<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>Turkish Press News</title>
                      <link>https://www.turkishpress.co.uk/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.turkishpress.co.uk/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>Turkish Press, tarafsız, objektif ve en etkili organik haberleriyle  İngiltere'nin ve Türkiye'nin en iyi haber sitesidir.</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Wed, 10 Jun 2026 06:08:37 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>Turkish Press News - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - Turkish Press News</copyright><item><title><![CDATA[Türk halk edebiyatının keskin dilli ozanı: Abdurrahim Karakoç]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-turk-halk-edebiyatinin-keskin-dilli-ozani-abdurrahim-karakoc-21505.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-turk-halk-edebiyatinin-keskin-dilli-ozani-abdurrahim-karakoc-21505.html</link>
                    <description><![CDATA[Gazeteci, şair ve yazar Abdurrahim Karakoç'un vefatının üzerinden 14 yıl geçti.                                           ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türk şiirine ve halk müziğine kazandırdığı eserlerle toplumun geniş bir kesimine ulaşan Karakoç, Fadime Hanım ile Ümmet Efendi'nin oğlu olarak 7 Nisan 1932'de Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesine bağlı Ekinözü köyünde dünyaya geldi.

Dört kuşak şair bir ailede doğan Karakoç, bir süre köyde marangozluk ve çiftçilik yaptıktan sonra 1958'de Elbistan Belediyesinde muhasebeci olarak çalışmaya başladı ve 1981'de emekli olana kadar bu görevini sürdürdü.

&nbsp;

Mihriban başlıklı şiiri dilden dile dolaştı

Abdurrahim Karakoç, 1964'te Pakize Hanım ile evlendikten sonra ilk çocukları Mihriban 1967'de doğdu. İkinci çocuğu Türk İslam 1969'da ve üçüncü çocuğu Enderhan ise 1971'de dünyaya geldi.

Şairin oğlu, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Enderhan Karakoç bir konuşmasında babasından söz etmenin kendisi için kolay olmadığını belirterek, şu ifadeleri kullanmıştı: "Abdurrahim Karakoç'u anlamak, şiirlerinin içine girmekle mümkün. Sadece şiir değil, nesir de yazdığı için halkın sesi oldu. Hiçbir zaman yılmadı, korkmadı, düşüncelerini açıkça ifade etti. Davasını oğluna 'Türk İslam', şiirini kızına 'Mihriban' ismini vererek yaşattı. Yazdıklarını hak, hakikat, cesaret ve samimiyetle kaleme aldı, halkına her zaman yakın oldu."

Usta şairin eserleri ilk olarak Elbistan'da çıkan Engizek gazetesinde yayımlandı. Karakoç, 1958'de yazmaya başladığı, birbirinin devamı 22 şiirden oluşan "Hasan'a Mektuplar" isimli eserini 1964'te okuyucuya sundu.

Emekliliğin ardından Ankara'ya yerleşti, çeşitli gazete ve dergilerde yazılar yazan Karakoç'un şiirlerinin pek çoğu halk arasında ezberlenerek yayıldı.

&nbsp;

"Şiire başladığımda lambadaki alev titremeye başladı"

Türkü formunda bestelenen ve dilden dile dolaşan şiirlerinden Mihriban'ı 1960'ta yazdığını söyleyen Karakoç, bir açıklamasında şunları anlatmıştı:

"Bazıları 'Gerçek mi?' diyor. 'Gerçek' diyorum ama adı Mihriban değil. O gençliğimde yaşanmış bir aşktı ama şimdi adını deşifre etmem, ayıp olur. Benim takmış olduğum sembol bir isimdir Mihriban. Masa başında yazılmış, hayal bir aşk, bu tadı ve lezzeti vermez. Yaşayacaksın ki yazacaksın. O zamanlar elektrik yoktu. Lamba ışığı altında yazıyordum. Şiire başladığımda lambadaki alev titremeye başladı. 'Lambadaki alev üşüyor' çıktı... Bazen aklıma düşüyor. Ben unutursun diyorum ama insan hiçbir zaman unutamıyor... O bir mektup üzerine yazılmıştır. Benim gönderdiğim bir mektuptan dolayı bir cevap aldım. 'Unutmak kolay mı?' mektubun başlığı..."

Abdurrahim Karakoç, "Mihriban"ın yanı sıra "Saati Yok Eremi Yok (Ben Hep Seni Düşünürüm)", "Anadolu Sevgisi", "Zikrullah", "Hak Yol İslam Yazacağız", "Bayramlar Bayram Ola", "İsyanlı Sükut" ve "Tut Ellerimden", 5 şiirden oluşan "Hasan'dan Gelen Mektup", 8 şiirden oluşan "Haberler Bülteni", 7 şiirden oluşan "Vatandaş Türküsü" ve 5 şiirden oluşan "Masal" adlı eserlere imza attı.

Şiirlerinde ilahi ve beşeri aşk, tabiat, gurbet, toplumsal yozlaşma, Türklük, İslam davası, ölüm gibi konulara değinen başarılı edebiyatçı, şiiri "bir gayeye varmak için araç" olarak gördüğünü ifade etmişti.

Türk halk edebiyatının keskin dilli ozanı Karakoç, "El Kulakta", "Vur Emri", "Kan Yazısı", "Dosta Doğru", "Suları Islatamadım", "Beşinci Mevsim", "Akıl Karaya Vurdu", "Yasaklı Rüyalar", "Gökçekimi", "Gerdanlık" ve "Parmak İzi" adlı kitapları okuyucuyla buluşturdu.

Karakoç ayrıca "Düşünce Yazıları", "Çobandan Mektuplar" gibi düz yazılar da kaleme aldı.

&nbsp;

Eserleri ünlü isimler tarafından seslendirildi

Abdurrahim Karakoç'un eserleri Fedai, Devlet, Töre ve Bizim Ocak dergilerinde, Yeni Düşünce, Gündüz ve Yeni Hafta, Akit gazeteleriyle kendi çıkardığı Yeni Ufuk gazetesinde okuyucuyla buluştu.

Doğuş Edebiyat 1983’te, Genç Kardelen 1998'de, Kardeş Kalemler dergisi ise 2012'de Karakoç için özel sayı yayımladı.

Şairin 100'e yakın şiiri bestelenerek İbrahim Tatlıses, Selda Bağcan, Musa Eroğlu, Esat Kabaklı, Cem Adrian, Mahsun Kırmızıgül, Hasan Sağındık ve Haluk Levent'in de aralarında olduğu ünlü isimler tarafından seslendirildi.

Eserlerinin yanında sağlam şahsiyetiyle de bilinen Karakoç, Anadolu insanının karşılaştığı zorlukları ve çektiği sıkıntıları eserlerinde işledi.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde 7 Haziran 2012'de vefat eden Karakoç, Ankara'da Bağlum Mezarlığı'nda Şeyh Abdülhakim Arvasi Türbesi'nin yanına defnedildi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Türk halk edebiyatının keskin dilli ozanı: Abdurrahim Karakoç - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 10:30:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/turk-halk-edebiyatinin-keskin-dilli-ozani-abdurrahim-karakoc-140824-20260606.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/turk-halk-edebiyatinin-keskin-dilli-ozani-abdurrahim-karakoc-140824-20260606.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/turk-halk-edebiyatinin-keskin-dilli-ozani-abdurrahim-karakoc-140824-20260606.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Reha Özcan, Orhan Veli’yi Edinburgh’da Sahneye Taşıdı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-reha-ozcan-orhan-veliyi-edinburghda-sahneye-tasidi-21487.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-reha-ozcan-orhan-veliyi-edinburghda-sahneye-tasidi-21487.html</link>
                    <description><![CDATA[Türk tiyatrosunun sevilen isimlerinden Reha Özcan, Orhan Veli’nin şiirlerini ve yaşamından kesitleri sahneye taşıdığı özel gösterisiyle bu akşam Edinburgh’da sanatseverlerle buluştu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Edinburgh’un tarihi mekânlarından St Cuthbert’s Parish Church’te gerçekleşen etkinlikte Reha Özcan, güçlü yorumuyla izleyicilere duygu dolu anlar yaşatırken, müzisyen Oğuz Kaplangı da sahnedeki performansa müzikleriyle eşlik ederek geceye ayrı bir derinlik kattı.

Yoğun ilgi gören gösteriyi Türkiye Cumhuriyeti Edinburgh Başkonsolosu Büyükelçi Hakan Kıvanç da izledi. Program sonunda sahneye çıkan Büyükelçi Kıvanç, sanatçıları tebrik ederek çiçek takdim etti ve izleyiciler tarafından uzun süre alkışlanan performansın ardından sanatçılarla bir araya geldi.

İskoçya’da Türkçe tiyatro ve edebiyat temalı etkinliklerin oldukça sınırlı sayıda gerçekleştirildiği düşünüldüğünde, Orhan Veli gösterisi önemli bir kültürel buluşma olarak dikkat çekti. Türk toplumunun yanı sıra farklı kesimlerden sanatseverlerin de katıldığı gece, Türk edebiyatının en önemli şairlerinden biri olan Orhan Veli’yi Edinburgh’da yeniden yaşattı.

Katılımcılar tarafından büyük beğeni toplayan etkinlik, İskoçya’daki Türk kültür ve sanat faaliyetleri açısından son yılların en dikkat çekici organizasyonlarından biri olarak değerlendirildi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Reha Özcan, Orhan Veli’yi Edinburgh’da Sahneye Taşıdı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 11:10:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/reha-ozcan-orhan-veliyi-edinburghda-sahneye-tasidi-142358-20260604.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/reha-ozcan-orhan-veliyi-edinburghda-sahneye-tasidi-142358-20260604.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/reha-ozcan-orhan-veliyi-edinburghda-sahneye-tasidi-142358-20260604.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Tanzanya'da Osmanlı mimarisiyle inşa edilen caminin açılışı yapıldı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-tanzanyada-osmanli-mimarisiyle-insa-edilen-caminin-acilisi-yapildi-21464.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-tanzanyada-osmanli-mimarisiyle-insa-edilen-caminin-acilisi-yapildi-21464.html</link>
                    <description><![CDATA[Tanzanya'nın Iringa kentinde Osmanlı mimarisiyle inşa edilen Faraj Camisinin açılışı yapıldı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Tanzanya'daki Abri ailesinin finansmanını sağladığı cami, Türk mimar ve mühendisler tarafından Osmanlı mimarisine uygun şekilde kent merkezine yapıldı.

Malzemelerinin tamamının Türkiye'den getirildiği ibadethane, çifte minaresi, 3 katı ve 5 bin kişilik kapasitesiyle dikkati çekiyor.

&nbsp;



&nbsp;

İç süslemesi ve avizeleriyle Türkiye'deki camileri aratmayan cami, turkuaz halılarıyla ön plana çıkıyor.

Ülkedeki "ilk Osmanlı mimarili cami" olma özelliğini taşıyan Caminin, özel gün ve gecelerde dini mesajların yansıtıldığı mahyası da bulunuyor.

İbadethaneyi, açılışının ardından Iringa şehrinde yaşayan çok sayıda Müslüman ziyaret etti.

&nbsp;



&nbsp;

"Türkiye, Tanzanya'nın gelişmesine her zaman destek olacak"

Açılışa katılan Türkiye'nin Darüsselam Büyükelçisi Bekir Gezer, cami açılışından dolayı mutlu olduklarını belirtti.

Türkiye ve Tanzanya'nın iki kardeş ve dost ülke olduğunu vurgulayan Gezer, Türkiye'nin Tanzanya'nın gelişmesine her zaman destek olacağının altını çizdi.

Gezer, gelecek dönemlerde ilişkilerin daha da ivmelenerek artacağına inandığını ifade etti.

&nbsp;



&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Tanzanya'da Osmanlı mimarisiyle inşa edilen caminin açılışı yapıldı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 09:20:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/tanzanyada-osmanli-mimarisiyle-insa-edilen-caminin-acilisi-yapildi-125606-20260602.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/tanzanyada-osmanli-mimarisiyle-insa-edilen-caminin-acilisi-yapildi-125606-20260602.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/tanzanyada-osmanli-mimarisiyle-insa-edilen-caminin-acilisi-yapildi-125606-20260602.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Necip Fazıl Kısakürek, şiir ve düşünce dünyasında eserleriyle iz bırakmayı sürdürüyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-necip-fazil-kisakurek-siir-ve-dusunce-dunyasinda-eserleriyle-iz-birakmayi-surduruyor-21435.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-necip-fazil-kisakurek-siir-ve-dusunce-dunyasinda-eserleriyle-iz-birakmayi-surduruyor-21435.html</link>
                    <description><![CDATA[Türk edebiyatında Baki'den sonra ikinci "Sultanu'ş Şuara (Şairler Sultanı)" ünvanına sahip şair, yazar ve mütefekkir Necip Fazıl Kısakürek'in vefatının ardından 43 yıl geçti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Savcılık ve hakimlik görevlerinde bulunan hukukçu Abdülbaki Fazıl Bey ile Girit muhaciri ailenin kızı Mediha Hanım'ın çocuğu olarak 26 Mayıs 1904'te dünyaya gelen Kısakürek'in çocukluğu, "Terbiyemi borçluyum" dediği, dönemin hakimlerinden büyükbabası Maraşlı Kısakürekzade Mehmet Hilmi Bey'in Çemberlitaş'taki konağında geçti.

Okumayı 5-6 yaşlarındayken dedesinden öğrenen ve günlük gazeteleri okuyarak çevresine anlatan Kısakürek, büyükannesi Zafer Hanım'ın da etkisiyle okuma tutkusuyla tanıştı.

Kısakürek, mahalle mektebinde başladığı öğrenimine Fransız Papaz Mektebi, Amerikan Koleji ve Rehber-i İttihad okullarında devam etti.

İlkokulu Heybeliada Numune Mektebinde tamamlayan şair, 1916'da Yahya Kemal, Ahmet Hamdi Akseki ve Hamdullah Suphi Tanrıöver'in öğretmenlik yaptığı Mekteb-i Fünun-u Bahriye-i Şahane'ye (Deniz Harp Okulu) girdi. Usta yazarın tasavvufla ilk teması ise bu okuldaki edebiyat hocası İbrahim Aşki Bey'in kendisine verdiği "Semarat-ül Fuat" ve "Divan-ı Şah-ı Nakşibend" eserleriyle gerçekleşti.

&nbsp;

Öğrencilik yıllarında dergi çıkardı

Şiire ilgisi öğrencilik yıllarında oluşan ve "Nihal" isminde haftalık dergi çıkaran usta yazar, şair Nazım Hikmet Ran ile aynı okulda eğitim gördü.

Kısakürek, Lord Byron, Oscar Wilde ve William Shakespeare'in de aralarında bulunduğu önemli yazarların eserlerini orijinal dilinde okudu.

Usta edebiyatçı, 1918'de Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Faruk Nafiz Çamlıbel ve Ahmed Kudsi gibi edebiyatçılarla tanıştığı Darülfünun Edebiyat Medresesi Felsefe Bölümü'nde eğitime başladı, Ziya Gökalp'in kurduğu, Yakup Kadri ve arkadaşlarının çıkardığı "Yeni Mecmua" dergisinde ilk kez şiiri yayımlandı.

Maarif Vekaletinin 1924'te açtığı sınavı kazanan Kısakürek, Milli Eğitim Bakanlığı bursuyla 20 yaşında Paris Sorbonne Üniversitesine gitti ve bir sene sonra İstanbul'a dönerek ilk şiir kitabı "Örümcek Ağı"nı çıkardı.

&nbsp;

"Kaldırımlar" eseri, okurun büyük ilgisini ve hayranlığını kazandı

"Kaldırımlar"ı 1928'de yayımlayan şairin bu eseri, okurun büyük ilgisini ve hayranlığını kazandı. Kısakürek hakkında kullanılan "Bir mısrası bir millete şeref vermeye yeter", "Şimdiye kadar gelen şairlerin en büyüğü" gibi ifadeler de bu dönemde yoğunlaşmaya başladı.

Usta şair, 1929'da Fikret Adil'in Asmalı Mescit'teki pansiyon odasında Peyami Safa, ressam İbrahim Çallı, Tanburi Cemil Bey'in oğlu Mesut Cemil ve gazeteci Eşref Şefik gibi ünlü isimlerle kısa bir süre bohem hayatı yaşadı. Ankara'da İş Bankasının genel muhasebe şefi olarak 1930'da çalışmaya başlayan Kısakürek, bir taraftan da "Hakimiyet-i Milliye" gazetesinde tahlil yazıları yazdı.

Ankara'da bulunduğu dönemde Şevket Süreyya Aydemir'in müdürü olduğu Ankara Ticaret Lisesinde 2 ay öğretmen olarak görev alan Kısakürek, 1931'de Taksim Taşkışla'da 1,5 yıl askeri eğitimin yanı sıra subaylık yaptı. Daha önce çıkardığı "Örümcek Ağı" ve "Kaldırımlar" şiirleriyle yeni yazdıklarını bir araya getirerek "Ben ve Ötesi" kitabını 1932'de çıkaran usta yazar, eserde 1922'den 1932'ye kadar yazdığı 71 şiirine yer verdi.

&nbsp;

Abdülhakim Arvasi ile tanışması dönüm noktası oldu

Abdülhakim Arvasi ile 1934'te tanışan Kısakürek için bu tarih bir milat oldu ve eserlerinde tasavvufi düşüncenin izleri görülmeye başlandı.

Ayrıca bu dönemden sonra sanat ve edebiyat çevrelerinde "Mistik şair" ve "Bay mistik" diye anılmaya başlayan Kısakürek, bu söylemlere karşı "Tam 30 Yıl" başlıklı şiirinde "Tam 30 yıl saatim işlemiş, ben durmuşum/Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum." ifadelerine yer verdi.

Kısakürek'in 1935'te Muhsin Ertuğrul'un tavsiyesiyle yazdığı "Tohum" ile 1937'de kaleme aldığı "Bir Adam Yaratmak" eserleri, İstanbul Şehir Tiyatrolarında Ertuğrul'un rejisiyle sahnelendi.

İnsanları Anadolu'nun içinde barındırdığı tohumu keşfe çağıran, Maraş'ın Fransız işgalinden kurtuluşunu anlatan "Tohum", sanat çevrelerinden büyük ilgi görürken halkın ise ilgisini çekmedi.

&nbsp;

"Bir Adam Yaratmak" eseri beyazperdeye uyarlandı

Kısakürek, olay örgüsü ve diyalogların derinliği bakımından herkes tarafından büyük ilgi gören "Bir Adam Yaratmak" eserinin ardından "Türk Shakespeare'i" diye anılmaya başlandı.

Usta edebiyatçının 1936'da kurduğu ve başyazarlığını yaptığı "Ağaç" mecmuası, çıktığı 17 sayı boyunca dönemin önde gelen entelektüellerini aynı çatı altında topladı.

Kendi deyimiyle "mücadele sahası"na girdiği 1938'de yeni bir milli marş yazılması için "Ulus" gazetesinin açtığı yarışmada yapılan teklifi kabul eden Kısakürek, yarışmadan vazgeçilmesi şartını öne sürdü. İsteği kabul gören Kısakürek, "Büyük Doğu Marşı"nı yazdı.

Necip Fazıl Kısakürek, Fatma Neslihan Baban ile 1941'de evlendi ve Mehmed, Ömer, Ayşe, Osman ve Zeynep isimli çocukları dünyaya geldi.

Usta şair, 1939-1943'te Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Devlet Konservatuvarında ve İstanbul Güzel Sanatlar Akademisinde (Bugünkü adıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) dersler verdi.

Atlara ve ata binmeye özel ilgi duyan usta şair, bu ilgisini de "Dokuz yaşında ata bindim ve bir daha inmedim. Her binişimde büyüdüm ve her inişimde küçüldüm." sözleriyle dile getirdi. Kısakürek, "At'a Senfoni" adlı bir eser de kaleme aldı.

&nbsp;

Büyük Doğu dergisinde ünlü isimlerin yazılarına yer verildi

Kısakürek, ilk kez Eylül 1943'te haftalık yayımlanan ve dönemin ünlü isimlerinin yazılarına yer verilen "Büyük Doğu" dergisinde ana hatlarıyla "İdeolocya Örgüsü" köşesinde açıkladığı düşünce sistemiyle özgül tarih muhasebesi, devlet anlayışı, estetik bakış ve fikri duruş ortaya koydu.

Kısakürek'in dergide "Adıdeğmez", "İstanbul Çocuğu", "Fa", "Tenkitçi", "N.F.K.", "Ne-Mu", "Ahmet Abdülbaki", "Abdinin Kölesi", "Bankacı", "Be-De", "Dilci", "İstanbullu", "Muhbir" gibi takma isimlerle de yazıları yayımlandı.

Bakanlar Kurulu kararıyla 1944'te kapatılan dergi, 1945'te yeniden yayımlanmaya başlasa da 1 yıl sonra bir kez daha kapatıldı. Dergi, 1947'de yeniden okuyucularla buluştu fakat kısa süre sonra mahkeme kararıyla yine kapatılırken bu kez Kısakürek tutuklandı ve derginin sahibi görünen eşi Neslihan Hanım ile "Padişahlık propagandası yapmak, Türklüğe ve Türk milletine hakaret" etmekten yargılandı.

Şair Kısakürek, 1949'da "Büyük Doğu Cemiyeti"ni kurmasından yaklaşık bir sene sonra, eşi Neslihan Kısakürek ile cezaevine girdi ve aynı yıl yapılan genel seçimlerden sonra Demokrat Partinin çıkardığı af kanunu ile serbest kaldı.

İslami değerleri öne çıkarmasıyla dikkati çeken "Büyük Doğu"yu tekrar yayımlayan Kısakürek'in dünya görüşünü ve cemiyet nizamına ait düşüncelerini aksettiren "İdeolocya Örgüsü" yazıları da bu dönemde başladı.

&nbsp;

Baş eseri "Çile" 1962'de yayımlandı

Kısakürek'in günlük fıkra ve yazıları, derginin çıkmadığı zamanlarda "Yeni İstanbul", "Son Posta", "Babıalide Sabah", "Bugün", "Milli Gazete", "Her Gün" ve "Tercüman" gazetelerinde yayımlandı.

Birçok kez cezaevine giren Kısakürek'in farklı dönemlerle 512 sayıya ulaştırdığı "Büyük Doğu" dergisinde Özdemir Asaf, Peyami Safa, Nurettin Topçu, Nihal Atsız, Cemil Meriç, Şevket Eygi, Sezai Karakoç, Sabahattin Zaim, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Ziya Osman Saba, Sabahattin Kudret Aksal, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Sait Faik, Oktay Akbal, Samiha Ayverdi, Reşat Ekrem Koçu ve Ahmet Adnan Saygun'un da aralarında bulunduğu pek çok isim yer aldı.

Necip Fazıl Kısakürek'in "baş eser" olarak gördüğü, şiir mefkuresini de ortaya çıkaran "Çile" eseri, 1962'de okuyucularla buluştu. Usta şair, bütün şiirleri arasından "süzme ve bütünleştirme" yaptığını söyleyerek, bu kitabın dışındaki şiirlerinin artık kendisine mal edilmemesini istemişti.

Sezai Karakoç, Kısakürek için "Şiir, aslında Necip Fazıl'da sürekli olarak, benin hiçlikle yaptığı ölümüne savaşın en etkili belki de tek silahıdır." ifadesini kullanmıştı.

Kısakürek, Büyük Doğu Hareketi'yle geniş kitlelere ulaştı ve 1963'te başta İzmir, Erzurum, Bursa olmak üzere Türkiye'nin her tarafına yayılan konferans dizisine başladı. Yurdun en ücra kazalarında bile insanlarla bir araya gelen Kısakürek'in bu konferansları daha sonra yurt dışına da taşındı.

Almanya'ya 1972'de giden şair, 1973'te oğlu Mehmed ile Büyük Doğu Yayınevini kurdu. Yayınevi bünyesinde "Esselam" isimli manzum eserinden başlayarak daha evvel çeşitli yayınevlerince basılmış eserlerinin düzenli yayınına başlandı.

&nbsp;

1980'de "Sultanu'ş Şuara" ünvanını aldı

Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) tarafından 1975'te mücadelesinin 40. yılı münasebetiyle jübile düzenlenen Kısakürek, 1976'dan 1980'e kadar 13 sayı "Rapor" dergisini yayımladı.

Necip Fazıl Kısakürek, Türk Edebiyatı Vakfınca 1980'de "Sultanu'ş Şuara (Şairler Sultanı)" ünvanı verilen, Baki'den sonra bu ünvana sahip ikinci şair olarak tarihe geçti. 1980'de Kültür ve Turizm Bakanlığı Büyük Ödülü verilen Kısakürek, 1981'de Milli Kültür Vakfı Armağanı'nı, 1982'de Türkiye Yazarlar Birliği "Üstün Hizmet Ödülü"nü aldı.

"Üstad" olarak anılan Kısakürek, hayatı boyunca "Künye", "Sabır Taşı", "Çerçeve", "Para", "Vatan Şairi Namık Kemal", "İdeolocya Örgüsü", "Son Devrin Din Mazlumları", "Halkadan Pırıltılar", "Çöle İnen Nur", "Maskenizi Yırtıyorum", "Ulu Hakan II. Abdülhamid Han", "Kanlı Sarık", "Sonsuzluk Kervanı", "At'a Senfoni", "Sahte Kahramanlar", "Her Cephesiyle Komünizm", "Babıali", "Ahşap Konak" ve "Reis Bey"in de aralarında bulunduğu çok sayıda esere imza attı.

Usta edebiyatçının "Bir Adam Yaratmak" eseri 1977'de Yücel Çakmaklı tarafından televizyona, "Reis Bey" adlı eseri ise Mesut Uçakan tarafından sinemaya uyarlandı. "Bir Adam Yaratmak" 2002'de, "Reis Bey" 2017'de İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2018'de Devlet Tiyatroları tarafından sahneye konuldu.

Türk edebiyatının önemli eserlerinden biri kabul edilen "Bir Adam Yaratmak", Murat Çeri tarafından 87 yıl sonra sinemaya uyarlandı. Eserdeki "Hüsrev" karakterini Engin Altan Düzyatan canlandırdı. Film halen vizyonda izleyicilerle buluşuyor.

Aksiyon ve dava adamı Kısakürek, şiirde olduğu kadar Türk fikir, siyaset ve sosyal hayatında emsalsiz izler bırakırken pek çok ismin hayatına yön verdi.

Yaklaşık 80 yıllık ömrüne birçok gazete ve dergide sayısız yazıyı, "Ağaç", "Rapor" ve "Büyük Doğu" adlarıyla çıkardığı dergileri, düzineleri aşan konferans ve hitabenin yanı sıra 70 eseri sığdıran usta şair, şeker hastalığı sebebiyle Erenköy'deki evinde 25 Mayıs 1983'te vefat etti. Cenaze namazı, Türkiye'nin her tarafından binlerce gencin katılımıyla Fatih Camisi'nde kılınan Kısakürek'in naaşı omuzlarda taşınarak Eyüp Sultan Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Hakkında birçok tez, makale, deneme ve kitap kaleme alınan Necip Fazıl Kısakürek'in aynı zamanda manevi ve kültürel mirasını yaşatmak amacıyla Star gazetesi tarafından 10 yıldır Kültür ve Turizm Bakanlığının desteğiyle "Necip Fazıl Ödülleri" takdim ediliyor.

Kısakürek'in ailesi tarafından usta edebiyatçının sanat ve fikir dünyasını gelecek nesillere aktarmak gayesiyle 2015'te Necip Fazıl Kısakürek Kültür ve Araştırma Vakfı kuruldu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Necip Fazıl Kısakürek, şiir ve düşünce dünyasında eserleriyle iz bırakmayı sürdürüyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 25 May 2026 09:36:16 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/necip-fazil-kisakurek-siir-ve-dusunce-dunyasinda-eserleriyle-iz-birakmayi-surduruyor-124310-20260525.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/necip-fazil-kisakurek-siir-ve-dusunce-dunyasinda-eserleriyle-iz-birakmayi-surduruyor-124310-20260525.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/necip-fazil-kisakurek-siir-ve-dusunce-dunyasinda-eserleriyle-iz-birakmayi-surduruyor-124310-20260525.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Rus seyahat acenteleri rotayı Güneydoğu'daki kültür turizmine çevirdi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-rus-seyahat-acenteleri-rotayi-guneydogudaki-kultur-turizmine-cevirdi-21418.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-rus-seyahat-acenteleri-rotayi-guneydogudaki-kultur-turizmine-cevirdi-21418.html</link>
                    <description><![CDATA[Rusya'nın önde gelen seyahat acentelerinin sahipleri ve tur operatörü temsilcileri, gezip hayran kaldıkları Güneydoğu'nun kültürünü, tarihini ve turistik değerlerini ülkelerinde tanıtacak.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kültür ve Turizm Bakanlığı Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) tarafından Rusya'dan seyahat acentesi sahipleri ve büyük tur operatörü yetkililerine yönelik Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin ve Diyarbakır'ı kapsayan tur düzenlendi.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin tarihi ve turistik değerlerinin yurt dışında tanıtımı amacıyla düzenlenen gezide, Rus seyahat acentesi sahipleri ve büyük tur operatörü yetkilileri, Gaziantep ve Şanlıurfa'daki tarihi ve turistik yerleri gezdi.

&nbsp;



&nbsp;

Mardin'de de birçok medeniyetin izlerini taşıyan Artuklu, Midyat ve Nusaybin ilçelerinde Dara Antik Kenti, Mardin Müzesi, Deyrulzafaran Manastırı, Ulu Cami, Mor Yakup Kilisesi ve konaklar başta olmak üzere çok sayıda tarihi ve kültürel mekanı, ayrıca tarihi sokak ve caddeleri gezen turizmciler, ardından Diyarbakır'a geçti.

Diyarbakır'da Roma İmparatorluğu döneminde "askeri yerleşim" olarak kullanılan 3 bin yıllık Zerzevan Kalesi'ni ziyaret eden turizmciler, İslam aleminin 5. Harem-i Şerif'i kabul edilen Ulu Cami, İçkale Müze Kompleksi ve Surp Giragos Ermeni Kilisesi'nin de aralarında bulunduğu tarihi mekanları görme fırsatı buldu.

&nbsp;



&nbsp;

Mezopotamya'nın kadim şehirlerindeki tarihi ve kültürel mirası yerinde deneyimleme fırsatı bulan seyahat acentesi temsilcileri, bölgenin zengin mutfak kültürünü de yakından tanıdı.

Bölgenin tarih, kültür, gastronomi ve inanç turizmine ilişkin bilgi alan ve gezdikleri yerlere hayran kalan katılımcıların, ülkelerinde tanıtım yaparak turizm hareketliliğinin artırılmasına katkı sunması hedefleniyor.

&nbsp;



&nbsp;

"Özellikle tarihi seven turistler için çok dikkat çekici bir bölge"

Rusya seyahat acente yetkilisi Ekaterina Firsova,&nbsp; bölgenin yemekleri, tatlıları ve yöresel lezzetlerini çok beğendiklerini söyledi.

Türkiye'nin tarihi ve kültürüyle çok ilgilendiğini belirten Firsova, şunları kaydetti:

"Türkiye'yi çok seviyoruz. Yeni geldiğimiz bu bölgeyi de çok sevdik. Daha önce Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ni araştırdım. Mezopotamya bölgesi özellikle Rus turistler için yeni bir bölge çünkü bölgeyi çok az biliyorlar. Genellikle sahil kesimlerine gidiyoruz. Fakat bu bölge tamamen farklı bir kültür ve tarih. Buraya bir kez daha gelip tamamen bölgeyi öğrenip daha sonra buraya tur göndermeyi düşünüyorum. Buna ilişkin planlamalarımız var. Özellikle tarihi seven turistler için çok dikkat çekici bir bölge. Rus turistler Ege ve Akdeniz bölgelerine daha çok alıştılar ve oraya hakimler. Burası da tamamen farklı bir atmosfer ve çok hoşumuza gitti."

&nbsp;



&nbsp;

"Rus turistler kültür turlarını çok seviyor"

Victoria Korolevskaya da Türkiye'de bulunmaktan ve bölgeyi gezmekten mutluluk duyduğunu söyledi.

Çok zengin bir kültüre sahip bölgenin tarih ve kültürünü gördüklerini anlatan Korolevskaya, şunları kaydetti:

"Rus turistler Ege Bölgesi'ni çok iyi biliyor ama artık oralara çok fazla hakim oldukları için yeni destinasyon ve yeni bölgeler arıyorlar. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde çok fazla tarihi yer var. Bunun Rus turistlerin dikkatini çekeceğini düşünüyorum. Gaziantep ve Şanlıurfa'da çok güzel yerler gördük. Daha sonra Mardin'i gezdik. Buralar çok farklı, güzel ve yemekleri lezzetli. Rus turistler kültür turlarını çok seviyor. Buraların tanıtılması ve organizasyonların yapılması gerekli. Buraya çok fazla Rus turist gelir. Bu tarihi ve kadim yerleri korudukları ve ziyarete uygun hale getirerek görme imkanı sağladıkları için Türkiye'ye teşekkür ediyoruz."

Anna Dlougaya ise Diyarbakır'a ilk kez geldiğini belirterek, bölgede bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Bölgeye tekrar geleceğini anlatan Dlougaya, "Daha önce Akdeniz ve Ege bölgelerindeki illerde bulundum. Bu bölgenin tarihi çok zengin. Bölgeyi merak ediyordum ve gelmeyi planlıyordum. Bu gezi benim için büyük bir şans oldu. Turizm ve gastronomiyi gezdiğimiz illerde gördük. Bu illerin lezzetlerini de tattık. Bölge çok farklı bir destinasyon ve buralara misafirlerimizi tur paketleriyle göndereceğiz." ifadelerini kullandı.

Natalia Ivanova da bölgede tarihi yerleri gezdiklerini ifade ederek, insanı derinden etkileyen mekanların bulunduğunu belirtti.

Bölgeyi daha önce bilmediklerini aktaran Ivanova, "Mutlaka buralara turist getireceğim. Türkiye'nin daha çok sahil kesimlerini biliyoruz ve oralarda tatil yapıyorduk. Burayı yeni bir destinasyon olarak görüyoruz. Bölgede misafirperverliği de gördük. Herkes bizi karşılamaktan ve görmekten çok mutluydu. Bu durum bizim ve göndereceğimiz misafirlerimiz için çok önemli bir etken." diye konuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Rus seyahat acenteleri rotayı Güneydoğu'daki kültür turizmine çevirdi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 23 May 2026 11:20:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/rus-seyahat-acenteleri-rotayi-guneydogudaki-kultur-turizmine-cevirdi-143725-20260523.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/rus-seyahat-acenteleri-rotayi-guneydogudaki-kultur-turizmine-cevirdi-143725-20260523.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/rus-seyahat-acenteleri-rotayi-guneydogudaki-kultur-turizmine-cevirdi-143725-20260523.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sudan Başbakanı İdris'i kabul etti]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-cumhurbaskani-erdogan-sudan-basbakani-idrisi-kabul-etti-21386.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-cumhurbaskani-erdogan-sudan-basbakani-idrisi-kabul-etti-21386.html</link>
                    <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, çalışma ziyareti dolayısıyla Türkiye'ye gelen Sudan Başbakanı Kamil İdris'i kabul etti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki kabulde, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran da yer aldı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sudan Başbakanı İdris'i kabul etti - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 20 May 2026 15:45:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/cumhurbaskani-erdogan-sudan-basbakani-idrisi-kabul-etti-190016-20260520.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/cumhurbaskani-erdogan-sudan-basbakani-idrisi-kabul-etti-190016-20260520.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/cumhurbaskani-erdogan-sudan-basbakani-idrisi-kabul-etti-190016-20260520.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İspanyol yönetmenden Netanyahu için "canavar" benzetmesi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-ispanyol-yonetmenden-netanyahu-icin-canavar-benzetmesi-21385.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-ispanyol-yonetmenden-netanyahu-icin-canavar-benzetmesi-21385.html</link>
                    <description><![CDATA[İspanyol yönetmen Pedro Almodovar, 79. Cannes Film Festivali’nde, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu için “canavar” benzetmesi yaptı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Fransa’nın güneyindeki Cannes kentinde 12 Mayıs’ta başlayan 79. Cannes Film Festivali devam ediyor.

Yakasında İngilizce Free Palestine (Özgür Filistin) yazılı bir rozet takan İspanyol yönetmen Almodovar, festivalde “Amarga Navidad” isimli filminin tanıtıldığı basın toplantısına katıldı.

Almodovar, toplantıda yaptığı konuşmada, “Avrupalılar olarak (ABD Başkanı Donald) Trump, (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu ve Rusya canavarlarına karşı bir tür bariyer oluşturma görevimiz var." dedi.

Avrupa’da uluslararası hukuka uydukları için bu görevi üstlenmeleri gerektiğini savunan Almodovar, "Avrupa’da kanunlar var; Trump, deliliklerinin ve çılgınlıklarının bir sınırı olduğunu ve Avrupa’nın onun politikalarına boyun eğmeyeceğini anlamalı." diye konuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[İspanyol yönetmenden Netanyahu için "canavar" benzetmesi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 20 May 2026 15:05:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/ispanyol-yonetmenden-netanyahu-icin-canavar-benzetmesi-185914-20260520.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/ispanyol-yonetmenden-netanyahu-icin-canavar-benzetmesi-185914-20260520.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/ispanyol-yonetmenden-netanyahu-icin-canavar-benzetmesi-185914-20260520.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Haydar Ekinek Sanat Galerisi Sanatseverlerin Yeni Buluşma Noktası Oldu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-haydar-ekinek-sanat-galerisi-sanatseverlerin-yeni-bulusma-noktasi-oldu-21383.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-haydar-ekinek-sanat-galerisi-sanatseverlerin-yeni-bulusma-noktasi-oldu-21383.html</link>
                    <description><![CDATA[İstanbul Maltepe Küçükyalı’da yaklaşık iki buçuk yıldır faaliyet gösteren Haydar Ekinek Sanat Galerisi, kısa sürede sanat dünyasının dikkat çeken adreslerinden biri haline geldi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Dünyaca ünlü ressam Haydar Ekinek’in özgün eserlerine ev sahipliği yapan galeri, sanatseverleri sıra dışı bir sanat yolculuğuna davet ediyor.
Çivilerle oluşturduğu kendine has tekniğiyle sanat dünyasında “Doğu’nun Picasso’su” olarak anılan Haydar Ekinek, galeride farklı dönemlere ait eserlerini sanat tutkunlarıyla buluşturuyor. Kadın figürlerini merkezine alan eserlerde; duygu, mücadele, özgürlük ve yaşamın izleri dikkat çekiyor.


Van’dan Uluslararası Sanat Dünyasına Uzanan Başarı Hikâyesi

1967 yılında Van’ın Çomaklı köyünde dünyaya gelen Haydar Ekinek’in sanat yolculuğu çocuk yaşlarda başladı. Köyde tandır duvarlarına yaptığı çizimlerle sanata adım atan Ekinek, zamanla çivilerle resim yapma tekniğini geliştirerek kendine özgü bir tarz oluşturdu.

İstanbul’a geldikten sonra uzun yıllar tabelacılık yaparak ailesini geçindiren sanatçı, gündüz çalışıp geceleri resim yaparak sanat üretimini sürdürdü. Yıllar içinde oluşan eser portföyü bugün Avustralya, Norveç, İngiltere ve Dubai’deki galerilerde de sergileniyor.


Galeri Sanat ve İlhamın Merkezi Haline Geldi

Küçükyalı’daki Haydar Ekinek Sanat Galerisi yalnızca bir sergi alanı değil; aynı zamanda sanat sohbetlerinin yapıldığı, genç sanatçıların ilham aldığı ve ziyaretçilerin sanatla iç içe vakit geçirdiği özel bir merkez olarak öne çıkıyor.

Sanatçının özgün eserlerini yakından inceleme fırsatı sunan galeri, yerli ve yabancı ziyaretçilerin yoğun ilgisini görüyor.


Karamürsel’deki Sanat Köyü Müze Olmaya Hazırlanıyor

Haydar Ekinek’in üretim yaptığı en özel alanlardan biri ise Kocaeli’nin Karamürsel ilçesinde bulunan ve “sanat köyü” olarak anılan atölyesi. Doğanın içinde yer alan bu huzurlu alan, sanatçının ilham kaynağı olarak biliniyor.

Sanat köyünün ilerleyen dönemlerde “Haydar Ekinek Müzesi”ne dönüştürülmesi planlanıyor. İnşaat çalışmalarının başladığı projede henüz net bir bitiş tarihi bulunmuyor. Tamamlandığında ise sanatseverlerin doğa ve sanatın iç içe geçtiği özel bir atmosferde eserlerle buluşacağı ifade ediliyor.

Müzenin yalnızca tabloların sergilendiği bir alan değil, aynı zamanda ziyaretçilerin huzur bulacağı kültürel bir yaşam alanı olması hedefleniyor.


Sanatıyla İz Bırakmaya Devam Ediyor

Özgün tarzı, çivilerle oluşturduğu teknikleri ve güçlü anlatımıyla dikkat çeken Haydar Ekinek, hem İstanbul’daki galerisi hem de gelecekte müzeye dönüşecek sanat köyüyle sanat dünyasında kalıcı eserler bırakmayı sürdürüyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Haydar Ekinek Sanat Galerisi Sanatseverlerin Yeni Buluşma Noktası Oldu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 20 May 2026 12:05:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/haydar-ekinek-sanat-galerisi-sanatseverlerin-yeni-bulusma-noktasi-oldu-153547-20260520.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/haydar-ekinek-sanat-galerisi-sanatseverlerin-yeni-bulusma-noktasi-oldu-153547-20260520.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/haydar-ekinek-sanat-galerisi-sanatseverlerin-yeni-bulusma-noktasi-oldu-153547-20260520.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[PTT Pul Müzesi'nin üç aydaki ziyaretçi sayısı 30 bini geçti]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-ptt-pul-muzesinin-uc-aydaki-ziyaretci-sayisi-30-bini-gecti-21380.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-ptt-pul-muzesinin-uc-aydaki-ziyaretci-sayisi-30-bini-gecti-21380.html</link>
                    <description><![CDATA[Türkiye'nin ilk ve tek pul müzesi olma özelliğini taşıyan PTT Pul Müzesi, 2026 yılının ilk çeyreğinde 30 bini aşkın ziyaretçiyi ağırladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ PTT AŞ'den yapılan yazılı açıklamaya göre, müze, 2013 yılında "Tarihe Tanıklık Eden Koleksiyonlar" sloganıyla kapılarını açtı.

Yalnızca pul koleksiyoncularının değil, tarih, kültür ve iletişim mirasına ilgi duyan ziyaretçilerin de uğrak noktası olmayı sürdüren müzeyi, açıldığı günden 2025 yılı sonuna kadar yaklaşık 675 bin kişi ziyaret ederken, bu yılın ilk çeyreğinde de ziyaretçi sayısı 30 bini geçti.

​​​​​​​Müzede, 1863'te tedavüle sunulan ilk Türk pulundan günümüze kadar basılan pullar kronolojik ve tematik olarak sergileniyor. Sergi alanlarında ise 10 binin üzerinde posta pulu yer alıyor.

Müzede, geçmişten günümüze posta ve haberleşme alanında kullanılan objeler, nostaljik posta dağıtıcı kıyafetleri, telgraf makinelerinin yanı sıra İstiklal Harbi'nde PTT, Tarihten Mektuplar, "Pullarla 100 Yıl" Uygulaması, Çocuk Kulübü, Doğrudan Kişisel Pul Uygulaması ve Müze Dükkan gibi bölümler bulunuyor.

Çocuk Kulübü'nde gerçekleştirilen etkinliklerle genç nesillere pul koleksiyonculuğu ve mektup kültürü tanıtılırken, ziyaretçilere interaktif ve eğitici bir müzecilik deneyimi sunuluyor.

PTT Pul Müzesi, dini ve milli bayramlar ile resmi tatiller hariç, haftanın her günü 09.00-17.00 saatlerinde "ücretsiz" ziyaret edilebiliyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[PTT Pul Müzesi'nin üç aydaki ziyaretçi sayısı 30 bini geçti - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 20 May 2026 09:49:43 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/ptt-pul-muzesinin-uc-aydaki-ziyaretci-sayisi-30-bini-gecti-125035-20260520.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/ptt-pul-muzesinin-uc-aydaki-ziyaretci-sayisi-30-bini-gecti-125035-20260520.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/ptt-pul-muzesinin-uc-aydaki-ziyaretci-sayisi-30-bini-gecti-125035-20260520.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Hal Ve His Dergisi’nin 2. Sayısı Bosna Dosyasıyla Çıktı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-hal-ve-his-dergisinin-2-sayisi-bosna-dosyasiyla-cikti-21377.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-hal-ve-his-dergisinin-2-sayisi-bosna-dosyasiyla-cikti-21377.html</link>
                    <description><![CDATA[Genel Yayın Yönetmenliğini Emirhan Kemendi’nin yaptığı, Editörlüğünü ise Zehra Bıçakçı’nın üstlendiği, Hal ve His Dergisi 2. sayısında, Bosna Hersek  dosyasıyla okurlarıyla buluştu. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Haber:&nbsp; Ziya Gündüz&nbsp;

Dergi,&nbsp; daha önce&nbsp; ilk sayısında mazlum coğrafyalar serisi başlığı altında, Filistin / Gazze konusuna dikkat çekmişti.&nbsp; Hal ve His Dergisi, ikinci sayısında ise dikkati Bosna’ya çekti.

&nbsp;

Bosna’yı Yalnızca Tarih Kitaplarında Bırakamayız&nbsp;

Derginin giriş yazısında Okul Müdürü Kahraman Selçuk, “Bu derginin ikinci sayısında Bosna’yı konuşuyor olmamız bir tesadüf değil, bir sorumluluktur. Unutmayalım ki&nbsp; Bosna’yı unutan, insanlığı da unutur. Rabbimiz bizlere, Bosna’nın acısını yüreğinde taşıyan ama umudunu hiç kaybetmeyen bir nesil olmayı nasip etsin” cümlelerini kaleme döktü.&nbsp;

&nbsp;

Mazlum Müslüman Ülkekeri Asla Unutmayacağız

Derginin Editörü Zehra Bıçakçı ise, “Amacımız yine aynı; bütün uluslararası kurum ve kuruluşların geçerliliğini sorgulatan, ortaya koydukları direnişle insanlık kavramına yabancılaşmış bir dünyaya insanlık dersi veren, yılmayan, yıkılmayan kardeşlerimizin ülkesini bu sefer de Bosna Hersek’i konu ediniyoruz” ifadesiyle Bosna özelinde, İslam coğrafyasının kardeşlik bilincine vurgu yaptı.&nbsp;

&nbsp;

Güray Süngü’ye Göre “Dergiler, Bitmiş Değil”

Dergide, Yazar Güray Süngü ile yapılan&nbsp; söyleşi dikkat çekici. Güray Süngü, “İyi bir yazar olmanın ön koşulu okumak” olduğunu söylüyor.&nbsp; Süngü, ile yapılan söyleyişide bir çok konuya temas ediliyor.&nbsp;

&nbsp;

Dergide Yazısı Olan Yazarlar&nbsp;

Kahraman Selçuk, Enver Günaydın, Murat Ağdaş, Şeyma Nur Yılmaz, Emirhan Kemendi, Rumeysa Aksu, Sevda Dıraga Canbaz,&nbsp; Zehra Bıçakçı, Azra Tanuğur, Beril Su Gökgöz, Ebrar Sude Altunsoy, Elanur Arslantürk, Fatma Zehra Can, Hafsa Baydemir, Nisanur Günay, Nisanur Gürgör, Ruaa Haj Abdo, Selin Seçkin, Nisanur Şertbetçi,&nbsp; Tuana Merve Kaymaz,&nbsp; Zeynep Sevde Tamcan.&nbsp;

Dergi Hakkında Detaylı Bilgi için: Çekmeköy Şehit Ömer Halis Demir Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi / Medya Birimi
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Hal Ve His Dergisi’nin 2. Sayısı Bosna Dosyasıyla Çıktı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 20 May 2026 08:50:10 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/hal-ve-his-dergisinin-2-sayisi-bosna-dosyasiyla-cikti-115339-20260520.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/hal-ve-his-dergisinin-2-sayisi-bosna-dosyasiyla-cikti-115339-20260520.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/hal-ve-his-dergisinin-2-sayisi-bosna-dosyasiyla-cikti-115339-20260520.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Halep'te Osmanlı belgeleri ve el yazmaları uzman ellerde korunuyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-halepte-osmanli-belgeleri-ve-el-yazmalari-uzman-ellerde-korunuyor-21347.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-halepte-osmanli-belgeleri-ve-el-yazmalari-uzman-ellerde-korunuyor-21347.html</link>
                    <description><![CDATA[Suriye'nin kuzeyindeki Halep'te yaşayan araştırmacı ve restoratör Dr. Muhammed Havatmi, kendi atölyesinde Osmanlı döneminden günümüze ulaşan el yazmaları ile nadir belgelerin korunması ve onarımı için çalışmalar yürütüyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Halep'te farklı dönemlere ait binlerce el yazması sayfa, arşivlerde ve özel koleksiyonlarda varlığını korurken, bu eserlerin önemli bir bölümü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor.

Eski el yazması eser ve belge restorasyonu alanında uzman Havatmi, yaptığı açıklamada, Halep ve çevresindeki eserlerin bölgenin tarihini, bilimsel birikimini ve kültürel üretimini yansıtan önemli bir medeniyet mirası olduğunu söyledi.

&nbsp;



&nbsp;

"Büyük ve tanınmış aileler Osmanlı dönemine ait belgeleri muhafaza ediyor"

Osmanlı dönemine ait belgelerin önemine dikkati çeken Havatmi, özellikle köklü ailelerin bu tür evrakları uzun yıllardır muhafaza ettiğini belirtti.

Havatmi, "Büyük ve tanınmış aileler, Osmanlı dönemine ait mülkiyet belgeleri, vakfiye kayıtları ve ödeme belgelerini muhafaza etmektedir. Bu belgeler özellikle 1850'li yıllara, Osmanlı'nın geç dönemine aittir." dedi.

&nbsp;



&nbsp;

"Bu belgeler, Osmanlı'dan günümüze uzanan kimlik ve sürekliliği ortaya koyuyor"

Söz konusu belgelerin tarihsel sürekliliğe işaret ettiğini vurgulayan Havatmi, şunları söyledi:

"Tapu kayıtları, vakıf belgeleri ve kimlik niteliğindeki evraklar büyük değer taşıyor. Osmanlı mührü taşıdıkları için tarihsel açıdan da önemliler. Bu belgeler, Osmanlı'dan Arap dönemine ve günümüz Suriye'sine uzanan kimlik ve sürekliliği ortaya koyuyor."

&nbsp;



&nbsp;

Restorasyon çalışmaları ve yaşanan zorluklar

Yaklaşık 50 yıllık mesleki deneyime sahip olduğunu belirten Havatmi, kariyerinin büyük bölümünü küçük bir atölyede geçirdiğini anlattı.

Havatmi. "Eski kitap ve belgelerin restorasyonu alanında uzun yıllar çalıştım. Daha sonra gelişmiş teknikleri öğrendim ve özellikle Japon kağıdı kullanımında uzmanlaştım." diye konuştu.

Restorasyon çalışmalarında en büyük sorunlardan birinin malzeme temini olduğunu ifade eden Havatmi, "Özellikle Japon selüloz kağıdı gibi özel malzemeler büyük önem taşıyor ancak bunların temini zor olabiliyor." dedi.

&nbsp;

Restorasyonun geleceği ve riskler

Mesleğin giderek unutulma riski taşıdığına dikkati çeken Havatmi, şöyle konuştu:

"Bu alan büyük ölçüde teknik bilgi ve sanatsal beceri gerektiriyor ancak ne yazık ki günümüzde yeterince ilgi görmüyor. Bireysel bir meslek haline geldiği için geniş kütüphane sistemlerinde yaygınlaşmadı ve yok olma riskiyle karşı karşıya."

Başkent Şam'da zaman zaman Kültür ve Eserler Müdürlüğü tarafından eğitim programları düzenlendiğini belirten Havatmi, ancak mesleğin gereken ilgiyi görmediğini dile getirdi.

Havatmi, "Bu meslek sabır ve sanat gerektiriyor. Bu nedenle gençler tarafından çok tercih edilmiyor." ifadelerini kullandı.

&nbsp;

"En büyük hayalim bu alanda eğitimlerin verilmesi"

Havatmi, sözlerini şöyle tamamladı:

"En büyük hayalim Halep'teki tüm kamu kütüphanelerinde bu alanda eğitimlerin verilmesi, atölyelerin kurulması ve gençlerin bu mesleği öğrenmesi. Zira Halep'teki eski kütüphaneler ve arşivler çok sayıda korunması gereken belge ve kitap içeriyor. Ancak tüm bunlar ihmal nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya."
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Halep'te Osmanlı belgeleri ve el yazmaları uzman ellerde korunuyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 18 May 2026 10:05:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/halepte-osmanli-belgeleri-ve-el-yazmalari-uzman-ellerde-korunuyor-134132-20260518.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/halepte-osmanli-belgeleri-ve-el-yazmalari-uzman-ellerde-korunuyor-134132-20260518.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/halepte-osmanli-belgeleri-ve-el-yazmalari-uzman-ellerde-korunuyor-134132-20260518.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Exhibition in Istanbul showcases photographer Nevzat Yildirim's dome-inspired works]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-exhibition-in-istanbul-showcases-photographer-nevzat-yildirims-dome-inspired-works-21326.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-exhibition-in-istanbul-showcases-photographer-nevzat-yildirims-dome-inspired-works-21326.html</link>
                    <description><![CDATA['Gok Kubbe' exhibition features photographs of Istanbul’s historic mosques and domes through layered exposure techniques]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Turkish artist and academician Nevzat Yildirim’s new photography exhibition “Gok Kubbe” (Sky Dome), focusing on Istanbul’s historic domes and mosque silhouettes, opened to visitors at Yildiz Holding’s Camlica Campus in Istanbul.

The exhibition presents Yildirim’s photographic interpretations of some of Istanbul’s most iconic imperial mosques and domes, using layered exposure techniques to create abstract and visually complex compositions.

The opening ceremony on Wednesday was attended by Yildiz Holding Board Member Murat Ulker, Yildiz Holding Chairman and CEO Mehmet Tutuncu, as well as figures from the fields of culture, the arts, and academia.

Speaking at the event, Tutuncu said art plays a key role in carrying civilizational heritage into the future.

Referring to Yildiz Holding’s corporate philosophy of “make happy, be happy,” Tutuncu said the exhibition makes the city’s historical memory visible through artistic interpretations of Istanbul’s domes and mosques.

“Through Yildirim’s lens, Istanbul appears with a unique narrative in which light, time, and space intertwine,” he said, adding that the works invite viewers to reflect on the city’s cultural and historical heritage.

&nbsp;



&nbsp;

‘Visual, intellectual bridges between past and present’

Yildirim said Istanbul’s domes carry traces of a multilayered civilizational memory stretching from the Ottoman era to the present day.

Describing domes as a manifestation of the idea of a “shared sky,” he said they represent some of the strongest visual and intellectual bridges between past and present.

The artist defined “Gok Kubbe” as a photographic series positioned between spatial representation and a love for Istanbul.

“In this work, I aimed to transform domes—among the most iconic architectural forms of Istanbul’s skyline—into a timeless art form on both an optical and intellectual level through the language of photography,” he said.

In remarks to Anadolu, Yildirim said domes have become one of Istanbul’s defining symbols throughout the city’s centuries-long history.

“I tried to express, through photography and layered exposure techniques, dome forms that brought together people of different centuries, beliefs, and cultures under the same roof,” he said.

“These domes unite people. They separate individuals from worldly ambitions and emotions and perhaps allow them to rediscover themselves beneath the form of the dome,” he added.

&nbsp;

Exhibition runs through July 26

Yildirim said the dome forms featured in the photographs were produced according to a deliberate aesthetic structure and mathematical calculation rather than by chance.

He stressed that light is the fundamental language of photography and that each work in the exhibition has been created using multiple exposure techniques.

Yildirim's works entered international modern art collections early in his career, including the Museum of Fine Arts in Boston, United States.

The exhibition will remain open until July 26 at the Yildiz Holding Seminar Hall and can be visited by appointment between 9 am and 5 pm.

&nbsp;

The “Sky Dome” exhibition, now open to visitors at the Yıldız Holding Çamlıca Campus Seminar Hall, can be visited free of charge until 26 July 2026, every day of the week between 09:00 and 17:00, by appointment via +90 216 524 25 00.

Exhibition Catalog: nevzatyıldırım/skydome/catalog

&nbsp;

About Nevzat Yıldırım

Born in Adapazarı in 1987, Nevzat Yıldırım is an academic, photographer, and visual artist working in the fields of documentary photography and contemporary art. Yıldırım graduated from the Department of Photography and Graphic Arts at Kocaeli University Faculty of Fine Arts, completed his master’s degree at Mimar Sinan Fine Arts University, and received his PhD from the Art and Design Program at Yıldız Technical University. His works are included in various museum and private collections, most notably the permanent photography collection of the Museum of Fine Arts, Boston. Represented by Albumen Gallery in London, Yıldırım continues his work between Istanbul and London.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Exhibition in Istanbul showcases photographer Nevzat Yildirim's dome-inspired works - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 15 May 2026 07:24:21 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/exhibition-in-istanbul-showcases-photographer-nevzat-yildirims-dome-inspired-works-102552-20260515.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/exhibition-in-istanbul-showcases-photographer-nevzat-yildirims-dome-inspired-works-102552-20260515.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/exhibition-in-istanbul-showcases-photographer-nevzat-yildirims-dome-inspired-works-102552-20260515.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Efes'in "taş hastanesi"nde 2 bin yıllık sütunlara hassas dokunuş]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-efesin-tas-hastanesinde-2-bin-yillik-sutunlara-hassas-dokunus-21313.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-efesin-tas-hastanesinde-2-bin-yillik-sutunlara-hassas-dokunus-21313.html</link>
                    <description><![CDATA[Efes Antik Kenti'nde yürütülen restorasyon çalışmalarında, senelerdir toprak altında kalan, kırılan sütun, kaide ve mimari bloklar "taş hastanesi"nde milim milim taranıp, temizlenip birleştirilerek ayağa kaldırılıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ UNESCO Dünya Miras Listesi'ndeki Efes'te, Kültür ve Turizm Bakanlığının "Geleceğe Miras Sonsuz Efes" projesi kapsamında yürütülen kazı ve restorasyon çalışmaları sürüyor.

Antik kentin yeni gezi rotası kapsamında çalışmaların sürdüğü Stadyum Caddesi'nde yüzyıllardır deprem, yangın ve doğal afetlerle devrilen, kırılan antik sütunlar ve taş bloklar, uzman restoratörlerin ellerinde yeniden hayat buluyor.

&nbsp;










&nbsp;

&nbsp;


Stadyum Caddesi'nin yanına kurulan ve ekip içinde "taş hastanesi" olarak anılan bölümde, kırılmış sütunlar, kaideler, başlıklar ve yazıtlı bloklar tek tek inceleniyor. Burada taşlar önce belgeleniyor, ardından temizlik, sağlamlaştırma ve birleştirme işlemlerinden geçiriliyor. Uygun hale gelen parçalar ise ait oldukları yere yeniden yerleştiriliyor.



&nbsp;



&nbsp;

"Taşlar en ince ayrıntısına kadar belgeleniyor"

"Geleceğe Miras Sonsuz Efes" projesi koordinatörü, Pamukkale Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bahadır Duman, AA muhabirine, 2023 yılında başlayan "Geleceğe Miras Sonsuz Efes" çalışmalarının, ziyaretçi karşılama merkezi, Stadyum Caddesi ve antik tiyatroda yoğunlaştığını söyledi.

Duman, çalışmaların arkeolog, restoratör, jeolog, mimar, mühendislerden oluşan yerli ve yabancı 200-250 kişilik ekiple yürütüldüğünü belirtti.

Stadyum Caddesi'ndeki sütun, kaide, başlıkların restorasyonlarının sürdüğünü anlatan Duman, çalışmalar için bir taş hastanesi oluşturduklarını ifade etti.

Her taşın uzman personel tarafından incelendiğini belirten Duman, şunları kaydetti:

"Burası bir hastane ama taş hastanesi, canlı değil, cansız varlıklarla uğraşıyoruz. Bunlar en ince ayrıntısına kadar taranıyor, çizimleri yapılıyor, belgeleniyor. Ardından olası müdahaleler restoratörler ve uzman personel tarafından kararlaştırılıp sonrasında mekanik, kimyasal, birleştirme ve temizleme çalışmaları yapılıyor."

&nbsp;



&nbsp;

2500 yıllık caddede restorasyon

Prof. Dr. Duman, Stadyum Caddesi'nin yaklaşık 2500 yıl boyunca aktif olarak kullanıldığını, geçen zamanda deprem, doğal afet ve yangınlara maruz kalarak yıkıldığını anlattı.

Efeslilerin o dönem yıkılan sütunları yerine yerleştirmek için çaba sarf ettiğini belirten Duman, şöyle konuştu:

"Her şey nizami bir şekilde değil, bazen kaideler başlık olarak kullanılmış, bazen sütunlar ters çevrilmiş, alt üste gelmiş. Antik dönemde böyle birçok dokunuş var. Ziyaretçilerin antik çağı daha rahat algılayabilmesi için biz minimum düzeyde müdahalelerimizi yapıyoruz."

Cadde üzerinde 120 ila 130 arasında sütun ve kaide tespit ettiklerini aktaran Duman, bunların yüzde 60'ının restorasyonunun tamamlandığını, kalan bölümünün ise önümüzdeki aylarda bitirileceğini söyledi.

&nbsp;

Yepyeni bir güzergah ortaya çıkıyor

Duman, cadde üzerindeki Latince ve Grekçe yazıtlar ile heykel kaidelerinin bulunduğunu belirterek, "Bu heykel kaidelerin Türkçe ve İngilizce çevirilerini yapıyoruz. Üzerinde ne yazdığını buraya gezen ziyaretçilere daha net bir şekilde aktarmış olacağız." dedi.

Yeni rota çalışmalarının Stadyum Caddesi'nin ardından antik tiyatro ve sonrasında Liman Caddesi'nde süreceğini dile getiren Duman, çalışmaların tamamlanmasıyla ziyaretçilerin artık görmedikleri yeni bir rotayla karşılaşacağını kaydetti.

Efes'in Küçük Asya'nın başkenti olduğunu ifade eden Duman, "Ziyaretçi, daha önce defalarca Efes'e gelmiş olsa da yepyeni bir güzergahla karşılaşacak." ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Duman, Liman Caddesi ve Stadyum Caddesi'nin restorasyon çalışmalarını yıl sonunda tamamlamayı hedeflediklerini söyledi.

&nbsp;

Liman Caddesi'nde yeni restorasyon çalışmaları

Duman, Liman Caddesi'ndeki çalışmaların ise caddenin zemin kaplamaları ve sütunları ile Roma hamamında kazı ve restorasyon faaliyetleriyle süreceğini söyledi.

Orta liman kapısında da çalışma yürütüleceğini belirten Duman, "Liman Caddesi'nin sonunda da 3 tane kapı var. Bunlardan Orta Liman Kapısı için korunma kurulundan izinleri alındı. Bu yıl itibariyle orada da minimum düzeyde anastilosis bazlı restorasyon çalışmaları yürüteceğiz." diye konuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Efes'in "taş hastanesi"nde 2 bin yıllık sütunlara hassas dokunuş - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 13 May 2026 12:02:22 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/efesin-tas-hastanesinde-2-bin-yillik-sutunlara-hassas-dokunus-150529-20260513.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/efesin-tas-hastanesinde-2-bin-yillik-sutunlara-hassas-dokunus-150529-20260513.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/efesin-tas-hastanesinde-2-bin-yillik-sutunlara-hassas-dokunus-150529-20260513.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA["Gazze Mektupları" sergisi savaşın ve insani krizin izlerini gözler önüne seriyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-gazze-mektuplari-sergisi-savasin-ve-insani-krizin-izlerini-gozler-onune-seriyor-21267.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-gazze-mektuplari-sergisi-savasin-ve-insani-krizin-izlerini-gozler-onune-seriyor-21267.html</link>
                    <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ve Okçular Vakfının desteğiyle izleyiciye sunulan "Gazze Mektupları" sergisi Üsküdar Meydanı'nda sanatseverlerle buluştu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Gazze'de yaşanan insani dramı teknoloji ve dijital sanatın imkanlarıyla ziyaretçilere aktarmayı hedefleyen serginin küratörlüğünü Şirvan Avcı üstlenirken, sergi projesi ise Desa Deneyim tarafından geliştirildi.

Sergi, Gazze halkından gelen mektuplar, çocukların çizdiği resimler ve bölgeden ulaştırılan video kayıtlarına odaklanırken, savaşın ve insani krizin bireyler üzerindeki etkisini gözler önüne sermeyi amaçlıyor.

&nbsp;



&nbsp;

Hologram teknolojisi, artırılmış gerçeklik (AR) uygulamaları ve özel olarak hazırlanan dijital video içeriklerin de yer aldığı sergide, ziyaretçilere yalnızca bir izleme deneyimi değil, olayların insani boyutunu derinden hissettiren interaktif bir yolculuk sunulması ve Türkiye'nin Gazze'de yaşanan insanlık dramına yönelik hassasiyetini çağdaş sanat ve ileri teknolojiyi bir araya getirerek uluslararası standartlarda bir anlatıya dönüştürülmesi planlanıyor.

&nbsp;

"'Fijital' bir sergi oluşturduk"

Sergiye ilişkin konuşan Şirvan Avcı, klasik sergiciliğin dışına çıkmak istediklerini belirterek, hem fiziki bir Gazze kurduklarını hem de bunu dijital ögeler, animasyonlar, hologramlar ve hiper gerçekçi videolarla desteklediklerini söyledi.

&nbsp;



&nbsp;

Bölgeden gelen gerçek Gazze görüntülerini de sergiye ekleyerek bir video duvarı yaptıklarını aktaran Avcı, "Aynı zamanda mapping yaptık bunlara ve hepsini harmanlayarak 'fijital' bir sergi oluşturduk. Buradaki espri şuydu, biz hem dünyaya bir mesaj verelim ve bunu güçlü verelim hem de bunu verirken gençlere ulaşalım istedik. Sadece düz sergi yaparsak gençlere çok hitap edemiyoruz ama dijital ögeleri katarsak, Alfa ve Z kuşağı denilen gençleri de içeri çekme şansımız vardı ve başardık da." dedi.

&nbsp;

"İnsanların Gazze ile bağ kurmasını istedik"

Avcı, sergiye öngördüklerinden daha fazla ilgi olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

"İnsan hikayesini işlemek istedik. Sergiye bir apartmandan giriyorsunuz. Bir ev, sokak ve bir tünel yaptık. Bunda hep gerçek hikayeleri işledik. Aslında Gazze'deki gerçek görüntülerin burada replikalarını yaptık. Kendi kurduğumuz, kurgumuz yok. Tamamen bölgeden gelen görüntüler ve videoları işleyerek oluşturduk burayı. Bir insan hikayesi işlemek istedik hep. O yüzden de apartman girişinden sokak çıkışına, bir kompozisyonu var buranın."

&nbsp;



&nbsp;

Serginin ücretsiz ziyaret edilebileceğini bildiren Avcı, "Bizim derdimiz şuydu, hep haberlerde görüyoruz ve sadece üzülüyoruz ama 10, 15 saniye sonra günlük hayatımıza devam ediyoruz. Bunun da sebebi bağ kuramamak. Burada insanların Gazze'yle bağ kurmasını istedik ve onun için de Gazze yapmamız gerektiğini düşündük. Yaptık da çok şükür. Serginin sonunda bir mektup alanımız var. Burada, Türkiye'deki insanların yazdığı mektupları da kitaplaştırıp Gazze'ye yollayacağız inşallah." değerlendirmesinde bulundu.

Avcı, amaçlarının Gazze'nin bir parçasını Üsküdar'a taşımak olduğunun altını çizerek, "Başardığımızı düşünüyoruz. Her yaşı ağırlıyoruz ama en çok etkiyi orta yaştan alıyoruz. Genelde insanların, ziyaretçilerin üçte biri ağlayarak çıkıyor sergiden. Bu tabii ki kötü bir şey ama başarılı olduğumuzun da işareti. Bu yüzden de demek ki amacımıza ulaşmışız diye düşünüyoruz." görüşünü paylaştı.

Ziyaretçileri savaşın rakamlardan ibaret olmayan yüzüyle buluşturan, empati ve küresel dayanışma çağrısı yapan sergi, 2 Haziran'a kadar görülebilecek.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA["Gazze Mektupları" sergisi savaşın ve insani krizin izlerini gözler önüne seriyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 10 May 2026 10:23:42 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/gazze-mektuplari-sergisi-savasin-ve-insani-krizin-izlerini-gozler-onune-seriyor-132537-20260510.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/gazze-mektuplari-sergisi-savasin-ve-insani-krizin-izlerini-gozler-onune-seriyor-132537-20260510.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/gazze-mektuplari-sergisi-savasin-ve-insani-krizin-izlerini-gozler-onune-seriyor-132537-20260510.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Halil Paşa'nın tabloları Sotheby's'de rekor fiyata satıldı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-halil-pasanin-tablolari-sothebysde-rekor-fiyata-satildi-21182.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-halil-pasanin-tablolari-sothebysde-rekor-fiyata-satildi-21182.html</link>
                    <description><![CDATA[Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş döneminin önemli ressamlarından Halil Paşa'nın 1912 tarihli, dört mevsimi betimleyen tabloları, Sotheby's'de düzenlenen müzayedede 537 bin 600 sterline (32 milyon 853 bin lira) satıldı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Müzeden yapılan açıklamaya göre, müzayede evinin 200 bin ila 300 bin sterlin aralığında değer biçtiği eser, beklentilerin üzerinde bir rakama alıcı buldu. Dört panelden oluşan tablo, 19. ve 20. yüzyıl başlarında Kuzey Afrika, Mısır, Levant, Arabistan ve Osmanlı coğrafyasına odaklanan "Oryantalist Sanat" müzayedesinde öne çıkan satış eserleri arasında yer aldı.

Satış, Halil Paşa'nın eserlerine uluslararası sanat piyasasındaki ilginin sürdüğünü ortaya koydu.

Öte yandan söz konusu tabloların 1900'lerin başına tarihlenen erken bir versiyonu, Pera Müzesi'nde sergileniyor.

Suna ve İnan Kıraç Vakfı bünyesindeki müzede devam eden "Suyun Kıyısında: Halil Paşa'nın Yaşamı ve Sanatı" sergisi, sanatçının eserlerini arşiv belgeleri, fotoğraflar ve desen defterleriyle birlikte ele alıyor.

Sergide, sanatçının İstanbul, Paris ve Mısır arasında şekillenen üretim pratiği portre, natürmort ve özellikle peyzajları üzerinden incelenirken, ışık ve doğayla kurduğu ilişki de ön plana çıkarılıyor.

Ziyaretçiler, sergide yer alan eserlerin yanı sıra daha önce Versace Koleksiyonu'nda bulunan ve yine Sotheby's'de satılan "Atlı Süvari" adlı yapıt ile sanatçının farklı dönemlerine ait çalışmalarını bir arada görme imkanı buluyor.

Sergi, 23 Ağustos'a kadar Pera Müzesi'nde ziyaret edilebilecek.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Halil Paşa'nın tabloları Sotheby's'de rekor fiyata satıldı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 10:50:07 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/halil-pasanin-tablolari-sothebysde-rekor-fiyata-satildi-135230-20260430.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/halil-pasanin-tablolari-sothebysde-rekor-fiyata-satildi-135230-20260430.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/halil-pasanin-tablolari-sothebysde-rekor-fiyata-satildi-135230-20260430.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA["Bir Adam Yaratmak" filmi  vizyona giriyor         ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-bir-adam-yaratmak-filmi-vizyona-giriyor-21178.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-bir-adam-yaratmak-filmi-vizyona-giriyor-21178.html</link>
                    <description><![CDATA[Sinema salonlarında bu hafta dramdan komediye, animasyondan gerilime 10 film vizyona girecek. Necip Fazıl Kısakürek'in "Bir Adam Yaratmak" eserinden aynı adla sinemaya uyarlanan film de izleyiciyle buluşacak.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Necip Fazıl Kısakürek'in "Bir Adam Yaratmak" eserinden aynı adla sinemaya uyarlanan film izleyiciyle buluşacak.

Engin Altan Düzyatan'ın başrolünde oynadığı yapım, bir tiyatro yazarının yaşadığı derin ruhsal çalkantıları merkeze alıyor.

Deniz Barut, Altan Erkekli, Murat Serezli, Caner Topçu, Gülper Özdemir, Serpil Tamur, Hakan Meriçliler ve İsmail Hakkı Ürün'ün de rol aldığı filmin yönetmen koltuğunda Murat Çeri oturuyor.

&nbsp;

"Şeytan Marka Giyer 2"

Anne Hathaway, Meryl Streep ve Emily Blunt'un başrollerini paylaştığı "Şeytan Marka Giyer 2", moda dünyasının ünlü isimlerini 20 yıl sonra devam filminde yeniden karşı karşıya getiriyor.

David Frankel'in yönettiği film, moda dünyasının ikonik ismi Miranda Priestly'nin emekliliğe hazırlanırken eski asistanı Andy Sachs ile yeniden bir araya gelerek artık en büyük rakibi haline gelen Emily Charlton'a karşı stratejik bir mücadeleye girişmesini anlatıyor.

Senaryosu Aline Brosh McKenna imzası taşıyan filmde, Stanley Tucci, Sydney Sweeney, Kenneth Branagh ve Lady Gaga da rol aldı.

&nbsp;

"İlişki"

Michel Franco'nun yönettiği "İlişki"de, Jessica Chastain ve Isaac Hernandez başrolleri paylaştı.

ABD ve Meksika ortak yapımı filmin konusu özetle şöyle:

"Meksikalı genç balet Fernando, dünya çapında tanınmanın ve ABD'de yaşamanın hayalini kurar. Sosyetik ve hayırsever sevgilisi Jennifer'ın onu destekleyeceğine inanarak her şeyi geride bırakır. Ancak Fernando'nun gelişi, Jennifer'ın özenle inşa ettiği dünyayı altüst eder. Jennifer hem kendi geleceğini hem de Fernando'nunkini korumak için her şeyi yapmaya hazırdır."

Yüzeyde bir ilişki hikayesi gibi görünen film, temelde Michel Franco sinemasında sık görülen güç, sınıf ve bağımlılık dinamiklerini irdeliyor. Film boyunca, iki insanın duygusal yakınlığından çok ekonomik farklar, sosyal statü ve psikolojik üstünlük unsurları öne çıkıyor.

&nbsp;

"Ağzımdan Kaçtı"

Kirk Jones'un yönettiği, dram ağırlıklı biyografi türündeki "Ağzımdan Kaçtı", 14 yaşında Tourette sendromu tanısı alan John Davidson'ın, çocukluğundan itibaren yaşadığı sosyal dışlanma ve zorluklarla mücadelesini işliyor.

Üç dalda Bafta ödüllü filmde, Robert Aramayo, Maxine Peake ve Somerled Campbell oynadı.

&nbsp;

"Aldığımız Nefes"

Şeyhmus Altun'un Türkiye ve Danimarka ortak yapımı filmi "Aldığımız Nefes" haftanın bir diğer dram filmi olacak.

Defne Zeynep Enci, Hakan Karsak, Sacide Taşaner ve Aras Kavak'ın oynadığı film, kimya fabrikası patlamasıyla başlayan ve dinmek bilmeyen yangının ardından hayatı altüst olan 10 yaşındaki Esma'nın hikayesini anlatıyor.

&nbsp;

"Şehzade: Büyük Şenlik"

Murat Karahüseyinoğlu'nun yönettiği animasyon film "Şehzade: Büyük Şenlik", saraydan gizlice ayrılan bir şehzadenin, kardeşinin sünnet şenlikleri sırasında kimliğini gizleyerek katıldığı bir gösteride, İtalyan bir prensesle yollarının kesişmesini ve beraber atıldıkları serüveni konu alıyor.

&nbsp;

Haftanın korku ve gerilim filmleri

Damian Mc Carthy yönetmenliğinde çekilen "Hokum", anne ve babasının küllerini serpmek için İrlanda kırsalındaki tenha bir otele giden içine kapanık yazar Ohm Bauman'ın başına gelen esrarengiz olaylar etrafında dönüyor.

Carlos Baena, Hugo Cardozo, Nathan Crooker, Sonny Laguna, Hernan Moyano, Dawson Taylor ile Tommy Wiklund'un çektiği "Cehennem Ayini", Paraguay ve Yeni Zelanda ortak yapımında izleyiciyle buluşacak.

Volkan Akişli'nin çektiği "Habis: Son Dua" ve Cem Kaymakçı ile Anastasiya Düz'ün yönettiği "Yetimhane: Sahipsiz Cinler", haftanın yerli korku filmleri olarak beyaz perdede yerini alacak.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA["Bir Adam Yaratmak" filmi  vizyona giriyor          - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 08:00:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/bir-adam-yaratmak-filmi-vizyona-giriyor-112611-20260430.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/bir-adam-yaratmak-filmi-vizyona-giriyor-112611-20260430.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/bir-adam-yaratmak-filmi-vizyona-giriyor-112611-20260430.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Laodikeia'da 2 metrelik "Athena" heykeli bulundu           ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-laodikeiada-2-metrelik-athena-heykeli-bulundu-21090.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-laodikeiada-2-metrelik-athena-heykeli-bulundu-21090.html</link>
                    <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Laodikeia Batı Tiyatrosu'nda yürütülen kazılarda, yaklaşık 2 metre uzunluğunda beyaz mermerden yapılmış "Athena" heykelinin gün ışığına çıkarıldığını bildirdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bakan Ersoy, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, Laodikeia'da önemli bir keşfe daha imza attıklarını, antik kentte yeni bir buluntunun daha gün yüzüne çıktığını belirtti.

Laodikeia Batı Tiyatrosu'nda yürütülen çalışmaların, geçmişin izlerini gün yüzüne çıkarmayı sürdürdüğünü aktaran Ersoy, şunları kaydetti:

"Sahne binasında, yaklaşık 2 metre uzunluğunda, beyaz mermerden yapılmış Athena heykelini gün ışığına çıkardık. Homeros destanlarına sahne olan bu yapı, antik dönemde kültürel anlatımın da merkezi olduğunu ortaya koyarken Augustus Dönemi klasik üslubunu yansıtan eser, yüksek sanatsal niteliğiyle dikkat çekiyor. Geleceğe Miras vizyonumuzla, bu eşsiz mirası koruyarak geleceğe taşımaya devam ediyoruz."
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Laodikeia'da 2 metrelik "Athena" heykeli bulundu            - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 08:41:39 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/laodikeiada-2-metrelik-athena-heykeli-bulundu-114238-20260423.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/laodikeiada-2-metrelik-athena-heykeli-bulundu-114238-20260423.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/laodikeiada-2-metrelik-athena-heykeli-bulundu-114238-20260423.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA["Dahiliye Nezareti Sicill-i Ahval Defterleri" okuyucuyla buluşuyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-dahiliye-nezareti-sicill-i-ahval-defterleri-okuyucuyla-bulusuyor-20916.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-dahiliye-nezareti-sicill-i-ahval-defterleri-okuyucuyla-bulusuyor-20916.html</link>
                    <description><![CDATA[Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumuna bağlı olan Türk Tarih Kurumu (TTK) tarafından yürütülen proje kapsamında Türk tarihinin en büyük biyografi kaynağı olan "Dahiliye Nezareti Sicill-i Ahval Defterleri" okuyucuyla buluşturuluyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kurumdan yapılan açıklamaya göre, 1879-1909 yılları arasında tutulan 201 defterden oluşan külliyatta, Osmanlı Devleti hizmetindeki memurların sicil kayıtları yer alıyor.

2. Abdülhamit devrinde, Dahiliye Nezareti'ne bağlı olarak kurulan Sicill-i Ahval Komisyonunun tuttuğu bu defterlerde personelin doğum yılı ve yeri, aile bilgileri gibi kişisel detayların yanı sıra eğitimi, bildiği diller, memuriyete girişi ve terfileri gibi bilgiler bulunuyor.

Osmanlı bürokrasisinin son 40 yılının detaylı bir panoramasını sunan kayıtlar, bugünün İçişleri Bakanlığının kurumsal tarihinin yazılması açısından da önemli veriler içeriyor.

Külliyatın ilk defteri Prof. Dr. Yücel Yiğit ve Nedim Özer Hoşol tarafından yayıma hazırlanarak Türk Tarih Kurumu Yayınları arasında yerini aldı. Dönemin idari, mali ve sosyal pratiklerine dair önemli bilgiler içeren ilk defterde 528 kamu görevlisine ilişkin kayıtlar, ilgililerin dikkatine sunuluyor.

Aynı zamanda söz konusu defter, Ahmet Cevdet Paşa, Hasan Tahsin Paşa ve Sait Paşa gibi Osmanlı tarihinin bilindik simalarının kayıtlarını da içeriyor.

TTK tarafından hazırlanan defterlerin bir kısmının basılı bir kısmının dijital formatta okura sunulması amaçlanıyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA["Dahiliye Nezareti Sicill-i Ahval Defterleri" okuyucuyla buluşuyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 09:11:30 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/dahiliye-nezareti-sicill-i-ahval-defterleri-okuyucuyla-bulusuyor-121221-20260403.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/dahiliye-nezareti-sicill-i-ahval-defterleri-okuyucuyla-bulusuyor-121221-20260403.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/dahiliye-nezareti-sicill-i-ahval-defterleri-okuyucuyla-bulusuyor-121221-20260403.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kibyra Antik Kenti'ndeki Medusa mozaiği ziyarete açıldı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-kibyra-antik-kentindeki-medusa-mozaigi-ziyarete-acildi-20891.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-kibyra-antik-kentindeki-medusa-mozaigi-ziyarete-acildi-20891.html</link>
                    <description><![CDATA[Burdur'un Gölhisar ilçesindeki Kibyra Antik Kenti'nde kış aylarında üzeri kapatılan yaklaşık 2000 yıllık Medusa mozaiği ziyarete açıldı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kent merkezine 108 kilometre uzaklıktaki Kibyra Antik Kenti'nde yer alan ve dünyanın nadir antik eserleri arasında bulunan, "Opus Sectile" tekniğiyle renkli mermerlerden inşa edilen Medusa mozaiğinin, kış aylarında iklim şartlarından korunması amacıyla uzman restoratörler tarafından üzeri kapatıldı.

Antik dönemde konser alanı, meclis, mahkeme ve tiyatro işlevi gören odeonun ortasındaki Medusa mozaiği, kış aylarının bitmesinin ardından​​​​​​​​​​​​​​ ziyaretçilerini kabul etmeye başladı.

&nbsp;



&nbsp;

Kibyra Antik Kenti Kazı Başkanı ve Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şükrü Özüdoğru, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, kış ayları boyunca iklim şartlarından korunması amacıyla üzeri kapatılan Kibyra Medusa Mozaiği ile Odeion Stoası Zemin Mozaiği'nin açıldığını ve bu yıl kasım ayı sonuna kadar ziyaret edilebileceğini bildirdi.

Özüdoğru, Yuvarlak Planlı Anıtsal Çeşme yapısından ise orijinal kaynağından getirilen suyun tekrar akmaya başladığını kaydetti.

&nbsp;



&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Kibyra Antik Kenti'ndeki Medusa mozaiği ziyarete açıldı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 19:09:48 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/kibyra-antik-kentindeki-medusa-mozaigi-ziyarete-acildi-221111-20260401.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/kibyra-antik-kentindeki-medusa-mozaigi-ziyarete-acildi-221111-20260401.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/kibyra-antik-kentindeki-medusa-mozaigi-ziyarete-acildi-221111-20260401.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Tarihi Ayanikola Adası Turizme Kazandırılıyor        ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-tarihi-ayanikola-adasi-turizme-kazandiriliyor-20867.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-tarihi-ayanikola-adasi-turizme-kazandiriliyor-20867.html</link>
                    <description><![CDATA[Ordu Büyükşehir Belediyesi, geçmişi 1700’lü yıllara dayanan ve kilise kalıntıları barındıran Ayanikola Adası için hazırlanan restorasyon ve çevre düzenleme projesinin Samsun Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylandığını duyurdu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ordu Büyükşehir Belediyesinden yapılan yazılı açıklamada, geçmişi 1700'lü yıllara dayanan Ayanikola Adası için hazırlanan restorasyon ve çevre düzenleme projesinin, Samsun Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylandığı belirtildi.

Açıklamada, kilise kalıntıları barındıran Ayanikola Adası'nın, Ordu Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı tarafından ve Ordu Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı desteğiyle hayata geçirilecek çalışma kapsamında aslına uygun şekilde restore edileceği kaydedildi.

Kıyı Kanunu kapsamında devletin hüküm ve tasarrufu altına alınan yapının, 2 yıl süreyle Ordu Büyükşehir Belediyesi’ne tahsis edildiği belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Samsun Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylanan proje kapsamında adaya ulaşım, doğal ve kültürel dokuya uygun şekilde tasarlanan ahşap köprü ile sağlanacak. Ayrıca ada çevresine ahşap basamaklar yerleştirilecek, yapılacak aydınlatma çalışmalarıyla alan gece de görünür hale getirilecek. Hayata geçirilecek proje ile Ünye'nin önemli kültürel miraslarından biri yeniden gün yüzüne çıkarılarak turizme kazandırılacak. Çalışma ile aynı zamanda bölgenin sosyal ve kültürel yaşamına katkı sağlanması hedefleniyor."
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Tarihi Ayanikola Adası Turizme Kazandırılıyor         - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 08:30:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/tarihi-ayanikola-adasi-turizme-kazandiriliyor-113752-20260331.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/tarihi-ayanikola-adasi-turizme-kazandiriliyor-113752-20260331.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/tarihi-ayanikola-adasi-turizme-kazandiriliyor-113752-20260331.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Seddülbahir Kalesi uluslararası mimarlık ödülüne layık görüldü]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-seddulbahir-kalesi-uluslararasi-mimarlik-odulune-layik-goruldu-20852.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-seddulbahir-kalesi-uluslararasi-mimarlik-odulune-layik-goruldu-20852.html</link>
                    <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Çanakkale'deki Seddülbahir Kalesi'nin "Wonder Global Design Awards 2025" kapsamında uluslararası ödüle layık görüldüğünü bildirdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ersoy, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, "Uluslararası arenada bir başarıya daha imza attık. Seddülbahir Kalesi, Wonder Global Design Awards 2025 kapsamında uluslararası ödüle layık görüldü." ifadelerini kullandı.

Seddülbahir Kalesi'nin Avrupa Yılın Müzesi Ödülü'ne de (European Museum of the Year Award 2026-EMYA) aday gösterilerek, uluslararası alanda dikkat çekmeye devam ettiğini vurgulayan Ersoy, şunları kaydetti:

"Bu tarihi yapımızın, özgün mimarisini koruyarak çağdaş müzecilik anlayışıyla yeniden hayat bulması ve uluslararası düzeyde takdir görmesi bizler için gurur vericidir. Bu kıymetli başarıda emeği olan tüm kişi ve kurumları tebrik ediyor, katkı sunan herkese teşekkür ediyorum."

&nbsp;



&nbsp;

Uluslararası arenada 6'ncı ödül

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Çanakkale'nin tarihi miraslarından Seddülbahir Kalesi uluslararası ölçekte elde ettiği başarılara bir yenisini daha eklemiş oldu. Uluslararası arenada 6'ncı ödülünü alan Seddülbahir Kalesi, Global Tasarım Ödülü ve EMYA 2026 adaylığıyla dikkati çekiyor.

Seddülbahir Kalesi'nin bu uluslararası başarısı, Türkiye'nin kültürel mirasını koruma ve çağdaş müzecilik anlayışıyla yeniden değerlendirme yaklaşımının somut bir yansıması olarak öne çıktı.

&nbsp;



&nbsp;

Tarihi yapının hem ödül hem de adaylıkla gündeme gelmesi, yürütülen çalışmaların uluslararası platformlarda karşılık bulduğunu ortaya koydu.

Çanakkale'nin Seddülbahir köyünde yer alan ve Osmanlı dönemine uzanan köklü geçmişiyle öne çıkan Seddülbahir Kalesi, yürütülen restorasyon ve müze düzenlemeleriyle yeniden işlev kazandı.

&nbsp;



&nbsp;

Özgün mimarisi korunarak çağdaş müzecilik anlayışıyla düzenlenen yapı, uluslararası jüri tarafından da ödüle layık görüldü.

Tarihi kale, elde ettiği bu ödülün yanı sıra European Museum of the Year Award (EMYA) 2026 adaylığıyla Avrupa müzecilik sahnesinde de yerini aldı. Adaylık, Türkiye'nin kültürel miras yönetimi ve müzecilik alanındaki yaklaşımının uluslararası ölçekte dikkatle takip edildiğini ortaya koydu.

&nbsp;

Kültürel miras vizyonu güçleniyor

Seddülbahir Kalesi'nde hayata geçirilen çalışmalar, tarihi yapıların korunarak yaşatılması ve çağdaş yöntemlerle yeniden değerlendirilmesi açısından örnek bir model olarak öne çıkıyor.

Elde edilen uluslararası başarı, Türkiye'nin kültürel mirasını koruma ve dünyaya tanıtma vizyonunun somut bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Seddülbahir Kalesi uluslararası mimarlık ödülüne layık görüldü - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 10:01:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/seddulbahir-kalesi-uluslararasi-mimarlik-odulune-layik-goruldu-130226-20260330.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/seddulbahir-kalesi-uluslararasi-mimarlik-odulune-layik-goruldu-130226-20260330.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/seddulbahir-kalesi-uluslararasi-mimarlik-odulune-layik-goruldu-130226-20260330.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Geleneksel Türk sanatları akademide yaşatılıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-geleneksel-turk-sanatlari-akademide-yasatiliyor-20839.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-geleneksel-turk-sanatlari-akademide-yasatiliyor-20839.html</link>
                    <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde geleneksel Türk sanatları, akademik eğitimin yanı sıra öğretim üyeleri ile öğrenciler arasında kurulan usta-çırak ilişkisiyle yaşatılarak gelecek kuşaklara aktarılıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yüzyıllar boyunca Osmanlı saray nakkaşhanelerinde şekillenen geleneksel Türk sanatları, Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde verilen akademik eğitimle yaşatılıyor.

Eğitim, usta-çırak geleneğinin birlikte yürütüldüğü atölyelerde veriliyor.

Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Eroğlu, geleneksel sanatların yalnızca geçmişe ait bir miras değil, yaşayan ve aktarılması gereken kültürel değerler olduğunu söyledi.

Sanatın yaşatılmasının paylaşım ve uygulamayla mümkün olduğunu belirten Eroğlu, "Sanat takdir edilmediği yerde barınmaz. Bir şeyin takdir edilmesi için uygulanması ve paylaşılması gerekir. Sanat paylaştıkça güzelleşir ve zenginleşir." dedi.

&nbsp;



&nbsp;

Toplumda sanat denildiğinde çoğunlukla resim ve heykelin akla geldiğini ifade eden Eroğlu, geleneksel sanatların ise daha derin bir anlam dünyası taşıdığına dikkati çekti.

&nbsp;

Eroğlu, "Ebru, tezhip, minyatür gibi sanatlar ile dokuma, halı, heybe gibi ürünler sadece birer el sanatı değil, aynı zamanda topluma mesaj veren unsurlardır. Biz de bu kültürel mirası her yaş grubuna ve farklı coğrafyalara aktarmayı görev olarak görüyoruz." diye konuştu.

&nbsp;



&nbsp;

Akademi ile usta-çırak modeli birlikte yürütülüyor

Geleneksel Türk sanatlarının üniversitelerde bilimsel bir çerçevede ve belirli bir müfredat kapsamında öğretildiğini belirten Eroğlu, bu eğitimin sürdürülebilirlik açısından önemli olduğunu vurguladı.

Sanatın derinlemesine öğrenilmesinde usta-çırak ilişkisinin vazgeçilmez olduğuna işaret eden Eroğlu, "Bu iş gerçekten detaylı öğrenilmek isteniyorsa usta-çırak ilişkisiyle öğrenilir. Bu öğrenciler bir nevi bizlerin de çıraklarıdır. 1. sınıftan 4. sınıfa kadar onlara milli ve manevi değerlerimizi aktarıyoruz." ifadelerini kullandı.

Üniversitedeki atölye ortamlarının, geçmişteki nakkaşhane geleneğini andırdığını dile getiren Eroğlu, bu sayede teorik bilgi ile uygulamanın iç içe geçtiğini söyledi.

&nbsp;



&nbsp;

Geleneksel sanatlar hayatın içinde yaşatılmalı

Geleneksel sanatların yalnızca sergilenen eserler olarak kalmasının yeterli olmadığına dikkati çeken Eroğlu, bu mirasın aktif şekilde yaşatılması gerektiğini ifade etti.

Osmanlı döneminde saraya bağlı nakkaşhanelerde üretilen eserlerin önemli bir kültürel birikim oluşturduğunu belirten Eroğlu, bu birikimin günümüzde yeniden yorumlanarak geleceğe taşınması gerektiğini kaydetti.

Eroğlu, "Biz Osmanlı'nın torunlarıyız, Cumhuriyet'in evlatlarıyız. Bu sanatları sadece kataloglarda ya da müzelerde görmek yerine, yaşayarak ve yaşatarak gelecek kuşaklara aktarmalıyız." dedi.

Geleneksel sanatların hak ettiği ilgiyi görmesi için akademik çalışmaların yanı sıra bireysel çabaların da önemli olduğunu vurgulayan Eroğlu, sanatın birleştirici gücüyle toplumun tüm kesimlerine ulaşmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Geleneksel Türk sanatları akademide yaşatılıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 08:00:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/geleneksel-turk-sanatlari-akademide-yasatiliyor-112556-20260328.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/geleneksel-turk-sanatlari-akademide-yasatiliyor-112556-20260328.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/geleneksel-turk-sanatlari-akademide-yasatiliyor-112556-20260328.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[2. Murad Camisi'nde 600 yıllık havuz kalıntısı ortaya çıkarıldı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-2-murad-camisinde-600-yillik-havuz-kalintisi-ortaya-cikarildi-20829.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-2-murad-camisinde-600-yillik-havuz-kalintisi-ortaya-cikarildi-20829.html</link>
                    <description><![CDATA[UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki Muradiye Külliyesi içinde yer alan 2. Murad Camisi'nde sürdürülen restorasyon çalışmaları sırasında havuz kalıntısı gün yüzüne çıkarıldı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sultan 2. Murad tarafından 1426'da yaptırılan camide, Bursa Valiliği, Bursa Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Bursa Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından ocak ayında yapılan teslimin ardından özel bir şirket tarafından restorasyon çalışmaları başlatıldı.

Osman Hamdi Bey'in Londra'daki bir müzayedede satılan "Cami Kapısında (At the Mosque Door)" adlı tablosunda ana giriş kapısı tasvir edilen camide 19 Ocak'ta başlatılan çalışmalar kapsamında, cümle kapısından ana mekana geçit veren holde yer aldığı tahmin edilen havuza ilişkin kazı yürütüldü.

Çalışmalar sonucunda süs, ses yalıtımı ve dinlendirme amacıyla yapıldığı düşünülen sekizgen planlı, mermer ve çini kaplamalı bir havuz yapısı tespit edildi.

&nbsp;
"Bilinçli şekilde kapatıldığı kanaatindeyiz"


Restorasyondan sorumlu yönetici Selim Haşlak,&nbsp; çalışmalara 19 Ocak'ta başladıklarını belirterek, ramazan ayından önce cami içindeki havuzu net bir şekilde ortaya çıkardıklarını söyledi.

Söz konusu yapının sekizgen olduğunu ve çini bordürlerle köşelerin döndüğünü ortaya çıkardıklarını anlatan Haşlak, "Bu havuzun, süreç içerisinde bilinçli bir şekilde kapatıldığı kanaatindeyiz." dedi.

Haşlak, havuzun detaylarına dair araştırmalar yapıldığını, Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna raporların iletildiğini aktararak, "En son onların değerlendirmesine göre, havuz ihya edilerek yapılacaktır." ifadesini kullandı.

&nbsp;



&nbsp;

Çeşitli üniversitelerden gelen akademisyenlerin incelemelerinden sonra sunduğu raporlar doğrultusunda cami içindeki yapının bir süs havuzu olduğunun anlaşıldığı bilgisini veren Haşlak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Caminin sağında ve solunda 'tabhane' denilen bölümler var. Seyyahlar, dervişler, buralara geliyor ve bir sohbet ortamı oluşuyor. Bunların konuşmalarının birbirlerine gitmemesi, bu konuşmalardan harim (ibadet edilen iç mekan) bölgesinde namaz kılanların rahatsız olmaması için bir ses yalıtımı amacıyla havuz yapılmış. Aynı zamanda arka taraflarda odacıklar mevcut. Bu odacıklar da yoldan gelenlerin dinlenmesi amacıyla yapılmış. Orada dinlenen kişilerin de rahatsız olmaması ve dinlendirmesi için bu havuzun yapıldığı düşünülüyor. Dışarıda bir şadırvan da var. Bu havuzun abdest alma mantığıyla değil de süs, yalıtım ve dinlendirme amacıyla yapıldığını düşünüyoruz."

&nbsp;



&nbsp;

"Turkuaz ağırlıklı mavinin koyu ve açık tonlarında çiniler çıkıyor"

Haşlak, havuzun etrafında mermer ve çini parçalarının görüldüğünü belirterek, "Havuzun etrafında çıkan parçalar ve zeminde sabit olan çini parçalarıyla caminin özellikle harim bölümündeki çinilerin analizleri yapıldı. Aynı dönemin çinileri olduğu kanaatine varıldı. Genelde turkuaz ağırlıklı mavinin koyu ve açık tonlarında çiniler çıkıyor." diye konuştu.

&nbsp;



&nbsp;

Caminin drenaj hattında da restorasyon çalışmaları yürütüldüğünün bilgisini veren Haşlak, şunları kaydetti:

"Drenaj hattında yapılan kazılarda caminin altında, doğudan batıya, kuzeyden güneye kanallar gördük. Bu kanallarla ilgili araştırma devam ediyor. Bu kanallar, bir havalandırma kanalı mı, camiyi ısıtmak için bir sıcak su taşıma kanalı mı yoksa temel sisteminde bazı camilerde örnekleri var, ahşap hatıl konulması için oluşturulmuş kanallar mı? Bu, havuz kadar önemli bir konu. Çünkü çok nadir. Böyle kanalların caminin temel kısmında ve beden duvarlarının içinde çıkması... Bundan dolayı da ciddi bir araştırma yapıyoruz."

&nbsp;



&nbsp;

2. Murad Cami İmamı Muhammed Lütfi Taşci de caminin ibadete açılmasının 600. yılında sürdürülen restorasyondan duyduğu mutluluğu dile getirdi.

Emeği geçen herkese teşekkür eden Taşci, "Burada 600 yıllık bir havuz ortaya çıktı. Sultan 2. Murad Han döneminde yapılan orijinal havuz. Cenab-ı Allah'a hamdediyoruz. Tarihimize ve Bursa'nın hafızasına yeni bir sayfa açıldı." dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[2. Murad Camisi'nde 600 yıllık havuz kalıntısı ortaya çıkarıldı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 10:26:28 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/2-murad-camisinde-600-yillik-havuz-kalintisi-ortaya-cikarildi-133102-20260327.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/2-murad-camisinde-600-yillik-havuz-kalintisi-ortaya-cikarildi-133102-20260327.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/2-murad-camisinde-600-yillik-havuz-kalintisi-ortaya-cikarildi-133102-20260327.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Hasankeyf'te gün yüzüne çıkarılan 147 eser sergileniyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-hasankeyfte-gun-yuzune-cikarilan-147-eser-sergileniyor-20811.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-hasankeyfte-gun-yuzune-cikarilan-147-eser-sergileniyor-20811.html</link>
                    <description><![CDATA[Batman'ın Hasankeyf ilçesinde arkeolojik kazılarda gün yüzüne çıkarılan 147 eser, "Hasankeyf Müzesi'nin Turizme Kazandırılması ve Taş Eserler Yarı Açık Sergi Alanı Projesi" kapsamında ilk kez sergilenmeye başlandı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Batman'ın Hasankeyf ilçesindeki arkeolojik kazılarda gün yüzüne çıkarılan 147 tarihi eser ilk kez ziyaretçilere açıldı.

Hasankeyf Müzesi'nde daha önce depolarda muhafaza edilen farklı dönemlere ait eserlerin teşhir edilmesi için İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Hasankeyf Müze Müdürlüğü ve GAP Kalkınma Ajansı işbirliğiyle "Hasankeyf Müzesi'nin Turizme Kazandırılması ve Taş Eserler Yarı Açık Sergi Alanı Projesi" hayata geçirildi.

Proje kapsamında arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan 147 eserin teşhirinin sağlanması amacıyla yaklaşık 8 ay konservasyon (sanat eserleri, tarihi yapılar veya kültürel mirasın özgün yapısını bozmadan, kimyasal ve fiziksel bozulmalarını önleyerek veya yavaşlatarak gelecek nesillere aktarılmasını sağlayan koruma işlemi) ve restorasyon çalışması yürütüldü.

Çalışmanın ardından aralarında milattan önce 10 bin yıllarına dayanan gündelik yaşam malzemelerinin de bulunduğu farklı dönemlere ait eserler, yaklaşık 500 metrekarelik yarı açık sergi alanında ziyaretçilere açıldı.

&nbsp;

"10 bin yıl öncesine ait olan eserlerimiz depolarımızda duruyordu"

Hasankeyf Müze Müdürü Şeyhmus Genç,&nbsp; müzenin 7 bin metrekarelik kapalı alanının bulunduğunu, ayrıca yaklaşık 300 dönümlük bir alanda da Ilısu Barajı dolayısıyla taşınan eserlerin yer aldığı Arkeopark'ın yer aldığını söyledi.

Ilısu Barajı'nın yapımıyla birlikte gerçekleştirilen tüm kurtarma kazılarından elde edilen arkeolojik eserlerin Hasankeyf Müzesi'nde koruma altına alındığını belirten Genç, müzenin büyüklük ve kültür sanat açısından bölgenin en önde gelen müzelerinden biri olarak ön plana çıktığını kaydetti.

Daha fazla eseri ziyaretçilere sunmak amacıyla bir proje yürüttüklerini ifade eden Genç, şunları söyledi:

"Tüm kazılarımızdan çıkarılan eserlerimizi müzeye getirdik ancak tüm eserlerimizi bir anda teşhirde vatandaşlarımızın önüne seremiyoruz. Hasankeyf'te bulunan ve milattan önce 10 bin yıl öncesine ait olan eserlerimiz depolarımızda duruyordu. Bunları teşhir etmek için bir proje hayata geçirdik. Eserlerimizi bahçemizde açık alanda teşhir edip halkımızın, kültür sanat sevenlerin ziyaretine açmak istedik. Yaklaşık 8 ay süren ciddi bir konservasyon ve restorasyon çalışmalarının ardından iki sergi alanında eserlerimizi ziyarete sunduk."

Genç, projeyle müze bahçesinde yaklaşık 500 metrekare alanda oluşturulan 2 sergi yerinde 147 tarihi eseri sergilemeye başladıklarını belirtti.

Sergilenen eserler arasında farklı dönemlere ait mezar taşları ile yaşam malzemelerinin bulunduğunu ifade eden Genç, şöyle konuştu:

"Teşhir eserler içerisinde milattan önce 10 bin yıllarına ait Hasankeyf Höyük'te bulunan malzemeler yer alıyor. Bununla birlikte Türk-İslam sanatı açısından önemli eserlerimiz de var, mezar taşları ve mimari ögeler gibi. Sergilenen eserler arasında farklı dönemlere ait mezar taşları, lahit mezarlar, un yapmada kullanılan öğütme ve ezgi taşları, tarihi Hasankeyf Köprüsü'nün ayağındaki yüksek kabartmalı insan figürleri, motifli kapı lentosu, su kurnası ve bazı mimari yapılara ait parçalar yer alıyor. Özellikle Hasankeyf'e özgü mezar taşlarımız bulunuyor."

&nbsp;

Ziyaretçi sayısında artış bekleniyor

Baharın gelişiyle ziyaretçi yoğunluğunun da arttığını bildiren Genç, müzeyi ziyaret edenlerin ilk kez 147 eseri görme imkanı bulacağını, bunun sevindirici olduğunu dile getirdi.

Geçen yıl Hasankeyf Müzesi'ni 60 bin kişinin ziyaret ettiğini anımsatan Genç, yeni sergi alanlarının oluşturulmasıyla bu yıl bu sayının katlanarak artmasını beklediklerini sözlerine ekledi.

Müzeyi gezen ziyaretçilerden Ali Gaspak da Bingöl'den geldiğini, arkadaşlarıyla birlikte tarihi Hasankeyf ilçesini gezdiklerini söyledi.

Müzede farklı dönemlere ait eserlerin yer aldığını ve keyifli bir gezi gerçekleştirdiklerini kaydeden Gaspak, "Baraj gölü ve müze çok güzel. Dışarıda tarihi eserler var. Farklı dönemlere ait mezar taşları var. Peyzajı da çok güzel. Herkesin görmesini tavsiye ederim." dedi.

Eşiyle Diyarbakır'dan gelen Merve Çalımbak ise gezi rotalarına Hasankeyf'i de eklediklerini, bu vesileyle ilk kez açık alanda sergilenen eserleri görme şansı yakaladıklarını belirtti.

Murat Çalımbak da Hasankeyf'in zengin kültüründen etkilendiklerini dile getirerek, "Burası gerçekten çok güzel bir yer. Farklı devletlere tanık olmuş bir şehir." ifadelerini kullandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Hasankeyf'te gün yüzüne çıkarılan 147 eser sergileniyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 09:45:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/hasankeyfte-gun-yuzune-cikarilan-147-eser-sergileniyor-133400-20260326.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/hasankeyfte-gun-yuzune-cikarilan-147-eser-sergileniyor-133400-20260326.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/hasankeyfte-gun-yuzune-cikarilan-147-eser-sergileniyor-133400-20260326.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Zonguldak Maden Müzesi: Alın Teri ve Emeğin Hikâyesi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-zonguldak-maden-muzesi-alin-teri-ve-emegin-hikayesi-20810.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-zonguldak-maden-muzesi-alin-teri-ve-emegin-hikayesi-20810.html</link>
                    <description><![CDATA[2016’da ziyarete açılan Zonguldak Maden Müzesi, kömür havzasının tarihini ve madencilerin zorlu yaşamını ziyaretçilere aktarıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kültür ve Turizm Bakanlığınca, Baştarla Mahallesi'ndeki Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Üzülmez Müessesesi'ne ait eğitim ocağının yanında 2011'de inşa edilen ve 9 Aralık 2016'da dönemin Başbakanı Binali Yıldırım'ın katıldığı törenle ziyarete açılan "Maden Müzesi", yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.

Zonguldak kömür havzasında 1840'tan bu yana kömür üretiminde kullanılan araç gereçler ile kömürün oluşumuyla ilgili görsel ve yazılı materyallerin yer aldığı müzede, yer altı madenleri ve yer üstü tesisleriyle madenciliğin üretimini anlatan ödüllü maket bulunuyor.

Maden işçisinin polyesterden yapılan heykelleri, harita, resim ve film gibi materyaller, dijital simülasyonlar, iş sağlığı ve güvenliğinde kullanılan malzemeler, kurumun tarihsel dokümanları ile yayımladığı istatistiki bilgiler, ziyaretçilerine madencilik tarihiyle ilgili bilgi sunuyor.

Alın teri ve emeğin değerini gözler önüne seren müzedeki "Kömür Deneyim Ocağı" sayesinde ziyaretçiler, madencilerin günlük yaşamının parçası olan maden yolculuğunu deneyimliyor, yerin metrelerce altına inişi hissettiren asansör simülatörünü kullanabiliyor.

Asansörün ardından gerçek bir maden ocağına geçiş yapıp galeri boyunca yürüyerek madeni deneyimleme fırsatı bulan ziyaretçiler, rehber eşliğinde maden ocağına, kullanılan malzemelere ve kömür üretimine dair bilgi sahibi oluyor.

"Yaşayan Müze" olarak adlandırılan ve geçen yıl 27 bin 373 ziyaretçiyi ağırlayan müze, bölge turizmine önemli katkıda bulunuyor.

&nbsp;



&nbsp;

"Burası insanlar için çok etkileyici bir yer"

Maden Müzesi Müdürü Handan Özkan, müzenin çok ilgi çektiğini söyledi.

Kentin kömür madenciliğinin gelişimini ve yaşadığı süreçleri anlatan müze olduğunu belirten Özkan, "Geçen yıl yaz sezonunda özellikle Turistik Karaelmas Ekspresi'nin seferlerinden dolayı yoğun bir ziyaretçi talebimiz oldu. Ziyaretçi sayımızın daha da artacağını umuyoruz çünkü olumlu geri dönüşler alıyoruz. Burası insanlar için çok etkileyici bir yer." dedi.

Özkan, müzede madenciliğin yer altındaki çalışma koşulları, kömürün kente katkıları ve insanlar üzerindeki etkisini anlatan materyallerin yer aldığını, ayrıca ziyaretçilerin "Kömür Deneyim Ocağı" sayesinde gerçek bir maden ocağını deneyimleme imkanı bulduğunu söyledi.

&nbsp;



&nbsp;

Zonguldak'ın kömür üzerine kurulu kültürünün en güzel yansıtıldığı yerin Maden Müzesi olduğunu vurgulayan Özkan, şöyle devam etti:

"Müze Zonguldak için büyük bir öneme sahip çünkü kent ekonomisi bilindiği gibi kömür madenciliğine dayalı. Bunu en güzel yansıtan yerlerden birisi de müzemiz olduğu için çok büyük talep olmaktadır. Madenler herkes tarafından çok merak edilen yerler. Ziyaretçiler müzemize geldiklerinde aynı zamanda maden ocağına indikleri için gerçek bir madenin nasıl olduğunu, yer altında çalışmanın zorluklarının neler olduğunu görebiliyorlar. Maden ocağından çıkan ziyaretçilerimiz yoğun duygularla ve madencilerin yaşadıklarını hissederek müzemizden ayrılıyorlar."

&nbsp;



&nbsp;

"Burası insanı çok duygulandırıyor"

İstanbul'dan müzeyi ziyarete gelen Songül Hatipoğlu, müze ve deneyim ocağı sayesinde madencilerin çalışma yerlerini görme imkanı bulduklarını dile getirerek, "Madencilerin yaşadıkları gerçekten çok zormuş. Burası insanı çok duygulandırıyor. Bence herkesin gelmesi gerekiyor. Madencilik çok zor bir işmiş. Kömürü alırken artık bir kez daha düşüneceğiz. Emekçilerin gerçekten nasıl bir hayat sürdüklerine inanamadım." diye konuştu.

Müzedeki simülasyonların çok güzel olduğunu anlatan Hatipoğlu, "Burada madenciliğin çok kutsal bir meslek olduğunu gördüm. Yerin altında nefes almak, yaşamak bambaşka bir şey." dedi.

Madenci torunu Fatma Durbak ise dedesinin madencilikle ilgili anlattıklarını müzeyi gezdiğinde birebir yaşadığını ve duygulandığını belirterek, "Gerçekten çok zor şartlar altında para kazandıklarını gördüm. Emeklerini anlatarak bitiremem. Gerçekten çok dar, rutubetli alanlar. Zonguldak kara elmasın hakkını veriyor." ifadelerini kullandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Zonguldak Maden Müzesi: Alın Teri ve Emeğin Hikâyesi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 09:05:57 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/zonguldak-maden-muzesi-alin-teri-ve-emegin-hikayesi-121023-20260326.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/zonguldak-maden-muzesi-alin-teri-ve-emegin-hikayesi-121023-20260326.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/zonguldak-maden-muzesi-alin-teri-ve-emegin-hikayesi-121023-20260326.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Anadolu'nun giriş kapısı Ani her yıl daha fazla ziyaretçi çekiyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-anadolunun-giris-kapisi-ani-her-yil-daha-fazla-ziyaretci-cekiyor-20720.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-anadolunun-giris-kapisi-ani-her-yil-daha-fazla-ziyaretci-cekiyor-20720.html</link>
                    <description><![CDATA[UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan ve "Medeniyetler Beşiği" olarak adlandırılan Kars'taki Ani Ören Yeri her yıl daha fazla ziyaretçi çekiyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Orta Asya'dan Ön Asya'ya ve Kafkaslar'dan Anadolu'ya ilk giriş kapısı olan Kars'taki Ani Ören Yeri, 11 ve 12. yüzyıllara ait Türk-İslam mimarisi eserlerini bünyesinde barındırıyor.

Tarih boyunca Bagratlı Hanedanlığı, Bizans, Büyük Selçuklu, Gürcü Krallığı, Moğollar, İlhanlılar, Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Osmanlı Devleti'nin hüküm sürdüğü, geçmişte Hristiyan ve Müslümanların yan yana yaşadığı ören yerinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Kafkas Üniversitesi işbirliğinde yapılan kazı çalışmaları yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.

Kurulduğu günden bu yana birçok farklı medeniyete ev sahipliği yapan, aynı zamanda Türklerin Anadolu'ya ilk giriş kapısı olan Ani, her geçen yıl artan ziyaretçi sayısıyla dikkati çekiyor.

&nbsp;

Geçen yıl 450 bin ziyaretçi ağırladı, hedef 1 milyon turist

Son yıllarda yabancı turistlerin de ilgi gösterdiği Ani'yi, geçen yıl bölge için rekor sayılabilecek düzeyde yaklaşık 450 bin yerli ve yabancı ziyaretçi gezdi.

&nbsp;



&nbsp;

Kafkas Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Ani Ören Yeri Kazı Başkanı Doç. Dr. Muhammet Arslan, Kars'ın son yıllarda turizm anlamında ülkenin en gözde şehirlerinden biri olduğunu söyledi.

&nbsp;



&nbsp;

Sarıkamış Kayak Merkezi, Çıldır Gölü, kent merkezindeki tarihi yapılar gibi noktaların, kentin zengin kültürü ve Ani Ören Yeri'nin önemli destinasyon merkezleri arasında yer aldığını ifade eden Arslan, şöyle konuştu:

"Ani Ören Yeri hem Kars'ın hem bölgenin hem de ülkemizin en önemli kültür ve turizm alanlarından birisi haline geldi. Zaten 2016 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde olan bir yer ve yaklaşık 450 bin ziyaretçi sayısıyla 2025 yılını Ani için büyük bir rekorla kapattık. Nitekim bizler de kazı ekibi olarak buradaki kazı, koruma ve çevre düzenleme çalışmalarımızla birlikte ziyaretçi sayısını 1 milyon civarına taşımak hedefindeyiz."

&nbsp;



&nbsp;

Arkeolojik kazı ve koruma çalışmaları devam ediyor

Arslan, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Kafkas Üniversitesi ortaklığıyla Ani'deki kazı, koruma ve çevre düzenleme çalışmalarının da devam ettiğini anlatarak, "2026 yılı için çalışma planımızı hazırladık. Hem kazı ve koruma çalışmalarımıza hem de 'Geleceğe Miras Projesi' kapsamında sur içi yürüyüş yollarımızın yapımına devam edeceğiz. Arkeolojik kazı ve koruma çalışmalarımızla kültürel, tarihsel ve arkeolojik anlamda Ani’yi turizme daha çok katkı sunacak bir seviyeye ulaştırmak için çalışmalarımıza devam ediyoruz." diye konuştu.

&nbsp;



&nbsp;

Ani Ören Yeri'nin son yıllarda daha fazla bilinir hale geldiğini anlatan Arslan, şunları kaydetti:

"Burası Anadolu'daki Türk-İslam tarihi için çok kıymetli bir yer. Sultan Alparslan'ın Bizans'la karşılaştığı ilk savaş meydanı, Bizans'ı yendiği ilk savaş meydanı. Dolayısıyla burası Anadolu'daki Türk-İslam tarihinin başlangıç noktası. Türklerin Anadolu'ya açılan kapısı bilinenin aksine Malazgirt değil Ani’dir. Sultan Alparslan 1064 yılında Anadolu'ya ilk kez Ani'den girmiştir. Öte taraftan burası Anadolu'daki Türk-İslam şehirciliğinin, Türk-İslam mimarisinin de başlangıç noktasıdır. Ani’nin tarihteki bu haklı rolü apaçık ortadayken maalesef biz bunu temel eğitimde göremezdik. Ancak 2025-2026 eğitim öğretim yılı için Milli Eğitim Bakanlığı Ani’yi de müfredata almış oldu. Temel eğitimde artık Ani'nin fethi ve Türk-İslam tarihi açısından önemi vurgulu bir şekilde anlatılıyor. Temel eğitimdeki çocuklarımız artık Ani'yi daha bilinçli olarak öğreniyorlar."
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Anadolu'nun giriş kapısı Ani her yıl daha fazla ziyaretçi çekiyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 10:34:18 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/anadolunun-giris-kapisi-ani-her-yil-daha-fazla-ziyaretci-cekiyor-133726-20260318.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/anadolunun-giris-kapisi-ani-her-yil-daha-fazla-ziyaretci-cekiyor-133726-20260318.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/anadolunun-giris-kapisi-ani-her-yil-daha-fazla-ziyaretci-cekiyor-133726-20260318.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[3 bin yıllık antik kentte "kıskanan çatlasın" yazılı mozaik bulundu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-3-bin-yillik-antik-kentte-kiskanan-catlasin-yazili-mozaik-bulundu-20688.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-3-bin-yillik-antik-kentte-kiskanan-catlasin-yazili-mozaik-bulundu-20688.html</link>
                    <description><![CDATA[Antalya'nın Alanya ilçesindeki Syedra Antik Kenti'nde yürütülen kazılarda, milattan sonra 4 ile 6. yüzyıllar arasında yapıldığı değerlendirilen ve üzerinde "kıskanan çatlasın" ifadesi yer alan yaklaşık 15 metrekarelik mozaik gün yüzüne çıkarıldı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Geçmişi yaklaşık 3 bin yıl öncesine dayanan antik kentte, Kültür ve Turizm Bakanlığının "Geleceğe Miras Projesi" kapsamında Alaaddin Keykubat Üniversitesi Turizm Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ertuğ Ergürer başkanlığındaki kazı çalışmaları devam ediyor.

Kazı Başkanı Doç. Dr. Ertuğ Ergürer, kentin en büyük konutlarından birinde sürdürülen kazı çalışmaları sırasında önemli bir bulguya ulaştıklarını söyledi.

Yapının, merkez giriş bölümünde çok iyi korunmuş bir mozaiğin ortaya çıkarıldığını belirten Ergürer, "Geometrik ve çeşitli çiçek motiflerinden oluşan mozaikte henüz ilk çalışmalarımızı yapıyoruz. Mozaiğin 4 ile 6. yüzyıllar arasına tarihlendiğini düşünüyoruz." dedi.

Yaklaşık 15 metrekarelik mozaiği özel kılan unsurun üzerinde iki yazıt bulunması olduğunu kaydeden Ergürer, şöyle devam etti:

"Mozaiğin orta bölümünde 'güle güle kullan' ya da 'şansla kullan' anlamına gelen bir ifade yer alıyor. Odanın giriş kapısı bölümünde ise yuvarlak bir bordür içerisinde ikinci bir yazıt bulunuyor. Bu yazıtın biraz da mecazi bir anlamı var. Yazıttaki ilk kelime 'kıskançlık' ya da 'kıskanan', ikinci kelime ise 'çatlayan, patlayan' anlamına geliyor. Günümüzde de kullandığımız 'kıskanan çatlasın' ifadesine karşılık gelen bir anlatım söz konusu. Yaklaşık 1500 yıl önce yapılmış bir yapının giriş bölümünde böyle bir ifadeyle karşılaşmak bizler için büyük bir sürpriz oldu."

&nbsp;



&nbsp;

Ergürer, yapının Syedra'nın önemli konutlarından biri olduğunu değerlendirdiklerini, kazı ve onarım çalışmaların konutun belli noktalarında süreceğini kaydetti.

Üç katlı yapının kuzey bölümünde ikinci ve üçüncü katlara ait girişler bulunduğunu anlatan Ergürer, "Çok sayıda odaya ve ortada merkezi bir avluya sahip yapı, milattan sonra 2. yüzyıldan 7. yüzyıla kadar kullanılmış. Bu süreçte ev sahipleri değişmiş, yeni mekanlar eklenmiş, katlar çıkılmış ve bazı bölümler kapatılmış. Daha sonraki dönemlerde bu mozaikli bölümün giriş kısmı ve üzeri kapatılmış. Mozaiğin üzerinin kapatılmış olması, günümüze kadar bu kadar sağlam ulaşmasını sağlamış." diye konuştu.

Onarım çalışmalarıyla mozaiğin ve yapının koruma altına alındığına dikkati çeken Ergürer, temizlik çalışmalarının süreceğini ifade etti.

&nbsp;



&nbsp;

Kazı ekibinde yer alan konservatör-restoratör Selma Yağcı da kazı sırasında ortaya çıkarılan mozaiğin tespitinin ardından onarım sürecine başladıklarını söyledi.

Mozaiğin genel durumunun iyi olduğunu belirten Yağcı, "Lokal acil müdahale gerektiren alanlar oldu. Ardından bordür uygulaması yaptık. Dağılan bölümlerin tespitini yaparak toparladık. Parçaları yerlerine aldıktan sonra derz dolgularını gerçekleştirdik. Lokal çalışmaların ardından yüzey koruyucu uygulayarak süreci tamamladık." ifadelerini kullandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[3 bin yıllık antik kentte "kıskanan çatlasın" yazılı mozaik bulundu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 12:03:16 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/3-bin-yillik-antik-kentte-kiskanan-catlasin-yazili-mozaik-bulundu-150407-20260316.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/3-bin-yillik-antik-kentte-kiskanan-catlasin-yazili-mozaik-bulundu-150407-20260316.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/3-bin-yillik-antik-kentte-kiskanan-catlasin-yazili-mozaik-bulundu-150407-20260316.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gelenekle teknolojiyi harmanlayan İslam Medeniyetleri Müzesi ilgi odağı oldu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-gelenekle-teknolojiyi-harmanlayan-islam-medeniyetleri-muzesi-ilgi-odagi-oldu-20686.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-gelenekle-teknolojiyi-harmanlayan-islam-medeniyetleri-muzesi-ilgi-odagi-oldu-20686.html</link>
                    <description><![CDATA[Çamlıca Camii Külliyesi içerisinde yer alan ve İslam sanatının 15 asırlık serüvenini modern bir sunumla buluşturan müze, dijital gösterim alanları ve sergilenen bine yakın eseriyle ziyaretçileri tarihi bir yolculuğa çıkarıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Büyük Çamlıca Camii Külliyesi'nde yer alan İslam Medeniyetleri Müzesi, geleneksel mirasla geleceğin teknolojisini bir araya getiriyor.

Milli Saraylar Başkanlığına bağlı müze, depolardan ilk kez çıkarılan eşsiz eserleri ve gelenekle moderni buluşturan teknolojik altyapısıyla ramazanda ilgi odağı oldu.

Türkiye'nin yanı sıra ve yurt dışından da ziyaretçi alan müzenin envanterinde Hazreti Muhammed'e ait mukaddes emanetlerden Osmanlı dönemine ait el yazması Kur'an-ı Kerimlere, Türk dokuma sanatının nadide örneklerinden bilim ve teknoloji tarihine ışık tutan icatlara kadar paha biçilmez bir koleksiyon yer alıyor.

Geleneksel müzecilik anlayışını modern teknolojiyle harmanlayan merkezde, özellikle dijital kubbe gösterisi büyük ilgi görüyor. İslam mimarisinin estetiğini görsel bir şölene dönüştüren interaktif ekranlar, ziyaretçilere eserlerin hikayesini yakından tanıma fırsatı sunuyor.

Geleneksel sanatlardan hat, tezhip ve ebru alanlarındaki şaheserlerin yer aldığı hüsnühat bölümü, çini sanat eserleri, beratlar, fermanlar ve Türk dokuma sanatına ilişkin koleksiyonlar da müzede ziyaretçileri ağırlıyor.

&nbsp;

"Camiye gelenler müzemize de büyük iltifat gösteriyor"

Müzenin müdürü Nezih Ertuğ,&nbsp; yaptığı açıklamada kuruluşundan beri müzenin müdürü olarak görev yaptığını, müze binasının yaklaşık 11 bin metrekare alanda iki kat üzerine kurulduğunu söyledi.

Başta Topkapı ve Dolmabahçe Sarayları ile Arkeoloji Müzeleri olmak üzere özellikle Milli Saraylar bünyesindeki önde gelen müzelerin depolarındaki değerli eserlerin ilk defa burada sergilendiğini vurgulayan Ertuğ, "Bu değerli eserleri yaklaşık 11 grup altında topluyoruz. En eski eserimiz 6. ve 7. yüzyıldan kalma Şam Evrakı dediğimiz parşömenler üzerine yazılmış kıymetli belgelerden oluşuyor. Memlük dönemine ait bazı kıymetli eserlerimiz var. Tabii ki Osmanlı döneminin çok nadide eserleri yine müzemizde sergileniyor. Son döneme ait özellikle tekstil bazlı malzemeleri de burada sergiliyoruz. Tabii ki İslam Medeniyetleri adı nedeniyle ve Büyük Çamlıca Camisi altında olmamız hasebiyle dini hassasiyete yönelik bazı kıymetli eserleri de müzemizde barındırıyoruz." dedi.

Ertuğ, Anadolu Yakası'nda kutsal emanetlerin ziyaret edilebildiği tek merkezin İslam Medeniyetleri Müzesi olduğunu belirterek, Topkapı Sarayı Hırka-i Saadet Dairesi'nden 24 saat okunan Kur'an-ı Kerim eşliğinde canlı yayın yaptıklarını söyledi.

Ramazan ayında en yoğun ziyaretçiyi ağırladıklarını kaydeden Ertuğ, şu bilgileri verdi:

"Büyük Çamlıca Camisi içinde bulunmak büyük bir avantaj. Camiye gelen ziyaretçilerimiz müzemize de büyük iltifat gösteriyor. Biz de güzel uygulamalarla ziyaretçilerimize hizmet etmeye devam ediyoruz. Sabah 10.00'da açıyoruz. Cuma ve cumartesi günleri gece 12'ye, diğer günler ise gece 11.00'e kadar müzemizi açık tutarak, teravihten sonra gelen ziyaretçilerimizin de müzemizi gezmesi ve bu kıymetli eserleri görüp, manevi olarak teravih kılmakla aldıkları hazzın devamını ziyaretçilerimize sunuyoruz. Bu da bizim için büyük bir keyif oluyor ve özellikle ziyaretçilerimiz teravih sonrasında da gelerek bu mübarek yeri gezmiş oluyor."

Nezih Ertuğ, Yavuz Sultan Selim döneminden kalan Hırka-i Saadet'in gümüş muhafazası ile ramazanın 15. günü dağıtılan destimal mendillerinin baskı kalıplarının orijinallerinin de müzede yer aldığını dile getirerek, Topkapı Sarayı'ndaki merasimin kutsal havasının da ziyaretçilere yaşatıldığını aktardı.

&nbsp;



&nbsp;

"Faaliyetimizi üst seviyeye taşımanın mutluluğu içindeyiz"

Osmanlı Padişahlarının savaşa giderken giydiği tılsımlı gömleklerin de müzede görülebildiğine işaret eden Ertuğ, "Padişahlar için yapılmış özellikle koruyucu özelliği olan bir gömlek. Bu sadece kişinin kendisi için yapılıyor ve özel olarak imal ediliyor. Sadece bunu giyecek şahsın bazı özelliklerine göre bunlar yapılıyor. Bunlarda çok yüksek sanat bulunuyor. Özellikle Kur'an-ı Kerim'den muhafaza duaları, Ayetel Kürsi, Felak, Nas sureleri ve savaşlarda muvaffakiyet için birtakım ayetler, dualar mevcut. Bunlar tabii koleksiyonumuz için çok önemli." diye konuştu.

Ertuğ, Sultan 2. Mahmud'un el yazması hat levhalarının ve hattat Osmanlı padişahlarının eserlerinin de müzede görülebileceğine işaret ederek, hattat Hasan Çelebi ve öğrencilerinin eserlerinden oluşan özel bir serginin de ramazanda gezilebildiğini kaydetti.

Müzede gelenekle geleceği harmanladıklarının altını çizen Ertuğ, sözlerini şöyle tamamladı:

"Klasik sergileme vitrinlerimiz var ama özellikle gençlerimize, çocuklarımıza yönelik dijital bazı uygulamalarımız var. Ab-ı Hayat dediğimiz bir enstalasyonumuz var. Dünyaya suyun gelmesiyle birlikte oluşan farklılıklar, değişimler, güzellikler 10 dakikalık dijital performansla gösteriliyor. Aynı zamanda kubbe enstalasyonu dediğimiz, Türkiye'deki 10 büyük caminin kubbeleri ve o 10 büyük camide okunan ezanlar yine burada dijital olarak gösteriliyor. İslam Medeniyetleri Müzesi olarak geleceğe yönelik teknolojileri de müzemizde kullanarak eğitim ve öğretim faaliyetimizi bir üst seviyeye taşımanın mutluluğu içindeyiz."
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Gelenekle teknolojiyi harmanlayan İslam Medeniyetleri Müzesi ilgi odağı oldu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 10:10:14 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/gelenekle-teknolojiyi-harmanlayan-islam-medeniyetleri-muzesi-ilgi-odagi-oldu-131147-20260316.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/gelenekle-teknolojiyi-harmanlayan-islam-medeniyetleri-muzesi-ilgi-odagi-oldu-131147-20260316.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/gelenekle-teknolojiyi-harmanlayan-islam-medeniyetleri-muzesi-ilgi-odagi-oldu-131147-20260316.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Anadolu'nun ilk tıp fakültesi olarak bilinen Gevher Nesibe Şifahanesi 820 yıldır ayakta]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-anadolunun-ilk-tip-fakultesi-olarak-bilinen-gevher-nesibe-sifahanesi-820-yildir-ayakta-20668.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-anadolunun-ilk-tip-fakultesi-olarak-bilinen-gevher-nesibe-sifahanesi-820-yildir-ayakta-20668.html</link>
                    <description><![CDATA[Anadolu'nun ilk tıp fakültesi olarak bilinen Gevher Nesibe Şifahanesi, 820 yıldır zamana meydan okuyan yapısıyla tıp tarihine ışık tutuyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Anadolu Selçuklu Sultanı 1. Gıyaseddin Keyhüsrev'in, kız kardeşi Gevher Nesibe Sultan'ın vasiyeti üzerine 1206 yılında yaptırdığı tarihi yapı, Selçuklu Uygarlığı Müzesi olarak hizmet veriyor.

Tıp eğitiminin yanı sıra öğrencilerin uygulama yapabildiği tedavi alanı, akıl hastalarına yönelik su ve müzik sesiyle tedavi uygulanan bimarhane bölümü, ilaçların yapıldığı eczane kısmı ile hastaların düzenli yıkanabilecekleri hamamın da yer aldığı şifahane, ziyaretçilerini geçmişte yolculuğa çıkarıyor.

İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun, iki binadan oluşan tarihi yapının Çifte Medrese, Gevher Nesibe Darüşşifası, Gıyasiye Medresesi isimleriyle de bilindiğini belirterek, Anadolu topraklarındaki en erken tarihli tıp fakültesi olduğunu söyledi.

Gevher Nesibe Şifahanesi'nin tarih boyunca diğer şehirlerdeki medreselere de öncülük ettiğini dile getiren Dursun, "Tıp fakültelerindeki eğitim sürecinde öğrenciler, hemen bitişiğindeki hastanede de eğitimin bir devamı olarak hastaların tedavisinde yer alıyorlar. Burası aslında bu planlamayla yapılmış." dedi.

&nbsp;



&nbsp;

Yapının bir bölümünde cerrahlık gerektiren hastaların tedavi edildiğini anlatan Dursun, şöyle devam etti:

"Bir dehlizle öbür tarafa geçiliyor. Diğer kısım medrese yani eğitimin verildiği yer. Burada talebeler çeşitli odalarda eğitim alıyor. Hemen yan tarafta ise farklı bir birim daha var. Bimarhane yani akıl hastalarının tedavi edildiği bir nokta. Bu anlamda da çok değerli bir yer. O dönemde Selçuklular dışında akıl hastalıklarının tedavi edilebilir bir hastalık olduğunun diğer ülkelerde bilinmediğini biliyoruz. Selçuklular bunun tedavi edilebilir olduğunu ve suyla, müzikle şifa bulacaklarını bildikleri için burada özel bir bölüm oluşturmuşlar, o tür hastalıkların tedavisi gerçekleştirilmiş."

&nbsp;



&nbsp;

Şifahanenin eğitim yönüne dikkati çeken Dursun, "Tedavinin dışında burada Selçuklu topraklarındaki diğer şifahaneler için de hekimler yetiştiriliyordu. Bu anlamda da çok değerli. Hekimlerin de yetiştiği önemli bir merkez olduğunu görüyoruz." ifadesini kullandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Anadolu'nun ilk tıp fakültesi olarak bilinen Gevher Nesibe Şifahanesi 820 yıldır ayakta - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 12:57:57 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/anadolunun-ilk-tip-fakultesi-olarak-bilinen-gevher-nesibe-sifahanesi-820-yildir-ayakta-160027-20260314.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/anadolunun-ilk-tip-fakultesi-olarak-bilinen-gevher-nesibe-sifahanesi-820-yildir-ayakta-160027-20260314.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/anadolunun-ilk-tip-fakultesi-olarak-bilinen-gevher-nesibe-sifahanesi-820-yildir-ayakta-160027-20260314.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Dünya tarihçiliğinde bir Türk imzası: Prof. Dr. İlber Ortaylı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-dunya-tarihciliginde-bir-turk-imzasi-prof-dr-ilber-ortayli-20665.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-dunya-tarihciliginde-bir-turk-imzasi-prof-dr-ilber-ortayli-20665.html</link>
                    <description><![CDATA[Türk tarihçi, akademisyen ve yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı, modern Türkiye’nin akademik ve kültürel hafızasına yön veren isimlerin başında geliyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türkçe, Almanca ve Rusça'nın konuşulduğu çok dilli bir aile ortamında büyüyen yazar, küçük yaşlarından itibaren ileri seviyede Almanca, Fransızca, İngilizce, Rusça, orta seviyede Arapça, Farsça, Latince, İbranice, Sırpça ve Yunanca dillerini öğrendi.

İlber Ortaylı İkinci Dünya Savaşı sonrası, ailesiyle Türkiye'ye göç etti.

İlk ve orta öğrenimini İstanbul Avusturya Lisesi'nde, lise eğitimini ise 1965'te Ankara Atatürk Lisesi'nde tamamlayan tarihçi, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi (DTCF) Yeniçağ Tarihi Bölümü'nden 1970'te mezun oldu. Ortaylı, üniversitede Halil İnalcık ve Şerif Mardin gibi alanında önemli akademisyenlerin öğrencisi oldu.

Ortaylı, Viyana Üniversitesinde Slav ve Doğu Avrupa dilleri alanında da öğrenim gördü. Yüksek lisans çalışmasını Chicago Üniversitesinde Halil İnalcık danışmanlığında tamamladı.

&nbsp;

Paris, Berlin, Viyana, Moskova ve Roma'da seminerler verdi

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde (SBF) 1973’te asistan olarak göreve başlayan usta edebiyatçı, "Tanzimat Sonrası Mahalli İdareler" başlıklı tezi ile doktor ünvanını, "Osmanlı İmparatorluğu'nda Alman Nüfuzu" çalışmasıyla 1979'da doçent, 1989'da ise profesör ünvanını aldı.

Ortaylı, Ankara Üniversitesi'nden 1983'te ayrılarak, Paris’te Ecole des Hauters Etudes, Berlin Feri Üniversitesi ve Princetion Üniversitesi’nde, Viyana, Moskova, Roma, Münih, Strasbourg, Yanya, Sofya, Kiel, Cambridge, Oxford ve Tunus üniversitelerinde misafir öğretim üyeliği yaptı, seminerler ve konferanslar verdi. Yerli ve yabancı bilimsel dergilerde 16 ila 19. yüzyıl Osmanlı tarihi ve Rusya tarihi ile ilgili makaleler yayınladı.

ODTÜ’de 1988'de bir süre doçent olarak görev yapan başarılı tarihçi, aynı yıl SBF’deki görevine geri döndü. Ortaylı, 1989-2002 yıllarında Ankara Üniversitesi SBF İdare Tarihi Bilim Dalı Başkanı olarak görev yaptı.

&nbsp;

Galatasaray ve Bilkent üniversitelerinde konuk öğretim üyeliği yaptı

Galatasaray Üniversitesinde 2002'de konuk öğretim üyesi olarak görev yapan yazar, daha sonra Bilkent Üniversitesinde de konuk öğretim üyeliği yaptı.

Ortaylı, 2005'te Topkapı Sarayı Müzeler Müdürlüğü Başkanlığı görevine başladı ve 2012'de emekli olarak görevi Haluk Dursun'a devretti.

İlber Ortaylı'nın, 1981'de Ayşe Özdolay ile yaptığı evlilikten Tuna adını verdiği kızı dünyaya geldi. Çift, 18 yıllık evliliğin ardından 1999'da boşandı.

Bacağındaki iltihaplanma nedeniyle 5 Aralık 2025'te hastaneye kaldırılan Ortaylı, bir süre Koç Üniversitesi Hastanesinin yoğun bakım servisinde tedavi gördü. Ortaylı, bugün 78 yaşında hayatını kaybetti.

&nbsp;

Eserleri

Ortaylı'nın Türk edebiyatına miras bıraktığı eserlerinden bazıları şunlar:

"Osmanlı İmparatorluğu'nda Alman Nüfuzu", "İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı", "Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Yerel Yönetim Geleneği", "Hukuk ve İdare Adamı Olarak Osmanlı Devleti'nde Kadı", "Türkiye İdare Tarihine Giriş", "Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek 1-2", "Avrupa ve Biz", "Türkiye'nin Yakın Tarihi", "Cumhuriyetin İlk Yüzyılı 1923-2023", " İlber Ortaylı Seyahatnamesi", "İmparatorluğun Son Nefesi", "Türklerin Tarihi, Orta Asya'nın Bozkırlarından Avrupa'nın Kapılarına", "Türklerin Tarihi, Anadolu'nun Bozkırlarından Avrupa'nın İçlerine", "İttihat ve Terakki", "Osmanlı’ya Bakmak Osmanlı Çağdaşlaşması", "Bir Ömür Nasıl Yaşanır?", "İnsan Geleceğini Nasıl Kurar?", "Avrupa ve Biz - Geçmişten Günümüze", "Fatih Sultan Mehmed: Doğunun ve Batının Efendisi", "Kuruluş: Cumhuriyet'e Giden Yol".
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Dünya tarihçiliğinde bir Türk imzası: Prof. Dr. İlber Ortaylı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 10:20:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/dunya-tarihciliginde-bir-turk-imzasi-prof-dr-ilber-ortayli-134356-20260314.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/dunya-tarihciliginde-bir-turk-imzasi-prof-dr-ilber-ortayli-134356-20260314.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/dunya-tarihciliginde-bir-turk-imzasi-prof-dr-ilber-ortayli-134356-20260314.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kalyon Kültür'de Filistin'e destek amacıyla "Sessiz Ayakkabılar" sergisi açıldı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-kalyon-kulturde-filistine-destek-amaciyla-sessiz-ayakkabilar-sergisi-acildi-20651.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-kalyon-kulturde-filistine-destek-amaciyla-sessiz-ayakkabilar-sergisi-acildi-20651.html</link>
                    <description><![CDATA[Gazze'de yarım kalan hayatların izini seramik ve resim sanatıyla görünür kılmayı amaçlayan "Sessiz Ayakkabılar" sergisi, Nevçarşı Alışveriş Merkezi'ndeki Kalyon Kültür Zone'da açıldı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kalyon Kültürden yapılan açıklamaya göre, sanatçı Ali Uslu'nun seramikten yaptığı 200 çift çocuk ayakkabısı ve iki tablodan oluşan sergi, "Kalanlar" başlıklı Filistin sergisinin devamı niteliğini taşıyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kalyon Vakfı Başkanı Reyhan Kalyoncu, Filistin halkına destek olmak amacıyla geçen aralık ayında Kalyon Kültür'de "Kalanlar" başlıklı sergiyi hayata geçirdiklerini belirterek, şunları kaydetti:

&nbsp;



&nbsp;

"Açılışını yaptığımız 'Sessiz Ayakkabılar' sergimizle Filistin halkının onurlu mücadelesine destek vermeye devam ediyoruz. Savaşın en ağır faturasını her daim çocuklar ödüyor. Filistin'de son 2 senede tüm insanlığın gözleri önünde 20 binden fazla çocuk öldürüldü. On binlerce çocuk annesiz, babasız bırakıldı. Bana göre burada, susturulmuş çocuk seslerinin önünde insanlığın yoklamasını yapıyoruz.

&nbsp;



&nbsp;

Çocuk ayakkabısı bize, oyunu, okulu, eve dönüşü, bayram sabahlarını hatırlatır. Ancak burada yarım bırakılmış çocukluğu ve eve dönemeyenlerin izini hatırlatıyor. Bizler hatırladıkça, gök kubbeyi sağır eden sessizliğin vicdanların sesiyle yükseleceğine ve Gazze'nin üstüne çöken karanlığın aydınlığa dönüşeceğine inanıyoruz."

&nbsp;

&nbsp;



&nbsp;

"Amacım, Gazze'deki masum çocukların seslerini duyurabilmektir"

Sanatçı Ali Uslu da Filistin'de yaşanan acıya dikkati çekerek, "Gazze'de yaşananlar sadece bölgesel sorun değil, aynı zamanda küresel bir endişe kaynağı ve insanlık için vicdan sınavıdır. 21. yüzyılda maalesef ki insanlık onuru yerle bir olmuştur. Bir sanatçı olarak amacım, Gazze'deki masum çocukların seslerini duyurabilmektir. Çünkü zulme karşı sessiz kalmak, zulme ortak olmaktır. Çağımız güçlünün zayıfı ezdiği bir zaman dilimidir. 'Sessiz Ayakkabılar' sergisi de bu sesin yankısıdır." değerlendirmesini yaptı.

&nbsp;



&nbsp;

Serginin küratörlüğünü üstlenen Kalyon Kültür Sanat Yönetmeni Aslı Bora ise Uslu'nun Gazze'de hayatını kaybeden çocukların gerçek hikayesinden yola çıkarak yokluk ve hafıza üzerine düşündüren güçlü bir görsel dil kurduğuna işaret ederek, "Resimler ve özellikle ayakkabılar, geride kalan izleri ve yarım kalmış hayatları hatırlatan güçlü bir imgeye dönüşüyor. Sergi, bireysel kaybı görünür kılarken, aynı zamanda Gazze'de yok olan sayısız insanın bıraktığı büyük boşluğu da düşündürüyor. Bu çalışmalar, izleyiciye yeni bir söylem sunmaktan ziyade güçlü bir hatırlatıcı işlev görüyor." ifadelerini kullandı.

Sergi, 30 Nisan'a kadar ziyaret edilebilecek.

&nbsp;



&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Kalyon Kültür'de Filistin'e destek amacıyla "Sessiz Ayakkabılar" sergisi açıldı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 11:50:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/kalyon-kulturde-filistine-destek-amaciyla-sessiz-ayakkabilar-sergisi-acildi-154354-20260313.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/kalyon-kulturde-filistine-destek-amaciyla-sessiz-ayakkabilar-sergisi-acildi-154354-20260313.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/kalyon-kulturde-filistine-destek-amaciyla-sessiz-ayakkabilar-sergisi-acildi-154354-20260313.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Milli şair Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı'nın kabulünün 105. yılında anılıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-milli-sair-mehmet-akif-ersoy-istiklal-marsinin-kabulunun-105-yilinda-aniliyor-20639.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-milli-sair-mehmet-akif-ersoy-istiklal-marsinin-kabulunun-105-yilinda-aniliyor-20639.html</link>
                    <description><![CDATA[Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin simgesi İstiklal Marşı'nın yazarı, milletvekili, şair ve mütefekkir Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı'nın kabulünün 105'inci yılında anılıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kosova'nın Suşitsa köyünden İstanbul'a göç eden bir ailenin oğlu olan Ersoy, İstanbul'un Fatih ilçesinde 20 Aralık 1873'te dünyaya geldi.

Ersoy, Fatih'te bulunan mahalle mektebinde iki sene Kur'an eğitimi gördükten sonra 1879'da Fatih Emir Buhari Mahalle Mektebi'ne başladı, 1882'de Fatih Merkez Rüştiyesi'nde orta öğrenimine devam etti.

"Ne biliyorsam kendisinden öğrendim" dediği babası Fatih Camisi medrese hocalarından Mehmet Tahir Efendi'den Arapça dersi alan Ersoy, aynı zamanda Fatih Camisi'nde Farsça derslerini de takip etti.

Babasının "Ragif" adını verdiği, ancak annesi ve arkadaşlarının daha kolay telaffuz ettikleri "Akif" adıyla çağırmasıyla bu ismi benimseyen Ersoy, rüştiyedeki eğitimi boyunca Türkçe, Arapça, Farsça ve Fransızca dillerinde üstün başarı gösterdi.

&nbsp;

Ortaokul yıllarında şiire merak duymaya başladı

Rüştiye yıllarında şiire merak duymaya başlayan ve şiir kitaplarına yönelen Ersoy'un okuduğu ilk manzum eser ise Fuzuli'nin "Leyla ve Mecnun"u oldu.

Ersoy, rüştiyeyi bitirdikten sonra 1885'te dönemin gözde okullarından Mülkiye İdadisi'ne kaydoldu. Burada Muallim Naci Bey'den edebiyat dersleri aldı.

Babasını verem hastalığı nedeniyle 1888'de kaybeden Ersoy, ertesi yıl büyük Fatih yangınında evleri yok olunca ailesiyle maddi açıdan zor durumda kaldı.

Usta şair Ersoy, öncelikle meslek sahibi olmak ve yatılı okulda okumak istediği için Mülkiye İdadisi'ni bıraktı. Yeni açılan veteriner yüksekokulunda "Ziraat ve Baytar Mektebi"ne başlayan Ersoy, 1893'te baytarlık bölümünü birincilikle bitirdi.

Okul yıllarında spora da ilgi gösteren Ersoy, başta güreş ve yüzücülük olmak üzere uzun yürüyüş, koşma ve gülle atma yarışlarına katıldı.

&nbsp;

İlk matbu eseri 1893'te yayımlandı

Eğitim hayatının son iki senesinde şiire ilgi duymaya başlayan Ersoy, divan edebiyatına merak sardı ve okuduğu eserlerin etkisiyle arkadaşlarına manzum mektup denemeleri kaleme aldı.

Mehmet Akif Ersoy'un, daha sonra çeşitli gazete ve dergilerde şiirleri yayımladı. Bilinen ilk matbu eseri ise "Hazine-i Fünun" mecmuasında 1893'te yayımlanan bir gazel oldu.

"Tophane-i Amire" veznedarı Mehmet Emin Bey'in kızı İsmet Hanım ile 1898'de evlenen ve 3 kız, 3 erkek çocuğu olan Ersoy'un oğullarından biri, henüz 1,5 yaşındayken vefat etti.

Şiir yazarak ve öğretmenlik yaparak edebiyat alanındaki çalışmalarına devam eden Ersoy, arkadaşları Eşref Edip ve Ebül'ula Mardin'in çıkardığı ve ilk sayısı 27 Ağustos 1908'de yayımlanan "Sırat-ı Müstakim" dergisinin başyazarı oldu.

&nbsp;

Türk milletine armağan ettiği için İstiklal Marşı'nı "Safahat" isimli eserine koymadı

Şiirlerini 7 kitaptan oluşan "Safahat" adlı eserinde toplayan Ersoy, 1911'de yazdığı ilk bölümde Osmanlı toplumunun meşrutiyet dönemini, 1912'de yazdığı "Süleymaniye Kürsüsünde" adlı ikinci bölümde Osmanlı aydınlarını anlattı. "Halkın Sesleri" adlı üçüncü bölümü 1913'te kaleme alan Ersoy, "Fatih Kürsüsünde"yi ise 1914'te yazdı.

Ersoy, 1917 tarihli "Hatıralar" ile Birinci Dünya Savaşı hakkında görüşlerinin yer aldığı 1924 tarihli "Asım"ın ardından 7. bölüm olan "Gölgeler"i 1933'te tamamladı.

Yoğun ısrarlar sonucu Kur'an-ı Kerim'i Türkçeye tercüme etmeyi kabul eden Ersoy, 6-7 sene üzerinde çalışmasına rağmen sonuçtan memnun kalmayarak imzaladığı anlaşmayı feshetti.

Mehmet Akif Ersoy, Türk milletine armağan ettiği için İstiklal Marşı'nı, "Safahat" isimli eserine koymadı.

Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı ve Milli Mücadele'de halkı bilinçlendirmeye çalışan Ersoy, 10 yıl boyunca İstanbul'daki selatin camilerinde ve Anadolu'daki birçok cami, şehir ve kasabada vaaz verdiği için "Camideki Şair" ünvanıyla anıldı.

Vefatının ardından "Safahat" eserini Ömer Ziya Doğrul ve M. Ertuğrul Düzdağ yeniden bastı. Ersoy'un, "Kur'an'dan Ayet ve Hadisler" ile "Mehmet Akif Ersoy'un Makaleleri" adlı çalışmaları da hayatını kaybettikten sonra okuyucuyla buluştu.

&nbsp;

Birinci Meclis'te milletvekili seçildi

Burdur Mebusu olarak Birinci Büyük Millet Meclisi'ne seçilen Ersoy, 1921'de Ankara Taceddin Dergahı'na yerleşti.

İstiklal Marşı yarışmasına 500 lira ödül verileceği için katılmayan şair, Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey'in ricası ve arkadaşı Hasan Basri Bey'in teşvikiyle yazmaya başladı.

Mehmet Akif Ersoy'un İstiklal Marşı, 17 Şubat günü Sırat-ı Müstakim ve Hakimiyet-i Milliye'de yayımlandı. Hamdullah Suphi Bey, Meclis'te okuduğunda ayakta alkışlanan İstiklal Marşı, 12 Mart 1921'de "Milli Marş" olarak kabul edildi. Ersoy, ödül olarak verilen 500 lirayı hayır kurumuna bağışladı.

Kurtuluş Savaşı ve zafer sonrası uzun süre Mısır'da yaşayan ve orada Türkçe dersleri veren Ersoy, 17 Haziran 1936'da tedavi için İstanbul'a döndü.

Mısır'dan hasta ve yorgun olarak dönen ve Abbas Halim Paşa'ya ait Beyoğlu'ndaki Mısır Apartmanı'nın dördüncü katındaki dairede kalan Ersoy, 27 Aralık 1936'da hayata gözlerini yumdu.

İstiklal Şairi Mehmet Akif Ersoy'un her yıl binlerce kişinin ziyaret ettiği kabri, Edirnekapı Şehitliği'nde bulunuyor.

&nbsp;

20-27 Aralık "Mehmet Akif Ersoy'u Anma Haftası" ilan edildi

Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri kapsamında, "2018 Yılı Vefa Ödülü"ne layık görülen Akif'in, 20 Aralık doğum günü, 27 Aralık vefat günü olmasından dolayı her iki günü de kapsayacak bir hafta boyunca vatan şairinin anılması hedeflenmişti.

Bu kapsamda, İçişleri, Milli Eğitim ile Kültür ve Turizm Bakanlıklarının 2019'da müştereken çıkardığı yönetmelikle 20-27 Aralık "Mehmet Akif Ersoy'u Anma Haftası" ilan edildi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Milli şair Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı'nın kabulünün 105. yılında anılıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 10:05:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/milli-sair-mehmet-akif-ersoy-istiklal-marsinin-kabulunun-105-yilinda-aniliyor-133505-20260312.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/milli-sair-mehmet-akif-ersoy-istiklal-marsinin-kabulunun-105-yilinda-aniliyor-133505-20260312.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/milli-sair-mehmet-akif-ersoy-istiklal-marsinin-kabulunun-105-yilinda-aniliyor-133505-20260312.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Göbeklitepe'yi 7 yılda 4 milyonu aşkın turist gezdi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-gobeklitepeyi-7-yilda-4-milyonu-askin-turist-gezdi-20622.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-gobeklitepeyi-7-yilda-4-milyonu-askin-turist-gezdi-20622.html</link>
                    <description><![CDATA[UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan ve "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen Göbeklitepe, 2019 yılındaki resmi açılışından bugüne 4 milyon 100 bin ziyaretçiyi ağırladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kent merkezine 18 kilometre uzaklıktaki Örencik Mahallesi yakınlarında bulunan ve ilk kez 1963 yılında İstanbul ve Chicago üniversitelerinden araştırmacıların yüzey çalışmaları sırasında fark ettiği ören yerinde, en somut bulgular 1986'da tarlasını süren bir çiftçinin bulduğu heykelle ortaya çıktı.

Şanlıurfa Müzesi ve Alman Arkeoloji Enstitüsünce 1995'ten bu yana ortaklaşa yürütülen çalışmalarda, Neolitik döneme ait boyları 3-6 metre, ağırlıkları da 40-60 ton olan, yabani hayvan figürlü "T" biçimli dikili taşlar bulundu.

Kazılarda aynı zamanda 8-30 metre çapında dairesel ve dikdörtgen şekilli, dünyanın en eski tapınak kalıntıları ve yaklaşık 12 bin yıl öncesine ait olduğu belirtilen 65 santimetre uzunluğunda insan heykeli gibi çeşitli tarihi eserler de gün yüzüne çıkarıldı.

&nbsp;



&nbsp;

Elde edilen buluntular üzerine tüm dünyanın dikkatini üzerine çeken Göbeklitepe, 2 Temmuz 2018'de UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne girdi. Koruma çatısı ve çevre düzenlemesinin ardından Göbeklitepe'nin resmi açılışı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla 8 Mart 2019'da yapıldı.

UNESCO ile dünyaya açılan Göbeklitepe'ye yerli ve yabancı turistlerin ilgisi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2019 yılını "Göbeklitepe Yılı" ilan etmesiyle önemli ölçüde arttı.

Bölgeye düzenlenen kültür ve turizm gezilerinin önemli duraklarından biri haline gelen Göbeklitepe, 2019'da ziyarete açılmasının ardından yoğun ilgi görmeye devam ediyor.

&nbsp;



&nbsp;

"Tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen Göbeklitepe'yi, açıldığı 2019'dan bu yana toplam 4 milyon 100 bin kişi ziyaret etti.

&nbsp;

"Dikili taşların üzerindeki semboller bizim dönemi aydınlatmamızı sağladı"

Şanlıurfa Müzesi Müdürü Celal Uludağ, Göbeklitepe'de yürütülen kazı çalışmalarının insanlık tarihi açısından büyük önem taşıdığını belirtti.

Kazılarda elde edilen önemli sonuçlarla birlikte Göbeklitepe'ye olan ilginin her yıl artarak devam ettiğini aktaran Uludağ, "2018 yılında Göbeklitepe'nin UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne dahil edilmesi ve 2019 yılının Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından 'Göbeklitepe Yılı' olarak ilan edilmesinin ardından Göbeklitepe'de özellikle ziyaretçi yoğunluğu artmış oldu. Ziyaretçi yoğunluğuyla birlikte Göbeklitepe'de arkeolojik kazılar da devam etti. Özellikle 2019'un Göbeklitepe yılı ilan edilmesiyle birlikte ve sonraki yıllarda ziyaretçi sayılarında çok önemli, ciddi artışlar görüldü. Şu an geldiğimiz noktada 2026 yılının şubat ayı sonu itibarıyla 4 milyon 100 bin ziyaretçiye ulaşmış durumdayız, gerçekten de çok ciddi bir rakam." dedi.

&nbsp;



&nbsp;

Uludağ, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından geçen yıl Roma'daki Kolezyum'da ve bu yıl da Almanya'da açılan Göbeklitepe sergilerinin ören yerinin tanıtımı noktasında büyük önem taşıdığını ifade etti.

Göbeklitepe ile birlikte insanlık tarihine yönelik önemli bilgilere ulaşıldığını anlatan Uludağ, şunları kaydetti:

"Göbeklitepe'de yapılan arkeolojik kazılarla birlikte aslında bu döneme ait bilgiler güncellenmiş oldu. Göbeklitepe, keşfedilmeden önce neolitik dönemle ilgili bilgiler maalesef çok net değildi. Günümüzden 12 bin yıl öncesine ait insanların özellikle yaşam sistemiyle, inanç sistemiyle ilgili doğayla olan bağları, hayvanlarla olan bağları, yerleşik hayata geçişi, tarımla ilgili gelişmelerin hepsini Göbeklitepe'nin keşfiyle birlikte anlamış olduk. Çünkü Göbeklitepe'de yapılan bu özellikle sütunlar, dikili taşlar ve bu dikili taşların üzerindeki semboller bizim dönemi aydınlatmamızı sağladı."

Ziyaretçilerden Türkmenistanlı Amangul Oazova, Göbeklitepe'nin kendisini çok etkilediğini, tarihin sıfır noktasında bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu, ülkesine döndüğünde burayı herkese tavsiye edeceğini söyledi.

Filistinli Nıbai Khalil ise Göbeklitepe'de kendisini çok farklı hissettiğini, buradaki yapıların kendisini etkilediğini, herkesin burayı görmesi gerektiğini dile getirdi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Göbeklitepe'yi 7 yılda 4 milyonu aşkın turist gezdi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 11 Mar 2026 09:58:39 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/gobeklitepeyi-7-yilda-4-milyonu-askin-turist-gezdi-130016-20260311.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/gobeklitepeyi-7-yilda-4-milyonu-askin-turist-gezdi-130016-20260311.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/gobeklitepeyi-7-yilda-4-milyonu-askin-turist-gezdi-130016-20260311.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Osman Hamdi Bey'in "Cami Kapısında" tablosu Londra'da müzayedeye çıkıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-osman-hamdi-beyin-cami-kapisinda-tablosu-londrada-muzayedeye-cikiyor-20564.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-osman-hamdi-beyin-cami-kapisinda-tablosu-londrada-muzayedeye-cikiyor-20564.html</link>
                    <description><![CDATA[Osman Hamdi Bey'in önemli eserlerinden "Cami Kapısında (At the Mosque Door)", 25 Mart'ta Londra'da müzayedeye çıkacak.      ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Eser, müzayede evi Bonhams'ta düzenlenecek "19. Yüzyıl Resimleri ve İngiliz Empresyonist Sanatı" müzayedesinde koleksiyonerlerin beğenisine sunulacak.

Bonhams'tan yapılan açıklamaya göre, doğrudan sanatçıdan 1895 yılında satın alınan eser ilk kez açık arttırmaya çıkacak. Tablo için 2 milyon ile 3 milyon sterlin arasında bir değer biçiliyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Bonhams'ın 19. yüzyıl resimleri direktörü Charles O'Brien, eserin Osman Hamdi Bey'in en dikkat çekici çalışmalarından biri olduğunu belirterek, tablonun hem ölçeği hem de ayrıntılarıyla sanatçının üslubunu güçlü biçimde yansıttığını ifade etti.

O'Brien, eserin çağdaş bir sokak sahnesini 15. yüzyıl Osmanlı cami mimarisine ait unsurlarla bir araya getirdiğini aktararak, tablonun Osmanlı'da bir sanatçının ortaya koyduğu oryantalist sanat anlayışını anlamak açısından önemli bir örnek olduğunu kaydetti.

"Cami Kapısında" tablosunda tasvir edilen mekanın Bursa'daki Muradiye Camisi'nin ana giriş kapısı olduğu ve Osman Hamdi Bey'in kendisini üç farklı figür olarak resmettiği belirtiliyor.

Bonhams, 2019'da Osman Hamdi Bey'in "Genç Kadın Okurken" adlı eserini ise 6,6 milyon sterline satarak sanatçının müzayedelerde ulaştığı en yüksek satış fiyatına imza atmıştı.

Paris'te Gustave Boulanger ve ünlü oryantalist ressam Jean-Leon Gerome'un etkisi altında eğitim alan Osman Hamdi Bey, Osmanlı ile Avrupa sanat dünyası arasında köprü kuran sanatçılar arasında gösteriliyor.

Osman Hamdi Bey, 1881'de müdürlüğüne getirildiği İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde (Müze-i Hümayun) Türk müzeciliğinin temelini attı ve 1884'te yürürlüğe giren "Asar-ı Atika Nizamnamesi" ile de tarihi eserlerin yurt dışına çıkarılmasını yasaklayarak kültürel mirasın korunmasında tarihi bir rol oynamıştı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Osman Hamdi Bey'in "Cami Kapısında" tablosu Londra'da müzayedeye çıkıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 19:00:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/osman-hamdi-beyin-cami-kapisinda-tablosu-londrada-muzayedeye-cikiyor-222449-20260307.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/osman-hamdi-beyin-cami-kapisinda-tablosu-londrada-muzayedeye-cikiyor-222449-20260307.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/osman-hamdi-beyin-cami-kapisinda-tablosu-londrada-muzayedeye-cikiyor-222449-20260307.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Dijital dönüşümle şekillenen sanat dünyasında yapay zekanın konumu tartışılıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-dijital-donusumle-sekillenen-sanat-dunyasinda-yapay-zekanin-konumu-tartisiliyor-20559.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-dijital-donusumle-sekillenen-sanat-dunyasinda-yapay-zekanin-konumu-tartisiliyor-20559.html</link>
                    <description><![CDATA[Yaşamın birçok alanında etkisi her geçen gün artan yapay zeka, tarihsel süreçte fotoğraf ve matbaa gibi teknolojik kırılmalarla şekil alan sanat dünyasında hem eleştirilerin hedefi hem de yeni bir sanat aracı arayışının odak noktası haline geliyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yapay zeka, sanat eserlerinin üretim biçimini ve ele alınış şeklini yeniden kodlarken sanatçılar arasında görüş ayrılıklarına yol açıyor.

Sanat çevresinden bir kesim yapay zekanın çalışma alanlarını işgal etmesinden, eserlerinin intihal edilmesinden endişe duyarken bazı sanatçılar bu teknolojiyi sanat araçlarının evriminin bir parçası olarak görüyor.

Galler'deki Cardiff Ulusal Müzesinde Kasım 2025'te Elias Marrow'un "Boş Tabak (Empty Plate)" adlı, okul üniforması giyen ve elinde boş tabak tutan küçük bir çocuğu tasvir eden tablosu sergilendi.

Marrow'un Galler'in 2025'teki durumunu yansıttığını belirttiği tablosu, yüzlerce kişi tarafından incelenmesinin ardından kaldırıldı.

Bunun sebebi, ziyaretçilerden birinin, "sanat eserinin kalitesinden şüphe ederek" müze çalışanlarına başvurmasıyla eserin yapay zeka ürünü olduğunun anlaşılmasıydı. Bu tablo, müzeye hem izinsiz yerleştirilmiş hem de yapay zekayla üretilmişti.

Tablonun sahibi Marrow ise müzede sergilediği eserinin taslağını kendisinin çizdiğini daha sonra sanat araçlarının evriminin bir parçası olarak gördüğü yapay zekayla ürettiğini belirtti.

Yapay zekanın kalıcı olduğunu ve imkanlarına erişimin engellenmesinin inancına aykırı olduğunu savunan Marrow, ziyaretçilerin eserine yanıtının "olumlu" olduğunu savunsa da dünyada yapay zekanın sanatta kullanımı, tepki çekmeye devam ediyor.

&nbsp;

Yapay zekanın sanat dünyasındaki yeri

İngiltere'deki Londra Northeastern Üniversitesi Felsefe Bölümünde Doktor Öğretim Üyesi Alice Helliwell, yapay zeka ve sanat üzerine çalışmalar yürütüyor.

Helliwell'e göre, Marrow'un izinsiz bir şekilde yapay zeka ürününü müzede sergilemesi, bir eserin sanat olduğuna kimin karar verdiğine ilişkin sorular doğuruyor.

Helliwell, dünyanın farklı yerlerinde yaptığı şablon tekniğindeki grafitilerle tanınan ve gerçek kimliği bilinmeyen İngiliz sokak sanatçısı Banksy'nin de bu şekilde sanat eserlerini müzelere gizlice götürdüğünü örnek vererek Marrow'un bu yaptığının aslında "bir gelenek" olduğunu ifade etti.

Alice Marrow'un örneğinde, yapay zeka katmanını da göz önünde bulunduran Helliwell, "İnsanlar, yapay zekanın sanat olup olmadığına, yapay zeka hakkındaki etik endişelerimizin bu teknolojinin sanat dünyasındaki yerine karar vermede rol oynayıp oynamamasına ilişkin sorular soruyor." dedi.

Yapay zekayı, herkesin sanata erişebilmesinin bir yolu olarak gören kişiler de var. Helliwell, bu konuda, "(Bu durumda) Sanat becerilerine sahip olmanız gerekmiyor ancak herkesin elinin altında olmasa da çok sayıda kişinin erişim sağladığı teknolojiye ihtiyacınız var." diye konuştu.

&nbsp;

Bazı sanatçılar kendi yapay zeka sistemlerini geliştiriyor

Hollywood, sektörü baltalayacağı gerekçesiyle uzun süredir yapay zekanın yaygınlaşmasına karşı mücadele verirken müzik, edebiyat, resim gibi alanlardaki bazı sanatçılar eserlerinin dijital kopyalarının üretilmesine, oyuncular ise ölümlerinin ardından üretilen kopyaların kullanılması riskine itiraz ediyor.

Alice Helliwell, Marrow'un durumunda, tablonun oluşturulmasında sanatçının rolü olduğunu ancak büyük bir teknoloji şirketine ait yapay zeka kullanılırsa bunların mevcut sanat eserlerinin verilerinden faydalandığını hatırlattı.

Bazı sanatçıların kendi yapay zeka sistemlerini geliştirdiğini belirten Helliwell, "Bir sanatçının, kendi yapay zeka sistemlerini geliştirmeye ve eğitmeye çok emek harcadığında, ürettiği eserler üzerinde daha çok söz hakkına sahip olduğunu düşünüyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Helliwell, geliştirilen sistemdeki son seçimleri bu sanatçıların yaptığını ve eserde olabildiğince kontrol sahibi olduklarını belirterek yapay zeka teknolojisinin sanatla entegrasyon sürecinin uzun zamandır devam ettiğinin altını çizdi. Helliwell, "Yapay zeka, bu süreçte bir çeşit yeni adım." ifadesini kullandı.

Sanatın tarihsel süreçte fotoğraf ve matbaa gibi teknolojik kırılmalarla şekil değiştirdiğini anımsatan ve yapay zekayı bu silsilenin yakın zamandaki son halkası olarak gören Helliwell, şunları kaydetti:

"Bunun sanata yönelik tutumu nasıl şekillendireceği hakkında konuşmak zor. Bir sanat eseri üretmenin ya da eserin orijinal olmasının ne anlama geldiğine ilişkin anlayışımızı değiştirecek miyiz? Aslında geçmişte (bu anlayış) değişti. Matbaa, fotoğrafçılık gibi teknolojiler, bir eserin üretilmesi ve orijinalliğine ilişkin bakış açımızı değiştirdi."

Alice Helliwell, bu konudaki tartışmaların dinamik olmasından ötürü çok uzun süreceğini ancak kişisel çalışmalarında yapay zekanın yeni bir sanat aracı olduğuna ilişkin argüman sunduğunun altını çizdi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Dijital dönüşümle şekillenen sanat dünyasında yapay zekanın konumu tartışılıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 09:30:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/dijital-donusumle-sekillenen-sanat-dunyasinda-yapay-zekanin-konumu-tartisiliyor-123215-20260307.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/dijital-donusumle-sekillenen-sanat-dunyasinda-yapay-zekanin-konumu-tartisiliyor-123215-20260307.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/dijital-donusumle-sekillenen-sanat-dunyasinda-yapay-zekanin-konumu-tartisiliyor-123215-20260307.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sinema Genel Müdürü Birol Güven, Filistin Film Günleri'nin detaylarını anlattı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-sinema-genel-muduru-birol-guven-filistin-film-gunlerinin-detaylarini-anlatti-20540.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-sinema-genel-muduru-birol-guven-filistin-film-gunlerinin-detaylarini-anlatti-20540.html</link>
                    <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ile Sinema Salonları Yatırımcıları Derneği (SİSAY) işbirliğiyle düzenlenen "Filistin Film Günleri" başladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Etkinlik kapsamında "Gidecek Yer Yok", "Hind Rajab'ın Sesi" ve "Senden Geriye Kalan" filmleri eş zamanlı şekilde izleyicilerle buluşacak.

Proje hakkında açıklamada bulunan Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven, etkinliğin kapsamına dikkati çekerek "Genellikle bu tip etkinlikler bir sinema salonunda olur ve orası tıklım tıklım dolar ama şimdi, tüm Türkiye'de aynı anda büyük bir etkinlik yapıyoruz. O yüzden bu filmlere ulaşamamak gibi bir durumumuz yok." ifadelerini kullandı.

Filistin sinemasının son iki yılda yaşadığı etkileyici yükselişe vurgu yapan Güven, "Filistin sinemasından öyle filmler çıkıyor ki özellikle son iki yılda, bu filmler dünyayı yerinden oynatıyor ama hemen bir uyarıda da bulunalım. Bu filmler hani gidelim sinemaya gülelim, eğlenelim, güzel vakit geçirelim filmleri değil. Bu filmler, sizi sarsacak filmler. Bu filmler baş ağrısı yaratacak filmler. Yani bu filmlerden birine gittiğinizde asıl film, bitince başlıyor. O gece uyku yok." dedi.

&nbsp;

"Herkes unutur, sinema unutmaz"

Sinemanın görevinin yeni sorular sormak olduğunu vurgulayan Güven, "Senden Geriye Kalan filminde annenin çok güzel bir sözü var. Diyor ki, 'Anne-baba çocuklarını koruyamazsa ne işe yarar?' Yani seyirci bu filmi seyrettikten sonra aradığı hiçbir soruya cevap bulamayacak. Daha çok soruyla çıkacak salondan. Zaten sinemanın görevi cevap bulmak değil, yeni sorular sormaktır. Buna hazırsanız, iyi filmler seyretmek istiyorsanız, Filistin'i ya da trajedi yaşayan masum insanları dert edindiyseniz sizleri sinema salonlarımıza bekliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Filistinli sinemacıların kültürel bellek oluşturmada kritik bir rol aldığını belirten Güven, şöyle devam etti:

"Herkes unutur, sinema unutmaz. Sinema kaydeder. Dolayısıyla Filistinli sinemacılar inanılmaz bir şey yapıyorlar. Bu enstrümanları, sinemayı icat edenlerden bile daha etkili kullanıyorlar. Yani Gazze'deki bir çığlık Toronto'da, Venedik'te, Los Angeles sokaklarında duyuluyor. Batı medeniyetinin her yerinden ses getiriyorlar. Bunları gerçekten zor şartlar altında yapıyorlar, cep telefonlarıyla çekiyorlar. Bu filmlerin yapılış biçimi de tarihe miras kalacaktır."

Birol Güven, Bakanlık olarak hiçbir etkinliği tek seferlik planlamadıklarını vurgulayarak "Bizi motive eden, bizi heyecanlandıran seyircinin ilgisidir. Seyirci ilgi göstersin, biz her gün sinema günleri, her gün Filistin Film Günleri yaparız. Bizim için en değerli, seyircimizdir." diye konuştu.

Etkinlik 8 Mart'ta sona erecek.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Sinema Genel Müdürü Birol Güven, Filistin Film Günleri'nin detaylarını anlattı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 10:15:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/sinema-genel-muduru-birol-guven-filistin-film-gunlerinin-detaylarini-anlatti-140011-20260306.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/sinema-genel-muduru-birol-guven-filistin-film-gunlerinin-detaylarini-anlatti-140011-20260306.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/sinema-genel-muduru-birol-guven-filistin-film-gunlerinin-detaylarini-anlatti-140011-20260306.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Modern Türk hikayesinin öncü kalemi: Ömer Seyfettin]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-modern-turk-hikayesinin-oncu-kalemi-omer-seyfettin-20528.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-modern-turk-hikayesinin-oncu-kalemi-omer-seyfettin-20528.html</link>
                    <description><![CDATA["Pembe İncili Kaftan", "Perili Köşk", "Kaşağı", "Falaka", "Diyet" ve "Yalnız Efe"nin de aralarında bulunduğu çok sayıda eseri Türk edebiyatına kazandıran yazar Ömer Seyfettin vefatının 106. yılında yad ediliyor]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Seyfettin, yüzbaşı Ömer Şevki Efendi ile Fatma Hanım'ın oğlu olarak, 11 Mart 1884'te Balıkesir'in Gönen ilçesinde dünyaya geldi.

Usta yazar, 7 yaşına kadar yaşadığı Gönen'de, 4 yaşından itibaren medrese eğitimi veren mahalle mektebine gitti.

Babasının Ayancık'a atanmasının ardından sıbyan mektebine başlayan Seyfettin, verilen eğitimi beğenmeyen ailesi tarafından 1892'de İstanbul'da Mekteb-i Osmani'ye yazdırıldı.

Ömer Şevki Efendi, kendisi gibi asker olmasını istediği oğlunu, Eyüpsultan Askeri Baytar Rüştiyesine yerleştirdi. Burada tiyatroyla tanışan ve yazmaya ilgi duyan Ömer Seyfettin, rüştiyeden arkadaşı Aka Gündüz ile Edirne Askeri İdadisinde eğitimine devam etti. Her iki okul, usta yazarın askeri kimliğinin yanı sıra edebiyata yönelmesinde önemli rol oynadı.

&nbsp;

Lisedeyken şiirleri Mecmua-i Edebiyye'de yayımlandı

&nbsp;

Lise son sınıftayken yazdığı şiirleri çeşitli dergilere gönderen Seyfettin'in ilk şiiri, Mecmua-i Edebiyye'de okuyucuyla buluştu.

Ömer Seyfettin, 1900'de İstanbul Kara Harp Okulu'na girdi. Okuldan 1903'te mezun olan yazar, kura sonucu Kuşadası Redif Taburu'na atandı. Aynı yıl taburda yaşanan karışıklıklar dolayısıyla Kuşadası yerine Rumeli'de göreve başladı.

Selanik ve Manastır'a bağlı Pirlepe'de çeşitli görevlerde bulunan yazar, elde ettiği başarılar dolayısıyla 2 liyakat madalyasıyla ödüllendirildi. İsyanın bastırılmasının ardından 6 Eylül 1904'te, bağlı bulunduğu taburla Kuşadası'na döndü.

Askeri okullardaki eğitimini başarıyla tamamlayan Seyfettin, 1907'de İzmir'de açılan Jandarma Okulunda öğretmenlik yaptı ve jandarma örgütünün İzmir'deki kuruluş çalışmalarında yer aldı. Başarılı kalem, bu dönemde İzmir, Ahenk ve 11 Temmuz adlı gazete ve dergilerde yazılar kaleme aldı.

Usta edebiyatçı, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Baha Tevfik ve Şahabettin Süleyman'ın da aralarında bulunduğu önemli yazar ve fikir insanlarıyla tanıştı. Yazar, idadiden arkadaşı Aka Gündüz'den sonra edebi çevresini genişletmeye başladı.

&nbsp;

Fransızca şiirler kaleme aldı

Baha Tevfik'in teşvikiyle Fransızcasını ilerleten Seyfettin'in bu dilde yazdığı birkaç şiir, "Perviz" imzasıyla Mercure de Soleil mecmuasında yayımlandı. Aynı yıllarda Serbest İzmir, Sedad ve Muktebes adlı süreli yayın organlarında Seyfettin'in yazı ve şiirleri okuyucuya ulaştı.

Ömer Seyfettin, ordudaki görevinden 1911'de ayrılarak Selanik'e gitti. Askeri rüştiyede başlayan şiir yazma merakı, artık hayatı boyunca sürdürmek istediği bir uğraş haline geldi.

Selanik ve Manastır'da yayımlanan, Bahçe, Kadın, Hüsn ve Şiir, Tenkid ve Piyano mecmualarına şiirler gönderen yazar, Fransız edebiyatından özellikle Catulle Mendes'ten çeviriler de yaptı.

Edebiyat-ı Cedide topluluğuna uygun şiirler ya da Fransız edebiyatından çevirilere imza atan Seyfettin, daha önce bir iki deneme yaptığı hikayeye, bir daha vazgeçmemek üzere döndü.

Ömer Seyfettin ve arkadaşları, 1911'de Genç Kalemler dergisini okurla buluşturdu. Derginin ilk sayısında Seyfettin'in imzasız yazdığı "Yeni Lisan" adlı başmakale, milli edebiyatın meydana gelmesinde ilk basamağı teşkil etti. Türklerde edebiyat alanında yeni bir uyanışın gerçekleştiğine işaret eden makale ve dergi, Türk edebiyatının dönüm noktalarından biri olarak gösterildi.

&nbsp;

Balkan Savaşları'nda orduya döndü

Unutulmaz edebiyatçı Seyfettin, Balkan Savaşları'nın başlaması üzerine, yaklaşık 1 yıllık yoğun matbuat ve edebi faaliyetten sonra orduya döndü.

Garp ordusunda önce Kosova'da Sırplara, sonra Yanya'da Yunanlılara karşı yaklaşık 5 ay savaşan Seyfettin, esir düştü ve Atina yakınlarındaki Nafliyon kasabasında 10 ay kadar esaret hayatı yaşadı. Yazar, 17 Aralık 1913'te İstanbul'a döndü.

Esaret yıllarını tefekkür dönemi olarak değerlendiren usta edebiyatçı, bir taraftan hikayeler kaleme alırken diğer taraftan dil, kültür ve hayat üzerine düşüncelerini geliştirmeye çalıştı.

Ziya Gökalp ile tanışmasının ardından memleket gerçeklerine yönelen yazar, ilk hikayesini Balkanlar'daki görevi sırasında tuttuğu günlüklerden hareketle "İrtica Haberi" adıyla Genç Kalemler'de yayımladı.

Usta edebiyatçı, 23 Şubat 1914'te askerlikten bir kez daha ayrılarak İstanbul'a döndü.

Kısa süre sonra annesini kaybeden yazar, Türk Sözü'nde yeniden yazarlığa başladı ve bir süre de Yeni Mecmua'nın yayın sorumluluğunu üstlendi.

Kabataş Erkek Lisesi ve İstanbul Erkek Muallim Mektebi'nde öğretmenlik yapan yazar Ömer Seyfettin, Ali Canip ile kısa süre Tetkikat-ı Lisaniye'de encümen üyeliği yaptı. Seyfettin, ders kitapları ve müfredat çalışmalarına katıldı, kaleme aldığı yazılarında ise yabancı okulların kapatılması ve bunların yerine milli okulların açılması yönünde görüşlerini dile getirdi.

Harbiye Nezaretinin kültür ve sanat insanları için 1915'te Çanakkale cephesine düzenlediği geziye katılan usta kalem, aynı yıl İttihat ve Terakki Fırkası'nın ileri gelenlerinden Besim Ethem Bey'in kızı Calibe Hanım ile evlendi. Çiftin, Hatice Fahire Güner adını verdiği kızı, 1917'de dünyaya geldi. Seyfettin, çok uzun sürmeyen bu evliliğin ardından 1918'de yalnızlık ve bekarlık günlerine döndü.

&nbsp;

Genç yaşta hayatını kaybetti

Ömer Seyfettin'in Yeni Mecmua'nın başında bulunduğu dönem, hikayeciliği yönünden en üretken yıllar oldu. "Eski Kahramanlar" serisindeki hikayelerini de yazdığı 1917-1918'de, 32 hikayesi yayımlandı.

Usta hikayeci, ölümüne kadar geçen sürede bir taraftan sağlık problemleriyle uğraşırken diğer yandan yazmaya ve öğretmenliğe devam etti. İşgal günlerinin acı ve endişesi içinde hastalığı ilerleyen yazar, yatağa düştü.

Henüz 36 yaşındayken 6 Mart 1920'de şeker hastalığı nedeniyle vefat eden Ömer Seyfettin'in cenazesi, Kadıköy Kuşdili Mahmut Baba Mezarlığı'na defnedildi. Burası tramvay garajı yapılınca Seyfettin'in kabri, 23 Ağustos 1939'da Zincirlikuyu Mezarlığı'na taşındı.

Roman denemeleri "Ashab-ı Kehfimiz", "Harem", "Yalnız Efe" ve "Efruz Bey" ile 150 civarında hikayeyi kaleme alan yazar, mensur şiir, fıkra, hatırat, mektup, makale ve çeşitli türlerdeki tercümelerden oluşan geniş bir külliyata imza attı.

Modern Türk hikayeciliğinin kurulmasında öncü rol üstlenen Seyfettin, hikayelerinin konularını belirlerken sadece kişisel tecrübesiyle sınırlı kalmadı.

Ömer Seyfettin’in hikayelerinin çerçevesini, çocukluğundan itibaren okuduğu okullar, çalıştığı ve gezip gördüğü yerlerde edindiği izlenimler, duyup dinlediği olaylar, okuduğu kitaplar ile yaşadığı dönemin sosyal ve siyasi gelişmeleri, Türk tarihi, kültürü ve medeniyeti gibi konular oluşturdu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Modern Türk hikayesinin öncü kalemi: Ömer Seyfettin - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 11:10:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/modern-turk-hikayesinin-oncu-kalemi-omer-seyfettin-152302-20260305.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/modern-turk-hikayesinin-oncu-kalemi-omer-seyfettin-152302-20260305.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/modern-turk-hikayesinin-oncu-kalemi-omer-seyfettin-152302-20260305.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Diyarbakır'da usta öğreticiler Esma-ül Hüsna'yı el emeğiyle işliyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-diyarbakirda-usta-ogreticiler-esma-ul-husnayi-el-emegiyle-isliyor-20514.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-diyarbakirda-usta-ogreticiler-esma-ul-husnayi-el-emegiyle-isliyor-20514.html</link>
                    <description><![CDATA[Diyarbakır Olgunlaşma Enstitüsü'nde "Nakş-ı Esma Projesi" kapsamında çalışılan Esma-ül Hüsna, usta ellerde geleneksel Maraş işi tekniğiyle kadife kumaş üzerine işleniyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Hazreti Süleyman Camisi'nde bulunan 27 Sahabe Türbesi ile Eğil Peygamberler Türbesi örtülerini hazırlayan Diyarbakır Olgunlaşma Enstitüsü bünyesindeki usta öğreticiler, "Nakş-ı Esma Projesi" kapsamında da Esma-ül Hüsna çalışması yapıyor.

Atölyede yürütülen çalışmalarda her bir Esma-ül Hüsna için ayrı desen hazırlanıyor, işlemeler el emeğiyle gerçekleştiriliyor.

Projede ilk etapta tamamlanan 10 Esma-ül Hüsna, ramazan ayında düzenlenecek sergiyle vatandaşların ziyaretine açılacak.

Çalışmaların tamamlanmasının ardından Allah'ın 99 ismini kapsayan bir koleksiyon oluşturulacak.

&nbsp;
"Maraş işi tekniği, oldukça zor ve emek istiyor"


Diyarbakır Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü Ufuk Yakut,&nbsp; projenin daha önce yürüttükleri çalışmanın devamı niteliğinde olduğunu belirterek, Hazreti Süleyman Camisi'nde bulunan 27 Sahabe Türbesi ve Eğil Peygamberler Türbesi'nin örtülerini hazırlayarak bu alandaki çalışmalara başladıklarını söyledi.

&nbsp;



&nbsp;

Bu sürecin ardından Nakş-ı Esma Projesi'ne geçtiklerini anlatan Yakut, "Bu projede Allah'ın 99 ismini manevi ve kültürel değerlerimizle birlikte sanatsal Maraş işi tekniğiyle bir araya getiriyoruz." dedi.

Projede üç usta öğreticinin görev aldığını aktaran Yakut, her bir ismin yaklaşık 15 gün ile bir ay arasında tamamlandığını belirtti.

&nbsp;



&nbsp;

"Maraş işi tekniği, oldukça zor ve emek isteyen, tamamen el emeği ve göz nuru bir tekniktir. Biz de bu geleneksel tekniği günümüzde yaşatmaya çalışıyoruz." ifadelerini kullanan Yakut, Esma-ül Hüsna'nın anlamının geleneksel kültürel mirasla buluştuğunu, uzun süren çalışmalar sonucunda bu eserlerin ortaya çıktığını anlattı.

Yakut, Olgunlaşma Enstitüsü olarak Allah'ın 99 ismini Nakş-ı Esma adı altında bir sergiyle halkla buluşturacaklarını sözlerine ekledi.

&nbsp;



&nbsp;

"Zahmetli bir iş olmasına rağmen arkadaşlarımız büyük hevesle çalışıyor"

Enstitüde nakış öğretmeni Emine Oruç da Nakş-ı Esma sergisini ramazan ayında Diyarbakır'daki tarihi Ulu Cami'de açacaklarını duyurdu.

İlk etapta 10 Esma-ül Hüsna'yı hazırlayacaklarını bildiren Oruç, bu eserlerin sergide yer alacağını, ardından Allah'ın 99 ismini tamamlamayı planladıklarını söyledi.



&nbsp;

Sergide kullanılan tekniğin Maraş işi olduğunu aktaran Oruç, sim ipliklerle kadife kumaş üzerine yapılan bu işlemenin büyük emek gerektirdiğini dile getirdi.

Çalışmaların özenle yürütüldüğünü anlatan Oruç, "İşlemelerimiz devam ediyor, arkadaşlarımız her bir esmayı tek tek iğneyle işleyerek ortaya çıkarıyor." dedi.

Nakışların manevi değeri nedeniyle çalışmaların büyük istekle sürdürüldüğünü dile getiren Oruç, "Zahmetli bir iş olmasına rağmen arkadaşlarımız büyük hevesle çalışıyor, adeta tek tek iğneyle kuyu kazar gibi emek veriyorlar." ifadesini kullandı.

&nbsp;



&nbsp;

"Esmaları çok büyük bir huzur, haz ve mutlulukla işliyoruz"

Enstitüde usta öğretici Kadriye Kasımoğlu ise proje kapsamında Allah'ın isimlerini işlediğini, şu anda "El-Berr" ismi üzerinde çalıştığını belirterek, bu ismin rahmeti ve merhameti sonsuz olan Allah'ı ifade ettiğini söyledi.

Ramazan ayının manevi atmosferinde çalıştıklarını anlatan Kasımoğlu, "Esmaları çok büyük bir huzur, haz ve mutlulukla işliyoruz. Nakış sabır ve özen gerektiren bir sanat. Bu teknik çok dikkat isteyen bir iştir, esmaları işlerken daha da özen gösteriyoruz." diye konuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Diyarbakır'da usta öğreticiler Esma-ül Hüsna'yı el emeğiyle işliyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 11:36:39 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/diyarbakirda-usta-ogreticiler-esma-ul-husnayi-el-emegiyle-isliyor-143804-20260304.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/diyarbakirda-usta-ogreticiler-esma-ul-husnayi-el-emegiyle-isliyor-143804-20260304.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/diyarbakirda-usta-ogreticiler-esma-ul-husnayi-el-emegiyle-isliyor-143804-20260304.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Arabeskin Efsanevi Sesi: Müslüm Gürses]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-arabeskin-efsanevi-sesi-muslum-gurses-20479.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-arabeskin-efsanevi-sesi-muslum-gurses-20479.html</link>
                    <description><![CDATA["Müslüm Baba" ve "Arabeskin Babası" olarak anılan arabesk ve halk müziği sanatçısı Müslüm Gürses, vefatının 13. yılında yad ediliyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Asıl adı Müslüm Akbaş olan sanatçı, 7 Mayıs 1953'te Şanlıurfa'nın Halfeti ilçesinin Fıstıközü köyünde, Mehmet ve Emine Akbaş çiftinin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi.

Ailesi, ekonomik sıkıntılar nedeniyle kendisi 3 yaşındayken Adana'ya göç eden Gürses, ilkokuldan sonra eğitimine devam edemedi. Sanatçı bir süre ayakkabı tamircisi ile terzi dükkanında çalıştı.

Usta sanatçı, babasının engellemesine rağmen, annesinin desteğiyle 1967'de henüz 14 yaşındayken Adana'da bir çay bahçesinde düzenlenen ses yarışmasına katılarak birinci oldu.

&nbsp;

14 yaşından itibaren Gürses soyadını kullandı

Yarışmadan sonra "Gürses" soyadını kullanmaya başlayan sanatçı, yapılan teklifle kısa bir süre çay bahçesinde türkü söyledi ancak işlerin iyi gitmemesi sebebiyle terziliğe geri döndü.

Müslüm Gürses, Adana'daki bir gazinoda assolist olarak sahneye çıkan Sadık Altınmeşe'nin hastalanmasının ardından onun yerine sahneye çıkınca büyük ilgi gördü ve mikrofonu bir daha elinden bırakmadı.

Bir yandan Adana'da çeşitli mekanlarda konserler veren sanatçı, 1967'den itibaren her cumartesi TRT Çukurova Radyosu'nda canlı yayında türküler söyledi. "Emmioğlu/Ovada Taşa Basma" adlı ilk 45'liği 1968'de müzikseverlerle buluştu.

Müslüm Gürses, annesinin vefatının ardından geldiği İstanbul'da, "Giyin Kuşan Selvi Boylum/Hayatımı Sen Mahvettin" ve "Gitme Gel Gel/Haram Aşk" adlı iki 45'lik plak doldurdu.

&nbsp;

"Sevda Yüklü Kervanlar" ile satış rekoru kırdı

"Sevda Yüklü Kervanlar" adlı şarkısıyla geniş kitlelere ulaşmayı başaran sanatçının, "Sevda Yüklü Kervanlar/Vurma Güzel Vurma" isimli 45'liği 300 bin basılarak rekor kırdı.

Burhan Bayar'ın bestelerine yer verdiği çok sayıda plağı hayranlarıyla buluşturan Gürses, 1978'de Anadolu turnesi dolayısıyla Tarsus'tan Adana'ya dönerken trafik kazası geçirdi. Sürücünün hayatını kaybettiği kazada, öldü sanılarak morga kaldırılan Gürses'in yaşadığı son anda fark edildi.

Kaza nedeniyle koku alma duyusunu yitiren ve işitme duyusu da ciddi biçimde zarar gören sanatçı yavaş konuşmaya başladı. Alnı ciddi biçimde zedelenen Gürses'in başına, beynini koruyacak bir plaka takıldı.

&nbsp;

Umutsuz, çaresiz hissedenlerin hislerine tercüman oldu

"Özür Diliyorum Senden", "İsyankar" ve "Ben İnsan Değil miyim?" albümleriyle 1990'lı yıllarda müzik dünyasında ikinci büyük çıkışını yakalayan Gürses, şarkılarıyla kendisini umutsuz, çaresiz hissedenlerin hislerine tercüman oldu.

Gürses, "Gönül Teknem" adlı albümünün yanı sıra yazar Murathan Mungan'la ortak projesi "Aşk Tesadüfleri Sever" adlı albümü 2006'da çıkardı.

David Bowie, Bjork, Bob Dylan ve Leonard Cohen'in de aralarında olduğu birçok yabancı müzisyenin bestelerine Mungan'ın yazdığı sözleri yorumlayan sanatçı, hayatının son yıllarında bazı pop ve rock tarzındaki şarkıları da repertuvarına kattı.

Bülent Ortaçgil'in "Sensiz Olmaz", Nilüfer'in "Olmadı Yar", Teoman'ın "Paramparça", Tarkan'ın "İkimizin Yerine", Şebnem Ferah'ın "Sigara" ve Kenan Doğulu'nun "Tutamıyorum Zamanı" adlı çalışmalarını da seslendirerek, 2009'da "Sandık", 2010'da ise "Yalan Dünya" albümlerini çıkardı.

Gürses'in 1975-1978'de dört farklı "Müslüm Gürses" adlı albümü yayımlandı, 1976'da "Öldürdüğün Yetmedi mi", 1979'da "Gazla Şoför", "Bağrıyanık", 1980'de "Umutsuz Hayat", "Esrarlı Gözler", 1981'de "Mutlu Ol Yeter", 1982'de "Müzik Ziyafeti", "Tanrı İstemezse", 1983'te "Anlatamadım", "Dertliler Meyhanesi", 1984'te "Yaranamadım", 1985'te "Güldür Yüzümü", "Gitme", 1986'da "Sevda Yolu", "Yıkıla Yıkıla", "Küskünüm", "İlk Aşkım Son Sevgilim", "Hayatımı Sen Mahvettin", 1987'de "Farketmez", "Talihsizler", 1988'de "Aldatılanlar", "Dertler İnsanı", "Vefasız Alem", "Maziden Bir Demet", 1989'da "Arabeskin Devleri", "Bir Fırtına Kopacak", "Bir Kadeh Daha Ver", "Mahsun Kul", "Müslüm Gürses Konser Albümü", 1990'da "Meyhaneci / Kırık Sazım", "Hüzünlü Günler", "Arkadaş Kurbanıyım", "Güle Güle Git", 1991'de "Bir Bilebilsen/Zalim", "Sen Nerdesin Ben Nerdeyim", "Yüreğimden Vurdun Beni", "Bir de Benden Dinleyin", "Her Şey Yalan", "Yaşamalısın", 1992'de "Müslümce 92", 1993'te "Ah Gülüm", "Dağlarda Kar Olsaydım", "Kralların Müzik Şöleni", 1994'te "Senden Vazgeçmem", "İnsaf-Kahire Resitali", 1995'te "Benim Meselem", "Bir Avuç Gözyaşı", 1996'da "Topraktan Bedene", "Şiirlerim Şarkılarım", 1997'de "Sultanım", "Usta-Ne Yazar", "Nerelerdesin", 1998'de "Müslüm Gürses Klasikleri" albümleri çıktı.

"Arkadaşım", "Garipler" ve "Vay Canım" albümlerini 1999'da müzikseverlerle buluşturan sanatçının, 2000'de "Biz Babadan Böyle Gördük", "Zavallım", 2001'de "Müslümce Türküler", "Sadece", "Yanlış Yaptım", "Dünya Yalan", 2002'de Açık Hava Konser albümleri-1, 2, 3, "Müslüm Baba ile Yolculuk", "Paramparça", 2003'te "Yanarım", "İkimizin Yerine", 2004'te "Uyanma Zamanı", 2005'te "Ayrılık Acı Bir Şey", "Bakma", 2006'da "Gönül Teknem", "Aşk Tesadüfleri Sever", 2009'da "Sandık", 2010'da "Yalan Dünya", 2013'te "Veda-Ervah-ı Ezelde", 2013 ve 2014'te "Baba Şarkılar 1-2" albümleri yayımlandı.

&nbsp;

Kamera karşısına geçtiği 1979'dan itibaren 38 filmde oynadı

Arabesk furyasının yükseldiği dönemde Yeşilçam'a da adım atan Gürses, çoğu şarkılı, türkülü 38 filmde rol aldı.

Sanatçı ilk kez 1979'da çekilen "İsyankar" filmiyle kamera karşısına geçerken, genellikle suça sürüklenen, alkolizmin batağına saplanmış gençlerin acı dolu hayat hikayelerinin işlendiği filmlerde rol aldı.

Müslüm Gürses, 1980'de "Bağrı Yanık", "İtirazım Var", "Hasret", "Kul Sevdası", "Zeytin Gözlüm", 1981'de "Mutlu Ol Yeter", 1983'te "Anlatamadım", 1984'te "Ağlattı Kader", "Bir Yıldız Doğuyor", "Çare Sende Allah'ım", "Garibanlar", "Sev Yeter", 1985'te "Güldür Yüzümü", "İkizler", "Kul Kuldan Beter", "Yaranamadım", 1986'da "Beleşçiler", "Çığlık", "Seher Vakti", "Töre", "Yıkıla Yıkıla", "Kader Rüzgarı", "Kısmetin En Güzeli", "Küskünüm", 1987'de "Oğlum", "Talihsizler", 1988'de "Yalnızlık Korkusu", 1990'da "Dertler İnsanı", "Dünya Boştur", 2000'de "Sevmemeli", 2002'de "Bir Akıllı Bir Deli", "Muhabbet Kuşları", "Ömerçip", 2005'te "Balans ve Manevra", 2006'da "Amerikalılar Karadeniz'de 2", 2008'de "Esrarlı Gözler", 2011'de "Şov Bizinıs" filmlerinde oynadı.

Çocukluğundan itibaren tüm filmlerini izlediği ve büyük hayranlık duyduğu sinema oyuncusu Muhterem Nur ile 1982'de Malatya turnesinde ilk kez karşılaşan ve "Sahneye ilk kim çıkacak" kavgası eden sanatçı, bu olaydan sonra Nur'dan ayrılmadı.

Gürses, Nur ile 1986'da hayatını birleştirdi. O dönem Türk sinemasında oldukça popüler olan Nur, eşinin isteğiyle sanat yaşamını sonlandırırken, Gürses'in yaşamındaki en büyük destekçisi oldu. Sanatçının, "Esrarlı Gözler" isimli şarkısını Muhterem Nur için bestelediği söylendi.

Yaklaşık 44 yıllık kariyerinde 78 albüm çıkaran sanatçı, hayatı boyunca "kenar mahalle" ya da "varoş" müziği yaptığı yönünde eleştirilere maruz kalsa da her türden müzisyenin ve müzikseverin saygısını kazandı.

Müslüm Gürses, 15 Kasım 2012'de geçirdiği baypas ameliyatından sonra akciğer ve kalp yetmezliği nedeniyle yoğun bakıma kaldırıldı ve dört ay yoğun bakımda kaldı. Tedavi gördüğü hastanede 3 Mart 2013'te vefat eden Gürses'in cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Arabeskin Efsanevi Sesi: Müslüm Gürses - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 08:40:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/arabeskin-efsanevi-sesi-muslum-gurses-120400-20260302.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/arabeskin-efsanevi-sesi-muslum-gurses-120400-20260302.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/arabeskin-efsanevi-sesi-muslum-gurses-120400-20260302.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Osmanlı mirası 500 yıllık tekke, Kudüs'te hala iftar sofralarına sıcak yemek hazırlıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-osmanli-mirasi-500-yillik-tekke-kuduste-hala-iftar-sofralarina-sicak-yemek-hazirliyor-20449.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-osmanli-mirasi-500-yillik-tekke-kuduste-hala-iftar-sofralarina-sicak-yemek-hazirliyor-20449.html</link>
                    <description><![CDATA[Yaklaşık 500 yıllık Osmanlı mirası Haseki Sultan Tekkesi, İsrail işgali altındaki Doğu Kudüs'ün Eski Şehir bölgesinde, ramazan ayında iftar sofralarına sıcak yemek hazırlama faaliyetini sürdürüyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kanuni Sultan Süleyman'ın eşi Hürrem Sultan tarafından 1552'de Mescid-i Aksa'nın "Meclis Kapısı"na çok yakın bir mesafede yaptırılan tekke, Osmanlı Devleti'nin Kudüs'teki önemli eserlerinden biri olarak dikkati çekiyor.

Osmanlı'nın, Suriye ve Filistin'den geniş araziler ve dükkanlar tahsis ederek yüzyıllarca ayakta kalmasını sağladığı, yaklaşık 500 yıllık "kapanmayan hayır kapısı" olan tekke, İsrail'in arazi ve mülklerine el koyması nedeniyle bugün İslami Vakıflar Genel Müdürlüğünün ayırdığı bütçe ve hayırseverlerin bağışlarıyla faaliyete devam ediyor.

&nbsp;



&nbsp;

Tekke, İsrail ile 1994'te imzalanan Vadi Arabe Barış Anlaşması gereği, Kudüs'teki dini işlerden sorumlu olma hakkına sahip Ürdün Vakıflar Bakanlığına bağlı bulunuyor.

&nbsp;



&nbsp;

Aşevi olarak hizmet veren bir mutfak, fırın, yemek salonu, malzemelerin bulunduğu bir kiler, eskiden atların bağlandığı bir ahır ve Hürrem Sultan'ın emriyle daha sonra binaya dahil edilen bir mescitten oluşan Haseki Sultan Tekkesi, her sene olduğu gibi bu yıl da ramazanda din, mezhep ve meşrep farkı gözetmeksizin ihtiyaç sahiplerine zengin menüleriyle ücretsiz sıcak yemek dağıtmayı sürdürüyor.

&nbsp;

Gelenek hayırseverlerin desteğiyle devam ediyor

Haseki Sultan Tekkesi Müdürü Bessam Ebu Lubde, yaptığı açıklamada, "Bu tekke (Kudüs) Eski Şehir'deki Filistin ve Müslüman halkının mirasının bir parçasıdır." dedi.

&nbsp;



&nbsp;

Geleneği takip ederek yoksul ve ihtiyaç sahibi ailelere yemek sağlamak için yıl boyunca çalıştıklarını dile getiren Ebu Lubde, aşevinin öncede ilim talebelerine ve Mescid-i Aksa'yı sık ziyaret edenlere yemek sağladığını, şimdi ise geleneğin hayırseverlerin yardımlarıyla sürdürüldüğünü kaydetti.

&nbsp;



&nbsp;

Ebu Lubde, aşevinin geliştirilmesine Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığının (TİKA) destek vererek, ekipman sağladığını belirtti.

&nbsp;

Kudüs'te ihtiyaç sahiplerinin sayısı son dönemde arttı

Ramazanda ihtiyaç sahiplerine et ve tavuk yemeklerini içeren zengin menülerle sıcak yemek sunduklarını aktaran Ebu Lubde, pandemi sürecinde (Covid-19) ve İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının devam ettiği 2 yıllık dönemde ihtiyaç sahiplerinin sayısının arttığına dikkati çekti.

&nbsp;



&nbsp;

Ebu Lubde, "Eski Şehir'deki ekonomik durum çok kötü ancak halkımız kararlı ve dirençli, gururlu ve onurlu. Biz de onlara en kaliteli şekilde yemek sağlamaya çalışıyoruz." ifadesini kullandı.

Ayrıca, Mescid-i Aksa personeli için de yemek hazırladıklarını dile getiren Ebu Lubde, "Tüm yıl boyunca çalışıyoruz. Bu, Allah'ın izniyle tek bir fakir insan kalmayana ve burası müze haline getirilene kadar devam edecek." dedi.

Tekkenin kapısına gelenlerin; inancına, hangi milletten olduğuna ve hangi dili konuştuğuna bakılmaksızın yemek alma hakkına sahip olduğunu, bunun da aşevinin bereketini artırdığını vurgulayan Ebu Lubde, "Tekke birkaç kez yıkılıp yeniden inşa edildi. Psikolojik önemi var. Eski Şehir'deki her Filistinli Hıristiyan ve Müslümanın zihninde yeri var." diye konuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Osmanlı mirası 500 yıllık tekke, Kudüs'te hala iftar sofralarına sıcak yemek hazırlıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 12:30:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/osmanli-mirasi-500-yillik-tekke-kuduste-hala-iftar-sofralarina-sicak-yemek-hazirliyor-150455-20260227.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/osmanli-mirasi-500-yillik-tekke-kuduste-hala-iftar-sofralarina-sicak-yemek-hazirliyor-150455-20260227.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/osmanli-mirasi-500-yillik-tekke-kuduste-hala-iftar-sofralarina-sicak-yemek-hazirliyor-150455-20260227.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İstiklal Marşı'nın bestekarı Osman Zeki Üngör]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-istiklal-marsinin-bestekari-osman-zeki-ungor-20444.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-istiklal-marsinin-bestekari-osman-zeki-ungor-20444.html</link>
                    <description><![CDATA[İstiklal Marşı'nın bestecisi, ilk senfonik orkestranın kurucularından, ilk orkestra şeflerinden, keman virtüözü Osman Zeki Üngör vefatının 68. yılında anılıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Muzıka-yi Hümayun bünyesinde "Fasl'ı Cedid'i tertip eden Santuri Hilmi Bey'in torunu olan Üngör, Üsküdar'da 1880'de dünyaya geldi.

Dedesinin isteğiyle 7 yaşında çalmaya başladığı kemanda ustalaşan sanatçı, 11 yaşına geldiğinde Muzıka-yi Hümayun'da senfonik orkestra üyeliğine seçildi.

Üngör, Batı müziği öğrenimi görüp konser kemancısı olarak yetiştirilirken, bandodaki yeteneğiyle 2. Abdülhamid'in dikkatini çekti ve o tarihten itibaren özel hocalarla çalıştı.

Vondra Bey'den keman, D'Aronda Paşa'dan müzik nazariyatı, solfej, klasik fon felsefesi ve tarih dersleri alan sanatçı, eğitimlerin sonunda ilk Türk konser kemancısı oldu.

&nbsp;

Union Française'de ilk defa saray dışında halka yönelik konserler verdi

&nbsp;

Sanatçı, Beşiktaş Askeri Rüşdiyesi'ndeki öğreniminin ardından, resitallerde ve sarayın resmi davetlerinde sahne aldı, Fasl'ı Cedid ile Saffet Atabinen'in ilk defa düzenlediği senfoni orkestrasında başkemancı olarak görev yaptı.

Osman Zeki Üngör, binbaşı rütbesiyle repertuvarında çoğunlukla marşlar ve popüler parçalar bulunan Saray Orkestrası şefliğini üstlendi.

Muzıka-yi Hümayun'da ve İstanbul Erkek Muallim Mektebi'nde öğretmenlik yapan usta sanatçı, bağımsız kadrosu olan ilk Türk senfoni orkestrasıyla Union Française'de ilk defa saray dışında halka yönelik konserler verdi ve orkestra şefi olarak iki ay süren Avrupa turnesine çıktı.

Orkestra, ilk olarak Viyana'da, ardından Berlin, Dresden, Münih, Budapeşte ve Sofya'da konserler verdi. Program, bir Türk orkestrasının çıktığı ilk Avrupa turnesi oldu.

&nbsp;

İstiklal Marşı'nı besteledi

Avrupa şehirlerinde de orkestralar idare ederek konserler veren Üngör, asıl şöhretini Mehmet Akif Ersoy'un yazdığı İstiklal Marşı'nı besteleyerek elde etti.

Ali Rıfat Çağatay'ın İstiklal Marşı bestesi 1930'a kadar çalındıysa da 1930'dan itibaren Üngör'ün bestesi çalınmaya başladı.

Üngör, Cumhuriyet'in ilanından sonra vazifesini Ankara'ya naklederek Ankara Riyaset-i Cumhur Musiki Hey'eti şefi oldu.

Kuruluşunda önemli rol oynadığı Musiki Muallim Mektebinin müdürlüğünü 1924'ten 1934'e kadar üstlenen Üngör, 1926'da Türkiye'nin tanıtımını yapmak için Avrupa sahilini boydan boya dolaşan Karadeniz Gemisi'yle gezecek orkestrayı oluşturdu ve 4 ay boyunca her limanda konser verdi. Sanatçı 1934'te emekli oldu.

İstanbul'da 28 Şubat 1958'de vefat eden Üngör'ün cenaze töreninde özel izinle İstiklal Marşı çalındı. Üngör'den önce bu izin sadece Mehmet Akif Ersoy için verilmişti.

Üngör'ün başlıca eserleri arasında "İstiklal Marşı", "İlim Marşı", "Azmü Ümit Marşı", "Töre Marşı", "Türk Çocukları" ve "Cumhuriyet Marşı" yer alıyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[İstiklal Marşı'nın bestekarı Osman Zeki Üngör - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 09:25:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/istiklal-marsinin-bestekari-osman-zeki-ungor-123831-20260227.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/istiklal-marsinin-bestekari-osman-zeki-ungor-123831-20260227.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/istiklal-marsinin-bestekari-osman-zeki-ungor-123831-20260227.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bakü Türkoloji Kurultayı 100. yılında aynı salonda anılacak]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-baku-turkoloji-kurultayi-100-yilinda-ayni-salonda-anilacak-20426.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-baku-turkoloji-kurultayi-100-yilinda-ayni-salonda-anilacak-20426.html</link>
                    <description><![CDATA[Türkoloji’nin tarihî dönüm noktalarından biri olan 1926 Bakü Türkoloji Kurultayı, 100 yıl sonra aynı şehirde ve aynı tarihî mekânda düzenlenecek olan anma toplantısıyla yeniden ele alınacak.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yunus&nbsp;Emre Enstitüsü, Türk Dil Kurumu,&nbsp;Marmara Üniversitesi&nbsp;Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Hazar Üniversitesi ve&nbsp;Azerbaycan&nbsp;Millî İlimler Akademisi iş birliğinde düzenlenecek&nbsp;“100. Yılında Bakü Türkoloji Kurultayı - Anma Toplantısı”, 27-28 Şubat 2026 tarihlerinde Bakü’de gerçekleştirilecek.

1926 yılında Türk dünyasının ortak dil, alfabe ve bilimsel yöntem arayışına yön veren Bakü Türkoloji Kurultayı’nın bilimsel, kültürel ve entelektüel mirasını ele almayı amaçlayan program, Türkoloji’nin yüz yıllık gelişimini tarih, kültür ve&nbsp;edebiyat&nbsp;bağlamında yeniden değerlendirecek.

&nbsp;

Tarihî mekânda, tarihî hafızaya vefa

Anma toplantısının, yüz yıl önce ilk kurultayın gerçekleştirildiği ve bugün Azerbaycan Millî İlimler Akademisi Başkanlığı olarak hizmet veren tarihî binada, aynı salonda ve mümkün olması hâlinde aynı saatte başlatılması planlanıyor. Bu yönüyle program, yalnızca akademik bir buluşma değil, aynı zamanda tarihî hafızaya yönelik sembolik bir anlam da taşıyor.

&nbsp;

60’tan fazla Türkolog Bakü’de buluşacak

Türkiye, Azerbaycan, Özbekistan, Tataristan,&nbsp;Moldova&nbsp;ve Arnavutluk’tan 60’tan fazla akademisyenin katılımıyla gerçekleştirilecek toplantı, disiplinler arası bir yaklaşımla planlandı. Türk dili, edebiyatı, tarih, kültür ve folklor alanlarında düzenlenecek toplam dokuz panelde Türkoloji’nin güncel yönelimleri ele alınacak.

Program kapsamında; Mahmud Kaşgarlı, Ali Bey Hüseyinzade, İsmail Bey Gaspıralı, Abay Kunanbayoğlu, Mağcan Cumabay, Bekir Çobanzade, Ahmet Caferoğlu, Nesib Bey Yusifbeyli ve Ayaz İshaki adına paneller düzenlenecek. Kurultayda sunulan bildirilerin kitaplaştırılması da planlanıyor.

&nbsp;

1926 Kurultayı: Ortak dil ve alfabe arayışının dönüm noktası

26 Şubat - 6 Mart 1926 tarihleri arasında Bakü’de düzenlenen ilk Türkoloji Kurultayı, Türk dünyasında alfabe birliği, ortak terminoloji ve bilimsel koordinasyon arayışının en önemli kilometre taşlarından biri olarak kabul ediliyor. 131 delegenin katıldığı kurultayda Latin alfabesine geçiş ilkesi benimsenmiş; ana dilde eğitim, tarih ve folklor çalışmalarının koordinasyonu gibi stratejik kararlar alınmıştı.

Kurultay, yalnızca akademik bir kongre değil; Türk halklarının kültürel bütünleşmesi ve modernleşmesi açısından da tarihî bir eşik olarak değerlendiriliyor.

&nbsp;

Üst düzey katılım

Toplantıya Türkiye ve Azerbaycan başta olmak üzere farklı ülkelerden bakanlar, akademi başkanları, üniversite rektörleri ve uluslararası kuruluş temsilcilerinin katılması öngörülüyor. Program, Türk dünyasında akademik iş birliğini güçlendirmeyi ve Türkoloji alanında yeni yönelimleri tartışmaya açmayı hedefliyor.

Yüz yıl önce Bakü’de atılan ortak bilim ve kültür adımı, bir asır sonra yeniden aynı şehirde ve aynı ruhla ele alınacak.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Bakü Türkoloji Kurultayı 100. yılında aynı salonda anılacak - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 15:05:03 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/baku-turkoloji-kurultayi-100-yilinda-ayni-salonda-anilacak-180700-20260225.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/baku-turkoloji-kurultayi-100-yilinda-ayni-salonda-anilacak-180700-20260225.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/baku-turkoloji-kurultayi-100-yilinda-ayni-salonda-anilacak-180700-20260225.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Üsküdar'ın silüetinde üç asırlık estetik miras Valide-i Cedid Camisi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-uskudarin-siluetinde-uc-asirlik-estetik-miras-valide-i-cedid-camisi-20371.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-uskudarin-siluetinde-uc-asirlik-estetik-miras-valide-i-cedid-camisi-20371.html</link>
                    <description><![CDATA[Üsküdar İskele Meydanı'nın silüetini süsleyen Yeni Valide Camisi (Valide-i Cedid Camisi), klasik Osmanlı mimarisinin son dönem izlerini Lale Devri'nin zarif detaylarıyla buluşturan önemli bir eser olarak üç asrı aşkın süredir ayakta duruyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sultan 3. Ahmet'in annesi Gülnuş Emetullah Sultan tarafından yaptırılan ve cami, sıbyan mektebi, imaret, türbe, hazire, sebil, çeşme, su haznesi, gusülhane, dükkanlar ile hünkar kasrı bulunan külliyenin inşasına 7 Kasım 1708'de başlandı.

Zeminden yükseltilmiş yapısı ve taş merdivenleriyle dikkati çeken, merkezi kubbeli, revaklı avludan oluşan cami, 5 Mart 1711'de ibadete açıldı. Kareye yakın planlı harimde sekizgen taşıyıcı sistem üzerine oturan ana kubbe, iri fil ayakların taşıdığı kemerlerle desteklendi.

Mermer mihrap anıtsal ölçekte tasarlanırken, çevresi Kütahya üretimine işaret eden çinilerle süslendi. Harimde en dikkati çekici bölüm ise mihrabın solunda yer alan ve hünkar kasrına bağlanan balkon biçimindeki hünkar mahfili. Hünkar kasrının önünde yer alan sebil ve türbe, külliyenin en zarif bölümleri arasında gösteriliyor. 1715'te vefat eden Gülnuş Emetullah Sultan'ın türbesi ise sekizgen planlı olup bronz şebekeleri ve Ayetel Kürsi kuşağıyla dikkati çekiyor.

Yerleşimde, merkezde cami ve onu çevreleyen geniş dış avlu bulunurken, imaret deniz kıyısında ayrı bir konumda inşa edildi. Külliyenin son kapsamlı onarımı ise 1940'ta gerçekleştirildi.

Caminin dış cephesinde yer alan ve türünün ilk örnekleri arasında sayılan kuş evleri de Osmanlı'daki hayvan sevgisinin mimariye yansıması olarak değerlendiriliyor.

&nbsp;

"Padişahın, adeta annesine olan sevgisinin bir nişanesi"

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Türk İslam Sanatları Tarihi Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Mahmut Sami Kanbaş, AA muhabirine, Üsküdar'daki selatin camilerinden olan Valide-i Cedid Camisi'nin mimari yapısını, Gülnuş Emetullah Sultan'ı, hat ve işlemelerini, külliyeyi, ramazan geleneklerini ve kuş evlerini anlattı.

Kanbaş, Gülnuş Emetullah Valide Sultan'ın hayır sahibi bir hanım olduğunu belirterek, "Camide 3. Ahmet imzasıyla görebileceğimiz bir levhayla karşılaşırız. Oğlu 3. Ahmet, kendisi de bir hattat olduğundan caminin içine 'Cennet annelerin ayakları altındadır' levhasını yazmış. Padişahın, adeta annesine olan sevgisinin bir nişanesi olarak inşa edilmiş bir cami diyebiliriz." ifadelerini kullandı.

Caminin yanında sebilinin, sıbyan mekteplerinin ve imaretlerin de olduğunu aktaran Kanbaş, "Darul Kurra, Darul Hadis ve bu alanların sosyal tarafını, halkın istifade edebileceği bir sosyal alan görüyoruz. Yeni Valide Camisi klasik dönemin, yani Mimar Sinan'ın inşa etmiş olduğu klasik camilerinin belki en sonuncusu ama Lale Devri'nin de ayak izlerinin görüldüğü bir camidir. Yani bir geçiş dönemi camisidir. Klasik devirden Lale Devri'ne geçiş camisidir." diye konuştu.

Caminin, Lale Devri'nin estetik güzelliğini yansıttığını aktaran Kanbaş, Üsküdar'daki iki valide sultan camisinin önemini şöyle anlattı:

"Burada Mihrimah Sultan ile Yeni Valide Sultan Camilerinde sanki birbirleriyle yarışırcasına ezanlar, mukabele usulüyle okunur. Önce Yeni Valide Camisi'nden müezzin çıkar, ezanı makamla okur, daha sonra onu Mihrimah Sultan Camisi'nin müezzini takip eder. Aynı zamanda Osmanlı'da enderun mektebinde yetişmiş hocaların ramazanda, enderun usulüyle kıldırdığı teravih namazlarının ayrı bir neşesi görülür."

&nbsp;

Duvarlara işlenen kuş evleri

Kanbaş, caminin kuş evleriyle öne çıktığını belirterek, şunları dile getirdi:

"Kuş evleri camiyle bir bütün olarak inşa edilmiş. Ekolojik dengenin unutulmadığı, 'Yaratılanı severiz, Yaradan'dan ötürü' kelam-ı kibarının da gerçek hale getirildiği, serçelerin, güvercinlerin ve diğer kuşların barınma alanları olarak ama alelade bir barınma değil, adeta bir Türk evinin veya bir cami yapısının prototipinin cami duvarına işlenmiş olduğu bir güzellik görüyoruz. Bu camiye geldiğimizde görebileceğimiz en güzel şeylerden bir tanesi elbette kuş evleri olacaktır."

Kanbaş, Osmanlı döneminde Üsküdar'da ramazanın nasıl yaşandığından bahsederek, "Üsküdar, ramazana girildiğinde mahyalar asılır, camide erken vakitte sofralar kurulur, kazanlar pişirilir ve hem iftar hem teravih hem de aynı zamanda sahur vaktinde yemeklerin dağıtıldığı, heyecanın doruk noktada olduğu bir alan haline gelir." dedi.

Üsküdar'da hala ramazanın ibadetle eğlenceyle yaşandığını aktaran Kanbaş, her dört vakitte musikinin farklı makamlarıyla icra edilen, müezzinlerin aynı makamda salavat ve ilahiler söylediği, imamın da buna uyarak o makamda namaz kıldırdığı enderun usulü teravih namazlarında bir ibadet ruhu yaşandığını aktardı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Üsküdar'ın silüetinde üç asırlık estetik miras Valide-i Cedid Camisi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 08:37:59 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/uskudarin-siluetinde-uc-asirlik-estetik-miras-valide-i-cedid-camisi-114000-20260222.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/uskudarin-siluetinde-uc-asirlik-estetik-miras-valide-i-cedid-camisi-114000-20260222.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/uskudarin-siluetinde-uc-asirlik-estetik-miras-valide-i-cedid-camisi-114000-20260222.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA["İmam Gazali: Hüccet'ül-İslam"ın ilk sezonu bugün izleyiciyle buluşacak]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-imam-gazali-huccetul-islamin-ilk-sezonu-bugun-izleyiciyle-bulusacak-20363.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-imam-gazali-huccetul-islamin-ilk-sezonu-bugun-izleyiciyle-bulusacak-20363.html</link>
                    <description><![CDATA[ tabii platformu, İslam düşünce tarihinin önemli isimlerinden İmam Gazali'nin hayatını dizi olarak izleyicilerle buluşturacak.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ "İmam Gazali Hüccet'ül-İslam" dizisinin ilk sezonu bugün 10 bölüm olarak yayınlanacak. Toplamda 3 sezondan oluşan dizinin yönetmen koltuğunda Sedat İnci otururken, senaryosunu Emre Konuk kaleme aldı.

Dizinin oyuncularından Taner Ölmez, Yurdaer Okur, Caner Şahin ve Aleyna Özgeçen, projeye dair açıklamalarda bulundu.

&nbsp;

"Gazali'yi anlamak için Kur'an-ı Kerim okumam gerekiyordu"

Dizide İmam Gazali'yi canlandıran Ölmez, karaktere hazırlık sürecinin oldukça yoğun geçtiğini belirterek, "Gazali'yi birkaç yıl araştırmam gerekirdi. Bu bile yeterli mi bilmiyorum. Çok az zamanım vardı. Gazali'nin hayatını okurken, bir yandan da kitaplarını okumaya başladım. Aynı zamanda Gazali'yi anlamak için Kur'an-ı Kerim okumam gerekiyordu, onu da okumaya başladım. Role böyle paralel bir şekilde hazırlandım." dedi.

Ölmez, İmam Gazali'nin entelektüel mirasını canlandırırken hissettiği manevi yüke dair de "Omuzlarımda inanılmaz bir ağırlık hissettim. Üzmemem, kırmamam gereken büyük bir kalabalık vardı. Gazali'yi bilmeyenlere karşı da ayrı sorumluluğum vardı. Onlara da Gazali'yi en doğru şekilde anlatmamız gerekiyordu. Emanetim çok ağırdı. Bu yüzden çok titiz davrandım, ince eleyip sık dokudum." ifadelerini kullandı.

&nbsp;



&nbsp;

"(Gazali) dünyaya gelmiş ender insanlardan bir tanesi"

Gazali'nin inanılmaz bir karaktere sahip olduğuna işaret eden Ölmez, şunları kaydetti:

"Gazali'nin yolculuğu normal bir şey değil. Kendisine çok saygı duyuyorum. Suskunluğu karşısındaki dinlemek üzerine. Böyle düşünen bir insanı oynarken, sürekli her sahnede önce kendimize gelip sonra işi çekmeye başladık. '3-2-1, başlıyoruz' diye çekilecek bir iş değil. Çünkü söylediği sözlerin ağırlığı altında ezilmemek mümkün değil. Gazali'yi anladık mı? Anlamaya çalıştık. Gazali'yi anlayabilmemiz mümkün mü? Dünyaya gelmiş ender insanlardan bir tanesi. Karşındaki insanın nasıl bir alim, bir düşünce adamı olduğunu işin içindeyken daha iyi anlıyorsun."

Taner Ölmez, İmam Gazali karakterinin kendi iç dünyasını da etkilediğini dile getirerek, "Hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. Mutlaka hem yaşla hem de yaşanmışlıkla birlikte insan değişiyor. Ben değişmeye başladığımı 3-5 sene önce fark ettim. Gazali'yi oynadıktan sonra gerçekten çok farklıyım. Yani Gazali'nin o suskunluğu, o dönemin zorlukları... Hayatını nasıl geçirdiğini öğrenince, dünyevi bir sürü şeyin hakikaten boş olduğunu düşünüyorsun. Bu yaptığımız işler de buna dahil." diye konuştu.

&nbsp;

"Cüveyni'yi oynuyor olmak, insanda sorumluluk bilincini biraz daha artırıyor"

Dizide İmam Gazali'nin hocası olan İmam-ül-Haremeyn Cüveyni'yi canlandıran Yurdaer Okur da böyle bir alimi canlandırmanın büyük sorumluluk olduğunu belirterek, "Karakterle ilgili elimizde çok fazla bilgi yok. Kendisi çok kıymetli bir hoca ve Gazali'yi, yani bütün ilmini bırakacağı kişiyi arayan bir karakter. Bu yüzden ben aslında onun otoriter durumunu tamamen sakin ve yumuşak bir yerden almaya çalıştım. Çünkü sessizliğiyle de insanları etkileyen bir karakter olduğu için o içteki huzurlu ve sakin halini ortaya çıkarmaya çalıştım." dedi.

&nbsp;



&nbsp;

Okur, arkadaşı Taner Ölmez'in "İmam Gazali" rolü için doğru bir isim olduğu görüşünü paylaşarak, şunları anlattı:

"Taner, konservatuvardayken ben İstanbul Devlet Tiyatrosundaydım. Bence Gazali için kendisi çok doğru bir seçim oldu. Bizim aramızda halihazırda abi-kardeş ilişkisi vardı. Hep 'Ne zaman bir araya geleceğiz?' diyorduk. Demek ki kısmet İmam Gazali dizisineymiş. Sözsüz sahnelerde birbirimizi çok iyi anladığımız zamanlar oldu. Belli bir platonun içinde şiirin ağırlıkta olduğu, derin bir felsefenin alttan aktığı sahneleri, özellikle de tanıdığın bir oyuncuyla oynamak gerçekten zor. Fakat birbirimizi tanımamızın çok avantajı oldu."

Kamuoyu tarafından bilinen karakterleri oynamanın riskli olduğunu söyleyen Okur, "Hayali karakterler, daha çok yaratıcılığa imkan tanıyan, daha özgür alanları olan karakterler oluyor. Burada ise başka bir sorumluluk var. Cüveyni'yi oynuyor olmak, insanda sorumluluk bilincini biraz daha artırıyor. Yaşamış olan karakterleri oynamak her zaman risk barındırıyor." değerlendirmesini yaptı.

&nbsp;

"(Dizi), bazı şeyleri tekrar düşünmeye ve sorgulamaya sevk edebilir"

Dizide İmam Gazali'nin kardeşi "Salih" rolünü canlandıran Caner Şahin, bu projenin ilk dönem işi olması sebebiyle farklı bir hazırlık süreci yaşadığını ifade etti.

&nbsp;



&nbsp;

Dönemin ağır ve edebi dilini akıcı ve doğal biçimde seyirciye aktarmayı öncelediğini belirten Şahin, karakterinin Gazali'nin karşısında yer aldığını ve fikir mücadelelerini temsil ettiğini aktardı.

Şahin, yapımın izleyici üzerinde bırakacağı etki hakkında ise "Senaryoyu okuduğum zaman (hikaye) beni bir şeyleri tekrardan düşünmeye teşvik etti. Seyircilerde de (dizinin) böyle bir etkisi olabilir. Bazı şeyleri tekrar düşünmeye ve sorgulamaya sevk edebilir." görüşlerini paylaştı.

&nbsp;



&nbsp;

Dizide "Zehra" karakterini canlandıran Aleyna Özgeçen, hikayenin gerilimli tarafında yer alan karakterine dair, "Zehra karakteri biraz daha karanlık, oyunların olduğu, hedeflediği idealler adına her şeyi yapan bir taraf." dedi.

Projenin her yaştan izleyiciye hitap eden bir dizi olduğundan bahseden Özgeçen, her yaştan izleyicinin diziyi keyifle izleyeceğini düşündüğünü sözlerine ekledi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA["İmam Gazali: Hüccet'ül-İslam"ın ilk sezonu bugün izleyiciyle buluşacak - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 21 Feb 2026 07:42:28 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/imam-gazali-huccetul-islamin-ilk-sezonu-bugun-izleyiciyle-bulusacak-104502-20260221.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/imam-gazali-huccetul-islamin-ilk-sezonu-bugun-izleyiciyle-bulusacak-104502-20260221.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/imam-gazali-huccetul-islamin-ilk-sezonu-bugun-izleyiciyle-bulusacak-104502-20260221.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Telgraftan dönüştürülen 106 yıllık radyo ziyaretçileri geçmişe götürüyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-telgraftan-donusturulen-106-yillik-radyo-ziyaretcileri-gecmise-goturuyor-20286.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-telgraftan-donusturulen-106-yillik-radyo-ziyaretcileri-gecmise-goturuyor-20286.html</link>
                    <description><![CDATA[Malatya'da Radyo ve Gramofon Müzesi'nde sergilenen, 1920 yılı Fransız yapımı ve telgraftan dönüştürülen radyo, ziyaretçileri geçmişin haberleşme teknolojisiyle buluşturuyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kent mimarisine uygun olarak 2018'de inşa edilen iki katlı kerpiç evde hizmet veren müze, 1890'dan günümüze uzanan radyo ve gramofon koleksiyonuyla, teknolojinin tarihsel gelişimini gözler önüne seriyor.

Özellikle çocuk ve gençlere nostaljik ve eğitici bir deneyim sunan ve toplam 703 eserin kronolojik sırayla sergilendiği müzede, TRT Radyosu'nun gelişimi, İstanbul Telsiz Evi, ilk radyo yayını ve çeşitli tematik bölümlere ilişkin materyaller de yer alıyor.

&nbsp;



&nbsp;

Telgraftan radyoya dönüşüm

Müzede en çok dikkati çeken cihazlar arasında telgraftan dönüştürülen 1920 Fransız yapımı radyo bulunuyor.

&nbsp;



&nbsp;

Yapıldığı dönemde askeri ve istihbarat alanında kullanılan radyo, günümüzde ise radyonun tarih sürecini görmek isteyen ziyaretçilere hizmet ediyor.

Malatya Büyükşehir Belediyesi Müzeler Sorumlusu Ebubekir Yalnız, AA muhabirine, müzedeki eserlerin kronolojik sıraya göre düzenlendiğini söyledi.

&nbsp;



&nbsp;

Telgraftan dönüştürülen radyonun ziyaretçilerin oldukça dikkatini çektiğini ifade eden Yalnız, şunları kaydetti:

"Radyonun içinde günümüzdekinden farklı olarak lambalar var. Bu lambalar hem güvenlik görevi görüyor hem de ses kalitesinin daha iyi olması için var. Ne kadar fazla lamba varsa o kadar iyi çekiyor. Genelde askeri amaçlı, istihbarat amaçlı kullanılmış cihazlar. Daha sonraki yıllarda ise kültür sanat haber ajanslarında kullanılmış. 1920'li yıllarda ilk haberleşme aracı olarak kullanılan ürünlerden bir tanesi. Üst tarafında antenleri var. Telleri normalde evlerin çatılarında kılçık anten dediğimiz sistemdir. Sonraki yıllarda üstüne, daha sonraki yıllarda ise içine entegre ederek radyo yayınına devam etmişler."

&nbsp;



&nbsp;

Ziyaretçilerden Sümeyye Karadağ da müzedeki asırlık cihazları görünce heyecanlandığını dile getirdi.

&nbsp;



&nbsp;

İletişim araçlarına ilgi duyduğunu belirten Karadağ, şöyle konuştu:

"100 yıl öncesine ait radyoları görünce çok şaşırdım. O kadar büyük cihazlar var ki bugün kullandığımız minimalist radyolara geçiş gerçekten büyük bir değişim. Radyoları incelerken hem ince ayrıntıları hem de döneminin en popüler modellerini görmek beni heyecanlandırdı. Bir yandan da 'Acaba hangi döneme, nelere tanıklık etti, bu radyolardan hangi haberler, kimler tarafından dinlendi?' diye düşünmeden edemedim."
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Telgraftan dönüştürülen 106 yıllık radyo ziyaretçileri geçmişe götürüyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 11:13:19 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/telgraftan-donusturulen-106-yillik-radyo-ziyaretcileri-gecmise-goturuyor-141451-20260212.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/telgraftan-donusturulen-106-yillik-radyo-ziyaretcileri-gecmise-goturuyor-141451-20260212.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/telgraftan-donusturulen-106-yillik-radyo-ziyaretcileri-gecmise-goturuyor-141451-20260212.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Anadolu rock ozanı: Cem Karaca               ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-anadolu-rock-ozani-cem-karaca-20216.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-anadolu-rock-ozani-cem-karaca-20216.html</link>
                    <description><![CDATA["Namus Belası", "Tamirci Çırağı", "Ceviz Ağacı" ve "Islak Islak" gibi birçok unutulmaz eseri ardında miras bırakan rock müziği sanatçısı, besteci ve oyuncu Cem Karaca, vefatının 22. yılında yad ediliyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kendisini "Anadolu rock ozanı" diye tanımlayan ve özgün yorumuyla unutulmazlar arasında yer edinen sanatçı, Barış Manço, Erkin Koray ve Fikret Kızılok ile Anadolu rock müziğinin 4 öncüsü arasında yer aldı.

Asıl adı Muhtar Cem Karaca olan sanatçı, Ermeni asıllı opera ve tiyatro sanatçısı Toto Karaca (Irma Felekyan) ile tiyatro sanatçısı Azeri Mehmet İbrahim Karaca'nın oğlu olarak 5 Nisan 1945'te İstanbul'da dünyaya geldi. Karaca, yeteneğini fark eden annesi sayesinde 6 yaşındayken müzik eğitimine başladı.

İstanbul'daki Rum azınlıklara yönelik gerçekleştirilen 6-7 Eylül Olayları, Toto ve Mehmet Karaca çiftinin Bakırköy'deki evinde de hissedildi. Sanatçı, olaylar durulduktan sonra Robert Koleji'ne kaydoldu.

Suadiyeli Nesrin için söylediği şarkı, hayatını değiştirdi

Cem Karaca, sahne tozunu küçük yaşlarda yutmasına karşılık, doktor ya da mühendis olmayı istedi. "Suadiyeli Nesrin" olarak hatırladığı bir genç kızı etkilemek için sokak ortasında söylediği şarkı, sanatçının müzik kariyerinin başlangıcını oluşturdu.

Beyoğlu Spor Kulübünün lokalinde arkadaşlarını kırmayıp sahneye çıkarak profesyonelliğe adım atan Karaca, daha sonra "Dinamitler" ve "Jaguarlar" adlı gruplarla "rock and roll" parçaları seslendirdi.

Mehmet Karaca, hariciyeci olmasını istediği oğlunu şarkıcılıktan vazgeçirmek için her şeyi yaptı. Sahnede Elvis Presley şarkıları seslendiren oğlundan, "Aman Adanalı" türküsünü istemesi için adam kiraladı, oğlunu yuhalattı.

Annesinin desteğini alan sanatçıyı sevdasından vazgeçiremeyen Mehmet Karaca, oğluna, "Buraların müziğini yap" tavsiyesinde bulundu.

Usta sanatçı Karaca, liseden sonra eğitimine devam etmedi.

Askerdeyken dinlediği bağlama, müziğine yön verdi

İlk evliliğini tiyatro oyuncusu Semra Özgür ile 1965'te yapan sanatçı, evlendikten 3 gün sonra vatani görevi için Antakya'ya gitti. Askerlerin bağlama eşliğinde yorumladığı bir türkü, Karaca'nın müziğinde adeta dönüm noktası oldu.

Unutulmaz sanatçı, bir röportajında bu anısına değinerek, "Ben o güne kadar ne garip, ilkel bir müzik diye düşünürken bir de baktım ki benim o anda içinde bulunduğum hissiyatı, o müzik canlandırıyor, dile getiriyor, anlatıyor." ifadelerini kullanmıştı.

Batı enstrümanlarıyla Anadolu müziği yapma kararı alan Cem Karaca, vatani görevini bitirip İstanbul'a döndüğünde Mehmet Soyaslan'ın kurduğu "Apaşlar" grubuyla çalışmaya başladı.

Cem Karaca, bir plak şirketinde tanışıp sıkı dost olduğu Aşık Mahsuni Şerif'in türkülerini de repertuvarına aldı.

Hürriyet gazetesinin 1967'de düzenlediği Altın Mikrofon Yarışması'na, sözleri Erzurumlu Emrah'a ait "Emrah" bestesiyle katılan sanatçı, birinciliği "Mavi Çocuklar"a kaptırarak ikinci oldu.

Cem Karaca ve Apaşlar'ın ilk plağı, Hürriyet gazetesi tarafından yayımlandı. Grup, aynı yıl "Hudey", "Vahşet" ve "Bang Bang-Bir Anadolu Hikayesi" eserlerinin olduğu bir 45'lik daha çıkardı.

"Resimdeki Gözyaşları" 1968'de yayınlandı

Almanya'ya giden Karaca ve Apaşlar, Fredy Klein Orkestrası ile şarkılar kaydetti. Türkiye'deki en önemli popüler müzik eserlerinden birisi olarak nitelendirilen sözü ve müziği Mehmet Soyaslan da bu kayıtlar arasındaydı. Şarkı ilk kez 1968'de "Resimdeki Gözyaşları/Emrah" plağında yer aldı.

Unutulmaz sanatçı, verdiği bir röportajda "Ağır Roman" filmiyle 1997'de müzikseverlerce yeniden keşfedilen şarkının, Mehmet Soyaslan'la gittikleri Moğollar konserinden sonra "Ne yaparız da onları sollarız" diye kara kara düşünürken ortaya çıktığını anlattı.

Daha önce tiyatro deneyimi olan Karaca 1970'te, Murat Soydan ile başrolü paylaştığı, Yücel Uçanoğlu'nun yönettiği yerli kovboy filmi "Kralların Öfkesi"nde oynadı.

Usta sanatçı, 1971'de müzik çalışmaları için Kardaşlar grubuyla Almanya'ya gitti. Plak çalışmalarını tamamlamak üzereyken 12 Mart 1971 Muhtırası yayımlandı. "Oy Gülüm Oy" plağının toplatılması kararı alınınca Almanya'da bir süre daha kalan Cem Karaca ve grubu, daha sonra yurda döndü.

Dervişan ile "Tamirci Çırağı" eserini çıkardı

Müzik yolculuğuna Moğollarla devam eden Karaca, 1974'te "Namus Belası" ve "Gurbet" şarkılarının olduğu bir 45'lik çıkardı. "Namus Belası", ilk günden itibaren listelerin en üst sırasında yer aldı.

Moğollar grubundan ayrılan sanatçı, Kardaşlar grubundan ayrılan Ünol Büyükgönenç'i birlikte çalışmaya ikna ederek Dervişan'ı kurdu. Karaca ve Dervişan, müzikte progress ve rocka yaklaşırken "Tamirci Çırağı", "Kavga", "Parka", "İhtarname", "Yoksulluk Kader Olamaz", "İşçi Marşı", "Maden Ocağının Dibinde" şarkılarına imza attı.

Dervişan'dan ayrıldıktan sonra Barış Manço'nun kurduğu Kurtalan Ekspres'le de çalışan sanatçı, "Edirne'den Ardahan'a" söyleminden esinlenerek ismini verdiği "Edirdahan" grubunu kurdu. Karaca ve Edirdahan, 1978'de "rock opera" olarak nitelendirilen "Safinaz" albümünü çıkardı.

Filistin için şarkı yazdı

Karaca, Filistin sorununa da duyarsız kalmayarak, ünlü şarkıcıları ağırlayan İzmir Enternasyonal Fuarı'nda boş zamanlarında Filistin standına destek verdi.

"Bir gün mutlak döneceğiz yavrum/Gün ışırken yuvamıza seninle" sözleriyle başlayıp, "Özgürlük kanımız oldu şimdi yavrum/Zaptedilmez toprağıma girmeyle/Bir sabah gün ışırken ilk duyduğun yavrum/Zafer çığlıkları olacak ülkemizden" şeklinde sona eren "Mutlaka yavrum" şarkısının bu versiyonunu Filistin davası için yazdığı belirtilen Karaca, konserlerinde "Adiloş Bebe" şarkısını da Filistin'e ithaf ederek seslendirdi.

Cem Karaca, Türkiye'deki politik gerginliğin, karmaşanın ve kamplaşmanın en üst düzeye çıktığı 1979'da, "1 Mayıs Marşı" plağı nedeniyle yargılandı, konserleri olaylı bitti. Kendi ifadesiyle "Sağcılardan değil, solun kendi içindeki sürtüşmelerin gayri insani tavırla kendini dışa vurmasından bizar olan" usta sanatçı Almanya'ya gitti.

Karaca, hakkında açılan davadan ceza alacağına kesin gözüyle bakıldığından yurda dönmedi, 7 Nisan 1980'de kaybettiği babası Mehmet Karaca'nın cenazesine de katılamadı.

1983'te vatandaşlıktan çıkarıldı

Selda Bağcan'la Münih'teki 1 Mayıs gösterisinde çekilen fotoğrafının bir magazin gazetesinde, "Cem Karaca gizli hesaplar peşinde" başlığıyla yayınlanması, Karaca'nın hayatında yeni bir dönüm noktası oldu.

Usta sanatçıya, "yurda dön" çağrısı yapıldı. Avukatlarının "sakın gelme" uyarısını dikkate alan Karaca, 12 Eylül 1980 darbesinden sonra 6 Ocak 1983'te vatandaşlıktan çıkarıldı.

Başka bir ülkenin vatandaşlığına geçmeyi tercih etmeyen sanatçı, Birleşmiş Milletlerin vatansızlar için sağladığı pasaportla hayatını sürdürdü.

Usta müzisyen Almanya yılları için "Gurbetin acısını dindirecek bir merhem henüz keşfedilmedi. İnsan içinde yaşıyor onu. Kemiklerine kadar yaşıyor. Allah kimseye vermesin böyle bir sıkıntı." demişti.

"Türk'ten Alman olamaz ki"

Almanya'da birlikte tiyatro da yaptığı annesi Toto Karaca'nın ziyaretleriyle teselli bulan sanatçı, müzikten kopmadı. Cem Karaca, Almanların çoğu kez Türkler için kullandığı, kavruk, esmer tenli insanlara yakıştırdığı kelime olan, hakaret de sayılabilen "Kanaken" ismini verdiği grubuyla, göçmen işçilerin yaşadığı sorunları anlatan rock şarkılara imza attı.

Şarkılarında "On beş yıldır gurbet elde mark ile ırgat/Alamanya yıllarımı bana geri ver", "Bizim elin boranına selamın söyle/Alamanya soğuğunda berbat haldayım", "Entegrasyon dedikleri/Beni benden almak ise/Beni benden almayın dost/Türk'ten Alman olamaz ki" diyen Karaca, Almanca olarak da eserler seslendirdi.

Yaşadıklarına rağmen Türkiye'ye sırtını dönmeyen ve yurttan gelecek haberleri bekleyen sanatçı, Almanya'daki bir festivalde, diğer ülke bayrakları varken Türk bayrağının olmadığını fark edip, ay-yıldızlı bayrağı göndere çektirdi.

Cem Karaca, Mehmet Barı ve Mesut Yılmaz'ın aracılığıyla Hannover Fuarı nedeniyle Almanya'da bulunan dönemin Başbakanı Turgut Özal ile görüşme fırsatı yakaladı.

Münih'teki bir otelde gerçekleşen bu görüşme, "Cem Karaca, Özal'ın elini öptü, af diledi" şeklinde yansıdı. Görüşmeden yaklaşık 2 yıl sonra sanatçı, 27 Haziran 1987'de yurda döndü.

"Islak Islak" ile ünü katlandı

Tedirgin şekilde ülkeye döndüğünde bir polis tarafından "Yurdunuza hoş geldiniz" şeklinde karşılanan Cem Karaca, ertesi gün duruşmaya çıkmak için yargılandığı Fethiye'ye gitti. Duruşmada aklandı ve verdiği ilk konseri Başbakan Turgut Özal da izledi.

En az gurbet kadar ağır gelen "döneklik" suçlamalarına sanatçı, "Yarım Porsiyon Aydınlık", "Ben döneksem döndüm diye memleketime/Döndüm ulan döndüm işte oh be" sözlerini içeren "Oh Be", "68'linin türküsü", "Sen Seni Bil" şarkılarıyla ve röportajlarla karşılık verdi.

Bir röportajında soru üzerine Özal'ın çok sevdiği, "Arım Balım Peteğim" şarkısını "Alaturka söyleyemem" diyerek seslendirmeyeceğini belirten Karaca, "Ben sol çizgili bir şarkıcıyım. Vatan haini denilerek vatandaşlıktan atılmış bir şarkıcı ülkesine dönüyor. Burada 'Nereden sevdim o zalim kadını' demiyorum. Pırıl pırıl bir Türkiye özlemimi anlatan şarkılar söylüyorum. Benden yumruklarımı sıkıp sahnede 'Bağımsız Türkiye, yıkacağız, keseceğiz, biçeceğiz' bekliyorlarsa yok arkadaş." ifadelerini kullanmıştı.

Sanatçı, Türkiye'ye döndükten sonra maddi sıkıntılar yaşadı. Cahit Berkay'ın ikna çabaları sonunda 1990'da Kuşadası Altın Güvercin Müzik Yarışması'na giren Karaca, "Kahya Yahya" şarkısıyla birinci oldu.

Cahit Berkay ve Uğur Dikmen ile müzik yolculuğunu sürdüren sanatçı, "Rap Diye Rap Rap", "Islak Islak", "Kerkük Zindanı", "Bindik bir Alamete" şarkılarıyla ününü katladı.

Cem Karaca, yıllarca yasaklı olduğu TRT'de 1994'te "Raptiye" isimli program yaptı ve Flash TV'de de "Efendime Söyleyeyim" isimli programa imza attı.

Annesi Toto Karaca'dan dolayı Ermeni müziğiyle de ilgilenen sanatçı, son dönemi sayılan yıllarda "Töre", "Sevda Kuşun Kanadında", "Dur be Yeter" şarkılarını Türkçe sözlerle seslendirdi.

Usta sanatçı, küçük rol üstlendiği, Gani Müjde'nin "Kahpe Bizans" filminde 3 şarkı yorumladı.

Sahneye 21 kere besmele çekerek çıkardı

Cem karaca, ikinci evliliğini tiyatrocu Meriç Başaran ile üçüncü evliliğini Emrah Karaca'nın annesi Feride Balkan ile yaptı. Balkan'dan ayrıldıktan sonra ilk eşi Semra Özgür ile yeniden evlenen sanatçı, beşinci evliliğini ise İlkim Karaca ile yaptı.

Son eşi İlkim Karaca 2019'da verdiği bir röportajda, Cem Karaca'nın ezan okuduğu konusunun yanlış olduğuna değinerek, şunları anlatmıştı:

"Biz Cem'le seyahatteyken bir televizyon programından aradılar. Orada Cem'e 'Türkiye'de notalara en doğru basan kişiden ezan okumasını istiyoruz.' dediler. Cem de 'Telefonda doğru olmaz, şu an abdestli de değilim.' dedi ama o kadar rica ettiler ki Cem de kırmamak için 'Sadece Allah'u Ekber derim, ezanı okumam.' dedi ve öyle yaptı. Ertesi gün Reha Muhtar ana haberde 'Marksist Cem Karaca ezan okudu.' diye verdi haberi. 'Cem Karaca, Reha Muhtar'a 'Muhtar, muhtara bunu yapar mı?' diye soruyor, 'Lütfen iletin.' dedim. O olaydan sonra İstanbul'a dönünce havaalanında çok kötü bakışlarla karşılaştık. 'Sana yakıştı mı?' diyenler oldu. İnsanlar da şaşırmıştı haliyle. Bir sürü konseri ardı ardına iptal edildi."

Aynı röportajda Karaca'nın son yıllarında dindarlaştığını da ifade eden eşi, "Almanya'da kaldığı sürede farklı hissetmeye başlamış. Sahneye 21 kere besmele çekerek çıkardı. Eskiden Tanrı dermiş mesela, 'Artık Tanrı beni kesmiyor. O yüzden Allah diyorum.' derdi. 'Allah'ın sevgili kuluyum. Yüce Allah izin verirse' sözlerini çok duydum Cem'den." dedi.

Vefatı

Sanatçı, Mahsun Kırmızıgül ile "Hayat Ne Garip", Mehmet Eryılmaz ile "Hayvan Terli" ve Yeni Türkü için "Göç Yolları" şarkılarını seslendirdi.

Son büyük konserini 17 Ocak 2004'te Ankara Saklıkent'te veren Karaca, son günlerinde "Yol Arkadaşları" grubuyla İstanbul'da sahne aldı.

Usta sanatçı, 8 Şubat 2004'te kaldırıldığı hastanede vefat etti.

Kendisini her zaman Türk ve Müslüman olarak tanımlayan, gençlik yıllarından itibaren Alevilik ve Bektaşiliğe özel ilgi duyan sanatçı, Karacaahmet Mezarlığı'na defnedildi. Üsküdar Seyit Ahmet Deresi Camisi'nde kılınan cenaze namazına yoğun katılım oldu.

Sanatçının mezarı, 2006'da İlkim Karaca'nın talebi üzerine açıldı. Emrah Karaca'nın babasının Cem Karaca olduğu tescil edildi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Anadolu rock ozanı: Cem Karaca                - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 07 Feb 2026 16:52:36 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/anadolu-rock-ozani-cem-karaca-195428-20260207.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/anadolu-rock-ozani-cem-karaca-195428-20260207.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/anadolu-rock-ozani-cem-karaca-195428-20260207.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kapadokya'daki Zelve ve Paşabağı ören yerleri geçen yıl 1,2 milyon ziyaretçi ağırladı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-kapadokyadaki-zelve-ve-pasabagi-oren-yerleri-gecen-yil-12-milyon-ziyaretci-agirladi-20191.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-kapadokyadaki-zelve-ve-pasabagi-oren-yerleri-gecen-yil-12-milyon-ziyaretci-agirladi-20191.html</link>
                    <description><![CDATA[Türkiye'nin en çok ziyaret edilen ören yerleri arasında bulunan Nevşehir'deki Zelve ve Paşabağı, geçen yıl 1 milyon 271 bin 943 ziyaretçi çekti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü verilerine göre, Avanos ilçesine 5 kilometre mesafedeki Paşabağı Ören Yeri ile buraya 1 kilometre uzaklıktaki Zelve Ören Yeri, Kapadokya'yı ziyaret eden yerli ve yabancı turistlerden ilgi görüyor.

Her iki ören yerini geçen yıl ocakta 48 bin 770, şubatta 42 bin 641, martta 71 bin 215, nisanda 151 bin 353, mayısta 173 bin 514, haziranda 126 bin 827, temmuzda 96 bin 942, ağustosta 120 bin 454, eylülde 126 bin 100, ekimde 152 bin 438, kasımda 107 bin 865, aralıkta ise 53 bin 824 ziyaretçi gezdi.

Geçen yıl toplam 1 milyon 271 bin 943 ziyaretçi çeken Zelve ve Paşabağı ören yerleri, önceki sene 948 bin 746 kişiyi ağırlamıştı.

&nbsp;



&nbsp;

"Kapadokya dünyada üç şekilde gezilebilen tek yerdir"

Nevşehir Turist Rehberleri Odası Başkanı Özay Onur, AA muhabirine, Kapadokya'da peribacalarının en yoğun olduğu bölgelerin arasındaki ören yerlerinin, kayadan oyma şapel ve barınma alanlarıyla ilgi çektiğini söyledi.

Yılın her döneminde turist ağırlanan ören yerlerini daha çok Güney Amerikalı ve Uzak Doğulu turistlerin ziyaret ettiğini belirten Onur, şöyle konuştu:

"Bölgemiz, gerek tarihi gerek kültürel gerekse coğrafi yapı olarak eşine az rastlanır bir alandır. Kapadokya dünyada üç şekilde gezilebilen tek yerdir. Yerin altına indiğinizde yer altı şehirleri farklı bir dünya, yer yüzeyi yine farklı, balonla gökyüzüne yükseldiğinizde de başka bir dünya karşınıza çıkar. UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki bölgemiz, değerli bir turizm destinasyonudur. Zelve Ören Yeri, Kapadokya bölgesinin ilk yerleşim alanlarından, aynı zamanda son terk edilen yerleşim yeri. 1950'li yıllara kadar bir yerleşim vardı. Kaya düşmesi sonucu devletimizin iskan politikası kapsamında köy taşındı. Üç vadiden oluşmaktadır. İnsanlar ören yerlerine geldiğinde bir zaman makinesine girmişçesine yolculuğa çıkabilir. Paşabağı Ören Yeri ise bölgedeki jeolojik oluşumların en iyi gözlemlendiği şapkalı peribacalarının yoğun olduğu bir yerdir."

&nbsp;



&nbsp;

Ören yerleri yöre ekonomisine katkı sunuyor

Zelve ve Paşabağı'nda Kültür ve Turizm Bakanlığınca yürütülen düzenleme çalışmaları kapsamında yapılarak yöre esnafının işletmesine verilen hediyelik eşya satış reyonları da bölge ekonomisine katkı sunuyor.

Zelve-Paşabağı Esnaf Kooperatifi Başkanı Murat Öztürk, ören yerlerine ilginin bölge esnafını memnun ettiğini dile getirerek, "Burası, peribacalarının olması ve vadi yürüyüşü imkanı dolayısıyla her zaman turist çekmektedir. Yıl boyunca sezonuna göre ziyaretçiler değişiyor. Mart, nisan, mayıs döneminde İspanyollar, Meksikalılar, Brezilyalılar daha fazla oluyor. Kış döneminde de Çinli ve Güney Koreliler yoğunluk oluşturuyor." dedi.

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Kapadokya'daki Zelve ve Paşabağı ören yerleri geçen yıl 1,2 milyon ziyaretçi ağırladı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 04 Feb 2026 16:25:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/kapadokyadaki-zelve-ve-pasabagi-oren-yerleri-gecen-yil-12-milyon-ziyaretci-agirladi-200034-20260204.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/kapadokyadaki-zelve-ve-pasabagi-oren-yerleri-gecen-yil-12-milyon-ziyaretci-agirladi-200034-20260204.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/kapadokyadaki-zelve-ve-pasabagi-oren-yerleri-gecen-yil-12-milyon-ziyaretci-agirladi-200034-20260204.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kazım Karabekir vefatının 78. yılında yad ediliyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-kazim-karabekir-vefatinin-78-yilinda-yad-ediliyor-20036.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-kazim-karabekir-vefatinin-78-yilinda-yad-ediliyor-20036.html</link>
                    <description><![CDATA[Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e verdiği destekle Milli Mücadele'nin kritik safhasında önemli bir rol üstlenen ve Doğu Anadolu'da kazandığı zaferlerle milletin gönlünde taht kuran "Şark Fatihi" Kazım Karabekir, vefatının 78. yılında anılıyor.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Karabekir, 23 Temmuz 1882'de İstanbul'un Kocamustafapaşa semtinde dünyaya geldi. Eğitim hayatına babasının görevi dolayısıyla bulunduğu doğu vilayetlerindeki mahalle mekteplerinde başlayan Karabekir, daha sonra Fatih Askeri Rüşdiyesi ile Kuleli Askeri İdadisini tamamladı.

Harbiye Mektebinden "piyade teğmeni" rütbesiyle ve sınıf birincisi olarak mezun olan Karabekir, 1905'te Erkan-ı Harbiye'yi bitirerek yüzbaşı rütbesini aldı.

İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Rumeli'deki örgütlenmesinde etkin görev üstlenen Karabekir, 2. Meşrutiyet'in ilanından sonra Edirne'deki 3. Ordu Komutanlığına atandı ve 1909'daki 31 Mart ayaklanmasının bastırılmasında görev yaptı.

1912'de binbaşılığa yükselen Karabekir, Balkan Savaşları sürecinde Trakya Sınır Komiseri olarak önemli sorumluluklar üstlendi, Çanakkale Savaşı'nın başlamasıyla birlikte cepheye sevk edildi.

&nbsp;

Askeri kariyer ve cephe görevleri

Kaymakam (yarbay) rütbesiyle 1. Dünya Savaşı'na katılan Karabekir, Kerevizdere'de Fransız kuvvetlerine karşı elde ettiği başarı sonrasında albaylığa terfi etti.

Karabekir, 1916'da Kut'ül-Amare'yi kuşatan 18. Kolordu'nun komutanlığına getirildi, ardından Kafkas Cephesi'nde kolordu komutanı olarak görevlendirildi.

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın ardından 1919'da Erzurum'da 15. Kolordu Komutanlığı'na tayin edilen Karabekir, Erzurum Kongresi'ni düzenlemek üzere bölgeye gelen Mustafa Kemal Paşa'ya destek vermeyi sürdürdü ve Kurtuluş Savaşı boyunca Doğu Cephesi Komutanlığı görevini yürüttü.

Ermeni ordusunu yenilgiye uğratan Karabekir, Rus Sovyet Sosyalist Federe Cumhuriyeti ile yapılan Kars Antlaşması görüşmelerini gerçekleştirdi. Daha sonra 1. Ordu Müfettişliği görevine atanan Karabekir, ardından milletvekili seçilerek Türkiye Büyük Millet Meclisine girdi.

&nbsp;

Siyasi yaşam ve yargılanma süreci

Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele ve Adnan Adıvar ile 27 Kasım 1924'te Cumhuriyet tarihinin ilk muhalefet partisi olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nı kurarak genel başkanlığını üstlendi.

Parti, Şeyh Sait İsyanı gerekçesiyle 3 Haziran 1925'te kapatıldı. Karabekir, 22 Haziran 1926'da İzmir'de Mustafa Kemal'e yönelik suikast girişiminden haberdar olduğu halde bildirmediği iddiasıyla tutuklandı ve İstiklal Mahkemesi'nde idam talebiyle yargılandı ancak mahkeme heyetinin oy birliğiyle beraat etti.

5 Aralık 1927'den 1938'e kadar Erenköy'de bulunan ve günümüzde müze olarak kullanılan köşkünde inzivaya çekilen Karabekir, 31 Aralık 1938'de İstanbul Milletvekili oldu. 23 Temmuz 1946'da ise Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı görevine seçildi.

26 Ocak 1948'de Ankara'da hayatını kaybeden Karabekir, ilk olarak Hava Şehitleri Mezarlığı'na defnedildi. Naaşı, 30 Ağustos 1988'de Atatürk Orman Çiftliği'nde kurulan Devlet Mezarlığı'na nakledildi.

Hatıralarını da kaleme alan Karabekir'in, aralarında "Birinci Cihan Harbi", "İstiklal Harbimiz", "İzmir Suikastı", "Çocuklara Öğütler", "Hayatım", "İttihat ve Terakki Cemiyeti 1896-1909", "Ermeni Dosyası", "İngiltere, İtalya ve Habeş Harbi", "Çocuk, Davamız", "İstiklal Harbimizin Esasları", "Sanayi Projelerimiz", "İktisat Esaslarımız", "İstiklal Harbimizde İttihad Terrakki ve Enver Paşa", "İtalya ve Habeş", "Sarıkamış-Kars ve Ötesi" ile "Erzincan ve Erzurum'un Kurtuluşu"nun bulunduğu 17 eseri yer alıyor.

&nbsp;

"Mustafa Kemal ve Karabekir, aynı ülküye ve davaya inanmış şahsiyetlerdi"

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Uğur Üçüncü, Karabekir'in vefatının yıl dönümü dolayısıyla, Mustafa Kemal Paşa'nın istifasından Erzurum Kongresi'ne uzanan süreçte yaşananları, dönemin şahitleri Rauf Bey ve Yaver Cevat Abbas'ın notları ile Şevket Süreyya Aydemir'in ifadeleri ışığında AA muhabirine değerlendirdi.

Mustafa Kemal Paşa'nın 8 Temmuz'da İstanbul Hükümeti ve padişah ile tüm resmi bağlarını kopararak askerlikten istifa ettiğini hatırlatan Üçüncü, o andaki psikolojik durumu, "Mustafa Kemal Paşa, kendi tabiriyle 'sineyimillete' dönmüştü. Ancak Rauf Bey'in hatıralarında da yer aldığı üzere, Paşa'nın zihninde o an şüphe vardı. Müfettişlik görevi bittikten sonra kitlelerin, diğer kumandanların veya halkın artık kendisini dinleyip dinlemeyeceği noktasında ciddi tereddütler yaşıyordu. İşte bu belirsizlik ikliminde, Kazım Karabekir Paşa bir müfreze bölüğüyle çıkageldi." dedi.

Üçüncü, İstanbul'dan gelen tutuklama emrine rağmen Kazım Karabekir'in sergilediği duruşun önemine değinerek, Yaver Cevat Abbas'ın tanıklığını şu ifadelerle anlattı:

"Karabekir Paşa'nın geldiği duyulduğunda, Mustafa Kemal Paşa'nın yüzünde hafif bir sararma ve şüphe oluştuğu ifade edilir. Ancak odaya giren 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa, 'Paşam, dün olduğu gibi bugün de ben ve kolordum emrinizdeyim' diyerek tarihi bağlılık bildirisini sunmuştur. Bu jestin hemen ardından Mustafa Kemal'i korumak için askerler görevlendirmiş ve kendisine araç tahsis etmiştir. Bu destekle birlikte Mustafa Kemal Paşa, hiçbir resmi yetkisi olmamasına rağmen hedefine ve ülküsüne doğru büyük bir hızla koşmaya başlamıştır."

Kazım Karabekir'in bu tavrının diğer komutanlar üzerinde de belirleyici bir etkisi olduğunu vurgulayan Üçüncü, "Karabekir Paşa bu noktada kilit isimdir. Onun bu duruşu, Cafer Tayyar Paşa, Ali Fuat Paşa ve Refet Bele gibi isimlerin de aynı yolu izlemesini sağlamıştır. Erzurum Kongresi'nde yine Karabekir Paşa'nın telkinleriyle Mustafa Kemal Paşa yeniden başkan seçilmiş ve bu noktadan sonra Milli Mücadele'nin tartışmasız lideri sıfatını almıştır." diye konuştu.

İki komutan arasındaki bağın temelinde güçlü bir dava arkadaşlığının yattığını dile getiren Prof. Dr. Üçüncü, "Kazım Karabekir Paşa başka türlü davranamazdı, istese de davranamazdı. Çünkü onlar en başından beri, Mustafa Kemal'in İstanbul'a gelişinden itibaren aynı ülküye ve davaya inanmış, kader birliği yapmış şahsiyetlerdi. Bu inanç birliği, bugün bizlerin üzerinde yaşadığı Cumhuriyet'in temel taşlarını oluşturmuştur." ifadelerini kullandı.

&nbsp;

"Doğu Anadolu'da binlerce yetimin babasıydı"

Üçüncü, Kazım Karabekir'in sadece askeri bir kahraman değil, aynı zamanda bir sosyal reformcu olduğunu ifade etti.

Ermeni ve Gürcü işgallerinin sona erdirilmesi, Kars'ın kurtarılması gibi askeri başarıların yanı sıra bölgedeki insani trajediye dikkati çeken Üçüncü, "Birinci Cihan Harbi sonrası Doğu Anadolu, Ermeni isyanları ve Rus işgali nedeniyle annesiz babasız kalmış binlerce yetimle dolu bir coğrafyaya dönüşmüştü. Kazım Karabekir, Bayburt ve çevresinde şahit olduğu bu trajik tablo karşısında tüm askeri imkanları seferber etti. Bu çocukları askeri disiplin içinde yetiştirerek 'Gürbüz Çocuklar Ordusu'nu kurdu." diye konuştu.

Üçüncü, Karabekir'in kurduğu eğitim sisteminin bugünkü Türkiye'nin temellerine olan katkısına ilişkin şunları kaydetti:

"O, çocukları sadece doyurmadı, onlara meslekler ve mesleki eğitimler sağlayarak vatana millete hayırlı bireyler haline getirdi. Açtığı eğitim müesseseleriyle hem Türk Silahlı Kuvvetlerine nitelikli eleman kazandırdı hem de sanayi ve ticaret hayatı için kalifiye bir iş gücü oluşturdu. Karabekir'in resmiyette üç çocuğu olsa da o, Doğu Anadolu'da binlerce yetimin babasıydı. Bugün, Türkiye Cumhuriyeti'nin en önemli noktalarında görev yapan birçok ismin dedeleri, Karabekir'in sadık ve memleket sevdasıyla büyüttüğü o gençlerdir."

Karabekir'in hem askeri hem de sosyal alandaki bu büyük vizyonunun yeterince anlatılamadığını belirten Prof. Dr. Üçüncü, Karabekir Paşa'nın bu yönünün özellikle Doğu Anadolu'da herkesin hafızasında halen yaşadığını dile getirdi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Kazım Karabekir vefatının 78. yılında yad ediliyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 26 Jan 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/kazim-karabekir-vefatinin-78-yilinda-yad-ediliyor-115028-20260126.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/kazim-karabekir-vefatinin-78-yilinda-yad-ediliyor-115028-20260126.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/kazim-karabekir-vefatinin-78-yilinda-yad-ediliyor-115028-20260126.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Usta oyuncu Haldun Dormen vefat etti               ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-usta-oyuncu-haldun-dormen-vefat-etti-19968.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-usta-oyuncu-haldun-dormen-vefat-etti-19968.html</link>
                    <description><![CDATA[Usta oyuncu, yönetmen, eğitmen ve oyun yazarı Haldun Dormen, İstanbul'da tedavi gördüğü hastanede 97 yaşında hayatını kaybetti.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Dormen'in vefatını oğlu Ömer Dormen, sosyal medya hesabından "Sevgili babam Haldun Dormen'i ebediyete uğurlamanın tarifsiz üzüntüsü içindeyim. Onu tanıyan, seven ve hayatına dokunduğu herkese başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun." ifadeleriyle duyurdu.

Sanatçı, kısa süre önce geçirdiği enfeksiyon nedeniyle özel bir hastanede tedavi görüyordu.

Devlet sanatçısı Haldun Dormen, 1990'lı yıllarda Hacettepe Üniversitesi tarafından Onursal Bilim Doktoru ünvanıyla ödüllendirildi, birçok önemli festivalde onur ödülüne değer görüldü.

&nbsp;

Kültür ve Turizm Bakanlığından sanatçı Haldun Dormen için başsağlığı mesajı

Kültür ve Turizm Bakanlığının sosyal medya hesabından paylaşılan mesajda, "Türk tiyatrosuna yön veren, sahne sanatlarımızın gelişiminde unutulmaz katkılar sunan Haldun Dormen'i kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Yetiştirdiği kuşaklarla ve eserleriyle daima yaşayacak. Merhuma Allah'tan rahmet, ailesine, sevenlerine ve tüm sanat camiamıza başsağlığı diliyoruz." ifadeleri kullanıldı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[Usta oyuncu Haldun Dormen vefat etti                - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 21 Jan 2026 15:10:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/usta-oyuncu-haldun-dormen-vefat-etti-195219-20260121.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/usta-oyuncu-haldun-dormen-vefat-etti-195219-20260121.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/usta-oyuncu-haldun-dormen-vefat-etti-195219-20260121.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[93 Harbi'nin kahramanı: Gazi Ahmed Muhtar Paşa]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.turkishpress.co.uk/haber-93-harbinin-kahramani-gazi-ahmed-muhtar-pasa-19964.html</guid>
                    <link>https://www.turkishpress.co.uk/haber-93-harbinin-kahramani-gazi-ahmed-muhtar-pasa-19964.html</link>
                    <description><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu'nda askeri ve siyasi alanlarda önemli görevler üstlenen, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'ndaki (93 Harbi) rolüyle ön plana çıkan Ahmed Muhtar Paşa, vefatının 107. yıl dönümünde yad ediliyor.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Katırcıoğlu ailesinden Hacı Halil Ağa'nın oğlu olan Ahmed Muhtar, 1 Kasım 1839'da Bursa'da dünyaya geldi.

Osmanlı Devleti'nin 19. yüzyılda karşı karşıya kaldığı askeri ve siyasi krizler, Ahmed Muhtar Paşa'nın kariyerinde belirleyici oldu. İmparatorluğun Balkanlar'dan Kafkasya'ya, Arabistan'dan Kuzey Afrika'ya kadar uzanan geniş coğrafyasında görev yapan Muhtar Paşa, bu süreçte farklı cephelerde edindiği tecrübelerle öne çıktı.

Ahmed Muhtar, 1856'da Bursa Askeri İdadisi'ni, 1860'ta Harbiye Mektebi'ni birincilikle bitirerek teğmen rütbesini aldı. Bu tarihten bir yıl sonra kurmay yüzbaşılığa terfi eden Ahmed Muhtar, ilk hizmet yeri olan Hersek ve Karadağ'daki isyanın bastırılmasında görev aldı.

Harbiye Mektebi'ne öğretmen olan Ahmed Muhtar, 1864'te binbaşılığa yükseldi ve Kozan'da çıkan isyanı bastırmak için oluşturulan Fırka-yi Islahiyye'de görevlendirildi.

Bu görevinin ardından 1866'da İstanbul'a dönerek yarbaylığa terfi eden Ahmed Muhtar, 1868'de Karadağ sınırını düzenleyen Muhtelit Arazi Komisyonu'na birinci komiser tayin edildi.

Ahmed Muhtar 1869'da albaylığa, 1870'de mirlivalığa terfi ettirildi. Yemen isyanlarını bastırmak üzere kurulan ordunun kumandan yardımcılığına getirilen Ahmed Muhtar, böylece askerlik görevine başladıktan 9 yıl sonra paşalığa yükselmiş oldu.

Yemen Vali ve Kumandan Vekilliği, Nafia Nazırlığı, Girit Vali ve Kumandanlığı, İkinci Ordu Müfettişliği, Dördüncü Ordu Müşirliği ve Erzurum Valiliği, Hassa Ordusu Kurmay Başkanlığı, Bosna-Hersek Başkumandanlığı gibi görevlerde bulunan Ahmed Muhtar, " 93 Harbi" denilen 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı öncesinde Sultan 2. Abdülhamid tarafından Kafkas Cephesi Başkumandanlığına getirildi.

&nbsp;

93 Harbi ve "Gazi" unvanı

Ahmed Muhtar Paşa'nın 93 Harbi'nde komuta ettiği ordu, Ruslara karşı 25 Ağustos'ta Gedikler Muharebesi'ni, 24 Ekim'de Yahniler Muharebesi'ni kazandı. Yahniler, hem istihkam hem meydan muharebesi olarak harp tarihinin kaydedeceği önemli askeri harekattan biri oldu.

Erzurum'u savunmak için Zivin'de bir savunma hattı oluşturan Gazi Ahmed Muhtar, 15 Ekim 1877'de Alacadağ Muharebesi'nde komuta ettiği Osmanlı birlikleri yenilince ordusuyla Erzurum'a çekildi. Ruslara karşı çok daha az bir asker gücüyle savaşmasına karşın Aziziye Tabyası'nda Rus birliklerini defalarca geri püskürtmeyi başardı.

Osmanlı Devleti'nin geniş toprak kayıpları ve göç dalgası yaşadığı 93 Harbi'nde Ahmed Muhtar Paşa, yönettiği başarılı harekatlarla dikkati çekti. Sultan 2. Abdülhamid, Ahmed Muhtar Paşa'ya "Gazi" unvanıyla beraber bir kılıç, iki at ve Mecidi Murassa Nişanı verdi.

93 Harbi'nin ardından Muhtar Paşa, devlet yönetiminde üstlendiği görevlerle de ön plana çıktı. İmparatorluğun birçok coğrafyasında görev yapan Ahmed Muhtar Paşa, 1885'te gittiği Mısır'da 2. Meşrutiyet'in ilanına kadar görev yaptı. İstanbul'a gelişinden hemen sonra 1908'de teşkil edilen Meclis-i Mehamm-ı Harbiye üyeliğine tayin oldu.

Ahmed Muhtar Paşa, 21 Temmuz-29 Ekim 1912 tarihleri arasında sadrazamlığın ardından bir süre de Ayan Meclisi üyeliği yaptı.

Feneryolu'ndaki köşkünde 21 Ocak 1919'da vefat eden paşa, Fatih Sultan Mehmet Türbesi civarında toprağa verildi.

Gazi Ahmed Muhtar Paşa hayatı boyunca başarıları dolayısıyla çeşitli madalyalar ve nişanlar aldı. Nişan-ı Ali-i İmtiyaz ve Murassa Osmani, Murassa İftihar, Rusya ve Karadağ muharebeleri madalyaları, Almanya'nın Kırmızı Kartal, Avusturya'nın Leopold, İtalya'nın St. Lazar, Fransa'nın Legion d'Honneur, İngiltere'nin St. George et Michel, Yunanistan'ın St. Suver nişanlarının büyük kordonları ile taltif edildi.

&nbsp;

Eserleri

Gazi Ahmed Muhtar Paşa, ordu ve bürokrasideki görevlerinin yanı sıra ilmi çalışmalar da yaptı. Fransızca bilen paşanın, matematik ve astronomi üzerine çalışmaları bulunuyor.

"El Basitası Risalesi", Devlet-i Aliyye-i Osmaniye'de Tarih-i İktisadi Nasıl Olmalıdır" adlı risaleleri bulunan Ahmed Muhtar Paşa'nın bazı eserleri şunlar:

"Riyazü'l-Muhtar Mir'atü'l-mikat ve'l-edvar maa Mecmuati'l-eşkal", "Islahu't-takvim", "Takvim-i Sal", "Takvimü's-sinin", "Serairü'l-Kur'an fi tekvini ve ifnai ve iadeti'l-ekvan", "Sergüzeşt-i Hayatımın Cild-i Sanisi: 1294 Anadolu'da Rus Muharebesi", "Temmuz 1330'da Meclis-i Meb'usan'da Geçen Divan-ı Ali Bahislerine Bir Nazar."
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.turkishpress.co.uk/kultur-sanat-haberleri">KÜLTÜR SANAT</category><dc:creator><![CDATA[93 Harbi'nin kahramanı: Gazi Ahmed Muhtar Paşa - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 21 Jan 2026 10:30:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/93-harbinin-kahramani-gazi-ahmed-muhtar-pasa-131330-20260121.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/93-harbinin-kahramani-gazi-ahmed-muhtar-pasa-131330-20260121.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.turkishpress.co.uk/images/haber/93-harbinin-kahramani-gazi-ahmed-muhtar-pasa-131330-20260121.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>