Gaziantep’ten Londra’ya: 33 Yıllık Lezzet Hikâyesi
Gaziantep’ten Londra’ya: 33 Yıllık Lezzet Hikâyesi
Gaziantep’ten Londra’ya uzanan yolculuğunda Ahmet Murat Üstünsürmeli, baklavacılık tutkusunu uluslararası bir başarıya dönüştürürken; emeği, gurbeti ve insana değer veren yaşam anlayışını da korudu. Bu söyleşide başarı hikâyesini ve hayata bakışını konuştuk.
Röportaj: İsmail Karakaş
İsmail Karakaş: 3 Ekim 1959’da Gaziantep’te doğdunuz. Hayatınızda 3 Ekim tarihinin çok özel bir yeri olduğunu biliyoruz.
Bize bu hikâyeyi anlatır mısınız?
Ahmet Murat Üstünsürmeli: 3 Ekim benim hayatımda gerçekten özel bir tarih. 3 Ekim 1959’da Gaziantep’te doğdum. Yıllar sonra, 3 Ekim 1977’de İngiltere’ye ilk adımımı attım. Bundan yıllar sonra da yine 3 Ekim 1993’te Londra’da Antepliler’i açtım.
Dolayısıyla hayatımın üç önemli dönüm noktası aynı tarihte birleşti. Biri doğduğum gün, biri İngiltere’ye geldiğim gün, diğeri de bugün 33 yılı aşan Antepliler hikâyesinin başladığı gün.
İsmail Karakaş: Gaziantep’teki eğitim hayatınız nasıldı?
Ahmet Murat Üstünsürmeli: Lise eğitimimi Gaziantep’te tamamladım. Lise son sınıfta bir yıl Ankara Gazi Lisesi’nde okudum, daha sonra tekrar Gaziantep’e dönerek eğitimimi tamamladım. Babam İngilizce öğrenmemi istedi.
Bu nedenle 1977-1978 yıllarında İngiltere’ye geldim. Yaklaşık bir yıl burada eğitim gördükten sonra Türkiye’ye döndüm.
İsmail Karakaş: Daha sonra askerlik ve Gaziantep’te çalışma dönemi geliyor. O yıllarda neler yaşadınız?
Ahmet Murat Üstünsürmeli: 1979 yılında askerlik görevime başladım ve 1981 yılında tamamladım.
Askerlikten sonra Gaziantep’te babamla birlikte çalışmaya başladım. Fakat zaman içerisinde yollarımız ayrıldı.
İki çocukluk arkadaşımla birlikte kendi şirketimizi kurduk. O dönem ticareti öğreniyor, kendi ayaklarımız üzerinde durmaya çalışıyorduk.
Fakat hayat her zaman insanın istediği gibi gitmiyor. 1986 yılında, henüz 26 yaşındayken iflas ettim.
İsmail Karakaş: 26 yaşında iflas etmek birçok insan için büyük bir yıkım olabilir. Siz bunu nasıl atlattınız?
Ahmet Murat Üstünsürmeli: İflas benim için hayatın sonu olmadı. Tam tersine yeniden başlamak zorunda olduğum bir dönemdi. Eşimle birlikte İngiltere’ye geldim. Londra’da sıfırdan başladım. McDonald’s’ta çalıştım, kebap sektöründe çalıştım, plastik fabrikasında çalıştım.Yeri geldi Tesco marketlerinde temizlik yaptım, tuvalet temizledim. Ben hiçbir işi küçümsemedim. İnsan çalışmaktan sakınmamalı. İşin büyüğü küçüğü olmaz. Alın teriyle yapılan her iş değerlidir. Bugün gençlere de bunu söylüyorum: Bir işi beğenmediğiniz için çalışmamak, hiçbir şey yapmamaktan daha iyi değildir. İnsan çalışmalı, öğrenmeli ve kendisini geliştirmeli.
İsmail Karakaş: Plastik sektöründe de bir girişiminiz oldu. Oradan baklavacılığa nasıl geçtiniz?
Ahmet Murat Üstünsürmeli: Kendi işimi kurarak Türkiye’ye hurda plastik ihracatı yapmaya başladım. Fakat Türkiye’de yapılan yasal bir değişiklikle hurda ithalatının yasaklanması üzerine bu iş de sona erdi. Tekrar ne yapacağımı düşünmeye başladım. Bir gün Hyde Park ve Lancaster Gate civarında dolaşırken aklıma baklavacılık geldi. “Git baklavacılık yap” diye bir düşünce oluştu. Bunun üzerine İstanbul’a gittim. Kadıköy’de Bilgilioğlu Baklavaları’nda çalışarak baklavacılığın nasıl yapıldığını öğrenmeye başladım. Birkaç ay orada eğitim aldım. Fakat çok kısa zamanda şunu gördüm: Baklavacılık birkaç ayda öğrenilecek basit bir iş değil. Hamurun açılması, malzemenin seçilmesi, pişirme, şerbet... Her aşamanın ayrı bir inceliği var.
Ama orada önemli bir şey öğrendim: İyi baklavanın nasıl olması gerektiğini. Bu bilgi benim Londra’daki yolculuğumun temelini oluşturdu. Ayrıca çok sevdiğim Fenerbahçe ye de yakın oldum bu dönemde.
İsmail Karakaş: 3 Ekim 1993’te Antepliler’in kapılarını açtınız.
Ahmet Murat Üstünsürmeli: 3 Ekim 1993’te Newington Green’de Antepliler’in kapılarını açtık. Benim için bu sadece bir dükkân açmak değildi. Gaziantep’in lezzetlerini Londra’ya taşımaktı. Aynı yıl Haringey’de ikinci şubeyi açtık. Baklavanın yanında Antep mutfağının yemeklerini de Londralılara sunmaya başladık. Sarımsaklı Antep lahmacunu, künefe, İskender kebap ve yöresel yemekler yaptık. İngiltere ve Avrupa’da künefe üzerine özel bir işletme konsepti geliştirdik. Daha sonra Antepliler Pastanesi de bu yolculuğun bir parçası oldu.
İsmail Karakaş: Antepliler sizin için yalnızca ticari bir işletme miydi?
Ahmet Murat Üstünsürmeli: Hayır. Ben hiçbir zaman bunu sadece para kazanılan bir yer olarak görmedim. Ben Gaziantep’i tanıtmak istedim. Gaziantep’in mutfağını, kültürünü, lezzetlerini Londra’ya taşımak istedim. İnsan memleketinden uzakta yaşarken bazı şeylerin kıymetini daha iyi anlıyor. Ben de memleketimin lezzetlerini burada yaşatmayı bir görev gibi gördüm.
İsmail Karakaş: Gaziantep mutfağının İngiltere’de tanınmasında önemli bir noktaya ulaştınız. BBC ve Harrods gibi dünyaca bilinen platformlarda da yer aldınız. Bu süreç nasıl gelişti?
Ahmet Murat Üstünsürmeli: Zaman içerisinde yaptığımız çalışmalar daha geniş çevrelerin dikkatini çekti. BBC One’ın The Great British Bake Off programında Antepliler’de çekimler gerçekleştirildi. Program 10 milyondan fazla izleyiciye ulaştı. Bu benim için önemliydi. Çünkü orada yalnızca benim işletmem görünmüyordu. Türk baklavası, Gaziantep mutfağı ve bizim kültürümüz de İngiliz izleyiciyle buluşuyordu. Daha sonra Gaziantep’in baklava, katmer ve diğer tatlıları Harrods’ta tanıtıldı. Gaziantep baklavası Harrods mağazasında satılmaya devam ediyor. Benim için bunun en güzel tarafı, yıllar önce Gaziantep’ten çıkıp Londra’ya taşıdığımız bir lezzetin bugün böyle önemli bir yerde bulunmasıdır.
İsmail Karakaş: 33 yılı aşan bir işletme hayatından söz ediyoruz. Bu kadar uzun süre ayakta kalmanın sırrı nedir?
Ahmet Murat Üstünsürmeli: Çalışmak.Ben Green Lanes’te yıllarca haftanın yedi günü, günde yaklaşık 17 saat işimin başında oldum. Benim için işletmenin sahibi olmak, sadece oturup hesap yapmak değildi. Mutfakta ne olduğunu bilmek, tezgâhta ne olduğunu görmek, müşteriyi tanımak, çalışanı anlamak gerekiyordu. Bugün de gençlere söylüyorum: İşinizin başında olun. İşinizi öğrenin. Emeğin hiçbir aşamasından kaçmayın.
İsmail Karakaş: Ticaretin yanında Londra’daki Türk toplumuna yönelik çalışmalarınız da oldu. Bunlardan söz eder misiniz?
Ahmet Murat Üstünsürmeli: Türk toplumunun Londra’da daha kurumsal bir yapıya kavuşması gerektiğine her zaman inandım.Türk-İngiliz Ticaret Odası’nda direktör olarak görev yaptım.
Türk toplumunun birlik ve beraberliği için Remzi Gür ve Osman Cınık ile birlikte diğer vatansever arkadaşlarımızla dernekleşme çalışmalarında bulunduk. Türkiye ile temaslar kurarak toplumun ortak kullanımına sunulabilecek bir bina kazandırılması konusunda çalışmalar yaptık. Tottenham Court Road yakınlarında dört katlı bir bina bulundu.
Bu binanın ticaret odası, turizm ofisi, sekreterlik ve çeşitli toplum kuruluşlarının kullanımı için değerlendirilmesi planlandı. Devlette “paralel yapı” olarak bilinen FETÖ’nün, bu binanın toplum yararına kullanılmasına ilişkin girişimlerimiz ve bu çalışmalarımız karşısında bu paralel yapı ile de Osman Cınık ve Remzi Gür ile birlikte srkadaşlarımızla hep beraber o dönem mücadele verdik. Binanın Türk toplumunun ortak kullanımına sunulması için mücadele ettik. Yaşanan bütün engellemelere rağmen amacımız binanın belirli kişi veya grupların çıkarına değil, Türk toplumunun ortak yararına hizmet etmesiydi.
İsmail Karakaş: Fenerbahçe de hayatınızda önemli bir yere sahip. Londra Fenerbahçeliler Derneği Başkanlığı döneminizden söz eder misiniz?
Ahmet Murat Üstünsürmeli: Fenerbahçe benim için sadece bir futbol kulübü değildir. Londra’da sosyal hayatımızın da önemli bir parçası oldu. Londra Fenerbahçeliler Derneği Başkanlığı yaptığım dönemde önemli çalışmalar gerçekleştirdik. Dernek binasının açılması, basketbol ve boks şubelerinin kurulması gibi çalışmaların içerisinde yer aldık. Başkanlık dönemim sona erdikten sonra da Fenerbahçe ile bağım devam etti.
İsmail Karakaş: Sizin başarı anlayışınız biraz farklı. “Başarı” kavramına nasıl bakıyorsunuz?
Ahmet Murat Üstünsürmeli: İnsan yaşarken “Ben başarılıyım” veya “Bu insan başarısızdır” diye kesin bir hüküm vermemeli. Çünkü hayat devam ediyor. Bugün çok başarılı görünen bir insanın yarın ne yaşayacağını bilemezsiniz. İnsan hayatının tamamını görmeden son hükmü vermek doğru değildir. Benim için maddi olarak büyümek tek başına yeterli değil. İnsanın maneviyatı eksikse, maddi olarak ne kadar kazanırsa kazansın bir tarafı eksik kalır. İnsan hakkına dikkat edecek, vicdanını koruyacak, etik değerlerinden vazgeçmeyecek, iyi insan olmaya çalışacak. Ben istikrarı, alın terini, disiplini ve etik değerleri önemsiyorum. Ama bütün bunların üzerinde insanlık ve maneviyat var.
İsmail Karakaş: Yani sizin için mesele sadece ne kazandığınız değil, nasıl yaşadığınız?
Ahmet Murat Üstünsürmeli: Kesinlikle. Bir insan çok para kazanabilir, büyük bir işletmesi olabilir, çok tanınabilir. Ama bunların hiçbiri tek başına insanın değerini belirlemez.
Nasıl kazandığınız önemli. İnsanlara nasıl davrandığınız önemli. Geride ne bıraktığınız önemli.
Vicdanınızla, ahlakınızla ve maneviyatınızla nasıl bir hayat yaşadığınız önemli. Ben bu dünyanın geçici olduğuna inanıyorum.
İnsan bugün vardır, yarın yoktur. Mal da makam da işletme de geçicidir. Önemli olan insan olarak ne bıraktığınızdır.
İsmail Karakaş: Gurbet sizin hayatınızda nasıl bir anlam taşıyor?
Ahmet Murat Üstünsürmeli: Gurbet kolay değildir. İnsan doğduğu topraktan, ailesinden, arkadaşlarından ve alıştığı hayattan uzak kalıyor. İngiltere bana çok şey verdi. Burada iş kurdum, hayatımı yeniden kurdum, Gaziantep mutfağını Londra’ya taşıdım. Ama insanın memleket özlemi başka bir şey.
Ben hep şunu düşündüm:“Keşke hepimiz doğduğumuz yerde kalsaydık.
Bir ekonomik ihtiyacımız olmasaydı. Kendi topraklarımızda yeşerip orada da ölseydik.”
İnsan gurbette memleketinin değerini daha fazla anlıyor.
İsmail Karakaş: Gençlere özellikle çalışmak konusunda önemli mesajlarınız var. Onlara ne söylemek istersiniz?
Ahmet Murat Üstünsürmeli: Çalışmaktan korkmasınlar. Ben Tesco’da temizlik yaptım, tuvalet temizledim. McDonald’s’ta çalıştım. Fabrikada çalıştım. Kebap sektöründe çalıştım. Hiçbirinden utanmadım. Çünkü insan emeğinden utanmaz. Bir işi küçük gördüğünüz zaman aslında emeği küçümsemiş olursunuz. Gençler bugün çok daha fazla imkâna sahip. Fakat imkân kadar çalışkanlık da gerekiyor. Çok büyük bir zekâya sahip olmanız şart değil. Çalışacaksınız, disiplinli olacaksınız, sabredeceksiniz.
İsmail Karakaş: Hayatınızın bütün bu dönemlerini düşündüğünüzde geriye ne kalıyor?
Ahmet Murat Üstünsürmeli: İnsan yaşarken her şeyi değerlendiremiyor. Ben Gaziantep’ten çıktım. İngiltere’ye geldim. İflas ettim. Yeniden başladım. Çok farklı işlerde çalıştım. Tesco’da temizlik yaptım. Plastik ticareti yaptım. Kadıköy’de baklavacılık öğrendim. Sonra Antepliler’i kurdum. 33 yılı aşan bir süreç geçti. Ama bugün geriye baktığımda benim için en önemli şey sadece kurduğum işletmeler değil.
Memleketimin lezzetlerini burada yaşatabilmiş olmak...
İnsanlarla güzel ilişkiler kurmak...
Topluma bir şey bırakabilmek...
İyi insan olmaya çalışmak...
Ve maneviyatımı kaybetmemek.
İnsanın gerçek değerlendirmesinin ne zaman yapılacağını kimse bilemez. Benim düşüncem şu: İnsan hayattayken kendisine bir başarı payesi vermemeli. Hayat tamamlanmadan son söz söylenmez.
İsmail Karakaş: Son olarak, sizi Gaziantep’ten Londra’ya taşıyan bu uzun yolculuğu tek bir cümleyle anlatmanızı istesem?
Ahmet Murat Üstünsürmeli: Benim hikâyem Gaziantep’ten Londra’ya gelen bir insanın sadece ticaret hikâyesi değil. İflastan sonra yeniden başlamanın, çalışmaktan kaçmamanın, memleketini unutmamanın ve insanlığını kaybetmeden ayakta kalmanın hikâyesidir. Ben Gaziantep’in lezzetini Londra’ya taşımaya çalıştım. Ama hayatta en önemli şeyin sadece bir marka bırakmak olmadığını düşünüyorum. İnsan iyi bir isim, güzel bir iz ve temiz bir vicdan bırakabiliyorsa, geride bırakabileceği en değerli miras budur.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.