İsmail Karakaş (Genel Yayın Yönetmeni)
Köşe Yazarı
İsmail Karakaş (Genel Yayın Yönetmeni)
 

NE KARA HAYDAR’I, NE VANLISI!

Ne Kara Haydar’ı, ne vanlısı ya! Van'daki insanların bundan haberi veya rızası varmı? Güzel ülkemizin Güzel şehri olan Van'a bu bir hakaret değilmi? Van'a ihanet değilmi bu bir şehrin adını lakap olarak kullanarak olmadık görgüsüz işler yaparak o şehri zan altında bırakmak ne demek oluyor. Son zamanlarda Türkiye’de çeşitli lakaplarla ortaya çıkan, kendilerine adeta bir makam ve güç vehmeden bazı sivil vatandaşların davranışlarını hayretle izliyoruz. Biri çıkıyor, görgüsüz bir düğün takı töreni yapıyor oraya gelen görevini yapan polisler var bu görgüsüzlük şahıs ise  yanına üç-beş kişiyi alıyor, polis aracına doğru yürüyor. Bir başkası yanına aldığı adamlarla alışveriş merkezindeki dükkânları denetler görüntüsü veriyor. Bir diğeri etrafına kalabalık topluyor, ciddi ciddi devlet görevlisi edasıyla hareket ediyor. Peki, siz kimsiniz? Hangi makamın yetkisini kullanıyorsunuz? Hangi kanunun size verdiği yetkiyle vatandaşın karşısına devlet görevlisi görüntüsüyle çıkıyorsunuz? Devlet olmak başka, devletçilik oynamak başka! Kamu görevlisi olmak başka, kamu görevlisi gibi görünmeye çalışmak bambaşka! Devlet görevlisi değilsen devlet görevlisi gibi davranma!   TÜRK MAFYA DİZİLERİ GERÇEK HAYAT MI OLDU? İşin daha da düşündürücü tarafı şu: Bu görüntüleri nereden öğrendiniz? Kurtlar Vadisi’nden mi? Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz’dan mı? Eşref Rüya’dan mı? Çukur’dan mı? Arka Sokaklar’dan mı? Liste uzayıp gidiyor... Türk televizyonlarında yıllardır mafya, suç, silah, racon, kabadayılık ve güç gösterisi üzerine kurulan diziler izliyoruz. Anlaşılan bazıları televizyon karşısında gördüğü sahneleri gerçek hayat sanmaya başladı. Dizide üç kişiyle yürüyen adamı gerçek hayatta da üç kişiyle yürütüyor. Dizide dükkân basan karakteri gerçek hayatta AVM denetimine çıkarıyor. Dizide devlet görevlisi gibi davranan karakteri sokakta taklit ediyor. Sonra da ortaya son derece komik, fakat aynı zamanda tehlikeli bir tablo çıkıyor. Senaryo bitmiş, özentisi sokağa taşmış!   HAYAL DÜNYASI BU KADAR MI BERBAT? Bu dizileri kim yazıyor bilmiyorum. Ama senaryolara bakınca insanın sormadan edemediği bir soru var: Hayal dünyası gerçekten bu kadar mı berbat? Silah... Kan... Şiddet... Racon... Bağırış... Tehdit... Güç gösterisi... Saçma sapan replikler... Ve bütün bunların üzerine bir de “karizma” görüntüsü! Bir insanın güçlü olması için yanında üç-beş kişi dolaşması mı gerekiyor? Devlet adamı görüntüsü vermek için polis aracına doğru yürümek mi gerekiyor? Saygın olmak için insanları korkutmak mı gerekiyor? Esnafı denetlemek için devlet görevlisi gibi davranmak mı gerekiyor? Bunların hiçbirinin adı güç değildir. Bu, olsa olsa özenti ve basitliktir.   TELEVİZYONUN SORUMLULUĞU YOK MU? Elbette burada yalnızca bu görüntüleri taklit edenleri eleştirmek yetmez. Bu dizileri yapanların da, yayınlayanların da, izin verenlerin de sorumluluğu vardır. Devletimizin bu konuda daha dikkatli olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü televizyon yalnızca televizyon değildir. Ekranda gördüğünüz görüntü, özellikle gençler üzerinde iz bırakır. Her gün silah gösterirseniz, silah sıradanlaşır. Şiddeti normalleştirirseniz, şiddet sıradanlaşır. Raconu, tehdidi, kabadayılığı ve mafya kültürünü “güç” gibi gösterirseniz, birileri çıkıp bunu gerçek hayatta uygulamaya kalkar. Sonra da karşımıza “Ne Kara Haydar ne canlısı?” dedirten garip görüntüler çıkar.   TÜRK AİLE YAPISI NEREDE? Türkiye’nin kendine özgü güçlü bir aile yapısı, toplumsal değerleri ve kültürü var. Elbette sanat yapılacak. Elbette suç dizileri de çekilebilir. Elbette kötü karakterler de olacak. Ancak mesele suçun gösterilmesi değil; suçun, şiddetin ve mafya kültürünün nasıl sunulduğudur. Kötülüğü anlatmak başka şeydir. Kötülüğü özendirici hale getirmek başka... Silahı eline alanı “karizmatik” göstermek başka... Şiddet uygulayanı “güçlü adam” diye pazarlamak başka... Tehdit eden karakteri “racon sahibi” diye yüceltmek başka... Bunların artık iyi düşünülmesi gerekiyor.   DEVLETİN OTORİTESİ DİZİ SAHNELERİNE BIRAKILAMAZ Devletin bir ciddiyeti vardır. Polisin bir üniforması, yetkisi ve sorumluluğu vardır. Denetim yapan kamu görevlisinin bir makamı ve hukuki dayanağı vardır. Sivil bir vatandaşın ise bunların hiçbirini taklit ederek kendisine yetki görüntüsü vermeye hakkı yoktur. Türkiye bir dizi seti değildir. Sokaklar mafya dizisinin platosu değildir. AVM'ler dizi sahnesi değildir. Polis araçları da kimsenin güç gösterisi yapacağı dekor değildir. Herkes haddini ve hukukunu bilmelidir. Çünkü devlet ciddiyeti, birkaç kişinin arkasına adam dizmekle değil; hukuka uymakla ortaya çıkar. Artık ekranlarda biraz daha akıl, biraz daha vicdan, biraz daha aile, biraz daha toplum, biraz daha insan görmek istiyoruz. Silahı, kanı, şiddeti, tehdidi ve saçma sapan replikleri “karizma” diye pazarlayan anlayıştan yorulduk. Çünkü ortada ciddi bir mesele var: Dizilerde oynanan roller, bazı insanların gerçek hayat davranışlarına dönüşmeye başladıysa burada yalnızca izleyiciyi değil, yapımcıyı, senaristi, yayıncıyı ve denetim mekanizmasını da sorgulamak gerekir. Devlet görevlisi değilsen devlet görevlisi gibi davranma. Yetkin yoksa denetçi gibi dolaşma. Üç-beş kişinin arkasına saklanıp güç gösterisi yapma. Ve en önemlisi... Televizyonda gördüğün her şeyi gerçek hayat sanma. Çünkü hayat dizi değildir. Devlet de bir dizi karakteri değildir. Hukuk vardır, makam vardır, yetki vardır ve her şeyden önce de sınır vardır.
Ekleme Tarihi: 12 Eylül 2026 -Cumartesi
İsmail Karakaş (Genel Yayın Yönetmeni)

NE KARA HAYDAR’I, NE VANLISI!

Ne Kara Haydar’ı, ne vanlısı ya!

Van'daki insanların bundan haberi veya rızası varmı?
Güzel ülkemizin Güzel şehri olan Van'a bu bir hakaret değilmi?

Van'a ihanet değilmi bu bir şehrin adını lakap olarak kullanarak olmadık görgüsüz işler yaparak o şehri zan altında bırakmak ne demek oluyor.

Son zamanlarda Türkiye’de çeşitli lakaplarla ortaya çıkan, kendilerine adeta bir makam ve güç vehmeden bazı sivil vatandaşların davranışlarını hayretle izliyoruz.

Biri çıkıyor, görgüsüz bir düğün takı töreni yapıyor oraya gelen görevini yapan polisler var bu görgüsüzlük şahıs ise 
yanına üç-beş kişiyi alıyor, polis aracına doğru yürüyor.

Bir başkası yanına aldığı adamlarla alışveriş merkezindeki dükkânları denetler görüntüsü veriyor.

Bir diğeri etrafına kalabalık topluyor, ciddi ciddi devlet görevlisi edasıyla hareket ediyor.

Peki, siz kimsiniz?
Hangi makamın yetkisini kullanıyorsunuz?

Hangi kanunun size verdiği yetkiyle vatandaşın karşısına devlet görevlisi görüntüsüyle çıkıyorsunuz?

Devlet olmak başka, devletçilik oynamak başka!
Kamu görevlisi olmak başka, kamu görevlisi gibi görünmeye çalışmak bambaşka!

Devlet görevlisi değilsen devlet görevlisi gibi davranma!

 

TÜRK MAFYA DİZİLERİ GERÇEK HAYAT MI OLDU?

İşin daha da düşündürücü tarafı şu:
Bu görüntüleri nereden öğrendiniz?

Kurtlar Vadisi’nden mi?
Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz’dan mı?
Eşref Rüya’dan mı?
Çukur’dan mı?
Arka Sokaklar’dan mı?

Liste uzayıp gidiyor...

Türk televizyonlarında yıllardır mafya, suç, silah, racon, kabadayılık ve güç gösterisi üzerine kurulan diziler izliyoruz.

Anlaşılan bazıları televizyon karşısında gördüğü sahneleri gerçek hayat sanmaya başladı.

Dizide üç kişiyle yürüyen adamı gerçek hayatta da üç kişiyle yürütüyor.

Dizide dükkân basan karakteri gerçek hayatta AVM denetimine çıkarıyor.

Dizide devlet görevlisi gibi davranan karakteri sokakta taklit ediyor.

Sonra da ortaya son derece komik, fakat aynı zamanda tehlikeli bir tablo çıkıyor.

Senaryo bitmiş, özentisi sokağa taşmış!

 

HAYAL DÜNYASI BU KADAR MI BERBAT?

Bu dizileri kim yazıyor bilmiyorum.

Ama senaryolara bakınca insanın sormadan edemediği bir soru var:

Hayal dünyası gerçekten bu kadar mı berbat?

Silah...
Kan...
Şiddet...
Racon...
Bağırış...
Tehdit...
Güç gösterisi...
Saçma sapan replikler...

Ve bütün bunların üzerine bir de “karizma” görüntüsü!

Bir insanın güçlü olması için yanında üç-beş kişi dolaşması mı gerekiyor?

Devlet adamı görüntüsü vermek için polis aracına doğru yürümek mi gerekiyor?
Saygın olmak için insanları korkutmak mı gerekiyor?

Esnafı denetlemek için devlet görevlisi gibi davranmak mı gerekiyor?

Bunların hiçbirinin adı güç değildir.

Bu, olsa olsa özenti ve basitliktir.

 

TELEVİZYONUN SORUMLULUĞU YOK MU?

Elbette burada yalnızca bu görüntüleri taklit edenleri eleştirmek yetmez.

Bu dizileri yapanların da, yayınlayanların da, izin verenlerin de sorumluluğu vardır.

Devletimizin bu konuda daha dikkatli olması gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü televizyon yalnızca televizyon değildir.

Ekranda gördüğünüz görüntü, özellikle gençler üzerinde iz bırakır.

Her gün silah gösterirseniz, silah sıradanlaşır.

Şiddeti normalleştirirseniz, şiddet sıradanlaşır.

Raconu, tehdidi, kabadayılığı ve mafya kültürünü “güç” gibi gösterirseniz, birileri çıkıp bunu gerçek hayatta uygulamaya kalkar.

Sonra da karşımıza “Ne Kara Haydar ne canlısı?” dedirten garip görüntüler çıkar.

 

TÜRK AİLE YAPISI NEREDE?

Türkiye’nin kendine özgü güçlü bir aile yapısı, toplumsal değerleri ve kültürü var.

Elbette sanat yapılacak.

Elbette suç dizileri de çekilebilir.

Elbette kötü karakterler de olacak.

Ancak mesele suçun gösterilmesi değil; suçun, şiddetin ve mafya kültürünün nasıl sunulduğudur.

Kötülüğü anlatmak başka şeydir.

Kötülüğü özendirici hale getirmek başka...
Silahı eline alanı “karizmatik” göstermek başka...

Şiddet uygulayanı “güçlü adam” diye pazarlamak başka...

Tehdit eden karakteri “racon sahibi” diye yüceltmek başka...

Bunların artık iyi düşünülmesi gerekiyor.

 

DEVLETİN OTORİTESİ DİZİ SAHNELERİNE BIRAKILAMAZ

Devletin bir ciddiyeti vardır.

Polisin bir üniforması, yetkisi ve sorumluluğu vardır.

Denetim yapan kamu görevlisinin bir makamı ve hukuki dayanağı vardır.

Sivil bir vatandaşın ise bunların hiçbirini taklit ederek kendisine yetki görüntüsü vermeye hakkı yoktur.

Türkiye bir dizi seti değildir.

Sokaklar mafya dizisinin platosu değildir.

AVM'ler dizi sahnesi değildir.

Polis araçları da kimsenin güç gösterisi yapacağı dekor değildir.

Herkes haddini ve hukukunu bilmelidir.

Çünkü devlet ciddiyeti, birkaç kişinin arkasına adam dizmekle değil; hukuka uymakla ortaya çıkar.


Artık ekranlarda biraz daha akıl, biraz daha vicdan, biraz daha aile, biraz daha toplum, biraz daha insan görmek istiyoruz.

Silahı, kanı, şiddeti, tehdidi ve saçma sapan replikleri “karizma” diye pazarlayan anlayıştan yorulduk.

Çünkü ortada ciddi bir mesele var:
Dizilerde oynanan roller, bazı insanların gerçek hayat davranışlarına dönüşmeye başladıysa burada yalnızca izleyiciyi değil, yapımcıyı, senaristi, yayıncıyı ve denetim mekanizmasını da sorgulamak gerekir.

Devlet görevlisi değilsen devlet görevlisi gibi davranma.

Yetkin yoksa denetçi gibi dolaşma.

Üç-beş kişinin arkasına saklanıp güç gösterisi yapma.

Ve en önemlisi...

Televizyonda gördüğün her şeyi gerçek hayat sanma.
Çünkü hayat dizi değildir.

Devlet de bir dizi karakteri değildir.

Hukuk vardır, makam vardır, yetki vardır ve her şeyden önce de sınır vardır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turkishpress.co.uk sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.