Zülküf Aydın/Gayrimenkul Danışmanı & Emlak Uzmanı
Köşe Yazarı
Zülküf Aydın/Gayrimenkul Danışmanı & Emlak Uzmanı
 

Londra’da Ev Satmak Neden Zorlaşıyor? Pazarlık Gücü Alıcıya mı Geçiyor?

İngiltere gayrimenkul piyasasında son yıllarda yaşanan değişim, özellikle Londra'da konut alım satım dengelerini yeniden şekillendiriyor. Bir dönem satışa çıkarıldığı anda yoğun ilgi gören, kısa süre içerisinde teklif alan ve zaman zaman istenen fiyatın üzerinde satılabilen konutlar, bugün çok daha farklı bir piyasa ortamıyla karşı karşıya. Artık yalnızca bir mülkün iyi bir bölgede bulunması veya Londra'da olması, hızlı ve yüksek fiyatlı bir satış için yeterli değil. Alıcılar daha dikkatli, bankalar kredi değerlendirmelerinde daha seçici, yatırımcılar ise eskisinden çok daha fazla hesap yapıyor. Bu değişim beraberinde önemli bir soruyu getiriyor: Londra'da gayrimenkul piyasasında pazarlık gücü gerçekten satıcıdan alıcıya mı geçiyor? Bana göre bu sorunun cevabı, hangi bölgede ve hangi tür konuttan bahsettiğimize göre değişmekle birlikte, piyasanın önemli bir bölümünde alıcıların artık daha güçlü bir konumda olduğunu gösteriyor.   Rakamlar Ne Söylüyor? Eylül ayı sonunda yayımlanan Zoopla House Price Index verileri, İngiltere genelinde konut fiyatlarının yıllık artış hızının %0,8'e gerilediğini gösteriyor. Aynı dönemde satışa sunulan konut sayısı geçen yıla göre %5 artarken, üzerinde satış anlaşmasına varılan konut sayısı %9 azaldı. Bu iki rakamı birlikte değerlendirmek gerekiyor. Piyasada daha fazla satılık konut bulunmasına rağmen daha az satış anlaşması gerçekleşiyorsa, alıcıların seçenekleri artıyor demektir. Seçeneklerin artması ise doğal olarak fiyat karşılaştırmasını ve pazarlık imkânını güçlendiriyor. Londra açısından tablo daha da dikkat çekici. Zoopla verilerine göre başkentte konut fiyatları yıllık bazda yaklaşık %1 gerilerken, satışa çıkarılan konutların yalnızca %30'u ilk üç ay içerisinde alıcı bulabiliyor. Başka bir ifadeyle, Londra'da satışa çıkan her on konuttan yaklaşık yedisi üç ay içerisinde satış anlaşması aşamasına ulaşamıyor. Bu durum, Londra'daki bütün konutların değer kaybettiği veya artık satılamadığı anlamına gelmiyor. Ancak satıcıların fiyat beklentileriyle alıcıların ödeme kapasitesi arasındaki mesafenin büyüdüğünü gösteriyor.   Mortgage Faizleri Alıcıların Kararlarını Değiştiriyor Bugünkü piyasa koşullarını anlamak için yalnızca konut fiyatlarına bakmak yeterli değil. Asıl belirleyici unsurlardan biri, satın alma işleminin nasıl finanse edildiği. 2026 yılının başında yaklaşık %4 seviyesinde olan beş yıllık sabit mortgage oranları, Zoopla'nın Eylül karşılaştırmasında %5,2 seviyesine yükseldi. Bu değişimin alıcılar üzerindeki etkisi oldukça önemli. Zoopla hesaplamasına göre ortalama bir alıcının mortgage ödemesi yılın başına kıyasla aylık yaklaşık £150, yıllık ise £1.800 arttı. İngiltere Merkez Bankası'nın ağustos verilerinde de konut satın almaya yönelik mortgage onaylarının 54.900'e gerilediğini görüyoruz. Bu rakam, önceki altı ayın yaklaşık 60.100 olan ortalamasının altında. Burada önemli bir ayrıntı var: Bank of England'ın yeni kullandırılan mortgage kredileri için ölçtüğü fiilî ortalama faiz ağustosta %4,60 oldu. Bu oran, Zoopla'nın Eylül ayında belirli bir mortgage ürünü üzerinden yaptığı %5,2'lik karşılaştırmadan farklı bir ölçümdür. Ancak her iki veri de aynı temel soruna işaret ediyor: Konut finansmanı maliyeti, alıcıların kararlarında giderek daha belirleyici hale geliyor. Örneğin £400.000 değerindeki bir konutu satın almak isteyen kişinin £100.000 depozitosu olduğunu düşünelim. Geriye kalan £300.000 için 30 yıl vadeli bir mortgage kullanıldığında, yıllık %4 faizle yaklaşık £1.432 olan aylık ödeme, %5,2 faizle yaklaşık £1.647'ye yükseliyor. Aradaki fark aylık yaklaşık £215. Bu yalnızca örnek bir hesaplama. Gerçek mortgage teklifleri alıcının gelirine, kredi geçmişine, depozito oranına ve bankanın koşullarına göre değişebilir. Ancak alıcının karşı karşıya kaldığı tabloyu açıkça ortaya koyuyor. Aynı evi satın almak için daha yüksek aylık ödeme yapmak zorunda kalan bir kişi, doğal olarak satın alma bütçesini yeniden değerlendirmeye başlıyor. Bu nedenle bugün bazı alıcıların daha düşük fiyatlı konutlara yöneldiğini, bazılarının satın alma kararını ertelediğini, bazılarının ise satıcıdan daha yüksek indirim talep ettiğini görüyoruz.   Londra Tek Bir Konut Piyasası Değil Londra gayrimenkul piyasası değerlendirilirken yapılan en büyük hatalardan biri, bütün bölgelerin aynı şekilde hareket ettiğini düşünmek. Oysa Canary Wharf'taki yüksek katlı bir daire ile Tottenham'daki bahçeli bir evin alıcı profili aynı değil. Chelsea'deki lüks konut piyasasıyla Stratford'daki yeni projeler de aynı dinamiklerle çalışmıyor. Bir bölgede ulaşım bağlantıları, okul imkânları ve aile yaşamı öne çıkarken başka bir bölgede kira getirisi, uluslararası yatırımcı talebi veya yeni konut projeleri belirleyici olabiliyor. Üstelik konutun tipi de önemli. Zoopla'nın son verilerinde İngiltere genelinde daire fiyatları yıllık %1,3 gerilerken, yarı müstakil ev fiyatları %1,7 arttı. Bu ayrışma bize önemli bir şey anlatıyor: Piyasa tamamen durmuyor, ancak alıcıların tercihleri değişiyor. Özellikle apartman dairelerinde service charge, bina yönetim maliyetleri, leasehold şartları ve gelecekte oluşabilecek bakım giderleri satın alma kararını doğrudan etkiliyor. Bugün £350.000 değerindeki iki daireyi karşılaştıran bir alıcı, yalnızca satış fiyatına değil, yıllık service charge tutarına ve binanın uzun vadeli maliyetlerine de bakıyor. Dolayısıyla aynı sokakta bulunan iki benzer konut arasında bile ciddi talep farklılıkları oluşabiliyor.   Satıcıların En Büyük Hatası: Geçmiş Fiyatlara Takılı Kalmak Bugün konutunu satmak isteyen birçok ev sahibinin karşılaştığı temel sorunlardan biri, mülkünün değerini birkaç yıl önceki piyasa koşullarına göre değerlendirmesi. Örneğin 2022 veya 2023 yılında belirli bir fiyat seviyesine ulaşmış bir konutun bugün mutlaka daha yüksek fiyata satılması gerektiği düşünülüyor. Ancak gayrimenkul değerlemesi yalnızca geçmiş satış fiyatlarından oluşmaz. Güncel talep, benzer konutların gerçekleşmiş satış fiyatları, mortgage koşulları, mülkün durumu ve piyasadaki rakip ilanlar birlikte değerlendirilmelidir. Bir konutun £500.000 bedelle ilana çıkarılması, piyasa değerinin mutlaka £500.000 olduğu anlamına gelmez. Asıl önemli olan, finansman sağlayabilen ve satın almaya hazır bir alıcının hangi bedeli ödemeye istekli olduğudur. Burada satıcıların dikkat etmesi gereken başka bir nokta daha bulunuyor. Başlangıçta gerçekçi olmayan yüksek fiyatla satışa çıkarılan bir mülk, uzun süre ilanda kalabiliyor. Daha sonra yapılan fiyat indirimleri ise alıcılarda mülkle ilgili bir problem olup olmadığı sorusunu doğurabiliyor. Bu nedenle doğru fiyatlandırma, yalnızca satış bedelini değil, satış süresini de etkiliyor. Bana göre mevcut piyasa koşullarında başarılı bir satışın temelinde üç unsur bulunuyor: Gerçekçi fiyat, doğru pazarlama ve alıcının finansal durumunun iyi değerlendirilmesi.   New-Build Projeler İkinci El Piyasasını Nasıl Etkiliyor? Son dönemde dikkatle izlenmesi gereken bir başka gelişme de yeni konut geliştiricilerinin satış stratejileri. Developer şirketler bazı projelerde deposit contribution, Stamp Duty desteği, mortgage contribution veya farklı satın alma teşvikleri sunabiliyor. Bu kampanyalar her projede bulunmuyor ve koşulları değişiyor. Ancak uygulandıkları bölgelerde ikinci el konutlarla rekabeti etkileyebiliyorlar. Örneğin aynı bölgede £400.000 değerinde ikinci el bir daire ile benzer fiyatta yeni bir daire bulunduğunu düşünelim. Yeni projede geliştirici tarafından belirli bir satın alma desteği sunulması, alıcının toplam başlangıç maliyetini azaltabilir. Bu durumda ikinci el konut sahibi yalnızca satış fiyatını değil, rakip mülkün sunduğu toplam ekonomik avantajı da dikkate almak zorunda kalabilir. Elbette yeni konut her zaman daha iyi yatırım anlamına gelmez. New-build premium olarak bilinen fiyat farkı, service charge, teslim tarihi, garanti kapsamı ve aynı projedeki gelecekteki arz mutlaka değerlendirilmelidir. Ancak developer kampanyalarının ikinci el piyasası üzerindeki rekabet etkisini görmezden gelmek de doğru olmaz.   Yatırımcılar İçin Fırsat mı, Risk mi? Satışların yavaşlaması, yatırımcılar açısından bazı fırsatlar oluşturabilir. Özellikle uzun süredir satışta bulunan, gerçekçi fiyatlandırılmamış veya satıcının satış konusunda daha esnek olduğu mülklerde pazarlık imkânı artabilir. Ancak düşük fiyatla satın alınan her konut iyi yatırım değildir. Bir yatırımcının değerlendirmesi gereken temel unsur, satın alma fiyatının ötesinde mülkün uzun vadeli finansal performansıdır. Örneğin £250.000 bedelle satın alınan ve aylık £1.500 kira geliri sağlayan bir konutun yıllık brüt kira getirisi %7,2'dir. Ancak bu hesaplamaya service charge, sigorta, bakım, boş kalma süreleri, yönetim giderleri, finansman maliyetleri ve vergiler dahil değildir. Bu giderler hesaba katıldığında net getiri önemli ölçüde değişebilir. Bu nedenle yatırımcıların yalnızca ilandaki brüt kira getirisine odaklanması yeterli değil. Özellikle Londra'da yüksek service charge bulunan dairelerle daha düşük işletme maliyetlerine sahip mülkler arasında uzun vadede ciddi performans farkları oluşabilir. Bugünkü piyasada yatırımcı açısından en önemli avantaj, acele etmeden karşılaştırma yapabilmek ve satın alma kararını sağlam rakamlara dayandırmaktır.   Alıcılar İçin Gerçekten Doğru Zaman mı? Pazarlık gücünün artması, bütün alıcıların hemen konut satın alması gerektiği anlamına gelmiyor. Öncelikle kişinin gelirinin sürdürülebilir olması, depozito birikiminin yeterli bulunması ve mortgage ödemelerinin aile bütçesini zorlamaması gerekiyor. Ayrıca konut satın alırken yalnızca bugünkü faiz oranına göre değil, ileride karşılaşılabilecek farklı ekonomik senaryolara göre de planlama yapılmalı. Bununla birlikte, uzun vadeli oturum amacıyla konut arayan ve finansmanı hazır olan kişiler için daha fazla seçenek bulunması önemli bir avantaj. Özellikle daha önce yüksek rekabet nedeniyle teklif vermekte zorlanan alıcılar, bugün bazı bölgelerde mülkü daha ayrıntılı inceleme ve fiyat üzerinde müzakere etme imkânı bulabilir. Ancak doğru fırsatı belirlemek için bölgesel piyasa analizi şart.   Önümüzdeki Dönemde Londra'yı Ne Bekliyor? Önümüzdeki aylarda konut piyasasının yönünü belirleyecek temel unsurlar arasında mortgage faizleri, enflasyon, tüketici güveni, konut arzı ve hükümetin ekonomi politikaları yer alıyor. Ekim ayının ilk günlerinde yayımlanan veriler, kredi koşullarının yeniden sıkılaşmaya başladığına işaret ediyor. İngiltere Merkez Bankası'nın kredi koşulları araştırmasına göre, konut kredisi arzı üç yılın ardından ilk kez daralma gösterdi. Mortgage talebindeki zayıflama da piyasadaki temkinli görünümü destekliyor. Bununla birlikte, kredi koşullarının yeniden iyileşmesi veya faiz beklentilerinin değişmesi, alıcı talebini tekrar canlandırabilir. Bu nedenle Londra piyasasında sürekli ve bütün bölgelere yayılan bir fiyat düşüşü beklemek de, fiyatların kısa sürede yeniden güçlü artışa geçeceğini varsaymak da doğru olmaz. Bence önümüzdeki dönemin en belirgin özelliği, konutlar arasındaki performans farkının büyümesi olacak. Doğru bölgede, doğru fiyatla sunulan, bakım ve işletme maliyetleri makul konutlar alıcı bulmaya devam edebilir. Buna karşılık yüksek fiyat beklentisiyle piyasaya çıkan veya alıcı açısından önemli ek maliyetler taşıyan mülklerin satış süresi uzayabilir.   Sonuç: Piyasa Durmuyor, Dengeler Değişiyor Londra gayrimenkul piyasasında yaşanan gelişmeleri yalnızca fiyatların yükselmesi veya düşmesi üzerinden değerlendirmek yeterli değil. Bugün asıl değişim, alıcı ve satıcı arasındaki güç dengesinde yaşanıyor. Yüksek mortgage maliyetleri, artan konut seçenekleri ve daha seçici hale gelen alıcılar, özellikle satışların yavaş olduğu bölgelerde pazarlık gücünü alıcı tarafına kaydırıyor. Ancak bu durum, satıcıların mutlaka zarar edeceği veya yatırımcıların her mülkü indirimli satın alabileceği anlamına gelmiyor. Artık önemli olan yalnızca bir konuta sahip olmak değil, o konutun gerçek piyasa değerini doğru belirleyebilmek. Satıcılar için gerçekçi fiyatlandırma, alıcılar için finansal hazırlık, yatırımcılar için ise doğru analiz her zamankinden daha fazla önem taşıyor. Londra dünyanın önemli gayrimenkul merkezlerinden biri olmaya devam ediyor. Ancak güçlü bir şehirde bulunmak, her mülkün her fiyat seviyesinde doğru yatırım olduğu anlamına gelmez. Benim değerlendirmeme göre önümüzdeki dönemde kazananlar, piyasanın geçmişte nasıl çalıştığına değil, bugün nasıl değiştiğine odaklananlar olacak. Çünkü gayrimenkulde doğru karar, yalnızca doğru mülkü bulmakla değil, doğru fiyatı ve doğru zamanı birlikte değerlendirmekle verilir. Zülküf Aydın Founder & Managing Director Royal Way Property Investment www.royalway.co.uk  
Ekleme Tarihi: 12 Ekim 2026 -Pazartesi
Zülküf Aydın/Gayrimenkul Danışmanı & Emlak Uzmanı

Londra’da Ev Satmak Neden Zorlaşıyor? Pazarlık Gücü Alıcıya mı Geçiyor?

İngiltere gayrimenkul piyasasında son yıllarda yaşanan değişim, özellikle Londra'da konut alım satım dengelerini yeniden şekillendiriyor. Bir dönem satışa çıkarıldığı anda yoğun ilgi gören, kısa süre içerisinde teklif alan ve zaman zaman istenen fiyatın üzerinde satılabilen konutlar, bugün çok daha farklı bir piyasa ortamıyla karşı karşıya.

Artık yalnızca bir mülkün iyi bir bölgede bulunması veya Londra'da olması, hızlı ve yüksek fiyatlı bir satış için yeterli değil.

Alıcılar daha dikkatli, bankalar kredi değerlendirmelerinde daha seçici, yatırımcılar ise eskisinden çok daha fazla hesap yapıyor.

Bu değişim beraberinde önemli bir soruyu getiriyor: Londra'da gayrimenkul piyasasında pazarlık gücü gerçekten satıcıdan alıcıya mı geçiyor?

Bana göre bu sorunun cevabı, hangi bölgede ve hangi tür konuttan bahsettiğimize göre değişmekle birlikte, piyasanın önemli bir bölümünde alıcıların artık daha güçlü bir konumda olduğunu gösteriyor.

 

Rakamlar Ne Söylüyor?

Eylül ayı sonunda yayımlanan Zoopla House Price Index verileri, İngiltere genelinde konut fiyatlarının yıllık artış hızının %0,8'e gerilediğini gösteriyor. Aynı dönemde satışa sunulan konut sayısı geçen yıla göre %5 artarken, üzerinde satış anlaşmasına varılan konut sayısı %9 azaldı.

Bu iki rakamı birlikte değerlendirmek gerekiyor.

Piyasada daha fazla satılık konut bulunmasına rağmen daha az satış anlaşması gerçekleşiyorsa, alıcıların seçenekleri artıyor demektir. Seçeneklerin artması ise doğal olarak fiyat karşılaştırmasını ve pazarlık imkânını güçlendiriyor.

Londra açısından tablo daha da dikkat çekici.

Zoopla verilerine göre başkentte konut fiyatları yıllık bazda yaklaşık %1 gerilerken, satışa çıkarılan konutların yalnızca %30'u ilk üç ay içerisinde alıcı bulabiliyor.

Başka bir ifadeyle, Londra'da satışa çıkan her on konuttan yaklaşık yedisi üç ay içerisinde satış anlaşması aşamasına ulaşamıyor.

Bu durum, Londra'daki bütün konutların değer kaybettiği veya artık satılamadığı anlamına gelmiyor. Ancak satıcıların fiyat beklentileriyle alıcıların ödeme kapasitesi arasındaki mesafenin büyüdüğünü gösteriyor.

 

Mortgage Faizleri Alıcıların Kararlarını Değiştiriyor

Bugünkü piyasa koşullarını anlamak için yalnızca konut fiyatlarına bakmak yeterli değil. Asıl belirleyici unsurlardan biri, satın alma işleminin nasıl finanse edildiği.

2026 yılının başında yaklaşık %4 seviyesinde olan beş yıllık sabit mortgage oranları, Zoopla'nın Eylül karşılaştırmasında %5,2 seviyesine yükseldi.

Bu değişimin alıcılar üzerindeki etkisi oldukça önemli.

Zoopla hesaplamasına göre ortalama bir alıcının mortgage ödemesi yılın başına kıyasla aylık yaklaşık £150, yıllık ise £1.800 arttı.

İngiltere Merkez Bankası'nın ağustos verilerinde de konut satın almaya yönelik mortgage onaylarının 54.900'e gerilediğini görüyoruz. Bu rakam, önceki altı ayın yaklaşık 60.100 olan ortalamasının altında.

Burada önemli bir ayrıntı var: Bank of England'ın yeni kullandırılan mortgage kredileri için ölçtüğü fiilî ortalama faiz ağustosta %4,60 oldu. Bu oran, Zoopla'nın Eylül ayında belirli bir mortgage ürünü üzerinden yaptığı %5,2'lik karşılaştırmadan farklı bir ölçümdür.

Ancak her iki veri de aynı temel soruna işaret ediyor: Konut finansmanı maliyeti, alıcıların kararlarında giderek daha belirleyici hale geliyor.

Örneğin £400.000 değerindeki bir konutu satın almak isteyen kişinin £100.000 depozitosu olduğunu düşünelim.

Geriye kalan £300.000 için 30 yıl vadeli bir mortgage kullanıldığında, yıllık %4 faizle yaklaşık £1.432 olan aylık ödeme, %5,2 faizle yaklaşık £1.647'ye yükseliyor.

Aradaki fark aylık yaklaşık £215.

Bu yalnızca örnek bir hesaplama. Gerçek mortgage teklifleri alıcının gelirine, kredi geçmişine, depozito oranına ve bankanın koşullarına göre değişebilir.

Ancak alıcının karşı karşıya kaldığı tabloyu açıkça ortaya koyuyor.

Aynı evi satın almak için daha yüksek aylık ödeme yapmak zorunda kalan bir kişi, doğal olarak satın alma bütçesini yeniden değerlendirmeye başlıyor.

Bu nedenle bugün bazı alıcıların daha düşük fiyatlı konutlara yöneldiğini, bazılarının satın alma kararını ertelediğini, bazılarının ise satıcıdan daha yüksek indirim talep ettiğini görüyoruz.

 

Londra Tek Bir Konut Piyasası Değil

Londra gayrimenkul piyasası değerlendirilirken yapılan en büyük hatalardan biri, bütün bölgelerin aynı şekilde hareket ettiğini düşünmek.

Oysa Canary Wharf'taki yüksek katlı bir daire ile Tottenham'daki bahçeli bir evin alıcı profili aynı değil.

Chelsea'deki lüks konut piyasasıyla Stratford'daki yeni projeler de aynı dinamiklerle çalışmıyor.

Bir bölgede ulaşım bağlantıları, okul imkânları ve aile yaşamı öne çıkarken başka bir bölgede kira getirisi, uluslararası yatırımcı talebi veya yeni konut projeleri belirleyici olabiliyor.

Üstelik konutun tipi de önemli.

Zoopla'nın son verilerinde İngiltere genelinde daire fiyatları yıllık %1,3 gerilerken, yarı müstakil ev fiyatları %1,7 arttı.

Bu ayrışma bize önemli bir şey anlatıyor: Piyasa tamamen durmuyor, ancak alıcıların tercihleri değişiyor.

Özellikle apartman dairelerinde service charge, bina yönetim maliyetleri, leasehold şartları ve gelecekte oluşabilecek bakım giderleri satın alma kararını doğrudan etkiliyor.

Bugün £350.000 değerindeki iki daireyi karşılaştıran bir alıcı, yalnızca satış fiyatına değil, yıllık service charge tutarına ve binanın uzun vadeli maliyetlerine de bakıyor.

Dolayısıyla aynı sokakta bulunan iki benzer konut arasında bile ciddi talep farklılıkları oluşabiliyor.

 

Satıcıların En Büyük Hatası: Geçmiş Fiyatlara Takılı Kalmak

Bugün konutunu satmak isteyen birçok ev sahibinin karşılaştığı temel sorunlardan biri, mülkünün değerini birkaç yıl önceki piyasa koşullarına göre değerlendirmesi.

Örneğin 2022 veya 2023 yılında belirli bir fiyat seviyesine ulaşmış bir konutun bugün mutlaka daha yüksek fiyata satılması gerektiği düşünülüyor.

Ancak gayrimenkul değerlemesi yalnızca geçmiş satış fiyatlarından oluşmaz.

Güncel talep, benzer konutların gerçekleşmiş satış fiyatları, mortgage koşulları, mülkün durumu ve piyasadaki rakip ilanlar birlikte değerlendirilmelidir.

Bir konutun £500.000 bedelle ilana çıkarılması, piyasa değerinin mutlaka £500.000 olduğu anlamına gelmez.

Asıl önemli olan, finansman sağlayabilen ve satın almaya hazır bir alıcının hangi bedeli ödemeye istekli olduğudur.

Burada satıcıların dikkat etmesi gereken başka bir nokta daha bulunuyor.

Başlangıçta gerçekçi olmayan yüksek fiyatla satışa çıkarılan bir mülk, uzun süre ilanda kalabiliyor. Daha sonra yapılan fiyat indirimleri ise alıcılarda mülkle ilgili bir problem olup olmadığı sorusunu doğurabiliyor.

Bu nedenle doğru fiyatlandırma, yalnızca satış bedelini değil, satış süresini de etkiliyor.

Bana göre mevcut piyasa koşullarında başarılı bir satışın temelinde üç unsur bulunuyor: Gerçekçi fiyat, doğru pazarlama ve alıcının finansal durumunun iyi değerlendirilmesi.

 

New-Build Projeler İkinci El Piyasasını Nasıl Etkiliyor?

Son dönemde dikkatle izlenmesi gereken bir başka gelişme de yeni konut geliştiricilerinin satış stratejileri.

Developer şirketler bazı projelerde deposit contribution, Stamp Duty desteği, mortgage contribution veya farklı satın alma teşvikleri sunabiliyor.

Bu kampanyalar her projede bulunmuyor ve koşulları değişiyor. Ancak uygulandıkları bölgelerde ikinci el konutlarla rekabeti etkileyebiliyorlar.

Örneğin aynı bölgede £400.000 değerinde ikinci el bir daire ile benzer fiyatta yeni bir daire bulunduğunu düşünelim.

Yeni projede geliştirici tarafından belirli bir satın alma desteği sunulması, alıcının toplam başlangıç maliyetini azaltabilir.

Bu durumda ikinci el konut sahibi yalnızca satış fiyatını değil, rakip mülkün sunduğu toplam ekonomik avantajı da dikkate almak zorunda kalabilir.

Elbette yeni konut her zaman daha iyi yatırım anlamına gelmez.

New-build premium olarak bilinen fiyat farkı, service charge, teslim tarihi, garanti kapsamı ve aynı projedeki gelecekteki arz mutlaka değerlendirilmelidir.

Ancak developer kampanyalarının ikinci el piyasası üzerindeki rekabet etkisini görmezden gelmek de doğru olmaz.

 

Yatırımcılar İçin Fırsat mı, Risk mi?

Satışların yavaşlaması, yatırımcılar açısından bazı fırsatlar oluşturabilir.

Özellikle uzun süredir satışta bulunan, gerçekçi fiyatlandırılmamış veya satıcının satış konusunda daha esnek olduğu mülklerde pazarlık imkânı artabilir.

Ancak düşük fiyatla satın alınan her konut iyi yatırım değildir.

Bir yatırımcının değerlendirmesi gereken temel unsur, satın alma fiyatının ötesinde mülkün uzun vadeli finansal performansıdır.

Örneğin £250.000 bedelle satın alınan ve aylık £1.500 kira geliri sağlayan bir konutun yıllık brüt kira getirisi %7,2'dir.

Ancak bu hesaplamaya service charge, sigorta, bakım, boş kalma süreleri, yönetim giderleri, finansman maliyetleri ve vergiler dahil değildir.

Bu giderler hesaba katıldığında net getiri önemli ölçüde değişebilir.

Bu nedenle yatırımcıların yalnızca ilandaki brüt kira getirisine odaklanması yeterli değil.

Özellikle Londra'da yüksek service charge bulunan dairelerle daha düşük işletme maliyetlerine sahip mülkler arasında uzun vadede ciddi performans farkları oluşabilir.

Bugünkü piyasada yatırımcı açısından en önemli avantaj, acele etmeden karşılaştırma yapabilmek ve satın alma kararını sağlam rakamlara dayandırmaktır.

 

Alıcılar İçin Gerçekten Doğru Zaman mı?

Pazarlık gücünün artması, bütün alıcıların hemen konut satın alması gerektiği anlamına gelmiyor.

Öncelikle kişinin gelirinin sürdürülebilir olması, depozito birikiminin yeterli bulunması ve mortgage ödemelerinin aile bütçesini zorlamaması gerekiyor.

Ayrıca konut satın alırken yalnızca bugünkü faiz oranına göre değil, ileride karşılaşılabilecek farklı ekonomik senaryolara göre de planlama yapılmalı.

Bununla birlikte, uzun vadeli oturum amacıyla konut arayan ve finansmanı hazır olan kişiler için daha fazla seçenek bulunması önemli bir avantaj.

Özellikle daha önce yüksek rekabet nedeniyle teklif vermekte zorlanan alıcılar, bugün bazı bölgelerde mülkü daha ayrıntılı inceleme ve fiyat üzerinde müzakere etme imkânı bulabilir.

Ancak doğru fırsatı belirlemek için bölgesel piyasa analizi şart.

 

Önümüzdeki Dönemde Londra'yı Ne Bekliyor?

Önümüzdeki aylarda konut piyasasının yönünü belirleyecek temel unsurlar arasında mortgage faizleri, enflasyon, tüketici güveni, konut arzı ve hükümetin ekonomi politikaları yer alıyor.

Ekim ayının ilk günlerinde yayımlanan veriler, kredi koşullarının yeniden sıkılaşmaya başladığına işaret ediyor.

İngiltere Merkez Bankası'nın kredi koşulları araştırmasına göre, konut kredisi arzı üç yılın ardından ilk kez daralma gösterdi. Mortgage talebindeki zayıflama da piyasadaki temkinli görünümü destekliyor.

Bununla birlikte, kredi koşullarının yeniden iyileşmesi veya faiz beklentilerinin değişmesi, alıcı talebini tekrar canlandırabilir.

Bu nedenle Londra piyasasında sürekli ve bütün bölgelere yayılan bir fiyat düşüşü beklemek de, fiyatların kısa sürede yeniden güçlü artışa geçeceğini varsaymak da doğru olmaz.

Bence önümüzdeki dönemin en belirgin özelliği, konutlar arasındaki performans farkının büyümesi olacak.

Doğru bölgede, doğru fiyatla sunulan, bakım ve işletme maliyetleri makul konutlar alıcı bulmaya devam edebilir.

Buna karşılık yüksek fiyat beklentisiyle piyasaya çıkan veya alıcı açısından önemli ek maliyetler taşıyan mülklerin satış süresi uzayabilir.

 

Sonuç: Piyasa Durmuyor, Dengeler Değişiyor

Londra gayrimenkul piyasasında yaşanan gelişmeleri yalnızca fiyatların yükselmesi veya düşmesi üzerinden değerlendirmek yeterli değil.

Bugün asıl değişim, alıcı ve satıcı arasındaki güç dengesinde yaşanıyor.

Yüksek mortgage maliyetleri, artan konut seçenekleri ve daha seçici hale gelen alıcılar, özellikle satışların yavaş olduğu bölgelerde pazarlık gücünü alıcı tarafına kaydırıyor.

Ancak bu durum, satıcıların mutlaka zarar edeceği veya yatırımcıların her mülkü indirimli satın alabileceği anlamına gelmiyor.

Artık önemli olan yalnızca bir konuta sahip olmak değil, o konutun gerçek piyasa değerini doğru belirleyebilmek.

Satıcılar için gerçekçi fiyatlandırma, alıcılar için finansal hazırlık, yatırımcılar için ise doğru analiz her zamankinden daha fazla önem taşıyor.

Londra dünyanın önemli gayrimenkul merkezlerinden biri olmaya devam ediyor. Ancak güçlü bir şehirde bulunmak, her mülkün her fiyat seviyesinde doğru yatırım olduğu anlamına gelmez.

Benim değerlendirmeme göre önümüzdeki dönemde kazananlar, piyasanın geçmişte nasıl çalıştığına değil, bugün nasıl değiştiğine odaklananlar olacak.

Çünkü gayrimenkulde doğru karar, yalnızca doğru mülkü bulmakla değil, doğru fiyatı ve doğru zamanı birlikte değerlendirmekle verilir.

Zülküf Aydın
Founder & Managing Director
Royal Way Property Investment
www.royalway.co.uk

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turkishpress.co.uk sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.