Kognitif Kopuş Nedir?
Kognitif kopuş; bir toplumun genç kuşağının fiziksel olarak ülkesinde yaşarken, zihinsel referans sistemini, değer hiyerarşisini ve gelecek tahayyülünü farklı kültürel ve dijital merkezlerden inşa etmesi durumudur.
Bu bir beyin göçü değildir. Bu bir zihinsel koordinat değişimidir.
“İnsan bulunduğu yerde değil, düşündüğü yerde yaşar.”
Bugün Türkiye’de tartışmamız gereken mesele tam olarak budur.
Beyin Göçü Tartışması Neyi Görmezden Geliyor?
Türkiye uzun süredir “beyin göçü”nü konuşuyor. Nitelikli gençlerin yurt dışına gitmesi, daha iyi ekonomik şartlar araması, akademik özgürlük beklentisi… Fakat daha az konuşulan bir gerçek var: Gitmeyenlerin zihinsel yönelimi.
Bir genç Türkiye’de yaşıyor olabilir ama günlük bilgi akışının %80’ini küresel platformlardan alıyorsa, rol modelleri ağırlıklı olarak yabancı içerik üreticilerse, gelecek hayalini Türkiye dışında kuruyorsa, ortada sadece ekonomik bir tercih değil, zihinsel bir yön değişimi vardır ve bu durum sosyolojik bir kırılmadır.
Dijital Platformlar ve Zihinsel Referans Değişimi
Bugün genç kuşak: Kültürel kodlarını dijital içeriklerden öğreniyor, kimlik inşasını sosyal medya üzerinden yapıyor, başarı tanımını küresel ölçütlere göre belirliyor.
Peki bu doğal bir küreselleşme süreci midir?
Hayır.
Ancak mesele HAYIR meselesi değildir: Mesele; Türkiye bu sürecin Aktif hızlandırıcısı mı, yoksa pasif destekçisi mi?
“Üreten zihin özgürdür, tüketen zihin yönlendirilir.”
Ve kognitif kopuş, üretim gücünün zayıfladığı yerde hızlanır.
Aidiyet Nasıl Zayıflar?
Aidiyet, sadece hukuki vatandaşlık değildir. Aidiyet; gelecek tahayyülünün o toprakla ilişki kurmasıdır. Gençler arasında yapılan birçok araştırmada (özellikle büyükşehir üniversitelerinde) şu eğilim dikkat çekiyor: Yurt dışında yaşama isteği yüksek, Türkiye’de uzun vadeli kariyer beklentisi düşük, kamusal kurumlara güven sınırlı.
Bu tablo, bir “ihanet” göstergesi değildir. Bu tablo, bir “anlam krizi” göstergesidir.
“İnsan umut gördüğü yere bağlanır.”
Eğer bir genç, bu coğrafyada anlam ve gelecek görmüyorsa; zihinsel kopuş kaçınılmazdır.
Kognitif Kopuşun 4 Temel Göstergesi
1. Gelecek Hayalinin Coğrafi Kayması
Hayat planlarının büyük kısmı yurt dışı merkezli.
2. Kültürel Referansın Küreselleşmesi
Mizah, gündem, estetik anlayışı yerel değil küresel akımlarla şekilleniyor.
3. Kimlik Tanımında Belirsizlik
Milli kimlik, bireysel kimlik ve küresel kimlik arasında gerilim.
4. Kamusal Güvene Mesafe
Devlet, kurum ve siyasetle duygusal bağın zayıflaması. Bu unsurlar birleştiğinde, gençlerin toplumla zihinsel bütünlüğü gevşer.
Bu Bir Tehdit mi, Yoksa Dönüşüm mü?
Kognitif kopuşu sadece “tehdit” olarak görmek eksik olur. Bu aynı zamanda küresel çağın doğal sonucudur ancak kritik soru şudur: Türkiye bu dönüşümü yönetebilecek bir zihinsel stratejiye sahip mi?
Eğer bir ülke; kendi dijital kültürünü üretemiyorsa, gençlerine küresel ölçekte rekabet imkânı sunamıyorsa, eğitim sistemini eleştirel düşünceyle güçlendiremiyorsa, zihinsel aidiyet zayıflar.
Bu bir yasak meselesi değil, rekabet meselesidir.
“Zihinler yasakla değil, vizyonla kazanılır.”
Kognitif Egemenlik Perspektifi
Çözüm gençleri suçlamak değildir. Çözüm dünyayı kapatmak değildir. Çözüm; Küresel sisteme entegre ama zihinsel olarak özgüvenli, yerel değer üretimini güçlendiren, eğitimde analitik düşünceyi merkeze alan bir stratejidir.
Kognitif egemenlik; içine kapanmak değil, kendi zihinsel ağırlık merkezini kurmaktır.
“Güçlü devlet, önce zihinsel merkezini inşa eder.”
Yeni Nesil Bu Ülkeye mi Ait ?
Belki soru tersinden sorulmalı: Bu ülke, yeni neslin zihinsel ihtiyaçlarına cevap verebiliyor mu? Aidiyet, tek taraflı bir talep değildir. Karşılıklı bir inşa sürecidir. Eğer genç; Bu coğrafyada değer üretebileceğine inanırsa, küresel ölçekte rekabet edebileceğini görürse, kimliğini baskı altında değil, özgüvenle tanımlayabilirse, kognitif kopuş değil, kognitif güçlenme yaşanır.
Türkiye’nin önündeki asıl mesele sınır güvenliği değildir; zihinsel bütünlük meselesidir.
“Toprak kaybı telafi edilebilir fakat zihin kaybı nesiller boyu sürer.”