Bursa’dan Londra’ya Uzanan 40 Yıllık Bir Emek ve Ustalık Hikâyesi

İNGİLTERE 09.09.2026 - 16:45, Güncelleme: 09.09.2026 - 16:47
 

Bursa’dan Londra’ya Uzanan 40 Yıllık Bir Emek ve Ustalık Hikâyesi

Sabahattin Güvensen’in hayat hikâyesi, Bursa’da başlayan ve Londra’da yaklaşık kırk yıllık bir meslek hayatına uzanan güçlü bir emek ve azim hikâyesidir.
Kendi sözleriyle: “Elleriyle çalışan işçi, elleri ve kafasıyla çalışan usta, elleri, kafası ve kalbiyle çalışan sanatkârdır.” Sabahattin Güvensen’in hikâyesi, tam da bu anlayışın hayat bulmuş hâlidir. Çocuklukta Başlayan Ustalık Kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Ben Sabahattin Güvensen. 1961 yılında Bursa’da doğdum. Babam Bursa Kapalıçarşı’da esnaftı. Esnaflık ve zanaatkârlık kültürünün içinde büyüdüm. Küçük yaşlardan itibaren çalışmaya, üretmeye ve bir meslek öğrenmeye başladım. Bugün geriye baktığımda, çocukluk yıllarında kazandığım çalışma disiplininin hayatımda çok önemli bir yere sahip olduğunu görüyorum. Nerede ve ne zaman doğdunuz? 1961 yılında Bursa’da doğdum. Çocukluğum ve gençliğim Bursa’da geçti. Ailem sayesinde küçük yaşlarda esnaflık kültürüyle tanıştım. Bursa’nın tarihi, Kapalıçarşı’nın hareketliliği ve ustaların dünyası benim yetişme sürecimde önemli rol oynadı. Eğitimden Önce Hayatın Okulu Eğitim hayatınızdan ve mesleğe ilk adımınızdan söz eder misiniz? İlkokulu Bursa’da okudum. Ancak benim için asıl eğitim hayatın içerisinde başladı. Bursa’da Aynalı Çarşı’da Ermeni kökenli bir ustanın yanında antika işiyle tanıştım. 14-16 yaşları arasında plastik ve otomotiv yedek parça sektöründe çıraklık yaptım. Fabrikada doğrudan üretimin içinde yer aldım. Çırak olarak başladım ve zaman içerisinde ustabaşılığına kadar yükseldim.O dönemde çocukların okuldan arta kalan zamanlarında bir ustanın yanında çalışması ve meslek öğrenmesi yaygındı. Ben de bu kültürün içinde yetiştim. Bugün sahip olduğum mesleki birikimin temelinde o yıllarda öğrendiğim disiplin ve çalışma anlayışı bulunuyor. Antika, Kuyumculuk ve Dil İş hayatınıza nasıl başladınız ve bugüne kadar hangi alanlarda çalıştınız? Genç yaşta antika ve kuyumculuk sektöründe çalışmaya başladım. Antika işi bana yalnızca meslek kazandırmadı; tarih, kültür, sanat ve insan ilişkileri konusunda da çok şey öğretti. Farklı ülkelerden gelen insanlarla tanıştım. Bu nedenle Almanca, Fransızca ve İngilizceye ilgi duydum ve kendimi geliştirdim. Ardından askerlik görevimi Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde jandarma olarak yaptım. Askerlik benim için farklı bir hayat tecrübesiydi ve beni daha da olgunlaştırdı. Bodrum’da Turizm Yılları Askerlik sonrasında kariyeriniz nasıl devam etti? Askerlik sonrasında turizm sektörüne girdim. İşe bulaşıkçılık ve resepsiyon göreviyle başladım. Çalıştım, öğrendim ve kendimi geliştirdim. Sonunda Bodrum’da otel yöneticiliğine kadar yükseldim. Yaklaşık beş yıl otel yöneticiliği yaptım. O dönem Bodrum’a İngiltere, Almanya, Hollanda ve Belçika’dan turistler geliyordu. Yabancı şirketlerle bağlantılar kurduk. Küçük bir otel olmasına rağmen uluslararası anlamda önemli bir potansiyele sahipti. Bu dönem bana turizmi, insan ilişkilerini ve farklı kültürlerle iletişim kurmayı öğretti.   Türkiye’deki Kariyeri Geride Bırakmak Türkiye’de önemli bir kariyeriniz varken İngiltere’de yeniden başlamak zor olmadı mı? Kolay olmadı. Bodrum’da iyi bir kariyerim vardı. Turizm ve iş dünyasında önemli bir çevrem oluşmuştu. İzmir Hilton’dan da iş teklifi almıştım. Türkiye’de önümde önemli kariyer fırsatları vardı. Fakat hayatın getirdiği şartlar içerisinde eşimle birlikte Londra’da yaşamaya karar verdik. Türkiye’deki kariyerimi geride bırakarak Londra’da yeni bir hayata başladım. Her şeyi sıfırladım. Fakat yıllar içerisinde bunun doğru bir karar olduğunu gördüm. Londra’da 40 Yıllık Ustalık Londra’da iş hayatınız nasıl başladı? 1988 yılında İngiltere’ye geldim. 1990 yılından itibaren de resmi olarak kendi işimin başında oldum. Bursa’daki antika ve kuyumculuk tecrübemi, Bodrum’daki turizm birikimimi Londra’ya taşıdım. Bugün yaklaşık 40 yıldır aynı meslek çizgisinde hizmet veriyorum. Saat tamiri, antika saatler, duvar saatleri, masa saatleri, kurmalı ve otomatik saatler, mekanik saatler, mücevher ve aksesuarlarla ilgileniyoruz. Gözlük, çanta, kemer ve ayakkabı gibi ürünlerin tamir ve restorasyonlarını da yapıyoruz. “Saat Tamiri Sanattır” Saatçilik sizin için ne ifade ediyor? Bana göre saat tamiri sanattır. Özellikle mekanik saatlerde büyük bir hassasiyet gerekiyor. Saatin içerisinde küçücük parçalar var ve her parçanın ayrı bir görevi bulunuyor. Kullandığınız aletlerin ve aparatların kaliteli olması çok önemli. Ben bu konuda çok hassasım. Kullandığım ekipmanların önemli bir bölümü İsviçre yapımıdır. Bir saatin mekanizmasını sökmek, temizlemek, bakımını yapmak ve yeniden çalışır hâle getirmek benim için teknik bir işin ötesindedir. O saatin geçmişine dokunuyorsunuz. Atatürk Saati Dükkânınızda bulunan Atatürk saati dikkat çekiyor. Bu saatin hikâyesini anlatır mısınız? Bu saat benim için çok özel. Atatürk’ün kullandığı cep saatinin Omega tarafından üretildiği ve kendisine hediye edildiği anlatılıyor. Savaşta başarılı olduğu için Bulgar bir askere hediye edildiği ve daha sonra Bulgaristan’a götürüldüğü söyleniyor. Londra’da yaşayan Bulgar vatandaşların saatlerini zaman zaman tamir için bize getirmeleri sayesinde bu saatin hikâyesinden haberdar olduk. Antika işiyle uğraşan bir arkadaşımız bir gün bana böyle bir saatten bahsetti. Saatin sahibinin paraya ihtiyacı olduğunu ve internet üzerinden satmayı düşündüğünü söyledi. Fotoğrafını istedim. Bir saat sonra fotoğrafı geldi. Saati görünce çok beğendim. Güvendiğim arkadaşıma, “Usta, bu saati alalım.” dedim. Bulgaristan’a gidildi, aileden satın alındı ve Londra’ya getirildi. Ben de bakımını yaptım. Bugün hâlâ çalışıyor. Saniye dahi kaçırmıyor. Selanik’ten Bursa’ya Uzanan Aile Hikâyesi Ailenizin kökenlerinden söz eder misiniz? Bizim asıl kökenimiz Selanik. Dedelerimiz Selanik’ten gelmiş. Atatürk’le aynı köyden oldukları söyleniyor. Anne tarafımız ise Bulgaristan’ın Kırcaali bölgesinden geliyor. Biz Civan Ali’nin torunlarıyız. Dolayısıyla aile geçmişimizde Selanik’in, Bulgaristan’ın ve Anadolu’nun güçlü izleri bulunuyor.   Hayat Arkadaşına Vefa Hayatınızda sizi derinden etkileyen bir kayıp yaşadınız mı? Evet. Hayat arkadaşımı 2007 yılında kaybettim. Londra’da birlikte sıfırdan kurduğumuz hayatın benim için çok özel bir yeri var. Birlikte mücadele ettik, çalıştık, yeni bir hayat kurduk. Türkiye’den İngiltere’ye uzanan yolculuğumda onun yeri her zaman ayrı olacak. Gençlere Yol Gösteren Bir Usta Gençlere yönelik projeleriniz veya faaliyetleriniz var mı? Yıllar içerisinde edindiğim tecrübeleri gençlere aktarmaya önem veriyorum. Bir mesleği öğrenmenin en güzel yolu, işi bilen bir ustanın yanında yetişmektir. Ben de gençlere elimden geldiğince yol göstermeye, meslek öğretmeye ve tecrübelerimi paylaşmaya çalışıyorum. İngiltere’ye sonradan gelen veya iltica ederek burada yaşamaya başlayan insanlarımızın toplumun dışına kapanmalarını istemiyorum. İnsan kendisini geliştirmeli, toplumla iletişim kurmalı ve yaşadığı ülkenin hayatına katılmalı. Türk Toplumuna Mesaj İngiltere’de yaşayan Türk toplumunun karşılaştığı önemli sorunlar sizce nelerdir? İnsanların kendilerini sürekli geliştirmeleri gerektiğine inanıyorum. İngiltere’de yaşıyorsanız bu ülkenin kurallarını ve sistemini öğrenmeli ve bunlara saygı göstermelisiniz. Aynı zamanda kendi kültürünüzü de korumalısınız. İnsan alçak gönüllü ve mütevazı olmalı. Kaliteli, ince düşünceli, duygusal ve hassas olmalı. İnsanın duruşu çok önemlidir. Türk toplumuna ve özellikle gençlere tavsiyeleriniz nelerdir? Kendilerini geliştirsinler. Dil öğrensinler. Meslek sahibi olsunlar. İngiltere’nin kurallarını ve sistemini iyi öğrensinler. Yaşadıkları ülkeye ve topluma saygılı olsunlar. Kendi kültürlerini, tarihlerini ve değerlerini unutmasınlar. İnsan nereden geldiğini bilmeli ama nereye gittiğini de bilmeli. Ben gençlerimize şunu tavsiye ediyorum: Çalışın, öğrenin, kendinizi geliştirin ve insanlara saygınızı hiçbir zaman kaybetmeyin. Hayat bana şunu öğretti: İnsanın gerçek zenginliği sahip olduğu para veya makam değil; mesleği, itibarı, karakteri ve geride bıraktığı güzel izlerdir.  
Sabahattin Güvensen’in hayat hikâyesi, Bursa’da başlayan ve Londra’da yaklaşık kırk yıllık bir meslek hayatına uzanan güçlü bir emek ve azim hikâyesidir.

Kendi sözleriyle:

“Elleriyle çalışan işçi, elleri ve kafasıyla çalışan usta, elleri, kafası ve kalbiyle çalışan sanatkârdır.”

Sabahattin Güvensen’in hikâyesi, tam da bu anlayışın hayat bulmuş hâlidir.


Çocuklukta Başlayan Ustalık

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Ben Sabahattin Güvensen. 1961 yılında Bursa’da doğdum. Babam Bursa Kapalıçarşı’da esnaftı. Esnaflık ve zanaatkârlık kültürünün içinde büyüdüm. Küçük yaşlardan itibaren çalışmaya, üretmeye ve bir meslek öğrenmeye başladım. Bugün geriye baktığımda, çocukluk yıllarında kazandığım çalışma disiplininin hayatımda çok önemli bir yere sahip olduğunu görüyorum.


Nerede ve ne zaman doğdunuz?

1961 yılında Bursa’da doğdum. Çocukluğum ve gençliğim Bursa’da geçti. Ailem sayesinde küçük yaşlarda esnaflık kültürüyle tanıştım. Bursa’nın tarihi, Kapalıçarşı’nın hareketliliği ve ustaların dünyası benim yetişme sürecimde önemli rol oynadı.


Eğitimden Önce Hayatın Okulu

Eğitim hayatınızdan ve mesleğe ilk adımınızdan söz eder misiniz?

İlkokulu Bursa’da okudum. Ancak benim için asıl eğitim hayatın içerisinde başladı. Bursa’da Aynalı Çarşı’da Ermeni kökenli bir ustanın yanında antika işiyle tanıştım.
14-16 yaşları arasında plastik ve otomotiv yedek parça sektöründe çıraklık yaptım. Fabrikada doğrudan üretimin içinde yer aldım. Çırak olarak başladım ve zaman içerisinde ustabaşılığına kadar yükseldim.O dönemde çocukların okuldan arta kalan zamanlarında bir ustanın yanında çalışması ve meslek öğrenmesi yaygındı. Ben de bu kültürün içinde yetiştim.
Bugün sahip olduğum mesleki birikimin temelinde o yıllarda öğrendiğim disiplin ve çalışma anlayışı bulunuyor.


Antika, Kuyumculuk ve Dil

İş hayatınıza nasıl başladınız ve bugüne kadar hangi alanlarda çalıştınız?

Genç yaşta antika ve kuyumculuk sektöründe çalışmaya başladım. Antika işi bana yalnızca meslek kazandırmadı; tarih, kültür, sanat ve insan ilişkileri konusunda da çok şey öğretti.
Farklı ülkelerden gelen insanlarla tanıştım. Bu nedenle Almanca, Fransızca ve İngilizceye ilgi duydum ve kendimi geliştirdim. Ardından askerlik görevimi Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde jandarma olarak yaptım. Askerlik benim için farklı bir hayat tecrübesiydi ve beni daha da olgunlaştırdı.


Bodrum’da Turizm Yılları

Askerlik sonrasında kariyeriniz nasıl devam etti?

Askerlik sonrasında turizm sektörüne girdim. İşe bulaşıkçılık ve resepsiyon göreviyle başladım. Çalıştım, öğrendim ve kendimi geliştirdim. Sonunda Bodrum’da otel yöneticiliğine kadar yükseldim. Yaklaşık beş yıl otel yöneticiliği yaptım. O dönem Bodrum’a İngiltere, Almanya, Hollanda ve Belçika’dan turistler geliyordu. Yabancı şirketlerle bağlantılar kurduk.
Küçük bir otel olmasına rağmen uluslararası anlamda önemli bir potansiyele sahipti. Bu dönem bana turizmi, insan ilişkilerini ve farklı kültürlerle iletişim kurmayı öğretti.

 


Türkiye’deki Kariyeri Geride Bırakmak

Türkiye’de önemli bir kariyeriniz varken İngiltere’de yeniden başlamak zor olmadı mı?

Kolay olmadı. Bodrum’da iyi bir kariyerim vardı. Turizm ve iş dünyasında önemli bir çevrem oluşmuştu. İzmir Hilton’dan da iş teklifi almıştım. Türkiye’de önümde önemli kariyer fırsatları vardı. Fakat hayatın getirdiği şartlar içerisinde eşimle birlikte Londra’da yaşamaya karar verdik. Türkiye’deki kariyerimi geride bırakarak Londra’da yeni bir hayata başladım. Her şeyi sıfırladım. Fakat yıllar içerisinde bunun doğru bir karar olduğunu gördüm.


Londra’da 40 Yıllık Ustalık

Londra’da iş hayatınız nasıl başladı?

1988 yılında İngiltere’ye geldim. 1990 yılından itibaren de resmi olarak kendi işimin başında oldum. Bursa’daki antika ve kuyumculuk tecrübemi, Bodrum’daki turizm birikimimi Londra’ya taşıdım. Bugün yaklaşık 40 yıldır aynı meslek çizgisinde hizmet veriyorum. Saat tamiri, antika saatler, duvar saatleri, masa saatleri, kurmalı ve otomatik saatler, mekanik saatler, mücevher ve aksesuarlarla ilgileniyoruz. Gözlük, çanta, kemer ve ayakkabı gibi ürünlerin tamir ve restorasyonlarını da yapıyoruz.


“Saat Tamiri Sanattır”

Saatçilik sizin için ne ifade ediyor?

Bana göre saat tamiri sanattır. Özellikle mekanik saatlerde büyük bir hassasiyet gerekiyor. Saatin içerisinde küçücük parçalar var ve her parçanın ayrı bir görevi bulunuyor. Kullandığınız aletlerin ve aparatların kaliteli olması çok önemli. Ben bu konuda çok hassasım. Kullandığım ekipmanların önemli bir bölümü İsviçre yapımıdır. Bir saatin mekanizmasını sökmek, temizlemek, bakımını yapmak ve yeniden çalışır hâle getirmek benim için teknik bir işin ötesindedir. O saatin geçmişine dokunuyorsunuz.


Atatürk Saati

Dükkânınızda bulunan Atatürk saati dikkat çekiyor. Bu saatin hikâyesini anlatır mısınız?

Bu saat benim için çok özel. Atatürk’ün kullandığı cep saatinin Omega tarafından üretildiği ve kendisine hediye edildiği anlatılıyor. Savaşta başarılı olduğu için Bulgar bir askere hediye edildiği ve daha sonra Bulgaristan’a götürüldüğü söyleniyor. Londra’da yaşayan Bulgar vatandaşların saatlerini zaman zaman tamir için bize getirmeleri sayesinde bu saatin hikâyesinden haberdar olduk. Antika işiyle uğraşan bir arkadaşımız bir gün bana böyle bir saatten bahsetti. Saatin sahibinin paraya ihtiyacı olduğunu ve internet üzerinden satmayı düşündüğünü söyledi. Fotoğrafını istedim. Bir saat sonra fotoğrafı geldi. Saati görünce çok beğendim. Güvendiğim arkadaşıma, “Usta, bu saati alalım.” dedim.
Bulgaristan’a gidildi, aileden satın alındı ve Londra’ya getirildi. Ben de bakımını yaptım. Bugün hâlâ çalışıyor. Saniye dahi kaçırmıyor.


Selanik’ten Bursa’ya Uzanan Aile Hikâyesi

Ailenizin kökenlerinden söz eder misiniz?

Bizim asıl kökenimiz Selanik. Dedelerimiz Selanik’ten gelmiş. Atatürk’le aynı köyden oldukları söyleniyor. Anne tarafımız ise Bulgaristan’ın Kırcaali bölgesinden geliyor.
Biz Civan Ali’nin torunlarıyız. Dolayısıyla aile geçmişimizde Selanik’in, Bulgaristan’ın ve Anadolu’nun güçlü izleri bulunuyor.

 


Hayat Arkadaşına Vefa

Hayatınızda sizi derinden etkileyen bir kayıp yaşadınız mı?

Evet. Hayat arkadaşımı 2007 yılında kaybettim. Londra’da birlikte sıfırdan kurduğumuz hayatın benim için çok özel bir yeri var. Birlikte mücadele ettik, çalıştık, yeni bir hayat kurduk.
Türkiye’den İngiltere’ye uzanan yolculuğumda onun yeri her zaman ayrı olacak.


Gençlere Yol Gösteren Bir Usta

Gençlere yönelik projeleriniz veya faaliyetleriniz var mı?

Yıllar içerisinde edindiğim tecrübeleri gençlere aktarmaya önem veriyorum. Bir mesleği öğrenmenin en güzel yolu, işi bilen bir ustanın yanında yetişmektir. Ben de gençlere elimden geldiğince yol göstermeye, meslek öğretmeye ve tecrübelerimi paylaşmaya çalışıyorum. İngiltere’ye sonradan gelen veya iltica ederek burada yaşamaya başlayan insanlarımızın toplumun dışına kapanmalarını istemiyorum. İnsan kendisini geliştirmeli, toplumla iletişim kurmalı ve yaşadığı ülkenin hayatına katılmalı.


Türk Toplumuna Mesaj

İngiltere’de yaşayan Türk toplumunun karşılaştığı önemli sorunlar sizce nelerdir?

İnsanların kendilerini sürekli geliştirmeleri gerektiğine inanıyorum. İngiltere’de yaşıyorsanız bu ülkenin kurallarını ve sistemini öğrenmeli ve bunlara saygı göstermelisiniz. Aynı zamanda kendi kültürünüzü de korumalısınız. İnsan alçak gönüllü ve mütevazı olmalı. Kaliteli, ince düşünceli, duygusal ve hassas olmalı.

İnsanın duruşu çok önemlidir.


Türk toplumuna ve özellikle gençlere tavsiyeleriniz nelerdir?

Kendilerini geliştirsinler. Dil öğrensinler. Meslek sahibi olsunlar. İngiltere’nin kurallarını ve sistemini iyi öğrensinler. Yaşadıkları ülkeye ve topluma saygılı olsunlar. Kendi kültürlerini, tarihlerini ve değerlerini unutmasınlar. İnsan nereden geldiğini bilmeli ama nereye gittiğini de bilmeli.


Ben gençlerimize şunu tavsiye ediyorum:
Çalışın, öğrenin, kendinizi geliştirin ve insanlara saygınızı hiçbir zaman kaybetmeyin.


Hayat bana şunu öğretti:
İnsanın gerçek zenginliği sahip olduğu para veya makam değil; mesleği, itibarı, karakteri ve geride bıraktığı güzel izlerdir.


 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turkishpress.co.uk sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.