Şimdiye kadar bunu belki de hiç duymadınız. Aslında kanınız konuşuyor.
Peki siz onu dinliyor musunuz ?
Toplumun geneline baktığımızda çoğunlukla şunu görürüz. İnsanlar sağlıklarıyla ilgili bir şey yapmadan önce çoğunlukla hasta olmayı ya da birtakım sağlık problemlerinin ortaya çıkmasını beklemektedirler.
Sürekli yorgunluk enerji düşüklüğü, tekrarlayan enfeksiyonlar, gizemli kilo artışı, verilemeyen fazla kilolar, vücutta yaygın ağrılar, bir türlü çözülemeyen kabızlık ve benzeri daha birçok belirtiyi yaşadığınızda bunlar için ne yapabilirim diye düşünmeye ve çözüm aramaya başlarsınız. Aslına bakarsanız bu biraz geç kalınmış bir farkındalıktır. Çünkü olaylar, hücresel düzeyden itibaren ilerleyip, dokular, organlar ve sistemler düzeyine ulaşıp, problemler veya şikayetler olarak kendilerini size göstermeye başlamışlardır.

Artık bilimsel gelişmeler bize, bu tabloya daha farklı ve temelden bakmamızın daha doğru ve verimli sonuç verdiğini göstermektedir. Yani bu, hastalıkları veya şikayetleri daha henüz oluşmadan tespit etmek, gerekli tedbirleri alarak oluşmasını engellemektir. Bu yolu izlemek, bize hastalıksız bir yaşamın kapılarını açar ve sağlığımızı sürdürülebilir bir optimal seviyede korumamızı sağlar. Bu kısaca, damarlarınızda, nefesinizde ve dokularınızda dolaşan görünmez sinyalleri çözme sanatı ve bilimidir.
Bir kişinin biyokimyasal bireyselliğini anlamak, hastalığın altında yatan nedenlerin anlaşılmasına ve dahası, gelecekteki ek sağlık risklerinin önlenmesine çok büyük fayda sağlar. Çözümün başlangıç noktasını gösterir.
Biyobelirteçler, sağlık ve hastalıkların tespit edilmesine, potansiyel problemlerin tahmin edilmesine ve izlenmesine yardımcı olan kan, idrar, tükürük, dışkı veya dokuda izlenebilir ve ölçülebilir sinyallerdir.
Bu yönden bakıldığında kan, insan vücudu için hayati öneme sahip çok özel bir sıvıdır. Bazı bilim adamları kanı, içerdiği çeşitli hücreler ve özel yapısı itibariyle akıcı bir doku olarak da tanımlamıştır.
Vücudumuz için kan, neredeyse bir hayat ırmağı olarak tanımlanabilir. Sudan 4-5 kat daha yoğun olan kan, vücudumuzda iletim, taşıma, koruma ve düzenleme gibi görevleri vardır. Dolaşım sisteminde kan, kalpten dokulara ve organlara, buradan da tekrar kalbe doğru sürekli hareket eder.
Vücutta ortalama 5-6 litre kadar bulunan kan, %92 oranında su içerir. Bunun yanında kanda glukoz, protein, yağ, çeşitli mineraller ve vitaminler, bağışıklıkta görevli koruyucu maddeler, atık ürünler ve metabolizma ürünleri de bulunur. Hücresel olarak kanda kırmızı kan hücreleri( alyuvar veya eritrosit), beyaz kan hücreleri( akyuvar veya lökosit), pıhtılaşma hücreleri (trombosit) ve diğer bağışıklık sistemi hücreleri bulunur.
Kan, vücudu besleyen birçok maddeyi taşıması ve bunlarla ilgili birçok görevi olması açısından aslında, sağlığın aynası gibidir. Bu temele dayanan Hemobiyografik Analiz de vücudun en küçük birimi olan hücreler düzeyinde sağlığın ne durumda olduğu hakkında çok önemli bilgiler veren bir analizdir.
Bu test ile derin hücresel düzeyde sağlık durumu hakkında bilgiler elde edilmektedir. Kişinin mevcut sağlık şikayetlerinin sebepleri, gelişmesi muhtemel sağlık problemleri ve hastalıklar hakkında bilgiler sağlar. Ayrıca kişinin beslenme şekli, yaşam tarzı ve psikolojik durumunu da değerlendirme imkanı verir.
Bu analiz, hücresel düzeyde sıvı yetersizliği, vücuttaki toksik madde düzeyi, asit-alkali dengesinin durumu, bağışıklık sistemi durumu, vitamin ve mineral eksiklikleri, hücresel düzeyde oksijenlenme ve ayrıca organ ve sistemlerin çalışmasıyla ilgili önemli bilgiler sağlar.
Resim 1. Sağlıklı kan örneği

Resim 2. Hastalıklı kan örnekleri

Böylece kişi, klinik olarak daha hastalık ortaya çıkmadan tedbir alabilir veya mevcut şikayetlerini ortadan kaldıracak bir yol izleyebilir.
Bu analiz, hücre düzeyine odaklanarak buradaki eksikleri, bozuklukları ve ihtiyaçları belirleme noktasında önemli derecede yol göstericidir. Bilimsel çalışmalar şunu göstermektedir ki, gerçek anlamda sağlıklı olmak vücudun yapıtaşı olan hücrelerin sağlıklı olmasıyla ilgilidir.
Bu sebeple, bu yeni çağ tıbbında hücre sağlığına odaklanarak, hastalıklar daha oluşmadan tedbir almak ve böylece ömür boyu sağlıklı olmak amaçlanmaktadır.
Günümüzde, veriye dayalı sağlık, tahmin yürütmenin yerini ölçülebilir geri bildirimlerle alarak, önlemenin ( preventive medicine) daha önemli olduğu bir dünya şekillendirmektedir.
Günümüz bilimsel verilerinde bu bakış açısıyla gelişen (personalized medicine) kişiselleştirilmiş tıp, şüphesiz ki, gelecekteki sağlıklı yaşam modelidir.
www.emineakin.com