Erbakan Uyarıyor
GÜNDEM
13.06.2019 - 03:14, Güncelleme:
13.06.2019 - 03:14
Erbakan Uyarıyor
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Dr. Fatih Erbakan: ülkemizin karşı karşıya kaldığı yeni “Johnson Mektubu”nu çağrıştıran, haksız ve tek taraflı olarak alınmış olan bu karara karşı Türkiye’nin menfaatleri doğrultusunda atılacak olan gerekli adımları Yeniden Refah Partisi olarak destekleyeceğimizi ve ayrıca savunma sanayinde dışa bağımlılığımız neticesinde ortaya çıkan bu sıkıntılar vesilesi ile bir kez daha Türkiye olarak yüzde yüz yerli ve millî savunma sistemlerimizin hayata geçirilmesi için gerekli adımları süratle atmamız gerektiğini ifade etmek isteriz.
Dr. Fatih Erbakan'dan uyarı niteliğinde açıklama
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Temsilciler Meclisi Türkiye'nin S-400’leri alması halinde F-35 programından çıkartılmasını ve ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) yaptırımlarının devreye girmesini öngören karar tasarısını oy birliğiyle kabul edilmesine ilişkin olarak Yeniden Refah Partisi genel başkanı Dr. Fatih Erbakan uyarı niteliğinde bir açıklama yaptı.
Dr. Fatih Erbakan
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı
F-35 meselesine ilişkin “ABD-Türkiye İttifakına Yönelik Endişelerin İfade Edilmesi” başlıklı kararda Türkiye'ye Rus silahları satın almasından vazgeçmesi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a da ABD-Türkiye ilişkilerini riske atabilecek şekilde Rusya ile askeri ilişkiler geliştirmekten kaçınması çağrısı yapılıyor.
İşte Dr. Fatih Erbakan'ın uyarı niteliğindeki O açıklaması
F35 BASIN AÇIKLAMASI
ABD Başkanı Lyndon B. Jonhson tarafından 5 Haziran 1964 tarihinde dönemin başbakanı İsmet İnönü’ye gönderilen; “Türkiye Hükümeti’nin, Kıbrıs'ın bir kısmını askeri kuvvetle işgal etmek üzere müdahalede bulunmaya karar vermeyi tasarladığı hakkında Büyükelçi Hare vasıtasıyla sizden ve Dışişleri Bakanınızdan aldığım haber beni ciddi surette endişeye sevk etmektedir” ifadesinin yer aldığı ve tarihe “Johnson Mektubu” olarak geçen mektup Türkiye’ye açık bir ültimatom niteliğinde idi.
Benzer şekilde, 10 Haziran 2019 tarihinde ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Siyonist Elito Engel ve Mc Caul tarafından ABD Temsilciler Meclisi’ne sunulan ve kabul edilen “ABD-Türkiye ittifakına yönelik endişelerin ifade edilmesi” ile ilgili karar metninde ön yargılı bir şekilde Türkiye’nin KKTC’de işgalci olarak tanımlanması söz konusu metni “Johnson Mektubu” kadar ağır bir belge haline getirmektedir.
Aynı ABD’nin, demokrasi ve insan hakları getirme vaadiyle Afganistan, Irak ve Somali’de yüzbinlerce insanın kanına ve canına mal olan kendi işgallerini görmezden gelmesi ve Türkiye’nin uluslararası hukuka uygun bir şekilde garantör ülke olarak Kıbrıs Türkü’nün can ve mal güvenliğini sağlamasını ise ‘işgal’ olarak nitelemesi açıkça çifte standartçı bir yaklaşımdır ve hiçbir şekilde kabul edilemez.
Elito Engel’in, Türkiye’nin S-400’leri alması durumunda 27 Temmuz 2017 tarihinde oy birliği ile kabul edilen CAATSA, yani “Amerika`nın Düşmanlarına Karşı Yaptırımlarla Mücadele Yasası” gereği ambargo konulan Rusya ile savunma alanında işbirliğinden dolayı Türkiye'ye karşı da yaptırımların başlatılacağı hususunu hatırlatması karşısında şimdiden gerekli tedbirlerin alınması son derece önemlidir.
Harvard Üniversitesi’nden Prof. Dr. Stephen Martin Walt'ın; "Ortadoğu’da, Türkiye dâhil, hiçbir güçlü ülke istemiyoruz. İran’da da Mollalar olmasa dahi İran'ın güçlenmesi durumunda mutlaka müdahale edilecektir" ifadesi de aslında Amerikan Yönetimi’nin gerçek politikasının bir yansımasıdır.
Temsilciler Meclisi’nin karar metninde Türkiye’nin Amerika’nın operasyon ve ihtiyaçlarına destek veren önemli bir askerî müttefik olarak işaret edilmesi ise, Türkiye’nin bağımsız bir ülke olmaktan çok, ABD’nin askeri isteklerini tek taraflı olarak yerine getiren bir ülke imajı verilmeye çalışılması da devletlerarası diplomasi kurallarının hiçe sayıldığı bir durumu ortaya koymaktadır. Bu da gösteriyor ki, ABD için “müttefiklik” sadece kayıtsız-şartsız ABD’nin çıkarlarına hizmet olarak görülmektedir.
Sonuç olarak, ülkemizin karşı karşıya kaldığı yeni “Johnson Mektubu”nu çağrıştıran, haksız ve tek taraflı olarak alınmış olan bu karara karşı Türkiye’nin menfaatleri doğrultusunda atılacak olan gerekli adımları Yeniden Refah Partisi olarak destekleyeceğimizi ve ayrıca savunma sanayinde dışa bağımlılığımız neticesinde ortaya çıkan bu sıkıntılar vesilesi ile bir kez daha Türkiye olarak yüzde yüz yerli ve millî savunma sistemlerimizin hayata geçirilmesi için gerekli adımları süratle atmamız gerektiğini ifade etmek isteriz.
Dr. Fatih Erbakan
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Dr. Fatih Erbakan: ülkemizin karşı karşıya kaldığı yeni “Johnson Mektubu”nu çağrıştıran, haksız ve tek taraflı olarak alınmış olan bu karara karşı Türkiye’nin menfaatleri doğrultusunda atılacak olan gerekli adımları Yeniden Refah Partisi olarak destekleyeceğimizi ve ayrıca savunma sanayinde dışa bağımlılığımız neticesinde ortaya çıkan bu sıkıntılar vesilesi ile bir kez daha Türkiye olarak yüzde yüz yerli ve millî savunma sistemlerimizin hayata geçirilmesi için gerekli adımları süratle atmamız gerektiğini ifade etmek isteriz.
Dr. Fatih Erbakan'dan uyarı niteliğinde açıklama
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Temsilciler Meclisi Türkiye'nin S-400’leri alması halinde F-35 programından çıkartılmasını ve ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) yaptırımlarının devreye girmesini öngören karar tasarısını oy birliğiyle kabul edilmesine ilişkin olarak Yeniden Refah Partisi genel başkanı Dr. Fatih Erbakan uyarı niteliğinde bir açıklama yaptı.

Dr. Fatih Erbakan
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı
F-35 meselesine ilişkin “ABD-Türkiye İttifakına Yönelik Endişelerin İfade Edilmesi” başlıklı kararda Türkiye'ye Rus silahları satın almasından vazgeçmesi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a da ABD-Türkiye ilişkilerini riske atabilecek şekilde Rusya ile askeri ilişkiler geliştirmekten kaçınması çağrısı yapılıyor.
İşte Dr. Fatih Erbakan'ın uyarı niteliğindeki O açıklaması
F35 BASIN AÇIKLAMASI

ABD Başkanı Lyndon B. Jonhson tarafından 5 Haziran 1964 tarihinde dönemin başbakanı İsmet İnönü’ye gönderilen; “Türkiye Hükümeti’nin, Kıbrıs'ın bir kısmını askeri kuvvetle işgal etmek üzere müdahalede bulunmaya karar vermeyi tasarladığı hakkında Büyükelçi Hare vasıtasıyla sizden ve Dışişleri Bakanınızdan aldığım haber beni ciddi surette endişeye sevk etmektedir” ifadesinin yer aldığı ve tarihe “Johnson Mektubu” olarak geçen mektup Türkiye’ye açık bir ültimatom niteliğinde idi.
Benzer şekilde, 10 Haziran 2019 tarihinde ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Siyonist Elito Engel ve Mc Caul tarafından ABD Temsilciler Meclisi’ne sunulan ve kabul edilen “ABD-Türkiye ittifakına yönelik endişelerin ifade edilmesi” ile ilgili karar metninde ön yargılı bir şekilde Türkiye’nin KKTC’de işgalci olarak tanımlanması söz konusu metni “Johnson Mektubu” kadar ağır bir belge haline getirmektedir.
Aynı ABD’nin, demokrasi ve insan hakları getirme vaadiyle Afganistan, Irak ve Somali’de yüzbinlerce insanın kanına ve canına mal olan kendi işgallerini görmezden gelmesi ve Türkiye’nin uluslararası hukuka uygun bir şekilde garantör ülke olarak Kıbrıs Türkü’nün can ve mal güvenliğini sağlamasını ise ‘işgal’ olarak nitelemesi açıkça çifte standartçı bir yaklaşımdır ve hiçbir şekilde kabul edilemez.
Elito Engel’in, Türkiye’nin S-400’leri alması durumunda 27 Temmuz 2017 tarihinde oy birliği ile kabul edilen CAATSA, yani “Amerika`nın Düşmanlarına Karşı Yaptırımlarla Mücadele Yasası” gereği ambargo konulan Rusya ile savunma alanında işbirliğinden dolayı Türkiye'ye karşı da yaptırımların başlatılacağı hususunu hatırlatması karşısında şimdiden gerekli tedbirlerin alınması son derece önemlidir.
Harvard Üniversitesi’nden Prof. Dr. Stephen Martin Walt'ın; "Ortadoğu’da, Türkiye dâhil, hiçbir güçlü ülke istemiyoruz. İran’da da Mollalar olmasa dahi İran'ın güçlenmesi durumunda mutlaka müdahale edilecektir" ifadesi de aslında Amerikan Yönetimi’nin gerçek politikasının bir yansımasıdır.
Temsilciler Meclisi’nin karar metninde Türkiye’nin Amerika’nın operasyon ve ihtiyaçlarına destek veren önemli bir askerî müttefik olarak işaret edilmesi ise, Türkiye’nin bağımsız bir ülke olmaktan çok, ABD’nin askeri isteklerini tek taraflı olarak yerine getiren bir ülke imajı verilmeye çalışılması da devletlerarası diplomasi kurallarının hiçe sayıldığı bir durumu ortaya koymaktadır. Bu da gösteriyor ki, ABD için “müttefiklik” sadece kayıtsız-şartsız ABD’nin çıkarlarına hizmet olarak görülmektedir.
Sonuç olarak, ülkemizin karşı karşıya kaldığı yeni “Johnson Mektubu”nu çağrıştıran, haksız ve tek taraflı olarak alınmış olan bu karara karşı Türkiye’nin menfaatleri doğrultusunda atılacak olan gerekli adımları Yeniden Refah Partisi olarak destekleyeceğimizi ve ayrıca savunma sanayinde dışa bağımlılığımız neticesinde ortaya çıkan bu sıkıntılar vesilesi ile bir kez daha Türkiye olarak yüzde yüz yerli ve millî savunma sistemlerimizin hayata geçirilmesi için gerekli adımları süratle atmamız gerektiğini ifade etmek isteriz.
Dr. Fatih Erbakan
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı





Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Temsilciler Meclisi Türkiye'nin S-400’leri alması halinde F-35 programından çıkartılmasını ve ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) yaptırımlarının devreye girmesini öngören karar tasarısını oy birliğiyle kabul edilmesine ilişkin olarak Yeniden Refah Partisi genel başkanı Dr. Fatih Erbakan uyarı niteliğinde bir açıklama yaptı.

Dr. Fatih Erbakan
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı
F-35 meselesine ilişkin “ABD-Türkiye İttifakına Yönelik Endişelerin İfade Edilmesi” başlıklı kararda Türkiye'ye Rus silahları satın almasından vazgeçmesi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a da ABD-Türkiye ilişkilerini riske atabilecek şekilde Rusya ile askeri ilişkiler geliştirmekten kaçınması çağrısı yapılıyor.
İşte Dr. Fatih Erbakan'ın uyarı niteliğindeki O açıklaması
F35 BASIN AÇIKLAMASI

ABD Başkanı Lyndon B. Jonhson tarafından 5 Haziran 1964 tarihinde dönemin başbakanı İsmet İnönü’ye gönderilen; “Türkiye Hükümeti’nin, Kıbrıs'ın bir kısmını askeri kuvvetle işgal etmek üzere müdahalede bulunmaya karar vermeyi tasarladığı hakkında Büyükelçi Hare vasıtasıyla sizden ve Dışişleri Bakanınızdan aldığım haber beni ciddi surette endişeye sevk etmektedir” ifadesinin yer aldığı ve tarihe “Johnson Mektubu” olarak geçen mektup Türkiye’ye açık bir ültimatom niteliğinde idi.
Benzer şekilde, 10 Haziran 2019 tarihinde ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Siyonist Elito Engel ve Mc Caul tarafından ABD Temsilciler Meclisi’ne sunulan ve kabul edilen “ABD-Türkiye ittifakına yönelik endişelerin ifade edilmesi” ile ilgili karar metninde ön yargılı bir şekilde Türkiye’nin KKTC’de işgalci olarak tanımlanması söz konusu metni “Johnson Mektubu” kadar ağır bir belge haline getirmektedir.
Aynı ABD’nin, demokrasi ve insan hakları getirme vaadiyle Afganistan, Irak ve Somali’de yüzbinlerce insanın kanına ve canına mal olan kendi işgallerini görmezden gelmesi ve Türkiye’nin uluslararası hukuka uygun bir şekilde garantör ülke olarak Kıbrıs Türkü’nün can ve mal güvenliğini sağlamasını ise ‘işgal’ olarak nitelemesi açıkça çifte standartçı bir yaklaşımdır ve hiçbir şekilde kabul edilemez.
Elito Engel’in, Türkiye’nin S-400’leri alması durumunda 27 Temmuz 2017 tarihinde oy birliği ile kabul edilen CAATSA, yani “Amerika`nın Düşmanlarına Karşı Yaptırımlarla Mücadele Yasası” gereği ambargo konulan Rusya ile savunma alanında işbirliğinden dolayı Türkiye'ye karşı da yaptırımların başlatılacağı hususunu hatırlatması karşısında şimdiden gerekli tedbirlerin alınması son derece önemlidir.
Harvard Üniversitesi’nden Prof. Dr. Stephen Martin Walt'ın; "Ortadoğu’da, Türkiye dâhil, hiçbir güçlü ülke istemiyoruz. İran’da da Mollalar olmasa dahi İran'ın güçlenmesi durumunda mutlaka müdahale edilecektir" ifadesi de aslında Amerikan Yönetimi’nin gerçek politikasının bir yansımasıdır.
Temsilciler Meclisi’nin karar metninde Türkiye’nin Amerika’nın operasyon ve ihtiyaçlarına destek veren önemli bir askerî müttefik olarak işaret edilmesi ise, Türkiye’nin bağımsız bir ülke olmaktan çok, ABD’nin askeri isteklerini tek taraflı olarak yerine getiren bir ülke imajı verilmeye çalışılması da devletlerarası diplomasi kurallarının hiçe sayıldığı bir durumu ortaya koymaktadır. Bu da gösteriyor ki, ABD için “müttefiklik” sadece kayıtsız-şartsız ABD’nin çıkarlarına hizmet olarak görülmektedir.
Sonuç olarak, ülkemizin karşı karşıya kaldığı yeni “Johnson Mektubu”nu çağrıştıran, haksız ve tek taraflı olarak alınmış olan bu karara karşı Türkiye’nin menfaatleri doğrultusunda atılacak olan gerekli adımları Yeniden Refah Partisi olarak destekleyeceğimizi ve ayrıca savunma sanayinde dışa bağımlılığımız neticesinde ortaya çıkan bu sıkıntılar vesilesi ile bir kez daha Türkiye olarak yüzde yüz yerli ve millî savunma sistemlerimizin hayata geçirilmesi için gerekli adımları süratle atmamız gerektiğini ifade etmek isteriz.
Dr. Fatih Erbakan
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı





Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.