Şikayetler Vücudunuzun Tehlike Alarmıdır
"Şikayetler, vücudunuzun size ısrarla verdiği işaretlerdir; onları susturmak yerine dinlemek için hasta olmayı beklemeyin. Çünkü gripten migrene, diyabetten kansere kadar tüm hastalıkların temelinde, buzdağının su altında kalan o görünmez iltihaplanma zemini yatıyor."
Hasta değilsiniz fakat sabahları çok yorgun ve keyifsiz kalkıyorsunuz. Keşke biraz daha uyuyabilsem diye düşünüyorsunuz her sabah. Gün içinde enerjiniz çabuk tükeniyor, bazen bir adım bile atmak istemiyorsunuz.
Yemeklerden sonra yorgunluğunuz daha da artıyor. Hatta bir de uyku bastırıyor yemekten sonra, karşı koymak mümkün değil! Hazımsızlık şikayetiniz günden güne daha da artıyor. Üstelik kilo almaya da başladınız; aslında çok da bir şey yemiyorsunuz ama... Bazen sebebini anlayamadığınız mide bulantılarınız oluyor. Hatta bu sebeple yemek öğünlerini atladığınız da bir gerçek.
Bu mevsim geçişlerinde elinizden mendil düşmüyor. Sanki nezle, grip sadece sizin için var. Ağrı kesiciler ve antigribal ilaçlarla ayakta durmaya çalışıyorsunuz; yorgun ve bitkin bir şekilde... Enfeksiyonları atlatmanız haftalar sürüyor. Ama tam iyileştiniz derken yeni bir enfeksiyon başlıyor. Bu arada birkaç kutu antibiyotik de bitirmiş oluyorsunuz. Ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçlar zaten sürekli çantanızda…
Son zamanlarda sıklaşan baş ağrıları da yaşam kalitenizi iyice olumsuz etkiliyor. Ağrı kesicilerin dozunu artırdınız ama yine ağrılardan gözünüzü açamıyorsunuz. Kabızlık ve şişkinlik şikayetinizi düzeltecek bir çare henüz bulamadınız. Bitki çayları, komşu tavsiyeleri işe yaramadı bir türlü. Bazen üç gün, bazen bir hafta bağırsaklarınızda en ufak bir hareket olmuyor. Karnınızdaki şişkinlik de arttıkça artıyor bu arada…
Bütün bunlar ve daha birçok şikayet, vücudunuzun size ısrarla işaret vermesidir. Bu şikayetlerin hücresel temelde farklı birçok sebebi vardır. Hücrelerinizde her an gerçekleşen binlerce yaşamsal olay döngüsündeki bazı eksiklik ve yetersizlikler zamanla birikerek birer şikayete dönüşür. Çünkü hücrelerde gerçekleşen bu olaylar birbiriyle çok yakın etkileşim halindedir. Dolayısıyla bir eksiklik ve yetersizlik, buna bağlı başka süreçleri de etkileyecektir.
Örneğin hücresel düzeydeki susuzluk, hem iltihap olaylarını artırır hem de hücrelerinizde üretilen moleküllerin bozuk yapıda üretilmesine yol açar. Bunlar da o moleküllerin kullanıldığı süreçleri olumsuz yönde etkiler. Ve bu olumsuzluklar bir zincirleme etkileşim halinde artarak devam eder.
Bu olumsuz döngüyü kırmak için yapılması gereken, en temel noktada yani hücresel düzeydeki sebeplere odaklanmaktır. Bu sebepleri tespit edip ortadan kaldırmak, sizi hem mevcut şikayetlerden kurtarır hem de bu şikayetlerin birikip hastalık olarak karşınıza çıkmasını önler.
Bu temel sebepleri ortaya çıkarmak için ana hatlarıyla şu şunları kapsayacak bir sistem uygulamak sizi çözüme çok daha hızlı ulaştıracaktır:
- Detaylı Analiz: Öncelikle şikayetlerinizle ilgili gerekli testlerin detaylıca yapılması,
- Kişiselleştirilmiş Yaşam Planı: Vücudunuzda bu şikayetlere zemin hazırlayan beslenme ve yaşam alışkanlıklarınızın yeniden, adım adım size göre düzenlenmesi,
- Hücresel Takviye: Vücudunuzdaki eksik mineral ve vitamin düzeylerinin tespit edilerek uygun takviyeler kullanarak tamamlanması.
Bütün bunların profesyonel bir destek alarak uygulanmasında temel ve ilk hedef, vücuttaki inflamasyon (iltihaplanma) zeminini ortadan kaldırmaktır. Çünkü yapılan araştırmalar; gripten migrene, diyabetten kansere kadar bütün akut veya kronik hastalıkların temelinde vücuttaki sistemik ve/veya lokal inflamasyon olduğunu göstermektedir.
Yani, buzdağını ortadan kaldırmak için öncelikle buzdağının suyun altında kalan kısmını analiz etmeli, anlamalı ve burayı hedef almalıyız. Şikayet ve hastalıklarınıza bu bakış açısıyla yaklaştığınızda ve bu yolda gerekenleri yaptığınızda, kaç yaşında olursanız olun zaten sürdürülebilir ve yönetilebilir bir sağlıklı yaşamınız olacaktır.
Kısaca, sağlığınızı düzeltmek için hasta olmayı beklemeyin...
Böylesi her bakımdan daha kolay ve daha keyifli...