Yunanistan’da, 2008 yılının soğuk bir kış günü , Kavala-Atina seferini gerçekleştirmek üzere, “Megas Alexandros” Havaalanı’nda Olympic Airways şirketine ait uçağa bindim. Sol kolum, yakın tarihte ameliyat geçirmiş ve alçıda olduğu için, sağlam olan tek elle poşetlerimi uçaktaki eşya kabinine koymaya çalışıyor; bir türlü başaramıyordum. Süslü püslü Hanım’lar-iyi giyimli Bey’ler koridorda hızla yanımdan geçerek koltuk kapmaya çalışıyor; lakin hiçbiri “kolu bandajlı bir vatandaşa yardım edeyim” diye aklının ucundan bile geçirmiyordu. Hepsi en önlerde koltuk kapma telaşına düşmüştü.

Tam içimden “İnsanlık ölmüş” diye söylenirken, iki genç Bey yanımda durdu. Birisi ceketimi, poşetlerimi eşya kabinine yerleştirerek yerime oturmam için yardımcı oldu. Sonra da, biletlerde koltuk numarası yazmadığından, etrafa şöyle bir bakınıp, yanımdaki koltuğa oturdu. Arkadaşı da, koridorun diğer ucundaki koltuğa oturmuştu. “Büyük bir kaza atlatmışa benziyorsunuz. Nasıl oldu? Kış sporlarıyla mı uğraşıyordunuz?” diye sordu yardımsever Bey. Ben de; “Keşke eğlendiğim bir esnada olsaydı, gam yemezdim. Görünmez bir kaza.’’ dedim. Adımı, nereli olduğumu sorunca, İskeçe’li ve Azınlık mensubu olduğumu özellikle belirttim. Azınlık mensubu olmamdan rahatsız olmuşa benzemiyordu. Ben de ismini sorunca,“ Aleksis’’ dedi. “ İş için mi geldiniz Kavala’ya Aleksi?” diye sordum. Sadece laptop çantası taşıdıkları gözümden kaçmamıştı. “Evet, iş için. Kavala’da toplantımız vardı” dedi. Yol arkadaşıma adını sorduğumda, yanındaki arkadaşının yüzüme öyle garip bir bakışı vardı ki, anlatamam.

Beş on dakika sonra uçak havalanmış ve yolculuğumuz başlamıştı. Yolculuk esnasında; host içecek servisi yaptığı sırada, sağlam olan tek elle şeker poşetini açamayınca, yanımda oturan yol arkadaşım sıcak kahvenin üzerine dökülmesinden kılpayı kurtulmuştu. Aleksi, kahveme şeker koyup karıştırmış, lazım oldukça çanta ve ceketimi eşya kabininden indirmiş ve yolculuk boyunca elinden gelen yardımı fazlasıyla yapmıştı. Havadan sudan muhabbettimizden sonra, host başımıza dikilmiş ve anlam veremediğim bir şekilde Aleksi’ye özel ilgi göstererek onu lafa tutmuştu. Ben de, aldığım yüksek dozda ağrı kesicilerin etkisiyle uyuyakalmıştım.

Atina üzerinden İngiltere’ye dönüşümün ikinci gününde, yolculuk arkadaşım Aleksis’i, o zamanlar uydu üzerinden izlediğimiz tek Yunan TV Kanalı ERT World’da, Basın Açıklaması yaparken gördüm. Meğerse, bana yolculuk boyunca yardım eden , o günlerde seçilen SİRİZA (Radikal Sol İttifak) Partisi’nin çiceği burnunda yeni Başkanı Aleksis Çipras imiş. Hastanelere tedavi için girip çıktığım dönemlerde Çipras muhabbeti duyuyordum fakat çektiğim şiddetli ağrıların da etkisiyle gündemi takip edememiştim. Aleksi’ye adını sorduğumda, koridorun ucundaki koltukta oturan arkadaşının, neden bana o şekilde baktığını o zaman anladım.“Yunanistan’ın medyada popüler yeni seçilen SİRİZA Genel Başkanı’nı nasıl tanımazssın?” gibilerden bir bakıştı o, eminim. Gerçi, Çipras’ı uçakta ilk gördüğümde bana bir yerlerden tanıdık gibi gelmişti fakat o kadar alçakgönüllü ,siyasi kimliğini ön plana çıkarma derdi olmayan doğal biriydi ki, bende halktan birisiymiş intibası uyandırmıştı.

Yolculuğun sonlarına doğru uyuyakaldığımdan, uçaktan benden önce inen Aleksi’ye teşekkür etme fırsatı da bulamamıştım. SİRİZA Partisindeki e-mail adresinden kendisine ulaştığım Aleksis Çipras’a: “Sizin politikacı olduğunuzu anlamadığım bir yerde iyi oldu; objektif bir gözle insani yönünüzü değerlendirmiş oldum. Koridorda onca kişi yanımdan geçti lakin bir tek siz, kolu alçıda olan birine yardımcı oldunuz. Uçaktan inerken size teşekkür edememiştim, bu vesileyle tekrar teşekkür ederim ve yeni görevinizde başarılar dilerim .’’ anlamında özetleyebileceğim bir mesaj gönderdim.
Çipras e-mailime istinaden şöyle yazmıştı: “Ben normal davranarak, yapılması gereken davranışı sergileyerek, yardım ettiğimi düşünüyorum. İnsanlar maalesef dayanışma duygusunu yitirmiş görünüyor. Bizi, sadece kendi küçük dünyamızın çıkar hesaplarıyla uğraşmaya bağımlı kılan bir çok etkenle karşı karşıyayız. Toplum olarak bu konuda uyanacağımıza ve tekrar dayanışma, yardımlaşma içersinde olacağımıza inanıyorum.”

Bu tesadüfi karşılaşmanın akabinde; siyasi hayatına Lise’de okurken, öğrenci ayaklanmalarında aktif görev alarak başlayan sol görüşlü, mücadeleci, muhalefet yaparken sözünü esirgemeyen bu genç SİRİZA liderini , diğer Azınlık bireyleri gibi, ben de medyadan ilgiyle takip etmeye başladım.

Çipras ,2008 yılında İskeçe ziyareti esnasında, Azınlık sorunlarıyla ilgili o zamana kadar diğer Yunanlı politikacıların konuşmaya cesaret edemediği konuları cesurca, sol görüşlü bir politikacıya yakışır şekilde dile getirmiş ve çözüm üretilmesini savunmuştu. Memleketten km.lerce uzakta olsam bile, basından takip ettiğim bu gelişmeler, bütün Azınlık mensupları gibi beni de mutlu etmiş ve umutlandırmıştı. SİRİZA Partisi’nin Çalışma Komiteleri ve Genel Başkanı Aleksis Çipras, ülke yönetimine geldikleri 2015 yılına kadar, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın Lozan Antlaşması’ndan kaynaklanan haklarını kullanması gerektiğini savunuyor ve bu konuda diğer Siyasi Parti’lere sert muhalefet yapıyorlardı.
Batı Trakya Türk Azınlığı’nın etnik kimliğinin tanınması, çift dilli anaokulları açabilmesini, müftülük sorununun Azınlık Toplumu’nun talep ettiği şekilde seçimle işbaşına getirilerek çözülmesini savunuyorlardı. Azınlık Dernekleri’nin ,Türk ibaresi içerdiği için indirilen tabelalarının iade edilerek yerine asılmasını vurguluyorlardı. Çipras, 2008 İskeçe ziyareti sırasında bu konuya özellikle vurgu yapmıştı.

Aleksis Çipras’in liderliğindeki SİRİZA Partisi , resmi Azınlık olan Batı Trakya Türk Azınlığı’nın ikili ve uluslararası antlaşmalardan kaynaklanan haklarının kullandırılmasından yana tavır sergiliyordu. Yunan Devletinin yıllarca savunduğu milli politikasının dışındaki çizgiyi savunan Parti Yetkililerini görmek, Azınlık mensubu bireyler olarak bizi umutlandırıyodu. Bu yüzdendir ki, Azınlık toplumu içinde Çipras’ın şahsına ve Partisi’ne olan destek her geçen gün artıyordu.

Sol görüşlü, ateist olduğunu saklamayan, insan haklarına saygılı ve uçak yolculuğu esnasında insani özelliklerini, yardımsever yönünü yakından gözlemlediğim Aleksis Çipras’ın, Başbakan seçildiğinde Azınlık Politikası değişti mi? Yunanistan’daki Müslüman Azınlığa vaadedilen sorunların çözümü için samimi adımlar atıldı mı? Bu soruların cevabı diğer yazımın konusu olacak.

Bu yazımda, Aleksis Çipras’ın SİRİZA Partisi Genel Başkanı olduğu dönemdeki idealist, cesur ,alçakgönüllü tutumu ve ülkesindeki Azınlıklara yaklaşımıyla gönülleri fethettiğini yazmakla yetiniyorum. Yunanistan Başbakanı’na, “2008’deki uçak yolculuğumuz esnasındaki yardımların için tekrar teşekkürler Aleksis Çipras. E- mailinde bellirtiğin inancının tam olduğu dayanışma, insani değerleri hatırlama konusundaki toplumsal uyanış maalesef henüz gerçekleşmedi. Yunanistan’daki Çoğunluk toplumuyla, Azınlıklar arasında olumlu diyalog başlatmak, toplumsal barışı sağlamak için, sizin Başbakan seçilmeden önce savunduğunuz ilkeleri uygulayacak siyasetçilere çok iş düşüyor kanısındayım’’ diye seslenmeyi görev bilirim.

Ayfer Mustafaoğlu

 
banner4
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Cavit sevim 2 yıl önce

Çok etkileyici. .
Tesekkürler Çipras diye baslamasi ilgimi cekti .
Bende Çiprasa sempati duyanlardanim.
Güzel bir ani.
Solculugu özümsemis ciprasa tesekkürler.
Aferin hanima gecmis olsun diyelim