‘’Sevgi, dünyada açamadığı tek bir kapı dahi olmayan en değerli gönül anahtarıdır.”

Sevgisiz bir yürek çorak toprak gibidir; ne kendisine ne de başkasına hiçbir faydası olmaz olamaz. Sevgidir gönülden gönüle köprüler kuran, yürekten yüreğe sebepsizce ve iyilikle akan. Sevgi hepimizin dilinde, hepimizin yüreğinde. Bizce hepimiz sevgi doluyuz. Ama gerçekte de öyle mi acaba? Sevgi sadece bildik alışıldık kelime anlamıyla mı yüreklerimizde yoksa gerçekten içini doldurduğumuz anlamlar bütünümü? Biliyor muyuz sevmeyi ve sevilmeyi? Bence bilmiyoruz, sadece bildiğimizi sanıyoruz. Çünkü sevmeyi bilseydik ve gerçek sevginin gücüne vakıf olabilseydik eğer; ne mutsuz evlilikler, ne mutsuz çocuklar, ne de mutsuz bir toplum olurdu.


(Birleşmiş Milletler 2021 Dünya Mutluluk Raporu’na göre
En mutlu insanlar ülkesi, Finlandiya. 150 ülkelik sıralamada.Türkiye  104'üncü olmuş.)
https://tr.euronews.com/2021/03/19/dunyan-n-en-mutlu-ulkeleri-listesi-ac-kland-turkiye-11-basamak-geriledi(15/07/2021,23:20)

Sevmeyi bilseydik eğer; ne küçücük çocukların  yüreklerinde ve bedenlerinde onulmaz izler bulunurdu, ne 3. sayfa haberlerinde sevdiğini ve sevildiğini  sandığı, güvendiği, hayatını adadığı kişilerce hunharca katledilenlerin haberleri bu kadar kalabalık olurdu, ne de savunmasız minicik tüm canlıları korumak için ekstra kanunlara ihtiyaç duyardık. Eğer gerçek sevginin erdemine erişmiş olsaydık, sevginin dokunduğu yürekte, sevginin hakim olduğu bir toplumda bütün bu saydığımız kötülük kokan davranışlar olur muydu? Olmazdı tabi olmamalıydı da.

Günümüzde insanların yaşam tarzlarına baktığımızda, bencillik seviyesinin oldukça yüksek olduğunu görüyoruz. Yani genel anlamda sevgi sadece gönüllerin kapısını çalmış ama içeriye girememiş gibi görünüyor. Gönül kapımızı çalan gerçek sevgilere açmalıyız yüreklerimizi. Ama önce kendimizi sevmekle başlamalıyız işe, sonra da çevremizdekileri sevmeliyiz ve sevgimizi tüm çevremize bulaştırmalıyız, sevmeyi öğrenmeli ve öğretmeliyiz. İnsan ruhu ancak ve ancak gerçek sevgiye eriştiği vakit anlamını bulacaktır.

İnsandan yola çıkarak yaşam, dostluk, toplum, evren, kültür, zaman, mutluluk, bilgi hatta ölüm tanımlamalarının kökeninde de yine “Sevgi” vardır. Saydığım bu kavramların ya da gerçeklerin karşımıza çıkaracağı sorunlar da yine ancak sevgi ile çözümlenebilir. Biraz dikkatli bakar ve düşünürsek, gerçek sevgide açıklanamayan bir büyü ve güç olduğu gerçeğini de çok rahat görebiliriz. 

İnsan olmanın temel şartları olarak; çalışmayı, okumayı, sevmeyi ve karşılıksız vermeyi sayabiliriz. En önemlisi de hiç şüphesiz sevmektir. Çünkü okumayı severek, çalışmayı severek ve vermeyi de ancak severek yapabilirsiniz. Sevgi, öğretmenin de tek yoludur. Pestallozzi; “Temelinde sevgi olan hiçbir eğitim başarısızlığa uğramaz.” demektedir.

 Sevgi sözcüğünün özünde gizli bir enerji vardır. Hepimizin bunu idrak edip, yaşamımızın en derinliklerine yerleştirmek için gerekli çabayı göstermemiz olağanüstü bir güzelliktir. 


Çok mu zor eşimize evladımıza, ,annemize babamıza, arkadaşımıza, komşumuza, çiçeklere, böceklere sevgimizi  sunmak, sevdiğimizi hissettirmek, iki çift güzel laf etmek, çok mu zor karşımızdakinin yüreğini okşamak?
Bir kaç güzel kelimeye ve bir kaç sevgi dolu dokunuşa bakıyor hepsi. Sadece bu kadar, ne kadar basit ama ne kadar zor!

Unutmayalım ki, gerçek sevgide son yoktur, sonsuzluk vardır. Gerçek sevgide vazgeçiş yoktur. Sevmek aynı zamanda bir karşılık beklememektir. Beklentilerin son bulduğu bir duraktır. Sevgi her yürekte farklı bir şekilde kendine yer bulur ve sanatsal bir oluşumdur. Sevgi su gibidir ve yüreğin susuzluğunu giderir. 


Gerçek anlamda seviyorsak, kimin daha karlı çıkacağını düşünmeden ve karşılık beklemeden, kendimiz kadar hatta belki kendimizden çok sevdiklerimizi düşünürüz.
 Sevgi, sevgi üretir. Aile yaşamında, okulunda, çevresinde sevgi gören bireyler sosyal yaşamlarında da sevgiye önem vererek, sevgi ortamları oluşturmaya çalışacaklardır. Ancak bu yolla kişiler nemelazımcılıktan kurtulacak, sorumluluk bilinçleri gelişecek ve sorunlara çözüm odaklı yaklaşmaya başlayacaklardır (Özmen, 1999).
(Cilt 7 / Sayı 1, 2019Eğitimde Nitel Araştırmalar Dergisi - ENADJournal of Qualitative Research in Education – JOQRE;177)

Sevgimizle dünyayı sarmalayabilmek, yaralı yürekleri onarabilmek en büyük dileğimizdir.
Yeryüzünde sevgisiz tek bir yürek kalmayana kadar sevmeye ama doğru sevmeye devam diyoruz…
Sevgi dolu gönüllerde sevgiyle yer edebilmek dileğiyle...

banner4
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.