Gürkan Karaçam
Köşe Yazarı
Gürkan Karaçam
 

Çağın Yangınından Neslin İhyasına: Kalbin Devrimi

Bir medeniyetin kaderi, sınır boylarında çekilen kılıçlardan veya göklerde süzülen çelik kanatlardan önce, zihinlerin ve kalplerin haritasında çizilir. Bugün göğsümüzü kabartan millî teknoloji hamlelerimiz, toprağımızı koruyan İHA’larımız ve SİHA’larımız hiç şüphesiz bağımsızlığımızın nişanesidir. Fakat unutmayalım ki; ruhen işgal edilmiş bir neslin elinde en gelişmiş silah bile bir savunma aracına değil, kendi özüne yönelecek bir tehdide dönüşebilir. Bu bağlamda bizi ayakta tutan asıl güç, yüksek teknolojimizden evvel, o teknolojiyi sevk eden ahlakımız ve sarsılmaz imanımızdır ya da öyle olmalıdır mı deseydim...   Bakın; nesil yetiştirmek, bir milletin her dem yeniden doğması demektir ve bu noktada çok ama çok zorlandığımız kesin. Lakin bugün doğan her yeni kuşak, küresel kültürün dijital illüzyonları arasında adeta zihnen ve ruhen fetret devrini yaşamaktadır. Bu ortamda kalbin ve zihnin ortaklığıyla içselleştirilmemiş, sadece şekilden ibaret kalmış bir inanç, çağın kasırgaları karşısında tutunamaz. Dolayısıyla okullarımızda müfredatın ötesine geçip hakiki imanı, takvanın ve İslam ahlakının diriltici özünü evlatlarımızın ruhuna nakşetmek zorundayız. Aksi takdirde, madden var ama manen ölü bir neslin elinde en parlak zaferler bile tarihin tozlu sayfalarında birer seraba dönüşür.   Altını çiziyorum bu manevi ihyanın önündeki en büyük engel ise sınır tanımayan, ahlaki hiçbir süzgeci bulunmayan dijital mecralardır. Bugün sosyal medya ve YouTube gibi platformlar, sadece birer iletişim aracı değil; değerlerimizi, mahremiyetimizi ve zihin dünyamızı kemiren küresel birer operasyon alanıdır. Tekrar ediyorum; Bugün sosyal medya ve YouTube gibi platformlar, sadece birer iletişim aracı değil; değerlerimizi, mahremiyetimizi ve zihin dünyamızı kemiren küresel birer operasyon alanıdır.  Devlet, evlatlarının zihnini zehirleyen bu mecraları ya en katı filtrelerle denetim altına almalı ya da radikal bir irade göstererek kapatmalıdır.   Belirtmeliyim ki yalnızca yasaklamak da kafi değildir; asıl mesele alternatif üretebilme kudretidir. Zaman kaybetmeksizin, kendi milli, ahlaki ve insani değerlerimizle yoğrulmuş dijital platformlarımızı inşa etmek mecburiyetindeyiz. Bunu yapmaz, kendi medeniyet değerlerimizin aktığı kanalları açmazsak, başkalarının açtığı zehirli kanallarda boğulmaya mahkûm kalırız. Zihni ve ahlakı küresel mecralarca devşirilmiş bir gençlikten, yarın bu vatanın mukaddesatına sahip çıkmasını bekleyemeyiz ve o gün geldiğinde, gurur duyduğumuz hiçbir teknolojik hamle bizi, o bekleyen korkunç akıbetten kurtarmaya yetmeyecektir. Ki bu kuru nasihatle ya da makalelerle olacak iş değildir. Filmler, belgeseller, diziler, animasyonlar, çizgi filmler, müzikler, klipler, podcastler vesaire ile taarruza geçmeliyiz...   Artık geçici olanın cazibesine kapılmaktan, bu fani dünyanın ilüzyonlarını sevmekten vazgeçip özümüze dönme vaktidir. Çünkü insan zihni ne kadar bilgiyle dolarsa dolsun, ruh ancak kaynağına döndüğünde sükûna erer. Nitekim kelam-ı ilahi de bize en yalın hakikati fısıldar: “Şüphesiz kalpler ancak Allah’ı zikretmekle tatmin olur.” Kalbi tatmin olmuş, zihnini hakikatle doyurmuş bir nesil; işte bizim gerçek istikbalimiz ve en büyük zaferimiz olacaktır. Geç kalmadan diyorum ki, geç kaldıklarımız hakkını helal eder inşaallah... Şimdi değilse ne zaman...      
Ekleme Tarihi: 26 Temmuz 2026 -Pazar
Gürkan Karaçam

Çağın Yangınından Neslin İhyasına: Kalbin Devrimi

Bir medeniyetin kaderi, sınır boylarında çekilen kılıçlardan veya göklerde süzülen çelik kanatlardan önce, zihinlerin ve kalplerin haritasında çizilir. Bugün göğsümüzü kabartan millî teknoloji hamlelerimiz, toprağımızı koruyan İHA’larımız ve SİHA’larımız hiç şüphesiz bağımsızlığımızın nişanesidir. Fakat unutmayalım ki; ruhen işgal edilmiş bir neslin elinde en gelişmiş silah bile bir savunma aracına değil, kendi özüne yönelecek bir tehdide dönüşebilir. Bu bağlamda bizi ayakta tutan asıl güç, yüksek teknolojimizden evvel, o teknolojiyi sevk eden ahlakımız ve sarsılmaz imanımızdır ya da öyle olmalıdır mı deseydim...

 

Bakın; nesil yetiştirmek, bir milletin her dem yeniden doğması demektir ve bu noktada çok ama çok zorlandığımız kesin. Lakin bugün doğan her yeni kuşak, küresel kültürün dijital illüzyonları arasında adeta zihnen ve ruhen fetret devrini yaşamaktadır. Bu ortamda kalbin ve zihnin ortaklığıyla içselleştirilmemiş, sadece şekilden ibaret kalmış bir inanç, çağın kasırgaları karşısında tutunamaz. Dolayısıyla okullarımızda müfredatın ötesine geçip hakiki imanı, takvanın ve İslam ahlakının diriltici özünü evlatlarımızın ruhuna nakşetmek zorundayız. Aksi takdirde, madden var ama manen ölü bir neslin elinde en parlak zaferler bile tarihin tozlu sayfalarında birer seraba dönüşür.

 

Altını çiziyorum bu manevi ihyanın önündeki en büyük engel ise sınır tanımayan, ahlaki hiçbir süzgeci bulunmayan dijital mecralardır. Bugün sosyal medya ve YouTube gibi platformlar, sadece birer iletişim aracı değil; değerlerimizi, mahremiyetimizi ve zihin dünyamızı kemiren küresel birer operasyon alanıdır. Tekrar ediyorum; Bugün sosyal medya ve YouTube gibi platformlar, sadece birer iletişim aracı değil; değerlerimizi, mahremiyetimizi ve zihin dünyamızı kemiren küresel birer operasyon alanıdır.  Devlet, evlatlarının zihnini zehirleyen bu mecraları ya en katı filtrelerle denetim altına almalı ya da radikal bir irade göstererek kapatmalıdır.

 

Belirtmeliyim ki yalnızca yasaklamak da kafi değildir; asıl mesele alternatif üretebilme kudretidir. Zaman kaybetmeksizin, kendi milli, ahlaki ve insani değerlerimizle yoğrulmuş dijital platformlarımızı inşa etmek mecburiyetindeyiz. Bunu yapmaz, kendi medeniyet değerlerimizin aktığı kanalları açmazsak, başkalarının açtığı zehirli kanallarda boğulmaya mahkûm kalırız. Zihni ve ahlakı küresel mecralarca devşirilmiş bir gençlikten, yarın bu vatanın mukaddesatına sahip çıkmasını bekleyemeyiz ve o gün geldiğinde, gurur duyduğumuz hiçbir teknolojik hamle bizi, o bekleyen korkunç akıbetten kurtarmaya yetmeyecektir. Ki bu kuru nasihatle ya da makalelerle olacak iş değildir. Filmler, belgeseller, diziler, animasyonlar, çizgi filmler, müzikler, klipler, podcastler vesaire ile taarruza geçmeliyiz...

 

Artık geçici olanın cazibesine kapılmaktan, bu fani dünyanın ilüzyonlarını sevmekten vazgeçip özümüze dönme vaktidir. Çünkü insan zihni ne kadar bilgiyle dolarsa dolsun, ruh ancak kaynağına döndüğünde sükûna erer. Nitekim kelam-ı ilahi de bize en yalın hakikati fısıldar: “Şüphesiz kalpler ancak Allah’ı zikretmekle tatmin olur.” Kalbi tatmin olmuş, zihnini hakikatle doyurmuş bir nesil; işte bizim gerçek istikbalimiz ve en büyük zaferimiz olacaktır. Geç kalmadan diyorum ki, geç kaldıklarımız hakkını helal eder inşaallah... Şimdi değilse ne zaman...

 

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turkishpress.co.uk sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.