Zeynep Dere -ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ UZMANI
Köşe Yazarı
Zeynep Dere -ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ UZMANI
 

EBEVEYNLİĞİN GİZLİ MUCİZESİ: UMUT AŞILAMAK

“En derin çıkmazlardan kurtulmanın tek yolu, umudun kanatlarına tutunup yavaş yavaş yükselmektir.” Her gün yeniden doğmuş gibi hissettiren, her sabaha sevinçle gözlerini açtıran sebeptir umut. Bazen küçük bir inanç; bazen de insanı hayata bağlayan çok güçlü bir sebeptir. İnsana yaşama heyecanı veren, mücadele etme gücünü göstermesine vesile olandır. İnsan nefes aldığı sürece her zaman bir umut vardır. Ancak son zamanlarda özelliklerde gençlerde ve çoğu insanlarda geleceğe dair bir karamsarlık ve umutsuzluk söylemlerine şahitlik ediyoruz maalesef ki. Oysa umut var olmaktı, nefes almaktı, atılan bir adımdı, sabah uyanacağına inanarak gözlerini yummak, sabah güneşi görebilmek üzere yumulan gözlerin açılmasıydı. Önce kendisi, sonra ailesi olmak üzere bütün sevdikleriyle birlikte yeni bir güne başlayabilmenin mucizesiydi umut. Sabah evlerde başlayan telaşe, koşturmaca, çocuk sesleri, dışardaki kuş cıvıltıları, araba kornaları… Dünyada olup biten her şey insanın var olmaya ve yarınlara dair umutlarının diri kalmasına bir vesiledir aslında. Uzak değil yakın zamanda ülke olarak yaşadığımız asrın felaketinden sonra bile evlerin duvarları yeniden yükseldi, bacalar yeniden tütmeye başladı. Okul bahçelerinden çocuk cıvıltıları yeniden yükseliyor. Bu insanoğlunun hayatın akışında yarınların bugünden güzel olacağına olan inancıydı. İnanmaktı umuttu, çaba göstermekti, çözüm yolları üreterek yeniden deneyebilmekti, oturup beklemek hiç değildi. Yapılan çalışmalar umut etmenin sevgi ile ve öz saygı ile ilişkili olduğunu ortaya koymuş. Sevgi varsa umut vardır. Sevgi gerçekliğin kendisidir ve sevgiyi de bu gerçeklik biçimlendirir. Sevgi umudu sürekli kılan güçlü bir etkendir. İstek, arzu ve ısrar etmeyi yoğunlaştırır, amaç kazandırır. Umut kavramı belirli bir durumun olumlu sonuçlanmasına ilişkin beklenti düzeyine yönelik olumlu bir yapı olarak tanımlanmaktadır.1  Umut kuramına göre çocukluk dönemi umudun temellerinin atıldığı kritik bir süreç olarak görülmektedir. Kurama göre umudun kalıtsal olmayıp tamamen öğrenilen bir düşünce olduğu ve umuda yönelik düşüncelerin iki yaşından itibaren oluşmaya başladığı öne sürülmektedir.2 Umudun öğrenilen bir yapı olması itibariyle gelişim süreci içerisinde meydana gelen değişimler ve yaşantılardan etkilendiği de bilinmektedir. Bu nedenle ebeveynlerin çocuklara umut aşılamaları ve karamsarlıktan uzak, avutucu yanılsamalardan öte gerçekçi umutlarla yaklaşmaları önemli. Anne babayla kurulan güvenli bağlanmanın da umudun gelişimi konusunda önemli olduğu söylenebilir. Anne ve babayla kurulan erken dönem etkileşimler, bebeğin ilgi görmek, bakımlarının yapılması ile ilgili içselleştirdiği olumlu durumlardır. Fiziksel olarak ihmal edilen, ihtiyaçları karşılanmayan, gerekli bakımı alamayan çocukların umutlu düşünmeyi öğrenemeyecekleri, destekten, tutarlılıktan yoksun bir çevrenin umudun gelişmesi için elverişli olmadığı düşünülmektedir. Başka bir ifadeyle, fiziksel ve psikolojik ihtiyaçları karşılanmayan sosyal çevrelerde büyüyen çocuklar, umut etmeyi öğrenme konusunda güçlük yaşamaktadır. Çocuklarda umut düzeyini yüksek tutmak için, çocukların nitelikli ve yeterli bakım almaları, destek ve ilgi görmeleri önemlidir. Yapılan bir çalışmada ilköğretim ikinci kademe çocuklarda umudu yüksek olan çocukların zorba/mağdur olma ihtimallerinin düşük olduğu gözlenmiştir.3   Yine ergenler üzerine yapılan bir araştırmada ergenlerin umut düzeyleriyle mutluluk arasında önemli bir etkisi olduğu görülmüştür.4   Farklı bir çalışmada ergenlerin umut düzeylerinin çevresel faktörler, öz yeterlik, akademik başarı durumlarıyla ilişkili olduğu gözlenmiştir. Üniversite öğrencileri ile yapılan çalışmalarda da benzer sonuçlar görülmüş ve umudun iyimserlik, iyi olma, psikolojik durum gibi konularda ruhsal açıdan önemli olduğu sonucuna varılmıştır.5   Yüksek umut düzeyinde olan bireylerin daha ulaşılması zor amaçlar edindikleri ve bu amaca ulaşmak için çabalarken, karşılaştıkları engelleri aşmak için de farklı çözüm yolları düşünebilmekte ve adım atma cesaretleri daha fazladır. Düşük umuda sahip bireyler ise çözüm yolları üretmekte daha isteksiz ve seçtikleri çözümler de daha zayıf ve belirsiz olmaktadır.6  Biliyoruz ki: Umudunu ve inancını yitirmeyenler, eninde sonunda kazananlardır. Hayat, insanı en hazırlıksız anında sınar. Bazen bütün yollar kapanır, sesi duyulmaz, çabaları karşılık bulmaz. İşte o anlarda yüreğine ferahlık veren, kulağına pes etmemesi gerektiğini fısıldayandır umut. Umut, yaşamı anlamlı kılan en güçlü ışıktır. En karanlık anlarda bile derinlerde saklıdır. Onu kaybetmek, yalnızca yarını değil, bugünü de karanlığa teslim etmektir. Umut, şartlara bağlı değildir. Asıl değerini, her şeyin bittiği sanılan anlarda gösterir. Çünkü umut, insanın içindeki direniştir. “Henüz bitmedi” diyebilmektir. Bir tohum gibidir. Karanlığa gömülür, bekler, sabreder. Üzerine basılır, fırtınalar kopar ama o vazgeçmez. Çünkü bilir: Güneşe ulaşmanın yolu, önce karanlıkta büyümekten geçer. Unutmamak gerekir ki gece ne kadar uzun olursa olsun, sabah mutlaka gelir. Kış ne kadar çetin geçerse geçsin biliriz ki en nihayetinde bitecek baharlar gelecektir. En nadide, en umut vadetmeyen kurumuş gibi görünen dallar bile rengarenk çiçekler açacaktır, insanoğluna umudun rengini gösterircesine. Önemli olan, içimizdeki umudumuzu kaybetmemektir. Çünkü umut, insanın kendine olan inancıdır. Ve insan, inandığı sürece her defasında yeniden ayağa kalkacak kadar güçlüdür. Umudunuz her daim var olsun efendim.   HAFTANIN ÖNERİSİ: Sizi hayata bağlayan umutlarınız nelerdir? Çocuklarınızla birlikte hayal kurmak ve hayallerinizi konuşmak önemli bir etkileşim olabilir.   1Lazarus, R. S. (1993). Frompsychologicalstresstotheemotions: A history of changingoutlooks. In L.W. Porter, & M. R. Rosenzweig (Eds.), Annualreview of psychology 44, (1–21). Palo Alto, CA: AnnualReviewsInc. 2Snyder, C. R.,Hoza, B., Pelham, W. E., Rapoff, M., Ware, L., &Danovsky, M. (1997). The developmentandvalidation of theChildren’sHopeScale. Journal of PediatricPsychology, 22 (3) 399 – 421. Snyder, C. R. (2005). Measuringhope in children. In K. A. Moore& L. H. Lippman (Eds.), What dochildrenneedtoflourish? Conceptualizingandmeasuringindicators of positive development (pp. 61-73). New York, NY: Springer. 3Atik, G., ve Kemer, G. (2009). Çocuklarda Umut Ölçeği’ninpsikometrik özellikleri: Geçerlik ve güvenirlik çalışması. İlköğretim Online, 8(2), 379-390. http://ilkogretimonline.org.tr/vol8say2/v8s2m9.pdf 4Cihangir-Çankaya, Z. ve Meydan, B (2017). Ergenlik Döneminde Mutluluk ve Umut. İnternational EjerCongress, Denizli. 5Shorey, H.S.,Little, T.D., Snyder, C.R., Kluck, B. ve Robitschek, C. (2007). Hopeandpersonal growthinitiativge: A comparison of positive, future-orientedconstructs. Personalityand IndividualDifferences, 43, 1917-1926. 6Snyder, C. R. (2000). Hypothesis: There is hope. In C. R. Snyder (Ed.), Handbook of hope: Theory, measures, andapplications (pp. 3-21). San Diego, CA: AcademicPress.  Snyder, C. R. (2002). Hopetheory: Rainbows in themind. PsychologicalInquiry, 13(4), 249-275.  Snyder, C. R. (2005). Measuringhope in children. In K. A. Moore& L. H. Lippman (Eds.), What dochildrenneedtoflourish? Conceptualizingandmeasuringindicators of positive development (pp. 61-73). New York, NY: Springer.        
Ekleme Tarihi: 28 Mart 2026 -Cumartesi
Zeynep Dere -ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ UZMANI

EBEVEYNLİĞİN GİZLİ MUCİZESİ: UMUT AŞILAMAK

“En derin çıkmazlardan kurtulmanın tek yolu, umudun kanatlarına tutunup yavaş yavaş yükselmektir.”

Her gün yeniden doğmuş gibi hissettiren, her sabaha sevinçle gözlerini açtıran sebeptir umut. Bazen küçük bir inanç; bazen de insanı hayata bağlayan çok güçlü bir sebeptir. İnsana yaşama heyecanı veren, mücadele etme gücünü göstermesine vesile olandır. İnsan nefes aldığı sürece her zaman bir umut vardır. Ancak son zamanlarda özelliklerde gençlerde ve çoğu insanlarda geleceğe dair bir karamsarlık ve umutsuzluk söylemlerine şahitlik ediyoruz maalesef ki. Oysa umut var olmaktı, nefes almaktı, atılan bir adımdı, sabah uyanacağına inanarak gözlerini yummak, sabah güneşi görebilmek üzere yumulan gözlerin açılmasıydı. Önce kendisi, sonra ailesi olmak üzere bütün sevdikleriyle birlikte yeni bir güne başlayabilmenin mucizesiydi umut. Sabah evlerde başlayan telaşe, koşturmaca, çocuk sesleri, dışardaki kuş cıvıltıları, araba kornaları… Dünyada olup biten her şey insanın var olmaya ve yarınlara dair umutlarının diri kalmasına bir vesiledir aslında.

Uzak değil yakın zamanda ülke olarak yaşadığımız asrın felaketinden sonra bile evlerin duvarları yeniden yükseldi, bacalar yeniden tütmeye başladı. Okul bahçelerinden çocuk cıvıltıları yeniden yükseliyor. Bu insanoğlunun hayatın akışında yarınların bugünden güzel olacağına olan inancıydı. İnanmaktı umuttu, çaba göstermekti, çözüm yolları üreterek yeniden deneyebilmekti, oturup beklemek hiç değildi.

Yapılan çalışmalar umut etmenin sevgi ile ve öz saygı ile ilişkili olduğunu ortaya koymuş. Sevgi varsa umut vardır. Sevgi gerçekliğin kendisidir ve sevgiyi de bu gerçeklik biçimlendirir. Sevgi umudu sürekli kılan güçlü bir etkendir. İstek, arzu ve ısrar etmeyi yoğunlaştırır, amaç kazandırır.

Umut kavramı belirli bir durumun olumlu sonuçlanmasına ilişkin beklenti düzeyine yönelik olumlu bir yapı olarak tanımlanmaktadır.1 

Umut kuramına göre çocukluk dönemi umudun temellerinin atıldığı kritik bir süreç olarak görülmektedir. Kurama göre umudun kalıtsal olmayıp tamamen öğrenilen bir düşünce olduğu ve umuda yönelik düşüncelerin iki yaşından itibaren oluşmaya başladığı öne sürülmektedir.2 Umudun öğrenilen bir yapı olması itibariyle gelişim süreci içerisinde meydana gelen değişimler ve yaşantılardan etkilendiği de bilinmektedir. Bu nedenle ebeveynlerin çocuklara umut aşılamaları ve karamsarlıktan uzak, avutucu yanılsamalardan öte gerçekçi umutlarla yaklaşmaları önemli. Anne babayla kurulan güvenli bağlanmanın da umudun gelişimi konusunda önemli olduğu söylenebilir.

Anne ve babayla kurulan erken dönem etkileşimler, bebeğin ilgi görmek, bakımlarının yapılması ile ilgili içselleştirdiği olumlu durumlardır. Fiziksel olarak ihmal edilen, ihtiyaçları karşılanmayan, gerekli bakımı alamayan çocukların umutlu düşünmeyi öğrenemeyecekleri, destekten, tutarlılıktan yoksun bir çevrenin umudun gelişmesi için elverişli olmadığı düşünülmektedir. Başka bir ifadeyle, fiziksel ve psikolojik ihtiyaçları karşılanmayan sosyal çevrelerde büyüyen çocuklar, umut etmeyi öğrenme konusunda güçlük yaşamaktadır. Çocuklarda umut düzeyini yüksek tutmak için, çocukların nitelikli ve yeterli bakım almaları, destek ve ilgi görmeleri önemlidir.

Yapılan bir çalışmada ilköğretim ikinci kademe çocuklarda umudu yüksek olan çocukların zorba/mağdur olma ihtimallerinin düşük olduğu gözlenmiştir.3  

Yine ergenler üzerine yapılan bir araştırmada ergenlerin umut düzeyleriyle mutluluk arasında önemli bir etkisi olduğu görülmüştür.4  

Farklı bir çalışmada ergenlerin umut düzeylerinin çevresel faktörler, öz yeterlik, akademik başarı durumlarıyla ilişkili olduğu gözlenmiştir.

Üniversite öğrencileri ile yapılan çalışmalarda da benzer sonuçlar görülmüş ve umudun iyimserlik, iyi olma, psikolojik durum gibi konularda ruhsal açıdan önemli olduğu sonucuna varılmıştır.5  

Yüksek umut düzeyinde olan bireylerin daha ulaşılması zor amaçlar edindikleri ve bu amaca ulaşmak için çabalarken, karşılaştıkları engelleri aşmak için de farklı çözüm yolları düşünebilmekte ve adım atma cesaretleri daha fazladır. Düşük umuda sahip bireyler ise çözüm yolları üretmekte daha isteksiz ve seçtikleri çözümler de daha zayıf ve belirsiz olmaktadır.6 

Biliyoruz ki:

Umudunu ve inancını yitirmeyenler, eninde sonunda kazananlardır. Hayat, insanı en hazırlıksız anında sınar. Bazen bütün yollar kapanır, sesi duyulmaz, çabaları karşılık bulmaz. İşte o anlarda yüreğine ferahlık veren, kulağına pes etmemesi gerektiğini fısıldayandır umut.

Umut, yaşamı anlamlı kılan en güçlü ışıktır. En karanlık anlarda bile derinlerde saklıdır. Onu kaybetmek, yalnızca yarını değil, bugünü de karanlığa teslim etmektir.

Umut, şartlara bağlı değildir. Asıl değerini, her şeyin bittiği sanılan anlarda gösterir. Çünkü umut, insanın içindeki direniştir. “Henüz bitmedi” diyebilmektir. Bir tohum gibidir. Karanlığa gömülür, bekler, sabreder. Üzerine basılır, fırtınalar kopar ama o vazgeçmez. Çünkü bilir: Güneşe ulaşmanın yolu, önce karanlıkta büyümekten geçer.

Unutmamak gerekir ki gece ne kadar uzun olursa olsun, sabah mutlaka gelir. Kış ne kadar çetin geçerse geçsin biliriz ki en nihayetinde bitecek baharlar gelecektir. En nadide, en umut vadetmeyen kurumuş gibi görünen dallar bile rengarenk çiçekler açacaktır, insanoğluna umudun rengini gösterircesine. Önemli olan, içimizdeki umudumuzu kaybetmemektir.

Çünkü umut, insanın kendine olan inancıdır.

Ve insan, inandığı sürece her defasında yeniden ayağa kalkacak kadar güçlüdür.

Umudunuz her daim var olsun efendim.

 

HAFTANIN ÖNERİSİ: Sizi hayata bağlayan umutlarınız nelerdir? Çocuklarınızla birlikte hayal kurmak ve hayallerinizi konuşmak önemli bir etkileşim olabilir.

 

1Lazarus, R. S. (1993). Frompsychologicalstresstotheemotions: A history of changingoutlooks. In L.W. Porter, & M. R. Rosenzweig (Eds.), Annualreview of psychology 44, (1–21). Palo Alto, CA: AnnualReviewsInc.

2Snyder, C. R.,Hoza, B., Pelham, W. E., Rapoff, M., Ware, L., &Danovsky, M. (1997). The developmentandvalidation of theChildren’sHopeScale. Journal of PediatricPsychology, 22 (3) 399 – 421.

Snyder, C. R. (2005). Measuringhope in children. In K. A. Moore& L. H. Lippman (Eds.), What dochildrenneedtoflourish? Conceptualizingandmeasuringindicators of positive development (pp. 61-73). New York, NY: Springer.

3Atik, G., ve Kemer, G. (2009). Çocuklarda Umut Ölçeği’ninpsikometrik özellikleri: Geçerlik ve güvenirlik çalışması. İlköğretim Online, 8(2), 379-390. http://ilkogretimonline.org.tr/vol8say2/v8s2m9.pdf

4Cihangir-Çankaya, Z. ve Meydan, B (2017). Ergenlik Döneminde Mutluluk ve Umut. İnternational EjerCongress, Denizli.

5Shorey, H.S.,Little, T.D., Snyder, C.R., Kluck, B. ve Robitschek, C. (2007). Hopeandpersonal growthinitiativge: A comparison of positive, future-orientedconstructs. Personalityand IndividualDifferences, 43, 1917-1926.

6Snyder, C. R. (2000). Hypothesis: There is hope. In C. R. Snyder (Ed.), Handbook of hope: Theory, measures, andapplications (pp. 3-21). San Diego, CA: AcademicPress. 

Snyder, C. R. (2002). Hopetheory: Rainbows in themind. PsychologicalInquiry, 13(4), 249-275. 

Snyder, C. R. (2005). Measuringhope in children. In K. A. Moore& L. H. Lippman (Eds.), What dochildrenneedtoflourish? Conceptualizingandmeasuringindicators of positive development (pp. 61-73). New York, NY: Springer.

 

 

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turkishpress.co.uk sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.