Ruby’nin gözünde kaybolmuşsun, ben gecede yön bulanım,
Sen tahtına güvenirsin… ben yıkımdan doğanım.
Kutsalı susturup altınla örttün bütün yarayı,
Ben bir kurt sessizliğiyle parçalarım o sarayı.
Şimşekten korkan sendin, şimdi yıldırım kesilmişsin,
Kendi gölgene secde edip tanrı oldum demişsin.
Beni kimseyle karıştırma… ben başka bir soydanım,
Gök yeleli, bulut gözlü, kartal kanatlı kurttan olmayım.
Bir gece ineceğim sessizliğin bağrından,
Ne tahtın kalacak ayakta… ismin silinecek zamandan

Özelden birçok kişi şiirimde ne anlatmak istediğimi sorduğu için mısra mısra bir açıklama yapmak istedim.
‘Ruby’nin gözünde kaybolmuşsun’ derken; insanın gösterişte, tutkuda ve sahte parıltıda özünü kaybetmesini anlattım.
‘Ben gecede yön bulanım’ sözüyle de karanlıkta bile yolunu kaybetmeyen bir iradeyi kastettim.
‘Sen tahtına güvenirsin’ derken gücünü makamdan ve sahip olduklarından alan insanı anlattım.
‘Ben yıkımdan doğanım’ diyerek de benim için gerçek gücün yaşanan acılardan ve mücadeleden doğduğunu söyledim.
‘Kutsalı susturup altınla örttün bütün yarayı’ mısrasında; maneviyatın ve hakikatin para, makam vesaire ile örtülmesini eleştirdim.
‘Ben bir kurt sessizliğiyle parçalarım o sarayı’ derken de gerçek gücün bağırmakta değil; sessiz, sabırlı ve kararlı olmakta olduğunu anlattım.
‘Şimşekten korkan sendin, şimdi yıldırım kesilmişsin’ sözüyle; korkularını unutan insanların zamanla sahte bir güce bürünmesini kastettim.
‘Kendi gölgene secde edip tanrı oldum demişsin’ mısrasında ise insanın kendi egosuna tapacak kadar kibirlenmesini anlattım.
‘Beni kimseyle karıştırma… ben başka bir soydanım’ derken mesele kan değil; karakter, ruh ve duruş meselesidir demek istedim.
‘Gök yeleli, bulut gözlü, kartal kanatlı kurt’ sözleriyle de özgürlüğü, mücadeleyi, ileri görüşlülüğü ve kökünü unutmayan ruhu anlattım.
‘Bir gece ineceğim sessizliğin bağrından’ derken; gerçek değişimlerin çoğu zaman sessiz geldiğini vurguladım.
‘Ne tahtın kalacak ayakta… ismin silinecek zamandan’ sözüyle de gücünü sadece kibirden alan hiçbir düzenin sonsuza kadar sürmeyeceğini, hiç var olmamış gibi yok olacağını anlatmak istedim.
Kısacası bu şiirde bir kişiyi değil; iki farklı medeniyet anlayışını, iki farklı ruh hâlini anlattım.
Ötesi de var mıdır? Neden olmasın…