ülkeleri ve Avrupa’dan bisikletçiler, ATV kullanıcıları ve geleneksel kıyafetleriyle atlı gruplar da bulundu.

Srebrenitsa’da 11 Temmuz’da yapılacak toplu cenaze töreninde, Temmuz 1995’te Sırp Cumhuriyeti Ordusu (VRS) ve destekçileri tarafından gerçekleştirilen soykırımda hayatını kaybeden 10 kişinin naaşları Potoçari Anıt Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

Bu yıl defnedilecek kurbanların kalıntıları, geçmiş yıllarda Liplje, Baljkovica, Suljići ve Kameničko Brdo bölgelerinde bulunan toplu mezarlardan çıkarıldı. Kurbanların büyük bölümünün naaşları eksik olduğu için bazı aileler yakınlarını yalnızca bir veya iki kemik parçasıyla toprağa verecek.

Defnedilecek kurbanların yaşları 20 ile 56 arasında değişiyor. Aralarında, öldürüldüklerinde henüz 20’li yaşlarında olan üç genç de bulunuyor. Yıllar sonra kimlikleri belirlenen bu kişiler, Vlasenica, Zvornik, Bratunac ve Srebrenitsa bölgelerinde öldürülen sivillerden oluşuyor.

Bu yıl toprağa verilecek kurbanlardan bazılarının kalıntıları 1997 yılında bulunurken, diğerlerinin naaşları 2001-2022 yılları arasında Kamenica, Jelovačka Çeşmesi, Budak ve Glogova gibi bölgelerde yapılan kazılarda çıkarıldı.

Bu yılın en genç kurbanı, 1975 doğumlu Senad (Zaim) Jusiç. Bratunac bölgesinde Temmuz 1995’te kaybolan Jusiç’in kalıntıları 2022 yılında Kameničko Brdo bölgesinde bulundu. En yaşlı kurban ise 1939 doğumlu Ramo (Mustafa) Dautović oldu. Zvornik bölgesinde kaybolan Dautović’in kalıntıları 2001 yılında Kamenica-Çançari toplu mezarında yapılan kazılarda çıkarıldı. Dautović, daha önce defnedilen kardeşi Juso’nun yanına defnedilecek.

Bu yıl da birçok aile yakınlarına kavuşmanın acı dolu anını yaşayacak. Bazı kurbanlar babasının yanına oğul, kardeşinin yanına kardeş, akrabasının yanına akraba olarak defnedilecek. Nuko Nukiç de daha önce dört amcaoğlunun defnedildiği mezarlığa defnedilecek.

11 Temmuz’da Potoçari’de defnedilecek 10 kurban:


	Senad (Zaim) Jusiç (1975 doğumlu) – 1995’te Bratunac’ta kayboldu, kalıntıları 2022’de Kameničko Brdo’da bulundu.
	Muriz (Ramiz) Barakoviç (1973 doğumlu) – Zeleni Jadar bölgesinde kayboldu, kalıntıları 2005’te Budak’ta çıkarıldı.
	Hamed (Edhem) Musiç (1973 doğumlu) – 1995’te Baljkovica bölgesinde öldürüldü, kalıntıları 1997’de Rahunići’de bulundu.
	Ramo (Şemso) Aliç (1965 doğumlu) – Bratunac’ta öldürüldü, kalıntıları 2001’de Glogova toplu mezarında çıkarıldı.
	Muhidin (Osman) Osmanoviç (1963 doğumlu) – Vlasenica’da kayboldu, kalıntıları 2008’de bulundu.
	Huso (Rahman) Çerimoviç (1963 doğumlu) – Zvornik bölgesinde kayboldu, kalıntıları 2008’de Kamenica’da çıkarıldı.
	Nuko (Suljo) Nukiç (1957 doğumlu) – Vlasenica’da kayboldu, kalıntıları 2002’de Jelovačka Çeşmesi’nde bulundu.
	Ahmet (Aliya) Guşter (1954 doğumlu) – Vlasenica’da kayboldu, kalıntıları 1997’de Turaliçi’de çıkarıldı.
	Asim (Ömer) Kuniç (1953 doğumlu) – Zvornik bölgesinde öldürüldü, kalıntıları 2006’da Kamenica-Çançari toplu mezarından çıkarıldı.
	Ramo (Mustafa) Dautoviç (1939 doğumlu) – Zvornik’te kayboldu, kalıntıları 2001’de Kamenica-Çançari toplu mezarında bulundu.


&nbsp;

Bosna-Hersek Kayıp Kişiler Enstitüsü, hâlen yaklaşık 900 Srebrenitsa kurbanının ve toplamda 7 bin 566 kişinin kalıntılarına ulaşmak için çalışmalarını sürdürüyor.

Srebrenitsa-Potoçari Anıt Mezarlığı’nda bugüne kadar 6 bin 765 soykırım kurbanı defnedildi. Ayrıca ailelerin kararıyla 250 kurban yerel mezarlıklara defnedildi.

Srebrenitsa Soykırımı’nda, 11 Temmuz 1995’te Birleşmiş Milletler’in “güvenli bölge” ilan ettiği Srebrenitsa’nın düşmesinin ardından Sırp Cumhuriyeti Ordusu ve destekçileri tarafından 8 binden fazla Boşnak erkek ve çocuk toplu infazlarla öldürüldü.

Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı, 2007 yılında aldığı kararla Temmuz 1995’te Srebrenitsa’da yaşananların soykırım olduğunu hükme bağladı.

Lahey’deki Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi, Bosna-Hersek Mahkemesi ile Sırbistan ve Hırvatistan’daki mahkemeler bugüne kadar soykırım ve savaş suçları nedeniyle 54 kişiyi toplam 781 yıl hapis ve 5 müebbet hapis cezasına çarptırdı. Müebbet hapis cezası alanlar arasında Radovan Karaciç ve Ratko Mladiç de bulunuyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[Yüzlerce Motosikletçi, Maraton Koşucusu ve Bisikletçi Potočari’ye Geldi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 06:05:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/yuzlerce-motosikletci-maraton-kosucusu-ve-bisikletci-potocariye-geldi-091441-20260711.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/yuzlerce-motosikletci-maraton-kosucusu-ve-bisikletci-potocariye-geldi-091441-20260711.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/yuzlerce-motosikletci-maraton-kosucusu-ve-bisikletci-potocariye-geldi-091441-20260711.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[BM: İsrail, Gazze'de insani yardımları kısıtlamaya devam ediyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-bm-israil-gazzede-insani-yardimlari-kisitlamaya-devam-ediyor-21937.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-bm-israil-gazzede-insani-yardimlari-kisitlamaya-devam-ediyor-21937.html</link>
                    <description><![CDATA[Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, İsrail'in Gazze'de insani yardım operasyonlarını kısıtlamaya devam ettiğini ve bu nedenle bulaşıcı hastalıkların da yaygınlığını koruduğunu bildirdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ BM Genel Sekreter Sözcüsü Dujarric, günlük basın toplantısında konuştu.

BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) çalışanlarının İsrail'in Gazze'deki insani yardım operasyonlarını kısıtlamaya devam ettiğini aktardığını belirten Dujarric, uluslararası insani hukuk uyarınca İsrail'e yükümlülüklerini hatırlattı.

Dujarric, “Biz ve ortaklarımız, Gazze'nin 2,1 milyon sakininin neredeyse tamamını etkileyen uzun süreli yerinden edilmeyle karşı karşıya kalan insanları desteklemeye devam ediyoruz.” dedi.

Gazze’deki sivillerin, İsrail’in hava saldırıları, askeri faaliyetlerle bağlantılı yeni yerinden edilmeler ve sözde “sarı hat” çevresindeki hareket kısıtlamalarından etkilendiğini belirten Dujarric, ayrıca Gazze'de bulaşıcı hastalıkların yaygınlığını koruduğuna da dikkati çekti.

Dujarric, Gazze’de akut solunum ve deri hastalıklarının en sık bildirilen rahatsızlıklar olmaya devam ettiğine işaret ederek, “Özellikle Han Yunus çevresindeki bölgede su kaynaklı hastalıklar artmaya devam ederken, geçen hafta 18 binden fazla yeni suçiçeği, dış parazit istilası ve bakteriyel deri enfeksiyonu olan impetigo vakası kaydedildi.” diye konuştu.

İsrail işgali altındaki Batı Şeria’daki duruma da dikkati çeken Sözcü, “İnsani yardım ortaklarımız, İsrail askeri operasyonları, yerleşim genişlemesi ve yerleşimci şiddeti arasında daha fazla Filistinlinin yerinden edildiğini bildiriyor.” ifadelerini kullandı.

Dujarric, ay başından beri Filistinlilere ait 24 binanın yıkıldığını belirterek, “İsrail yetkilileri, Filistinlilerin alması neredeyse imkansız olan inşaat izinlerinin eksikliği nedeniyle bu yapıları sık sık yıkıyor.” dedi.

Batı Şeria’da da İsrail’in Filistinlilerin geçim kaynakları ve temel hizmetlere erişimini kısıtlamayı sürdürdüğünü belirten Dujarric, fonlama açısından da işgal altındaki Filistin topraklarında insani yardım operasyonları için gereken 4,1 milyar doların bu yıl sadece dörtte birini alabildiklerini kaydetti.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[BM: İsrail, Gazze'de insani yardımları kısıtlamaya devam ediyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 17:50:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/bm-israil-gazzede-insani-yardimlari-kisitlamaya-devam-ediyor-211657-20260710.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/bm-israil-gazzede-insani-yardimlari-kisitlamaya-devam-ediyor-211657-20260710.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/bm-israil-gazzede-insani-yardimlari-kisitlamaya-devam-ediyor-211657-20260710.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[AB nüfusu 452 milyona yükseldi                          ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-ab-nufusu-452-milyona-yukseldi-21932.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-ab-nufusu-452-milyona-yukseldi-21932.html</link>
                    <description><![CDATA[Avrupa Birliği'ne (AB) üye 27 ülkenin toplam nüfusu bu yıl itibarıyla 452 milyona ulaştı.                                            ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat), Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin 1 Ocak 2026 tarihindeki nüfus verilerini yayımladı.

Buna göre, AB nüfusu 2026 başında bir önceki yıla kıyasla 706 bin kişi artarak 452 milyon oldu.

Böylece, 2021 yılında Kovid-19 salgını döneminde yaşanan düşüşün ardından AB nüfusu üst üste beşinci yıl büyümesini sürdürdü. AB nüfusu son 10 yılda 8 milyon, son 20 yılda ise 16 milyon kişi arttı.

Bu yılın başında AB ülkeleri arasında en kalabalık ülke 83,5 milyon nüfusla Almanya olurken, onu 69,1 milyonla Fransa, 58,9 milyonla İtalya 49,6 milyonla, İspanya ve 36,3 milyonla Polonya izledi.

Veriler, AB'de 2012'den bu yana doğumlardan fazla ölüm yaşanması nedeniyle nüfusun doğal yolla azaldığını ancak bu kaybın net göç sayesinde telafi edildiğini gösterdi. Söz konusu dönemde Türkiye'de toplam nüfus ise 86 milyon 92 bin 168 olarak belirlenmişti.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[AB nüfusu 452 milyona yükseldi                           - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 13:00:54 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/ab-nufusu-452-milyona-yukseldi-160257-20260710.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/ab-nufusu-452-milyona-yukseldi-160257-20260710.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/ab-nufusu-452-milyona-yukseldi-160257-20260710.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Srebrenitsa'daki soykırım kurbanlarından 1000'den fazlasının cenazesi bulunamadı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-srebrenitsadaki-soykirim-kurbanlarindan-1000den-fazlasinin-cenazesi-bulunamadi-21927.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-srebrenitsadaki-soykirim-kurbanlarindan-1000den-fazlasinin-cenazesi-bulunamadi-21927.html</link>
                    <description><![CDATA[Srebrenitsa'nın 11 Temmuz 1995'te Bosnalı Sırp birliklerince işgal edilmesinin ardından yaşanan ve uluslararası mahkemeler tarafından "soykırım" olarak tanınan katliamın üzerinden 31 yıl geçmesine rağmen 1000'i aşkın kurbanın cenazesine ulaşılamadı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bosna Savaşı'nın son döneminde, BM kararıyla "güvenli bölge" statüsünde bulunan Srebrenitsa, 11 Temmuz 1995'te savaş suçlusu Ratko Mladic komutasındaki Bosnalı Sırp birlikleri tarafından işgal edildi.

Kentin işgal edilmesinin ardından binlerce Boşnak sivil, Potoçari'deki BM üssüne sığınarak Hollandalı barış gücü askerlerinden koruma bekledi. BM bünyesinde görev yapan Hollandalı askerlerin kontrolündeki üsse ulaşan siviller, daha sonra Bosnalı Sırp güçlerine teslim edildi.

Sırp birlikleri, kadın ve çocukların Boşnak askerlerin kontrolündeki bölgelere geçmesine izin verirken, erkekleri sistematik şekilde ayırdı. Ormanlık alanlar, fabrikalar, depolar ve farklı noktalarda gerçekleştirilen infazlarda en az 8 bin 372 Boşnak erkek ve çocuk öldürüldü.

Katledilen kurbanlar, suçun izlerini gizlemek amacıyla toplu mezarlara gömüldü. Daha sonra birçok mezar iş makineleriyle açılarak, cenazeler farklı bölgelerdeki toplu mezarlara dağıtıldı. Bu yöntem, hem delillerin yok edilmesini hem de kurbanların kimliklerinin tespit edilmesini zorlaştırdı.

Aradan geçen yıllara rağmen birçok kurbanın kemiklerine farklı toplu mezarlarda ulaşıldı. Aynı kişiye ait kemik parçalarının farklı mezarlardan çıkarılması nedeniyle kimlik tespit çalışmaları uzun yıllar sürdü.

&nbsp;

Uluslararası mahkemeler yaşananları "soykırım" olarak tanıdı

Srebrenitsa'da yaşananlar, savaşın ardından yürütülen uluslararası yargı süreçlerinde ayrıntılı şekilde ele alındı.

Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesinde (ICTY) görülen davalarda elde edilen deliller doğrultusunda Hollanda'nın Lahey kentindeki Uluslararası Adalet Divanı (UAD), 2007'de verdiği kararla Srebrenitsa ve çevresinde yaşananların uluslararası hukuk açısından "soykırım" niteliği taşıdığına hükmetti.

Yargılamalar kapsamında Bosnalı Sırp ordusunun komutanı Ratko Mladic ile Bosnalı Sırpların siyasi lideri Radovan Karadzic başta olmak üzere çok sayıda üst düzey isim çeşitli hapis cezalarına çarptırıldı.

Srebrenitsa, İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Avrupa'da mahkeme kararıyla soykırım olarak tescillenen en büyük katliam olarak tarihe geçti.

&nbsp;

Toplu mezarlarda 31 yıldır süren arama çalışmaları

Savaşın sona ermesinin ardından kayıp kişilerin bulunması amacıyla Bosna Hersek genelinde kapsamlı kazı çalışmaları başlatıldı.

Bugüne kadar Srebrenitsa soykırımı kurbanlarına ait cenazeler, 77'si toplu mezar olmak üzere 150 farklı noktada yürütülen kazılarda ortaya çıkarıldı.

Toplu mezarlardan çıkarılan kemik kalıntıları, DNA analizleri ve adli tıp incelemelerinin ardından kimliklendirilerek ailelerine teslim edildi.

Kimliği belirlenen kurbanlar, her yıl 11 Temmuz'da Srebrenitsa'daki Potoçari Anıt Mezarlığı'nda düzenlenen törenlerle toprağa veriliyor.

Bugüne kadar Potoçari Anıt Mezarlığı'nda 6 bin 772 soykırım kurbanı defnedilirken, 250 kurban ise ailelerinin talebi doğrultusunda farklı yerel mezarlıklarda toprağa verildi.

Aradan geçen 31 yıla rağmen, Srebrenitsa soykırımında yaşamını yitiren ve cenazelerine henüz ulaşılamayan 1000'den fazla kişinin bulunması için çalışmalar sürüyor.

Her yıl yeni kimlik tespitlerinin tamamlanmasıyla bulunan kurbanlar, ailelerinin onayı doğrultusunda eksik kemiklerle de olsa defnediliyor. Bazı aileler ise ileride başka kemik parçalarının bulunabileceği umuduyla defin işlemini yıllarca ertelemeyi tercih ediyor.

Srebrenitsa'da her yıl düzenlenen anma törenleri ise yalnızca yeni bulunan kurbanların son yolculuğuna uğurlandığı bir tören olmanın ötesinde, dünyanın gözü önünde işlenen soykırımın unutulmaması ve benzer trajedilerin bir daha yaşanmaması çağrısının simgesi olmayı sürdürüyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[Srebrenitsa'daki soykırım kurbanlarından 1000'den fazlasının cenazesi bulunamadı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 10:10:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/srebrenitsadaki-soykirim-kurbanlarindan-1000den-fazlasinin-cenazesi-bulunamadi-133005-20260710.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/srebrenitsadaki-soykirim-kurbanlarindan-1000den-fazlasinin-cenazesi-bulunamadi-133005-20260710.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/srebrenitsadaki-soykirim-kurbanlarindan-1000den-fazlasinin-cenazesi-bulunamadi-133005-20260710.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İsrailli Bakan, F-35’lerin Türkiye’ye verilmemesi için gizli ve açık girişimlerde bulunduklarını söyledi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-israilli-bakan-f-35lerin-turkiyeye-verilmemesi-icin-gizli-ve-acik-girisimlerde-bulunduklarini-soyledi-21903.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-israilli-bakan-f-35lerin-turkiyeye-verilmemesi-icin-gizli-ve-acik-girisimlerde-bulunduklarini-soyledi-21903.html</link>
                    <description><![CDATA[İsrail'in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, F-35 savaş uçaklarının Türkiye'ye verilmemesi için hem açıktan hem perde arkasında girişimlerde bulunduklarını belirtti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yedioth Ahronoth gazetesine konuşan Maliye Bakanı Smotrich, F-35'lerin Türkiye'ye verilmesine karşı olduklarını ve bunu engellemek için çaba gösterdiklerini aktardı.

ABD Başkanı Donald Trump ile yoğun görüşmeler yürüttüklerini ve F-35'lerin Türkiye'ye satışını engellemek için "hem açıktan hem perde arkasında çok sıkı çalıştıklarını" söyleyen Smotrich, "Erdoğan'ın oyunun kurallarını değiştirecek silahlara erişimine izin verilmemelidir." ifadelerini kullandı.

Öte yandan Smotrich, "Erdoğan çok tehlikeli bir adam. Türkiye, bugünkü durumuyla İsrail için çok önemli bir tehdittir." iddiasında da bulundu.

Ankara'da 36.⁠ ⁠NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi devam ederken, ABD Başkanı Donald Trump'ın Türkiye'nin F-35 programına dönüşüne işaret eden açıklamaları, Tel Aviv yönetimi tarafından endişeyle karşılanmıştı.

İsrail Başbakanı Netanyahu, ABD basınına verdiği röportajlarla bu endişesini dile getirirken, Dışişleri Bakanı Gideon Saar da buna açıkça karşı olduklarını ve bölgede ABD'nin İsrail'in "niteliksel askeri üstünlüğünü" koruması gerektiğini savunmuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[İsrailli Bakan, F-35’lerin Türkiye’ye verilmemesi için gizli ve açık girişimlerde bulunduklarını söyledi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 07:05:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/israilli-bakan-f-35lerin-turkiyeye-verilmemesi-icin-gizli-ve-acik-girisimlerde-bulunduklarini-soyledi-104119-20260709.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/israilli-bakan-f-35lerin-turkiyeye-verilmemesi-icin-gizli-ve-acik-girisimlerde-bulunduklarini-soyledi-104119-20260709.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/israilli-bakan-f-35lerin-turkiyeye-verilmemesi-icin-gizli-ve-acik-girisimlerde-bulunduklarini-soyledi-104119-20260709.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[NATO, Ankara Zirvesi'nde duyurulan projelerin detaylarını açıkladı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-nato-ankara-zirvesinde-duyurulan-projelerin-detaylarini-acikladi-21884.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-nato-ankara-zirvesinde-duyurulan-projelerin-detaylarini-acikladi-21884.html</link>
                    <description><![CDATA[NATO, Ankara Zirvesi kapsamında Ankara'da düzenlenen Savunma Sanayii Forumu'nda açıklanan projelerin bazı detaylarını paylaştı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ NATO'dan yapılan açıklamalara göre, 36.⁠ ⁠NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi çerçevesinde Ankara'da düzenlenen Savunma Sanayii Forumu'nda duyurulan, İttifak'ın 10. Airbus A330 MRTT uçağının teslim edilmesi girişimini, Belçika, Çekya, Danimarka, Finlandiya, Almanya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç ve İsveç üstlenecek.

Yeni girişim ürünleri, "ortak havuzda toplama ve maliyetleri paylaşmayı" içeren modeli esas alacak, böylece daha düşük maliyetle ortak kapasiteye ulaşılması hedefleniyor.

Müttefiklerin Havadan Erken Uyarı ve Kontrol uçağı olarak İsveçli şirket Saab üretimi 10 GlobalEye uçağı alma projesinde de Belçika, Kanada, Danimarka, Almanya, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, Romanya ve İsveç beraber çalışacak.

NATO'nun ABD'li şirket Northrop Grumman üretimi MQ-4C Triton insansız hava aracı (İHA) tedarikiyle İstihbarat, Gözetleme ve Keşif (ISR) filosunu güçlendirme projesinde de, Danimarka, Finlandiya, Almanya ve Norveç yer alacak. Yeni İHA'lar, İtalya'daki Sigonella Hava Üssü'nde faaliyet gösteren NATO filosuna katılacak.

Bu proje kapsamında Northrop Grumman şirketi İHA'ları üretecek, Airbus ve diğer Avrupalı şirketler "yer kontrol segmenti, veri yönetim hizmetleri, komuta ve kontrol sistemleri, altyapı ve görev destek çözümlerini" sağlayacak.

Yine Ankara Zirvesi'nde açıklanan "HALO" projesiyle, müttefik ülkelerin ulusal kontrolü altında bulunan askeri uyduların bağlantısı güçlendirilecek ve bu sistemler, ağ tabanlı "büyük uydu takımyıldızı" yapısına entegre edilecek. Bu proje 8 müttefik ülkenin katılımıyla başlatıldı.

"NATO Genel Maksatlı Endirekt Atış Mühimmatı (GENIFR)" isimli NATO standardında yeni 155 milimetrelik top mühimmatının parametrelerinin belirlenmesine ilişkin projede de Türkiye, Kanada, Çekya, Danimarka, Finlandiya, Yunanistan, Norveç, Slovakya ve İsveç beraber çalışacak.

Projeyle, üretim süreçlerinin hızlandırılması, uyum ve tedarik kaynaklı kısıtlamaların giderilmesi amaçlanıyor.

Savunmada kritik öneme sahip ham maddelerin tedariki, depolanması, taşınması ve yönetimi için duyurulan projede de Türkiye'nin yanı sıra Belçika, Kanada, Danimarka, Finlandiya, Yunanistan, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, İspanya ve İsveç yer alacak.

Bu kapsamda, savunma alanında tedarik zincirlerinin dayanıklılığının güçlendirilmesi planlanıyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[NATO, Ankara Zirvesi'nde duyurulan projelerin detaylarını açıkladı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 13:06:52 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/nato-ankara-zirvesinde-duyurulan-projelerin-detaylarini-acikladi-160747-20260707.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/nato-ankara-zirvesinde-duyurulan-projelerin-detaylarini-acikladi-160747-20260707.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/nato-ankara-zirvesinde-duyurulan-projelerin-detaylarini-acikladi-160747-20260707.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Rutte, müttefiklerin Türk savunma sanayisi modelini kendi ülkelerinde uygulamak için incelediğini söyledi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-rutte-muttefiklerin-turk-savunma-sanayisi-modelini-kendi-ulkelerinde-uygulamak-icin-inceledigini-soyledi-21883.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-rutte-muttefiklerin-turk-savunma-sanayisi-modelini-kendi-ulkelerinde-uygulamak-icin-inceledigini-soyledi-21883.html</link>
                    <description><![CDATA[NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Türkiye'nin savunma sanayisinin organize edilme şeklini örnek göstererek, "Bildiğim kadarıyla bazı müttefikler de bunu kendi ülkelerinde uygulayıp uygulayamayacaklarını görmek için inceliyor. " dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile NATO Ankara Zirvesi'nin ilk gününde yapılan Savunma Sanayii Forumu kapsamında düzenlenen panelde konuştu.

Türkiye'de savunma sanayisinin, cumhurbaşkanına doğrudan bağlı çalışan Savunma Sanayii Başkanlığına bağlı olduğunu aktaran Rutte, yaklaşık 3 bin savunma sanayisi şirketinin, küçük, orta ve büyük ölçekli firmalar olarak birbirleriyle yakın işbirliği içinde faaliyet gösterdiğini kaydetti.



Rutte, bu şirketlerin öncelikle Türkiye'nin ihtiyaçlarını karşıladığını, NATO coğrafyasının tamamına ve NATO dışındaki ülkelere de ihracat yaptığını anımsatarak, şöyle konuştu:

"Bence bu son derece ilgi çekici bir model. Bildiğim kadarıyla bazı müttefikler de bunu kendi ülkelerinde uygulayıp uygulayamayacaklarını görmek için inceliyor. Bu, savunma sanayisi alanında toplumun bütün kesimlerini kapsayan yaklaşımın güzel bir örneğidir."



"Soğuk Savaş'tan sonra benzeri görülmemiş bir dönüşümden geçiyoruz"

Halihazırda temel önceliğin Avrupa, Kanada ve ABD'deki savunma sanayisi altyapısının daha fazla üretim yapması olduğunu vurgulayan Rutte, "Bu konuda ilerleme kaydediyoruz. Gerçekten çok daha iyi bir noktaya geliyoruz. Avrupa'da daha fazla üretim hattının ve daha fazla fabrikanın açıldığını görüyoruz." dedi.

Rutte, üretim kapasitesinin mühimmatla sınırlı kalmaması gerektiğini de belirterek, Rusya ekonomisinin tamamının artık savaş ekonomisine göre şekillendirildiğine dikkati çekti.

Rusya'da otomotiv sektörünün bile savaş çabalarına yönelik üretim yaptığına işaret eden Rutte, bu nedenle Avrupa, Kanada ve ABD'nin de aynı doğrultuda hareket etmesi gerektiğini söyledi.

Rutte, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

"Şu anda gördüğümüz dönüşüm, Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana benzeri görülmemiş bir dönüşümdür. Avrupa, NATO'nun ve NATO topraklarının bu bölümünün konvansiyonel savunması konusunda çok daha fazla sorumluluk üstleniyor. Elbette bundan sonra da ABD'nin hem nükleer hem de konvansiyonel alanda belirli bir askeri varlığı sürecek. Ancak artık ABD'nin Avrupa'da çok daha güçlü bir ortağa sahip olduğu, 4 ya da 5 yıl öncesine kıyasla çok daha güçlü bir Avrupa'nın bulunduğu dönüşmüş bir NATO'dan söz ediyoruz."

Rutte, NATO ile Avrupa Birliği arasındaki işbirliğinin de önemli bir dönüşüme yol açtığını ifade ederek, bunun İttifak'ı daha güçlü kıldığını dile getirdi.

AB ve NATO'nun üzerinde mutabık kaldığı net bir görev paylaşımı bulunduğunu ifade eden Rutte, "Bu nedenle birbirimizin rollerini güçlendirebiliyoruz." değerlendirmesini yaptı.



"Türkiye, İttifak içinde her zaman çok önemli bir rol oynadı"

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise AB ve NATO arasındaki işbirliğinin önemine dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı:

"AB üyesi ülkeler ile NATO müttefiklerinin tek bir kuvvet yapısı bulunuyor. Aynı kuvvetler NATO operasyonlarına, AB misyonlarına, Birleşmiş Milletler görevlerine ya da gönüllü koalisyonlara tahsis ediliyor. Bunun mümkün olabilmesi için birlikte çalışabilirlik şart. Elbette mevcut jeostratejik ve jeopolitik ortamda savunma yatırımlarında çok büyük bir artışa ihtiyaç duyuyoruz ve AB bu konuda önemli ölçüde adım atıyor."

Von der Leyen, Avrupa Güvenlik Eylemi (SAFE) mekanizmasına değinerek, şunları kaydetti:

"SAFE mekanizması bizim için özellikle önemli çünkü ortak tedariki teşvik ediyor. Bu kapsamda toplam değeri 100 milyar avroya ulaşan 10 anlaşma imzalanmış durumda. SAFE tasarımı gereği ortak ülkelere de açık. Maliyet unsurlarının yüzde 35'i AB dışındaki ülkelerden karşılanabiliyor. Ancak yüzde 65'inin AB içinde olması gerekiyor. Bunun nedeni Avrupa savunma sanayisi tabanını güçlendirmek istememizdir. Vergi mükelleflerinin parasıyla yapılan bu yatırımların Avrupa'ya geri dönüş sağlamasını, Avrupa'da istihdam yaratmasını ve araştırma-geliştirme faaliyetlerini desteklemesini istiyoruz."

AB dışındaki ülkelerin güvenlik ve savunma anlaşması imzalaması halinde daha geniş işbirliği imkanlarından faydalanabileceğini anımsatan von der Leyen, "Kanada bunu yapan ilk ülke oldu. Dolayısıyla burada çok geniş bir yatırım ve işbirliği yelpazesi bulunuyor." dedi.

Von der Leyen, Türkiye'nin NATO içerisindeki rolüne atıfta bulunarak, "İttifak içinde her zaman çok önemli bir rol oynadı. Aynı şekilde AB ile ilişkilerimiz açısından da büyük önem taşıyor." diye konuştu.

Türkiye ile SAFE'in yüzde 35'lik kısmı kapsamında birlikte çalışma imkanı bulunduğunu belirten von der Leyen, "Bunun yanında 2030'a kadar öngörülen 800 milyar avroluk yatırım ise üye devletlerin kendi savunma bütçelerini hangi alanlara yönlendireceklerine ilişkin kararlarına bağlı. Bu da Türkiye ile çok yakın işbirliği yapılması için geniş fırsatlar sunuyor." ifadelerini kullandı.

Von der Leyen, AB açısından en önemli konunun NATO'nun belirlediği hedeflerle tamamen uyumlu hareket etmek olduğunun altını çizerek, "Elimizde tek bir kuvvet yapısı var. Eksiklerin nerede olduğunu biliyoruz ve bunları maliyet açısından verimli şekilde giderebilmek için birlikte çalışmamız gerekiyor. Bu nedenle NATO Savunma Planlama Süreci (NDPP) bizim için büyük önem taşıyor. Böylece eksiklikleri en uygun maliyetle tamamlayabiliyoruz." ifadelerini kullandı.

Ukrayna ile de yakın çalışma gerekliliğine işaret eden von der Leyen, "Çünkü savunma kabiliyetlerimizi hızlı, akıllıca ve makul maliyetlerle geliştirmemiz gerekiyor. Ukrayna, savaşın baskısı altında bunu son yıllarda başarıyla kanıtladı." değerlendirmesini yaptı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[Rutte, müttefiklerin Türk savunma sanayisi modelini kendi ülkelerinde uygulamak için incelediğini söyledi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 12:14:12 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/rutte-muttefiklerin-turk-savunma-sanayisi-modelini-kendi-ulkelerinde-uygulamak-icin-inceledigini-soyledi-151521-20260707.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/rutte-muttefiklerin-turk-savunma-sanayisi-modelini-kendi-ulkelerinde-uygulamak-icin-inceledigini-soyledi-151521-20260707.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/rutte-muttefiklerin-turk-savunma-sanayisi-modelini-kendi-ulkelerinde-uygulamak-icin-inceledigini-soyledi-151521-20260707.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[AB, yasa dışı İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlere yönelik olası önlemleri tartışacak]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-ab-yasa-disi-israil-yerlesimlerinden-gelen-urunlere-yonelik-olasi-onlemleri-tartisacak-21871.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-ab-yasa-disi-israil-yerlesimlerinden-gelen-urunlere-yonelik-olasi-onlemleri-tartisacak-21871.html</link>
                    <description><![CDATA[Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Sözcüsü El Anouni, İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarında kurduğu yasa dışı yerleşimlerden AB'ye gelen ürünlere yönelik olası ticaret tedbirlerini içeren seçenek belgesinin bu hafta sunulacağını bildirdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Anouar El Anouni AB Komisyonu sözcülerinin günlük basın toplantısında, Başkan Ursla von der Leyen'in daha önce duyurduğu "seçenek belgesi"nin ne zaman sunulacağına ilişkin soruyu yanıtladı.

Sözcü, "Başkan'ın da ifade ettiği gibi, bu seçenek belgesini gelecek hafta yapılacak Dış İlişkiler Konseyi'nin Ticaret Bakanları formatındaki toplantısından önce sunacağız. Dolayısıyla belgeyi bu hafta sunacağız. Şu aşamada bunun ötesinde söyleyebileceğimiz başka bir husus bulunmuyor." ifadelerini kullandı.

İsrail'e karşı eylemsizlikle itham edilen von der Leyen, geçen hafta yaptığı açıklamada, işgal altındaki Filistin topraklarında bulunan yasa dışı yerleşimlerden gelen ürünlere yönelik olası ticaret tedbirlerini değerlendiren bir seçenek belgesi hazırlanacağını duyurmuştu.

Söz konusu belgenin, 13 Temmuz'daki Ticaret Bakanları Bakanları toplantısında üye ülkelerin değerlendirmesine sunulması bekleniyor. Komisyon ise belgenin içeriğine ve değerlendirilecek ticaret seçeneklerine ilişkin ayrıntı paylaşmıyor.

Yerleşimlerle ticaret tartışması

AB'de son dönemde, İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarında kurduğu yasa dışı yerleşimlerle bağlantılı kişi ve kuruluşlara yönelik yaptırımlar ile bu yerleşimlerden gelen ürünlerin Avrupa pazarındaki durumuna ilişkin tartışmalar hız kazandı.

Uluslararası hukuk alanında faaliyet gösteren Global Echo Litigation Center'ın raporuna göre, 2017-2026 döneminde Avrupa'ya ihraç edilen İsrail tarım ürünlerini taşıyan 5 bin 900'den fazla sevkiyatın yüzde 17,2'si işgal altındaki Filistin topraklarında kurulan yasa dışı yerleşimlerden geldi.

AB, İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarında kurduğu yerleşimleri uluslararası hukuka aykırı kabul ediyor ve bu yerleşimlerin iki devletli çözüm perspektifini zayıflattığını vurguluyor. Ancak 7 Ekim 2023'ten bu yana Avrupa kentlerinde sokaklara da taşınan, bazı üye ülkeler ve Avrupa Parlamentosu vekilleri tarafından dile getirilen söz konusu talep, karşılık bulmamıştı.

Yoğun eleştirilerin ardından AB Komisyonu'nun hazırladığı seçenek belgesinin, yerleşimlerden gelen ürünlere yönelik olası ticaret tedbirlerine ilişkin hukuki ve siyasi alternatifleri içermesi bekleniyor. Belge, tek başına bağlayıcı bir karar niteliği taşımıyor. Bunun yerine üye ülkelere izlenebilecek farklı politika seçeneklerini sunacak.

Ticaret Bakanları Toplantısının ardından üye ülkelerin belirli bir seçenek üzerinde uzlaşması halinde AB Komisyonu, bunu daha sonra resmi bir hukuki teklife dönüştürebilecek.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[AB, yasa dışı İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlere yönelik olası önlemleri tartışacak - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 12:20:52 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/ab-yasa-disi-israil-yerlesimlerinden-gelen-urunlere-yonelik-olasi-onlemleri-tartisacak-152155-20260706.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/ab-yasa-disi-israil-yerlesimlerinden-gelen-urunlere-yonelik-olasi-onlemleri-tartisacak-152155-20260706.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/ab-yasa-disi-israil-yerlesimlerinden-gelen-urunlere-yonelik-olasi-onlemleri-tartisacak-152155-20260706.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Novartis, İngiliz biyoteknoloji şirketi Myricx Bio’yu 1,5 milyar dolara satın alıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-novartis-ingiliz-biyoteknoloji-sirketi-myricx-bioyu-15-milyar-dolara-satin-aliyor-21867.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-novartis-ingiliz-biyoteknoloji-sirketi-myricx-bioyu-15-milyar-dolara-satin-aliyor-21867.html</link>
                    <description><![CDATA[İsviçre merkezli ilaç üreticisi Novartis, yeni nesil kanser ilaçları geliştiren İngiliz biyoteknoloji şirketi Myricx Bio’yu toplamda 1,5 milyar dolara satın almak üzere anlaşmaya vardı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Şirketlerin ortak açıklamasına göre, kanser tedavisinde hedefli hücre imhası sağlayan yeni nesil Antikor-İlaç Konjugatları (ADC) üzerinde çalışmalar yürüten Myricx Bio, Novartis'in toplamda 1,5 milyar dolarlık satın alma teklifini kabul etti.

Anlaşmanın finansal detaylarına göre Novartis, 1,1 milyar dolar peşin nakit ödemenin yanı sıra gelecekteki bilimsel ve ticari başarı kriterlerine bağlı olarak 400 milyon dolara kadar ek ödeme yapacak.

Söz konusu anlaşmanın, gerekli izinlerin alınmasının ardından bu yılın ikinci yarısında tamamlanması bekleniyor.

Bu satın almanın, Novartis'in kanser ilaçları portföyünün güçlenmesine yardımcı olacağı öngörülüyor.

Piyasa analistleri de Novartis'in son dönemde onkoloji, radyoligand ve hedefe yönelik biyolojik tedavilere yatırımlarını agresif bir şekilde artırdığına dikkati çekerek, klinik öncesi aşamada olan bu platform satın almasının küresel kanser ilacı pazarındaki rekabeti yeniden şekillendireceğini ifade etti.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[Novartis, İngiliz biyoteknoloji şirketi Myricx Bio’yu 1,5 milyar dolara satın alıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 10:27:07 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/novartis-ingiliz-biyoteknoloji-sirketi-myricx-bioyu-15-milyar-dolara-satin-aliyor-132821-20260706.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/novartis-ingiliz-biyoteknoloji-sirketi-myricx-bioyu-15-milyar-dolara-satin-aliyor-132821-20260706.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/novartis-ingiliz-biyoteknoloji-sirketi-myricx-bioyu-15-milyar-dolara-satin-aliyor-132821-20260706.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Genel Sekreter Rutte'den, NATO'nun Brüksel'deki karargahından Ankara Zirvesi'ne mesaj]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-genel-sekreter-rutteden-natonun-brukseldeki-karargahindan-ankara-zirvesine-mesaj-21866.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-genel-sekreter-rutteden-natonun-brukseldeki-karargahindan-ankara-zirvesine-mesaj-21866.html</link>
                    <description><![CDATA[NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara Zirvesi öncesinde Brüksel'deki karargahta verdiği son mesajda zirvenin sonuçlara odaklanacağını ve yeni yüzde 5'lik hedefe ulaşmak için güvenilir harcama planlarını görüşeceklerini bildirdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ NATO tarafından ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformu üzerinden Rutte'nin Ankara zirvesine ilişkin görüntülü mesajı paylaşıldı.

Brüksel'de yer alan karargahtaki ofisinde görüntülenen Rutte, "Tam zamanında geldiniz çünkü ben yola çıkmak üzereydim. Bu binadaki birçok kişi Ankara'ya gidiyor." dedi.

Rutte, iki gün sürecek NATO Ankara Zirvesi'nin "büyük ölçüde sonuçlara odaklanacağını" söyledi.

Genel Sekreter, şunları kaydetti:

"Geçen yıl Lahey'de çok şey yaptık ama şimdi orada verilen sözleri yerine getirmemiz gerekiyor. Bu da harcamalar anlamına geliyor. Tüm ülkelerin yüzde 5'lik hedefe ulaşma yolunda olduğundan emin olmak için güvenilir harcama planlarını görüşmemiz gerekecek."

Savunma sanayilerinin daha fazla üretim yapması konusunda iyi gelişmelerin olduğuna dikkati çeken Rutte, Ukrayna konusunda da "Ukrayna'nın mücadelede olabildiğince güçlü kalması ve elbette barış görüşmeleri başladığında mümkün olan en iyi konumda bulunması için ihtiyaç duyduğu şeylere sahip olduğundan emin olmak gerekiyor." değerlendirmesini yaptı.

Rutte, "Ben de şimdi ayrılıyorum ve Ankara'da görüşmek üzere." ifadesini kullandı.

&nbsp;

NATO Ankara Zirvesi

Türkiye'nin ev sahipliğinde 7-8 Temmuz'da düzenlenecek Ankara Zirvesi'ne 32 üye ülkenin yanı sıra Asya-Pasifik'teki bazı NATO ortaklarının liderleri ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy gibi çeşitli davetlilerin katılımı öngörülüyor.

36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nin ilk gününde liderler, şimdiye kadarki en kapsamlı NATO Savunma Sanayi Forumu'nda bir araya gelecek. İkinci günde ise oturumlarda zirvenin ana gündem maddeleri ele alınacak.

Zirvede Transatlantik ilişkilerde son dönemde artan gerginliklere rağmen müttefiklerin birlik ve dayanışma mesajı vermesi en önemli beklentiler arasında yer alıyor.

Ana gündem maddeleri arasında Avrupa'nın konvansiyonel savunmada liderliği üstlenmesi ve ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığının yeniden değerlendirilmesini öngören "NATO 3.0" vizyonunun inşa edilmesi bulunuyor.

Ukrayna'ya desteğin geleceğinin de ele alınacağı zirvede müttefiklerin savunma harcamalarını ve savunma sanayi üretim kapasitelerini artırmaları konusunda taahhütlerde bulunmaları bekleniyor.

NATO Ankara Zirvesi, uluslararası basının en yoğun katılım göstereceği NATO zirvesi olacak.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[Genel Sekreter Rutte'den, NATO'nun Brüksel'deki karargahından Ankara Zirvesi'ne mesaj - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 10:14:32 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/genel-sekreter-rutteden-natonun-brukseldeki-karargahindan-ankara-zirvesine-mesaj-131605-20260706.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/genel-sekreter-rutteden-natonun-brukseldeki-karargahindan-ankara-zirvesine-mesaj-131605-20260706.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/genel-sekreter-rutteden-natonun-brukseldeki-karargahindan-ankara-zirvesine-mesaj-131605-20260706.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Litvanya Başbakanı, Türkiye'nin Baltık bölgesinde güvenliğe katkısını takdirle karşıladıklarını belirtti]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-litvanya-basbakani-turkiyenin-baltik-bolgesinde-guvenlige-katkisini-takdirle-karsiladiklarini-belirtti-21852.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-litvanya-basbakani-turkiyenin-baltik-bolgesinde-guvenlige-katkisini-takdirle-karsiladiklarini-belirtti-21852.html</link>
                    <description><![CDATA[Litvanya Başbakanı Inga Ruginiene, "Türkiye'nin Baltık bölgesinin güvenliğine yönelik dayanışmasını ve katkısını büyük takdirle karşılıyoruz." ifadesini kullandı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Litvanya Başbakanı Inga Ruginiene, 7-8 Temmuz'da düzenlenecek Ankara Zirvesi öncesinde soruları yanıtladı.

Transatlantik birliği ve tüm müttefiklerin, Washington Antlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirme konusundaki güçlü taahhüdünü Ankara Zirvesi'nin yeniden teyit etmesini beklediklerini vurgulayan Ruginiene, "Bu kapsamda güvenilir caydırıcılık ve savunma duruşu için gerekli savunma harcamalarının artırılması ve savunma kabiliyetlerinin geliştirilmesi büyük önem taşıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Ruginiene, Rusya'nın Avro-Atlantik güvenliği açısından uzun vadede en doğrudan tehdit olmayı sürdürdüğüne işaret ederek, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın komşu ülkeler dahil, Avrupa'nın güvenlik ortamını daha da kötüleştirdiğinin altını çizdi.

Son dönemde Rusya ve Belarus yönünden gelen insansız hava araçlarının (İHA), Baltık hava sahasında sınırları ihlal ederek NATO'nun doğu kanadını etkilemesini de kınadıklarını belirten Ruginiene, Rusya'yı caydırmak ve güvenilir savunma duruşu sağlamak amacıyla Litvanya'nın Ankara Zirvesi'nde gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 5'inin savunmaya ayrılması hedefi doğrultusunda somut ilerleme kaydedilmesini, özellikle hava savunması alanında savunma kabiliyetlerinin güçlendirilmesini beklediğini ifade etti.

Ruginiene, "Savunma sanayisinin güçlendirilmesi, önceliklerimiz arasında yer alıyor. Müttefiklerin üretim kapasitesini artırması, inovasyonu hızlandırması ve maliyetleri kontrol altında tutması gerekiyor." görüşünü paylaştı.

"Yeni güvenlik ortamında savunma bütçelerinin artırılmasından başka seçenek yok"

Ukrayna'nın sahadaki askeri ivmeyi lehine çevirdiği dönemde İttifak'ın tüm müttefiklerin katkısıyla Ukrayna'nın savunma kapasitesine yönelik askeri desteği sürdürmesinin büyük önem taşıdığına işaret eden Ruginiene, şu ifadeleri kullandı:

"Mesajımız açık olmalı. Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırısı, askeri yığınağı ve müttefiklere karşı yürüttüğü hibrit faaliyetler nedeniyle Avrupa'nın güvenlik ortamı köklü biçimde değişti. Bu yeni tehdit ortamına karşı savunma bütçelerinin artırılmasından başka seçenek yok. Güvenlik, kendiliğinden varlığını sürdürecek bir unsur olarak görülemez."

Ruginiene, savunma harcamalarının ülkeler için yeni ekonomik ve ticari fırsatlar sunduğuna dikkati çekerek, "Avrupalı müttefikler, sorumluluklarını daha fazla üstlenirken transatlantik bağ, Avro-Atlantik güvenliğinin temel taşı olmayı sürdürüyor. ABD'nin rolü değişse de vazgeçilmez ve yerine başka bir aktörün geçmesi mümkün olmayan bir önem taşımaya devam edecektir." değerlendirmesinde bulundu.

"Güçlü müttefikler, güçlü NATO anlamına gelir"

"NATO içinde Avrupa ayağı" kavramının bir ölçüde yanıltıcı olduğuna işaret eden Ruginiene, her müttefikin ister savunma harcamaları ister kabiliyet hedefleri olsun NATO'ya verdikleri taahhütleri yerine getirmeleri gerektiğini belirtti.

Ruginiene, "NATO, her müttefikin önem taşıdığı bütünleşik bir yapıdır. Güçlü müttefikler, güçlü NATO anlamına gelir." mesajını verdi.

Litvanya'nın daha derin transatlantik işbirliği ve güçlü NATO'nun kararlı destekçisi olduğunun altını çizen Ruginiene, Amerikalı müttefiklerinin İttifak içinde külfet paylaşımının daha dengeli olması yönündeki kaygılarını paylaştığını belirtti.

Litvanya Başbakanı, uzun yıllar süren yetersiz savunma yatırımlarının ardından Avrupa'nın savunma hazırlığını artırmak için kararlı adımlar atmasından memnuniyet duyduğunu dile getirerek," Daha güçlü ve daha yetkin bir Avrupa, küresel ve transatlantik güvenliğe olumlu katkı sağlayacak, NATO'yu daha da güçlendirecektir." değerlendirmesinde bulundu.

Avrupa Birliği'nin (AB) savunma alanındaki girişimleriyle ulusal savunma harcamalarının çoğalması sayesinde Avrupa'nın konvansiyonel askeri gücünün önemli ölçüde artacağını kaydeden Ruginiene, "İttifak, Avrupa ve transatlantik çıkarlarını koruyacak gerekli askeri kapasiteye kavuşarak dış tehditlere karşı daha güçlü bir caydırıcılık sağlayacaktır." görüşünü paylaştı.

"Türkiye, önemli bir NATO müttefiki"

Ruginiene, Türkiye'nin İttifak'a katkıları konusunda da şunları kaydetti:

"Türkiye, güçlü askeri kabiliyetlere ve stratejik coğrafi konuma sahip önemli bir NATO müttefikidir. Türkiye'nin Baltık bölgesinin güvenliğine yönelik dayanışmasını ve katkısını büyük takdirle karşılıyoruz. Güvenlik ortamının, özellikle Rusya'nın askeri yığınağı ve müttefiklere yönelik hibrit faaliyetleri nedeniyle giderek zorlaştığı bir dönemde birlik ve etkili işbirliği, her zamankinden daha büyük önem taşıyor."

Ruginiene, her müttefikin NATO'nun caydırıcılık ve savunma kapasitesini güçlendirmede, dayanıklılığını artırmada ve İttifak'ın ister konvansiyonel ister hibrit nitelikte olsun her yönden gelen tehditlere karşı hazırlıklı olmasını sağlamada üstleneceği önemli bir rolünün bulunduğuna dikkati çekti.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[Litvanya Başbakanı, Türkiye'nin Baltık bölgesinde güvenliğe katkısını takdirle karşıladıklarını belirtti - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 08:57:12 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/litvanya-basbakani-turkiyenin-baltik-bolgesinde-guvenlige-katkisini-takdirle-karsiladiklarini-belirtti-115809-20260704.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/litvanya-basbakani-turkiyenin-baltik-bolgesinde-guvenlige-katkisini-takdirle-karsiladiklarini-belirtti-115809-20260704.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/litvanya-basbakani-turkiyenin-baltik-bolgesinde-guvenlige-katkisini-takdirle-karsiladiklarini-belirtti-115809-20260704.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ABD Başkanı Trump: (İran'a) Cenaze töreni nedeniyle bir hafta izin verdik]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-abd-baskani-trump-irana-cenaze-toreni-nedeniyle-bir-hafta-izin-verdik-21850.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-abd-baskani-trump-irana-cenaze-toreni-nedeniyle-bir-hafta-izin-verdik-21850.html</link>
                    <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın anlaşmaya varmayı "çok istediğini" savunarak, ABD-İsrail saldırısında hayatını kaybeden İran'ın eski lideri Ali Hamaney için yapılan devlet töreni kapsamında Tahran yönetimine "bir hafta izin verdiğini" söyledi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Trump, ülke bağımsızlığının 250. yılı dolayısıyla South Dakota eyaletinde yaptığı konuşmada, İran'a ilişkin açıklamalarda bulundu.

"İran'ı yerle bir ettikleri" söylemini tekrarlayan Trump, İran'ın anlaşmaya varmayı "çok istediğini" savundu.

Trump, "(İran'a) Cenaze töreni nedeniyle bir hafta izin verdik." ifadesini kullandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[ABD Başkanı Trump: (İran'a) Cenaze töreni nedeniyle bir hafta izin verdik - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 07:22:48 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/abd-baskani-trump-irana-cenaze-toreni-nedeniyle-bir-hafta-izin-verdik-102339-20260704.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/abd-baskani-trump-irana-cenaze-toreni-nedeniyle-bir-hafta-izin-verdik-102339-20260704.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/abd-baskani-trump-irana-cenaze-toreni-nedeniyle-bir-hafta-izin-verdik-102339-20260704.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ABD-İsrail saldırısında hayatını kaybeden İran’ın eski lideri Hamaney için Tahran'da veda töreni]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-abd-israil-saldirisinda-hayatini-kaybeden-iranin-eski-lideri-hamaney-icin-tahranda-veda-toreni-21849.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-abd-israil-saldirisinda-hayatini-kaybeden-iranin-eski-lideri-hamaney-icin-tahranda-veda-toreni-21849.html</link>
                    <description><![CDATA[ABD-İsrail saldırısında hayatını kaybeden İran’ın eski lideri Ali Hamaney için Tahran'daki İmam Humeyni Musalla Camisi’nde veda töreni yapıldı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yerel saatle sabah 06.00’da başlayan törene on binlerce İranlı katıldı.

Tören alanına yerleştirilen Hamaney’in tabutunun görünmesiyle birlikte törene katılan halk hüzün dolu anlar yaşadı. Törende ayrıca ABD ve İsrail aleyhine sloganlar atıldı.

&nbsp;











&nbsp;





&nbsp;

Alanı, "Ya Hüseyin" feryatları ve ağıtlar okuyarak, ellerini göğsüne vurarak gelen İranlılar doldurdu.

Kur'an-ı Kerim tilavetinin gerçekleştirildiği törene bazı İranlılar yerel kıyafetleri ile katıldı.

​​​​​​​Veda töreninin akşam 20.00'ye kadar devam etmesi bekleniyor.

Hamaney için yarın İmam Humeyni Musalla Camisi’nde cenaze namazı kılınacak.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[ABD-İsrail saldırısında hayatını kaybeden İran’ın eski lideri Hamaney için Tahran'da veda töreni - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 07:05:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/abd-israil-saldirisinda-hayatini-kaybeden-iranin-eski-lideri-hamaney-icin-tahranda-veda-toreni-101728-20260704.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/abd-israil-saldirisinda-hayatini-kaybeden-iranin-eski-lideri-hamaney-icin-tahranda-veda-toreni-101728-20260704.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/abd-israil-saldirisinda-hayatini-kaybeden-iranin-eski-lideri-hamaney-icin-tahranda-veda-toreni-101728-20260704.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[TCG Oruçreis, ABD'nin 250. kuruluş yılı töreni için New York Limanı'na demirledi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-tcg-orucreis-abdnin-250-kurulus-yili-toreni-icin-new-york-limanina-demirledi-21848.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-tcg-orucreis-abdnin-250-kurulus-yili-toreni-icin-new-york-limanina-demirledi-21848.html</link>
                    <description><![CDATA[Türk Deniz Kuvvetlerine ait TCG Oruçreis, ABD'nin 250. kuruluş yılı kutlamaları kapsamında düzenlenecek törene katılmak için New York Limanı'na demir attı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TCG Oruçreis, New York'ta 5 Temmuz'da düzenlenecek "International Naval Review ve Parade of Sail" etkinliklerine katılmak üzere ABD'ye geldi.

&nbsp;









&nbsp;

&nbsp;



ABD'nin 250. kuruluş yılı kutlamaları kapsamında New York Limanı'na demir atan TCG Oruçreis, dünyanın farklı ülkelerinden gelen savaş gemileriyle birlikte Hudson Nehri’nde düzenlenecek deniz geçit törenine katılacak.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[TCG Oruçreis, ABD'nin 250. kuruluş yılı töreni için New York Limanı'na demirledi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 06:50:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/tcg-orucreis-abdnin-250-kurulus-yili-toreni-icin-new-york-limanina-demirledi-101518-20260704.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/tcg-orucreis-abdnin-250-kurulus-yili-toreni-icin-new-york-limanina-demirledi-101518-20260704.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/tcg-orucreis-abdnin-250-kurulus-yili-toreni-icin-new-york-limanina-demirledi-101518-20260704.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Dünya'ya düşme tehlikesi bulunan NASA teleskobu için kurtarma operasyonu başlatıldı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-dunyaya-dusme-tehlikesi-bulunan-nasa-teleskobu-icin-kurtarma-operasyonu-baslatildi-21844.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-dunyaya-dusme-tehlikesi-bulunan-nasa-teleskobu-icin-kurtarma-operasyonu-baslatildi-21844.html</link>
                    <description><![CDATA[Dünya'ya düşme tehlikesiyle karşı karşıya olan NASA teleskobu için başlatılan kurtarma operasyonu kapsamında uzay aracı yörüngeye fırlatıldı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Savunma teknolojileri şirketi Katalyst Space Technologies'e ait Link uzay aracı, yörüngede planlanandan daha hızlı alçalan Swift Gözlemevi'ne müdahale edilmesi amacıyla Marshall Adaları'ndan yola çıktı.

Link'in, yaklaşık bir ay içinde Güneş fırtınaları sebebiyle beklenenden daha hızlı alçalan Swift'e ulaşması öngörülüyor.

NASA, Link uzay aracının, 2004'te fırlatılan Swift'i yakalayıp yörüngesinde yükseltmesini planlıyor.

Teleskobun yörüngesinin mümkün olduğunca uzun süre korunması amacıyla gözlemler askıya alındı. Swift'in eylüle kadar yeniden faaliyete geçeceği tahmin ediliyor.

1,4 ton ağırlığındaki Swift, Dünya'nın 360 kilometre üzerinde yörüngede bulunuyor.

Link uzay aracının, iticilerini ateşleyip Swift'i 240 kilometre daha yukarıya taşımak amacıyla hareket ettirmesi planlanıyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[Dünya'ya düşme tehlikesi bulunan NASA teleskobu için kurtarma operasyonu başlatıldı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 12:50:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/dunyaya-dusme-tehlikesi-bulunan-nasa-teleskobu-icin-kurtarma-operasyonu-baslatildi-161845-20260703.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/dunyaya-dusme-tehlikesi-bulunan-nasa-teleskobu-icin-kurtarma-operasyonu-baslatildi-161845-20260703.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/dunyaya-dusme-tehlikesi-bulunan-nasa-teleskobu-icin-kurtarma-operasyonu-baslatildi-161845-20260703.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ABD Adalet Bakanlığı, Epstein'a ait ek dosyayı teslim etmeyi reddetti]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-abd-adalet-bakanligi-epsteina-ait-ek-dosyayi-teslim-etmeyi-reddetti-21840.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-abd-adalet-bakanligi-epsteina-ait-ek-dosyayi-teslim-etmeyi-reddetti-21840.html</link>
                    <description><![CDATA[ABD Adalet Bakanlığı, reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'a ait, daha önce mahkeme tarafından istenen bazı ek bilgileri vermedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ABC News'in haberine göre, Adalet Bakanlığı söz konusu belgelerin mağdurlara ait hassas bilgiler içerdiği ya da yasaların gerektirdiği şekilde sansürlendiğini öne sürerek Epstein dosyalarına dair ek bilgileri teslim etmeyi reddetti.

ABD Adalet Bakanı Yardımcısı Stanley Woodward mahkemeden, belgelerin paylaşılması gereken son tarihi 60 gün ertelemesini ya da Bakanlığın belgeleri saklama gerekçelerini kabul ederek bu tarihi tamamen geçersiz saymasını talep etti.

Söz konusu belgelerdeki e-postalardan bazılarının mağdurların isimlerini korumak amacıyla sansürlendiğini kaydeden Woodward, "mağdurların birçok yazışmasının, bağlamı olmadan ilk bakışta rahatsız edici görünebileceğini" öne sürdü.

Woodward, ABD Başkanı Donald Trump hakkında saldırı iddialarında bulunan bir kadının röportaj notlarına ilişkin belgelerin ise "daktilo ile yazılmış raporların tekrarı olarak değerlendirildiğini" iddia etti.

Jeffrey Epstein olayı

En küçüğü 14 olmak üzere 18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı oluşturmak suçlamasıyla yargılanan Epstein, tutuklu olduğu New York'taki ​​​Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi'ndeki hücresinde 10 Ağustos 2019'da ölü bulunmuştu.

Açıklanan Epstein dava dosyalarında eski Prens Andrew, ABD Başkanı Donald Trump, eski ABD Başkanı Bill Clinton, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, avukat Alan Dershowitz ve eski New Mexico Valisi Bill Richardson gibi ünlü isimler yer almıştı.

ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) da ABD Adalet Bakanlığı ile yaptığı inceleme sonucunda ünlü isimlerden oluşan "müşteri listesi"nin tutulduğuna dair herhangi bir kanıta ulaşılamadığını, aralarında hükümet yetkilileri, ünlüler ve iş insanlarının da bulunduğu kişilerin suçuna ortak olduğu gerekçesiyle örtbas amacıyla öldürüldüğü öne sürülen Epstein'in ise aslında hücresinde intihar ettiği sonucuna varıldığını açıklamıştı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[ABD Adalet Bakanlığı, Epstein'a ait ek dosyayı teslim etmeyi reddetti - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 10:10:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/abd-adalet-bakanligi-epsteina-ait-ek-dosyayi-teslim-etmeyi-reddetti-133145-20260703.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/abd-adalet-bakanligi-epsteina-ait-ek-dosyayi-teslim-etmeyi-reddetti-133145-20260703.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/abd-adalet-bakanligi-epsteina-ait-ek-dosyayi-teslim-etmeyi-reddetti-133145-20260703.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Venezuela, depremlerde hayatını kaybedenler için 7 günlük ulusal yas ilan etti]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-venezuela-depremlerde-hayatini-kaybedenler-icin-7-gunluk-ulusal-yas-ilan-etti-21821.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-venezuela-depremlerde-hayatini-kaybedenler-icin-7-gunluk-ulusal-yas-ilan-etti-21821.html</link>
                    <description><![CDATA[Venezuela'da 24 Haziran'da meydana gelen depremlerde hayatını kaybedenler için ülke genelinde 7 günlük ulusal yas ilan edildiği duyuruldu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ülkesinin yıkıcı depremler nedeniyle "derin bir acı" içerisinde olduğunu belirtti.

Rodriguez, şu ifadeleri kullandı:

"Bugün, sevdiklerini kaybeden ailelerin acısını paylaşıyor; yaralılar, kayıplar ve afetten etkilenen tüm topluluklar için dualarımızı yükseltiyoruz. Hayatını kaybedenlerin anısına saygı duruşu olarak, bugün saat 18.00'den itibaren geçerli olmak üzere 7 günlük Ulusal Yas ilan edilmesine karar vermiş bulunmaktayım. Bu derin üzüntü anlarında, bu trajediyi yaşayan herkesi kucaklıyor, onların yanında olma ve kendilerini koruma taahhüdümüzü yineliyoruz."

Öte yandan yerel basında çıkan haberlere göre, deprem felaketinin ardından yetkililer 80 bin 800'den fazla aileye insani yardım ulaştırdı.

Bölgedeki acil durum çalışmaları kapsamında, diğer ülkelerden gelen 3 bin 660 arama-kurtarma görevlisi, 148 özel eğitimli arama-kurtarma köpeği ve 49 teknik araçla desteklenen toplam 26 bin 121 Venezuela personeli sahada görev yapıyor.

Ayrıca, yürütülen arama-kurtarma ve yardım faaliyetlerine katkı sağlamak amacıyla 15 bin 467 kişi de gönüllü olarak çalışmalara katılıyor.

&nbsp;









&nbsp;

&nbsp;



Venezuela'da iki büyük deprem meydana gelmişti

ABD Jeolojik Araştırma Merkezi (USGS), 24 Haziran'da Venezuela'da 39 saniye arayla 7,2 ve 7,5 büyüklüğünde iki deprem meydana geldiğini bildirmişti.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) 26 Haziran'daki açıklamasında, depremlerin doğrudan yol açtığı fiziksel hasarın maliyetini 6,7 milyar dolar olarak hesaplamıştı.

Depremlerin ardından yakınları tarafından kaybolduğu bildirilen kişi sayısı, 27 Haziran itibarıyla 68 bini geçtiği, hayatını kaybedenlerin sayısının 2 bin 295'e yükseldiği bildirilmişti.

Arama kurtarma çalışmalarının sürdüğü ülkede, ölü ve yaralı sayısının artmasından endişe ediliyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[Venezuela, depremlerde hayatını kaybedenler için 7 günlük ulusal yas ilan etti - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 07:52:33 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/venezuela-depremlerde-hayatini-kaybedenler-icin-7-gunluk-ulusal-yas-ilan-etti-105355-20260702.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/venezuela-depremlerde-hayatini-kaybedenler-icin-7-gunluk-ulusal-yas-ilan-etti-105355-20260702.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/venezuela-depremlerde-hayatini-kaybedenler-icin-7-gunluk-ulusal-yas-ilan-etti-105355-20260702.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Srebrenitsa soykırımının 31. yıl anma törenlerinde 10 soykırım kurbanı toprağa verilecek]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-srebrenitsa-soykiriminin-31-yil-anma-torenlerinde-10-soykirim-kurbani-topraga-verilecek-21818.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-srebrenitsa-soykiriminin-31-yil-anma-torenlerinde-10-soykirim-kurbani-topraga-verilecek-21818.html</link>
                    <description><![CDATA[Bosna Hersek'te Sırpların Boşnaklara saldırısıyla başlayan savaşta, ülkenin doğusundaki Srebrenitsa'da 1995'te yaşanan soykırımda katledilen ve kimlik tespiti yapılan 10 kurbanın cenazesi, 11 Temmuz'da yapılacak anma törenlerinde defnedilecek.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bosna Hersek'te 1992-1995'teki savaşta, "Avrupa'da 2. Dünya Savaşı'nın ardından görülen en büyük insanlık trajedisi" olarak nitelendirilen Srebrenitsa soykırımında Sırp güçlerince öldürülen ve kemik kalıntılarına yıllar sonra ulaşılan kurbanlar için bu yıl da anma törenleri gerçekleştirilecek.

Bosna Hersek Kayıp Kişiler Enstitüsünden alınan bilgiye göre, Potoçari Anıt Mezarlığı'nda 11 Temmuz'daki 31. yıl anma törenlerinde defnedilecek 10 kurbandan en genci öldürüldüğünde 20 yaşında olan Senad Jusic, en yaşlı kurban ise katledildiğinde 56 yaşında olan Ramo Dautovic.

Bu yıl toprağa verilecek 10 kişinin isimleri şöyle sıralandı:

"Senad Jusic, Muriz Barakovic, Hamed Music, Ramo Alic, Muhidin Osmanovic, Huso Cerimovic, Nuko Nukic, Ahmet Guster, Asım Kunic ve Ramo Dautovic."

Cenazelerden bazıları, soykırımda katledilen akrabalarının mezarlarına defnedilecek.



Bosna Hersek Kayıp Kişiler Enstitüsü Sözcüsü Emza Fazlic, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 10 kurbanın ailesinin defin için onay verdiğini ve sayının kesinleştiğini söyledi.

Fazlic, cenazelerin toplu mezarlardan çıkarıldığını ve ailelerinden alınan DNA örnekleriyle eşleştirildikten sonra kimlik tespitlerinin yapıldığını belirtti.

Bir babanın oğlunun yanına, bir kişinin ise amca çocuklarıyla aynı mezara defnedileceğini aktaran Fazlic, "Bazı cenazeler çok az sayıda kemik kalıntısından oluşuyor. Aileler, yeni toplu mezarların bulunacağı ve başka cenaze kalıntılarına ulaşılacağı umuduyla bir süre daha beklemeye karar veriyor. Böylece sevdiklerini daha bütün halde defnedebileceklerine inanıyorlar." ifadelerini kullandı.

Srebrenitsa'da neler yaşandı?

Srebrenitsa, 11 Temmuz 1995'te Ratko Mladic komutasındaki Sırp birliklerince işgal edildi. İşgalin ardından Birleşmiş Milletler (BM) bünyesindeki Hollandalı askerlere sığınan sivil Boşnaklar, Sırplara teslim edildi.

Kadın ve çocukların, Boşnak askerlerin kontrolündeki bölgeye ulaşmasına izin veren Sırplar, en az 8 bin 372 Boşnak erkeği ormanlık alanlar, fabrikalar ve depolarda katlettikten sonra toplu mezarlara gömdü.

Hollanda'nın Lahey kentindeki Uluslararası Adalet Divanı, 2007'deki kararında, eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesinden (ICTY) gelen kanıtlar doğrultusunda, Srebrenitsa ve civarında yaşananları "soykırım" olarak tanıdı.

Savaşın ardından kayıpları bulmak için başlatılan çalışmalarda, toplu mezarlarda kemik kalıntılarına ulaşılan kurbanlar, kimlik tespitinin ardından her yıl 11 Temmuz'da Potoçari Anıt Mezarlığı'nda düzenlenen törenle defnediliyor.

Potoçari Anıt Mezarlığı'nda bugüne kadar 6 bin 772 kurban toprağa verilirken 250 kurban, ailelerin isteğiyle yerel mezarlıklarda toprağa verildi. Srebrenitsa soykırımında hayatını kaybeden ve kalıntılarına ulaşılamayan 1000'den fazla kişi bulunuyor.

Srebrenitsa soykırımı kurbanlarından kemikleri bulunup kimliği tespit edilenlerin cenazeleri, 77'si toplu mezar olmak üzere 150 farklı noktadan çıkarıldı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[Srebrenitsa soykırımının 31. yıl anma törenlerinde 10 soykırım kurbanı toprağa verilecek - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 15:05:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/srebrenitsa-soykiriminin-31-yil-anma-torenlerinde-10-soykirim-kurbani-topraga-verilecek-181946-20260701.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/srebrenitsa-soykiriminin-31-yil-anma-torenlerinde-10-soykirim-kurbani-topraga-verilecek-181946-20260701.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/srebrenitsa-soykiriminin-31-yil-anma-torenlerinde-10-soykirim-kurbani-topraga-verilecek-181946-20260701.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ertuğruloğlu: Güvenlik açısından Türkiye'nin Ada'daki varlığı kırmızı çizgimiz]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-ertugruloglu-guvenlik-acisindan-turkiyenin-adadaki-varligi-kirmizi-cizgimiz-21815.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-ertugruloglu-guvenlik-acisindan-turkiyenin-adadaki-varligi-kirmizi-cizgimiz-21815.html</link>
                    <description><![CDATA[KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, güvenlik konusunda Türk askerinin Ada'daki varlığı ile Türkiye'nin etkin ve fiili garantörlüğünün, Kıbrıs Türk halkı için kırmızı çizgi olduğunu kaydetti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, güvenlik açısından, Türkiye'nin etkin ve fiili garantörlüğü ile Ada'daki askeri varlığının Kıbrıs Türk halkı için "kırmızı çizgi" olmasının yanı sıra Doğu Akdeniz'deki Türk-Yunan dengesinin ve bölgesel istikrarın en güçlü güvencesi olduğunu ifade etti.

Türk Ajansı Kıbrıs'ın (TAK) haberine göre, Ertuğruloğlu yazılı açıklama yaptı.

Ertuğruloğlu, yarım asrı geçen Kıbrıs müzakere tarihinin, Rum tarafının zihniyet değiştirmeyeceğini ve olası ortaklık zeminini her seferinde yıkacağını tüm dünyaya kanıtladığını vurgulayarak, "Bu nedenle, çözümsüzlüğün faturasını haksız izolasyonlarla Kıbrıs Türk halkına ödetmeye çalışan yaklaşımlara karşı duruşumuz nettir, Ada'da yan yana yaşayan, egemen eşit iki ayrı devletin varlığı yegane gerçektir." ifadelerini kullandı.

Güvenlik konusunda Türk askerinin Ada'daki varlığı ile Türkiye'nin etkin ve fiili garantörlüğünün, Kıbrıs Türk halkı için kırmızı çizgi olduğunu belirten Ertuğruloğlu, Türkiye'nin varlığının Doğu Akdeniz'deki Türk-Yunan dengesinin ve bölgesel istikrarın en güçlü güvencesi olduğunun altını çizdi.

Ertuğruloğlu siyasi partilerinin Türkiye ile yakın temas ve diyalog içinde olmasından ve istişarelerini geliştirmesinden memnuniyet duyduklarını aktararak, "Çünkü milli Kıbrıs davamız ve geleceğimiz birdir ve ortaktır." ifadesini kullandı.

Bakan Ertuğruloğlu, açıklamasında şunları kaydetti:

"Geçmişte Annan Planı ve Crans-Montana süreçlerinde de yaşandığı üzere Rumların Ada'yı tek başlarına yönetme, Kıbrıs Türklerini bir 'azınlık' olarak görme ve 'sıfır asker, sıfır garanti' ısrarları, federasyon temelli çözüm modellerini tarihin çöplüğüne çoktan gömmüştür."

Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkının geleceğini, defalarca denenmiş ve tüketilmiş federasyon zeminlerinde aramanın boşuna çaba, zaman kaybı olmasının yanı sıra milli Kıbrıs politikasına zemin ve Kıbrıs Türk halkına statü kaybettirme uğraşı olduğunu belirterek, "Kıbrıs Türk halkının geleceği, kendi egemen devlet çatısı altında ve ana vatan Türkiye ile omuz omuza yürüyerek güvence altına alınmıştır. Devletimiz KKTC'nin yönetimine talip olanlar, bu gerçeği iyi idrak etmeli, halkımıza samimi olmalıdırlar." değerlendirmesinde bulundu.

Kıbrıs sorununun çözüm süreci ile Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ilişkileri arasında bağlantı kurulmasına tepki gösteren Ertuğruloğlu, "Kıbrıs konusunda her zaman Rumlardan yana taraf olan AB'den, Kıbrıs Türk halkı adına nasıl hakkaniyetli bir yaklaşım beklenebilir ve Türkiye'nin AB ile ilişkilerinin ilerlemesi hangi akılla Kıbrıs'taki gelişmelere bağlanır?" ifadelerine yer verdi.

Ertuğruloğlu, şöyle devam etti:

"Biz bu aldatmaca filmi 2004'te gördük, acı tecrübe ettik. Aynı filmi yeniden çevirmek ve oynamak isteyenlere, Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Denktaş'ın 'Türkiye olmadan değil AB'ye, cennete bile gitmeyiz.' sözlerini hatırlatmak isterim. Avrupa Birliği'ne asla güvenmedik, güvenmiyoruz."

Türkiye'nin, "Ada'da kalıcı, adil ve sürdürülebilir bir çözüm ancak Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün teyit edilmesine dayanan iki devletli çözüm temelinde mümkün olduğu" gerçeğini kararlılıkla sürekli vurguladığını hatırlatan Ertuğruloğlu, "Başka ve gerçeklerle bağdaşmayan tehlikeli senaryolardan medet umma akıl işi mi?" ifadesini kullandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[Ertuğruloğlu: Güvenlik açısından Türkiye'nin Ada'daki varlığı kırmızı çizgimiz - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 10:45:24 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/ertugruloglu-guvenlik-acisindan-turkiyenin-adadaki-varligi-kirmizi-cizgimiz-134636-20260701.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/ertugruloglu-guvenlik-acisindan-turkiyenin-adadaki-varligi-kirmizi-cizgimiz-134636-20260701.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/ertugruloglu-guvenlik-acisindan-turkiyenin-adadaki-varligi-kirmizi-cizgimiz-134636-20260701.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kanada'daki mezuniyet töreninde genç mezunun kefiyesinin zorla çıkarılması tepki topladı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-kanadadaki-mezuniyet-toreninde-genc-mezunun-kefiyesinin-zorla-cikarilmasi-tepki-topladi-21811.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-kanadadaki-mezuniyet-toreninde-genc-mezunun-kefiyesinin-zorla-cikarilmasi-tepki-topladi-21811.html</link>
                    <description><![CDATA[Kanada Müslümanları Ulusal Konseyi (NCCM), Centennial Collegiate adlı lisedeki mezuniyet töreninde bir öğrencinin boynundaki kefiyenin zorla çıkarılmasını "Filistin karşıtı ırkçılığın en belirgin örneği" olarak nitelendirdi.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kanada'nın Saskatchewan eyaletine bağlı Saskatoon kentindeki Centennial Collegiate Lisesi'nin mezuniyet töreninde, diplomasını almak için cübbesinin üzerine kefiye takarak sahneye çıkan öğrencinin boynundaki kefiyenin zorla çıkarılması tepki çekti.

NCCM, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, bu olaya tanıklık etmenin "son derece rahatsız edici" olduğuna dikkati çekti.

Açıklamada, son yıllarda, özellikle kampüslerde ve bu tür mezuniyet törenlerinde Filistin kültürüne veya kimliğine yapılan her türlü referansın "terör ve şiddet kavramlarıyla bir tutulduğuna" ve pek çok "Filistin karşıtı ırkçılık örneğine" tanıklık edildiği belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:

"Bu olay, Kanada'daki tüm kurumlarda ele alınması ve sorumluların hesap vermesi gereken Filistin karşıtı ırkçılığın en belirgin örneğidir. Bu utanç verici olayda yer alan tüm taraflara ulaşmaya çalışıyoruz."

Olay

Son günlerde sosyal medyadaki görüntülerde, Kanada'daki lisenin mezuniyet töreninde diplomasını almaya Filistin mücadelesinin sembollerinden biri haline gelen kefiye ile çıkan bir öğrencinin boynundaki kefiyenin görevli personel tarafından aniden çekilerek çıkarıldığı görüldü.

Görüntülerde, öğrencinin kısa süreli şaşkınlık yaşadığı ve kefiyeyi tekrar boynuna taktığı dikkati çekerken törenin devam ettiği kameralara yansıdı.

Görüntülerin yayılmasının ardından çok sayıda sosyal medya kullanıcısı, müdahalenin kabul edilemez olduğunu vurgulayarak kefiyenin Filistinliler için kültürel kimliğin ve dayanışmanın sembolü olduğunu kaydetti.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[Kanada'daki mezuniyet töreninde genç mezunun kefiyesinin zorla çıkarılması tepki topladı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/kanadadaki-mezuniyet-toreninde-genc-mezunun-kefiyesinin-zorla-cikarilmasi-tepki-topladi-123931-20260701.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/kanadadaki-mezuniyet-toreninde-genc-mezunun-kefiyesinin-zorla-cikarilmasi-tepki-topladi-123931-20260701.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/kanadadaki-mezuniyet-toreninde-genc-mezunun-kefiyesinin-zorla-cikarilmasi-tepki-topladi-123931-20260701.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Küresel deniz yüzeyi sıcaklığı rekor kırdı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-kuresel-deniz-yuzeyi-sicakligi-rekor-kirdi-21810.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-kuresel-deniz-yuzeyi-sicakligi-rekor-kirdi-21810.html</link>
                    <description><![CDATA[Dünyada deniz yüzeyi sıcaklıkları 20,86 dereceyle 2023 ve 2024'te görülen rekor seviyenin üzerine çıktı.                                     ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Küresel deniz yüzeyi sıcaklıkları 21 Haziran'da 20,86 dereceye ulaşarak rekor kırdı.

Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) bünyesindeki Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S) analizine göre, küresel deniz yüzeyi sıcaklıklarında 2023 ve 2024'te kaydedilen 20,83 derecelik seviye aşıldı.

Deniz yüzeyi sıcaklıkları 21 Haziran'da 20,86 derece ölçüldü.

Bu yılın kaydedilen yeni küresel deniz yüzeyi sıcaklığı rekoru, Dünya Meteoroloji Örgütünce (WMO) 2 Haziran 2026'da duyurulan Ekvatoral Pasifik'teki El Nino koşullarının başlamasının yanı sıra son aylarda çeşitli okyanus bölgelerinde gözlemlenen olağanüstü yüksek deniz yüzeyi sıcaklıkları nedeniyle bekleniyordu.

Bu rekorun, hava koşulları, küresel iklim ve deniz ekosistemleri üzerinde etkileri olması bekleniyor.

Son 3 yıl boyunca, kutup bölgeleri dışındaki küresel okyanuslar uzun vadeli ortalamadan 0,35 ile 0,73 derece arasında daha sıcak seyretti. Haziranda bu sapmalar, yılın bu dönemi için rekor düzeyde yüksek seviyelere ulaştı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[Küresel deniz yüzeyi sıcaklığı rekor kırdı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 08:10:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/kuresel-deniz-yuzeyi-sicakligi-rekor-kirdi-112231-20260701.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/kuresel-deniz-yuzeyi-sicakligi-rekor-kirdi-112231-20260701.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/kuresel-deniz-yuzeyi-sicakligi-rekor-kirdi-112231-20260701.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Azerbaycan'dan İsrail'in 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarıyla ilgili kararına tepki]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-azerbaycandan-israilin-1915-olaylarina-iliskin-ermeni-iddialariyla-ilgili-kararina-tepki-21787.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-azerbaycandan-israilin-1915-olaylarina-iliskin-ermeni-iddialariyla-ilgili-kararina-tepki-21787.html</link>
                    <description><![CDATA[Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, İsrail hükümetinin Ermenilerin 1915 olaylarıyla ilgili iddialarına yönelik aldığı karara ilişkin, "İsrail hükümetini aldığı bu kararı yeniden gözden geçirmeye çağırıyoruz." ifadesini kullandı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bakanlık, İsrail hükümetinin 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarıyla ilgili aldığı karara yönelik yazılı açıklama yaptı.

İsrail hükümetinin aldığı kararın ciddi endişe doğurduğu belirtilen açıklamada, "1915 olaylarına ilişkin tarihi gerçeklerin çarpıtılması, karmaşık tarihi süreçlerin hukuki ve bilimsel temellerden uzak bir şekilde siyasi karar konusu haline getirilmesi kabul edilemez." değerlendirmesine yer verildi.

Bu tür adımların uzlaşma ve karşılıklı anlayışa değil, mevcut çelişkilerin daha da derinleşmesine hizmet ettiği, bölgede kalıcı barış ve uzlaşı çabalarını engellediği kaydedilen açıklamada, "İsrail hükümetini aldığı bu kararı yeniden gözden geçirmeye çağırıyoruz." ifadesi kullanıldı.

Azerbaycan'ın tarihi gerçeklerin savunulması, uluslararası hukukun ilkelerine saygı gösterilmesi ve bölgede kalıcı barışın teşvik edilmesi yönündeki kararlı tutumunu bundan sonra da sürdüreceği vurgulandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[Azerbaycan'dan İsrail'in 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarıyla ilgili kararına tepki - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 12:28:40 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/azerbaycandan-israilin-1915-olaylarina-iliskin-ermeni-iddialariyla-ilgili-kararina-tepki-152916-20260629.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/azerbaycandan-israilin-1915-olaylarina-iliskin-ermeni-iddialariyla-ilgili-kararina-tepki-152916-20260629.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/azerbaycandan-israilin-1915-olaylarina-iliskin-ermeni-iddialariyla-ilgili-kararina-tepki-152916-20260629.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Suudi Arabistan'da İslam’ın erken dönemine ışık tutan keşif]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-suudi-arabistanda-islamin-erken-donemine-isik-tutan-kesif-21774.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-suudi-arabistanda-islamin-erken-donemine-isik-tutan-kesif-21774.html</link>
                    <description><![CDATA[Suudi Arabistan Miras Kurumu, Medine bölgesindeki arkeolojik çalışmalarda, Hz. Osman öncesi döneme tarihlenen Kur'an ayetlerini içeren yazıtların da yer aldığı 1700'den fazla kaya yazıtı, kaya resmi ve arkeolojik buluntunun keşfedildiğini açıkladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ABD merkezli Uluslararası Kuran Araştırmaları Derneği (IQSA) İcra Direktörü Dr. Hythem Sidky,&nbsp; yaptığı açıklamada, söz konusu keşiflerin erken İslam tarihine ve Kur'an-ı Kerim metninin aktarımına dair önemli bilgiler sunduğunu belirtti.

Keşifleri değerlendiren IQSA İcra Direktörü Dr. Sidky, yeni yayımlanan yazıtların heyecan verici olduğunu vurgulayarak, "Bu yeni yayımlanan yazıtlar çok heyecan verici çünkü bize erken İslam tarihine dair giderek daha büyük bir anlayış ve pencere sunuyor. Sadece bu da değil, bu yazıtların bulunduğu ve Medine'yi çevreleyen daha geniş bir bölgeyi kapsayan konum çok önemli ve çok ilginç. Çünkü burası gerçekten İslam'ın doğuş yeriydi ve ilk halifeler Medine merkezliydi. Peygamber'den sonraki ilk nesiller ve sahabenin birçoğu bu bölgede yaşadı, bu bölgeye seyahat etti ve bölgeyi çevreleyen kayaların üzerinde izlerini bıraktı." dedi.

&nbsp;

Yazıtlar Hazreti Ömer'in önemini gösteriyor

Bulunan yazıtlar arasında ikinci halifenin adının geçmesinin heyecan verici bir bulgu olduğunu dile getiren Sidky, bunun Hazreti Ömer'den bahseden daha geniş bir yazıt koleksiyonuna katkıda bulunduğunu söyledi. Sidky, bu koleksiyonun içinde Hazreti Ömer'in ölümünden bahseden ve Hicri 24 yılına tarihlenen ünlü Züheyr Yazıtı'nın da bulunduğunu hatırlattı.

Son keşifteki yazıtın farklı bir özelliğine dikkati çeken Sidky, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bu özel vakada, yazıtla ilgili büyüleyici olan şey, Ömer'den bahsetmesine rağmen, yazıtın paleografisinin birinci yüzyıla ait bir tarihlendirmeyi engellemesidir. Dolayısıyla baktığımız yazıt büyük olasılıkla Ömer döneminden kalma bir yazıt değil, onu anan ve önemli bir şahsiyet olarak kabul eden bir yazıttır. Bu durum büyük bir tarihi önem taşımakta ve Ömer'in bölgede yaşayan insanlar üzerindeki tarihini ve önemini anlamamıza yardımcı olmaktadır."

&nbsp;



&nbsp;

İslamiyet sonrası yazıtlarda patlama yaşandı

Yazıtların sadece kayaya ne yazıldığını değil, aynı zamanda yazıyı kazıyan insanların kültürü hakkında da çok şey söylediğini belirten Sidky, Medine bölgesinde İslamiyet'ten sonra yazıt sayısında net bir patlama yaşandığını ifade etti.

Sidky, "İslam öncesi dönemde bölgedeki yazıtların yoğunluğu ve sayısı açısından keskin bir geçiş görüyoruz; İslam'dan sonra ise birçoğu çok dindar ve dini nitelikte olan inanılmaz sayıda yazıtın ortaya çıktığını görüyoruz. Erken halifelerden bahsediyorlar, şehadetten bahsediyorlar, Kur'an-ı Kerim'den ayetler aktarıyorlar. Dolayısıyla bölgenin her yerinde bu yazıtların üzerinde bırakılmış çok sayıda dışsal dini ve dindar yakarışlar görüyoruz." diye konuştu.

Sidky, bu durumun iki farklı anlama geldiğini belirterek, "Birincisi, nüfusun genel okuryazarlığından ve okuryazarlığın erken Müslüman nüfus için taşıdığı önem ve anlamdan bahsediyor. Ancak aynı zamanda, birinin anısını yaşatmak ve diğer insanların gelip görmesi için kayada kalıcı bir iz bırakmak istemeye dair özel bir kültürden de bahsediyor." ifadelerini kullandı.

&nbsp;

Kur'an-ı Kerim'in günlük hayattaki merkezi rolü

Bu keşiflerin erken İslam anlayışını tamamen değiştirecek nitelikte devrimsel olmadığını ancak Kur'an metninin tarihi ve aktarımı hakkında bilinen belirli şeyleri güçlendirdiğini aktaran Sidky, şunları kaydetti:

"Bu durum, özellikle gördüğümüz şeylerin duvar yazısı (grafiti) olduğu düşünüldüğünde, Kur'an'ın genel halk için önemini ve değerini vurgulamaktadır. Kur'an'ı kopyalayan, Birmingham fragmanı gibi bir mushaf yazan profesyonel bir hattatınız varsa veya kayanın üzerinde güzel bir kaligrafik Kur'an yazıtı bırakan çok iyi eğitimli biriniz varsa bu bir şey ifade eder. Ancak boş vakti olan rastgele bir bireyin yaptığı bir duvar yazısına rastladığınızda ve bu kişi kayanın üzerinde Kur'an'dan bir alıntı bıraktığında, bunun, bu yazıtları bırakan Müslümanların yaşamında Kur'an'ın önemini ve merkeziyetini gösterdiğini düşünüyorum."

İkinci veya üçüncü yüzyılda birinin gelip Hazreti Ömer hakkında bir yazıt kazımasının, onun Müslümanların zihnindeki ve ruhundaki önemini ortaya koyduğunu söyleyen Sidky, buluntuların entelektüel tarihe ve Müslümanların kutsal metinleri nasıl gördüklerine dair daha geniş bir pencere açtığını belirtti.

&nbsp;



&nbsp;

Miras Kurumunun temkinli yaklaşımına övgü

Suudi Arabistan Miras Kurumunun keşifleri yayımlarken gösterdiği temkinli yaklaşımı da öven Sidky, "Bu bulgular yayımlandığında her zaman çok heyecan verici oluyor. Ancak belirtmek istediğim bir şey var; Suudi Miras Kurumu bu yazıtları yayımlarken son derece temkinli davrandı. Örneğin, bu yazıtların 'Ömer tarafından kazındığını' söylemek yerine 'Ömer'in adını taşıdığını' belirttiler. Daha fazlası keşfedilip yayımlandıkça, bu tür yazıtlara hem temkinli hem de heyecanlı yaklaşmak muhtemelen en doğru yoldur." değerlendirmesinde bulundu.

Irak'taki Tikrit Üniversitesi emekli öğretim üyesi, dil bilimi ve mushaf yazımı uzmanı Prof. Dr. Ganim Kadduri el-Hamed de Hicaz bölgesinde son yıllarda keşfedilen erken dönem yazıtların, İslam tarihinin ilk asırlarının anlaşılması açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.

Medine ve Mekke çevresinde bulunan Kur'an ayetleri ile kişisel yazıtların tarih açısından önemli bir gelişme olduğunu belirten Hamed, uzun yıllar boyunca sahabe dönemine ait yazıtların bulunmadığının düşünüldüğünü ancak son birkaç on yılda araştırmacıların eski hac ve ticaret yollarında çok sayıda yazıt tespit ettiğini söyledi.

Bu yazıtların bir bölümünde sahabe ve tabiîn nesline ait isimlerin yer aldığını aktaran Hamed, "Özellikle hicri birinci ve ikinci yüzyıla ait çok sayıda yazıt gün yüzüne çıkarıldı. Bu eserler, Medeni veya Hicazi olarak adlandırılan erken dönem Arap yazısıyla kaleme alınmıştır." dedi.

Yazıtların içerik bakımından çeşitlilik gösterdiğine dikkati çeken Hamed, bazı kayalarda İhlas, Felak ve Nas sureleri, Ayete'l-Kürsi, Hz. Muhammed'e salavat ifadeleri ve Kur'an-ı Kerim'den farklı ayetlerin bulunduğunu dile getirdi.

Bazı yazıtların ise tarihi olayları veya kişilerin belirli bölgelerden geçtiğini belgeleyen ifadeler içerdiğini anlatan Hamed, "Bu yazılar, sadece dini içerikli değil, aynı zamanda dönemin insan hareketliliğini ve sosyal hayatını gösteren belgelerdir." diye konuştu.

&nbsp;



&nbsp;

Hicaz sadece çölden ibaret değildi

Arap Yarımadası ve Hicaz bölgesinin yalnızca çorak çöllerden oluştuğu yönündeki yaygın kanaatin eksik olduğunu ifade eden Hamed, özellikle ilkbahar dönemlerinde su kaynaklarının bulunduğu vahaların insanların dinlenme alanları olduğunu söyledi.

Medine'nin yaklaşık 45 kilometre güneyinde, Mekke-Medine yolu üzerindeki Gadir Revâve bölgesini örnek gösteren Hamed, bölgede yağış dönemlerinde su birikintileri, ağaçlar, gölgelik alanlar ve mağaraların bulunduğunu belirtti.

Bu bölgede yüzlerce yazıt bulunduğunu aktaran Hamed, bazı araştırmacıların yalnızca Gadir Revâve'de yaklaşık 300 yazıt tespit ettiğini kaydetti.

İslam'ın ilk dönemlerinde bugünkü anlamda yolların bulunmadığını, bunun yerine kervan güzergâhlarının kullanıldığını hatırlatan Hamed, Medine ve Mekke'den Şam, Irak ve Yemen'e uzanan yollar üzerinde yolcuların konakladıkları noktalarda kayalara yazılar bıraktığını ifade etti.

&nbsp;

Yaklaşık 6 bin yazıt tespit edildi

Son yıllarda yapılan çalışmalarla Hicaz bölgesinde yüzlerce yeni yazıtın ortaya çıkarıldığını belirten Hamed, "Bu yazıtlar, İslam'ın bu coğrafyada yayılmaya başladığı sahabe dönemini belgeleyen somut tarihi kaynaklardır." değerlendirmesinde bulundu.

Kur'an yazıtlarına ilgisinin mushaf yazımı alanındaki uzmanlığından kaynaklandığını anlatan Hamed, yayımlanan Kur'an yazıtlarını bir araya getirerek "Erken Dönem Kur'an Yazıtları: Tarihî ve Dilbilimsel Göstergeleri" adlı çalışmayı hazırladığını söyledi.

Kitabın yayımlanmasından sonra yeni Kur'an yazıtlarının da keşfedildiğini belirten Hamed, Kur'an içerikli yazıtların toplam yazıtların küçük bir bölümünü oluşturduğunu ifade etti.

Hamed, araştırmacıların Kuzey Hicaz'dan başlayarak Medine, Mekke, Taif ve Asir bölgelerine kadar uzanan geniş alanda yaklaşık 6 bin yazıt tespit ettiğini aktardı.

Bu yazıtların dil, yazı karakterleri, dini içerikleri ve kişi isimleri bakımından önemli bilgiler taşıdığını belirten Hamed, "Bunlar, İslam'ın ilk dönemlerinden günümüze ulaşan çok değerli tarihi belgelerdir." dedi.

&nbsp;



&nbsp;

Yazıtlar, cahiliyeden İslam'a dönüşümü gösteriyor

Erken dönem yazıtlarının İslam toplumundaki zihniyet değişimini ortaya koyduğunu belirten Hamed, Arap yazısının gelişim sürecine ilişkin bilgiler verdi.

İslam öncesinde Arap Yarımadası'nda "Müsned" adı verilen eski yazı sisteminin kullanıldığını aktaran Hamed, zaman içinde bunun yerini Hicazi yazısına bıraktığını söyledi.

Hicazi yazısının kökeninin Nebatiler dönemine kadar uzandığını ifade eden Hamed, İslam öncesi yazıtlarda Lat ve Uzza gibi putlara yönelik ifadeler bulunduğunu, İslam'ın gelişiyle birlikte ise yazıtların içeriğinin değiştiğini belirtti.

Hamed, erken İslami yazıtlarda "Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna şahitlik ederim" gibi ifadelerin yer aldığını aktararak, bu durumun toplumun inanç dönüşümünü gösterdiğini söyledi.

&nbsp;

Hz. Ömer ve Zeyd bin Sabit yazıtları

Erken dönem yazıtlarının Kur'an'ın yazıya geçirilme sürecine ilişkin önemli bilgiler sunduğunu belirten Hamed, Hz. Ömer bin Hattab'a ait olduğu değerlendirilen yazıtın bunların en dikkat çekici örneklerinden biri olduğunu ifade etti.

Hz. Ömer'e ait olduğu belirtilen yazıtta "Allah, dünya ve ahirette Ömer bin Hattab'ın dostudur. Allah'tan başka ilah yoktur." ifadelerinin yer aldığını aktaran Hamed, bunun Hicri 24 yılından önceye tarihlendirildiğini söyledi.

Medine'nin kuzeyinde bulunan Züheyr Yazıtı'nın da erken dönem İslam tarihi açısından önemli olduğunu belirten Hamed, bu yazıtta Hz. Ömer'in vefat yılı olan Hicri 24 tarihinin yer aldığını aktardı.

Taif'teki baraj yazıtının da Emeviler döneminden önemli bir belge olduğunu ifade eden Hamed, bu tür kitabelerin yapıların tarihini belgelemek amacıyla kullanıldığını söyledi.

&nbsp;

Taş yazıtlar değiştirilemez tarihi belgelerdir

Yazıt araştırmalarının henüz gelişme aşamasında olduğunu dile getiren Hamed, Medineli tarihçi Muhammed el-Mağzavî'nin Medine çevresinde yaklaşık 6 bin yazıtı belgelediğini kaydetti.

Taş yazıtların tarih araştırmaları açısından büyük avantaj sağladığını belirten Hamed, "Bir belge zaman içinde değiştirilebilir ancak kaya yazıtları ve tarihi yapılar ait oldukları döneme tanıklık etmeye devam eder." dedi.

&nbsp;

Hz. Ömer'in yazıtı, onun yazı bilen bir sahabi olduğunu gösteriyor

Medine'de bulunan ve Hz. Ömer'in adını taşıyan yazıtın onun hayatına ilişkin yeni tarihsel bilgiler eklemediğini belirten Hamed, ancak yazıtın Hz. Ömer'in yazı yazabildiğini gösteren somut bir belge olduğunu söyledi.

İslam öncesinde Arap toplumunda okuryazarlığın sınırlı olduğunu aktaran Hamed, Hz. Muhammed'in yazıyı teşvik etmesi ve Kur'an'ın yazıya geçirilmesini emretmesiyle yazı bilenlerin arttığını ifade etti.

Hz. Ömer'in güzel yazıya önem verdiğini anlatan Hamed, erken dönem yazıtlarının sahabilerin yazı kültürü hakkında önemli bilgiler sunduğunu söyledi.

Zeyd bin Sabit'e ait olduğu değerlendirilen yazıtın da büyük önem taşıdığını belirten Hamed, "Bu tür belgeler, ilk mushafların yazıldığı hat hakkında fikir vermektedir." dedi.

&nbsp;

Bu eserler kutsal değil, tarihi belgelerdir

Yazıtların ziyaret edilmesi konusunda değerlendirmelerde bulunan Hamed, İslam'da taşlardan veya tarihi eserlerden bereket umma anlayışının bulunmadığını söyledi.

Bu tür ziyaretlerin kişiye tarih bilinci kazandırdığını belirten Hamed, "İnsan burada durmuş, bu yazıyı yazmış diye düşünmek manevi ve zihinsel bir etki oluşturabilir ancak bu dini bir kutsiyet anlamına gelmez." ifadelerini kullandı.

&nbsp;

Arap Yarımadası artık bize yazıtlarıyla konuşuyor

İslam medeniyeti tarihi üzerine çalışan araştırmacılara çağrıda bulunan Hamed, erken dönem yazıtlarının büyük bir araştırma alanı sunduğunu belirtti.

İslam tarihçisi Prof. Dr. Cevad Ali'nin geçmişte Arap Yarımadası'nın erken dönemlere ilişkin sessiz kaldığını söylediğini hatırlatan Hamed, bugün ise durumun değiştiğini ifade etti.

"Eskiden kumların tarihi eserleri örttüğü söylenirdi. Bugün ise dağlar ve kayalar bize konuşuyor." diyen Hamed, yazıtların tarihçiler için önemli bir kaynak haline geldiğini vurguladı.

Bu alanda çok sayıda akademik çalışmanın yapıldığını aktaran Hamed, kendi hazırladığı "Medine Çevresindeki Erken Dönem İslam Yazıtları" adlı eserinde yaklaşık 150 yazıtı incelediğini belirtti.

Yazıtların tarih, dil, medeniyet ve sanat tarihi açısından önemli olduğunu vurgulayan Hamed, "Binlerce yazıt araştırmacıları bekleyen büyük bir hazine niteliğinde. Gelecekte yeni keşiflerle İslam tarihinin ilk asırlarına ilişkin çok önemli bilgiler ortaya çıkacaktır." ifadelerini kullandı.

Miras Kurumu daha önce yaptığı açıklamada, söz konusu buluntuların İslam'ın erken dönemlerine, özellikle Hazreti Osman öncesi döneme uzanan tarihi sürece ışık tuttuğunu ve Arap Yarımadası'nın kültürel mirasının anlaşılmasına katkı sağladığını belirtmişti.

Kurum açıklamasında, "Mehd bölgesindeki her taş bir hatıra taşımakta, her yazıt ise İslam devletinin ilk günlerine uzanan tarihten bir hikayeyi korumaktadır. Bugün geçmişimizin sırlarını ortaya çıkarıyor ve onları gelecek nesillere aktarıyoruz." ifadelerine yer verilmişti.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[Suudi Arabistan'da İslam’ın erken dönemine ışık tutan keşif - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 15:54:07 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/suudi-arabistanda-islamin-erken-donemine-isik-tutan-kesif-185814-20260627.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/suudi-arabistanda-islamin-erken-donemine-isik-tutan-kesif-185814-20260627.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/suudi-arabistanda-islamin-erken-donemine-isik-tutan-kesif-185814-20260627.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[BM, Hürmüz Boğazı konusunda taraflara "imzalanan anlaşmaya bağlı kalma" çağrısı yaptı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-bm-hurmuz-bogazi-konusunda-taraflara-imzalanan-anlasmaya-bagli-kalma-cagrisi-yapti-21772.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-bm-hurmuz-bogazi-konusunda-taraflara-imzalanan-anlasmaya-bagli-kalma-cagrisi-yapti-21772.html</link>
                    <description><![CDATA[Birleşmiş Milletler (BM), ABD ile İran arasında imzalanan mutabakata rağmen Hürmüz Boğazı konusunda "büyük bir belirsizlik döneminde" olunduğunu belirterek, taraflara "anlaşmadaki taahhütlere bağlı kalma" çağrısı yaptı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, günlük basın toplantısında soruları cevapladı.

ABD ile İran arasında imzalanan anlaşmaya rağmen Hürmüz Boğazı hakkında yapılan farklı açıklamalarla ilgili soruya Dujarric, "Cevap, sorunun içinde. Şu an büyük bir belirsizlik dönemindeyiz, değil mi? Farklı tarafların, farklı şeyler söylediğini görüyoruz." yanıtını verdi.

Dujarric, herkesin imzalanan ilgili anlaşmada taahhüt ettiklerine uymasının önemli olduğunu belirterek, "'Seyrüsefer özgürlüğü' kavramına dayalı olarak Hürmüz Boğazı'nın sürdürülebilir bir şekilde yeniden açılmasını görmek istiyoruz." ifadelerini kullandı.

Bu konuda "çok hassas bir dönemde olunduğu" şeklinde niteleme yapan Dujarric, "İlgili tüm tarafların, bölgesel ve küresel istikrarı ile gemilerde mahsur kalan ve her gün tükettiğimiz malları elde etmek için güvendiğimiz binlerce erkek ve kadın denizcinin daha büyük iyiliğine odaklanmaları önemli." diye konuştu.

Dujarric, Hürmüz Boğazı'nın çatışma başlamadan önceki haline dönmesinin mümkün olup olmadığı sorusuna da "Bence kararlı kalmalıyız. Bu çatışmanın başlamasından önce Hürmüz Boğazı aslında düzgün çalışıyordu, bu yüzden bunu başarabileceğimizi ve başarmamız gerektiğini biliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

&nbsp;

Körfez'de mahsur kalan 11 binden fazla denizci için tahliye planı

Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) tarafından önceki gün yapılan açıklamada, Körfez'de mahsur kalan 11 binden fazla denizci için tahliye planının uygulanmasına başlanacağı ve bu büyük çaplı operasyonun, İran, Umman, bölgedeki diğer tüm kıyı devletleri, ABD ve denizcilik sektörüyle yakın işbirliği içinde yürütüleceği belirtilmişti.

Ancak IMO Genel Sekreteri Arsenio Dominguez, dün Umman açıklarında seyir halindeki bir kargo gemisine yönelik saldırının ardından Körfez'de mahsur kalan 11 bin denizci için başlattıkları tahliye planını geçici olarak durdurma kararı aldıklarını kaydetmişti.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[BM, Hürmüz Boğazı konusunda taraflara "imzalanan anlaşmaya bağlı kalma" çağrısı yaptı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 19:10:54 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/bm-hurmuz-bogazi-konusunda-taraflara-imzalanan-anlasmaya-bagli-kalma-cagrisi-yapti-221137-20260626.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/bm-hurmuz-bogazi-konusunda-taraflara-imzalanan-anlasmaya-bagli-kalma-cagrisi-yapti-221137-20260626.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/bm-hurmuz-bogazi-konusunda-taraflara-imzalanan-anlasmaya-bagli-kalma-cagrisi-yapti-221137-20260626.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Filistinli kuruluşlar: İsrail hapishaneleri işkence ve insanlık dışı uygulama merkezlerine dönüştü]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-filistinli-kuruluslar-israil-hapishaneleri-iskence-ve-insanlik-disi-uygulama-merkezlerine-donustu-21765.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-filistinli-kuruluslar-israil-hapishaneleri-iskence-ve-insanlik-disi-uygulama-merkezlerine-donustu-21765.html</link>
                    <description><![CDATA[Filistinli esirlerle ilgili kuruluşlar, İsrail hapishanelerindeki binlerce Filistinli tutuklunun insanlık dışı uygulamalara maruz kaldığını belirterek, bu merkezlerin “işkence, aç bırakma ve insanlık dışı uygulama merkezlerine” dönüştüğünü aktardı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Filistin Kurtuluş Örgütü'ne (FKÖ) bağlı Esir İşleri Heyeti, Filistin Esirler Cemiyeti, Esirler İçin Dayanışma ve İnsan Hakları Kurumu (Damir), 26 Haziran Dünya İşkence Mağdurlarına Destek Günü dolayısıyla yayımladıkları ortak açıklamada, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının başladığı Ekim 2023'ten bu yana hapishane ve gözaltı merkezlerinde sistematik ihlallerin arttığı, aç bırakma, aşağılayıcı uygulamalar ve fiziksel ile psikolojik şiddetin yaygınlaştığı ifade edildi.

Açıklamada, söz konusu uygulamaların çocuklar, kadınlar, yaşlılar, hastalar ve yaralılar dahil tüm Filistinli esirleri kapsadığı, bunun uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları hukukunun açık ihlali olduğu vurgulandı.

Filistinli kuruluşlar, yaşananların kapsamı ve niteliği bakımından “geleneksel işkence tanımının ötesine geçtiğini” ve cezaevlerinde sistematik bir yapı haline geldiğini kaydetti.

“İşkence münferit değil, sistematik bir uygulama”

Açıklamada, yüzlerce tanıklık ve belgeye göre işkencenin bireysel olaylar olmadığı, İsrail ordusu, cezaevi yönetimi ve sorgu birimleri dahil farklı seviyelerde uygulanan organize bir politika olduğu ifade edildi.

Filistinli kuruluşlar, işkencenin tutuklama anından itibaren başladığını belirterek, fiziksel saldırı, tehdit, zorla kaybetme, acı verici kelepçeleme ve kötü muamelenin yaygın şekilde kullanıldığını aktardı.

Açıklamada hapishane süreçlerinde ise “uykusuz bırakma, aç bırakma, susuz bırakma, tıbbi müdahalenin engellenmesi, elektrik verme, yakma, zorlayıcı pozisyonlarda tutma ve aşağılayıcı uygulamalar” gibi yöntemlerin kullanıldığı bilgisine yer verildi.

Gazze Şeridi’nden gelen esir ifadelerine de yer verilen açıklamada, bazı merkezlerde tedavinin engellendiği, ağır fiziksel saldırılar ve cinsel şiddet iddialarının bulunduğu belirtildi.

Uluslararası raporlar ve hesap verme çağrısı

Filistinli kuruluşlar, Birleşmiş Milletler mekanizmalarının 2025 ve 2026 yıllarındaki raporlarında da Filistinli tutuklulara yönelik ağır ihlaller ve işkence iddialarına dikkat çekildiğini hatırlattı.

BM İşkenceye Karşı Komite, işgal altındaki Filistin topraklarındaki insan hakları raportörü ve BM Bağımsız Soruşturma Komisyonu’nun, işkence ve kötü muameleye ilişkin ciddi bulgular ortaya koyduğu ifade edildi.

Açıklamada, İsrail’in uluslararası gözlem mekanizmalarının cezaevlerine erişimini engellemesinin ihlallerin gizlenmesine yol açtığı ve hesap verebilirliği zayıflattığı hatırlatıldı.

Filistinli kuruluşlar, işkencenin uluslararası hukukta hiçbir koşulda meşru görülemeyeceğini vurgulayarak, uluslararası topluma İsrailli yetkililerin yargılanması, sorumluların hesap vermesi ve bağımsız heyetlerin cezaevlerine erişiminin sağlanması çağrısında bulundu.

Açıklamada ayrıca Filistinli esirlerin korunması ve mağdurların adalet ile tazminata erişimi için uluslararası mekanizmaların acilen devreye sokulması talep edildi.

İsrail'de Yahudi Gücü Partisi lideri aşırı sağcı Itamar Ben-Gvir'in Ulusal Güvenlik Bakanı olarak göreve başlamasından bu yana Filistinli tutuklulara yönelik gerçekleşen ihlallerde rekor artış yaşandı.

Ben-Gvir'in görev süresinin başladığı Ocak 2023'ten bu yana, Filistinli tutuklular tarafından gardiyanlara yönelik yasadışı güç kullanımı gerekçesiyle yapılan şikayetlerin sayısında çarpıcı bir artış yaşandığı belirtilen haberde, bu artışın önceki yıllara kıyasla iki katından fazla olduğu ifade edildi.

Ben-Gvir döneminde, Filistinli tutukluların şartlarının her geçen gün daha da kötüleştiği ve çeşitli metotlarla ağır işkenceler uygulandığı insan hakları örgütlerinin raporlarına yansıdı.

İsrail basınına göre, İsrail hapishanelerinde Filistinli esirlere uygulanan şiddet, aç bırakma ve tıbbi ihmal gibi insanlık dışı politikalar, yalnızca aşırı sağcı Ben-Gvir'in şahsi çabasıyla değil hapishane müdürlerinden doktorlara kadar sisteme göz yuman ve destek veren birçok bürokratik yetkilinin işbirliğiyle sürdürülüyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[Filistinli kuruluşlar: İsrail hapishaneleri işkence ve insanlık dışı uygulama merkezlerine dönüştü - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 10:30:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/filistinli-kuruluslar-israil-hapishaneleri-iskence-ve-insanlik-disi-uygulama-merkezlerine-donustu-135752-20260626.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/filistinli-kuruluslar-israil-hapishaneleri-iskence-ve-insanlik-disi-uygulama-merkezlerine-donustu-135752-20260626.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/filistinli-kuruluslar-israil-hapishaneleri-iskence-ve-insanlik-disi-uygulama-merkezlerine-donustu-135752-20260626.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[NASA, Mars'ta yaşam ihtimaline işaret eden kayalarda organik karbon molekülleri buldu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-nasa-marsta-yasam-ihtimaline-isaret-eden-kayalarda-organik-karbon-molekulleri-buldu-21759.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-nasa-marsta-yasam-ihtimaline-isaret-eden-kayalarda-organik-karbon-molekulleri-buldu-21759.html</link>
                    <description><![CDATA[ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesinin (NASA) keşif aracı Perseverance, mikrobiyal yaşama ev sahipliği yapmış olabileceği düşünülen kayalarda organik karbon molekülleri tespit etti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bilim insanları, Perseverance ile Jezero Krateri'ne su taşıyan ve bugün kurumuş durumda olan Neretva Vallis bölgesindeki Bright Angel kaya oluşumunda incelemelerde bulundu.

İncelemelerde, "makromoleküler karbon" (MMC) olarak adlandırılan karbon türünün tespit edildiği belirtildi. Bu tür karbonun canlı organizmalardan kaynaklanabileceği gibi kaya-su etkileşimleri veya göktaşı çarpmaları gibi jeolojik süreçlerle de oluşabileceği ifade edildi.

Araştırmacılar, Perseverance'ın robotik kolunda bulunan ve lazer ışığı kullanarak kayaçların kimyasal yapısını inceleyen SHERLOC cihazıyla yaptıkları analizlerde, yaşamın temel yapı taşları arasında yer alan organik karbonun varlığını doğruladı.

Çalışmada ayrıca, organik karbonun Mars yüzeyinin yalnızca birkaç mikrometre altında korunduğu tespit edildi. Bu durum, yoğun radyasyon ve kimyasal oksitleyiciler nedeniyle organik maddelerin hızla parçalandığı düşünülen Mars koşullarında dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendirildi.

Araştırmanın eş yazarlarından Ashley Murphy, yaptığı açıklamada, makromoleküler karbonun nasıl oluştuğunun henüz bilinmediğini ancak bunun şimdiye kadar elde edilen en heyecan verici bulgulardan biri olduğunu söyledi.

NASA uzmanları, karbon moleküllerinin biyolojik kökenli olup olmadığının ancak Mars'tan getirilecek kaya örneklerinin laboratuvarlarında incelenmesiyle kesin olarak anlaşılabileceğini belirtti.

Araştırmanın sonuçları "Science Advances" dergisinde yayımlandı.

NASA, 2025'te de Mars'ta keşfedilen bir kaya örneğindeki leopar desenli beneklerin, gezegende geçmişte yaşam olabileceğine dair "en net işaret" olabileceğini açıklamıştı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[NASA, Mars'ta yaşam ihtimaline işaret eden kayalarda organik karbon molekülleri buldu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 12:40:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/nasa-marsta-yasam-ihtimaline-isaret-eden-kayalarda-organik-karbon-molekulleri-buldu-155701-20260625.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/nasa-marsta-yasam-ihtimaline-isaret-eden-kayalarda-organik-karbon-molekulleri-buldu-155701-20260625.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/nasa-marsta-yasam-ihtimaline-isaret-eden-kayalarda-organik-karbon-molekulleri-buldu-155701-20260625.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sıtma vakalarının ve ölümlerinin yüzde 95'i Afrika kıtasında görülüyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-sitma-vakalarinin-ve-olumlerinin-yuzde-95i-afrika-kitasinda-goruluyor-21754.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-sitma-vakalarinin-ve-olumlerinin-yuzde-95i-afrika-kitasinda-goruluyor-21754.html</link>
                    <description><![CDATA[Afrika kıtası, sıtma ile mücadelede son yıllarda kaydedilen ilerlemelere rağmen hastalığın küresel yükünü taşımaya devam ediyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, dünya genelinde 2023'te yaklaşık 263 milyon sıtma vakası ve 597 bin ölüm kaydedilirken, vakaların ve ölümlerin yüzde 95'i Afrika’da görüldü.

&nbsp;25 Haziran Afrika'da Sıtmayla Mücadele Günü kapsamında konuyla alakalı verileri derledi.

Dünya Sağlık Örgütü verileri, sivrisinek kaynaklı hastalığın özellikle Sahra Altı Afrika'da ciddi halk sağlığı sorunu olmayı sürdürdüğünü ortaya koyuyor. Hastalık, enfekte dişi Anopheles sivrisineklerinin taşıdığı parazitler aracılığıyla bulaşıyor ve erken teşhis edilmediğinde ölümcül sonuçlara yol açabiliyor.

DSÖ'ye göre sıtma kaynaklı ölümlerin büyük bölümü çocuklarda görülüyor. Afrika Bölgesi'nde 2023'te sıtma nedeniyle hayatını kaybedenlerin yaklaşık dörtte üçü 5 yaş altındaki çocuklardan oluşuyor.

Hastalık, çocukların yanı sıra hamile kadınlar ve sağlık hizmetlerine erişimin sınırlı olduğu bölgelerde yaşayan topluluklar için de yüksek risk oluşturuyor.

Sıtma vakalarının yoğunlaştığı ülkeler arasında Nijerya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Uganda, Etiyopya ve Nijer öne çıkıyor.

DSÖ verilerine göre yalnızca Nijerya'daki ölümler, Afrika'daki sıtma ölümlerinin yaklaşık üçte birini oluşturuyor. Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Nijer de ölüm yükünün en yüksek olduğu ülkeler arasında yer alıyor.

&nbsp;

Küresel ölçekte mücadele sürüyor

Küresel ölçekte sıtmayla mücadelede son 20 yılda önemli kazanımlar elde edildi. DSÖ, 2000'den bu yana yürütülen programlar sayesinde milyarlarca vakanın ve milyonlarca ölümün önlendiğini belirtiyor.

Kurumun verilerine göre, 2000-2023 döneminde yaklaşık 2,2 milyar sıtma vakası ve 12,7 milyon ölüm engellendi. Afrika kıtası, önlenen vakaların ve ölümlerin büyük bölümünün gerçekleştiği bölge oldu.

Buna karşın son yıllarda ilerlemenin yavaşladığına dikkat çekiliyor. DSÖ, küresel sıtma vakalarının son yıllarda yeniden artış eğilimine girdiğini bildiriyor. 2023'te kaydedilen 263 milyon vaka, bir önceki yıla göre yaklaşık 11 milyonluk artış anlamına geliyor. Ölüm sayıları ise yaklaşık 600 bin seviyesinde seyretmeye devam ediyor.

Uzman kuruluşlar, sıtma ile mücadeledeki yavaşlamanın arkasında birden fazla etken bulunduğunu ifade ediyor. İklim değişikliğine bağlı aşırı yağışlar ve seller sivrisineklerin üreme alanlarını genişletirken, çatışmalar ve insani krizler sağlık hizmetlerine erişimi zorlaştırıyor. Bazı bölgelerde görülen ilaç ve insektisit direnci de hastalığın kontrol altına alınmasını güçleştiriyor.

&nbsp;

Finansman eksikliği sıtmayla mücadelede sorun teşkil ediyor

Finansman eksikliği de mücadelede öne çıkan sorunlardan biri olarak gösteriliyor. DSÖ verilerine göre 2023'te sıtmayla mücadele için yaklaşık 4 milyar dolar kaynak sağlanırken, ihtiyaç duyulan finansmanın 8,3 milyar dolar seviyesinde olduğu tahmin edildi.

Finansman açığı, koruyucu cibinliklerin dağıtımı, ilaç tedariki, teşhis hizmetleri ve saha operasyonları üzerinde baskı oluşturuyor.

Öte yandan, sıtmaya karşı geliştirilen yeni araçlar mücadelede umut verici gelişmeler arasında yer alıyor. Son yıllarda kullanımına başlanan sıtma aşıları birçok Afrika ülkesinde çocukluk çağı aşılama programlarına dahil edildi.

DSÖ, aşılama programlarının yaygınlaşmasıyla birlikte yüksek risk altındaki bölgelerde çocuk ölümlerinin azaltılmasının hedeflendiğini belirtiyor.

&nbsp;

Tedavi sürecinde yeni gelişmeler

Sıtma tedavisinde de yeni gelişmeler yaşanıyor. DSÖ tarafından 2026'da onaylanan ve özellikle bebekler için geliştirilen ilk sıtma ilacı, tedavi seçeneklerinin genişletilmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Araştırma aşamasındaki yeni ilaçların ise ilaca dirençli parazit türlerine karşı etkili olabileceği belirtiliyor.

Bununla birlikte sağlık kuruluşları, sıtmanın kontrol altına alınabilmesi için yalnızca yeni teknolojilerin yeterli olmayacağına dikkati çekiyor.

Uzmanlara göre erken teşhis, etkili tedavi, koruyucu önlemler, sağlık altyapısının güçlendirilmesi ve sürdürülebilir finansman desteği, Afrika'da sıtma yükünün azaltılması için temel unsurlar olmaya devam ediyor.

DSÖ verileri, hastalığın büyük ölçüde önlenebilir ve tedavi edilebilir olmasına rağmen her yıl yüz binlerce kişinin hayatını kaybettiğini gösteriyor.

Afrika'da Sıtmayla Mücadele Günü, kıtanın karşı karşıya olduğu bu sağlık sorununa dikkati çekmeyi amaçlarken, güncel veriler sıtmanın özellikle çocuklar üzerindeki etkisinin sürdüğünü ve hastalıkla mücadelede elde edilen kazanımların korunabilmesi için uluslararası çabaların devam etmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[Sıtma vakalarının ve ölümlerinin yüzde 95'i Afrika kıtasında görülüyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 08:45:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/sitma-vakalarinin-ve-olumlerinin-yuzde-95i-afrika-kitasinda-goruluyor-114758-20260625.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/sitma-vakalarinin-ve-olumlerinin-yuzde-95i-afrika-kitasinda-goruluyor-114758-20260625.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/sitma-vakalarinin-ve-olumlerinin-yuzde-95i-afrika-kitasinda-goruluyor-114758-20260625.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kuzey Kıbrıs Tanıtma Platformu Özbekistan Temaslarına Başlıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-kuzey-kibris-tanitma-platformu-ozbekistan-temaslarina-basliyor-21737.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-kuzey-kibris-tanitma-platformu-ozbekistan-temaslarina-basliyor-21737.html</link>
                    <description><![CDATA[Kuzey Kıbrıs Tanıtma Platformu Başkanı Okyay Sadıkoğlu, yürütülen tanıtım çalışmaları ve uluslararası iş birliklerini güçlendirmek amacıyla Özbekistan’ın başkenti Taşkent’e hareket ettiklerini açıkladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kuzey Kıbrıs Tanıtma Platformu, bugüne kadar gerçekleştirdiği çalışmaların sonuçlarını yerinde değerlendirmek, mevcut ilişkileri daha ileriye taşımak ve yeni iş birliği fırsatlarını görüşmek üzere Özbekistan Cumhuriyeti’nde temaslarda bulunacak.

Platform Başkanı Okyay Sadıkoğlu tarafından yapılan açıklamada, ziyaret kapsamında başkent Taşkent başta olmak üzere farklı şehirlerde çeşitli görüşmeler gerçekleştirileceği belirtildi.

Özbekistan programı süresince sivil toplum kuruluşları, iş dünyası temsilcileri, paydaş kurumlar ve ilgili yetkililerle bir araya gelinerek karşılıklı fikir alışverişinde bulunulacak. Yapılacak temasların; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası tanıtımına, Türk dünyasıyla ilişkilerin güçlendirilmesine ve gelecekte hayata geçirilecek ortak projelere katkı sağlaması hedefleniyor.

Kuzey Kıbrıs Tanıtma Platformu’nun her fırsatta ülkenin tanıtımı için çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüğünü vurgulayan Sadıkoğlu, Kuzey Kıbrıs’ın uluslararası alandaki bilinirliğini ve görünürlüğünü artırmaya yönelik faaliyetlerin devam edeceğini ifade etti.

Sadıkoğlu açıklamasında ayrıca, Özbekistan’daki temasların gerçekleşmesine destek veren tüm kişi ve kurumlara teşekkür ederek; Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Özbekistan arasındaki kardeşlik bağlarının güçlenerek devam etmesi temennisinde bulundu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[Kuzey Kıbrıs Tanıtma Platformu Özbekistan Temaslarına Başlıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 08:50:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/kuzey-kibris-tanitma-platformu-ozbekistan-temaslarina-basliyor-121414-20260624.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/kuzey-kibris-tanitma-platformu-ozbekistan-temaslarina-basliyor-121414-20260624.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/kuzey-kibris-tanitma-platformu-ozbekistan-temaslarina-basliyor-121414-20260624.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ABD Dışişleri Bakanı, "Hürmüz Boğazı'ndan geçiş ücreti talep edilemeyeceğini" söyledi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-abd-disisleri-bakani-hurmuz-bogazindan-gecis-ucreti-talep-edilemeyecegini-soyledi-21729.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-abd-disisleri-bakani-hurmuz-bogazindan-gecis-ucreti-talep-edilemeyecegini-soyledi-21729.html</link>
                    <description><![CDATA[ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran ve Umman arasında Hürmüz Boğazı'nın işletmesine ilişkin görüşmeler devam ederken "Hürmüz Boğazı'nın uluslararası sular olduğunu ve herhangi bir ülkenin geçiş ücreti talep etme hakkı bulunmadığını" belirtti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ABD Dışişleri Bakanı Rubio, Körfez turu kapsamında Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) başkenti Abu Dabi'ye ulaşmasının hemen ardından havalimanında basın mensuplarının İran’la devam eden mutabakat zaptı müzakerelerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Rubio, "Hürmüz Boğazı uluslararası sular. Mevcut uluslararası hukuka göre hiçbir ülkenin uluslararası sulardan geçiş ücreti veya vergi talep etmesine izin verilmez. Dünyanın her yerindeki uluslararası sularındaki kurallar böyledir ve burada da öyle kalmasını bekliyoruz. Bu konuda bölgedeki tüm ülkelerin bizimle aynı fikirde olduğunu düşünüyorum.” dedi.

İran'ın gelecekte küresel yatırımlardan pay alıp almamasına ilişkin bir soru üzerine Rubio, bunun Tahran yönetiminin atacağı adımlara bağlı olduğunu belirtti.

Rubio, "Bu tamamen İran yönetiminin, terör ihraç eden devrimci bir hareket olmak yerine normal bir devlet olmayı seçip seçmeyeceğine bağlı. Eğer bu yönü seçerlerse, bölgedeki diğer ülkelerin doğrudan yabancı yatırımlardan yararlandığı gibi İran için de inanılmaz fırsatlar doğabilir.” ifadelerini kullandı.

&nbsp;

"Lübnan süreci İran'dan bağımsız"

ABD Dışişleri Bakanı Rubio, Lübnan ile İsrail arasındaki müzakerelerin Washington ile Tahran yönetimleri arasındaki müzakere sürecinden "tamamen ayrı olduğunu" dile getirdi.

Rubio, İran’ın Lübnan'daki nüfuzuna değinerek, şunları kaydetti:

"Lübnan bağlamında bir İran sorunu olduğu doğrudur, o da Tahran'ın Hizbullah'a verdiği destek ve sponsorluktur. Bu unsur, İranlılarla yapacağımız görüşmelerin bir parçası olarak ele alınacaktır. Ancak Lübnan'ın geleceği, kendi egemen seçilmiş hükümeti aracılığıyla Lübnan halkına aittir."

İran’la varılan mutabakatın bölgedeki çatışmaları sona erdirip erdirmeyeceğine ilişkin Rubio, "İran destekli vekil güçlerin saldırılarının da mutabakat zaptı kapsamında durması gerektiğini ve bu konunun da müzakerelerde ele alınacağını" söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı'nın 26 Haziran'a kadar sürecek bölge turunda BAE'nin ardından Kuveyt ve Bahreyn'e gitmesi bekleniyor.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Umman'ı ziyaret etmişti. Umman Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, tarafların Hürmüz Boğazı'nın işletmesi için bir mekanizma üzerine görüşme gerçekleştirdiğini paylaşmıştı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[ABD Dışişleri Bakanı, "Hürmüz Boğazı'ndan geçiş ücreti talep edilemeyeceğini" söyledi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 17:25:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/abd-disisleri-bakani-hurmuz-bogazindan-gecis-ucreti-talep-edilemeyecegini-soyledi-210453-20260623.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/abd-disisleri-bakani-hurmuz-bogazindan-gecis-ucreti-talep-edilemeyecegini-soyledi-210453-20260623.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/abd-disisleri-bakani-hurmuz-bogazindan-gecis-ucreti-talep-edilemeyecegini-soyledi-210453-20260623.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Paris'teki Louvre Müzesi aşırı sıcaklar nedeniyle kapılarını erken kapatacak]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-paristeki-louvre-muzesi-asiri-sicaklar-nedeniyle-kapilarini-erken-kapatacak-21728.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-paristeki-louvre-muzesi-asiri-sicaklar-nedeniyle-kapilarini-erken-kapatacak-21728.html</link>
                    <description><![CDATA[Fransa'nın başkenti Paris'teki Louvre Müzesi ülkede etkili olan aşırı sıcaklar nedeniyle kapılarını ziyarete daha erken kapatacak.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Louvre Müzesinin internet sitesinden yapılan açıklamada, ülkede aşırı sıcakların etkili olduğu hatırlatılarak, günün en sıcak saatlerinde ziyaret ve çalışma koşullarının zorlaşması nedeniyle 24-27 Haziran tarihlerinde müzenin kapılarını ziyarete yerel saatle 18.00 yerine 16.00'da kapatacağı belirtildi.

Açıklamada, müzenin tarihi binasının dirençli olmasına rağmen bazı bölümlerinin hassas olduğuna ve iklim değişikliğine yeterince dayanıklı olmadığına işaret edilerek, 73 bin metrekarelik tarihi yapının güneş ışığına eşit bir şekilde maruz kalmadığı kaydedildi.

Bu nedenle müzenin bazı bölümlerinde hava sıcaklığının yükselmesinin personel ve ziyaretçilerde konforsuzluğa yol açtığı vurgulanan açıklamada, gün sonunda ziyaretçi yoğunluğunun da etkisiyle, ısı birikiminin en yüksek seviyeye ulaştığına işaret edildi.

Fransız meteoroloji ajansı Meteo-France'dan yapılan açıklamaya göre, ülkede yarın aşırı sıcaklar nedeniyle kırmızı alarm verilen vilayet sayısı 58'e çıkarıldı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[Paris'teki Louvre Müzesi aşırı sıcaklar nedeniyle kapılarını erken kapatacak - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 17:05:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/paristeki-louvre-muzesi-asiri-sicaklar-nedeniyle-kapilarini-erken-kapatacak-210256-20260623.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/paristeki-louvre-muzesi-asiri-sicaklar-nedeniyle-kapilarini-erken-kapatacak-210256-20260623.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/paristeki-louvre-muzesi-asiri-sicaklar-nedeniyle-kapilarini-erken-kapatacak-210256-20260623.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Papa 14. Leo: Çatışmalar, insanların beslenmesine göre daha kolay şekilde 'beslenmektedir']]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-papa-14-leo-catismalar-insanlarin-beslenmesine-gore-daha-kolay-sekilde-beslenmektedir-21711.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-papa-14-leo-catismalar-insanlarin-beslenmesine-gore-daha-kolay-sekilde-beslenmektedir-21711.html</link>
                    <description><![CDATA[Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo, artık uluslararası eylemlerin merkezinde yer almadığını belirttiği insanın, beslenmesinden ziyade daha çok çatışmaların "beslendiğini" söyledi.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Gıda Programı'nın (WFP) Roma'daki genel merkezini ziyaret eden Papa, WFP'nin yıllık yürütme kurulu toplantısına katılırken, ziyareti sırasında kurumun çalışmaları hakkında bilgi alıp, çalışanlarla bir araya geldi.

Papa 14. Leo, yürütme kurulu üyelerine yönelik konuşmasında, "Günümüzde krizler, artık münferit olaylar olmaktan çıkmış; uzun süren çatışmalar, kronik gıda güvensizliği, ekonomik dalgalanmalar ve artan iklim kırılganlıklarıyla karakterize edilen kalıcı gerçekliklere dönüşmüştür." dedi.

Uluslararası düzenin, kısmen çok taraflı sistemin krizi dolayısıyla giderek daha parçalı hale geldiğini dile getiren Papa, "Devletler, kaynaklarını giderek ulusal güvenlik, ekonomik büyüme ve iç istikrara yönlendirmekte, bu konular ile çok taraflı işbirliği arasındaki yakın bağlantıyı göz ardı etmektedirler. Ekonomik büyümeyi yönlendiren aynı güçler, çoğu zaman marjinalleşmeyi daha da kötüleştirmektedir." diye konuştu.

Papa, bir yandan ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak insani yardımların bürokratik süreçlerle geciktirilebildiğini, diğer yandan ise gıda da dahil olmak üzere temel ihtiyaçlara erişimin, çoğu zaman ekonomik ya da stratejik değerlendirmeler tarafından şekillendirildiğini söyledi.

Bu durumun ciddi bir etik sorun yarattığının altını çizen Papa, "İnsan, artık uluslararası eylemlerin merkezine tutarlı biçimde konulmamaktadır. Çatışmalar, insanların beslenmesine göre daha kolay şekilde 'beslenmektedir'. Bu gerçeklik sadece operasyonel yetersizlikleri değil, aynı zamanda siyasi ve ahlaki önceliklerdeki temel bir dengesizliği de yansıtmaktadır." ifadelerini kullandı.

&nbsp;

Hükümetlere ve halklara çağrı

Papa, açlıkla mücadele konusunda bütün hükümetlere ve halklara çağrıda bulunarak "Açlıkla ve onun temel nedenleriyle mücadeleye yönelik taahhütlerini yenilesin ve güçlendirsinler. Bu amaçla ayrılan kaynakları artırıp yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını engelleyen bariyerleri kaldırsınlar. Bu çağrının etkili bir şekilde hayata geçirilebilmesi için gereksiz bürokrasinin azaltılması gerekmektedir." değerlendirmesinde bulundu.

Temel insani ihtiyaçların ticarileştirilmesine karşı koymanın da önemli olduğunu vurgulayan Papa, şöyle devam etti:

"Gıda, su ve sağlık hizmetleri piyasa kaygılarına veya jeopolitik çıkarlara tabi kılınamaz. Yeterli gıdaya erişim, her insanın onuruna dayanan temel bir insan hakkıdır. Bu ihtiyacı karşılamak, sadece acıyı hafifletmekle kalmaz, aynı zamanda jeopolitik istikrarsızlığın temel nedenlerini de ele alır. Gerçekten de gıda güvenliği, küresel güvenliğin temel bir bileşenidir."

Papa, ayrıca WFP'nin oynadığı rolü överek "WFP, siyasi, ekonomik veya teknik bir aktörden daha fazlasıdır, uluslararası dayanışmanın somut bir ifadesidir. Ulusal kurumların geri çekildiği ve toplumsal ağların çözüldüğü yerlerde, onun varlığı insani krizlerin geri dönülmez bir çöküşe dönüşmesini engellemeye yardımcı olmaktadır." şeklinde konuştu.

&nbsp;

Papa, WFP çalışanlarına: "Sizler umudu temsil ediyorsunuz"

Papa 14. Leo konuşmasının ardından, WFP merkezinde farklı ülkelerde sahada görev yapan bazı WFP çalışanlarıyla çevrim içi toplantıda bir araya geldi ve onlara "Siz en ön safta yer alıyorsunuz, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırıyorsunuz, yaptığınız iş için çok teşekkür ediyorum. Lütfen mesajımı iletin ekip arkadaşlarınıza." dedi.

Papa ayrıca genel merkezdeki WFP çalışanlarına hitaben yaptığı konuşmada da "Sizler umudu temsil ediyorsunuz." ifadesini kullandı.

WFP İcra Direktörü Vekili Carl Skau da Papa'ya, "Güzel sözleriniz çok teşekkür ediyoruz. Sizin burada bulmanız bizim için bir hediye, çalışmalarımızı teşvik edecek bir ziyaret." diye konuştu.

Papa, WFP çalışanları ve aileleriyle tek tek selamlaşarak, kuruluştan ayrıldı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[Papa 14. Leo: Çatışmalar, insanların beslenmesine göre daha kolay şekilde 'beslenmektedir' - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 11:45:42 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/papa-14-leo-catismalar-insanlarin-beslenmesine-gore-daha-kolay-sekilde-beslenmektedir-144719-20260622.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/papa-14-leo-catismalar-insanlarin-beslenmesine-gore-daha-kolay-sekilde-beslenmektedir-144719-20260622.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/papa-14-leo-catismalar-insanlarin-beslenmesine-gore-daha-kolay-sekilde-beslenmektedir-144719-20260622.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ABD ile Katar'ın, İran'ın dondurulmuş fonlarına erişimini sağlamak için çalıştıkları iddiası]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-abd-ile-katarin-iranin-dondurulmus-fonlarina-erisimini-saglamak-icin-calistiklari-iddiasi-21692.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-abd-ile-katarin-iranin-dondurulmus-fonlarina-erisimini-saglamak-icin-calistiklari-iddiasi-21692.html</link>
                    <description><![CDATA[ABD ile Katar'ın, dondurulmuş milyarlarca dolarlık fonun İran'ın "insani yardım harcamaları" için kullanılabilir hale getirilmesine yönelik plan üzerinde çalıştıkları iddia edildi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ The Wall Street Journal'ın (WSJ) haberine göre, konuya ilişkin bilgi sahibi kaynaklar, ABD'nin Katar ile birlikte "erken mali teşvik" olarak, dondurulmuş milyarlarca dolarlık fonun, İran'ın "insani yardım harcamaları" için kullanılabilir hale getirilmesine yönelik plan üzerinde çalıştıklarını ileri sürdü.

Henüz tamamlanmamış planın, öncelikle Katar'da tutulan 6 milyar dolardan başlayarak İran'ın dünya çapında dondurulmuş tahmini 100 milyar dolarlık nakit varlığının bir kısmına erişimini sağlamayı amaçladığı iddia edildi.

Anlaşma kapsamında Katar'ın, İran Merkez Bankasının sipariş ettiği gıda, ilaç ve diğer insani yardım malzemelerinin, dondurulmuş İran varlıklarından çekilen parayla satın alınmasına izin vereceği öne sürüldü, bu varlıkların yaptırımlar nedeniyle yurt dışında bloke edilmiş petrol satışlarından sağlanan nakitten oluştuğu belirtildi.

Bu planın, savaşa ara verilmesi ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik mutabakatın ardından ABD'nin, İran ile gelecek iki ay boyunca yürüteceği müzakerelerde gündeme getirmesi beklenen birçok öneriden biri olduğu kaydedildi.

İran-ABD arasında varılan mutabakat

İran ile ABD, Pakistan aracılığında yapılan müzakere süreci kapsamında 14 Haziran'da savaşın durdurulması ve taraflar arasındaki sorunların görüşmelerle çözülmesini öngören 14 maddelik mutabakata vardıklarını duyurmuştu.

"İslamabad Mutabakatı" adı verilen mutabakat zaptı, 18 Haziran'da İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından dijital ortamda imzalanarak yürürlüğe girmişti.

Mutabakat, Lübnan dahil olmak üzere savaşın sona erdirilmesi, Hürmüz Boğazı'nın açılması, ABD'nin İran'a uyguladığı deniz ablukasının kaldırılması gibi maddeleri içeriyor.

Mutabakat zaptının imzalanmasının ardından tarafların, nihai anlaşmaya varılması için İran'ın nükleer programı ve yaptırımların kaldırılması gibi konularda kısa süre içinde 60 günlük müzakere sürecine başlaması bekleniyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[ABD ile Katar'ın, İran'ın dondurulmuş fonlarına erişimini sağlamak için çalıştıkları iddiası - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 10:05:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/abd-ile-katarin-iranin-dondurulmus-fonlarina-erisimini-saglamak-icin-calistiklari-iddiasi-132205-20260620.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/abd-ile-katarin-iranin-dondurulmus-fonlarina-erisimini-saglamak-icin-calistiklari-iddiasi-132205-20260620.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/abd-ile-katarin-iranin-dondurulmus-fonlarina-erisimini-saglamak-icin-calistiklari-iddiasi-132205-20260620.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ABD'de Anthony Fauci'nin salgın öncesi Çin'deki koronavirüs araştırmalarını fonladığı iddiası]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-abdde-anthony-faucinin-salgin-oncesi-cindeki-koronavirus-arastirmalarini-fonladigi-iddiasi-21678.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-abdde-anthony-faucinin-salgin-oncesi-cindeki-koronavirus-arastirmalarini-fonladigi-iddiasi-21678.html</link>
                    <description><![CDATA[ABD'de Ulusal İstihbarat Direktörlüğünden (ODNI) istifasını duyuran Tulsi Gabbard, eski Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü Direktörü Dr. Fauci'nin, salgın öncesinde koronavirüs araştırmalarına milyonlarca dolarlık finansman sağladığını söyledi.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Gabbard, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı videolu paylaşımda, "Ulusal İstihbarat Direktörü olarak görevdeki son gününde, Anthony Fauci'nin virüsün kökenine ve tehlikeli araştırmaların yürütülmesindeki rolüne ilişkin gerçekleri gizlemek amacıyla istihbarat topluluğundaki siyasallaşmış yetkililerle nasıl işbirliği yaptığını ortaya koyan, daha önce görülmemiş yazışma ve belgeleri kamuoyuyla paylaşıyorum." dedi.

Belgeler doğrultusunda, Fauci'nin virüsün kökenine ilişkin gerçekleri gizlemeye çalıştığını savunan Gabbard, salgın öncesinde Fauci'nin, Çin'deki Vuhan Viroloji Enstitüsünde yarasalardaki koronavirüs üzerinde yürütülen ve "fonksiyon kazanımı" olarak da bilinen araştırmalara milyonlarca dolarlık finansman aktardığını belirtti.

Gabbard, "Fauci, büyük ilaç şirketleriyle bağlantılı ve değeri trilyonlarca doları bulan küresel aşı çalışmalarına hizmet eden koronavirüs araştırmalarını finanse etti." dedi.

Fauci'nin Kovid-19'a ilişkin istihbarat değerlendirmelerini etkilediğini savunan Gabbard, 2024'te ABD Kongresindeki ifadesinde Fauci'nin, istihbarat yetkilileriyle konuya ilişkin temaslarını gizlediğini söyledi.

Gabbard, virüsün kökenine ilişkin Fauci'nin değerlendirmelerine itiraz eden istihbarat analistlerinin, tehditlerle karşı karşıya kaldığını savundu.

&nbsp;

Fauci'nin salgın dönemindeki rolü, ABD'de tartışma konusu

Fauci, ABD'nin Kovid-19 salgınıyla mücadelesindeki rolü nedeniyle Kongre'de Cumhuriyetçi Parti üyelerinin şiddetli siyasi eleştirilerine maruz kalmış, Cumhuriyetçi temsilciler Fauci'nin "Kovid-19'un kökenleri ve nasıl yayıldığı" konusunda kamuoyunu bilerek yanılttığını ileri sürmüştü.

Haziran 2024'te Temsilciler Meclisi oturumunda ifade veren Fauci, Cumhuriyetçi temsilcilerin yönelttikleri "virüsün kökenlerinin örtbas edilmesini organize etmek" suçlamasını "mantıksız" bulmuş ve şiddetle reddetmişti.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[ABD'de Anthony Fauci'nin salgın öncesi Çin'deki koronavirüs araştırmalarını fonladığı iddiası - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 09:44:19 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/abdde-anthony-faucinin-salgin-oncesi-cindeki-koronavirus-arastirmalarini-fonladigi-iddiasi-124522-20260619.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/abdde-anthony-faucinin-salgin-oncesi-cindeki-koronavirus-arastirmalarini-fonladigi-iddiasi-124522-20260619.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/abdde-anthony-faucinin-salgin-oncesi-cindeki-koronavirus-arastirmalarini-fonladigi-iddiasi-124522-20260619.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[AB Liderler Zirvesi ikinci oturumları başladı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-ab-liderler-zirvesi-ikinci-oturumlari-basladi-21677.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-ab-liderler-zirvesi-ikinci-oturumlari-basladi-21677.html</link>
                    <description><![CDATA[Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin liderleri, Brüksel'de düzenlenen AB Liderler Zirvesi'nin ikinci gün oturumlarında Birliğin 2028 sonrası bütçesi ile Orta Doğu'daki gelişmeleri ele alacak.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ AB üyesi 27 ülkenin devlet veya hükümet başkanı, zirvenin ikinci gün oturumları kapsamında bir araya geldi.

Zirvenin ilk gününde Ukrayna'ya destek, rekabetçilik, Avrupa'nın ekonomik güvenliği ve Çin ile ilişkiler konuları görüşüldü.

Liderler, Rusya'ya yönelik yaptırımların uzatılması konusunda siyasi uzlaşı sağlarken, Rus ekonomisinin belirli sektörlerini hedef alan yaptırımların yenilenme süresinin 6 aydan 12 aya çıkarılması konusunda mutabakata vardı.

İlk gün görüşmelerinde ayrıca, AB Konseyi Başkanı Antonio Costa'nın ekibine Rusya ile diplomatik temas kanallarının açık tutulmasına yönelik verdiği talimat da değerlendirildi.

AB liderleri, Birliğin ekonomik çıkarlarını korumak ve Çin kaynaklı riskleri azaltmak amacıyla gerekli araçların geliştirilmesi konusunda AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'e yetki verdi.

Almanya Başbakanı Merz'den AB'ye "bütçe" tehdidi

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, gelecek dönem bütçe müzakereleri öncesinde gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Merz, "Mevcut teklif, soyut rakamlar bazında çok yüksek. Masaya yeni bir teklif konulmalı ve ardından gelir-gider yapısını tartışmalıyız. Rakamların düşürülmesi gerekiyor." dedi.

Bu pozisyonu diğer bazı AB üyesi ülkelerle de paylaştığını belirten Merz, "Bu bir çoğunluk değil ancak oy birliğiyle bir sonuca varmamız gerekiyor." ifadesini kullandı.

Almanya Başbakanı Merz, zirve oturumlarında Avrupa Birliği'nin daha fazla borçlanmaması gerektiği yönündeki çağrısını yineleyeceğini kaydetti.

Bütçe müzakerelerinde tarafların 2026 yılının ikinci yarısında ortak bir uzlaşıya varmasını umduğunu dile getiren Merz, bütçenin genel planlanabilirliği açısından bu yıl içinde bir karara varılmasının önemine dikkati çekti.

Yeni bütçe masada

Zirvenin ikinci gününde liderlerin ana gündem maddesini Birliğin gelecek dönem bütçesi oluşturuyor.

Bu kapsamda liderler, 2028-2034 dönemini kapsayacak yeni Çok Yıllı Mali Çerçeve'yi (MFF) ele alacak. AB bütçesi, harcama tavanlarının belirlendiği yedi yıllık dönemler için hazırlanıyor.

AB Komisyonu, yeni dönemde bütçenin yaklaşık 2 trilyon avroya çıkarılmasını ve mevcut yapıya göre daha esnek kullanılmasını öneriyor.

Üye ülkelerin bütçenin büyüklüğü, finansman kaynakları ve öncelikleri konusunda farklı pozisyonlar benimsemesi nedeniyle müzakerelerin zorlu geçmesi bekleniyor.

Yeni bütçenin 1 Ocak 2028'de yürürlüğe girebilmesi için siyasi anlaşmanın 2026 yılı sonuna kadar sağlanması gerekiyor.

AB'nin 2021-2027 dönemini kapsayan yaklaşık 1,2 trilyon avroluk mevcut bütçesi 2020 yılında kararlaştırılmıştı. Uzun vadeli bütçenin kabulü için Avrupa Parlamentosunun onayı ve üye ülkelerin AB Konseyinde oy birliği gerekiyor.

Bütçe görüşmelerinde üye ülkelerin katkı payları, savunma harcamaları, rekabetçilik, tarım, uyum fonları ve yeni önceliklere ayrılacak kaynaklar konusunda yoğun tartışmalar yaşanması bekleniyor.

Orta Doğu'daki gelişmeler de değerlendirilecek

Liderler, zirvenin bugünkü oturumlarında Orta Doğu'daki son gelişmeleri de ele alacak.

AB, Washington ile Tahran arasında sağlanan mutabakatı memnuniyetle karşılarken, İran'ın nükleer silah edinmemesi ve balistik füze programı dahil bölgesel istikrarı tehdit eden faaliyetlerine son vermesi gerektiği yönündeki tutumunu sürdürüyor.

Görüşmelerde Gazze'deki insani durum, Filistin yönetiminin reform gündemi ve AB'nin bu sürece sağlayacağı destek de değerlendirilecek. Bazı üye ülkeler İsrailli yetkililere yaptırım uygulanması ve İsrail'e karşı daha sert tedbirler alınmasını talep ederken, Birlik içinde bu konuda ortak bir tutum bulunmuyor.

AB içinde son dönemde, işgal altındaki Filistin topraklarında kurulan yasa dışı yerleşimlerle bağlantılı kişi ve kuruluşlara yönelik yaptırımlar ile bu yerleşimlerde üretilen ürünlerin Avrupa pazarındaki durumuna ilişkin tartışmalar da yoğunlaştı.

Liderlerin ayrıca İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları, Lübnan ile İsrail arasındaki ateşkesin korunması ve ülkedeki güvenlik durumunu da değerlendirmesi bekleniyor.

AB, Lübnanlı makamların devlet otoritesinin güçlendirilmesi ve silahlı grupların kontrol altına alınmasına yönelik çabalarına desteğini sürdürme yönündeki tutumunu koruyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[AB Liderler Zirvesi ikinci oturumları başladı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 09:25:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/ab-liderler-zirvesi-ikinci-oturumlari-basladi-124352-20260619.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/ab-liderler-zirvesi-ikinci-oturumlari-basladi-124352-20260619.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/ab-liderler-zirvesi-ikinci-oturumlari-basladi-124352-20260619.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: "Barış karşılıklı saygının gölgesinde gerçekleşecektir"]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-iran-cumhurbaskani-pezeskiyan-baris-karsilikli-sayginin-golgesinde-gerceklesecektir-21667.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-iran-cumhurbaskani-pezeskiyan-baris-karsilikli-sayginin-golgesinde-gerceklesecektir-21667.html</link>
                    <description><![CDATA[İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD ile imzalanan mutabakat zaptını paylaşarak, "Bu, güçlü İran'dan tarihi bir belge ve mesajdır. Barış, karşılıklı saygının gölgesinde gerçekleşecektir." ifadelerini kullandı.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Pezeşkiyan, ABD ile imzalanan mutabakat zaptının, kendisi, ABD Başkanı Donald Trump ve arabulucu Pakistan'ın Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından imzalanmış halini X sosyal medya platformundaki hesabından paylaştı.

Mesajında Pezeşkiyan, şu ifadelere yer verdi:

"Bu, güçlü İran'dan tarihi bir belge ve mesajdır. Barış, karşılıklı saygının gölgesinde gerçekleşecektir. İran İslam Cumhuriyeti, onur ve bağımsızlığı, ilerlemeyi ve bölgesel işbirliğini koruyarak her zaman küresel barışa bağlıdır. Bu metin, hiçbir tehdit ve baskıyla onurundan ve bağımsızlığından vazgeçmeyen bir milletin sesinin yansımasıdır. Bugün kayda geçirilen; milli direnişin, siyasi akılcılığın ve sorumlu diplomasinin sonucuydu."

&nbsp;









&nbsp;

&nbsp;



&nbsp;

İran-ABD arasında varılan mutabakat

İran ve ABD, Pakistan aracılığında yapılan müzakere süreci kapsamında 14 Haziran'da savaşın durdurulması ve taraflar arasındaki sorunların görüşmelerle çözülmesini öngören 14 maddelik bir mutabakata vardıklarını duyurmuştu.

"İslamabad Mutabakatı" adı verilen mutabakat zaptı, 18 Haziran'da İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından dijital ortamda imzalanarak yürürlüğe girmişti.

Mutabakat, Lübnan dahil savaşın sona erdirilmesi, Hürmüz Boğazı'nın açılması, ABD'nin İran'a uyguladığı deniz ablukasının kaldırılması gibi maddeleri içeriyor.

Mutabakat zaptının imzalanmasının ardından tarafların, nihai anlaşmaya varılması için İran'ın nükleer programı ve yaptırımların kaldırılması gibi konularda kısa süre içinde 60 günlük müzakere sürecine başlaması bekleniyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: "Barış karşılıklı saygının gölgesinde gerçekleşecektir" - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 12:50:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/iran-cumhurbaskani-pezeskiyan-baris-karsilikli-sayginin-golgesinde-gerceklesecektir-160343-20260618.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/iran-cumhurbaskani-pezeskiyan-baris-karsilikli-sayginin-golgesinde-gerceklesecektir-160343-20260618.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/iran-cumhurbaskani-pezeskiyan-baris-karsilikli-sayginin-golgesinde-gerceklesecektir-160343-20260618.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Suudi Arabistan ve İran petrolü taşıyan tankerler Hürmüz Boğazı'ndan geçti]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-suudi-arabistan-ve-iran-petrolu-tasiyan-tankerler-hurmuz-bogazindan-gecti-21662.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-suudi-arabistan-ve-iran-petrolu-tasiyan-tankerler-hurmuz-bogazindan-gecti-21662.html</link>
                    <description><![CDATA[Suudi Arabistan'dan 2 milyon varil ham petrol ve İran'dan yaklaşık 27 bin 500 varil petrol ürünü yüklenen 2 tanker, bugün Hürmüz Boğazı'ndan geçiş yaptı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ABD ile İran arasında sağlanan mutabakat sonrası gözler, 28 Şubat'tan itibaren ticari gemi trafiğinin durma noktasına geldiği Hürmüz Boğazı'na çevrildi.

İki ülke arasında nihai anlaşma için 60 günlük müzakere süresinin öngörüldüğü 14 maddelik mutabakat metninde, "İran İslam Cumhuriyeti'nin, ticari gemilerin İran Körfezi'nden Umman Denizi'ne ve tersi yönde, yalnızca 60 gün süreyle ücretsiz ve güvenli bir şekilde geçiş yapabilmeleri için elinden gelen tüm çabayı göstererek gerekli düzenlemeleri yapacağı" ifadesi yer aldı.

Suudi Arabistan'dan 2 milyon varil ham petrol yüklenen Awtad isimli tanker bugün Hürmüz Boğazı'nı geçerek Körfez'den çıktı. Tanker, taşıdığı ham petrolü Güney Kore'ye götürüyor.

İran'ın İmam Bender Humeyni limanından yaklaşık 27 bin 500 varil kirli petrol ürünü yüklenen Viraj isimli tanker de Hürmüz Boğazı'nı geçti ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne doğru ilerliyor.

Suudi Arabistan ham petrolü taşıdığı düşünülen Shaden ve Jaham isimli tankerlerin de Hürmüz Boğazı'nı sinyali kapalı şekilde geçtiği tahmin ediliyor. Bu tankerler, halihazırda Umman Denizi açıklarında bulunuyor.

ABD/İsrail-İran Savaşı öncesinde Hürmüz Boğazı'ndan günde ortalama 130 gemi geçiş yapıyordu. Bu sayı savaş öncesi seviyeye göre yüzde 90'dan fazla azaldı.

AA muhabirinin yaptığı hesaplamalara göre, savaşın 100 gününde Hürmüz Boğazı'ndan yaklaşık 1000 ticari gemi geçiş yapmış, bu da günlük ortalama 10 gemiye karşılık gelmişti.

Hürmüz Boğazı'nı geçen ticari gemilerin çoğu İran kara suları üzerinde belirlenen "İran rotasından" ilerliyor veya Hürmüz Boğazı'nı geçerken otomatik tanımlama sistemini kapatıyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[Suudi Arabistan ve İran petrolü taşıyan tankerler Hürmüz Boğazı'ndan geçti - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 10:00:16 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/suudi-arabistan-ve-iran-petrolu-tasiyan-tankerler-hurmuz-bogazindan-gecti-130105-20260618.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/suudi-arabistan-ve-iran-petrolu-tasiyan-tankerler-hurmuz-bogazindan-gecti-130105-20260618.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/suudi-arabistan-ve-iran-petrolu-tasiyan-tankerler-hurmuz-bogazindan-gecti-130105-20260618.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Rutte, NATO'nun Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması çabalarına destek vermeye hazır olduğunu söyledi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-rutte-natonun-hurmuz-bogazinin-yeniden-acilmasi-cabalarina-destek-vermeye-hazir-oldugunu-soyledi-21650.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-rutte-natonun-hurmuz-bogazinin-yeniden-acilmasi-cabalarina-destek-vermeye-hazir-oldugunu-soyledi-21650.html</link>
                    <description><![CDATA[NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, İran ile ABD arasındaki mutabakatı memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, talep edilmesi halinde NATO'nun Hürmüz Boğazı'nın yeniden güvenli şekilde ulaşıma açılmasına destek vermeye hazır olduğunu belirtti.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Rutte, yarın Brüksel'deki karargahta düzenlenecek Savunma Bakanları Toplantısı öncesinde basına açıklamalarda bulundu.

Toplantıda 7-8 Temmuz'da Ankara'da yapılacak NATO zirvesinin hazırlıklarının ele alınacağını belirten Rutte, "Dinamik bir güvenlik ortamıyla karşı karşıya olmaya devam ediyoruz ve müttefikler, saldırganlığı caydırmaya ve herhangi bir tehdide karşı kendimizi savunmaya hazır olmamızı sağlamak için sürekli çalışıyor. Burada özellikle Başkan (Donald) Trump'ın İran ile yaptığı anlaşmayı memnuniyetle karşıladığımı belirtmek istiyorum." dedi.

ABD'nin "nükleer silaha sahip bir İran tehdidini önlemeye" yönelik eyleminin tüm müttefikleri rahatlattığını dile getiren Rutte, "Ayrıca Başkan Trump'ın yaptığı anlaşma, İran'ın hiçbir zaman nükleer silah elde etmemesini sağlamak için fırsat yaratmıştır. Hürmüz Boğazı'nda serbest geçişin yeniden sağlanması çok büyük bir ilerleme olacaktır." diye konuştu.

Rutte, Fransa ve İngiltere öncülüğündeki girişime birçok müttefikin destek vermeye hazır olduğunu söyledi.

AA muhabirinin Hürmüz Boğazı'na ilişkin sorusunu yanıtlayan Rutte, konunun NATO'nun sorumluluk alanı dışında olduğunu ancak müttefiklerin son dönemde bölgeye yönelik hazırlıklarını artırdığını belirtti.

İngiltere ve Fransa'nın süreci koordine ettiğini aktaran Rutte, son iki ay içerisinde Avrupalı müttefikler ve bölgeye yakın diğer aktörler tarafından mayın temizleme kapasitesi, radar sistemleri ve çeşitli teknolojiler alanında önemli ön konuşlandırmalar yapıldığını ifade etti.

Rutte, NATO'nun olası rolüne ilişkin, "Eğer faydalı olacaksa elbette bir rol oynarız ama bunu bize ihtiyaç duymadan yapabilirlerse bu da sorun değil. Dolayısıyla talep edilmesi halinde her zaman yardımcı olmaya hazırız." dedi.

Bölgedeki temel sorunlardan birinin mayınlar olduğunu vurgulayan Rutte, Avrupalı ülkelerin bu alanda önemli kapasitelere sahip olduğunu kaydetti.

Sürecin NATO tarafından yönetilmediğinin altını çizen Rutte, "Biz süreci takip ediyoruz fakat liderlik etmiyoruz. Bu süreç esas olarak Fransızlar ve İngilizler tarafından Amerikalılarla yürütülüyor." ifadelerini kullandı.



Savunma sanayi üretimi

Bakanların yarınki toplantıda, geçen yılki Lahey Zirvesi'nde alınan savunma harcamalarını artırma kararı uyarınca somut ve güvenilir planlar sunmalarını beklediğini belirten Rutte, şöyle devam etti:

"2025 yılında savunma yatırımlarında çok büyük bir artış gördük. Avrupalı müttefikler ve Kanada temel savunma harcamalarını 90 milyar doların üzerinde artırdı. Bu olağanüstü bir rakam. Sadece bir yılda yaklaşık yüzde 20'lik artış anlamına geliyor. 2026 yılı için de ilave artışlar şimdiden planlanmış durumda."

Savunma sanayi üretimindeki yetersizliğin tüm İttifakın ortak sorunu olduğuna dikkati çeken Rutte, ABD, Avrupa ve Kanada'nın üretim kapasitesini artırması gerektiğini söyledi.

2026 yılında da savunma sanayi üretimine önemli kaynak aktarılmasının beklendiğini ifade eden Rutte, Türkiye'nin savunma sanayi kapasitesine de dikkat çekti.

Rutte, "2026 için gelen rakamlara baktığımda, bunun önemli bir bölümünün savunma sanayi üretimine yönlendirileceğini biliyoruz. Bu da Türkiye'deki gibi şirketlerin ki sanırım Türkiye'de 3 binden fazla savunma sanayi şirketi bulunuyor, burada pazarın mevcut olduğunu görmesi anlamına geliyor." dedi.

Aynı durumun Almanya, Fransa, Hollanda ve diğer müttefik ülkelerin savunma sanayi şirketleri için de geçerli olduğunu belirten Rutte, önceliğinin üretim kapasitesinin artırılması olduğunu söyledi.

Rutte, savunma sanayi alanındaki çabaların transatlantik niteliğinin korunmasının önemine işaret ederek, Avrupa ile ABD'nin birbirine ihtiyaç duyduğunu vurguladı.

Ukrayna savaşından çıkarılan derslerin de savunma sanayi ve teknoloji alanında ortak çalışmaları gerekli kıldığını dile getiren Rutte, "Ayrıca Avrupa açısından da Türkiye, Norveç ve İngiltere gibi ülkelerin Avrupa'nın yaptığı çalışmalara mümkün olduğunca katılması önemlidir." ifadesini kullandı.



ABD'nin Avrupa'daki katkılarını azaltması

Rutte, ABD'nin Avrupa'daki askeri katkılarını azaltarak NATO Kuvvet Modeli'ne yaptığı katkıları yeniden düzenlemesi konusunda da şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bazı durumlarda bu, ABD'nin müttefiklerinden uzaklaşması şeklinde bir sorun olarak yansıtıldı ancak gerçek bu değildir. ABD, NATO'ya bağlı olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Bu bağlılık, müttefiklerin Avrupa'daki güvenliğimizin sorumluluğunu daha adil şekilde paylaşmaları beklentisini de beraberinde getiriyor."

"Daha güçlü bir NATO içinde daha güçlü bir Avrupa"nın hedeflendiğini vurgulayan Rutte, azaltılan güçlerin tam olarak neler olduğu ve halihazırda NATO planlarına etki edip etmediğiyle ilgili soruya şu yanıtı verdi:

"Bu soruya evet veya hayır diye cevap vermek çok zor çünkü bu 5. maddenin ne zaman ve nasıl devreye gireceğiyle ilgili. ABD'nin NATO Kuvvet Modeli ile katkılarını ayarladığını söylemesi, diğer müttefiklerin de devreye girmesi gerektiği anlamına geliyor."

Rutte, "Ankara Zirvesi'nde ABD tarafından azaltılan tüm bu kapasitelerin telafi edileceğinden emin misiniz?" sorusuna yanıtında, "Tekrar ediyorum, bu teknik olarak çok karmaşık bir konu ancak üzerinde çalıştığımız şey, ABD'nin şimdiye kadar sağladığı şeylerin telafi edilmesi, bu açığın kapatılmasıdır. Durum çok iyi görünüyor, çoğu tamamlandı, bazıları neredeyse tamamlandı ve bazıları daha fazla tartışma ve görüşme gerektiriyor." ifadelerini kullandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[Rutte, NATO'nun Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması çabalarına destek vermeye hazır olduğunu söyledi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 11:25:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/rutte-natonun-hurmuz-bogazinin-yeniden-acilmasi-cabalarina-destek-vermeye-hazir-oldugunu-soyledi-151423-20260617.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/rutte-natonun-hurmuz-bogazinin-yeniden-acilmasi-cabalarina-destek-vermeye-hazir-oldugunu-soyledi-151423-20260617.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/rutte-natonun-hurmuz-bogazinin-yeniden-acilmasi-cabalarina-destek-vermeye-hazir-oldugunu-soyledi-151423-20260617.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kuraklaşmadaki artış biyolojik çeşitlilik ve insan yaşamını tehdit ediyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-kuraklasmadaki-artis-biyolojik-cesitlilik-ve-insan-yasamini-tehdit-ediyor-21622.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-kuraklasmadaki-artis-biyolojik-cesitlilik-ve-insan-yasamini-tehdit-ediyor-21622.html</link>
                    <description><![CDATA[Dünya genelinde kuraklaşan alanlar çoğalırken uluslararası raporlar, biyolojik çeşitlilik ve insan yaşamı üzerindeki tehditlerin de bununla doğru orantılı olarak arttığını ortaya koyuyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Her yıl 17 Haziran'da kutlanan Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü, arazi bozulumunun, kuraklığın ve çölleşmenin dünya genelindeki etkilerine dikkati çekmeyi amaçlıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, çölleşme, kuraklık ve arazi bozunumu yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve güvenlik boyutları olan küresel bir kriz haline geliyor.

BM Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi'nin (UNCCD) 2024'te yayımladığı "Kuruyan Toprakların Küresel Tehdidi: Bölgesel ve Küresel Kuraklık Trendleri ve Gelecek Tahminleri" başlıklı raporuna göre, kuraklık arazi bozulumunu, çölleşmeyi, ekosistemin dayanıklılığını ve insan toplumlarını derinden etkiliyor.

Kuraklık bağlantılı arazi bozulumu ve su kıtlığı, gıda ve su güvensizliği, zayıf toprak verimliliği, mahsul ve bitki üretiminde kayıp, biyolojik çeşitlilikte azalma, ekosistemin bozulması, yoğun kum ve toz fırtınaları, orman yangınları, kötü sağlık koşuları ve büyük çaplı insan göçü ile bağlantılı.

Öte yandan, insan kaynaklı iklim değişikliği, dünya genelindeki kuraklığın değişmesinin başlıca sorumlusu olarak görülüyor.

2020'ye kadarki 30 yıllık dönemde daha kurak bir iklim yaşandı

Artan kuraklığın neredeyse her bölgede insanları ve çevreyi tehdit ettiği ortaya konulan raporda, dünya üzerindeki tüm kara parçalarının dörtte üçünden fazlasının, 2020'ye kadarki 30 yıllık dönemde, önceki 30 yıllık döneme kıyasla daha kurak bir iklim yaşadığı ifade edildi.

Ayrıca bu süreçte, küresel kurak alanlar yaklaşık 4,3 milyon kilometrekare genişleyerek (Avustralya/Okyanusya kıtasının yarısı büyüklüğünde bir alan) küresel kara parçalarının (Antarktika hariç) yüzde 40'ından fazlasını kapladığı belirtildi.

Raporda, sera gazı emisyonlarını azaltma çabalarında başarısız olunursa, dünyanın nemli bölgelerinin yüzde 3'ünün daha bu yüzyılın sonuna kadar kurak alanlara dönüşmesinin öngörüldüğü de aktarıldı.

Kurak bölgelerde yaşayan kişi sayısı son 30 yılda iki katına çıktı

Rapora göre, kurak bölgelerde yaşayan kişi sayısı son 30 yılda iki katına çıkarak 2,3 milyara ulaştı, bu da küresel nüfusun dörtte birinden fazlasına tekabül ediyor.

Oluşturulan tahmin modelleri, en kötü iklim değişikliği senaryosunda 2100'e kadar 5 milyara kadar insanın kurak bölgelerde yaşayabileceğini ortaya koyuyor.

İklim göçleri ve çatışma riski

Dünya Bankasının 2021'de yayımladığı "Groundswell" raporuna göre, iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle 2050 yılına kadar 216 milyon kişi kendi ülkeleri içinde yer değiştirmek zorunda kalabilir.

Öte yandan UN Water tarafından yayımlanan verilerde, kuraklığın çatışma riskiyle bağlantısına dikkat çekiliyor.

UN Water internet sitesinde yer alan çalışmalarda, "Su, barışın da savaşın da nedeni olabilir." ifadesi yer alıyor.

Çalışmalara göre, su kıtlığı ve eşitsiz erişim, mevcut toplumsal ve siyasi gerilimleri artırabiliyor. Sınır aşan su kaynaklarında iş birliği eksikliği, istikrar açısından risk oluşturuyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[Kuraklaşmadaki artış biyolojik çeşitlilik ve insan yaşamını tehdit ediyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 07:10:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/kuraklasmadaki-artis-biyolojik-cesitlilik-ve-insan-yasamini-tehdit-ediyor-104350-20260616.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/kuraklasmadaki-artis-biyolojik-cesitlilik-ve-insan-yasamini-tehdit-ediyor-104350-20260616.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/kuraklasmadaki-artis-biyolojik-cesitlilik-ve-insan-yasamini-tehdit-ediyor-104350-20260616.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[BM İnsan Hakları Konseyinin 62. Oturumu Cenevre'de başladı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-bm-insan-haklari-konseyinin-62-oturumu-cenevrede-basladi-21616.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-bm-insan-haklari-konseyinin-62-oturumu-cenevrede-basladi-21616.html</link>
                    <description><![CDATA[Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, ABD ile İran'ın barış anlaşması üzerinde mutabık kalmalarından memnuniyet duyduğunu bildirdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ BM İnsan Hakları Konseyinin 62. Oturumu İsviçre'nin Cenevre kentinde başladı.

Türk, toplantının açılış konuşmasını yaptı.

Dünya genelinde çok ciddi insan hakları sorunlarıyla karşı karşıya olduklarını belirten Türk, uluslararası hukuka karşı eşi benzeri görülmemiş saldırıların, korkunç insani acılara neden olduğunu söyledi.

Türk, uluslararası hukuka yönelik saldırılara işaret ederek "Bunu her zaman ve her yerde dile getirmeli, kontrol altına alıp sona erdirmek için çalışmalıyız." dedi.

İnsan haklarıyla ilgili çalışmalarının her gün milyonlarca insan için güvenlik, onur ve özgürlük sağladığını dile getiren Türk, insan haklarının tesis edilmesinin yaşamları iyileştirdiğini, bölünmelerin önlendiğini ve fırsatlar oluşturduğunu vurguladı.

Türk, "İnsan hakları, iklim krizinden yapay zekaya ilişkin yönergelere, Ebola salgınından FIFA Dünya Kupası'na kadar günümüzün acil sorunlarının ön saflarında yer almalı. (Fransa'nın Evian-les-Bains kentinde) Gölün karşı yakasında bir araya gelen G7 liderlerini, istikrar ve ilerleme için bir güç olarak insan haklarını görüşmelerinin merkezine koymaya teşvik ediyorum. ABD ile İran'ın, derhal ve kalıcı bir ateşkes, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ve daha fazla müzakere için çerçeve öngören bir barış anlaşması üzerinde mutabık kalmalarından memnuniyet duyuyorum. Çatışma, bölge genelinde ve dünya genelinde insan hakları üzerinde yıkıcı bir etkiye sahip oldu." dedi.

Yaşanan son dönemin, bölgedeki derin farklılıkların askeri yollarla çözülemeyeceğini gösterdiğine işaret eden Türk, İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik, sivil kayıplarına da neden olan güç kullanımını kınadı.

Türk, İran'ın Minab kentindeki Şeceretü't-Tayyibe Kız İlkokulu'na 28 Şubat'ta yapılan korkunç saldırıyla ilgili ABD soruşturması bulgularının kamuoyuna açıklanmasını tekrar talep etti.

"İsrail güçleri, Gazze'de Ekim 2025'te ateşkes ilan edildiğinden bu yana yaklaşık 1000 Filistinliyi öldürdü, bunların büyük çoğunluğu sivildi." diyen Türk, İsrailli yetkililerin Filistinlileri giderek küçülen bir bölgeye sıkıştırdığını ve hayat kurtarıcı yardımlara kısıtlamalar getirdiğini vurguladı.

Türk, İsrail'in ve Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsraillilerin, işgal altındaki Batı Şeria'da yıkımını ve toprakların ilhakını hızlandırdığına değinerek, bu yıl 57 kişiyi öldürdüğünü, yaklaşık 1300 kişiyi yaraladığını aktardı.

Batı Şeria'da yüzlerce kişinin gözaltına alındığını ve 23 toprak müsaderesi emrinin verildiğini de anımsatan Türk, "Bazı üst düzey İsrailli yetkililer, Gazze'deki tüm Filistinlilerin buradan çıkarılması ve yaşayabilir bir Filistin Devleti'nin kurulması olasılığının tamamen ortadan kaldırılmasından kamuoyu önünde bahsetti. Bütün bunlar tamamen yasa dışıdır. Etkisi olan herkes, ateşkesin gerçekleşmesi, Filistinlilerin dayanılmaz acılarının sona ermesi ve sorumluların hesap vermesi için baskı uygulamalı." diye konuştu.

BM İnsan Hakları Konseyinin 62. Oturumu, 7 Temmuz'a kadar devam edecek.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[BM İnsan Hakları Konseyinin 62. Oturumu Cenevre'de başladı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 12:15:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/bm-insan-haklari-konseyinin-62-oturumu-cenevrede-basladi-153328-20260615.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/bm-insan-haklari-konseyinin-62-oturumu-cenevrede-basladi-153328-20260615.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/bm-insan-haklari-konseyinin-62-oturumu-cenevrede-basladi-153328-20260615.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Madagaskar'da M çiçeği vaka sayısı 2 bini aştı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-madagaskarda-m-cicegi-vaka-sayisi-2-bini-asti-21614.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-madagaskarda-m-cicegi-vaka-sayisi-2-bini-asti-21614.html</link>
                    <description><![CDATA[Madagaskar’da Aralık 2025’te ilk kez tespit edilen M çiçeği (mpox) salgınında doğrulanan vaka sayısı 2 bini geçti.                        ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Madagaskar Sağlık Bakanlığının açıkladığı verilere göre, Aralık 2025’ten bu yana ülkede 3 bin 387 şüpheli vaka bildirildi, bunlardan 2 bin 60’ı laboratuvar testleriyle doğrulandı.

Salgın nedeniyle 7 kişi hayatını kaybederken, son 24 saatte 21 yeni doğrulanmış vaka ve 40 yeni şüpheli vaka tespit edildi.

Sağlık Bakanlığı, virüsün ülkenin çeşitli bölgelerinde yayılmaya devam ettiğine dikkati çekerek, vatandaşlara şüpheli belirtileri gecikmeden sağlık kuruluşlarına bildirmeleri ve korunma tedbirlerine uymaları çağrısında bulundu.

M çiçeği virüsü

Virüs, fareler ve sincaplar gibi kemirgen hayvanlardan veya enfekte olan bireylerden bulaşıyor.

Virüsün neden olduğu vücut döküntülerine dokunmak, bu döküntülerin bulaştığı giysi, çarşaf, havlu ve benzeri eşyaları kullanmak ve vücut sıvılarıyla temas etmek en önemli bulaş nedenleri arasında yer alıyor.

İlk belirtiler virüsü kaptıktan sonraki 5 ila 21 günde ortaya çıkabiliyor. Virüs genelde yüksek ateş, baş, sırt ve kas ağrısı, lenf bezlerinde şişlik, yorgunluk, üşüme, titreme ve ciltte su çiçeğine benzer kabarcıklara neden oluyor.

Özel bir tedavi yöntemi olmayan hastalık için antiviral ilaçlar kullanılıyor. Vakaların büyük kısmı hastalığı hafif geçiriyor ve birkaç hafta içinde sağlığına kavuşuyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[Madagaskar'da M çiçeği vaka sayısı 2 bini aştı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 10:57:30 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/madagaskarda-m-cicegi-vaka-sayisi-2-bini-asti-135836-20260615.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/madagaskarda-m-cicegi-vaka-sayisi-2-bini-asti-135836-20260615.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/madagaskarda-m-cicegi-vaka-sayisi-2-bini-asti-135836-20260615.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Şuşa Beyannamesi'nin 5. yılı                    ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-susa-beyannamesinin-5-yili-21611.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-susa-beyannamesinin-5-yili-21611.html</link>
                    <description><![CDATA[Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkileri stratejik ortaklık seviyesinden müttefiklik düzeyine yükselten Şuşa Beyannamesi'nin imzalanmasının üzerinden 5 yıl geçti.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ "Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Müttefiklik İlişkileri Hakkında Şuşa Beyannamesi", 15 Haziran 2021'de, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından Karabağ'ın sembol kenti ve Azerbaycan'ın kültür başkenti Şuşa'da imzalandı.

İki ülke arasındaki işbirliğini yeni bir aşamaya taşıyan beyannameyle taraflar, başta ulusal güvenlik olmak üzere tüm stratejik alanlarda kapsamlı işbirliği iradesini ortaya koydu. Belge, askeri ve savunma sanayisi alanlarından enerji ve ulaştırmaya, ekonomiden insani ilişkilere kadar birçok alanda ortaklığın geliştirilmesini öngörüyor.

Şuşa Beyannamesi kapsamında Türkiye ve Azerbaycan, taraflardan birinin bağımsızlığına, egemenliğine, toprak bütünlüğüne veya sınır güvenliğine yönelik tehdit ve saldırılar karşısında ortak hareket etme kararlılığını da teyit etti.

Beyannamenin, iki ülke arasındaki ilişkilerin yanı sıra bölgesel barış, güvenlik ve işbirliğinin güçlendirilmesi açısından da önemli bir dönüm noktası olduğu değerlendiriliyor.

Belgede, Türk dünyasına yönelik ortak vizyona da yer verilirken, Türk kültürel mirasının uluslararası alanda tanıtılması ve Türk dünyasının gelişimi için bölgesel ve küresel ölçekte ortak çalışmaların artırılması hedefler arasında gösteriliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin yeni dönemdeki yol haritası" olarak nitelendirdiği Şuşa Beyannamesi, ikili ilişkilerin daha da güçlendirilmesinin yanı sıra bölgede yeni bir saldırganlığa izin verilmeyeceği ve Türk dünyasında entegrasyonun ilerletileceği yönündeki ortak iradeyi de ortaya koyuyor.

Cumhurbaşkanları Erdoğan ve Aliyev'in Şuşa'daki tarihi buluşmasıyla başlayan süreçte, son 5 yılda bölgesel barış, dayanışma ve kalkınmaya yönelik çok sayıda somut adım atıldı.

&nbsp;



&nbsp;

Milli Kurtuluş Günü'nde tarihi imza

Şuşa Beyannamesi'nin imzalandığı 15 Haziran tarihi, Azerbaycan'da aynı zamanda Milli Kurtuluş Günü olarak kutlanıyor. Söz konusu tarih, merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'in 1993'te yeniden iktidara dönüşünün yıl dönümü olması nedeniyle Azerbaycan'ın yakın tarihinde özel bir yere sahip bulunuyor.

Bugün, Azerbaycan için yalnızca siyasi istikrarın yeniden tesis edildiği bir dönüm noktası değil, aynı zamanda Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik ilişkilerinin müttefiklik seviyesine yükseltildiği tarihi gün olarak da anılıyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[Şuşa Beyannamesi'nin 5. yılı                     - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 09:30:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/susa-beyannamesinin-5-yilinda-turkiye-azerbaycan-iliskileri-124846-20260615.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/susa-beyannamesinin-5-yilinda-turkiye-azerbaycan-iliskileri-124846-20260615.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/susa-beyannamesinin-5-yilinda-turkiye-azerbaycan-iliskileri-124846-20260615.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[AB'nin yeni göç ve iltica kuralları yürürlüğe girdi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-abnin-yeni-goc-ve-iltica-kurallari-yururluge-girdi-21592.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-abnin-yeni-goc-ve-iltica-kurallari-yururluge-girdi-21592.html</link>
                    <description><![CDATA[Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Göç ve İltica Paktı'nın bugün itibarıyla tüm üye ülkelerde uygulamaya girdiğini bildirdi.                         ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ AB Komisyonu Başsözcüsü Marcus Lammert, günlük basın toplantısında, paktın kabul edilmesinden 2 yıl sonra yeni kuralların bugün itibarıyla tamamen uygulanmaya başlandığını belirterek, bunun AB açısından önemli bir başarı olduğunu söyledi.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in "Göç, Avrupa'nın ortak bir sorunudur ve etkili, adil ve kararlı bir Avrupa çözümü gerektirir." değerlendirmesini hatırlatan Lammert, paktın daha güvenli dış sınırlar, üye ülkeler arasında dayanışma ve iltica ile geri dönüş süreçlerinde daha etkin prosedürler öngördüğünü ifade etti.

Lammert, Macaristan'ın özellikle dayanışma mekanizması kapsamında diğer AB ülkelerinden yeniden yerleştirilecek göçmenleri kabul etme konusunda çekinceleri bulunduğu ve paktı tam olarak uygulama taraftarı olmadığına ilişkin soruyu yanıtlarken, "Macar makamlarıyla göç dahil çeşitli konularda yakın şekilde çalışıyoruz." dedi.

Macaristan'da Peter Magyar hükümetinin göreve başlamasının üzerinden yalnızca birkaç hafta geçtiğini belirten Lammert, "Göç dahil tüm alanlarda kendileriyle yakın temas halindeyiz." ifadesini kullandı.

Lammert, Macaristan'ın pakt kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde AB fonlarının kesilip kesilmeyeceğine ilişkin soruya ise doğrudan yanıt vermedi.

&nbsp;

Göç ve İltica Paktı

Göç ve İltica Paktı'nın temelleri, AB'nin 2015'te yaşadığı ve bir milyondan fazla kişinin Avrupa'ya ulaşmasıyla sonuçlanan göç krizinin ardından atıldı.

Kriz sırasında üye ülkeler arasında sığınmacıların paylaşımı, dış sınırların korunması ve iltica başvurularından hangi ülkenin sorumlu olacağı gibi konularda ciddi görüş ayrılıkları yaşandı.

AB Komisyonu tarafından 2020'de teklif edilen pakt, özellikle zorunlu dayanışma mekanizması, yeniden yerleştirme kotaları ve sorumluluk paylaşımı konularında yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle uzun müzakerelerin ardından ancak Mayıs 2024'te kabul edilebildi.

AB'nin ilk kapsamlı göç ve iltica çerçevesi niteliğindeki pakt, "dış sınırların daha güçlü korunması, daha hızlı ve etkin iltica prosedürleri ile üye ülkeler arasında dayanışma ve sorumluluk paylaşımı" ilkelerine dayanıyor.

Paktın sığınmacıların üye ülkeler arasında paylaşılmasını öngören zorunlu dayanışma mekanizmasına Macaristan'ın da aralarında olduğu bazı ülkeler itiraz etti. Bu ülkeler, uygulamanın ulusal göç politikaları üzerindeki kontrolü azaltabileceğini, ilave mali yükler doğurabileceğini ve düzensiz göçü teşvik edebileceğini savunuyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[AB'nin yeni göç ve iltica kuralları yürürlüğe girdi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 13:21:18 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/abnin-yeni-goc-ve-iltica-kurallari-yururluge-girdi-162216-20260612.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/abnin-yeni-goc-ve-iltica-kurallari-yururluge-girdi-162216-20260612.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/abnin-yeni-goc-ve-iltica-kurallari-yururluge-girdi-162216-20260612.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İsrail basını: Türkiye, Hicaz Demir Yolu ile İsrail'i baypas etmek istiyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-israil-basini-turkiye-hicaz-demir-yolu-ile-israili-baypas-etmek-istiyor-21591.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-israil-basini-turkiye-hicaz-demir-yolu-ile-israili-baypas-etmek-istiyor-21591.html</link>
                    <description><![CDATA[İsrail basını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, İsrail'i baypas eden tarihi Hicaz Demir Yolu'nu yeniden hayata geçirmek için Suudi Arabistan ile anlaşarak bölgesel krizi büyük bir stratejik kazanca dönüştürdüğünü yazdı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yedioth Ahronoth gazetesinin köşe yazısında, Türkiye ile Suudi Arabistan arasında 9 Haziran'da imzalanan demir yolu sektörü ve lojistik hizmetleri alanlarındaki işbirliği anlaşmalarına atıf yapılarak, "Türkiye ile Suudi Arabistan arasında inşa edilmesi planlanan tren hattının güzergahında tek bir İsrail şehri bile yok. Suudi Arabistan, ulaşım koridoru için bir dönem İsrail’e yaklaşmıştı ancak tercihini Türkiye ile anlaşmaktan yana kullandı." ifadesi kullanıldı.

Bir dönem Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomi Koridoru (IMEC) projesi kapsamında Tel Aviv ile yakınlaşarak rotayı İsrail’in Hayfa Limanı’na çeviren Suudi Arabistan'ın, bölgede patlak veren savaşın ardından bu tercihini tamamen değiştirerek Türkiye ile stratejik bir anlaşma imzalamayı seçtiği vurgulandı.

9 Haziran'da Riyad'da imzalanan kapsamlı anlaşmaların, ABD-İran savaşının ardından neredeyse tamamen kapanan Hürmüz Boğazı'nı baypas ederek Körfez tedarik zincirlerini kurtarmayı amaçladığı belirtildi.

Yaklaşık 5,5 milyar dolar yatırım maliyeti olan ve Asya Kalkınma Bankası'nın şimdiden 750 milyon dolar taahhüt ettiği projenin, deniz yoluyla 30 günü aşan kargo nakliye süresini kara yoluyla iki haftanın altına indireceğine dikkat çekildi.

İstanbul'dan başlayıp Suriye ve Ürdün üzerinden geçerek Suudi Arabistan'ın Haditha Sınır Kapısı'na bağlanacak olan hattın, gelecekte Umman ve Hint Okyanusu'na kadar uzanmayı hedeflediğine işaret edildi.

Söz konusu projenin, Türkiye'ye Osmanlı dönemi Hicaz Demir Yolu vizyonunu canlandıran devasa bir jeopolitik nüfuz alanı sağladığına vurgu yapılan köşe yazısında, "Halep ve Şam üzerinden geçecek olan bu koridorla (Türkiye) İstanbul Boğazı'ndan Kızıldeniz'e kadar uzanan bir nüfuz alanı elde etmiş durumda." değerlendirmesi yapıldı.

&nbsp;

"Erdoğan, en iyi bildiği işi yaptı"

İsrail'in yapılan ateşkesleri defalarca ihlal ederek Gazze, Lübnan ve İran'a düzenlediği saldırılara işaret edilen köşe yazısında, "İsrail ordusu birden fazla cephede savaşırken, Erdoğan bu dönemi en iyi bildiği işi yaparak geçirdi; bölgesel felaketi, stratejik kazanca dönüştürdü." ifadelerine yer verildi.

Eylül 2023'te, dönemin ABD Başkanı Joe Biden'ın Yeni Delhi'deki G20 zirvesinde duyurduğu, IMEC olarak bilinen Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru'na işaret edilen yazıda, "Yüklerin Hindistan limanlarından Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Suudi Arabistan, Ürdün ve İsrail üzerinden geçerek Avrupa'ya taşınması için tasarlanan bu koridor ile İsrail'in Orta Doğu'nun vazgeçilmez ticaret merkezi haline getirilmesi hedefleniyordu. Ancak IMEC, Ekim 2023'te İsrail'in Gazze'ye saldırısıyla birlikte öldü ve bir daha da toparlanamadı." denildi.

9 Haziran'da duyurulan Suudi-Türk koridorunun, doğrudan IMEC'in yerini aldığı ve Erdoğan'ın bu kez baypas edilen ülkenin Türkiye olmamasını kesin olarak sağladığına vurgu yapılan yazıda, şu değerlendirmelere yer verildi:

"Erdoğan artık sadece haritaya geri dönmekle kalmadı, haritanın bizzat kendisi oldu. Orta Doğu'daki pragmatik seçimlerin, zamanla kalıcı stratejik ittifaklara dönüşme gibi bir huyu vardır. Türkiye'nin demir yolu ağından akacak olan milyarlar, Şam'da faaliyet gösterecek Türk bankaları ve Erdoğan'ın nüfuz alanından transit geçecek Suudi yükleri, sıradan ekonomik işlemler değildir. Bunlar, önümüzdeki on yılın bölgesel düzeninin temelleridir."
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[İsrail basını: Türkiye, Hicaz Demir Yolu ile İsrail'i baypas etmek istiyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 13:00:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/israil-basini-turkiye-hicaz-demir-yolu-ile-israili-baypas-etmek-istiyor-162043-20260612.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/israil-basini-turkiye-hicaz-demir-yolu-ile-israili-baypas-etmek-istiyor-162043-20260612.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/israil-basini-turkiye-hicaz-demir-yolu-ile-israili-baypas-etmek-istiyor-162043-20260612.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[NATO, Kosova’daki Barış Gücü misyonunun kapasitesini azaltacak]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-nato-kosovadaki-baris-gucu-misyonunun-kapasitesini-azaltacak-21586.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-nato-kosovadaki-baris-gucu-misyonunun-kapasitesini-azaltacak-21586.html</link>
                    <description><![CDATA[NATO, Kosova’daki güvenlik durumunun son yıllarda iyileşmesi nedeniyle Kosova Barış Gücünün (KFOR) mevcut personel sayısı ve konuşlanmasında kademeli optimizasyona gidileceğini açıkladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ NATO’dan yapılan yazılı açıklamada, Kosova’daki güvenlik durumunun son yıllarda iyileşmeye devam ettiği belirtilerek, bu kapsamda iki yıldan uzun süredir devam eden yedek kuvvet rotasyonlarının ocak ayında sona erdirildiği hatırlatıldı.

Güvenlik durumunun genel olarak istikrarlı seyrini koruduğuna işaret edilen açıklamada, NATO’nun gelecek bir yıl içinde KFOR’un mevcut gücünü ve konuşlanmasını kademeli olarak ayarlayacağı bildirildi.

Açıklamada, KFOR’un 1999’dan bu yana değişen güvenlik koşullarına uyum sağlamak amacıyla düzenli olarak yeniden yapılandırıldığı ifade edildi.

2023 yılında yaşanan gerilimler ve Kosova'nın kuzeyinde Sırpların çoğunlukta yaşadığı Zveçan’da KFOR askerlerine yönelik saldırılar sonrasında misyonun son on yılın en büyük takviyesini aldığına dikkat çekilen açıklamada, yaklaşık 1000 ilave askerin bölgeye konuşlandırıldığı anımsatıldı.

Açıklamada mevcut güvenlik koşullarının daha istikrarlı hale gelmesiyle birlikte KFOR’un görevlerini etkin şekilde sürdürebileceği, misyonun Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 1244 sayılı kararı çerçevesindeki yetkileri doğrultusunda tüm topluluklar için güvenli ve emniyetli ortamı sağlamaya ve serbest dolaşımı korumaya devam edeceği kaydedildi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen NATO Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı (SACEUR) ABD Hava Kuvvetleri Generali Alexus G. Grynkewich, NATO ve KFOR’un Kosova’daki güvenlik ve istikrara tam bağlılığını sürdürdüğünü aktardı.

Grynkewich, "Bu bağlılık sayesinde Kosova’daki güvenlik kurumlarının kapasitesi arttı ve istikrar güçlendi. Mevcut koşullar KFOR’un büyüklüğü ve konuşlanmasının daha da optimize edilmesi için fırsat sunuyor." değerlendirmesinde bulundu.

Batı Balkanlar’ın NATO açısından stratejik öneme sahip bir bölge olduğunu vurgulayan Grynkewich, İttifak'ın bölgede herhangi bir güvenlik boşluğunun oluşmasına izin vermeyeceğini ifade etti.

Açıklamada, personel azaltımının ülkelerin planlı rotasyon ve geri çekilme takvimleri doğrultusunda gelecek yıl boyunca aşamalı şekilde gerçekleştirileceği, sahadaki koşullara göre sürecin gerektiğinde tersine çevrilebileceği belirtildi.

NATO ayrıca AB'nin kolaylaştırıcılığında yürütülen Belgrad-Priştine diyaloğunu desteklemeyi sürdürdüğünü ve tarafları çözüme kavuşmamış meselelerin giderilmesi için yapıcı şekilde müzakere etmeye çağırdığını bildirdi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[NATO, Kosova’daki Barış Gücü misyonunun kapasitesini azaltacak - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 10:30:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/nato-kosovadaki-baris-gucu-misyonunun-kapasitesini-azaltacak-141601-20260612.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/nato-kosovadaki-baris-gucu-misyonunun-kapasitesini-azaltacak-141601-20260612.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/nato-kosovadaki-baris-gucu-misyonunun-kapasitesini-azaltacak-141601-20260612.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Küresel sıcaklık artışının 4 yıl içinde 1,5 derece eşiğini aşabileceği öngörülüyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-kuresel-sicaklik-artisinin-4-yil-icinde-15-derece-esigini-asabilecegi-ongoruluyor-21573.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-kuresel-sicaklik-artisinin-4-yil-icinde-15-derece-esigini-asabilecegi-ongoruluyor-21573.html</link>
                    <description><![CDATA[Dünyanın giderek hızlanan şekilde ısı biriktirdiğini ve sıcaklık artışının 2025'te sanayi öncesi dönem ortalamasına göre 1,37 dereceye ulaştığını tespit eden bilim insanları, bu seviyenin yaklaşık 4 yıl içinde 1,5 dereceyi aşabileceğini öngörüyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Dünya çapında 17 ülkedeki 56 kurumdan 70'in üzerinde bilim insanı tarafından hazırlanan ve Avrupa Komisyonu adına Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) bünyesindeki Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S) tarafından yürütülen Küresel İklim Değişikliği Göstergeleri raporunun temel bulguları Earth System Science Data dergisinde yayımlandı.

Rapora göre, tüm iklim sistemi hızla ısınmaya devam ediyor.

İnsan faaliyetlerinden kaynaklanan iklim değişikliği nedeniyle küresel sıcaklık artışı 2025'te sanayi öncesi dönem olan 1850-1900 yılları ortalamasının 1,37 derece üzerine çıktı. Geçen yılki ısınma hızı kayıtlardaki en yüksek seviye oldu.

Küresel sıcaklık artışı 2016-2025 döneminde ise 1,26 derece olarak ölçüldü.

Hızlanan ısınmada sera gazı emisyonlarındaki sert yükseliş etkili oluyor. Büyük ölçüde fosil yakıtların yakılmasından kaynaklanan sera gazı emisyonları 2024'te 56,8 milyar ton karbondioksit eş değeriyle tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.

Rapordaki bulgular ayrıca 2025'in kayıtlardaki en sıcak üçüncü yıl olduğunu teyit etti.

Bilim insanları giderek hızlanan ısınma nedeniyle küresel sıcaklık artışının yaklaşık 4 yıl içinde 1,5 dereceyi aşabileceğini öngörüyor.

İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında 2015'te imzalanan Paris Anlaşması kapsamında küresel sıcaklık artışının yüzyıl sonunda 1,5 dereceyle sınırlandırılması veya 2 derecenin altında tutulması hedefleniyor ancak bulgular bu eşiğin aşılma riskinin arttığını ortaya koyuyor.

Küresel sıcaklık artışını sınırlandırmak için ülkelerin 2030'a kadar karbonsuzlaşma çabalarını büyük ölçüde artırması gerekiyor.

Son 10 yıldaki ısınmanın neredeyse tamamı insan faaliyetlerinden kaynaklandı

ECMWF bünyesindeki C3S İklim Stratejik Lideri Samantha Burgess, rapora ilişkin değerlendirmesinde, son 10 yıldaki ısınmanın neredeyse tamamının insan faaliyetlerinden kaynaklandığını belirterek, "Bunun geçim kaynakları ve ekosistemler üzerindeki etkileri halihazırda dünyanın dört bir yanında hissediliyor ve sıcaklıklar yükselmeye devam ettikçe bu etkiler hızlanacak." ifadesini kullandı.

İngiltere Meteoroloji Ofisi (Met Office) Bilim Uzmanı Matt Palmer da dünyadaki sera gazı salımının her zamankinden daha yüksek olduğuna işaret ederek, "Bu da daha fazla ısının atmosferde hapsolmasına ve dünyanın enerji dengesinin giderek daha fazla bozulmasına yol açıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Güney Kore Pusan Ulusal Üniversitesi İklim Bilimleri Araştırma Merkezi Profesörü June-Yi Lee, denizel sıcak hava dalgalarının giderek daha sık görüldüğünü dile getirdi.

Bu durumun okyanus yüzeyindeki süregelen ısınmayla tutarlı olduğunu kaydeden Lee, "Denizel sıcak hava dalgalarının yaşandığı gün sayısı, 1991 ve 2025 yılları arasında dünya genelinde üç katından fazla arttı. Bu olaylar deniz ekosistemlerine zarar verirken gıda üretimini, ekonomileri ve kıyı koruma sistemlerini de tehdit ediyor. Bu durum ayrıca okyanus-atmosfer karbon alışverişini, okyanusların asitlik ve oksijen seviyelerini bozuyor ve karalarda görülen aşırı hava olaylarını daha da şiddetlendirebiliyor." ifadelerini kullandı.

Hollanda Kraliyet Deniz Araştırmaları Enstitüsü Araştırma Lideri Aimee Slangen deniz seviyesindeki rekor artışa dikkati çekerek, şu bilgileri paylaştı:

"2025'te küresel deniz seviyesi, 1901'den beri toplam 23 santimetrelik yükselişle yeni bir rekora ulaştı. Bu yükseliş yılda yaklaşık 1,8 milimetrelik bir hızla gerçekleşiyor ve bu hız giderek artıyor. Bu küçük bir değişim gibi görünebilir, ancak bu düzeydeki bir yükseliş bile dünyanın birçok alçak kıyı bölgesinde kıyı taşkınlarını artırıyor, geçim kaynaklarına ve ekosistemlere zarar veriyor."
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[Küresel sıcaklık artışının 4 yıl içinde 1,5 derece eşiğini aşabileceği öngörülüyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 12:12:47 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/kuresel-sicaklik-artisinin-4-yil-icinde-15-derece-esigini-asabilecegi-ongoruluyor-151358-20260611.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/kuresel-sicaklik-artisinin-4-yil-icinde-15-derece-esigini-asabilecegi-ongoruluyor-151358-20260611.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/kuresel-sicaklik-artisinin-4-yil-icinde-15-derece-esigini-asabilecegi-ongoruluyor-151358-20260611.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[AVA ve Özbekistan Dunyo Ajansı’ndan Tarihi Medya İş Birliği]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-ava-ve-ozbekistan-dunyo-ajansindan-tarihi-medya-is-birligi-21570.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-ava-ve-ozbekistan-dunyo-ajansindan-tarihi-medya-is-birligi-21570.html</link>
                    <description><![CDATA[Londra merkezli Avrupa Ajansı (AVA), 25 yıldır Türkçe ve İngilizce haber üreterek, dünyaya, doğru haberciliğin bayrağını taşıyarak önemli bir anlaşmaya imza attı.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 5 yıldır İngilizce ve Türkçe haber üreterek dünyaya doğru haberciliğin bayrağını taşıyan Avrupa Ajansı (AVA), önemli bir anlaşmaya imza attı. İngiltere Londra merkezli AVA, Özbekistan Dışişleri Bakanlığı’na bağlı "Dunyo" Haber Ajansı ile devlet düzeyinde Mutabakat Zaptı imzalayarak Türk dünyasında medya diplomasisi alanında yeni bir adım attı. Londra’dan Taşkent’e: Türk-İngiliz Medyası Artık Resmî Masada yerini aldı.

&nbsp;

ÇEYREK ASRIN ZAFERİ: AVRUPA AJANSI (AVA) ÖZBEKİSTAN İLE DEVLET DÜZEYİNDE ANLAŞMA İMZALADI

İmza Anı: Türk Yurdu Taşkent’te Tarihi Buluşma

Anlaşma, 3 Haziran 2026 tarihinde “Türk Dünyasında Medya ve Eğitim Paneli”ne ev sahipliği yapan Özbekistan Gazetecilik ve Kitle İletişimi Üniversitesi’nde imzalandı.

Avrupa Ajansı AVA Kurucusu ve Editörü Vatan Öz ile Dunyo Haber Ajansı Direktörü Shakhzoda Kuchkarova, iki ülke medyasını bir araya getiren anlaşmaya imza attı.

Vatan Öz açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Türk yurdu, atalarımızın toprağı büyük ülke Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te İngiltere-Özbekistan devlet resmî kurumuyla anlaşmaya imza attık. Gururluyuz.”

&nbsp;

Neden Bu Anlaşma Bir Milat?


	
	Çeyrek Asırlık Emeğin Devlet Mührü
	


25 yılını kutlayan AVA, doğru habercilik misyonunu devlet düzeyindeki bu iş birliğiyle güçlendirdi. Bu anlaşma, Londra merkezli bir Türk medya kuruluşunun Orta Asya’da Özbekistan devlet ajansıyla yaptığı kapsamlı iş birliklerinden biri olarak değerlendiriliyor.


	
	AVA’nın Küresel Ağı: BBC’den Europa TV’ye
	


AVA hâlihazırda İngiltere’de BBC, Almanya’da Europa TV ile birlikte Belçika, İtalya, Fransa, İsveç, Danimarka, Makedonya ve Romanya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde anlaşmalı ve abonelik sistemiyle faaliyet gösteriyor.

Bu haber ağı ABD, KKTC ve Türkiye’nin yanı sıra Tataristan, Rusya, Özbekistan ve Kazakistan gibi Türk dünyası ülkelerine de resmî düzeyde taşınması hedefleniyor.

&nbsp;


	
	Anlaşmanın Kapsamı: Haber Değişiminden Ortak Belgesellere
	


Mutabakat Zaptı kapsamında:

Haber ve bilgi paylaşımı yapılacak

Turizm, yatırım ve kültür alanlarında ortak film, rapor ve belgeseller hazırlanacak

İçerikler ücretsiz, kaynaksız ve değiştirilmeden kullanılabilecek

Global Journalism Council (GJC-KGK) Birleşik Krallık ve Avrupa Temsilcisi Vatan Oz, projeleri GJC Başkanı Mehmet Ali Dim ile birlikte konsey adına yürüttüklerini belirtti.

&nbsp;


	
	GJC-KGK Gücü Arkamızda
	
	
	Ortak seminer ve medya çalıştayları düzenlenecek
	


Global Journalism Council (GJC-KGK) Başkanı Mehmet Ali Dim konsey adına Özbekistan-Türkiye arası anlaşmaya imza attı.

Açıklamada Ekim 2026’da Londra’da geniş katılımlı bir medya çalıştayının planlandığı da ifade edildi.

&nbsp;

Vatan Oz: “Gururluyuz, Sorumluyuz”

“25 yıldır Londra’dan dünyaya yayın yapıyoruz. Avrupa medyasına, dünya medyasına ve özellikle Türk dünyasına haber üretmekten mutluyuz. Bu anlaşmalarla Avrupa markamız yerini daha da sağlamlaştırıyor. Özbekistan’da devletin resmî ajansıyla aynı masada olmak bizim için önemli bir gelişme. Daha büyük projeler üzerinde çalışıyoruz.”

&nbsp;

Bir İmza ile Gelen Güç

Taşkent’te hazırlanan bir haberin Londra’ya, Londra’da çekilen bir belgeselin Semerkant’a hızlı şekilde ulaşması hedefleniyor. Taraflar, doğru ve güvenilir haberciliğin Türk dünyası ile Avrupa arasında yeni bir medya ve diplomasi köprüsü oluşturacağını belirtiyor.

Avrupa Ajansı (AVA), 25 yıllık yayıncılık faaliyetini devlet düzeyindeki bu anlaşmayla yeni bir aşamaya taşıdı.

Sıradaki durak: Ekim ayında Londra’da düzenlenecek medya çalıştayı.

Not: Avrupa Ajansı (AVA), İngilizce ve Türkçe yayın yapan Londra merkezli uluslararası haber ajansıdır. Kurucu editörü Vatan Öz, aynı zamanda GJC-KGK Birleşik Krallık ve Avrupa Temsilciliği görevini yürütmektedir.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/dunya-haberleri">DÜNYA</category><dc:creator><![CDATA[AVA ve Özbekistan Dunyo Ajansı’ndan Tarihi Medya İş Birliği - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 11:23:21 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/ava-ve-ozbekistan-dunyo-ajansindan-tarihi-medya-is-birligi-143138-20260611.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/ava-ve-ozbekistan-dunyo-ajansindan-tarihi-medya-is-birligi-143138-20260611.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/ava-ve-ozbekistan-dunyo-ajansindan-tarihi-medya-is-birligi-143138-20260611.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>