Zülküf Aydın/Gayrimenkul Danışmanı & Emlak Uzmanı
Köşe Yazarı
Zülküf Aydın/Gayrimenkul Danışmanı & Emlak Uzmanı
 

İngiltere’de kiralık ev talebi neden bitmiyor?

İngiltere’de konut piyasasını yıllardır takip edenlerin karşısına sürekli aynı soru çıkıyor: “Kiralar bu kadar yükselmesine rağmen neden kiralık eve olan talep hâlâ devam ediyor?” Bu sorunun cevabını yalnızca yüksek ev fiyatlarında veya faiz oranlarında aramak yeterli değil. İngiltere’de kiralık konut piyasasında bugün yaşananlar, aslında uzun yıllardır biriken daha büyük bir konut meselesinin sonucu. Bir tarafta büyüyen ve hareket halinde olan bir nüfus, öğrenciler, genç profesyoneller, aileler ve ülkeye çalışmak için gelen insanlar var. Diğer tarafta ise insanların ihtiyaç duyduğu yerde, ihtiyaç duyduğu miktarda ve karşılayabileceği fiyat seviyesinde yeterli konut üretmek kolay değil. Sonuç olarak kiralık konut, İngiltere’de artık yalnızca ev satın almadan önce geçirilen geçici bir dönem olmaktan çıkıyor. Birçok insan hayatının çok daha uzun bir bölümünü kiracı olarak geçiriyor. Rakamlar bize ne söylüyor? 2026 yazındaki tablo hâlâ dikkat çekici. İngiltere’de ortalama özel kira Haziran 2026 itibarıyla aylık £1,446 seviyesine ulaştı. Bu, bir önceki yıla göre %3,4 artış anlamına geliyor. Ancak burada önemli bir ayrıntı var: Kira artış hızı geçmiş yıllara göre yavaşlıyor. Bu aslında sağlıklı okunması gereken bir gelişme. Çünkü “kiralık konut talebi güçlü” demek, kiraların sonsuza kadar aynı hızla yükseleceği anlamına gelmiyor. Emlak piyasasında hiçbir trend sonsuza kadar aynı şekilde devam etmez. Asıl sorun: Arz Bugünkü kiralık konut piyasasını anlamak için yalnızca talebe değil, arz-talep dengesine bakmak gerekiyor. Piyasa verileri, kiralanabilir konut arzının birçok bölgede pandemi öncesindeki seviyelerin hâlâ altında olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla kiracı sayısının biraz azalması bile sorunu tamamen çözmüyor. Çünkü yeterli sayıda doğru konut piyasaya çıkmadığı sürece özellikle iş imkânlarının, üniversitelerin ve güçlü ulaşım bağlantılarının bulunduğu bölgelerde rekabet devam ediyor. Londra bunun en güzel örneklerinden biri. Londra’da kira artış hızı geçmiş yıllara göre ciddi biçimde yavaşlamış durumda. Buna rağmen kiralık konuta olan talep ortadan kalkmış değil. Bu bize çok önemli bir şey söylüyor: Talep ile kira artışı aynı şey değildir. Bir bölgede kiracı talebi güçlü olabilir; ancak insanların ödeme gücü sınırına yaklaşıldığında kiraların yükselme hızı yavaşlayabilir. Ev sahibi açısından da piyasa değişiyor Bu meselenin diğer tarafında ev sahipleri bulunuyor. Mortgage maliyetleri, bakım giderleri, service charge, sigorta, vergi ve artan düzenlemeler nedeniyle artık bir mülkü kiraya vermek geçmişe göre çok daha profesyonel yönetilmesi gereken bir iş haline geldi. 1 Mayıs 2026’da yürürlüğe giren Renters’ Rights düzenlemeleri de İngiltere’de özel kiralama sisteminde önemli değişiklikler getirdi. Bence burada yapılması gereken, meseleyi “kiracı mı haklı, ev sahibi mi?” tartışmasına dönüştürmek değil. Sağlıklı bir kiralık konut piyasası için iki tarafa da ihtiyaç var. Kiracının güvenli, kaliteli ve karşılayabileceği bir eve ihtiyacı var. Ev sahibinin ise yatırımını sürdürebileceği, kuralların açık olduğu ve maliyetlerini yönetebildiği bir sisteme ihtiyacı var. Bu denge bozulduğunda sonuçta bütün piyasa zarar görüyor. Yatırımcı için fırsat nerede? Kiralık konuta talebin güçlü olması, her kiralık mülkün iyi yatırım olduğu anlamına gelmez. Bence yatırımcıların yaptığı en büyük hatalardan biri de burada başlıyor. Bir bölgede kiraların yüksek olması tek başına yeterli değildir.   Önemli olan; Kiracı profili kim? İnsanlar neden o bölgede yaşamak istiyor? Ortalama ne kadar süre kalıyorlar? Yeni konut arzı ne kadar? Mortgage ve diğer giderlerden sonra net getiri ne? Mülk boş kaldığında yatırım ne kadar dayanabilir? Ve belki de en önemlisi: Bugünkü talep beş yıl sonra da orada olacak mı? İyi yatırımcı yalnızca bugünün kirasını hesaplamaz; geleceğin kiracısını da anlamaya çalışır.   Peki talep devam edecek mi? Benim görüşüm, İngiltere’de kiralık konut ihtiyacının orta ve uzun vadede önemini koruyacağı yönünde. Ancak bunun anlamı bütün bölgelerin ve bütün mülklerin aynı performansı göstereceği değildir. Önümüzdeki dönemde yatırımcı açısından en değerli mülkler; yalnızca “kiraya verilen evler” değil, insanların gerçekten yaşamak istediği yerlerde bulunan, ulaşımı güçlü, doğru fiyatlandırılmış ve toplam maliyeti yönetilebilir konutlar olacaktır. Çünkü İngiltere’nin asıl problemi yalnızca konut fiyatlarının yüksekliği değildir. Doğru yerde, doğru fiyatta ve yeterli miktarda konut bulunabilmesidir. Bu nedenle kiralık konut meselesine yalnızca yatırım getirisi üzerinden bakmamak gerekiyor. Bu aynı zamanda İngiltere’nin önümüzdeki yıllarda çözmek zorunda olduğu önemli bir sosyal ve ekonomik mesele. Kiralık konuta olan talep bize aslında tek bir şeyi hatırlatıyor: Bir ev yatırımcı için bir varlık olabilir; fakat içinde yaşayan insan için önce bir yuvadır. Sağlıklı bir emlak piyasası da ancak bu iki gerçeğin birlikte değerlendirildiği zaman kurulabilir.   Zülküf Aydın Founder | Managing Director Royal Way Property Investment Royal Way Property Investment ile geleceğinize güvenle yatırım yapın.
Ekleme Tarihi: 14 Ağustos 2026 -Cuma
Zülküf Aydın/Gayrimenkul Danışmanı & Emlak Uzmanı

İngiltere’de kiralık ev talebi neden bitmiyor?

İngiltere’de konut piyasasını yıllardır takip edenlerin karşısına sürekli aynı soru çıkıyor:

“Kiralar bu kadar yükselmesine rağmen neden kiralık eve olan talep hâlâ devam ediyor?”

Bu sorunun cevabını yalnızca yüksek ev fiyatlarında veya faiz oranlarında aramak yeterli değil. İngiltere’de kiralık konut piyasasında bugün yaşananlar, aslında uzun yıllardır biriken daha büyük bir konut meselesinin sonucu.

Bir tarafta büyüyen ve hareket halinde olan bir nüfus, öğrenciler, genç profesyoneller, aileler ve ülkeye çalışmak için gelen insanlar var.

Diğer tarafta ise insanların ihtiyaç duyduğu yerde, ihtiyaç duyduğu miktarda ve karşılayabileceği fiyat seviyesinde yeterli konut üretmek kolay değil.

Sonuç olarak kiralık konut, İngiltere’de artık yalnızca ev satın almadan önce geçirilen geçici bir dönem olmaktan çıkıyor. Birçok insan hayatının çok daha uzun bir bölümünü kiracı olarak geçiriyor.

Rakamlar bize ne söylüyor?

2026 yazındaki tablo hâlâ dikkat çekici.

İngiltere’de ortalama özel kira Haziran 2026 itibarıyla aylık £1,446 seviyesine ulaştı. Bu, bir önceki yıla göre %3,4 artış anlamına geliyor.

Ancak burada önemli bir ayrıntı var:

Kira artış hızı geçmiş yıllara göre yavaşlıyor.

Bu aslında sağlıklı okunması gereken bir gelişme. Çünkü “kiralık konut talebi güçlü” demek, kiraların sonsuza kadar aynı hızla yükseleceği anlamına gelmiyor.

Emlak piyasasında hiçbir trend sonsuza kadar aynı şekilde devam etmez.

Asıl sorun: Arz

Bugünkü kiralık konut piyasasını anlamak için yalnızca talebe değil, arz-talep dengesine bakmak gerekiyor.

Piyasa verileri, kiralanabilir konut arzının birçok bölgede pandemi öncesindeki seviyelerin hâlâ altında olduğunu gösteriyor.

Dolayısıyla kiracı sayısının biraz azalması bile sorunu tamamen çözmüyor.

Çünkü yeterli sayıda doğru konut piyasaya çıkmadığı sürece özellikle iş imkânlarının, üniversitelerin ve güçlü ulaşım bağlantılarının bulunduğu bölgelerde rekabet devam ediyor.

Londra bunun en güzel örneklerinden biri.

Londra’da kira artış hızı geçmiş yıllara göre ciddi biçimde yavaşlamış durumda. Buna rağmen kiralık konuta olan talep ortadan kalkmış değil.

Bu bize çok önemli bir şey söylüyor:

Talep ile kira artışı aynı şey değildir.

Bir bölgede kiracı talebi güçlü olabilir; ancak insanların ödeme gücü sınırına yaklaşıldığında kiraların yükselme hızı yavaşlayabilir.

Ev sahibi açısından da piyasa değişiyor

Bu meselenin diğer tarafında ev sahipleri bulunuyor.

Mortgage maliyetleri, bakım giderleri, service charge, sigorta, vergi ve artan düzenlemeler nedeniyle artık bir mülkü kiraya vermek geçmişe göre çok daha profesyonel yönetilmesi gereken bir iş haline geldi.

1 Mayıs 2026’da yürürlüğe giren Renters’ Rights düzenlemeleri de İngiltere’de özel kiralama sisteminde önemli değişiklikler getirdi.

Bence burada yapılması gereken, meseleyi “kiracı mı haklı, ev sahibi mi?” tartışmasına dönüştürmek değil.

Sağlıklı bir kiralık konut piyasası için iki tarafa da ihtiyaç var.

Kiracının güvenli, kaliteli ve karşılayabileceği bir eve ihtiyacı var.

Ev sahibinin ise yatırımını sürdürebileceği, kuralların açık olduğu ve maliyetlerini yönetebildiği bir sisteme ihtiyacı var.

Bu denge bozulduğunda sonuçta bütün piyasa zarar görüyor.

Yatırımcı için fırsat nerede?

Kiralık konuta talebin güçlü olması, her kiralık mülkün iyi yatırım olduğu anlamına gelmez.

Bence yatırımcıların yaptığı en büyük hatalardan biri de burada başlıyor.

Bir bölgede kiraların yüksek olması tek başına yeterli değildir.

 

Önemli olan;

Kiracı profili kim?

İnsanlar neden o bölgede yaşamak istiyor?

Ortalama ne kadar süre kalıyorlar?

Yeni konut arzı ne kadar?

Mortgage ve diğer giderlerden sonra net getiri ne?

Mülk boş kaldığında yatırım ne kadar dayanabilir?

Ve belki de en önemlisi:

Bugünkü talep beş yıl sonra da orada olacak mı?

İyi yatırımcı yalnızca bugünün kirasını hesaplamaz; geleceğin kiracısını da anlamaya çalışır.

 

Peki talep devam edecek mi?

Benim görüşüm, İngiltere’de kiralık konut ihtiyacının orta ve uzun vadede önemini koruyacağı yönünde.

Ancak bunun anlamı bütün bölgelerin ve bütün mülklerin aynı performansı göstereceği değildir.

Önümüzdeki dönemde yatırımcı açısından en değerli mülkler; yalnızca “kiraya verilen evler” değil, insanların gerçekten yaşamak istediği yerlerde bulunan, ulaşımı güçlü, doğru fiyatlandırılmış ve toplam maliyeti yönetilebilir konutlar olacaktır.

Çünkü İngiltere’nin asıl problemi yalnızca konut fiyatlarının yüksekliği değildir.

Doğru yerde, doğru fiyatta ve yeterli miktarda konut bulunabilmesidir.

Bu nedenle kiralık konut meselesine yalnızca yatırım getirisi üzerinden bakmamak gerekiyor.

Bu aynı zamanda İngiltere’nin önümüzdeki yıllarda çözmek zorunda olduğu önemli bir sosyal ve ekonomik mesele.

Kiralık konuta olan talep bize aslında tek bir şeyi hatırlatıyor:

Bir ev yatırımcı için bir varlık olabilir; fakat içinde yaşayan insan için önce bir yuvadır.

Sağlıklı bir emlak piyasası da ancak bu iki gerçeğin birlikte değerlendirildiği zaman kurulabilir.

 

Zülküf Aydın

Founder | Managing Director

Royal Way Property Investment

Royal Way Property Investment ile geleceğinize güvenle yatırım yapın.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turkishpress.co.uk sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.